Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Şubat 1, 2023

Celal Şengör’ün Pornografiyi Öven Sözleri

‘’Yangınlar nedeniyle ciğerlerimiz yanarken, salgın nedeniyle yorgun ve bitkin düşmüşken, bu konu da nereden çıktı şimdi?’’ diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama dünden beri Jeolog Prof. Dr. Celâl Şengör’ün pornografiyi ve porno sitelerini öven videoları soruluyor bana. Oldukça yanlış ve yanıltıcı bilgiler içeren bu sözlere cevap vermek de bizim işimiz. Şengör’ün bu videolarını daha önce görmemiştim. Tam ne diyor diye baktım. O bu düşüncelerini 2011 yılında Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi’nde yayımlanan “Porno siteleri ve sayısız faydaları” başlıklı yazısında da dile getirmiş. Şöyle diyor Şengör (1);

“Öğrencilik yıllarımdan beri porno filmleri seyretmeyi severim. Hatta bunların muhtelif kültürlerde yapılmış olanları arasındaki farkları düşünmek, insana çok ilginç bakış açıları kazandırır.

Cinsel faaliyet zevkli, hem de çok zevklidir. Bunu adam gibi yaparak ondan en üst düzeyde zevk almak da bir eğitim işidir. Çiftleşme öncesi sevişme oyunları, çiftleşmenin muhtelif pozisyonları, çiftleşmenin süresinin ayarlanabilmesi ve daha nice faydalı bilgiler çiftleşmeyi yapacak çiftler için gerekli bilgilerdir. İlkel kültürlerin pek çoğu, çiftleşmeyi ayıp saydığı için, gençler bu bilgilerden mahrum kalarak cinsel hayatlarında mutsuz olur ve tabiatın bizlere sunduğu bu müthiş hediyeden istifade edemezler.

Porno sitelerinin ve filmlerinin ilk ve en önemli faydası bu eğitimi görsel olarak bireye vermesidir. Bu eğitimi alamayanların ne haltlar ettiklerini her gün gazetelerde okuyoruz: Irza geçme, namus cinayetleri, çocuklarla cinsel ilişkiye girme gibi sapıklıklar adam gibi cinsel eğitim almamış ve bu nedenle tabiatın kendisine verdiği çiftleşme dürtüsünü kontrolden aciz erkeklerin yarattığı vahşet örnekleridir.

İnternetin bir faydası da bazı porno filmlerde gösterilen ve sağlığa zararlı olan hareketleri tartışmaya açması, bunların zararlarını anlatmasıdır. Bazı porno filmlerinin kendileri seyircilerini ikaz eden ibareler taşırlar: ‘Burada seyrettiklerinizi evde denemeye kalkışmayınız.’ Bu da porno film endüstrisinin öğretici görevlerinden biridir” (1).

Şengör’ün pornoyu öven bu açıklamaları tabii ki yanlış, bilimsel hiçbir dayanağı yok. Konu hakkında ‘’Bilimsel Veriler Işığında Sansürsüz Cinsellik’’ adlı kitabımın ilgili bölümünü naklediyorum. Metnin içinde yer alan ama burada görülemeyen bilimsel kaynaklar kitabımızdan görülebilir (2). 

 Pornografinin Zararları 

Günümüzde bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ve internetin yaygınlaşması nedeniyle pornografik yayınların izlenmesinde ciddi artışlar gözlenmektedir.  Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya gibi sınırsız internet erişimine sahip gelişmiş ülkelerde yapılan epidemiyolojik çalışmalar pornografinin erkeklerin çoğunluğu [%64-70] tarafından kadınların da yaklaşık dörtte biri [%23-33] tarafından kullanıldığını göstermektedir.  Ancak pornografi kullanımı gelişmekte olan ülkelerde de yaygınlaşıyor. Örneğin son araştırmalar Etiyopya ve Bangladeş’teki öğrencilerin yarından fazlasının pornografiye maruz kaldığını gösteriyor.  En büyük çevrimiçi pornografik web sitelerinden alınan veriler de bu bulguları destekliyor. Erkeklerin çoğunluğu [%74] bu siteleri ziyaret ediyor ve pornografik yayınlar [siteler] her geçen yıl daha da büyüyor.

Çeşitli medya organlarında görünen sosyal temsiller cinsel deneyimlerin algılanma ve anlaşılma biçimini etkileyebilir. Pornografi orgazmın tasvir edildiği tek ortam olmasa da bu tasvirlerin en yaygın ve en açık olanıdır. Erişimi internet nedeniyle oldukça kolay hale gelmiştir. Montreal Quebec Üniversitesinden Seguin ve ark. tüm zamanların en çok izlenen 50 pornografi videosunu erkek ve kadın orgazmının sıklığı, orgazma neden olan cinsel eylemler [kadın orgazmlarını tetikleyen aktivitenin klitoral uyarımı içerip içermediği] ve işitsel [sözlü, sesli] ve görsel [bedensel] orgazm göstergelerini incelediler. Bu videoların 45’inde heteroseksüel bir çift, 5’inde ise grup seks varyasyonları mevcuttu. Oyuncuların 60’ı kadın 50’si erkekti. Veriler kodlanarak cinsel senaryo teorisi ve önceki orgazm araştırmaları ışığında analiz edildiğinde görüldü ki, bu videolarda, erkeklerin %78’ine karşı kadınların sadece %18,3’ü orgazma ulaşıyordu [bunların da %45’i vajinal, %35’i anal ilişki ile geriye kalanı da diğer yollarla sağlanıyordu]. Semen görünümü haricinde orgazm tasvirlerinde cinsiyet farklılıkları da belgelendi. Sonuçta orgazmın pornografik tasvirleri erkek performans senaryosunu destekliyor ve erkek-kadın orgazmının temsilleri, kadın orgazmı ve erkek cinsel performansı ana akım pornografik görüntülerde gerçekçi olmayan inançları ve beklentileri sürdürmeye hizmet ediyordu.

Bu bulgular pornografinin cinsel tatmini neden ve nasıl azalttığına daha doğrusu ne kadar yanlış bilgiler verdiğine dair önemli veriler sunuyor. Öncelikle seksi erkek performans senaryosu üzerinden tanıtıyor ve kadınların nadiren [%18] orgazm yaşadıkları mesajını veriyor. Üstelik bunların çoğu da penetratif vajinal ilişkiler haricindeki ilişkilerle sağlanıyor. Oysa gerçekte kadınların çoğu orgazma vajinal ilişki ile ulaşmaktadır. Dolayısıyla pornografi seksi erkek performans senaryosu üzerinden tanıtmaktadır. Seks pornografide erkekler için tek boyutlu, kadın partnerlerin nesneleştirildiği ve tatmin edici olmayan düşük kaliteli bir eylem olarak sunulmaktadır. Cinselliğin bu görüntüler üzerinden öğrenilmesi çok ciddi seksüel ve hatta davranışsal problemlere neden olur. Nitekim pornografinin cinsel işlevin tüm parametrelerini olumsuz etkilediğini ve cinsel işlevi bozduğunu gösteren pek çok çalışma bulunmaktadır. Pornografi kullanımına bağlı olarak uyarılma eşiğinde değişiklikler meydana gelmekte, cinsel istek,  uyarılma ve ereksiyon problemleri yaşanmakta,  boşalma zamanı gecikmekte  ve cinsel tatmin her iki cinste de azalmaktadır.

Pornografi uyarılma eşiğini yükselterek normal partnere [eşe] karşı uyarılma ve orgazma ulaşım zamanını uzatmakta, eşin cinsel olarak daha az çekici bulunmasına neden olmakta ve orgazma ulaşımı zorlaştırmaktadır.  Pornografi alışkanlığı bulunan erkekler uyarılma problemlerini aşmak için daha sık mastürbasyon yapmaktadırlar. Cinsel işlev bu erkeklerde bundan dolayı da bozulmaktadır. 

Pornografi cinsel tatmini erkekte de kadında da azaltmaktadır. Çiftlerde paylaşılan pornografi, partnerleri gerçek ilişki sırasında daha fazla cinsel keşif için teşvik edici olabilir gerekçesiyle pornografinin cinsel tatmin üzerinde olumlu etkileri bulunabileceğini savunan kısıtlı bazı çalışmalar bulunmaktadır.  Ancak pornografi cinsel tatmini genel olarak olumsuz etkilemektedir.  Bunu gösteren pek çok çalışma mevcuttur.

