Rahip Brunson Konusunda Kandırıldık Mı?

İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi Rahip Brunson’la ilgili gerekçeli kararını dün yayınladı. Karara göre Brunson’ın suç dosyası epeyce kabarık. Dosyası bu kadar kabarık olan bir şahsın nasıl oluyor da 3 yıl 9 ayla yargılanmış olması kafaları karıştırdı. Türkiye gazetesinden Süleyman Özışık eleştirel bir yazı kaleme alarak uyarılarda bulundu.

Aklımızın başımıza gelmesi için illa “yeni bir darbe mi lazım” diye soran Özışık yargıda yaşanan sorunları kumpas davalarına benzetti.

İşte o yazı:

“İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, bir süre önce serbest bıraktığı ABD’li Rahip Brunson ile ilgili gerekçeli kararı açıklamış.
Karara bakılırsa Brunson’ın işlemediği suç yok. Müsaade ederseniz 124 sayfalık gerekçeli kararda yer alan suçlamalardan birkaç tanesini hemen şöyle alt alta sıralayayım:

 FETÖ’nün sözde eski Ege Bölgesi imamı ve firari Bekir Baz ve yardımcısı Murat Safa’nın da bulunduğu çok sayıda örgüt mensubuyla bağlantısı olduğu tespit edilmiş. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin hemen ardından 21 Temmuz’da “General Dan” diye yazdığı, “Bir süreden beridir Türkleri sarsacak bazı olayları bekliyorduk” ifadesinin yer aldığı mesajında darbe girişimine ilişkin bazı değerlendirmelerde bulunmuş.
 Yazdığı bazı mesajlar, sanığın 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü ile ilgili düşünceleri FETÖ ile paralelliğini ortaya koyuyormuş.
 Gizli tanıkların verdiği ifadelerden yola çıkılarak sanığın YPG/PKK gibi örgütlere yardım sayılabilecek faaliyetler içerisinde bulunduğu kararına varılmış.
 Sanığın, “Kürt halkının Türkiye’de ezilen halk olduğu, Kürt halkından ziyade PKK’nın özgürlük mücadelesi verdiği ve buna destek verilmesi gerektiğine” dair konuşmalar yaptığına dikkat çekilmiş.
 Türkiye’nin Millî Misak ile belirlenen sınırları içerisinde kalan topraklarının en azından bir kısmını Kürdistan olarak kabul eden anlayışı kilise katılanlarına empoze etmiş…

Daha fazla devam etmeyeceğim çünkü suç listesi uzadıkça uzuyor. Yani yazmaya devam etsem bu yazı iki güne bitmez. Yalnız gerekçeli kararın karar kısmı en bomba olan kısmı.

Orayı da aktarayım:

Sanığın terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütlerine destek verdiği kesinlik kazanmış. Bunun bedeli olarak kendisine 2 yıl 6 ay ceza verilmiş. Sonra, Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince bu ceza 3 yıl 9 aya yükseltilmiş.

Sonrasını anlatmama gerek yok zaten. Yaşanan rezalete hepimiz birlikte şahit olduk. Önce ev hapsi verildi, sonra evine yollandı.

Canına yandığımın memleketi… Şu acınası, şu gülünç hâlimize bakar mısınız?

Adam klasörler dolusu suç işliyor. Savcılık, “35 yılla yargılayacağımız bir casus yakaladık” diye açıklama yapıyor. Türkiye ayağa kalkıyor, Amerika ayaklanıyor falan…

Türkiye ile Amerika’nın karşı karşıya gelmesi için harika bir gerekçe oluşturuluyor.

Trump denen manyağın açıklamaları sonrası dolar, Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıkıyor. Faizler 6,25 baz artıyor. Devasa büyüklükteki şirketler batıyor, vatandaş hiç hak etmediği bir sıkıntının içine atılıyor.

Sonra nasıl oluyorsa oluyor, bu azılı casusun cezası 3 yıl 9 aya indiriliyor ve aniden serbest bırakılıyor.

Bu mu ya?

Bu ülkenin adalet sistemi bu mu? Hem adamın bütün terör örgütleriyle dirsek temasında olduğunu, 15 Temmuz darbe girişiminin içinde olduğunu söyleyeceksin. Hem de

3 yıl 9 ay ceza verip evine yollayacaksın.

Bu mu?

Eğer durum bundan ibaretse, yakın zamanda terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte destek veren herkes dışarı çıkacak demektir.

Öyle ya!

Eğer Brunson çıktıysa, diğerleri neden içeride yatıyor. Serbest bırakın hepsini, ülkenin anasını ağlatın olsun bitsin yani!

Aylardır, alınan yargı kararlarında ciddi bir sorun olduğunu belirtiyor, “Türkiye’ye yargı eliyle operasyon çekiliyor” diyorum. Bu artık gizli saklı değil, aleni bir şekilde yapılıyor.

Kimse de çıkıp “Yahu bu kadar suçu işlemiş birini siz nasıl 3 yıl 9 ayla yargılarsınız. Nasıl serbest bırakırsınız” diye sormuyor.

CHP’li Dursun Çiçek’in söylediğini hatırlayın.

“Hâkim ve savcılarla, başsavcılarla görüşüyoruz. Onlardan bu yargılamaların bu soruşturmaların niye sonuçlanmadığını soruyoruz onlar da diyor ki: Türk yargısının durumunu biliyorsunuz, hâkim ve savcıların üçte biri sanık oldu, görevinden atıldı. Dolayısıyla bizim iktidarı yargılayacak gücümüz yok. İktidarı düşürmek muhalefete düşer sizin göreviniz, siyasetçilerin görevi. Onları iktidardan indirin bakın biz onları nasıl yargılıyoruz göreceksiniz. Başsavcılar var bunu diyen” demişti.

Sizce alınan bu kararlarla Dursun Çiçek’in yaptığı açıklama arasında bir paralellik yok mu?

Yani aklımızın başımıza gelmesi için illa yeni bir darbe olması mı gerekiyor?”

Cevap Yazın