Editörden Mayıs 2018

Seçim Ciddi Bir İştir

2019 seçimlerinin erkene alınma ihtimalini geçen sayıda öngörmüştük: “Cumhuriyetin 100. yılına az bir zaman kala kabul edilen Cumhurbaşkanlığı sistemi, MHP – AK Parti arasındaki ittifakın (cumhur ittifakı) yasal bir zemine oturmasıyla önemli bir evreye girmiş bulunuyor.
Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli dönüm noktası olarak kabul edilen yeni sistem, milliyetçi – muhafazakâr oyları temsil eden iki büyük siyasi partinin zımni koalisyonuyla artık seçime hazır.” (Yörünge Nisan 2018)
Bir ülkenin seçimleri gerçekleştirebilmesi için başta gelen şart, o ülkenin siyasi atmosferinin “müsait” olmasıdır. Yörünge dergisi olarak Türkiye’nin bu kıvamı yakaladığını görmüş ve misyonumuz iktizasınca tespitimizi efkâr-ı umumiyeye arz etmiştik. Tahminlerimiz havada kalmadı ve MHP lideri Devlet Bahçeli kendisinden beklenilen açıklamayı yaparak bir anda Türkiye’yi seçim vasatına dâhil etti. Bahçeli kendisinden beklenilen açıklamayı yapmıştı ama sürpriz yaparak kamuoyunu şaşırtan isim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Zira 24 Haziran tarihini hiç kimse ön görememişti. 2019’da yapılması beklenen seçimler için belirlenen 24 Haziran 2018 tarihi, tahmin edilen tarihlerden de erken gelmişti.
Peki, erkene alınacağı görülebilen seçim tarihi neden öngörülen tarihlerden daha erkene alındı? Türkiye için ufukta bir yangın görülüyordu da mal mı kaçırılıyordu? Yoksa bazı ufak – tefek marjinal partiler henüz toparlanamamışken onlar erken doğuma mı zorlanacaktı? Sonra da ne yapalım, yapacak bir şey yok mu denilecekti? Hiç zannetmiyorum. 24 Haziran tarihi açıklandıktan sonra mütemadiyen farklı açıklamalar serdediliyor, anlamsız ve asılsız gerekçeler üretiliyor. Bazıları basbayağı komplo teorisi bazıları da aslı – astarı olmayan tezviratlar. Bir kere daha altını çizelim: Seçimler ciddi bir iştir. Fantastik ve basit komplo teorileriyle, siyasi ayak oyunlarıyla izah edilebilecek bir mesele değildir.
Yörünge’nin Nisan 2018 tarihli 7. sayısında kapak dosyasında Halime Kökçe’nin vurguladığı gibi: “Beka meselesini çözmek dediğimizde anlaşılması gereken sadece coğrafi olarak parçalanma ihtimalini bertaraf etmek değil sosyolojik farklılıkların ideolojikleşmesini önleyecek bir siyasal kültür de oluşturabilmektir.” Daha açık ifade etmek gerekirse Türkiye’nin Erdoğan’ın liderliğini riske atma lüksü yok. Erken seçim, muhalefetin saikleri ne olursa olsun Türkiye’nin menfaatlari çerçevesinde tartışılmalı ve devletin yeniden yapılandırılması, kamu kurumlarının hızlı ve verimli çalışması, insan kaynaklarının etkinleştirilmesi ve revize edilmesi anlamında gündeme alınmıştır. Yoksa seçimler 2019’da da olsa farklı bir sonuçla karşılaşacağımıza dair bir ihtimal ya da öngörü söz konusu değildir.
Yörünge’nin 8. sayısında seçimle ilgili analizler yanında Türkiye’yi Orta Doğu’da bekleyen yeni süreçlerin değerlendirildiği yazılar da bulacaksınız. Ceyhun Bozkurt’un yazısında uzman görüşleriyle bölgesel savaşa dikkat çekilirken; Mustafa Özcan’ın Türkiye-Mısır ilişkilerini tarihten alıp günümüze kadar getiren yazısı, Orta Doğu’ya yeniden şekil verme arzularını ABD-Rusya denkleminde ve Türkiye, İran, Mısır, Suudi Arabistan’ın hâkim olma ilişkileri ekseninde değerlendiriyor.
Bu sayımızda en dikkat çekici değerlendirmeler, Erol Mütercimler röportajında yer alıyor. NATO koridorlarında hareketlilik görüldüğü için erken seçim kararı alındığını ve bunun isabetli bir karar olduğunu belirten Mütercimler, yeni süreçte Orta Doğu’nun karışacağına ve oluk oluk kan akacağına dikkat çekiyor. Ayrıca Türkiye’nin erken seçim kararı başta olmak üzere son girişimlerinin harita çizicileri rahatsız ettiğini vurguluyor.
Erkenden de önceye alınan 2019 seçimleri Türkiye için hayırlara vesile olsun…

Cevap Yazın