Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Aralık 1, 2020

Girdap Çığlığı

Düştüğümüz girdaptan çıkış çığlığıdır gözyaşı, bizi sıkıp sıkıştıran karabasanların zehirli ısırıklarına derman olur. Nefes olur ruhumuza gözlerimizdeki nem. Sel olur gözyaşlarımız, süpürür duygu dünyamızdaki çeri çöpü, kendimize geliriz, biz oluruz, rahatlar diriliriz.

Bazen sevinçten, bazen üzüntüden, bazen ihtiyaçtan, bazen kavuşunca, bazen kavuşamayınca, bazen uğradığımız bir haksızlıktan, bazen kendimizi anlatamamaktan, bazen anlaşılamamaktan, bazen de yanlış anlaşılmaktan; kendimizi gözyaşlarının rahatlatıcı ve merhametli kollarına bırakıveririz. Ağlamak sırlarla dolu bir ruh halidir ve iç âlemimizin tanımıdır. Düştüğümüz girdaptan çıkış çığlığıdır gözyaşı, bizi sıkıp sıkıştıran karabasanların zehirli ısırıklarına derman olur. Nefes olur ruhumuza gözlerimizdeki nem. Sel olur gözyaşlarımız, süpürür duygu dünyamızdaki çeri çöpü, kendimize geliriz, biz oluruz, rahatlar diriliriz.

Bazen vuslat bazen de firak gözü yaşartır. Kalp hüzünlenince göz de nemlenir. Bazen bir sevdiğimizin ayağına taş değince, diken batınca hüznümüz gözümüzde yaş olup yanaklarımızdan süzülür.

Gözyaşı sakinleştirir, irfan olur olgunlaştırır, bazen ilaç olur iyileştirir, ihtar olur kendimize getirir. Gözyaşı dermandır gönüldeki yaraya, merhem olur sinedeki sıkıntıya. Dost deriz bizimle ağlayana, yaren biliriz ağlayanımızı. Gözyaşı merhamettir, rahmettir, nedamettir, taksirata kefarettir. Bazen de mazlumun Rabbine şikayetidir gözyaşı, en yüce makama arz-ı haldir, nice zalimi boğan çağlayandır.

‘’Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız’’ buyurur Hz. Peygamber (a.s.), öyle ya ağlanacak şeyleri en iyi o bilir. O, hem öksüz, hem de yetimdi, öksüzlüğüne ağlamaya fırsat bile bulamamıştı. Onu ağlatmak için o kadar uğraşmışlardı ki; yoluna diken, başına deve işkembesi koyan koyana…

İki cihan serveri, İbrahim’i vefat edince ‘’göz yaşarır, kalp hüzünlenir İbrahim’im’’ buyurur. Mute şehidi Caferi Tayyarın yetim kızının başını okşarken gözleri dolar ‘’bu dostun dosta ağlamasıdır’’ ifadesi ile örnek olur yaşaran gözlere.

Bazen bulutun gözyaşları rahmet olur, rahatlatır bizi. Bazen musallat olan sorunların altından ezilirken imdadımıza yetişir gözyaşlarımız. Gözyaşları yüreği yumuşatır, sakinleştirir, rahatlatır. Sevdiklerimizin acısını paylaştığımızın şahididir gözyaşlarımız.

Hep kadınlar ağlar, çocuklar ağlar, yar ağlar zannedilir, çünkü kadının merhamet ve şefkati gözyaşının menbaıdır. Erkekler de ağlar; gözlerini kaybedinceye kadar Yusuf’una ağlayan Yakup misali. Ağlamaz zannedilen erkekler de içine ağlar belki de…

Çamlıca eteklerinde sürüsünü otlatan çobandan nakletmişti bir büyüğüm; Hergün bir beyefendi gelir, bir ağacın dibinde saatlerce oturur, sonra kalkıp gider. Bu, günlerce böyle devam eder, bir gün adam hüngür hüngür ağlamaya başlar, çoban, başına bir iş geldi endişesi ile yanına koşup “ne oldu” der, adamın ağlamaktan cevap verecek mecali yoktur, el işaretiyle dokunma der. Ağlaması bitince; “ben bir N’at yazıyordum, bir beyti eksikti bir türlü gelmiyordu, aylardır beklediğim beyit bu gün geldi, sevinçten ağlıyorum” der.

Nice abd-i acizin, aczini idrak ile secdede döktüğü gözyaşlarına seccadeler şahittir. Nice karanlık geceler örtü olmuştur huşuya karışan hıçkırıklara, yanaklardan inci gibi süzülen damlalara… Sessizliğin aşkla buluştuğu ücralarda Rabbiyle söyleşirken, yakarışları gözyaşına dönüşür aşıkların. Gözyaşıyla hemhal olmuş gece ehline sorulsa, izaha kavuşur o dem gözyaşı…

Sahiden en son ne zaman ve neden ağlamıştık? Kim ya da kimler ağlatmıştı bizi? Ya da hangi günahımızdı bizi ağlatan?

Gözyaşlarımız hep mutluluk gözyaşları olsun…

Abdulgani Tekin

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir