Hırsızlar Koğuşu

Önceki akşam, Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı’nın iftar yemeğindeydik. Mekân olarak restore edilip müze olarak kullanılan Ulucanlar Cezaevi seçilmişti. Koğuşlardan birinde iftar yaparken geçmiş günlere gittim…

Yıllar, yıllar önce 2 ay kadar ben de yattım o cezaevinde. Bulunduğumuz binanın hemen yanında bir “hırsızlar koğuşu” vardı. Volta alanlarının arasında geçiş olmasına rağmen, bizim bulunduğumuz tarafa gelmezlerdi, gelemezlerdi. Çünkü hırsızdı onlar! Cezaevinin en aşağılık sakinleri olarak görülürlerdi. Kafalarını kaldıramaz, başları önde gezerlerdi.

Cezaevlerinde bugünkü yapı nedir, bilemiyorum! Fakat hırsızlıktan yakalanıp hüküm giyenlere uygulanan muamelenin pek değiştiğini sanmıyorum.

Ama dışarıda durum farklı…

Bakıyorum da şu günlerde adeta göklere çıkarılıyorlar. Artık hırsızlık yapanlar kutsanıyor bile. Hem insan içinde pervasızca başları dik gezebiliyorlar; hem de sağa sola saldırıp kendilerini yakalayanlara her türlü hakareti yapabiliyorlar.

Eskiden bunların yakınları duruşmalar sırasında tanıkları tehdit ederlerdi. Hırsızın ceza almaması için adliye binalarında insanlara baskı yaparlardı. Şikâyetten vazgeçirmek için müştekileri sıkıştırırlardı. Artık, hâkimleri bile tehdit edecek kadar pervasızlaştılar.

Hırsızın sesi, mazlumdan daha çok çıkıyor artık!

***

31 Mart’ta bir seçim geçirdik biz…

Sayımlar yapılırken büyük bir şokla karşı karşıya kaldık. Adeta bir kanalizasyon patladı. Özellikle İstanbul’da hiç görmediğimiz, alışık olmadığımız organize bir yolsuzluk ve usulsüzlük yumağı çıktı karşımıza. Daha ilk anda yazmıştık, “Bu seçim iptal edilir” diye. Öyle de oldu, YSKbu milli irade hırsızlığına geçit vermedi.

Ve döküldüler ortalığa…

Yaşananları ters-yüz edip çarpıtarak öyle bir hale getirdiler ki, hırsız yerine malı çalınan hesap verme noktasına geldi! Mehmet Akif merhumun yıllar önce dile getirdiği bir tabloyla karşı karşıya kaldık:

“Cani geziyor dipdiri… Can vermede masum! Suç başkasının da niçin başkası mahkûm?”

Algılar olguların önüne geçince böyle oluyor işte! Şimdi de “Bir sandıkta üç ayrı oy var. Ama sadece biri iptal ediliyor. Olur mu böyle şey” diyorlar. Olmaz elbette. Olmaması da lazım. Ama hırsızlık böyle bir şey! Çalarsın, çalarsın, devam eder sanırsın. Etmez ama sonunda yakalarınsın. İstanbul’da da aynısı oldu.

Ayrıca, YSK itirazlar üzerinden değerlendirme yapıp, karar veren bir kurul. Sadece Büyükşehirve iki ilçe sonuçlarına itiraz edildi. O itirazlar değerlendirilirken de CHP sürekli engelleme yaptı. Zaman zaman oy sayımlarını bile durdurdu. O yüzden yapılanların ancak bu kadarı ortaya çıktı!

Şimdi de suç bastırıp, dikkatleri başka yerlere yöneltmek için bağırıp çağırıyorlar… Herhangi bir mahkemeye gidip, bir hırsızlık davasını takip edin. Suçüstü yakalananların bile inkâr yoluna gidip, benzer davranışlar sergilediklerini, dikkatleri başka yönlere kaydırmaya çalıştıklarını göreceksiniz.

İstanbul seçiminde de bir suçüstü hali mevcuttur… O yüzden ortaya konulan tavrı ve suçu başka tarafa atma çabalarını yadırgamamak lazım!

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın