<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zam &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/zam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 17 Jul 2023 14:02:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>zam &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Refah Payı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/refah-payi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/refah-payi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salih Diriklik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 13:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Maaş]]></category>
		<category><![CDATA[Refah Payı]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18818</guid>

					<description><![CDATA[Tüm emekli maaşlarına enflasyon oranda zam yapılmasının eşit hak ilkesine dayandırılması normal sayılabilir. Ama &#8220;refah payı&#8221; denen ve tespiti tamamen hükümetin inisiyatifinde olan ek ödeme konusunda, az gelirli olan insanlara (moda tabirle) &#8220;pozitif ayrımcılık&#8221; yapılmış olsa idi, hem vicdanlara hem de hakkaniyete kesinlikle daha uygun olurdu. Yeni zamla birlikte maaşı 60.680.- TL olan memur emeklisine refah payı olarak 2420.- TL verilmesi o kişinin ne refahını arttırır, ne de dişinin kovuğuna gider. Her ne kadar hepsi memur statüsünde olmasına rağmen arada 7 kat maaş farkının olması garip ise de, en düşük memur emeklisi 9490.- TL alırken refah payı olarak o kişiye ancak 380.- TL takdir edilmesi pek de hakka uygun olmamış gibi. Benzer şekilde, seyyanen zam düzenlemesiyle ancak 7.500.-TL alabilen SSK-Bağkur emeklilerine 212.-TL yerine mesela 1500.-TL ödeseydiniz, asıl o zaman gereken kişilere gereken oranda refah payı ödemiş olurdunuz. Üstelik bu türden hakkaniyetli bir düzenlemeyle aynı anda iki ayrı sonuca da ulaşırdınız: 1- Genel seçim sonrası &#8220;büyük şehirlerde kazandık ama iç Anadolu ve diğer kasabalarda insanlar bize oy vermedi, niye vermediğini de anlayabilmiş değilim&#8221; diye düşünenleri sevindirmemiş, aksine üzmüş olurdunuz. 2) Hayat zorluğunu sırtlanıp az maaşla çok iş yaptığı için emeklilik payı da düşük olan ve (az önce adı geçen) büyükşehirlerdeki tuzu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tüm emekli maaşlarına enflasyon oranda zam yapılmasının eşit hak ilkesine dayandırılması normal sayılabilir. Ama &#8220;refah payı&#8221; denen ve tespiti tamamen hükümetin inisiyatifinde olan ek ödeme konusunda, az gelirli olan insanlara (moda tabirle) &#8220;pozitif ayrımcılık&#8221; yapılmış olsa idi, hem vicdanlara hem de hakkaniyete kesinlikle daha uygun olurdu.</p>



<p>Yeni zamla birlikte maaşı 60.680.- TL olan memur emeklisine refah payı olarak 2420.- TL verilmesi o kişinin ne refahını arttırır, ne de dişinin kovuğuna gider. Her ne kadar hepsi memur statüsünde olmasına rağmen arada 7 kat maaş farkının olması garip ise de, en düşük memur emeklisi 9490.- TL alırken refah payı olarak o kişiye ancak 380.- TL takdir edilmesi pek de hakka uygun olmamış gibi.</p>



<p>Benzer şekilde, seyyanen zam düzenlemesiyle ancak 7.500.-TL alabilen SSK-Bağkur emeklilerine 212.-TL yerine mesela 1500.-TL ödeseydiniz, asıl o zaman gereken kişilere gereken oranda refah payı ödemiş olurdunuz.</p>



<p>Üstelik bu türden hakkaniyetli bir düzenlemeyle aynı anda iki ayrı sonuca da ulaşırdınız:</p>



<p>1- Genel seçim sonrası &#8220;büyük şehirlerde kazandık ama iç Anadolu ve diğer kasabalarda insanlar bize oy vermedi, niye vermediğini de anlayabilmiş değilim&#8221; diye düşünenleri sevindirmemiş, aksine üzmüş olurdunuz.</p>



<p>2) Hayat zorluğunu sırtlanıp az maaşla çok iş yaptığı için emeklilik payı da düşük olan ve (az önce adı geçen) büyükşehirlerdeki tuzu kuruların aksine mevcut yönetimi her zaman destekleyip oy veren insanları sevindirmiş, daha da önemlisi onların&nbsp; güvenlerini kazanmış olurdunuz.</p>



