Editörden Eylül 2018

Sonrasını ABD Düşünsün

Bu sefer, gelenin ayak sesleri işitilmedi. Türkiye’de Siyasi istikrarın zirvede olmasına, büyüme hızının normalin üstünde seyretmesine, deprem ve benzeri felaketlerin yaşanmamasına ve dünyanın ilk yirmi ekonomisi arasında olmasına rağmen birden bire dövizdeki hareketlenme, sıra dışı
bir gelişmenin habercisiydi.  Ekonomik gerekçelere dayanmayan bu hareketlenmenin, ABD kaynaklı siyasi bir saldırı olduğu anlaşıldı.

Döviz kurundaki hareketlenmeye, dolara hâkim olan yönetim sebep oluyor. Ve asıl hedef, Türkiye’ye boyun eğdirmek. Bazı müzmin muhalif çevreler, bu değerlendirmeyi, ‘yandaşlık’ olarak görebilirler. Olsun, onların kanaatleri de onları bağlar. Yörünge dergisi olabildiği kadar objektif olmaya çalışıyor. Dolayısıyla itham ettiğimiz ABD’nin olaya nasıl baktığını takip ederek tespitlerimizin sağlamasını yapmaya çalışalım.

ABD’nin nabzını hem uluslararası medya organlarından hem de objektif değerlendirmeler yaptığına inandığımız birkaç yazardan takip ediyoruz. Bu bağlamda gazeteci Serdar Turgut’un tespitlerini önemsiyorum. Hem ABD basınını hem de yönetim çevrelerini takip eden Turgut, basınla ilgili şu tespiti yapıyor:

‘Amerika’nın tüm büyük gazeteleri, başta New York Times ve Wall Street Journal, birinci sayfalarından manşetlerden, iç sayfalarda da tam sayfa ayırarak Türkiye’yi mercek altına aldılar. (…) Her konuyu ele almışlar ama hiçbir gazetede Türk ekonomisinin temelde zayıf olduğu söylenmiyor. Aksine dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olduğu ve geçici yaşanan sorunların New York da dâhil olmak üzere dünya piyasalarını alt üst ettiği vurgulanıyor. Onlar da sorunların siyasi olduğunu belirtiyorlar ve sorunları Amerika ile yaşanmakta olan anlaşmazlığa bağlıyorlar.’

Yani ortada Türkiye’ye karşı açılmış bir ekonomik savaş var. Bu savaşın muhatabı tabii ki sadece iktidar değil, bu ülkede yaşayan taraftar ya da muhalif, fert fert herkes. Dahası bu savaş sadece Türkiye’ye karşı da açılmış değil, Türkiye gibi kendi kendine yetme yolunda ilerleyen, bağımsızlığına düşkün olan bütün ülkelere karşı açılmış bir savaştır.

Özürlüğümüzü ABD’ye teslim etmeyeceğiz/etmemeliyiz. Elbette ki bu savaşta direneceğiz. Ancak uluslararası sistemi göz önünde bulundurarak, mantıklı adımlar atmak zorundayız. Hamasetle kalkıp infial ve tehevvüre prim vermemeliyiz. Ülkeyi içinden çıkılmaz bir kaosa sürüklememeliyiz.  Savaşa misliyle mukabele etmeli ve mücadeleyi en az zararla yürütmeliyiz.

ABD bu savaşı şimdilik dolar ve yaptırımlar üzerinden yapıyor. Hükümetimiz de isabetli adım atarak misliyle mukabele edip ABD’li bakanlara yaptırım uyguluyor. Bünyemiz sağlam; iktidar da ülke ve millet çıkarına uygun biçimde devlet aklıyla hareket ediyor. Dünya sistemine yüksek sesle itiraz eden neredeyse tek ülke konumundayız.  Yerli parayla veya mal takasıyla uluslararası ticaret, doları dolayısıyla ABD’yi yalnızlığa itebilir.

Belki bu süreç yavaş işleyecektir ama bunu dört gözle bekleyen ülkelerin sayısı da az değildir! Bu ekonomik savaş, Türkiye’nin dik duruşu sayesinde uluslararası ticaretin yerli paralarla yapılmasına geçişi tetikleyen bir viraj olabilir!

Sonrasını ABD düşünsün!

Aylık Yörünge’nin elinizdeki bu sayısı, 12. Sayı ve birinci yılını doldurdu. Geçtiğimiz bir yılda yaptığımız çalışmalarla dergimizin yeni halini sizlere tanıtmaya çalıştık. Aldığımız dönüşler bizi tatmin ediyor. Teveccühleriniz doğrultusunda daha kaliteli bir dergiyi sizlere sunmak arzusundayız. Tüm çalışanlarımız adına daha nice yıllara diyorum.

Adil Gülmez

Cevap Yazın