Pornografiye sık maruz kalmak cinsel tatmini potansiyel olarak şu faktörlere bağlı olarak olumsuz etkilemektedir;  1-Gerçek partnerin pornografik filmlerdeki idealleştirilmiş beden özellikleri ve oyunculuk rolleriyle karşılaştırılması,  2-Gerçek partnerin pornografik materyallerde gözlemlenen sahneleri yeniden oluşturamaması, 3-Gerçek partnerle pornografik materyallerde sunulduğu gibi geniş bir cinsel yelpazenin elde edilememesi, bunların oluşturduğu hayal kırıklıkları,   4-Gerçek bir partnerle cinsel ilişki yerine seçilen pornografiyle temas,  5-Uyarılma eşiğinin değişmesi,  6-Pornografi ile ödül merkezinin yoğun bir şekilde uyarılması ve cinselliğe duyarlı ödül sisteminin değişmesi. 

Netice itibari ile pornografi cinsel işlevi ve cinsel tatmini birçok etkene bağlı olarak bozmaktadır. Nörobiyolojik çalışmalar da bu verileri teyit etmektedir. Uzun süreli pornografi kullanımı cinselliğe duyarlı ödül sistemindeki değişikliklere bağlı olarak cinsel istek üzerinde olumsuz etkiler yapmaktadır. Gerçek cinsel ilişkiden daha aktif uyaranlar içeren pornografinin tercih edilmesi ödül sisteminin cinselliğe duyarlılığını değiştirmekte ve sonuçta da cinsel işlev bozulmaktadır. 

Pornografinin cinsel işlev üzerindeki etkileri erkeklerde ve kadınlarda farklılık gösterebilmektedir. Ayrıca pornografi kullanımının sıklığı, zamanı ve tüketilen pornografi türü de sonucu etkilemektedir.  Yaşları 18-76 arasında toplam 754 kadının dahil edildiği bir çalışma  uzun süreli bir ilişkisi bulunan ve pornografiyi daha sık kullanan kadınların, partnerlerine karşı artan cinsel isteklerini ortaya çıkarabildiklerini ve cinsel çeşitlilik için daha yüksek bir istek bildirdiklerini raporlamaktadır.  Bu sonuç erkekler ve kadınlar arasındaki farklılıklardan veya partner etkisinden kaynaklanıyor olabilir. Libido bu kadınlarda pornografi kullandıkları için mi artıyor yoksa bu kadınlar libidoları yüksek olduğu için mi pornografi kullanıyorlar? Bu durum net değildir. Nitekim yaş ortalamaları erkeklerde 35 kadınlarda 33 olan 240 çiftin dahil edildiği kesitsel bir araştırma, kadınlardaki cinsel istekle pornografi kullanımı arasındaki pozitif ilişkiyi teyit etmiş ancak erkeklerde böyle bir ilişki gözlenmemiştir; erkekte pornografi kullanımı, daha az erkek-kadın ilişkisel tatmini, daha düşük kadın cinsel isteği ve daha düşük erkek pozitif iletişimi dahil olmak üzere çok çeşitli olumsuz göstergelerle ilişkili bulunmuştur.  Sonuçta pornografinin etkileri konusunda erkekle kadın arasında bazı farklılıklar var ise de pornografi erkekte de  kadında da  cinsel işlevi bozmakta ve cinsel tatmini azaltmaktadır. Bunu gösteren pek çok çalışma bulunmaktadır.

Son yıllarda gençlerde gözlemlenen cinsel işlev bozukluğunun hızlı bir şekilde artmasının en önemli nedenlerinden biri de pornografidir. ABD’de yayımlanan Time Dergisi’nin 2016 yılındaki bir kapağı, aşırı porno yüzünden gerçek cinsellikten tahrik olmayan genç erkeklerin sayısındaki artıştan bahsediyordu.  Popüler bir TED konferansında 40’lı yaşlarındaki Cindy Gallop 20’li yaşlardaki erkeklerle yaşadığı cinsel deneyimleri anlatırken şöyle diyordu; ‘’Genç erkeklerle cinsel ilişkiye girdiğimde, kültürümüzün her yanına sinsice yayılan pornografinin gerçek etkilerini doğrudan ve kişisel olarak görüyorum. Çocuklar pornoyla daha önce hiç olmadığı kadar küçük yaşlarda karşılaşıyor. Cinselliğin porno filmlerdeki gibi olduğunu düşünen bir kuşak yetişiyor.’’ 