<p>Yapılan işlerin insanların gözüne sokulurcasına duyurulacağı sosyal medya atağına kalkışmak yerine &#8220;çalmadık kapı bırakmayalım, herkese ulaşalım&#8221; gibi eski moda usulle yerel seçimlere hazırlanmayı düşünen ve yine bu yolla İstanbul ve Ankara&#8217;yı geri kazanmayı umanların, kendi elleri altındaki &#8220;refah payı&#8221; imkanını doğru yönde kullanamayıp (yine az önce adı geçen) kasabalıları küstürürlerse, büyük şehre pirince giderken eldeki kasaba bulgurundan olmaları bile mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/refah-payi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu’nun Mektupları</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-mektuplari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-mektuplari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2021 08:26:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[market]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17939</guid>

					<description><![CDATA[Hele bak sen! Market sahiplerine mektup yazmış ve onlardan on temel gıdaya zam yapmamalarını istemiş…İktidara gelince de zararlarını tazmin edeceği sözünü vermiştir. Aslında, Kılıçdaroğlu bu mektubunu market sahiplerine gerçekten indirim yapmalarını istemek için değil de, gıda ürünlerine yaptıkları fahiş fiyat artışlarını meşrulaştırmak için yazmış olduğu anlaşılmaktadır. Market sahipleri Kılıçdaroğlu istedi diye mi zam yapmışlardı ki, O istedi diye fiyatları indirmiş olsunlar…Bu mektupla O, üreticinin tarlasından 1.5 liraya satın aldıkları domatesi marketlerinde 10 liraya satan ve 9 kat kazanan market sahiplerinin yaptıkları fahiş kârı meşrulaştırmak istemiştir. Üstelik 9 kat kazandıkları üründen yapacakları indirim nedeniyle uğrayacakları zararı da iktidar olmaları halinde tazmin edeceğini söylemektedir. Güler misin, ağlar mısın! Fırsatçılığın ve stokçuluğun Cumhurbaşkanımız veya partisi Ak Parti’nin sorunu değil de, iktidardan iktidara liderden lidere değişmeyecek milli bir sorun olduğunu görememesi ne acı değil mi! Bugün Kılıçdaroğlu mektubuyla meşrulaştırdığı fahiş fiyat artışlarını yarın iktidar olduğunda nasıl geri aldıracak? Buna imkan var mı ki! Kimi kandırıyor…! Toplumda iki kişiden birin oyunu almış çok güçlü bir lider olan Cumhurbaşkanımız fahiş zam, faiz, döviz ve altın lobileriyle baş etmeye zorlanıyor da, ya altı partinin bir araya gelmesiyle oluşacak bir topluluğun sadece sayısal olarak destek verdiği bir kişi olarak Kılıçdaroğlu bu mücadeleyi nasıl verecek? İmkanı var mı bunun? &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hele bak sen! Market sahiplerine mektup yazmış ve onlardan on temel gıdaya zam yapmamalarını istemiş…İktidara gelince de zararlarını tazmin edeceği sözünü vermiştir.</p>



<p>Aslında, Kılıçdaroğlu bu mektubunu market sahiplerine gerçekten indirim yapmalarını istemek için değil de, gıda ürünlerine yaptıkları fahiş fiyat artışlarını meşrulaştırmak için yazmış olduğu anlaşılmaktadır.</p>



<p>Market sahipleri Kılıçdaroğlu istedi diye mi zam yapmışlardı ki, O istedi diye fiyatları indirmiş olsunlar…Bu mektupla O, üreticinin tarlasından 1.5 liraya satın aldıkları domatesi marketlerinde 10 liraya satan ve 9 kat kazanan market sahiplerinin yaptıkları fahiş kârı meşrulaştırmak istemiştir. Üstelik 9 kat kazandıkları üründen yapacakları indirim nedeniyle uğrayacakları zararı da iktidar olmaları halinde tazmin edeceğini söylemektedir. Güler misin, ağlar mısın!</p>



