Esed ile Yakınlaşma Rusya’ya Yarar

SURİYE SORULARI 3

Bazı Arap ülkelerinin (Suudi Arabistan, Mısır ve özellikle BAE) İsrail karşıtlığından vaz geçtikleri görünüyor. Buradan hareketle önümüzde yanıt bekleyen birden fazla soru duruyor: Sekizinci yılına giren Suriye krizinin bu gelişmede etkin olduğu söylenebilir mi? Suriye krizinde İsrail’in yönlendirici rolü var mı? Esed’siz Suriye, İsrail için ne ifade eder? Rusya, Türkiye ile Esed yönetimi arasında ilan edilmemiş arabulucu mu? Ülkemizdeki bazı çevreler “önalma” pozisyonu için vakit geçirilmeden Esed yönetimini muhatap almamız gerektiğini söylüyorlar. Yakın zamanda Türkiye’nin, Esed yönetimiyle doğrudan görüşmeye başlaması olası mı?

Bir önceki sorunun cevabı da bu konuyla ilgili aslında. İran ve Türkiye’nin sınırlandırılması politikasının hayata geçirilmesi açısından Körfez ülkeleri başta olmak üzere Araplar, müttefike muhtaç.  ABD’nin Suriye’den çekilmesi bu politik muhtaçlığa zıt düşüyor. Fakat Körfez ülkeleri dahil olmak üzere birçok Arap ülkesi, ABD’de lobi faaliyetleriyle etkin olan İsrail’i bu anlamda önemli bir müttefik olarak görüyor. Tabii bir handikap var, o da İsrail’in tanın(ma)ması ve resmi diplomatik ilişkilerin kurulamaması. Bilindiği gibi Arap ülkeleri (Mısır ve Ürdün hariç) İsrail’i resmi olarak tanımıyor. Söz konusu durum Arap ülkelerinin İsrail ile resmi işbirliği kurmasına engel. Fakat Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Abu Dabi emirliğinin Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in kişisel iletişim kanalları söz konusu engeli aşıyor. Zikredilen iki veliaht da ABD Başkanı Donald Trump’ın Yahudi damadı John Kushner ile yakın temas halinde ve bölgedeki ittifak zincirinin bir parçası. ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasından rahatsız olmayıp Filistinlilerin İsrail’deki meşru varlığından rahatsız olan Muhammed bin Selman, İsrail güdümünde bir siyaset izliyor.

Öte yandan İsrail’in Suriye’deki varlığının ise yönlendirici olduğunu söylemek zor. Nitekim Tel Aviv yönetiminin Suriye politikasında öncelediği meselelerden birisi İran’ın sınırlandırılması. Hâlihazırda Rusya ve Esed ile aynı güç ekseninde hareket eden İran, Suriye’de güçlü konumda. Mobilize ettiği Şii milisler ve ordu desteği ile Esed’in iktidarda kalması için önemli bir çaba sarf eden İran, henüz İsrail’in istediği gibi bölgede sınırlandırılmış değil. Dolayısıyla İsrail, Suriye’de yönlendirici bir aktör olamıyor. Bununla birlikte eğer Esedsiz bir Suriye, İransız bir Suriye ise İsrail’in istediği bir Suriye anlamına gelebilir. Esed’in Hizbullah ve İran ile ilişkisini de hesaba katarsak Esedsiz bir Suriye’yi İsrail’in hedeflerinden biri olarak okumak mümkün.

Rusya’nın, Türkiye-Esed yönetimi arasında arabulucuk rolü üstlenmesi meselesine gelince, Moskova açısından söz konusu yakınlaşma gerçekleştirilse olumlu sonuçlar doğurabilir. Nitekim Türkiye, Suriye sahasında askeri olarak var olan ve muhalifler (Özgür Suriye) üzerinden Suriye’nin siyasi geleceğinde etkin olacak bir aktör. Esed rejimi ise Rusya’nın, Orta Doğu’ya tekrar dönmesini sağlayan bir unsur. Dolayısıyla iki aktörün yakınlaşması, Rusya’nın bölge politikasına olumlu yansıyacaktır. Fakat Türkiye’deki bazı çevrelerin dillendirdiği gibi Esed ile yakınlaşma şu anki konjonktürde Türkiye için rasyonel gözükmüyor. Nitekim Erdoğan başta olmak üzere  birçok üst düzey yetkili Esed’in halkına karşı uyguladığı politikadan rahatsızdı. İç savaşın patlak vermesiyle ortaya çıkan göç dalgası, Türkiye’yi birçok açıdan zora soktu. Öte yandan Esed rejiminin PKK/PYD ile koordineli hareket etmesi, Türkiye’nin rejimle yakınlaşmasının kısa vadede zor kılmaktadır.

MEHMET RAKİPOĞLU

Cevap Yazın