Pornografi cinsellikle ilgili gerçekçi olmayan beklenti ve talepleri artırırken seksüel yetenekleri [cinsel işlevi] bozmaktadır. Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr.Layden,  şöyle diyor; “Klinik deneyimlerimde pornografinin izleyicilerin cinsel performansına zarar verdiğini gördüm. Pornografi izleyicileri erken boşalma ve erektil disfonksiyonla ilgili sorunlar yaşama eğiliminde oluyorlar. Porno izleyicileri kâğıt selüloit ve siber uzayla doğal olmayan cinsel deneyimler içinde bu kadar çok zaman geçirdikten sonra gerçek bir insanla seks yapmayı zor buluyorlar. Pornografi, cinsel deneyim türleri ve miktarları için beklentilerini ve taleplerini artırıyor ama aynı zamanda seks yaşama yeteneklerini de azaltıyor.”

Pornografinin zararlı etkileri özellikle gençler üzerinde daha fazla yıkıcı izler bırakmaktadır.  Çünkü gençler cinselliği pornografiden çok yanlış öğreniyorlar. Gerçek partnerle uyarılamıyor ve ereksiyon sorunları yaşıyorlar. Pornografik modellerdeki abartılı anatomi ve davranış yelpazesi cinsellikle ilgili yanlış bilgiler veriyor. Görüntüler abartılı erkek performans senaryoları ile dolu bulunuyor. Kadın eşit bir seksüel partner olarak değil erkeğin performans objesi olarak sunuluyor, nesneleştiriliyor ve aşağılanıyor.  Cinsellik ve cinsel roller yanlış tanıtılıyor. Kadın orgazmı yok sayılıyor. Orgazma ulaşım yolları yanlış takdim ediliyor. Cinsellik için çok önemli olan ten teması ve duygusal iletişim pornografinin doğası gereği hemen hemen hiç bulunmuyor. Her halükârda ruhsuz, mekanik ve işlevsiz bir cinsellik sergileniyor.  Bu durum gençlerin cinsel ve sosyal yaşamı için çok ciddi bir tehlike arz ediyor. Bazı Avrupa ülkelerinde yapılan çalışmalar 30 yaş altındaki genç erkeklerde erektil işlev bozukluğunun neredeyse yaşlı nüfus düzeyine geldiğini [%30’lara çıktığını] gösteriyor.  Bu sonuçlarda pornografi ve serbest cinsel yaşamın büyük katkıları bulunuyor. Pornografi istatistiklerini nakleden merkezlere göre Kanadalı ergenler üzerinde 2016 yılında yapılan bir araştırma bu genç erkeklerin %45,3’ünün ereksiyon sorunları yaşadığını gösteriyor.  Pornografinin ergenler ve gençler üzerinde ne kadar ciddi bir tehlike ve tehdit oluşturduğu açıkça görülebiliyor.

İnternet pornografisine maruz kalmak sadece cinsel işlevi bozmuyor, gelişmekte olan beyne de zarar veriyor. Rapor edilen pornografi kullanım saatleri arttıkça beyindeki gri madde miktarı azalıyor. Almanya’da erkekler üzerinde yapılan bir araştırma haftalık pornografi saati arttıkça, beynin sağ striatum [kaudat] bölgesindeki gri madde hacminin, sol striatum [putamen] bölgesindeki reaktif aktivitenin ve prefrontal korteksle fonksiyonel bağlantısının azaldığını gösteriyor.  Araştırmacılara göre bu durum prefrontal kortikal alanların yukarıdan aşağıya modülasyonu ile birlikte ödül sisteminin yoğun bir şekilde uyarılması sonucunda gelişmektedir. Ya da nöral plastisitedeki değişikliği yansıtmakta veya pornografi tüketimi daha tatmin edici bir ön koşul kabul edilmektedir. Nitekim pornografinin beyni yoğun bir şekilde uyarması, beyinde uyuşturucu bağımlılığına benzer önemli değişikliklere neden olmaktadır [pornografi beyinde uyuşturucu bağımlılığına benzer değişiklikler yapmaktadır]. 

Pornografi cinsel saldırıları da artırmaktadır. Porno filmlerdeki sahnelerin %88’i fiziksel saldırganlık, %49’u sözlü saldırganlık içermektedir. Pornografi kullanımı cinsel tecavüz ve sapkın eğilimleri geliştirme riskini %31, cinsel suç işleme riskini %22, tecavüzle ilgili mitleri kabul etme riskini ise %31 artırmaktadır.  İtalya’da yaşları 14 ila 19 arasındaki ergenlerde yapılan bir araştırma pornografik videolar izleyen kadınların cinsel taciz veya cinsel saldırı mağduru olma olasılığının önemli ölçüde arttığını göstermektedir.  ABD Indiana Üniversitesi’nden Wright ve ark.  cinsel saldırganlıkla pornografi tüketimi arasındaki ilişkiyi inceleyen 7 farklı ülkeden 22 çalışmayı meta-analize tabi tutmuş ve uluslararası düzeyde pornografi tüketiminin hem erkeklerde hem kadınlarda sözlü ve fiziksel cinsel saldırganlıkları önemli oranda artırdığını bildirmiştir.

İnternet pornografisi ergenlerdeki riskli seksüel aktiviteleri de anlamlı düzeyde artırmaktadır. ABD’de yapılan bir araştırmada toplam 433 ergen ile görüşülmüş ve şu sonuçlara ulaşılmıştır; Katılımcıların %96’sının internet erişimi vardı ve %55,4’ü seksüel içerikli bir web [porno] sayfasını ziyaret etmişti. Pornoya maruz kalan ergenlerin son 3 ay içinde birden fazla cinsel partnere sahip olma, son cinsel ilişkide alkol veya diğer maddeler kullanma ve anal seks yapma oranı anlamlı düzeyde yüksekti. Pornoya maruz kalan ergenler daha önce hiç maruz kalmamış erkeklere oranla daha yüksek cinsel izin puanları sergilemekte idi [riskli cinsel aktivitelere izin veriyorlardı].  İsveç’te yaşları 14-18 arasındaki ergen erkekler üzerinde yapılan bir araştırma sık pornografi tüketen erkeklerin aynı yaştaki diğer erkeklere göre seks satma ve satın alma olasılığının önemli ölçüde arttığını göstermektedir. 

Pornografi beynin motivasyon sisteminde değişiklikler yaparak cinsel işlev bozukluğuna neden olmaktadır. Araştırmacılar 40 yaş altındaki erkeklerde gözlemlenen ereksiyon problemlerindeki keskin artışların, gecikmiş boşalmaların, azalan libido ve azalmış cinsel tatmin vakalarının artık cinsel işlev bozukluklarını açıklayan geleneksel faktörlerle izah edilemeyeceğini; klinik, biyolojik[üroloji], psikolojik [cinsel koşullandırma] ve sosyolojik fenomenlerin birlikte incelenmesi gerektiğini savunuyorlar. Klinik raporlar internet pornografisi kullanımının sonlandırılması ile bazen olumsuz etkilerin tersine çevrilebildiğini bildirmektedir. 