<p>Fırsatçılığın ve stokçuluğun Cumhurbaşkanımız veya partisi Ak Parti’nin sorunu değil de, iktidardan iktidara liderden lidere değişmeyecek milli bir sorun olduğunu görememesi ne acı değil mi! Bugün Kılıçdaroğlu mektubuyla meşrulaştırdığı fahiş fiyat artışlarını yarın iktidar olduğunda nasıl geri aldıracak? Buna imkan var mı ki! Kimi kandırıyor…!</p>



<p>Toplumda iki kişiden birin oyunu almış çok güçlü bir lider olan Cumhurbaşkanımız fahiş zam, faiz, döviz ve altın lobileriyle baş etmeye zorlanıyor da, ya altı partinin bir araya gelmesiyle oluşacak bir topluluğun sadece sayısal olarak destek verdiği bir kişi olarak Kılıçdaroğlu bu mücadeleyi nasıl verecek? İmkanı var mı bunun? Üstelik aralarında bir de PKK ilişkili HDP de olacak! İktidarını şimdilik imkansız görsem de, olması halinde bile Kılıçdaroğlu’nun siyasi gücü sadece partisinin aldığı oyu kadardır. O da yüzde 24’tür. Yani seçmenin dörtte biri…!</p>



<p>İki kişiden birinden oy almış çok güçlü bir lider olan Cumhurbaşkanımız bu milli mücadeleyi vermekte zorlanıyor da, dört kişiden birinden oy almış Kılıçdaroğlu bunu nasıl yapacak? Açık söylüyorum, bu adamlar Kılıçdaroğlu’nu şamar oğlanına döndürürler! Öyle anlaşılıyor ki haksız kazancı normalleştiren bu lobiler, arkasında halk desteği olmayan Kılıçdaroğlu benzeri siyasi bakımdan çok güçsüz birinin ülkemizi yönetmesini istiyorlar. Sayısal çoğunluk olsun ama siyasi çoğunluğu olmasın! Bu yönetim şekli merhum Necmettin Erbakan hocamızın iktidarına benzer. İktidar olması için sayısal olarak destek verse de DYP, hükümetin içinde siyasi bakımdan Refah Partisi’nin siyasi rakibi gibi hareket ediyordu. Bu da büyük huzursuzluğa neden olmuştu.</p>



<p>Ondan çok daha zayıfı ve sorunlu olanı, altı bileşenli ve birbirinin zıddı olan partilerin oluşturduğu millet ittifakı iktidarı olur ki- rabbim korusun- tahammül edilmesi imkansız bir siyasi boşluğa ve kaosa neden olacaktır. Çünkü ortada çok güçlü bir lider olmayacak, sadece sayısal destek olan fakat hedef birliği olmayan topluluk olacak…</p>



<p>Böyle bir yapı mı ülkemizin ağır sorunlarıyla baş edecek!</p>



<p>İmtihanımız çok ağır olur!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-mektuplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her şey süper oluyor, ooh yandan yandan!..</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/her-sey-super-oluyor-ooh-yandan-yandan/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/her-sey-super-oluyor-ooh-yandan-yandan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 10:41:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12487</guid>

