Editörden Ağustos 2018

CHP, Erdoğanofobi’yi Tercih Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi’nin, halkın teveccühünü kazanıp ülkenin yönetiminin başına geçememe gibi bir problemi var. Bu meselenin birçok sebebi bulunuyor. Bazı sebepler, CHP’nin bünyesindeki yanlışlardan, bir kısım sebep de bu partinin, halkımızda oluşturduğu yanlış algılardan kaynaklanıyor. Erdoğan karşıtlığı, CHP’nin bir yandan işine yararken diğer yandan iktidara gelmesinin önüne bir engel oluşturuyor. Şöyle ki Erdoğan karşıtlığı hâlihazırdaki CHP örgütünü diri tutabiliyor. Ancak bir gerçek daha var ki CHP’nin mevcut oy potansiyelini artırması gerekiyor. Burada zihinlere takılan soru şu: CHP, Erdoğan karşıtlığını iktidara gelmeye tercih mi ediyor?
15 Temmuz akşamı 81 ilde şehitler için okunan binlerce hatimin duası yapılırken, CHP’nin kanalı Halk TV, Erdoğan’ın, Yıldırım’ın, Bozdağ’ın ve Şahin’in cemaatle ilgili eski konuşmalarından kesitler vererek, darbenin sorumluluğunu AK Parti’ye yükleme gayreti içindeydi. Hani MİT Tırları bahanesiyle AK Parti iktidarını ‘teröristlere yardım ediyor’ gösterme çabası var ya, aynı mantıkla FETÖ’yü de iktidar destekledi mesajı vermeye çalıştı. Yani darbe girişimini görmezden gelerek iktidarı suçlamayı tercih etti. Tıpkı ‘kontrollü darbe’ ve ‘tiyatro’ söylemi gibi, tıpkı ‘Asıl darbe 20 Temmuz’da yapıldı’ söylemi gibi.

Evet, iktidar, 2011 yılına kadar cemaate ve henüz operasyon aşamasındaki Adnan Oktar grubuna cephe almadığı gibi, hüsnü niyetle bütün dindarlar gibi cemaatin ve Adnan Oktar grubunun da 28 Şubat’ın hedefinde olduğunu düşünmüştür. Bu sebeple de 2004’te asker ağırlıklı MGK kararına rağmen FETÖ’ye, müeyyide uygulamamıştır.

Şurası da bir gerçektir ki AK Parti, 2010 Anayasa değişikliğine kadar birçok alanda tehdit altında icray-ı hükümet etmiştir. 2007 yılında hükümete nota veren ordunun kararlarına AK Parti, elbette ki mesafeli davranacaktı. 2008 yılında yüzde 47 ile iktidar olmuş AK Parti aleyhine açılan kapatma davası da tabiatıyla askerin kararlarına mesafeli yaklaşımı zorunlu kılmıştır. YAŞ’ın ihraç kararlarına şerh koyarken de bu mesafeyi korumuştur.

Dine karşı tavırlı olan kesimlerin, cemaat hakkındaki değerlendirmelerine de aynı düşünce ile yaklaşılmıştır. O yüzden de Necip Hablemitoğlu’nun yerinde tespitleri ilgi görmemiştir. FETÖ, ezoterik yapısı sebebiyle asıl niyetini gizlemeyi başarmıştır. Bu oluşumun bir cemaat değil, tehlikeli bir örgüt olduğunu fark eden AK Parti, 2011’den itibaren bu oluşum hakkında tedbir, 7 Şubat 2012’den sonra da açıkça cephe almıştır. Tıpkı bugünlerde Adnan Oktar ve grubuna karşı yapılan operasyon gibi.

Gülenizm oluşumunun, bir terör örgütü olduğunu tescil eden de onunla amansız bir mücadeleye girişen de AK Parti’dir. Bunları görmeyip, mazide yapılmış konuşmaları yayınlama yoluna gidilerek Erdoğanofobi’nin ölümüne kullanılması, klasikleşmiş bir CHP marazıdır.
Ayrıca bu oluşum 15 yıllık AK Parti iktidarı döneminde ortaya çıkmış değildir. Aksine, 40 yıldan beri devlete sızan bu örgütü ortaya çıkaran ve mücadele eden de AK Parti iktidarıdır. Evet, ilk sekiz yılında farkına varamamış ve bunu da itiraf etmiştir. Ancak bu oluşumu kanunsuz ve hukuksuz bir uygulama ile desteklememiştir. Bugün terör örgütünün siyasi uzantısı olduğu bilindiği halde HDP’nin, Meclis’te temsiline ve hazine yardımına nasıl mani olamıyorsa o oluşuma da suçu sabit olana kadar müeyyide uygulayamamıştır. Oysa CHP, bir taraftan dolaylı olarak FETÖ’yü savunmakta diğer taraftan açıkça PKK’nın siyasi uzantısına kol kanat germektedir. Bunun da nedeni, Erdoğanofobi’nin oluşturduğu siyasi körlüktür. Hâlbuki hemen herkesin ittifak ettiği bir husus var ki o da ‘Erdoğan olmasaydı kimse bu örgüt ile mücadele edemezdi’ gerçeğidir.

Adil Gülmez

Cevap Yazın