Utah Üniversitesinden Butler ve ark.   pornografi ile yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemiş ve pornografi kullanımının yalnızlığa, yalnızlığın da pornografi kullanımına yol açtığını tespit etmiştir. Dünyanın dört bir yanında İngilizce konuşan ülkelerdeki 1.247 katılımcıyla görüşülerek yapılan bu çalışmaya göre porno kullanımındaki her bir birim yalnızlığı %20 artırırken her bir yalnızlık birimi  de porno kullanımını %16 artırmaktadır. Pornografi kullanımı erkeklerde daha fazla ve evlilerde daha düşük bulunmuştur. Eğitim ve dindarlık düzeyi arttıkça pornografi kullanımı azalmaktadır. Eğitim seviyesi yalnızlığın azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Yazarlar pornografi kullanımının ilişki sıkıntısı, bozulmuş bağlanma ve çiftin üzerindeki baskı ile ilişkili olduğunu düşünüyorlar. Pornografi içerdiği “erotizm, nesneleştirme, karışıklık ve kadın düşmanlığından oluşan cinsel performans senaryoları’’ nedeniyle ilişkilere zarar vermektedir. Zaten pornografi güvenli bağlanmaya da bu yüzden zıttır. Yalnızlıkla ilişkili olan bu durum Seguin ve ark. tarafından yapılan pornografik videoların analizlerinde de görülmektedir.  Pornografi bağımlılığı yalnızlığı ve diğer olumsuz duyguları hafifletmek için başvurulan uyumsuz bir çabadır. Pornografi kullanımı ile cinsel istek esnasında iki aşamalı bir uyarılma ve coşku süreci yaşanmakta ardında da kısmi bir rahatlama gelmektedir. Ancak bu geçici olarak yaşanan bir rahatlamadır ve nihayetinde daha fazla yalnızlık ve izolasyon duygularına neden olmaktadır.  Normal bağlanma davranışını bozmaktadır. İstikrarlı ve tatmin edici ilişkiler kurmakta daha fazla zorluğa yol açmaktadır. Sonuçta da başkalarıyla yakınlık kurmak yerine pornografiyi kullanma olasılığı daha da artmaktadır. 

Oklahoma Üniversitesi’nden Perry ve Schleifer,  2006-2014 yılları arasında 2.120 çifti takip etmiş ve pornografi kullanımı ile boşanmalar arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Buna göre pornografi kullanımı Amerikalı evlilerde boşanma olasılığını yaklaşık olarak ikiye katlamıştır. Bu hem kadınlar hem erkekler için geçerli olan br sonuçtur. Pornografi kullanımının sonlandırılması boşanma olasılığını düşürmekte ama bu sadece kadınlar için geçerli olmaktadır. Ayrıca pornografi kullanımına başlama ile boşanma olasılığı arasındaki ilişki özellikle genç Amerikalılarda, daha az dindar olanlarda ve başlangıçta daha fazla evlilik mutluluğu bildirenlerde daha güçlü görünmektedir. Tüm örneklem genelinde boşanma oranı porno kullanmayanlarda %6 iken porno kullanıcılarında %11’dir. Porno kullanmaya başlayan erkelerde boşanma oranı %5’ten %10’a çıkarken, bu oran kadınlarda %6’dan 16’ya çıkmaktadır. Porno kullanımını durdurmak yalnızca kadınlarda boşanma riskini azaltmaktadır.  Boşanma oranı porno kullanımına devam eden kadınlarda %18 iken pornoyu bırakan kadınlarda %6’ya düşmektedir. Boşanma porno kullanmayanlarda %6 iken bu oran evlendikten sonra pornografi kullanmaya başlayan 20’li yaşlardaki gençlerde %50, 30’lu yaşlarda %28 ve 40’lı yaşlarda %12 olmaktadır. Ellili yaşlara gelindiğinde pornografi kullanımına başlamak ise boşanma oranını önemli ölçüde etkilememektedir. Haftada en az bir kez dini törenlere katılanlarda da pornografi tüketimi boşanma oranını etkilememektedir. Evlilikte mutlu olduklarını bildirenler için porno kullanımına başlamak boşanmayı %3’ten %12’ye çıkarmaktadır.

Özetle pornografi kullanımı uyarılma ve ereksiyon sorunlarına neden olmakta, cinsel işlevi bozmakta, erkekte ve kadında cinsel tatmini azaltmakta, cinsel saldırı riskini artırmakta, beyin gelişimini olumsuz etkilemekte, yalnızlığı ve boşanmayı artırmaktadır. Günümüzde internet yaygınlaşmış, pornografiye ulaşım kolaylaşmıştır. Pornografi kullanımı, özellikle ergenler ve gençler üzerindeki yıkıcı etkileri ve cinsel saldırıları artırıcı etkileri nedeniyle önemli bir halk sağlığı problemi ve hatta kamusal güvenlik sorunu olarak ele alınmalıdır.

1-https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/porno-siteler-faydali-257362

2-Zeki Bayraktar, Bilimsel Veriler Işığında Sansürsüz Cinsellik, 2021, s.307-315

https://www.kitapyurdu.com/kitap/bilimsel-veriler-isiginda-sansursuz-cinsellik/586614.html&manufacturer_id=58325

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir