<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Köşe Yazısı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/kategori/kose-yazisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2020 22:02:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Köşe Yazısı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yalan bir terör eylemidir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yalan-bir-teror-eylemidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yalan-bir-teror-eylemidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Turgay Güler]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2020 09:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yalan haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13988</guid>

					<description><![CDATA[Bir insan niye&#160;yalan&#160;söyler? Yahut insan olan&#160;yalan&#160;söyler mi? Söylemez! Haysiyet sahibi insanlar asla yalan söylemez. Karakter sahibi insanlar da yalan söylemez. Şeref sahibi insanlar hiç yalan söylemez. O halde kimler yalan söyler anlaşılmıştır. ‘Babası ölmesin’ diye çırpınan Leyla’nın çığlığı içimizi acıtmıştı. Ambulans uçağımızı gönderdik, aileyi İsveç’ten alıp getirdik. Göğsümüz kabardı, gururlandık. Derken yine ortaya çıktılar. İsveç’ten getirilen aile Konyalıymış! Bilmem hangi bakanın akrabasıymış! … Daha neler neler! Aile gerçekte Batmanlı, gerisini siz düşünün. Böylece kamuoyu ‘Konyalı mı Batmanlı mı, akrabası bakan mı değil mi’ diye tartışırken, o muazzam operasyon güme gitti. Karizması çizilen İsveç bile, façayı düzeltmek için bizdeki haysiyetsizlerin yalanlarına sarıldı. Yahu tutun şu yalancının kulağından. Tükürün suratına. Bir kez daha ifade edeyim. ‘Yalan söylüyorlar’ demekle olmaz. ‘Aha yalan bu, aha da gerçek bu’&#160;demekle de olmaz. Yalanla değil, yalancıyla mücadele edeceksin. Yalanın hızına yetişemezsin. Virüs gibidir, çok hızlı yayılır. Yalanın üretildiği laboratuvarları ortadan kaldıracaksın.*** Korona illetiyle boğuşurken, Türkiye’nin sağlık alanında dünyaya göre ne kadar ileride olduğunu gördük. Şehir hastanelerimizle gurur duyduk. O vizyonun sahibini alkışladık. Derken yine ortaya çıktılar. Dün şehir hastanelerine savaş açmışlardı, bugün ağız değiştirdiler. Gözümüzün içine baka baka ‘hayır biz şehir hastanelerine karşı değildik’ diyebildiler. Yetinmediler, ‘bin yataklı sahra hastanesi yaptık, hükümet bu işleri beceremiyor’ diye akıllara &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir insan niye&nbsp;<strong>yalan</strong>&nbsp;söyler?</p>



<p>Yahut insan olan&nbsp;<strong>yalan</strong>&nbsp;söyler mi?</p>



<p>Söylemez!</p>



<p>Haysiyet sahibi insanlar asla yalan söylemez.</p>



<p>Karakter sahibi insanlar da yalan söylemez.</p>



<p>Şeref sahibi insanlar hiç yalan söylemez.</p>



<p>O halde kimler yalan söyler anlaşılmıştır.</p>



<p>‘<strong>Babası ölmesin</strong>’ diye çırpınan Leyla’nın çığlığı içimizi acıtmıştı.</p>



<p>Ambulans uçağımızı gönderdik, aileyi İsveç’ten alıp getirdik.</p>



<p>Göğsümüz kabardı, gururlandık.</p>



<p>Derken yine ortaya çıktılar.</p>



<p>İsveç’ten getirilen aile Konyalıymış! Bilmem hangi bakanın akrabasıymış! …</p>



<p>Daha neler neler!</p>



<p>Aile gerçekte Batmanlı, gerisini siz düşünün.</p>



<p>Böylece kamuoyu ‘<strong>Konyalı mı Batmanlı mı, akrabası bakan mı değil mi</strong>’ diye tartışırken, o muazzam operasyon güme gitti.</p>



<p>Karizması çizilen İsveç bile, façayı düzeltmek için bizdeki haysiyetsizlerin yalanlarına sarıldı.</p>



<p>Yahu tutun şu yalancının kulağından.</p>



<p>Tükürün suratına.</p>



<p>Bir kez daha ifade edeyim.</p>



<p>‘<strong>Yalan söylüyorlar</strong>’ demekle olmaz.</p>



<p>‘<strong>Aha yalan bu, aha da gerçek bu’&nbsp;</strong>demekle de olmaz.</p>



<p>Yalanla değil, yalancıyla mücadele edeceksin.</p>



<p>Yalanın hızına yetişemezsin.</p>



<p>Virüs gibidir, çok hızlı yayılır.</p>



<p>Yalanın üretildiği laboratuvarları ortadan kaldıracaksın.<strong>***</strong></p>



<p>Korona illetiyle boğuşurken, Türkiye’nin sağlık alanında dünyaya göre ne kadar ileride olduğunu gördük.</p>



<p>Şehir hastanelerimizle gurur duyduk.</p>



<p>O vizyonun sahibini alkışladık.</p>



<p>Derken yine ortaya çıktılar.</p>



<p>Dün şehir hastanelerine savaş açmışlardı, bugün ağız değiştirdiler.</p>



<p>Gözümüzün içine baka baka ‘hayır biz şehir hastanelerine karşı değildik’ diyebildiler.</p>



<p>Yetinmediler, ‘<strong>bin yataklı sahra hastanesi yaptık, hükümet bu işleri beceremiyor</strong>’ diye akıllara ziyan yeni bir yalan daha tedavüle soktular.</p>



<p>Sonra herkes bu yalanın peşine düştü, başarının hak ettiği alkışlar kesildi.</p>



<p>Yalanı söyleyen amacına ulaştı, bir de üstüne cilasını attırdı.</p>



<p>‘<strong>Uganda Türkiye’den daha iyiymiş</strong>’!<strong>***</strong></p>



<p>15 Temmuz’da bir büyük destan yazıldı.</p>



<p>Ama sonra ne oldu?</p>



<p>Bir yalancı çıkıp ‘<strong>Kontrollü darbeydi</strong>’ dedi. Böylece 15 Temmuz’un ruhuna, vicdanına, onuruna, namusuna saldırmış oldu.</p>



<p>Gereği yapılamadı. Yalancı bir kez daha başardı!<strong>***</strong></p>



<p>Örnekleri çoğaltabiliriz.</p>



<p>Afrin operasyonunu hatırlayın. Dünya ağzı açık izlemişti. Ne büyük bir zaferdi.</p>



<p>Bu kez de ‘<strong>TSK sivilleri öldürdü’</strong>&nbsp;diye yalan uydurdular.</p>



<p>On değil yüzlerce örnek verebilirim bu konuda.</p>



<p>Dahası her saniye bir yenisi daha eklenecek.</p>



<p>Yalancılar boş durmayacak.</p>



<p>Yalan silahı hep ateşlenecek.</p>



<p>Her ateşlendiğinde daha da güçlenecek.</p>



<p>O halde bir kez daha söyleyeyim.</p>



<p>Yalanla mücadele böyle olmaz!</p>



<p>Turgay Güler/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yalan-bir-teror-eylemidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pes, vallahi pes…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/pes-vallahi-pes/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/pes-vallahi-pes/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2020 08:57:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[adana]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13885</guid>

					<description><![CDATA[Dünya ile birlikte biz de koronaviris salgını ile boğuşuyoruz. Bütün hayatımız değişti bir anda; düzenimiz de, dengemiz de iyice bozuldu… Siyasi mücadele ise zıvanadan çıktı! Hiçbir şey yapmadan, elini taşın altına koymadan “nasıl kazanırım” hesapları içinde olan fırsatçı siyaset, her türlü imkânı değerlendiriyor. Elinden geleni ardına koymuyor, koronadan rant devşirmeye çalışıyor. Sınır, denge, ölçü falan da kalmadı artık. Adam çıkıyor, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi madem milletin evi, hastaneye çevrilsin” diyor. “Adam” dediysem, sokaktaki herhangi biri değil. Vaktiyle CHP’nin en yüksek karar organı olan Parti Meclisi’nde görev almış bir isim. Evet, şımarık ergen misali bunu söyleyebiliyor. Daha garip olanı da belli bir güruh elleri patlayana kadar alkışlıyor&#8230; Durup dururken “dengemiz bozuldu” demedim. İşte size denge bozukluğuna en çarpıcı örnek! Zaten siyasette ciddi sıkıntılar vardı, korona salgını ile birlikte, siyasi mücadelenin de çivisi çıktı. ***Kemal Kılıçdaroğlu’nu dinledim televizyonda… Korona mücadelesini yerden yere vurdu. İktidarı alabildiğine eleştirdi. Yıpratmak, sıkıntıya sokmak için elinden geleni ardına koymadı. Eyvallah, muhalefettir yapar. Anlayışla karşılanabilir. Övecek değil elbette. Bu kadarla kalmadı. Hızını alamadı. Çok, önemli ve büyük laflar etti. İktidarın sağlık politikasının çöktüğü izlenimini verecek bir tutum takınırken, CHP’li belediyeleri de göklere çıkardı. Ballandıra ballandıra Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Zeydan’ın 1.000 yataklı “Sahra Hastanesinden” bahsetti. Tam “Yaptıysa helal olsun” diyecektim ki, Kılıçdaroğlu’nun “hastane” dediği yerin görüntüleri çıktı ortaya. İnanamadım!.. Bir fuar alanı, bize “Sahra Hastanesi” diye yutturulmaya çalışılmış. Bölmelerden birine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Dünya ile birlikte biz de koronaviris salgını ile boğuşuyoruz. Bütün hayatımız değişti bir anda; düzenimiz de, dengemiz de iyice bozuldu…</p>
<p>Siyasi mücadele ise zıvanadan çıktı!</p>
<p>Hiçbir şey yapmadan, elini taşın altına koymadan <b>“nasıl kazanırım”</b> hesapları içinde olan fırsatçı siyaset, her türlü imkânı değerlendiriyor. Elinden geleni ardına koymuyor, koronadan rant devşirmeye çalışıyor.</p>
<p>Sınır, denge, ölçü falan da kalmadı artık. Adam çıkıyor, <b>“Cumhurbaşkanlığı Külliyesi madem milletin evi, hastaneye çevrilsin”</b> diyor. <b>“Adam”</b> dediysem, sokaktaki herhangi biri değil. Vaktiyle <b>CHP</b>’nin en yüksek karar organı olan <b>Parti Meclisi</b>’nde görev almış bir isim.</p>
<p>Evet, şımarık ergen misali bunu söyleyebiliyor. Daha garip olanı da belli bir güruh elleri patlayana kadar alkışlıyor&#8230;</p>
<p>Durup dururken <b>“dengemiz bozuldu”</b> demedim. İşte size denge bozukluğuna en çarpıcı örnek! Zaten siyasette ciddi sıkıntılar vardı, korona salgını ile birlikte, siyasi mücadelenin de çivisi çıktı.</p>
<p><center><center><b>***</b></center></center><b>Kemal Kılıçdaroğlu</b>’nu dinledim televizyonda…</p>
<p>Korona mücadelesini yerden yere vurdu. İktidarı alabildiğine eleştirdi. Yıpratmak, sıkıntıya sokmak için elinden geleni ardına koymadı.</p>
<p>Eyvallah, muhalefettir yapar. Anlayışla karşılanabilir. Övecek değil elbette.</p>
<p>Bu kadarla kalmadı. Hızını alamadı. Çok, önemli ve büyük laflar etti. İktidarın sağlık politikasının çöktüğü izlenimini verecek bir tutum takınırken, <b>CHP</b>’li belediyeleri de göklere çıkardı. Ballandıra ballandıra <b>Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Zeydan</b>’ın 1.000 yataklı <b>“Sahra Hastanesinden”</b> bahsetti.</p>
<p>Tam <b>“Yaptıysa helal olsun”</b> diyecektim ki, <b>Kılıçdaroğlu</b>’nun <b>“hastane”</b> dediği yerin görüntüleri çıktı ortaya.</p>
<p>İnanamadım!..</p>
<p>Bir fuar alanı, bize <b>“Sahra Hastanesi”</b> diye yutturulmaya çalışılmış. Bölmelerden birine iki yatak, eski püskü birkaç sağlık cihazı konulmuş. Önünde maskeli iki adam da poz vermiş. Olmuş <b>Sahra Hastanesi</b>!</p>
<p><b>Kılıçdaroğlu</b>’nun övdüğü yer burası! İçinde helası bile olmayan bir hastane! Oraya sağlam giren hasta çıkar! Üstelik, mekanın bir fuar alanı olduğunu ortaya koyan tavandaki <b>“TUYAP”</b> bayrakları da kaldırılmamış, unutulmuş!</p>
<p>Ne denir şimdi buna? Skandal, rezalet, kepazelik…</p>
<p><center><center><b>***</b></center></center><b>Kemal Bey</b>, bu övdüğü yeri görmemiş, belli. Partili birileri fuar alanını <b>“hastane”</b> diye yutturmuş. <b>O </b>da televizyona çıkıp, övgüler düzmüş.</p>
<p>Biz yine konuya iyi niyetli bakalım, <b>“Yanlış bilgilendirme”</b> ya da <b>“Bir yol kazası”</b> diyelim!</p>
<p>Ama öyle değil işte…</p>
<p>Halen savunan <b>CHP</b>’liler var bu rezaleti. Yetmiyor, savunmakla kalmıyor, eleştirenlere de hakaretler savuruyorlar. <b>“Cahiller”</b> diye saldırıyorlar:</p>
<p><b>-Nasıl olacaktı? İşte böyle olur sahra hastanesi. Yandaşlar, Saray yalakaları, İktidar soytarıları…</b></p>
<p>İşte bu çok sakat ve aynı zamanda hastalıklı bir durum!</p>
<p><b>“Pardon”</b> deyip, özür dilemek yok. Onu geçelim. Ama bunlarda utanma da yok. Gerçekten pes denilecek bir noktadayız.</p>
<p>Tedavi gerektirir bu hal bu. O fuar alanı gerçekten hastane haline getirilse… İçine de orayı çok beğenen bu tipler doldurulsa… Bir rehabilitasyon süreci başlatılsa…</p>
<p>Asıl o zaman güzel bir hizmet olacak…</p>
<p>Ciddi anlamda ihtiyaç var çünkü!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/pes-vallahi-pes/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya&#8217;nın ve Türkiye&#8217;nin Kovid-19 karnesi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dunyanin-ve-turkiyenin-kovid-19-karnesi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dunyanin-ve-turkiyenin-kovid-19-karnesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 07:54:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13868</guid>

