Stand-up’çı İmran Deniz Göktaş’ın “tutuklanmasına neden olan gösterisi”ni, video paylaşım platformundan izledim. Bu tür olaylarda birinci elden kendim karar vermeyi ve “Nedir bu olayın içyüzü?” sorusunu, sosyal medya ve haber siteleri yerine, kendim cevaplamayı tercih ederim.
Sanatın sosyopolitik yönünü ve etkilerini çok uzun yıllardır araştırırım. Ancak son yıllarda, bu tür faaliyetlerin internet erişimine açılmasından sonra, toplumun kısmen yoksul kesimleri de dahil , daha geniş halk kitlelerine ulaşması, konuyu daha da önemli hale getirdi.
Eskiden Haldun Taner veya Ferhan Şensoy’un oyunları veya sistem eleştirileri, sadece sahnede izleyenleri etkiler ve ilgilendirir iken, şu an bu oyun ve gösteriler, en muhafazakar ailelerin gözlerinden sakındığı çocukların ekranına düşmeye başladı.
Dolayısıyla üretilen her ürün için, zaman ve çevre sınırı kalktı. Üstelik o dönemlerde ne kadar muhalif olursa olsun, hicivde bir sınır ve az da olsa sanat, mizah kaygısı görülebilir iken, günümüzde artık bunlar büyük oranda gündemden kalktı, çalışmalar ucuzladı. İş neredeyse tamamen sokak ağzına döndü. Hatta son dönemde, konu başlığımız olan gerek Deniz Göktaş ve diğer yeni nesil komedyenler, gerekse bazı sinemacılar (Şafak Sezer vb) küfürlü, sınırsız ve patavatsız diyaloglara, sanki bir şeyin rüştünü ispatlayacak bir kurtarıcı gibi sarılıyorlar. Muhtemelen başkasına saygı temelli oto sansürü kaldırarak, daha samimi olduklarını düşünüyorlar.
Bahse konu şahıs Deniz Göktaş, Alevi kökenlerini, sol bir ailede ve muhafazakar değerlere çocukluğundan itibaren mesafeli yetiştirildiğini ısrarla görünür hale getirmeye çalışan, ODTÜ psikoloji mezunu bir kişi.
Gösteri baştan sona, politik ve kendi dünya görüşü dışında kim varsa tamamen alaya alma üzerine kurulmuş. Eleştirilerden, dindarlar, milliyetçiler, Celal Şengör, İlber Ortaylı, Alperen Şengün, kurban kesen dede, haşemaya benzer kıyafetle denize girdiği için dalgıçlar, Kuran, Allah, kot giymeyen muhafazakar gençler, herkes nasibini almış. Özenilen gruplar ise muhafazakar ailelerin seküler çocukları ile batıda sınır tanımadan yaşayan serseriler, alkolikler, bağımlılar.
Vatanseverlik Yunanistan’ı eleştirmek yerine, Türk birasının Alman birasından daha iyi olduğuna evrilmiş. Yunanistan’ı eleştirip de savaş çıkarmanın alemi yokmuş ama pasaportu da varmış, neden Amerika’da yaşamasınmış? Gezi olaylarında kendilerine yardım etmeyen esnafı boykot edecek kadar solcu, ama imkan verilirse ABD’de yaşamayı tercih edecek kadar dünya vatandaşı.
Gösteri sadece bununla kalmıyor, psikoloji eğitiminin verdiği özgüvenle bütün uyuşturucuları, cinselliği, “pişman olunacak her şeyi denemenin sakıncasının olmadığı” gibi, izleyenleri gayri ahlaki ne varsa, ona özendirmeyi de içeriyor. NY metrosunda bir erkeğin gösterilmemesi gereken yerlerini göstermesini, buna kimsenin dönüp bakmamasını, bir gelişmişlik örneği olarak sunuyor.
Sonuç olarak, ister sanat, ister bilim, ister haber, ister konser, ister miting; ne görünümünde olursa olsun, gelecek tehlikelerden ailenizi koruyun.






