Venezuela Neden Hedef Tahtasında?

Yazımızın başında, Venezuela’da darbe olacağının baştan belli olduğunu belirttik; hatta geç bile kaldığını söyledik. Şimdiye dek iç etmenleri gördük. Amerikan emperyalizmi, çıkarları doğrultusunda her yeri kaşımak ister ama her yerde başarılı olamaz. Başarılı olduğu yerler, genelde iç etmenlerin olağanüstü olduğu yerlerdir –ki yukarıda Venezuela’da nelerin olağanüstü olduğunu açıkladık. Şimdi dış etmenlere bakalım.

Güney Amerika, Soğuk Savaş döneminde ABD ile Sovyetlerin çatışma arenalarından biriydi. Ancak yine de Küba’daki füze krizi gibi örnekleri saymazsak, bölgede doğrudan ABD’ye kafa tutacak güç bulunmuyordu. Oysa Sovyetlerin çöküşünden sonra özellikle son zamanlarda, Rusya’ya ek olarak Çin de etkili olmaya başladı. Çin’in bölgede büyük yatırımları ve yatırım planları var. Bir kere, Panama’ya alternatif olarak düşünülen Nikaragua Kanalı, bölgedeki Amerikan hegemonyasına büyük darbe vuracaktır. Amazon’un ortasında geçmesi planlanan Pasifik-Atlantik demiryolu, bölgedeki dinamikleri değiştirecektir.

Venezuela, Küba’yı saymazsak bölgede, hem Rusya’ya hem de Çin’e, emperyalizm karşıtlığı ekseninde en yakın duran ülke oldu. Bu iki ülkeye, dış ilişkilerinde her zaman öncelik verdi. Rusya-Gürcistan Savaşı sonrasında Abhazya ve Güney Osetya’yı tanıyan 5 ülkeden biri oldu. Bu da Batı’nın hiç hoşuna gitmeyen bir adımdı elbette. Venezuela, benzer biçimde birçok uluslararası konuda, Rusya ve Çin’i destekledi. Zaten yalnızca bunun için bile Amerikan emperyalizminin boy hedefi haline gelmişti.

Bunların dışında, Venezuela’nın Kolombiya’yla ilişkileri tarih boyunca neredeyse her zaman sıkıntılı olmuştu. Kolombiya, Venezuela’yı FARC’a arka çıkmakla suçlar; Venezuela da Kolombiya’yı başka yasadışı etkinlikler için. FARC’la barış görüşmelerinde Venezuela’nın en önemli oyunculardan biri olması gözden kaçmamalı. Kolombiya’daki barış sürecine dek, hemen hemen bütün Güney Amerika ülkelerinde hatırı sayılır bir Kolombiyalı sığınmacı nüfus vardı. Şimdi durum tam tersi oldu; siyasetin ötesinde, açlık nedeniyle, milyonlarca Venezuelalı, başta Kolombiya olmak üzere komşu ülkelere, hatta başka kıtalara (Doğu Asya’ya bile) kaçmış durumda… Güney Amerika’nın konumu, coğrafi büyüklüğü ve nüfus kalabalıklığıyla lider ülke olma iddiasındaki Brezilya’da ise eski yönetimler Venezuela dostu iken, yeni yönetim, keskin bir Venezuela karşıtı… Bütün bu dış etmenleri birleştirince, Venezuela’da darbe olması gerçekten şaşırtmıyor.

Ya Bundan Sonra?: 3 Senaryo: Libya, Kolombiya ve Aşı

Peki, bundan sonra ne olur? 3 senaryo gündemde. Bunlara şu adları verelim: Libya, Suriye ve aşı modelleri. Libya modelinde, Kolombiya ve Brezilya’nın girişimiyle Venezuela’ya askeri müdahale olabilir; Maduro düşer, yeni bir rejim kurulur. Bu yeni rejim, Libya’da ne kadar ‘başarılı’ olmuşsa, o derece ‘başarılı’ olur. İkinci modelde, askeri müdahale olabilir, ancak bu durumda Maduro düşmez, onun yerine ülke, iki tarafın da tepeden tırnağa silahlı olduğu, yıllar sürecek kanlı bir iç savaşa yönelir, Kolombiyalaşır. Üçüncü modelde ise Çin ve Rusya başta olmak üzere az sayıda ama etkili olan ülkelerin desteğiyle askeri bir müdahale engellenir, darbe başarısızlığa uğrar. Artık Çin ve Rusya, Libya konusunda kayıtsız kalma biçimindeki büyük hatalarından ders çıkarmışlardır. Venezuela’ya kayıtsız kalmazlar.

Bu aşı modelinde, Venezuela hükümeti de bütün bu olanları gerçekçi bir biçimde çözümler; nerede hata yapıldığına dair özeleştiri verir. Ülkede ekonomi çeşitlendirilir, tarım teşvik edilir, besinde kendine yeten bir ülke olunur. Protestocular için genel af çıkar. Ve Venezuela böylelikle, kutuplaşmayı geride bırakıp geleceğe bakan bir ülke olur.

Hangi senaryonun gerçekleşeceğini göreceğiz. Venezuela hükümeti, Amerikan emperyalizminin etkisini kırmak üzere her şeyden önce açlık sorununu çözmek zorunda. Yoksa Amerikan emperyalizmi bu durumdan yararlanmasını iyi bilir. Belki acil olarak, Rusya ve Çin başta olmak üzere destekçi ülkelerin insani krizi önlemek üzere Venezuela’ya gıda, ilaç vb. yardımı yapması önerilebilir. Bu, Amerikan emperyalistlerine karşı güzel bir dayanışma örneği olarak küresel imparatorluğa direnenler için bir umut olmakla kalmayacak, Venezuela’nın bağımsızlığını korumasında önemli bir işlev de üstlenecektir…

 

Prof. Dr. Ulaş Başar GEZGİN

Duy Tan Üniversitesi, Vietnam

 

 

Cevap Yazın