					<description><![CDATA[Hikâyeyi bilirsiniz… Padişah vergileri arttırmış. Sonra vezirini çağırıp; “Git halkın arasına karış. Bak bakalım ne oluyor’’ demiş. Vezir vazifeyi ifa etikten sonra çıkmış padişahın huzuruna. “Mutsuzlar, söylenmeye başladılar” sultanım demiş. “İyi..,” demiş padişah, “arttırın vergileri” diye de emir vermiş. Vergiler bir daha arttırılmış. Bir süre sonra vezire, “Git bak bakalım, halk ne yapıyor?” demiş. Vezir tekrar girmiş halkın içine. Sonra çıkmış padişahın huzuruna; “Çok kızmışlar sultanım, bağırıyorlar” demiş. Bunun üzerine padişah, “ Vergileri biraz daha arttırın” diye emir vermiş. Ardından “bak bakalım halk n’apıyor” demiş vezirine. Bu sefer vezir büyük bir panikle padişaha gelmiş, “Sultanım, halk öfkeli, sokaklara döküldü. Kavga, dövüş var” demiş. Sultan, “Biraz daha arttırın vergileri” demiş. Vezir yine sokaklara halkın arasına inmiş. Sonra saraya dönmüş ve gülümseyerek söyle demiş padişaha; “N’oldu anlamadım, halk katıla katıla gülmeye başladı padişahım!” Padişah bunun üzerine; “Tamam yeter, başka vergi yok, bu hayra alamet değil!..” demiş. İşte bizim durumumuz da böyle… Ağlasak mı gülsek mi bilemiyoruz… Resmen sınanıyoruz!.. ‘Musakkalı antrikot’la başlayan tiyatro, devam ediyor… “İstanbul’un kaybedecek anı yok” diyor. Tatildeki arkadaşa ulaşılamıyor?! ‘Ne tatili bu?’ diyorsun. ‘Tatil bana yakışıyor’ diyor! ‘Nasıl yakışıyor yahu?..’ diyorsun. “Benim yıllardır aynı olan tatil şeklim var!..” diyor! Yani; “İstanbul’u sel de alsa kıyamet de kopsa benim bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hikâyeyi bilirsiniz…</p>
<p>Padişah vergileri arttırmış. Sonra vezirini çağırıp; “Git halkın arasına karış. Bak bakalım ne oluyor’’ demiş. Vezir vazifeyi ifa etikten sonra çıkmış padişahın huzuruna. “Mutsuzlar, söylenmeye başladılar” sultanım demiş. “İyi..,” demiş padişah, “arttırın vergileri” diye de emir vermiş. Vergiler bir daha arttırılmış. Bir süre sonra vezire, “Git bak bakalım, halk ne yapıyor?” demiş. Vezir tekrar girmiş halkın içine. Sonra çıkmış padişahın huzuruna; “Çok kızmışlar sultanım, bağırıyorlar” demiş. Bunun üzerine padişah, “ Vergileri biraz daha arttırın” diye emir vermiş. Ardından “bak bakalım halk n’apıyor” demiş vezirine. Bu sefer vezir büyük bir panikle padişaha gelmiş, “Sultanım, halk öfkeli, sokaklara döküldü. Kavga, dövüş var” demiş. Sultan, “Biraz daha arttırın vergileri” demiş. Vezir yine sokaklara halkın arasına inmiş. Sonra saraya dönmüş ve gülümseyerek söyle demiş padişaha; “N’oldu anlamadım, halk katıla katıla gülmeye başladı padişahım!” Padişah bunun üzerine; “Tamam yeter, başka vergi yok, bu hayra alamet değil!..” demiş.</p>
<p>İşte bizim durumumuz da böyle…</p>
<p>Ağlasak mı gülsek mi bilemiyoruz… Resmen sınanıyoruz!..</p>
<p>‘Musakkalı antrikot’la başlayan tiyatro, devam ediyor…</p>
<p>“İstanbul’un kaybedecek anı yok” diyor. Tatildeki arkadaşa ulaşılamıyor?!</p>
<p>‘Ne tatili bu?’ diyorsun. ‘Tatil bana yakışıyor’ diyor!</p>
<p>‘Nasıl yakışıyor yahu?..’ diyorsun. “Benim yıllardır aynı olan tatil şeklim var!..” diyor!</p>
<p>Yani; “İstanbul’u sel de alsa kıyamet de kopsa benim bir tatil formatım var, vazgeçmem!” diyor…</p>
<p>Lüks makam araçları diye kamyonetleri ve bakım araçlarını gösteriyor. Şov erken bitiyor. Bir de öğreniyoruz ki, gösterdiğinden daha fazla aracı sırf “israf olmasın” diye iki kat fiyat ödeyerek almış!..</p>
<p>Zamlar devam ediyor. Bunu da, “halkın yararına finansal düzenleme” diye kakalamaya çalışıyor.</p>
<p>İhtiyaç sahiplerine bedava ‘süt su ekmek’ dağıtacağız diye söz veriyor…</p>
<p>Önce suya zam, sonra halk ekmeğe zam geliyor… (Sıra sütte herhalde. İneğe de finansal bir düzenleme yapabilir!)</p>
<p>Velhasıl herkes öfkeli.</p>
<p>Bakalım hikayede olduğu gibi, İstanbullu ne zaman ‘Her şey ne güzel oluyor yahu.., ooh ooh, yandan yandan” deyip göbek atmaya başlayacak?!..</p>
<p>Hikmet Genç/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/her-sey-super-oluyor-ooh-yandan-yandan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
