Pespayeliğin Kitabını Yazan Kadın Ödül Aldı…

45. kez düzenlenen Pantene Altın Kelebek ödülleri dün akşam sahiplerini buldu.

Hürriyet okurlarının oylarıyla belirlenen 45. Pantene Altın Kelebek Ödülleri, Zorlu PSM’de düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu.

45 dalda ödül verilen gecede en iyi senarist ödülünü, Sen Anlat Karadeniz dizisinin senaryosunu yazan Ayşe Ferda Eryılmaz ile Nehir Erdem aldı.

‘Bu fotoğraf bize çok şey anlatıyor’ başlığıyla haberi yapılan ödül, fotoğrafın gerisinde kalarak asıl haberin bu fotoğraf olması çok daha anlamlı olacaktır.

Başörtülü bir kadının başarısı, başörtülü bir kadınla başı açık bir kadının dost olabileceği şeklinde ucuzlaştırılmış ve servise hazır hale getirilmiş haberlerin arkasında yatan gerçek bizzat Nehir Erdem ile alakalı olabilir.

Nehir Erdem’i biz yazdığı kitaplardan da tanıyoruz. Pespaye, okuyanı dumura uğratan, sapıklığın ileri boyutlara taşındığı kitaplarından tanıyoruz. Henüz doğmamış bir kız çocuğunu sapıklığına alet eden, tecavüzü ve sapıklığı meşrulaştıran ifadelerin yer aldığı kitaplar çocukların ruhsal ve psikolojik gelişimleri açısından son derece tehditkar ve endişe verici.

Senaryosunu yazdığı dizide kadro dışı kalan sözde yazarın yazdığı kitaplardan bazı bölümler;

“…Dolu gözle bakan Mehmet uzanıp elini tutmuştu, teselli ediyordu. Sanki kendisi sakinmiş gibi.

-Bebeğim sakin ol. Doktor bu ay kesin öğrenirsiniz dedi ya. Geçen ay göstermemiş ama bu ay kesin gösterirmiş.

-Of inşallah gösterir aşkım.

Bir an duraklayan Mehmet aklında yanan bir ampul ile anında Yeliz’e döndü

-Eğer erkekse göstersin tabi de ya kızsa… Ya şu hale bak ‘göstersin’ deyip duruyoruz. Bacaklarını kırarım kızsa ve gösterirse.

Duyduklarına inanamayan Yeliz elini deli işareti yaparak salladı.

-Sen vallahi delisin, çığır açtın aşkım kıskançlıkta. Ultrasonda cinsiyet görmeye giden kaç baba senin gibi düşünür acaba.

Omuzlarını silken Mehmet yoldan gözünü ayırmadı.

-Bana ne be elalemin  genişliğinden. Benim kızım öyle orasını burasını açıp gösteremez.

Gözlerini kapayıp geri yaslanan Yeliz bıkkınlıkla konuştu;

-Sür Mehmet, Allah aşkına konuşmadan sür şu arabayı zaten canım burnumda heyecandan.

Muayene odasına geldiklerinde Mehmet endişeli ve kızgındı. Yeliz’in kulağına eğilip fısıldadı

-Bir tane kadın doktor yoktu değil mi bula bula yarma gibi herif buldun doktor diye. Ben bu adamı bir gün öldürürüm haberin olsun. Bir de ‘eveeet Yeliz hanım açalım karnımızı demiyor mu. Ne açıyorsun lan sen ne açıyorsun puşt.

Yeliz uzanıp kocasının dudaklarını öpmeye başlamıştı. Bu adama her geçen gün daha fazla aşık oluyordu hele böyle şapşal olduğu zamanlarda.

-Sakin ol benim seksi odunum. Böyle kızınca çok dayanılmaz oluyorsun bak vallahi kilitliycem kapıyı atlıcam üstüne…

…………….

“…Sokakta biri bana tecavüz etse, hiç tanımadığım biri mesela bir sarhoş, bir ayyaş, bir sapık tecavüz etse inan bana kaçamadığım yerde zevk almaya bakardım. Asla bir depresyona girmezdim, hayata küsmezdim. Hatam olmayan bir şey için utanmazdım. Şimdi de utanmıyorum yasemin. Bekaretimi iki bacak aramdan almışlar almamışlar kim sallar bunu ha, umrumda değil. Beni bu hale getiren şey… Derin bir nefes alarak devam etti, Beni bu hale getiren şey aşk… Aşk bana ihanet etti yasemin. Aşk beni rahmimden vurdu, kadınlığımdan vurdu. Bedenime tecavüz eden Melih’in s.kmişim ecdadını. Önemli mi? Ama aşk… Aşk ruhuma tecavüz etti yasemin. Aşk beni kullandı. Bedenimi onun ruhu için yıkıyordum ben her gün, aşk ile dokunacak diye. En yakın arkadaşlarıma bile sarılmıyordum. Yanağım bile onun aşkına aitti. Şimdi söyle bana, aşk bu ihaneti yaptıktan sonra bacak aramın önemi nerede? Neye gücü yeter? Aşkın ulaşamadığı tek yer orasıymış…

Cevap Yazın