					<description><![CDATA[Gelişmiş ülkelerin yumuşak karnı sağlık sistemleriymiş; Kovid-19 sayesinde anlaşıldı. En çok da ABD&#8217;nin. Ancak çok zenginlerin rahat yaşadığı, orta halli insanların okul parası ve ev taksitini öderken öle yazdığı bir ülke ABD. Sağlık sigortası sistemine dahil olmayan milyonlar var. Çünkü bedeli çok ağır. Ha bire spor yapıyor, sabah akşam koşuyor olmaları, keyiflerinden değil yani. Hastaneye düşmemek için spor yapıyor ve düzenli vitamin hapları alıyorlar. Sağlık hizmetlerini iyileştirebilmeyi ve herkesin sağlık hizmetini alabildiği bir sigorta sistemine geçmeyi eski başkan Obama başaramamıştı. Trump ve cumhuriyetçiler ise zaten parası olan yaşasın diye bakıyor meseleye. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir hesabı. Kovid-19&#8217;u da ilk böyle karşıladılar ama baktılar ki siyasi bedeli var bunun, sıkı tedbirler almaya başladılar. Fakat geç kaldılar. Günde ortalama 2 bin kişi ölüyor Kovid-19’dan. Kuzey Avrupa ülkeleri az vaka ve ölümle seyrediyor. Almanya çok test yaparak izolasyonu sıkı tuttu. Vaka sayısı çok olsa da ölüm oranı düşük, çünkü sağlık sistemi diğerlerine göre daha iyi. Hastasını yaşatabiliyor. Salgın Fransa, İspanya ve İtalya&#8217;da çok ağır seyrediyor. Hastane koridorları can pazarı. Ne yeterli yoğun bakım ünitesi var, ne sağlık personeli. Maske için birbirlerine düştürler. İngiltere ise sürü bağışıklığı yolunu tercih edip sürüden ayrılacağı sıra fark etti ki şakası yok bu işin. Bu arada salgın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelişmiş ülkelerin yumuşak karnı sağlık sistemleriymiş; Kovid-19 sayesinde anlaşıldı. En çok da ABD&#8217;nin. Ancak çok zenginlerin rahat yaşadığı, orta halli insanların okul parası ve ev taksitini öderken öle yazdığı bir ülke ABD. Sağlık sigortası sistemine dahil olmayan milyonlar var. Çünkü bedeli çok ağır. Ha bire spor yapıyor, sabah akşam koşuyor olmaları, keyiflerinden değil yani. Hastaneye düşmemek için spor yapıyor ve düzenli vitamin hapları alıyorlar.</p>
<p>Sağlık hizmetlerini iyileştirebilmeyi ve herkesin sağlık hizmetini alabildiği bir sigorta sistemine geçmeyi eski başkan Obama başaramamıştı. Trump ve cumhuriyetçiler ise zaten parası olan yaşasın diye bakıyor meseleye. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir hesabı.</p>
<p>Kovid-19&#8217;u da ilk böyle karşıladılar ama baktılar ki siyasi bedeli var bunun, sıkı tedbirler almaya başladılar. Fakat geç kaldılar. Günde ortalama 2 bin kişi ölüyor Kovid-19’dan.</p>
<p>Kuzey Avrupa ülkeleri az vaka ve ölümle seyrediyor. Almanya çok test yaparak izolasyonu sıkı tuttu. Vaka sayısı çok olsa da ölüm oranı düşük, çünkü sağlık sistemi diğerlerine göre daha iyi. Hastasını yaşatabiliyor.</p>
<p>Salgın Fransa, İspanya ve İtalya&#8217;da çok ağır seyrediyor. Hastane koridorları can pazarı. Ne yeterli yoğun bakım ünitesi var, ne sağlık personeli. Maske için birbirlerine düştürler.</p>
<p>İngiltere ise sürü bağışıklığı yolunu tercih edip sürüden ayrılacağı sıra fark etti ki şakası yok bu işin. Bu arada salgın sürünün başına bulaşmıştı bile. 100&#8217;e merdiven dayamış kraliyet ailesini zor korudular virüsten.</p>
<p>Bizde ise durum şöyle; virüsle mücadele ederken bir taraftan da bilgi kirliliği, manipülasyon ve yalan haberlerle boğuşuyoruz. Neyse ki bağışıklığımız iyi; zira Kovid-19’dan önce de vardı bu virüslerden çokça&#8230;</p>
<p>Salgını fırsat bilip cezaevlerindeki FETÖ ve PKK tutuklularının salıverilmesini isteyenler bile oldu malum; “Şu cezaevinde Kovid-19&#8217;dan ölen oldu” gibi yalan haberlerle kamuoyu oluşturmaya çalıştılar bir de.</p>
<p>Bunları saymazsak şayet; pandemiye en hazırlıklı ülke Türkiye&#8217;ydi diyebiliriz. Bir kere en başta gevşek davranılmadı ve tüm tedbirler ivedilikle alındı. Ama ondan da önce 2002&#8217;den bu yana sağlık sistemine çok fazla yatırım yapıldı. Bugün anlaşıldı ki tüm bu yapılanlar sayesinde böylesi küresel bir salgın karşısında bile kendi kendine yeten bir ülkedir Türkiye.</p>
<p>İtalya&#8217;dan, İspanya&#8217;dan yansıyan görüntüler 2000&#8217;den öncesini hatırlattı bize. Sabah 4&#8217;te battaniye ile hastane kapılarına gidilirdi. Sıraya adını yazdırabilmek büyük meseleydi. Doktorun yazdığı ilacı bugünkü gibi istediğin eczaneden alamazdın. Yatan hasta için bile ilacı her seferinde bir SSK hastanesinde kuyruğa girip almak gerekirdi. Gazeteler hastanelerde parasızlıktan rehin kalan vatandaş haberlerinden geçilmezdi. Allah muhafaza ya Türkiye o haldeyken böyle bir salgına tutulsaydık. Halimiz nice olurdu.</p>
<p>Açık yüreklilikle ifade etmek gerekir ki Türkiye son 18 yıl zarfında sağlık sisteminde çağ atladı. İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un paylaştığı veriler bu gerçeği ortaya koyuyor. 2002’de hastane sayısı 1156 iken bugün 1518 hizmet veren hastaneye sahibiz. Tek kişilik oda 18 bin 934 iken 91 bin 949’a yükselmiş; yatak kapasitesi 164 bin 471’den 239 bin 46’ya çıkmış; yoğun bakım yatak sayısı ise 33 kat artarak 2 bin 214’ten 65 bin 455’e ulaşmış. Salgın günlerinde cephede çalışan doktor ve hemşirelerimizin sayısı da aynı şekilde ciddi oranda artmış. 91 bin 949 olan doktor sayısı 161 bin 279’a, 72 bin 393 olan hemşire sayısı ise 198 bin 517’a ulaşmış. Ve herkesi kapsayan bir sağlık sigortası sistemimiz var.</p>
<p>Halime Kökçe/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dunyanin-ve-turkiyenin-kovid-19-karnesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fakirden al, zengine ver!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/fakirden-al-zengine-ver/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/fakirden-al-zengine-ver/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2020 08:02:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13864</guid>

					<description><![CDATA[Adı lazım değil, kandilimi kutlamak için aradı. “Sen ne yapıyorsun, nasılsın?” dedim. “Yardım kolisi dağıtıyoruz abi” cevabını verdi. Belediyede çalışıyor. Şu sıkıntılı günlerde görev değişikliği yapılmış. 65 yaşın üstündekilere ve kronik rahatsızlığı bulunduğu için sokağa çıkamayanlara yardım için görevlendirilmiş. O da zevkle koşuşturup duruyor… Ama anlattıkları pek de iç açıcı değil! Bazen yaptıkları işten büyük haz duyduklarını, bazen de arkadaşları ile birlikte “lanet olsun” dediklerini anlattı. Şaşırdım tabi, sebebini sordum… “Sorma abi” diye cevaplandırdı: -Adam dubleks apartman dairesinde oturuyor. Vallahi benden zengin, billahi benden varlıklı. Oturduğu dairenin değeri en az 500 bin lira. Ama ona da koli götürüyoruz. Çünkü adam telefona sarılmış, “yardıma ihtiyacım var” demiş! Ahlaki bir problem bu! Toplumsal bir sıkıntı! Asgari ücretli bir belediye çalışanı kapısını çalıyor. Lüks dairesinde Robe de chambre giyip keyif çatan adam kapıyı açıyor. Kendisine uzatılan yardım paketini alıp evine koyuyor. Hem de hiç utanmadan ve sıkılmadan! İnanamadım, belediye yetkililerine sordum. “Çok değil, ama maalesef var bu tipler” dediler: -Görüyor arkadaşlar. Kapısına kadar gittiğimiz için geri dönemiyoruz. O utanmıyor, ama biz ayıbını yüzüne vurmaktan utanıyoruz. Veriyoruz o yardım paketini, ama notumuzu alıyoruz. Oraya bir daha gitmiyoruz. İşte halimiz bu maalesef… Bizde dar gelirli vatandaş, karınca kararınca elini taşın altına koyuyor, en azından yardım için 10 liralık SMS atıyor. Emekli, o küçücük aylığından artırıp bankaya koşuyor. Minik &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Adı lazım değil, kandilimi kutlamak için aradı. <b>“Sen ne yapıyorsun, nasılsın?”</b> dedim. <b>“Yardım kolisi dağıtıyoruz abi” </b>cevabını verdi.</p>
<p>Belediyede çalışıyor. Şu sıkıntılı günlerde görev değişikliği yapılmış. 65 yaşın üstündekilere ve kronik rahatsızlığı bulunduğu için sokağa çıkamayanlara yardım için görevlendirilmiş. <b>O</b> da zevkle koşuşturup duruyor…</p>
<p>Ama anlattıkları pek de iç açıcı değil!</p>
<p>Bazen yaptıkları işten büyük haz duyduklarını, bazen de arkadaşları ile birlikte <b>“lanet olsun”</b> dediklerini anlattı. Şaşırdım tabi, sebebini sordum…</p>
<p><b>“Sorma abi”</b> diye cevaplandırdı:</p>
<p><b>-Adam dubleks apartman dairesinde oturuyor. Vallahi benden zengin, billahi benden varlıklı. Oturduğu dairenin değeri en az 500 bin lira. Ama ona da koli götürüyoruz.</b></p>
<p>Çünkü adam telefona sarılmış, <b>“yardıma ihtiyacım var”</b> demiş!</p>
<p>Ahlaki bir problem bu! Toplumsal bir sıkıntı!</p>
<p>Asgari ücretli bir belediye çalışanı kapısını çalıyor. Lüks dairesinde Robe de chambre giyip keyif çatan adam kapıyı açıyor. Kendisine uzatılan yardım paketini alıp evine koyuyor.</p>
<p>Hem de hiç utanmadan ve sıkılmadan!</p>
<p>İnanamadım, belediye yetkililerine sordum. <b>“Çok değil, ama maalesef var bu tipler”</b> dediler:</p>
<p><b>-Görüyor arkadaşlar. Kapısına kadar gittiğimiz için geri dönemiyoruz. O utanmıyor, ama biz ayıbını yüzüne vurmaktan utanıyoruz. Veriyoruz o yardım paketini, ama notumuzu alıyoruz. Oraya bir daha gitmiyoruz.</b></p>
<p>İşte halimiz bu maalesef…</p>
<p>Bizde dar gelirli vatandaş, karınca kararınca elini taşın altına koyuyor, en azından yardım için 10 liralık SMS atıyor. Emekli, o küçücük aylığından artırıp bankaya koşuyor. Minik yavrular, dayanışma için kumbaralarında biriktirdiklerini götürüp veriyor…</p>
<p>Karşımıza ise bu tür değersiz, vicdansız ve asalak tipler çıkıyor.</p>
<p>Toplumsal bozulmanın en çarpıcı fotoğrafıdır bu. Sayıları çok olmasa da var içimizde bunlar.</p>
<p><center><center><b>***</b></center></center>Yaşayıp görünce, olan biteni bilince, yardım kampanyalarının neden denetim altına alınmaya ve tek elde toplanmaya çalışıldığı daha iyi anlaşılıyor!</p>
<p>Belediyelerin yüzü yumuşak, istismar edilse de sesini çıkaramıyor. İstemese de kötü niyete ortak olmak zorunda kalıyor. Çünkü işin sonunda siyaset ve seçim var.</p>
<p>Ama valilik ve kaymakamlıklar öyle değil. Devlet adına görev yapıyorlar. Daha rahat hareket etme imkânları var onların, daha zor istismar edilirler.</p>
<p>Bu milletin kaynakları kıt…</p>
<p>Har vurup harman savurma noktasında değiliz.</p>
<p>O yüzden, kimse <b>“Vay bana neden yardım toplanma izni verilmiyor”</b> diye ortalığı ayağa kaldırmasın. <b>Türkiye</b> olarak, bütün dünyayı sarsan büyük bir salgınla karşı karşıyayız. Bu süreci de sağlıklı ve iyi yönetmek, gerçekten ihtiyaç sahiplerini koruyup kollamak zorundayız.</p>
<p>Devlet elbette gereken tedbirleri alacak. Görevi bu.</p>
<p>Toplumsal dayanışma, hali vakti</p>
<p>yerinde olanın, sıkıntıda olana yardım etmesidir. İyi niyetli dar gelirliden alıp, kötü niyetli ve istismarcı zengine vermek değil!</p>
<p>Bizim gördüğümüzü devlet de görüyor ve doğruyu yapmaya çalışıyor. Gün siyaset ve şov yapma günü değil çünkü. Bırakalım istismar siyasetini, ülkeye ve insanımıza nasıl yardımcı olacağımızı düşünelim şimdi!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/fakirden-al-zengine-ver/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutasyona uğramış FETÖ virüsü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/mutasyona-ugramis-feto-virusu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/mutasyona-ugramis-feto-virusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2020 08:08:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13860</guid>

					<description><![CDATA[FETÖ merkezli muhalefetin Koronavirüs salgınını ekonomik, sosyal, siyasal bir krize dönüştürme planı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğru hamleleriyle daha ilk günden itibaren boşa çıkarıldı. Salgının boyutları netleşir netleşmez Cumhurbaşkanı Erdoğan, devleti organize ederek bütün istismar kapılarını tek tek kapattı. Dünyanın en büyük devletleri salgın karşısında hazırlıksız yakalanırken Türkiye, nispeten en hazırlıklı ülkeler arasında yerini aldı. Türkiye, bu küresel salgınla mücadeleyi en az hasarla yürüten ülkelerden biri. Sağlık sistemine yapılan yatırımlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne kadar büyük bir lider olduğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koydu. Keza Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de Erdoğan’ın, Türkiye için ne kadar doğru bir siyasal sistem inşa ettiğini gösterdi. Türkiye, bu salgından krize girerek değil, büyük bir atılımla çıkacak. Ne var ki CHP’nin başını çektiği muhalefet, akla hayala gelmeyen yalan ve çarpıtmalarla ekonomik, sosyal, siyasal bir kaosun peşinde koşuyor. Dikkat ederseniz CHP’nin şu ana kadar Koronavirüse karşı ısrarla savunduğu tek önlem “üretimi durdurmak” oldu. Devlet üretimi kontrollü bir şekilde sürdürmenin ve artırmanın yollarını ararken, muhalefet, ısrarla sokağa çıkma yasağı ilan edilip üretimin durdurulmasını istemekte. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da metro ve otobüs seferlerini kısıtlayarak her gün balık istifi yolcu taşımacılığı yapması da salgının yayılmasına hizmet etmekten başka bir işe yaramıyor. FETÖ, Koronavirüs salgınını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirip devleti çökertmek için son bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>FETÖ merkezli muhalefetin Koronavirüs salgınını ekonomik, sosyal, siyasal bir krize dönüştürme planı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğru hamleleriyle daha ilk günden itibaren boşa çıkarıldı. Salgının boyutları netleşir netleşmez Cumhurbaşkanı Erdoğan, devleti organize ederek bütün istismar kapılarını tek tek kapattı. Dünyanın en büyük devletleri salgın karşısında hazırlıksız yakalanırken Türkiye, nispeten en hazırlıklı ülkeler arasında yerini aldı. Türkiye, bu küresel salgınla mücadeleyi en az hasarla yürüten ülkelerden biri.</p>
<p>Sağlık sistemine yapılan yatırımlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne kadar büyük bir lider olduğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koydu. Keza Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de Erdoğan’ın, Türkiye için ne kadar doğru bir siyasal sistem inşa ettiğini gösterdi. Türkiye, bu salgından krize girerek değil, büyük bir atılımla çıkacak.</p>
<p>Ne var ki CHP’nin başını çektiği muhalefet, akla hayala gelmeyen yalan ve çarpıtmalarla ekonomik, sosyal, siyasal bir kaosun peşinde koşuyor. Dikkat ederseniz CHP’nin şu ana kadar Koronavirüse karşı ısrarla savunduğu tek önlem “üretimi durdurmak” oldu. Devlet üretimi kontrollü bir şekilde sürdürmenin ve artırmanın yollarını ararken, muhalefet, ısrarla sokağa çıkma yasağı ilan edilip üretimin durdurulmasını istemekte.</p>
<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da metro ve otobüs seferlerini kısıtlayarak her gün balık istifi yolcu taşımacılığı yapması da salgının yayılmasına hizmet etmekten başka bir işe yaramıyor.</p>
<p>FETÖ, Koronavirüs salgınını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirip devleti çökertmek için son bir ümit olarak görüyor. FETÖ’nün etki alanındaki muhalefet partileri, siyasi aktörler ve medya mensupları da bu amaç doğrultusunda hareket ediyor.</p>
<p>FOX Tv’den Fatih Portakal da önceki gün sosyal medya hesabından “Devlet mevduatlarınıza el koyuyor” diyerek ekonomik bir panik yaratmaya çalıştı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatları da haklı olarak Fatih Portakal hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>
<p>Aslında 5. kol faaliyeti gözler önünde olan, her gün ayrı bir yalan ve çarpıtma haberlerle gündeme gelen Portakal’ın çoktan Yargı önünde hesap veriyor olması gerekiyordu. Erdoğan geçmişte FETÖ ile mücadelede nasıl yalnız bırakıldıysa, bugün de mutasyona uğramış Samanyolu Tv olan FOX Tv benzeri medyayla mücadelede yalnız bırakıldı. O gün “Paralel yapı” ile mücadeleyi sulandıranlar, alttan alta FETÖ’yle paslaşanlar bugün mutasyona uğramış bu yeni “Samanyolu TV”lerle mücadeleyi engellemeye çalışıyor. Bunların bir kısmı Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ekibiyle hareket ediyor; bir kısmı da hala AK Parti çevresinde sinsi sinsi fitne örgütlüyor. Ama her gün deşifre olup pul pul döküldüklerini görüyoruz. Yani anlayacağınız niyet halis değilse sonları da hayırlı olmuyor.</p>
<p>Kurtuluş Tayiz/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/mutasyona-ugramis-feto-virusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Utanmazlar; yalan haberin, çarpıtmanın kitabını yazdılar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/utanmazlar-yalan-haberin-carpitmanin-kitabini-yazdilar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/utanmazlar-yalan-haberin-carpitmanin-kitabini-yazdilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2020 09:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Fox]]></category>
		<category><![CDATA[Fox Haber]]></category>
		<category><![CDATA[yalan haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13843</guid>

					<description><![CDATA[Koronavirüs ile mücadelede dünyayla kıyaslandığında, kayıplarımıza ve acılarımıza rağmen, başarılı bir mücadele veriyoruz. Ülkelerin başarı tablosu ortada. Dünyanın en büyük ekonomileri salgın karşısında tek tek çökerken; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere onlarca ülkeye tıbbi malzeme desteği göndererek ülkemiz adına sevindirici işlere imza attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye, Koronavirüs salgınıyla mücadelede dünyaya örnek gösterilecek bir mücadele veriyor. CHP’nin başını çektiği muhalefetin bu başarılı mücadeleden rahatsızlık duyduğu sır değil; ama arka planda, Türkiye’nin başarısından rahatsızlık duyanların yabancı devletler adına bu ülkede yayın yapan medya kuruluşları olması daha önemli bir ayrıntı. Bunun üzerinde durmak da gerekiyor. Türkiye, bir yandan Koronavirüs salgınıyla mücadele ediyor, diğer yandan yabancı devletler adına burada yayın yapan medya kuruluşlarının toplumsal infial oluşturma amaçlı yaptığı yalan haber, çarpıtma ve algı operasyonlarıyla başa çıkmaya çalışıyor. Fatih Portakal’lı FOX TV, yabancı devletler adına Türkiye’de lobi yapan kanalların başında geliyor. Yaptıkları habercilik bu işin sadece kılıfı; asıl işleri, çalıştıkları devlet adına veya çıkarlarını savundukları güçler adına burada psikolojik harp yapmak. “Merkezi hükümet”, “Yerel hükümet” fitnesini ilk piyasa süren, gündeme getiren FOX TV oldu. Koronavirüs’ün yol açmasını bekledikleri felaket tablosu yaşanmayınca, belediyeler üzerinden toplumu bölecek, karşı karşıya getirecek fitneyi körüklemeye başladılar. Yalancı FOX’un peşinden hızla gelen diğer yayın kuruluşu Independent &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Koronavirüs ile mücadelede dünyayla kıyaslandığında, kayıplarımıza ve acılarımıza rağmen, başarılı bir mücadele veriyoruz. Ülkelerin başarı tablosu ortada. Dünyanın en büyük ekonomileri salgın karşısında tek tek çökerken; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere onlarca ülkeye tıbbi malzeme desteği göndererek ülkemiz adına sevindirici işlere imza attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye, Koronavirüs salgınıyla mücadelede dünyaya örnek gösterilecek bir mücadele veriyor.</p>
<p>CHP’nin başını çektiği muhalefetin bu başarılı mücadeleden rahatsızlık duyduğu sır değil; ama arka planda, Türkiye’nin başarısından rahatsızlık duyanların yabancı devletler adına bu ülkede yayın yapan medya kuruluşları olması daha önemli bir ayrıntı. Bunun üzerinde durmak da gerekiyor. Türkiye, bir yandan Koronavirüs salgınıyla mücadele ediyor, diğer yandan yabancı devletler adına burada yayın yapan medya kuruluşlarının toplumsal infial oluşturma amaçlı yaptığı yalan haber, çarpıtma ve algı operasyonlarıyla başa çıkmaya çalışıyor.</p>
<p>Fatih Portakal’lı FOX TV, yabancı devletler adına Türkiye’de lobi yapan kanalların başında geliyor. Yaptıkları habercilik bu işin sadece kılıfı; asıl işleri, çalıştıkları devlet adına veya çıkarlarını savundukları güçler adına burada psikolojik harp yapmak. “Merkezi hükümet”, “Yerel hükümet” fitnesini ilk piyasa süren, gündeme getiren FOX TV oldu. Koronavirüs’ün yol açmasını bekledikleri felaket tablosu yaşanmayınca, belediyeler üzerinden toplumu bölecek, karşı karşıya getirecek fitneyi körüklemeye başladılar.</p>
<p>Yalancı FOX’un peşinden hızla gelen diğer yayın kuruluşu Independent Turkish oldu. Yakın zaman önce “Testere Selman”ın Türkiye’yi içeriden karıştırmak için kurdurduğu Independent Turkish, her gün başka bir yalan haber, manipülasyon ve çarpıtmayla kendini göstermeye başladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “günde 30 bin teste doğru gidiyoruz” biçimindeki sözlerini Independent Turkish, “10 gün içinde 30 binli rakamları göreceğiz” diye çarpıtarak, bir haftada 30 bin insanın öleceği yalanını yaymaya çalıştılar.</p>
<p>BBC, DW, Amerika’nın Sesi ve Sputnik&#8230; Bunların yanına Sözcü ve T24 gibi dışarıdan fonlanan internet sitelerini de koyabiliriz. Haber Turk’ü de unutmayalım. ABD’den yayına bağlanan bir doktoru, Türkiye’yi başarılı bulan açıklamaları yüzünden yayından aldılar.</p>
<p>Şuna gerçekten emin olalım; Türkiye’nin ayağı yanlışlıkla bir tökezlerse bunlar akbabalar gibi tepede üşüşmeye başlayacaklar. En küçük bir sarsıntı yaratmayı başarabilirlerse inanın ki Türkiye’yi parça parça didikleyip yağmalamaktan geri durmayacaklar.</p>
<p>Tabii, burada devletin yapması gereken -dünyanın bir çok ülkesinde uygulamaya konulan- “yalan haber” yapana ve yayana bedelini en ağır bir şekilde ödetecek yasaları çıkarmaktır. Türkiye, bu süreçte bir yandan Koronavirüs belasıyla uğraşırken diğer yandan da sahte belge, yalan haberle mücadele ediyor. İletişim Başkanı ile Sağlık Bakanı’nın, Eğitim, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının her gün bu tür yalan haberleri yalanlamaktan yorgun düştüğünü izleyebiliyoruz. O halde sahte belge yapıp yalan haber üretene, yayana hapis cezası öngören kanunları bir an önce çıkaralım. Ayrıca yabancı devletler adına burada lobi yürüten, ajanlık yapan yayın kuruluşlarını da artık kayıt altına alıp faaliyetlerini buna göre bir izne bağlamalı. Türkiye’nin daha fazla gecikme lüksü yok, bunu bilelim.</p>
<p>Kurtuluş Tayiz/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/utanmazlar-yalan-haberin-carpitmanin-kitabini-yazdilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin evangelistleri</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkiyenin-evangelistleri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turkiyenin-evangelistleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2020 08:28:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Evanjelikler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13839</guid>

					<description><![CDATA[Evangelistleri duymayanınız kalmamıştır. Son derece sapkın bir tarikattır. Bir o kadar da ürkütücü. Dünya üzerinde hayli güçlü ve etkililer. Tek arzuları, kıyametin kendileri yaşarken kopması! Bunun mümkün olmadığını bildikleri için de sözüm ona ‘kıyamet şartlarını’ oluşturmaya çalışıyorlar. Daha açık bir ifadeyle Tanrı’yı kıyamete zorluyorlar! Böylece kıyamet kopacak, İsa Mesih gelecek, Süleyman Mabedi onun makamı olacak, kendileri de cennete dönüşecek dünyada sonsuz bir hayata erişecek. Son derece şeytanca anlayacağınız. Peki bu nasıl mümkün olacak? Kendilerince çok basit! Her şeyi ters yüz ederek. Dünyayı fesada boğarak. Bozgunculuk çıkartarak. Her türden kötülüğü yayarak. Fitne üreterek. Tanrılığa soyunarak. Tüm değerlere, kutsallara saldırarak, küfrederek. Yeryüzüne kan ve gözyaşını hâkim kılarak. Katliamlar yaparak. İnsanlığı açlığa, sefalete mahkûm ederek. Yalanı çoğaltarak. Alkol, uyuşturucu, fuhşiyatı yücelterek… Uzun lafın kısası; şeytana hizmet ederek. Böylece Tanrı kıyameti başlatmak zorunda kalacak! Günün sonunda bu hastalıklı ruh sahipleri dünyaya ve geride kalan beş yüz milyon kadar insana hâkim olacak. Dünya krallığının başına geçecek. Buna inanıyorlar! Bu amaç uğruna milyarlarca insanın ölmesi gerekiyor. Milyonlarca çocuğun anasız babasız kalması. Kötülerin, kötülüklerin çoğalması. Allah’ın haram kıldığı her şeyin helal, helal kıldığı her şeyin haram olması. Dünyadaki tüm iyileri, iyilikleri yok ederek kutsal bir amaca ulaşacaklarını düşünen sapık, tehlikeli ve ürkütücü bir tarikattan söz ediyorum. Yüz &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Evangelistleri duymayanınız kalmamıştır. Son derece sapkın bir tarikattır. Bir o kadar da ürkütücü. Dünya üzerinde hayli güçlü ve etkililer.</p>
<p>Tek arzuları, kıyametin kendileri yaşarken kopması! Bunun mümkün olmadığını bildikleri için de sözüm ona ‘<b>kıyamet şartlarını</b>’ oluşturmaya çalışıyorlar. Daha açık bir ifadeyle Tanrı’yı kıyamete zorluyorlar!</p>
<p>Böylece kıyamet kopacak, İsa Mesih gelecek, Süleyman Mabedi onun makamı olacak, kendileri de cennete dönüşecek dünyada sonsuz bir hayata erişecek.</p>
<p>Son derece şeytanca anlayacağınız.</p>
<p>Peki bu nasıl mümkün olacak?</p>
<p>Kendilerince çok basit!</p>
<p>Her şeyi ters yüz ederek. Dünyayı fesada boğarak. Bozgunculuk çıkartarak. Her türden kötülüğü yayarak. Fitne üreterek. Tanrılığa soyunarak. Tüm değerlere, kutsallara saldırarak, küfrederek. Yeryüzüne kan ve gözyaşını hâkim kılarak. Katliamlar yaparak. İnsanlığı açlığa, sefalete mahkûm ederek. Yalanı çoğaltarak. Alkol, uyuşturucu, fuhşiyatı yücelterek…</p>
<p>Uzun lafın kısası; şeytana hizmet ederek. Böylece Tanrı kıyameti başlatmak zorunda kalacak! Günün sonunda bu hastalıklı ruh sahipleri dünyaya ve geride kalan beş yüz milyon kadar insana hâkim olacak. Dünya krallığının başına geçecek.</p>
<p>Buna inanıyorlar!</p>
<p>Bu amaç uğruna milyarlarca insanın ölmesi gerekiyor. Milyonlarca çocuğun anasız babasız kalması. Kötülerin, kötülüklerin çoğalması. Allah’ın haram kıldığı her şeyin helal, helal kıldığı her şeyin haram olması.</p>
<p>Dünyadaki tüm iyileri, iyilikleri yok ederek kutsal bir amaca ulaşacaklarını düşünen sapık, tehlikeli ve ürkütücü bir tarikattan söz ediyorum.</p>
<p>Yüz milyonu aşkın üyesi var bu tarikatın. Aralarında devlet başkanları, bakanlar, siyasiler, soylular, sanatçılar, zenginler var.</p>
<p>Alayı manyak!</p>
<p>Alayı kafayı yemiş!</p>
<p>Mesela ABD’nin eski başkanlarından Baba Bush da bunların bir üyesiydi.</p>
<p>Aklı almıyor değil mi insanın!</p>
<p>Alsın bence.</p>
<p>FETÖ’nün derdi başka mıydı?</p>
<p>Yahut PKK’nın, hasılı diğer terör örgütlerinin?</p>
<p>Ya bugün!</p>
<p>Dünyayı kasıp kavuran korona virüse karşı ilk günden itibaren disiplin ve koordinasyon içerisinde çalışan bir hükümet var. Alınması gereken kararlar en hızlı şekilde alınıp hayata geçiriliyor.</p>
<p>Uzatmayacağım; dünya Türkiye’nin koronayla mücadelesine şapka çıkartıyor.</p>
<p>Ya peki bizim Evangelist kafalılar ne yapıyor?</p>
<p>Bozgunculuk!</p>
<p>Fitne fücur fesat!</p>
<p>Korona daha çok yayılsın diye şehir içi otobüs seferlerini aksatan belediye başkanları var. ‘<b>Biz bize yeteriz</b>’ diyerek başlatılan yardım kampanyasına savaş açan, kirletmeye çalışan kötüler var. Topluma korku yayarak kargaşa çıkarmak isteyenler var. İnsanlar hastalansın, aç kalsın, ölsün, perişan olsun isteyenler var.</p>
<p>Ölen yaşlılar Ak Partili diye sevinenler var.</p>
<p>Kutsal kitabımızla dalga geçip, ayet hadis uyduranlar var.</p>
<p>Yalan üretip yaymayı meslek edinenler var.</p>
<p>Her şeyi ama her şeyi ters yüz etmek için gece gündüz çalışanlar var.</p>
<p>İyilere ve iyiliklere karşı düşmanlık üretenler var.</p>
<p>Dertleri ne?</p>
<p>Türkiye’nin kıyameti kopsun. Milyonlarca insan ölsün. Ve ben iktidar olayım.</p>
<p>Daha mı az sapık bu düşünce? Daha mı az vahşi ve ürkütücü?</p>
<p>Ve son bir not.</p>
<p>İnsanlık bir büyük imtihandan geçiyor.</p>
<p>İsyan ederek, nankörlük yaparak, kötü olarak, kötülüğü alkışlayarak, yalan söyleyerek, Allah’a ve dinine savaş açarak, bencil davranarak bu badireden çıkamayız.</p>
<p>Bir yandan çaresini ararken, bir yandan da sabredip şükretmeliyiz.</p>
<p>Turgay Güler/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turkiyenin-evangelistleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biz bize yeteriz, biz &#8220;size&#8221; de yeteriz!..</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/biz-bize-yeteriz-biz-size-de-yeteriz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/biz-bize-yeteriz-biz-size-de-yeteriz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 10:05:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[biz bize yeteriz]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmet Genç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13835</guid>

					<description><![CDATA[Virüsten ‘ekmek çıkarmak’ için çok zorluyorlar. Bir süredir “OHAL olmasın, ama sokağa çıkma yasağı uygulansın” diyor muhalefet. Hazır Korona bahanesi de var. Hayat dursun, ekonomi çöksün istiyorlar. Gezi’den biliyoruz. “Hayatı durduralım, ülkeyi batıralım, kaos çıksın, hükümet devrilsin” diyordu bunların çapulcuları… İnşallah hiç ihtiyaç duyulmaz. Çok istiyorlar ya, bugün sokağa çıkma yasağı ilan edilsin, ertesi gün CHP ve Sözcü’leri; “bakın görün, Erdoğan Türkiye’sinde artık sokağa bile çıkılamıyor, diktatörlük var” derler… Demezlerse n’olayım!.. O kadar mı kötüler, o kadar mı vicdansızlar?.. Evet, maalesef öyleler… ***Başkan Erdoğan “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” sloganıyla bir Milli Dayanışma Kampanyası başlattı… Erdoğan başlattı, ardından bir çok vekil maaş bağışlama kampanyasına katıldı. Devlet Bahçeli de kampanyaya destek verdi. Ve bir çok STK, özel kuruluşlar..vs, ellerini taşın altına koydular… Herifçioğlu yine mutsuz oldu… “Birlik beraberlik” dedin mi köpek görmüş kedi gibi kabarıp tıslıyorlar!.. Tüm dünya Koronavirüs’ün ekonomiye etkisinden söz ediyor. En zengin, en gelişmiş ülkeler şimdiden hasar tespit çalışması yapıyor. Sen, “Biz Bize Yeteriz Türkiyem”den diyorsun, bizim dingiller; “Yetmez, hükümet istifa” diyor… Evet, “Biz Bize Yeteriz Türkiyem”… Siz “mikropluk” yapmaya devam edin bakalım. Merak etmeyin, biz “size” de yeteriz!.. ***“Muharrir İbni Bidoni”, “içtimai muhabere” (sosyal medya) hesabında şöyle buyurmuş; “Kiminin parası kiminin duası, ben kampanyaya duayla katılmayı düşünüyorum” El-hak doğrudur. Duaya her zaman ihtiyaç vardır… Lakin yanlış anlaşılma var… Ya &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Virüsten ‘<b>ekmek çıkarmak</b>’ için çok zorluyorlar.</p>
<p>Bir süredir “OHAL olmasın, ama <b>sokağa çıkma yasağı</b> uygulansın” diyor muhalefet.</p>
<p>Hazır Korona bahanesi de var.</p>
<p>Hayat dursun, ekonomi çöksün istiyorlar. Gezi’den biliyoruz. “<b>Hayatı durduralım</b>, ülkeyi batıralım, kaos çıksın, <b>hükümet devrilsin</b>” diyordu bunların çapulcuları…</p>
<p>İnşallah hiç ihtiyaç duyulmaz. Çok istiyorlar ya, bugün <b>sokağa çıkma yasağı</b> ilan edilsin, ertesi gün <b>CHP ve Sözcü’leri</b>; “bakın görün, Erdoğan Türkiye’sinde <b>artık sokağa bile çıkılamıyor, diktatörlük var</b>” derler…</p>
<p>Demezlerse n’olayım!..</p>
<p>O kadar mı kötüler, o kadar mı vicdansızlar?..</p>
<p>Evet, maalesef öyleler…</p>
<p><center><center><b>***</b></center></center>Başkan Erdoğan “<b>Biz Bize Yeteriz Türkiyem</b>” sloganıyla bir Milli Dayanışma Kampanyası başlattı…</p>
<p>Erdoğan başlattı, ardından bir çok vekil maaş bağışlama kampanyasına katıldı. Devlet Bahçeli de kampanyaya destek verdi. Ve bir çok STK, özel kuruluşlar..vs, ellerini taşın altına koydular…</p>
<p>Herifçioğlu yine mutsuz oldu…</p>
<p>“<b>Birlik beraberlik</b>” dedin mi <b>köpek görmüş kedi gibi kabarıp tıslıyorlar</b>!..</p>
<p>Tüm dünya Koronavirüs’ün ekonomiye etkisinden söz ediyor. En zengin, en gelişmiş ülkeler şimdiden <b>hasar tespit</b> çalışması yapıyor.</p>
<p>Sen, “Biz Bize Yeteriz Türkiyem”den diyorsun, bizim dingiller; “<b>Yetmez, hükümet istifa</b>” diyor…</p>
<p>Evet, “<b>Biz Bize Yeteriz Türkiyem</b>”…</p>
<p>Siz “mikropluk” yapmaya devam edin bakalım.</p>
<p>Merak etmeyin, <b>biz “size” de yeteriz</b>!..</p>
<p><center><center><b>***</b></center></center>“<b>Muharrir İbni Bidoni</b>”, “<b>içtimai muhabere</b>” (sosyal medya) hesabında şöyle buyurmuş; “Kiminin parası kiminin duası, ben kampanyaya duayla katılmayı düşünüyorum”</p>
<p>El-hak doğrudur. Duaya her zaman ihtiyaç vardır…</p>
<p>Lakin yanlış anlaşılma var…</p>
<p><b>Ya İbni Bidoni hazretleri</b>.., Velev ki duan <b>kabul</b> oldu. Tamam, sen <b>mutlu</b> olabilirsin..,</p>
<p>İyi de, memleket o kadar “<b>kemiği</b>” n’apsın?!..</p>
<p>Hikmet Genç/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/biz-bize-yeteriz-biz-size-de-yeteriz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlığın ev hapsi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/insanligin-ev-hapsi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/insanligin-ev-hapsi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2020 07:52:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[covid 19]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13827</guid>

					<description><![CDATA[Dünya üzerinde milyarlarca insan ev hapsinde. Kimi gönüllü kimi zorunlu. Ne fark eder? Aynı korkuyu, endişeyi hasılı trajediyi yaşıyor insanoğlu. Hep birlikte ve istisnasız. Krallar, kraliçeler, devlet başkanları, soylular, zenginler dahil. Savaş yıllarında ve sonrasında çektikleri sıkıntıları, açlığı, sefaleti anlatan dedeleriyle belki de benzer bir akıbeti yaşıyor olacak milyarlarca genç adam. Ataları savaşmış, ölen ölmüş kalanları ülkelerini yeniden imar etmişlerdi. Torunları hazıra kondular. Şimdi sıra onlarda. Bugünün torunlarının ileride kendi torunlarına anlatacakları ‘buhran yılları’ hikayeleri olacak. Ne yaşıyorsak bugün, anlatacağız bir gün. Sanırım hayatta kalanları zor günler bekleyecek. Yıkılan, bozulan her şeyi yeniden imar etmek zorundalar. Daha çok çalışacaklar, daha çok yorulacaklar. Günün sonunda sahip olduklarının kıymetini çok iyi bilecekler. Tuhaf ama gerçek! Dünya kurulduğu günden bu yana böylesi bir döngü var. Muhakkak bundan sonra da olacak. İçinizi bir ürperti kapladıysa, bir an karamsarlığa kapıldıysanız, canınız sıkıldıysa; boşuna. Sonbaharın gelmesi gibi bir şey. Ama son olmuyor o bahar. O yılın sonbaharı oluyor. Yeniden ilkbahar gelecek, ardından yaz. Demem o ki bir dönemin sonbaharını yaşıyor tüm dünya. İlkbahara hazırlanıyor. Siz de hazırlanın. ‘Ne zaman gelecek’ diye tasalanmayın. Gelecek elbet, rahat olun. Korona virüsün bir mesajı vardı tüm insanlığa. Herkes hissesine düşeni aldı. Dünyanın en zengin adamı olsanız ne olur? Virüs her &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Dünya üzerinde milyarlarca insan ev hapsinde.</p>
<p>Kimi gönüllü kimi zorunlu.</p>
<p>Ne fark eder?</p>
<p>Aynı korkuyu, endişeyi hasılı trajediyi yaşıyor insanoğlu. Hep birlikte ve istisnasız. Krallar, kraliçeler, devlet başkanları, soylular, zenginler dahil.</p>
<p>Savaş yıllarında ve sonrasında çektikleri sıkıntıları, açlığı, sefaleti anlatan dedeleriyle belki de benzer bir akıbeti yaşıyor olacak milyarlarca genç adam.</p>
<p>Ataları savaşmış, ölen ölmüş kalanları ülkelerini yeniden imar etmişlerdi. Torunları hazıra kondular. Şimdi sıra onlarda. Bugünün torunlarının ileride kendi torunlarına anlatacakları ‘buhran yılları’ hikayeleri olacak.</p>
<p>Ne yaşıyorsak bugün, anlatacağız bir gün.</p>
<p>Sanırım hayatta kalanları zor günler bekleyecek. Yıkılan, bozulan her şeyi yeniden imar etmek zorundalar. Daha çok çalışacaklar, daha çok yorulacaklar.</p>
<p>Günün sonunda sahip olduklarının kıymetini çok iyi bilecekler.</p>
<p>Tuhaf ama gerçek! Dünya kurulduğu günden bu yana böylesi bir döngü var.</p>
<p>Muhakkak bundan sonra da olacak.</p>
<p>İçinizi bir ürperti kapladıysa, bir an karamsarlığa kapıldıysanız, canınız sıkıldıysa; boşuna. Sonbaharın gelmesi gibi bir şey. Ama son olmuyor o bahar. O yılın sonbaharı oluyor. Yeniden ilkbahar gelecek, ardından yaz. Demem o ki bir dönemin sonbaharını yaşıyor tüm dünya. İlkbahara hazırlanıyor.</p>
<p>Siz de hazırlanın.</p>
<p>‘Ne zaman gelecek’ diye tasalanmayın.</p>
<p>Gelecek elbet, rahat olun.</p>
<p>Korona virüsün bir mesajı vardı tüm insanlığa. Herkes hissesine düşeni aldı. Dünyanın en zengin adamı olsanız ne olur? Virüs her yerde! Uçağına atlayıp kaçacak bir yerin yok. Paris’te kahvaltı, Londra’da akşam yemeği; zor!</p>
<p>Markette ne kaldıysa onunla idare edeceksin.</p>
<p>Annene babana en son ne zaman sarıldın?</p>
<p>Yahut bir daha ne zaman sarılacaksın?</p>
<p>Sarılabilecek misin?</p>
<p>Allah bilir!</p>
<p>Henüz kaç gün oldu? Ama neleri özledik değil mi?</p>
<p>Hem de ne basit şeyleri.</p>
<p>Daha doğrusu basit sandığımız şeyleri. Oysa en kıymetli hazinemiz, özgürce aldığımız nefesmiş değil mi?</p>
<p>Neydi o açgözlülüğümüz?</p>
<p>Neydi o şımarıklığımız?</p>
<p>Dahası bencilliğimiz.</p>
<p>Virüs bir şey anlatıyor tüm insanlığa.</p>
<p>Ve son bir not.</p>
<p>Uyarılara harfiyen riayet edin. Koruyun, korunun. İsyan etmeyin, sabredin. Kötülerden uzak durun, onlara kulak asmayın. Asla şükürsüzlük yapmayın. Hamd edin. Ümitsiz olmayın. Allah’a sığının. İmkânınız varsa çevrenizdeki ihtiyaç sahiplerini gözetin.</p>
<p>Dua edin.</p>
<p>İlacı bulunacak elbet.</p>
<p>Şüphesiz çaba insandan, ilham Allah’tan.</p>
<p>Düşünüp hakkedelim öyleyse.</p>
<p>Turgay Güler/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/insanligin-ev-hapsi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sorunu, kapitalizmin “kirli ekonomik ilacı” ile çözemeyiz!..</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sorunu-kapitalizmin-kirli-ekonomik-ilaci-ile-cozemeyiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sorunu-kapitalizmin-kirli-ekonomik-ilaci-ile-cozemeyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2020 07:43:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[ardan zentürk]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13823</guid>

					<description><![CDATA[Emperyalizmin, özellikle gelişmekte olan ülkelere mesajı nettir:&#160;Zaten, ağır borç yükü altındaydınız, KOVİD-19 nedeniyle ekonomileriniz, insanları açlığa sürükleyecek düzeyde çöktü, gelin, size yeni para verelim, bu parayla hem gündelik sorunlarınızı çözün hem de yeniden yapılandıracağımız borç tablonuz ile küresel finans baronlarına çalışmaya devam edin. Çareyi, IMF-Dünya Bankası ekseninde arayacak her devletin/milletin başına gelecek büyük felaket budur.&#160;Emperyalizm, bir yanda Avrupa’yı&#160;“üçüncü dünyalılaştırırken”&#160;diğer yanda&#160;“üçüncü dünyayı öldürmeyi”&#160;planlıyor!.. Bunu, zaten çökmüş olan neo-liberal uygulamalara sarılarak çözmenin mümkün olmadığı açıktır. Küresel finansal sisteminin öğütücü dişlileri arasında kalmayı sürdüren her millet yok olmaya mahkümdur. Beka mücadelesi ekonomiye kaymıştır, panik atak önlemleri bir kenara bırakıp bir “milli beka ekonomisi” üzerinde çalışmamız gerekmektedir. Emperyalizmin tarihin bir kırılma noktasında karşımıza dikileceğinin alarmını&#160;8 Kasım 2018&#160;tarihli&#160;“Milli Beka”yı piyasaya emanet edebilir miyiz?”&#160;başlıklı yazımızla önceden vermiştik, şöyle demişiz: Kamu İktisadi Teşebbüsü fobisi” 80’li yıllarda vahşi kapitalizmi işbaşına getirmek için kurgulandı, beyinlere tecavüz etmeyi sürdürüyor, KİT’ler gerekirse yine devreye sokulur, yüksek istihdama sahip büyük kuruluşların iflasına izin verilemez, önce KİT olur devletleşir, devamında gerek duyulursa, yine özelleştirilir…(1) Türkiye yaşayarak öğreniyor. Ülkeye 80’lı yıllarda dayatılan ve günümüz&#160;“vahşi&#160;kapitalizminin” zeminini oluşturan neo-liberal politikalar ile bir yere varılamıyor. Kamunun ekonomideki gücünün arttığı, gerektiği ölçüde “karma ekonomi” zeminli, özellikle ekonomi büyüme ve yüksek istihdamı hedefleyen “sosyal ekonomi” anlayışı ile buluşmak zorundayız. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Emperyalizmin, özellikle gelişmekte olan ülkelere mesajı nettir:&nbsp;<i>Zaten, ağır borç yükü altındaydınız, KOVİD-19 nedeniyle ekonomileriniz, insanları açlığa sürükleyecek düzeyde çöktü, gelin, size yeni para verelim, bu parayla hem gündelik sorunlarınızı çözün hem de yeniden yapılandıracağımız borç tablonuz ile küresel finans baronlarına çalışmaya devam edin.</i></p>
<p><b>Çareyi, IMF-Dünya Bankası ekseninde arayacak her devletin/milletin başına gelecek büyük felaket budur.</b>&nbsp;<b>Emperyalizm, bir yanda Avrupa’yı&nbsp;<i>“üçüncü dünyalılaştırırken”</i>&nbsp;diğer yanda&nbsp;<i>“üçüncü dünyayı öldürmeyi”</i>&nbsp;planlıyor!..</b></p>
<p><b>Bunu, zaten çökmüş olan neo-liberal uygulamalara sarılarak çözmenin mümkün olmadığı açıktır.</b></p>
<p><b>Küresel finansal sisteminin öğütücü dişlileri arasında kalmayı sürdüren her millet yok olmaya mahkümdur.</b></p>
<p><b>Beka mücadelesi ekonomiye kaymıştır, panik atak önlemleri bir kenara bırakıp bir “milli beka ekonomisi” üzerinde çalışmamız gerekmektedir.</b></p>
<p>Emperyalizmin tarihin bir kırılma noktasında karşımıza dikileceğinin alarmını&nbsp;<b>8 Kasım 2018</b>&nbsp;tarihli&nbsp;<b>“Milli Beka”yı piyasaya emanet edebilir miyiz?”</b>&nbsp;başlıklı yazımızla önceden vermiştik, şöyle demişiz:</p>
<p><em>Kamu İktisadi Teşebbüsü fobisi” 80’li yıllarda vahşi kapitalizmi işbaşına getirmek için kurgulandı, beyinlere tecavüz etmeyi sürdürüyor, KİT’ler gerekirse yine devreye sokulur, yüksek istihdama sahip büyük kuruluşların iflasına izin verilemez, önce KİT olur devletleşir, devamında gerek duyulursa, yine özelleştirilir…</em><em>(1)</em></p>
<p><em>Türkiye yaşayarak öğreniyor. Ülkeye 80’lı yıllarda dayatılan ve günümüz&nbsp;</em><em>“vahşi</em><em>&nbsp;kapitalizminin” zeminini oluşturan neo-liberal politikalar ile bir yere varılamıyor.</em></p>
<p><em><b>Kamunun ekonomideki gücünün arttığı, gerektiği ölçüde “karma ekonomi” zeminli, özellikle ekonomi büyüme ve yüksek istihdamı hedefleyen “sosyal ekonomi” anlayışı ile buluşmak zorundayız.</b></em></p>
<p><b>·&nbsp;DİJİTAL İKTİSAT KONGRESİ TOPLANMALI…</b></p>
<p><b>Durum, İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat-4 Mart 1923) (2) dönemi kadar vahimdir.</b>&nbsp;Bugünün dünyasında uzun hazırlıklar ile hele bir de KOVİD-19 tehdidi yaşanırken İzmir’de buluşmanın bir anlamı yoktur.</p>
<p>Davet çıkarılacak tüm akademisyen, uzman, sektör temsilcilerinin&nbsp;<i>“virüs sonrası</i>&nbsp;<i>dünya”</i>&nbsp;ile bağlantılı görüşleri alınıp, yine oluşturulacak daha küçük çalışma gruplarının Türkiye’nin her yerinde konferans sistemiyle tartışma programları geliştirmesi sağlanabilir.</p>
<p>Kısa bir zaman diliminde ortaya çıkacak tablonun devamında medya zemininde “siyaset üstü” olarak tartışılması esastır.</p>
<p>İnsanlara #EVDEKAL demek doğru bir çözümdür.&nbsp;<b>Ama, neo-liberal politikaların bütün toplumlarda nüfusun yüzde 1’ine, toplam servetin yüzde 52’sini aktardığı bir dünyada “sürdürülebilir çözümler” bulmamız gerekiyor.</b></p>
<p><b>“Vahşi kapitalizmin” mirası, evinde oturan varlıklı bir ailenin hayatta kalacağını, fakat evinde oturan gündelikçi bir işçinin eşi ve evlatlarının aç kalacağını gösteriyor.</b></p>
<p><b>·&nbsp;SANAL PARAYLA SANAL DÜNYA KURULUR…</b></p>
<p>Emperyalizm, KOVİD-19 bahanesiyle 6-8 trilyon Dolar düzeyinde parayı ekonomilere pompalamaya hazırlanıyor. Bu&nbsp;<i>“kirli paradır”</i>&nbsp;çünkü karşılığı yok!.. Bizi bir şekilde&nbsp;<i>“kirli ekonomik ilacı”</i>&nbsp;yutmaya zorluyorlar.</p>
<p><b>Tek işlevi, zaten yüksek borçlara sahip gelişmekte olan ülkelerin insanlarını daha yüksek borçların altına sokmaktır.</b></p>
<p>Karşılığı olmayan, tamamı ekran üzerinden üretilen bu paranın yatırım/istihdam amaçlı kullanılması imkansızdır, çünkü bir devletin hazinesine girmesinin birinci yılından itibaren, faiz olarak çıkmaya başlayacak, geride de yeni bir borç batağı ve esaret bırakacaktır.</p>
<p><b><i>“Sanal para”</i></b><b>&nbsp;son 40 yılda hiçbir millete faydalı olmadı, aksine, o milletlerin gelecek kuşaklarının refah ve özgürlüğünü&nbsp;<i>“borç ekonomisi”</i>&nbsp;ile ipotek altına aldı.</b></p>
<p>Bu sistemi,&nbsp;<i>“kendilerini de patron sanarak uzaktan seyretmeyi”</i>&nbsp;ve&nbsp;<i>“ büyük</i>&nbsp;<i>hırsızlığın konfor getiren bölümüne ortak olmayı”</i>&nbsp;tercih eden Avrupalılar, İtalya ve İspanya’nın, Yunanistan gibi&nbsp;<i>“finansal emperyalizm”&nbsp;</i>tarafından esir alınmasından sonra ne olduğunu çok iyi anlayacaklar.</p>
<p>Dünya gerçeği budur.</p>
<p><b>SON SÖZ-BİR SORU:</b>&nbsp;HÜKÜMET KAMU BANKALARI ÜZERİNDEN İŞ DÜNYASININ SORUNLARINI HAFİFLETMEK İÇİN BİR DİZİ ÖNLEM AÇIKLADI. BU POLİTİKALARA ÖZEL VE YABANCI SERMAYELİ BANKALARDAN OLUMLU BİR CEVAP GELDİ Mİ? GELMEDİ. O ZAMAN, NOKTA</p>
<p>(1)&nbsp;https://www.star.com.tr/yazar/milli-bekayi-piyasaya-emanet-edebilir-miyiz-yazi-1393134/</p>
<p>(2)&nbsp;https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir_%C4%B0ktisat_Kongresi</p>
<p>Ardan Zentürk/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sorunu-kapitalizmin-kirli-ekonomik-ilaci-ile-cozemeyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
