Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Şubat 1, 2023

Dizi Senaristleri Meseleleri Bizden Daha İyi İdrak Ediyor Olabilirler Mi Acaba?

Önce bir diziden bir kesit:

-Amerikalı diplomat: İslamiyet genç bir din. Hıristiyanlığın olgunlaşması için ne savaşlar verdiğini biliyorsun. Şimdi İslamiyet’in de olgunlaşması için mezhep savaşları şart. Bunun sonucunda oluşacak akımlar da modern dünyaya, sekülerizme, liberal dünya düzenine uyum sağlayacaktır.

-Türk istihbaratçısı: Peki bu savaşta kaç milyon insanın ölmesini ve kaç yıl sürmesini planladın?

-Amerikalı diplomat: Bu size ve İranlı dostlarıma bağlı.

-Türk istihbaratçısı: Anlaşılan İranlılarla anlaşdın.

-Amerikalı diplomat: Bu savaşlar olmadığı sürece İslamiyet modern dünyaya tehdit olmaya devam edecektir. Bu hiçbirimizin işine gelmez. Ayrıca biz Wesfelya savaşlarıyla mezhepsel ve etnik unsurların homojen olmasını sağladık.

-Türk istihbaratçısı: Sizin unuttuğunuz bir şey var biz bu coğrafyada Türk Kürt Arap birlikte yaşamayı öğrendik. Yine yapacağız bunun için size ve İran’a müsaade etmeyeceğiz.

(Sanki Türk istihbaratçısı meseleyi kavramamış gibi. Ya da Amerikalı diplomatın düşündüğünü zaten kabul etmiş de konuyu birlik beraberliğe getiriyor)

İlginç bir yorum; bence üzerinde düşünmek lazım. Belki bu bir senaryo denilebilir, ancak ciddiye almakta fayda var. Burada savaştan, mezhepsel ve etnik ayrımları körüklemekten bahsediliyor. Fakat asıl vurgulanan şu: İslamiyet’in olgunlaşması gerekir, yani Müslümanların. Hangi yollarla? Savaş ve ayrımcılık yollarıyla. Niçin? İslamiyeti modern dünyaya ve sekülerizme tehdit olmaktan çıkarmak için, yani İslamiyeti modern dünya ve sekülerizme uyumlu hale getirmek için.

Savaşlar, mezhepsel ve etnik ayrımlar, Müslümanları bezmiş, yılgın, bitmiş, tükenmiş, yorulmuş, teslim olmuş hale getirecektir. Peki bu sayılan psikolojik durumlara başka hangi saikler sebep olabilir? Bu saikleri de diplomatın bahsettiği İslamiyeti tehdit olmaktan çıkarıp sekülerizmi kabul eder hale getirme oyununun bir parçası olarak düşünebilir miyiz?

Medyadaki din tartışmalarını düşünelim
Deizm tartışmalarını hatırlayalım.
Siyasal islamcıları ideallerinden vazgeçiren reel politikaları düşünelim.
İslam’ın sulandırilmasini düşünelim. Tavuktan kurban olur’dan tutun en en tuhaf din tartışmalarına kadar…
Yanmaz kefenden tutun ne kadar hurafe ve bidat varsa en olmaz bir şekilde medya önünde tartışmasına kadar…
Ömrünü İslami ilimleri araştırmaya vakfı edip sonunda Batı felsefesinde demirleyenleri düşünelim.
Radikal islamcılıktan demokratik İslam’a geçiş yapanları, ayrıca yine radikal şeriatçılıktan hadis ve mezhep düşmanlığına terfi (!)edenleri hatırlayalım.
Tasavvuf gibi bir ilimle ihtisasa başlayıp ömrünü deizm ile bitirenlere düşünelim.
Ömrünü tefsiri ilmine verip sonra da işi Kur’an Allah kelamı değildir raddesine vardır anları düşünelim.
Fıkıh uzmanı olup da tafakkuh edemeyenleri düşünelim.
Uzmanlığı bevliye olup din hakkında ahkam kesenleri düşünelim.
İslam’ın evrensel olmadığını onun tarihe mahkum olması gerektiğini iddia edenlere düşünelim.
Sen kafir oldun sen de kafir oldun, deyip tekfiri bir silah gibi kullanıp ümmeti paramparça edenleri düşünelim.
Israrla hadis ve sünnete saldıranları düşünelim.
Sadece Kur’an deyip mealden ahkam kesenleri düşünelim.
İslamı laikleştirenleri düşünelim.
Medyada din tartışmalarında bugüne kadar asla iki kişinin bir konuda anlaşamadığını düşünelim.
Bazı tarikatçıların bütün bu tartışmalara akılsız söylemleriyle katılıp tuz biber ektiğini düşünelim.
Bazı ilahiyatçıların dini daha hoşgörülü, daha ılımlı hale getirmek için nasıl aklileştirmeye çalıştıklarını düşünelim.
Bütün bunların keskin taraflarının oluştuğunu, hiç kimsenin birbirine taviz vermediğini, saldırgan bir uslupla birbirlerini yerden yere vurduğunu düşünelim.

Acaba Amerikalı diplomatın kastetmek istediği, Müslümanlar arasında bezmişlik yılgınlık yorulmuşluk tükenmişlik gibi hallerin bu şekilde vuku bulması ve ardından herkesin kafasına göre bir din oluşturmaya çalışması, beklenir bir durum olmayacak mıdır? Herkes dinde kolayını bulduktan ve kafasına göre bir din algısı oluşturduktan sonra İslamiyet’in bu yorgun savaştan bakıp modern dünyaya ve sekülerizme yol açması ve boyun eğmesi yahut tehdit olmaktan çıkması mümkün olmayacak mıdır?

Bence düşünmeye değer. Sadece modernist mealist liberal deizme kayan Müslümanlar değil, muhafazakar veya ehli sünnet olduğunu söyleyip sosyal medyada uslupsuz, akılsız ve hikmetsiz esip gürleyenlerinde düşünmesi gerekir. Oyuna arzu ve istekle gelenleri anlamak mümkün. Ama oyuna gelmek istemeyenlerin aslında oyunun bir parçası olduklarını görmeleri gerekmez mi?

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir