<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YPG &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/ypg/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Dec 2019 08:37:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>YPG &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>PKK silah bırakacak, YPG devam edecek…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/pkk-silah-birakacak-ypg-devam-edecek/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/pkk-silah-birakacak-ypg-devam-edecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2019 08:37:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13253</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin beka mücadelesi önündeki en büyük risk, Ortadoğu’yu harmanlayan Amerika ile Rusya’nın bölge devletlerinin, kendi egemenlik bölgelerini sağlama alacak şekilde parçalanmasına karar vermeleridir. ABD, Irak’ın işgalinden bu yana, siyonizmin talepleri doğrultusunda Ortadoğu’da yeni bir haritanın ve “Kürdistan” adıyla ortaya çıkacak ikinci bir İsrail’in peşindedir. Suriye’de belki kendisinin bile planlamadığı belirleyici güce ulaşmış Rusya, özellikle Doğu Akdeniz satrancında Suriye-Libya hattında kontrol kurmak için ABD’nin bu planına “evet” diyebilir. Artık, Suriye’nin Akdeniz kıyılarını Esed, dolayısıyla Rusya’dan kimsenin alamayacağını biliyoruz. Fiilen parçalanmış Libya’nın Bingazi kanadı Rusya için yeterlidir. Böyle bir gelişme halinde ABD-AB hattında şekillenen Atlantik stratejisinin B Planı’nı şimdiden aktaralım:PKK, Türkiye topraklarındaki yenilgiyi resmen kabul eder, silah bıraktığını açıklar, SDG/YPG adıyla Irak-Suriye hattında devletleşme sürecine devam eder!.. Kandil’den bu tür bir açıklama yapıldığı an itibariyle, AB ve ABD’nin terör listesini yenileyeceğinden, PKK’yı derhal o listeden çıkaracağından emin olabilirsiniz. Zaten, şu anda NATO müttefiklerimizle (!) yaşadığımız durum budur. Amerikan Başkanı Trump ile telefonda görüşen, Macron, Johnson veya Merkel tarafından muhatap alınan Ferhat Abdi Şahin boş yere mi üretildi sanıyorsunuz, emperyalizmin sürdürdüğü bir plandan, kanlı bir yenilgi almadan vaz geçtiği görülmüş değildir. Kuşkunuz olmasın, PKK’nın silah bırakma kararıyla birlikte terör elebaşı Washington’da kırmızı halıda karşılanır, Avrupa başkentlerinde diplomasi turuna çıkar, bu arada, Diyarbakır HDP önündeki ana-babalar da eğer evlatları sağsa kamuoyu vicdanını rahatlatan bir kavuşma yaşarlar. Emperyalizmin, PKK’nın silah bırakma kararına, Türk iç siyasetinde başlattığı mühendislik çalışması için de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin beka mücadelesi önündeki en büyük risk, Ortadoğu’yu <em>harmanlayan </em>Amerika ile Rusya’nın bölge devletlerinin, <strong>kendi egemenlik bölgelerini sağlama alacak şekilde parçalanmasına </strong>karar vermeleridir.</p>
<p>ABD, Irak’ın işgalinden bu yana, <em>siyonizmin talepleri doğrultusunda</em> Ortadoğu’da yeni bir haritanın ve <strong>“Kürdistan”</strong> adıyla ortaya çıkacak <em>ikinci bir İsrail’in</em> peşindedir. Suriye’de belki kendisinin bile planlamadığı belirleyici güce ulaşmış Rusya, özellikle Doğu Akdeniz satrancında Suriye-Libya hattında kontrol kurmak için ABD’nin bu planına <strong>“evet”</strong> diyebilir.</p>
<p>Artık, Suriye’nin Akdeniz kıyılarını Esed, dolayısıyla Rusya’dan kimsenin alamayacağını biliyoruz.</p>
<p><em>Fiilen parçalanmış</em> Libya’nın Bingazi kanadı Rusya için yeterlidir.</p>
<p>Böyle bir gelişme halinde ABD-AB hattında şekillenen <em>Atlantik stratejisinin</em> <strong>B</strong> <strong>Planı</strong>’nı şimdiden aktaralım:<strong>PKK, Türkiye topraklarındaki yenilgiyi resmen kabul eder, silah bıraktığını açıklar, SDG/YPG adıyla Irak-Suriye hattında devletleşme sürecine devam eder!..</strong></p>
<p><strong>Kandil’den bu tür bir açıklama yapıldığı an itibariyle, AB ve ABD’nin terör listesini yenileyeceğinden, PKK’yı derhal o listeden çıkaracağından emin olabilirsiniz.</strong></p>
<p><strong>Zaten, şu anda NATO müttefiklerimizle (!) yaşadığımız durum budur.</strong></p>
<p>Amerikan Başkanı <strong>Trump</strong> ile telefonda görüşen, <strong>Macron, Johnson</strong> veya <strong>Merkel</strong> tarafından muhatap alınan <strong>Ferhat Abdi Şahin</strong> boş yere mi üretildi sanıyorsunuz, <em>emperyalizmin sürdürdüğü bir plandan, kanlı bir yenilgi almadan vaz geçtiği görülmüş değildir.</em></p>
<p>Kuşkunuz olmasın, PKK’nın silah bırakma kararıyla birlikte terör elebaşı Washington’da kırmızı halıda karşılanır, Avrupa başkentlerinde diplomasi turuna çıkar, bu arada, Diyarbakır HDP önündeki ana-babalar da eğer evlatları sağsa kamuoyu vicdanını rahatlatan bir kavuşma yaşarlar.</p>
<p><strong>Emperyalizmin, PKK’nın silah bırakma kararına, Türk iç siyasetinde başlattığı mühendislik çalışması için de ihtiyacı vardır.</strong></p>
<p><strong>Karar, HDP’nin siyasi meşruiyetinin güçlenmesine, 2023’e doğru CHP-İP ve kurulmakta olan yeni partiler ile birlikte “resmi ve açık” ittifak içinde olmasına da zemin oluşturacaktır.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’yi 15 Temmuz gecesi, ordusu içine yerleştirdiği işbirlikçiler ile esir alamayan emperyalizmin, siyasette hayli atak formüller geliştireceği yeni bir döneme giriyoruz.</strong></p>
<p><strong>ABD bir yere gitmiyor, bilin…</strong></p>
<p>Türk medyasında yeterince analiz edilmedi, ABD Savunma Bakanı <strong>Esper </strong>ile Genelkurmay Başkanı <strong>Gen.Miley’</strong>in Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komisyonu’nda söyledikleri önemlidir. İkisi de, Amerikan askerinin Suriye’de <em>“yıllarca”</em> kalması gerektiğini, <em>DEAŞ’ın askeri açıdan yenilgiye uğramasının, ideolojik olarak varlığının ortadan kalktığı anlamına gelmediğini söylediler.</em></p>
<p>Amerikan ordusunun Deyr Zor’daki petrol alanlarını kontrol etmesi, Esed rejimini ciddi bir gelirden mahrum ederken, kurulması planlanan terör devletinin doğal kaynağını da garanti altına alıyor, bunu da anlamış olduk.</p>
<p><strong>Esper</strong>’in şu sözleri noktayı koydu:  <strong>ABD’nin Ortadoğu politikası, bölgenin terörizme güvenli bölge olmaması, Amerika’ya düşman bir gücün kontrolü altına girmemesi ve dünya enerji piyasalarında istikrar sağlama esasına dayanmaktadır.</strong></p>
<p>Anladığımız, <strong>ABD’nin, bu stratejik zemin doğrultusunda tam kontrolünde, kolay cepheye sürülebilir yeni bir müttefik devlet oluşturma</strong> kararlılığıdır.</p>
<p>Zorlamayla kurduracakları o devlet, yarın, Rusya’nın kontrolüne geçer mi sorusuna, yüksek ihtimal, <strong>“günü geldiğinde düşünürüz”</strong> diyerek cevap vereceklerdir.</p>
<p>1980’lerin başında Afganistan’da El-Kaide’yi yapılandıran strateji uzmanı <strong>Brezezinski,</strong> <strong>“Bu radikal dini unsurlar yarın Amerika’ya savaş açarsa”</strong> sorusunu, <strong>“şu anda birinci önceliğimiz Sovyetler’i yenmektir, öyle bir gelişme olduğunda çareyi o gün düşünürüz”</strong> diyerek cevaplamış, işin sonu, 11 Eylül 2001’de İkiz Kuleleler’in yıkılmasına kadar varmıştı…</p>
<p>Sorun büyüyecek, yüzyıla yayılacak, belli…</p>
<p>Ardan Zentürk/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/pkk-silah-birakacak-ypg-devam-edecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu, neden PKK/YPG&#8217;yi savunuyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-neden-pkk-ypgyi-savunuyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-neden-pkk-ypgyi-savunuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2019 08:25:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12837</guid>

					<description><![CDATA[Hatırlıyoruz: “Niçin silah bıraksınlar ki? Onlar DEAŞ’a karşı ülkelerini savunuyorlar” demişti, sonra “PYD/YPG’yi terör örgütü olarak görmediklerini” söylemişti. Bunu söyleyen kişi kim? Kim olacak, CHP’nin YPG’sever genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Zaten sınır ötesi tezkereye de, “İçimiz yanarak evet oyu veriyoruz” demişti. PYD/YPG’nin içerideki uzantılarına, “Hendekteki arkadaşlara sesleniyorum, lütfen çukur kazmasınlar” diye ricada bulunmuş bu şahıs, hiçbir zaman Amerika’nın terör örgütüne verdiği ağır silahları (tam 30 bin TIR) sorun yapmadı. Sonra da, “beka sorunu” lafzına karşı, “Ne beka sorunu? YPG niye bize saldırsın ki?” demeye başladı. Bu örgütün PKK’dan türetildiğini, PKK’nın bir kolu olduğunu bile bile söylüyordu bunları. Bu örgüt 1984’ten beri ülkemize saldırıyor&#8230; Kaç karakol baskını düzenledi? Ne kadar bomba patlattı? Kaç insanımızı katletti ya da sakat bıraktı? Kemal Kılıçdaroğlu efendi, bu örgütün varlığını “beka sorunu” olarak görmüyor. Niçin silah bıraksınlarmış. Onlar DEAŞ’a karşı vatanlarını savunuyormuş. DEAŞ’a karşı vatanlarını savunan bu örgüt, aynı zamanda Suriye’nin üçte birini işgali altında tutuyordu; “Barış Pınarı Harekâtı” olmasaydı, Amerika’nın da yardımıyla bölgede bir terör devleti kuracaktı. Bir diğer ifadeyle, Amerika’nın hediye ettiği silahlarla “vatanı bölecekti&#8230;” Hatırlar mısınız bilmem&#8230; Deniz Baykal, sağlıklı zamanlarında, televizyonda bir grup gazetecinin karşısına çıkmış, YPG’nin varlığını ve ABD silahlarıyla bölgede yaratılan “oldubitti”yi hatırlatarak, AK Parti hükümetine destek vermişti. Daha doğrusu, hükümetin PYD/YPG örgütüyle ilgili kaygılarını paylaşmıştı. Baykal’ın açıklaması, zımnen CHP eleştirisini de içeriyordu; niçin kasetle devrildiğini anlatmaya çalışır gibi&#8230; (Baykal’a göre, CHP uluslararası meselelerde “millî tepki” koymuyordu ve terör &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlıyoruz: <strong>“Niçin silah bıraksınlar ki? Onlar DEAŞ’a karşı ülkelerini savunuyorlar”</strong> demişti, sonra <strong>“PYD/YPG’yi terör örgütü olarak görmediklerini”</strong> söylemişti.</p>
<p>Bunu söyleyen kişi kim?</p>
<p>Kim olacak, CHP’nin YPG’sever genel başkanı <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>.</p>
<p>Zaten sınır ötesi tezkereye de, <strong>“İçimiz yanarak evet oyu veriyoruz”</strong> demişti.</p>
<p>PYD/YPG’nin içerideki uzantılarına, <strong>“Hendekteki arkadaşlara sesleniyorum, lütfen çukur kazmasınlar”</strong> diye ricada bulunmuş bu şahıs, hiçbir zaman Amerika’nın terör örgütüne verdiği ağır silahları (tam 30 bin TIR) sorun yapmadı.</p>
<p>Sonra da, <strong>“beka sorunu”</strong> lafzına karşı, <strong>“Ne beka sorunu? YPG niye bize saldırsın ki?”</strong> demeye başladı.</p>
<p>Bu örgütün PKK’dan türetildiğini, <strong>PKK</strong>’nın bir kolu olduğunu bile bile söylüyordu bunları.</p>
<p>Bu örgüt 1984’ten beri ülkemize saldırıyor&#8230;</p>
<p>Kaç karakol baskını düzenledi?</p>
<p>Ne kadar bomba patlattı?</p>
<p>Kaç insanımızı katletti ya da sakat bıraktı?</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu efendi, bu örgütün varlığını <strong>“beka sorunu”</strong> olarak görmüyor.</p>
<p>Niçin silah bıraksınlarmış. Onlar DEAŞ’a karşı vatanlarını savunuyormuş.</p>
<p>DEAŞ’a karşı vatanlarını savunan bu örgüt, aynı zamanda Suriye’nin üçte birini işgali altında tutuyordu; <strong>“Barış Pınarı Harekâtı”</strong> olmasaydı, Amerika’nın da yardımıyla bölgede bir <strong>terör devleti</strong> kuracaktı. Bir diğer ifadeyle, Amerika’nın hediye ettiği silahlarla <strong>“vatanı bölecekti&#8230;”</strong></p>
<p>Hatırlar mısınız bilmem&#8230;</p>
<p><strong>Deniz Baykal</strong>, sağlıklı zamanlarında, televizyonda bir grup gazetecinin karşısına çıkmış, YPG’nin varlığını ve ABD silahlarıyla bölgede yaratılan <strong>“oldubitti”</strong>yi hatırlatarak, AK Parti hükümetine destek vermişti.</p>
<p>Daha doğrusu, hükümetin PYD/YPG örgütüyle ilgili kaygılarını paylaşmıştı.</p>
<p>Baykal’ın açıklaması, zımnen <strong>CHP eleştirisini</strong> de içeriyordu; niçin kasetle devrildiğini anlatmaya çalışır gibi&#8230; (Baykal’a göre, CHP uluslararası meselelerde <strong>“millî tepki”</strong> koymuyordu ve terör örgütlerine karşı oldukça <strong>“toleranslı”</strong> davranıyordu.)</p>
<p>Kılıçdaroğlu, ilk grup toplantısında Baykal’ı cevapladı.</p>
<p>Daha doğrusu, görünüşte Baykal’ı cevaplıyordu ama sözün tamamını Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong>’a söylüyordu.</p>
<p>Daha da ilginç olan “<strong>durum”</strong> şuydu:</p>
<p>Kılıçdaroğlu’ndan önce Baykal’a cevap, aynı programda bulunan <strong>Deniz Zeyrek</strong> isimli bir gazeteciden (hem de sıcağı sıcağına) gelmişti&#8230; Niyeyse artık!</p>
<p>Zeyrek’in öyle itici, öyle sinsi, öyle tahammülfersa bir itiraz dili vardı ki, Baykal bile şaşırmış ve gerilemişti.</p>
<p>Bu gazeteci, o dönemde <strong>Hürriyet</strong>’in Ankara temsilcisiydi&#8230;</p>
<p>Demek ki, <strong>Metehan Demir</strong>’i <strong>“makara bakara”</strong>dan vurup ayağını kaydıranlar, onun yerine bu sinsi çocuğu hazırlıyorlarmış.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, görünüşte Baykal’ı cevapladığı grup konuşmasında, Cumhurbaşkanını <strong>“yakın tarihi bilmemekle, Ortadoğu’nun gerçeklerinden haberdar olmamakla”</strong> suçluyordu.</p>
<p>Bir de kitap önerisinde bulunuyordu: <strong>“Falih Rıfkı Atay’ın Zeytindağı kitabını okusunlar. Ortadoğu ayrıntılarıyla anlatılıyor.”</strong></p>
<p>Sınırlarımızın ötesinde ne olduğunu, PYD’nin (hangi güçlerin himayesinde) ne yapmaya çalıştığını, bu gelişmelerden Türkiye’nin niçin kaygı duyduğunu ve müdahale etmek zorunda kaldığını anlamak için Falih Rıfkı Atay’ın “Zeytindağı” kitabını mı okumalıydık?</p>
<p>Ortadoğu gerçeğini, 100 yıl öncesinin parametreleriyle mi, yani Falih Rıfkı Atay’ın <strong>indirgemeci/sübjektif</strong> bakış açısıyla mı kavramalıydık?</p>
<p>Bilebildiğim kadarıyla, Kemal Kılıçdaroğlu, en son <strong>Yaşar Kema</strong>l’in <strong>“İnce Memed”</strong>ini okumuştu. Şekavet devrimciliğinin para ettiği yıllarda pek bir revaçtaydı bu <strong>“eser&#8230;”</strong></p>
<p>Hangi ara Falih Rıfkı’ya geçti? Ayrıca, kendisi okudu da, ne oldu?</p>
<p>PYD/YPG’nin Türkiye’ye tehdit oluşturmadığını söylemek için, şu üç şeyden biri olmak lazım:</p>
<p>Bir FETÖ’cü&#8230;</p>
<p>İki, terör destekçisi&#8230;</p>
<p>Üç, vatan haini&#8230;</p>
<p>Kılıçdaroğlu’na bu üç unvandan hangisinin yakıştığına artık siz karar verin.</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-neden-pkk-ypgyi-savunuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demiştim: Bu ABD sizi satar!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/demistim-bu-abd-sizi-satar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/demistim-bu-abd-sizi-satar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Oct 2019 09:25:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12724</guid>

					<description><![CDATA[Önce Rusya tarafından “satılmışlardı”; Rusya tarafından satılınca, otomatikman İran tarafından da satılmış oluyorlardı. Çok kırgın ve üzgün tepkiler vermişlerdi, sitemler etmişlerdi; “sitem” uluslararası ilişkilerde belirleyiciymiş gibi. Bu ağlamalar birkaç ay sürdü. Ne olacaktı yani? Elinizdeki ABD silahlarıyla, iki gücü (Rusya ve Amerika’yı) karşılıklı dengeleyip “kullanarak”, uyuşturucu geçişini kolaylaştırmak için bölgede bir terör devleti mi kuracaktınız? Bölgenin en güçlü iki ülkesi, Türkiye ve İran da buna göz yumacaktı ve sizin karşılıklı “dengeleme/tartma” manevralarınıza teslim olacaktı. Öyle mi? Rusya, evet, bir dönem YPG/PYD’ye göz kırptı&#8230; Rusya’nın uçağını düşürmüştük ve Başbakanımız çıkıp “talimatı ben verdim” deyip bir çuval inciri berbat etmişti. PYD de bu konjonktürü kullanarak Rusya’da birtakım irtibat büroları açmıştı ama “işbirliği” bir yere kadardı. Çünkü Rusya’nınki, hem Türkiye’ye kıllık yapmak, hem de örgütü Amerika’ya kaptırmama aculluğuydu. Sadece “aculluk” olarak kaldı. Çünkü tamamen “Amerikan malı” olmuş bir örgüte karşı Türkiye’nin yakınlığını/dostluğunu gözden çıkaramazdı. Bu nedenle PYD’yi sattı&#8230; Sırada ABD vardı. Elbette ABD de aynı işlemi gerçekleştirecekti. Nasıl ki Barzani’yi satıp yüzüstü bıraktı, PKK/PYD’yi de satacaktı. Söylemesi ayıptır, bu tespitleri bundan iki yıl kadar önce yapmış, ABD’nin PKK/PYD’yi satacağını yazmıştım. (Yazının başlığını da hatırlatayım, tam olsun: “Rusya sattı&#8230; Amerika da satacak mı?”) Bu işlem önceki gün itibariyle gerçekleşti&#8230; Amerika, binlerce TIR silah verip “kara gücü” haline getirmeye çalıştığı PKK/PYD’yi sattı. Hazır konu açılmışken, “Marksist örgüt” diye ortalarda dolanan PKK/PYD’yle ilgili bazı hatırlatmalarda bulunalım: Terör yöntemleri ve Amerikan silahlarıyla Suriye’nin kuzeyinde alan hâkimiyeti &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önce Rusya tarafından <strong>“satılmışlardı”</strong>; Rusya tarafından satılınca, otomatikman İran tarafından da satılmış oluyorlardı. Çok kırgın ve üzgün tepkiler vermişlerdi, sitemler etmişlerdi; <strong>“sitem”</strong> uluslararası ilişkilerde belirleyiciymiş gibi.</p>
<p>Bu ağlamalar birkaç ay sürdü.</p>
<p>Ne olacaktı yani? Elinizdeki ABD silahlarıyla, iki gücü <em>(<strong>Rusya</strong> ve <strong>Amerika</strong>’yı) </em>karşılıklı dengeleyip <strong>“kullanarak”</strong>, uyuşturucu geçişini kolaylaştırmak için bölgede bir <strong>terör devleti</strong> mi kuracaktınız?</p>
<p>Bölgenin en güçlü iki ülkesi, Türkiye ve İran da buna göz yumacaktı ve sizin karşılıklı <strong>“dengeleme/tartma”</strong> manevralarınıza teslim olacaktı. Öyle mi?</p>
<p>Rusya, evet, bir dönem <strong>YPG/PYD</strong>’ye göz kırptı&#8230;</p>
<p>Rusya’nın uçağını düşürmüştük ve Başbakanımız çıkıp <strong>“talimatı ben verdim” </strong>deyip bir çuval inciri berbat etmişti.</p>
<p>PYD de bu konjonktürü kullanarak Rusya’da birtakım irtibat büroları açmıştı ama <strong>“işbirliği”</strong> bir yere kadardı. Çünkü Rusya’nınki, hem Türkiye’ye kıllık yapmak, hem de örgütü Amerika’ya kaptırmama aculluğuydu. Sadece <strong>“aculluk”</strong> olarak kaldı.</p>
<p>Çünkü tamamen <strong>“Amerikan malı”</strong> olmuş bir örgüte karşı Türkiye’nin yakınlığını/dostluğunu gözden çıkaramazdı.</p>
<p>Bu nedenle PYD’yi sattı&#8230;</p>
<p>Sırada ABD vardı.</p>
<p>Elbette ABD de aynı işlemi gerçekleştirecekti.</p>
<p>Nasıl ki <strong>Barzani</strong>’yi satıp yüzüstü bıraktı, <strong>PKK/PYD</strong>’yi de satacaktı.</p>
<p>Söylemesi ayıptır, bu tespitleri bundan iki yıl kadar önce yapmış, ABD’nin PKK/PYD’yi satacağını yazmıştım. <em>(Yazının başlığını da hatırlatayım, tam olsun: <strong>“Rusya sattı&#8230; Amerika da satacak mı?”</strong>)</em></p>
<p>Bu işlem önceki gün itibariyle gerçekleşti&#8230;</p>
<p>Amerika, binlerce TIR silah verip <strong>“kara gücü”</strong> haline getirmeye çalıştığı PKK/PYD’yi sattı.</p>
<p>Hazır konu açılmışken, <strong>“Marksist örgüt”</strong> diye ortalarda dolanan PKK/PYD’yle ilgili bazı hatırlatmalarda bulunalım: Terör yöntemleri ve Amerikan silahlarıyla Suriye’nin kuzeyinde alan hâkimiyeti oluşturan PYD/YPG, tarihin kaydettiği en ilkesiz, en düstursuz, hatta en <strong>“midesiz”</strong> örgütlerinden biridir.</p>
<p>Marksçılıkları da bir tuhaf&#8230; Marksizm’i <strong>“kimlik”</strong> üzerinden tanımlıyorlar.</p>
<p>İşbu tuhaf Marksist örgüt, yukarıda da yazdığım gibi, Rusya-Türkiye arasında uçak krizini fırsat bilerek Moskova’da temsilcilik açmıştı. Duvarına da, Türkiye’nin bir bölümünü, kurmayı umdukları PKK devletinin toprakları arasında gösteren bir harita asmıştı.</p>
<p>Bütün savaşımları, kendilerine kimlik dahi vermeyen <strong>Esed rejimine</strong> karşı idi&#8230; Esed’i devirebilmek için, kısa bir dönem, Suriyeli muhaliflerle <strong>“ortak çalışma”</strong> yürüttüler.</p>
<p>Ne zaman ki Amerika bölgeye çöreklendi, <strong>“Biz artık ABD’nin kara ordusuyuz” </strong>dediler ve başlangıçta iş tuttukları muhaliflere saldırmaya başladılar.</p>
<p><strong>Rojava </strong>devriminden (!) sonra da <strong>“etnik temizliğe”</strong> giriştiler.</p>
<p><strong>Hasan Cemal</strong> gibilerin çok sevdiği bir <strong>“devrim”</strong>dir bu.</p>
<p>Devrimin ilk icraatı, bölgedeki <strong>Arapları, Türkmenleri</strong> ve <strong>Ezidileri</strong> sürmek oldu.</p>
<p>Kendileri gibi düşünmeyen Kürtlerin okullarını yaktılar, derneklerine saldırdılar, mescitlerini kundakladılar, kanaat önderlerini ağır işkencelerden geçirdiler, yargısız infazlar yaptılar&#8230; Böylece, 300 bin Kürdü Barzani bölgesine sürdüler. Bu işler olurken <strong>Hasan Cemal</strong> ve gibilerinden nedense ses çıkmadı.</p>
<p>Rusya bölgeye yerleşip <strong>Lazkiye</strong>’de büyük bir hava üssü kurunca, tornistan edip, <strong>“Biz Rusya’nın da kara ordusuyuz, Rusya için de savaşacağız”</strong> demeye başladılar.</p>
<p>Derken, Esed, elinde Amerika’nın verdiği <strong>“temiz kâğıdı”</strong>yla çıkageldi. Kendilerine kimlik dahi vermeyen Esed&#8230;</p>
<p>Bu kez <em>(Amerika’nın da onayıyla)</em> Esed’e yanaştılar ve <strong>“Suriye Demokratik Güçleri”</strong> etiketini kullanarak, aynı anda hem Suriye’nin, hem Amerika’nın kara ordusu oldular: <strong>“Bundan sonra Suriye’nin toprak bütünlüğü için savaşacağız.”</strong></p>
<p>Suriye’nin toprak bütünlüğü için savaştığını söyleyen bu midesiz tuhaf Marksist örgüt, <strong>“DEAŞ’e karşı savaşıyoruz”</strong> kamuflajıyla Suriye’yi parçaladı. Ama yolun sonuna da geldi.</p>
<p>Bakalım bundan sonra hangi ülkeye <strong>“kara ordusu”</strong> yazılacaklar?</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/demistim-bu-abd-sizi-satar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akrebin Kıskacı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/akrebin-kiskaci/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/akrebin-kiskaci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Aug 2019 08:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12214</guid>

					<description><![CDATA[Ayrıntı gibi görülen son derece önemli bir haber bu! Önce Fransızlar girmişler devreye; terör örgütü PKK-YPG ile Suriyeli muhalif Kürtleri barıştırmaya çalışmışlar. Onlar beceremeyince görevi İngiltere devralmış. Oluşturduğu heyet, ABD’nin bilgi ve yönlendirmesiyle Kamışlı’ya gitmiş. Suriye Ulusal Konseyi’nin (ENKS) terör örgütü PKK-YPG’ye sıcak bakması için ikna çalışmaları başlatmış. Hep birlikte el ele verip, PKK-YPG’yi daha güçlendirmeye çalışıyorlar. Ama bunların tamamı, PKK’yı “terör örgütü” ilan etmiş ülkeler. Lafın gelişi tabii! Çünkü, hepsi bu örgüt ile el ele-kol kola hareket ediyor. Fransa, bir dönem Cumhurbaşkanı eşi Madam Mitterand aracılığıyla yürütüyordu bu görevi. Paris’teki Kürt Enstitüsü, PKK’nın üssü haline gelmişti. Bugün Türkiye’deki bir siyasi partinin Genel Başkanı da Paris’te bulunduğu sırada enstitünün müdavimleri arasındaydı. MİTraporlarına bile geçti bu. Yıllar önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da gönderildi o MİT raporu. O yüzden o şahsın bugün de PKK’ya yakın tavırlar takınması şaşırtıcı değil. “Türkiye hangi tehlikeyle karşı karşıya?” sorusuna sağlıklı cevap verebilmek için bunları bilmek ve perde arkasında yaşananları anlamak lazım! *** İçişleri Bakanı Süleyman Soylu açıkladı: ABD’li yetkililer, bir terör örgütü olan MLKP ile görüşmüşler. Biri emperyalist-kapitalist bir güç; diğeri ise Türkiye karşıtı sözde Marksist-Leninist, Komünist bir terör örgütü! Ama aynı fotoğraf içindeler. Nasıl oluyor bu? Oluyor, çünkü MLKP taşeron bir örgüt. ABD ise bu taşeronları kullanan küresel bir aktör! Amerika için kullandığı örgütün kimliği, terörist olup olmaması ya da ideolojisi hiç fark etmiyor. Önemli olan kendi küresel çıkarları! Gün oluyor “Müslüman kimlikli” FETÖ’yü devreye sokuyor. Gün geliyor, Suriye’deki gibi PKK denilen Marksist kökenli bir terör örgütü ile işbirliği yapıyor. Hatta ülkeler içindeki meşru silahlı güçleri bile devreye soktuğu oluyor. 12 &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayrıntı gibi görülen son derece önemli bir haber bu! Önce <strong>Fransızlar</strong> girmişler devreye; terör örgütü <strong>PKK-YPG</strong> ile <strong>Suriyeli</strong> muhalif <strong>Kürtleri</strong> barıştırmaya çalışmışlar. Onlar beceremeyince görevi İngiltere devralmış. Oluşturduğu heyet, <strong>ABD’</strong>nin bilgi ve yönlendirmesiyle <strong>Kamışlı</strong>’ya gitmiş. <strong>Suriye Ulusal Konseyi</strong>’nin <strong>(ENKS)</strong> terör örgütü <strong>PKK-YPG</strong>’ye sıcak bakması için ikna çalışmaları başlatmış.</p>
<p>Hep birlikte el ele verip, <strong>PKK-YPG</strong>’yi daha güçlendirmeye çalışıyorlar. Ama bunların tamamı, <strong>PKK</strong>’yı <strong>“terör örgütü”</strong> ilan etmiş ülkeler. Lafın gelişi tabii! Çünkü, hepsi bu örgüt ile el ele-kol kola hareket ediyor.</p>
<p><strong>Fransa</strong>, bir dönem <strong>Cumhurbaşkanı</strong> eşi <strong>Madam Mitterand</strong> aracılığıyla yürütüyordu bu görevi. <strong>Paris</strong>’teki <strong>Kürt Enstitüsü, PKK</strong>’nın üssü haline gelmişti. Bugün <strong>Türkiye’</strong>deki bir siyasi partinin <strong>Genel Başkanı</strong> da <strong>Paris</strong>’te bulunduğu sırada enstitünün müdavimleri arasındaydı. <strong>MİT</strong>raporlarına bile geçti bu. Yıllar önce <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>’a da gönderildi o <strong>MİT</strong> raporu. O yüzden o şahsın bugün de <strong>PKK</strong>’ya yakın tavırlar takınması şaşırtıcı değil.</p>
<p><strong>“Türkiye hangi tehlikeyle karşı karşıya?”</strong> sorusuna sağlıklı cevap verebilmek için bunları bilmek ve perde arkasında yaşananları anlamak lazım!</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p><strong>İçişleri Bakanı Süleyman Soylu</strong> açıkladı: <strong>ABD</strong>’li yetkililer, bir terör örgütü olan <strong>MLKP</strong> ile görüşmüşler. Biri emperyalist-kapitalist bir güç; diğeri ise <strong>Türkiye</strong> karşıtı sözde <strong>Marksist-Leninist, Komünist </strong>bir terör örgütü! Ama aynı fotoğraf içindeler. Nasıl oluyor bu?</p>
<p>Oluyor, çünkü <strong>MLKP</strong> taşeron bir örgüt. <strong>ABD</strong> ise bu taşeronları kullanan küresel bir aktör! <strong>Amerika </strong>için kullandığı örgütün kimliği, terörist olup olmaması ya da ideolojisi hiç fark etmiyor. Önemli olan kendi küresel çıkarları! Gün oluyor <strong>“Müslüman kimlikli” FETÖ</strong>’yü devreye sokuyor. Gün geliyor, <strong>Suriye’</strong>deki gibi <strong>PKK</strong> denilen <strong>Marksist </strong>kökenli bir terör örgütü ile işbirliği yapıyor. Hatta ülkeler içindeki meşru silahlı güçleri bile devreye soktuğu oluyor. <strong>12 Eylül 1980 Darbesi</strong>’nin ardından <strong>Washington</strong>’a <strong>“Bizim çocuklar başardı”</strong> mesajını gönderen bunlar değil miydi?</p>
<p>Batılı devletlerin de pek farklı oldukları söylenemez. <strong>Fransa</strong>’da daha düne kadar <strong>“demokrasi havarisi”</strong> kesilen ve bu konuda kitaplar yazan önemli isimler, bugün <strong>Sarı Yelekliler</strong> eylemlerine katılanların <strong>“niçin vurulup öldürülmediklerini”</strong> sorguluyor…</p>
<p>İspanya’da <strong>ETA</strong>’nın siyasi kolu olan <strong>Batasuna</strong>’nın kapatılmasının <strong>“demokrasinin gereği”</strong>olduğunu savunanlar, <strong>Türkiye</strong>’deki kayyum kararını eleştiriyor…</p>
<p>Demek ki mesele başka!</p>
<p>Süslenip, yaldızlanıp, hatta çarpıtılıp önümüze konulan evrensel değerler çok önemli değil onlar için. Sadece ve sadece kullandıkları bir araç!</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, biz demokrasimize de insan hakları gibi evrensel değerlere de sahip çıkacağız elbette. Ama onların yönlendirdiği ve istediği gibi körü körüne yanlış adımlar atarak değil.</p>
<p>Çünkü, algılarla yönlendirmeye ve akrebin kıskacına almaya çalışıyorlar bizi!</p>
<p>Bugün yaşadıklarımızı doğru okuyabilmek ve anlayabilmek için büyük fotoğrafa bakmak lazım. Biz de zaten öyle yapıyoruz. O yüzden de içte ve dışta çıldıranlar var!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/akrebin-kiskaci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azez Saldırısının Perde Arkası</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/azez-saldirisinin-perde-arkasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/azez-saldirisinin-perde-arkasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jun 2019 13:07:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Azez]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11086</guid>

					<description><![CDATA[Haber malum. Türkiye’nin terörle mücadele kapsamında teröristlerden arındırdığı Suriye’nin sınırımızdaki kenti Azez’deki TSK üssüne 9 Haziran’da PYD/YPG’li teröristlerin yaptığı tanksavar saldırısında bir askerimiz şehit oldu. Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada saldırının Tel Rıfat bölgesindeki terörist unsurlarca gerçekleştirdiği belirtildi. Bilindiği üzere Tel Rifat, Rusya’nın kontrolünde bir bölge. Tam da İdlib üzerinden Rusya ile Türkiye’nin karşı karşıya getirilmeye çalışıldığı bir dönemde bu bölgeden yapılan bir saldırının anlamı büyük. ABD’nin; &#8211; Son haberlere göre Türk pilotlara verilen F-35 eğitimleri durdurduğu, &#8211; S-400 meselesi üzerinden Türkiye’ye ikinci Johnson mektubunu gönderdiği, &#8211; Doğu Akdeniz’de (her ne kadar Türkiye’nin tezlerini kabul ettiği yönünde haritalar gündeme gelse de) Türkiye karşıtı pozisyonunu koruduğu bir dönemde gerçekleşen bu saldırı akıllara “ABD, Fırat’ın batısında Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirerek Astana birlikteliğini vurmak mı istiyor” sorusunu getirdi. Malum, saldırıyı gerçekleştiren PYD/YPG, her ne kadar Tel Rifat bölgesinde Rusya ile de iletişim halinde olsa da ABD’nin bölgedeki “kara gücü” niteliğini koruyor. Yani emirleri Yanki’den alıyor. Terör örgütünün, Türkiye ile Fırat’ın doğusunda Güvenli Bölge görüşmelerini yapan ABD’ye rağmen gerçekleşmesi mümkün değil. Ayrıca içinde bulunduğumuz dönem de bu soruyu sormaya çok uygun. Türk ve Rus devlet yetkilileri son derece itidalli hareket etmesine rağmen, bölgede artan provokasyon zemini dikkat çekici. Özellikle İdlib’te Türkiye’nin kontrolü &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="c1">Haber malum. Türkiye’nin terörle mücadele kapsamında teröristlerden arındırdığı Suriye’nin sınırımızdaki kenti Azez’deki TSK üssüne 9 Haziran’da PYD/YPG’li teröristlerin yaptığı tanksavar saldırısında bir askerimiz şehit oldu. Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada saldırının Tel Rıfat bölgesindeki terörist unsurlarca gerçekleştirdiği belirtildi.</span></p>
<p><span class="c1">Bilindiği üzere Tel Rifat, Rusya’nın kontrolünde bir bölge. Tam da İdlib üzerinden Rusya ile Türkiye’nin karşı karşıya getirilmeye çalışıldığı bir dönemde bu bölgeden yapılan bir saldırının anlamı büyük.</span></p>
<p><span class="c1">ABD’nin;</span></p>
<p><span class="c1">&#8211; Son haberlere göre Türk pilotlara verilen F-35 eğitimleri durdurduğu,</span></p>
<p><span class="c1">&#8211; S-400 meselesi üzerinden Türkiye’ye ikinci Johnson mektubunu gönderdiği,</span></p>
<p><span class="c1">&#8211; Doğu Akdeniz’de (her ne kadar Türkiye’nin tezlerini kabul ettiği yönünde haritalar gündeme gelse de) Türkiye karşıtı pozisyonunu koruduğu bir dönemde gerçekleşen bu saldırı akıllara “ABD, Fırat’ın batısında Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirerek Astana birlikteliğini vurmak mı istiyor” sorusunu getirdi. Malum, saldırıyı gerçekleştiren PYD/YPG, her ne kadar Tel Rifat bölgesinde Rusya ile de iletişim halinde olsa da ABD’nin bölgedeki “kara gücü” niteliğini koruyor. Yani emirleri Yanki’den alıyor. Terör örgütünün, Türkiye ile Fırat’ın doğusunda Güvenli Bölge görüşmelerini yapan ABD’ye rağmen gerçekleşmesi mümkün değil.</span></p>
<p><span class="c1">Ayrıca içinde bulunduğumuz dönem de bu soruyu sormaya çok uygun. Türk ve Rus devlet yetkilileri son derece itidalli hareket etmesine rağmen, bölgede artan provokasyon zemini dikkat çekici. Özellikle İdlib’te Türkiye’nin kontrolü dışındaki grupların haricindeki gruplar ve teröristlerin hareketliliğinde ciddi bir artış var. Bu grupların ve teröristlerin CIA, MOSSAD bağlantısı ile ilgili ciddi tespitler olduğu biliniyor.</span></p>
<p><span class="c1">Bölgede yer yer sıcak çatışmaya varan gerilim yaşanıyor. Bölgedeki Rusya destekli Suriye askerlerinin operasyonlarında TSK gözlem noktaları yakınında çatışmalar yaşanıyor ve bombalar patlıyor. Türkiye ile Şam yönetimi arasında olası askeri gerilim ve çatışma, Türkiye ile Rusya ilişkilerine de olumsuz yansıyacaktır. Bu da başından beri Astana birlikteliğini sonlandırmayı amaçlayan ABD’nin Suriye sahasındaki en büyük hayaline giden yolun açılması anlamı taşır. Türkiye’nin Rusya ile gerilmesi ise bizi otomatik olarak bağlantılı şu seçeneklere sürükler:</span></p>
<p><span class="c1">&#8211; Suriye sahasında devlerin arenasında yalnız kalarak, masada da kaybetmek,</span></p>
<p><span class="c1">&#8211; ABD’nin kontrolünde kukla PYD terör devletçiğine onay vermek.</span></p>
<p><span class="c1">Washington ile S-400 gerilimindeki mektup da, bizi adeta bu konuda zorlamak amaçlı yapılmış gibi. ABD “Ya bizdensin ya onlardan. Karar ver” demeye getiriyor. Türkiye adeta nihai bir karara doğru ilerliyor. Yani S-400 meselesi artık birçok üst düzey siyasi meselenin kilidi haline geldi.</span></p>
<p><span class="c1">Bu dediklerimden, “Rusya’nın her dediğine evet” anlamı da çıkmasın. Moskova, İdlib üzerinden Ankara’yı sıkıştırıyor ama bu kentte olası bir şiddetli çatışma ortamının Türkiye’ye yükünün çok ağır olacağını hepimiz biliyoruz. Özellikle 2 milyona yakın sivilin bulunduğu kentten olası bir göç hareketi, sadece Türkiye’nin değil, Astana bozulursa Rusya’nın da işine yaramayacaktır. Türkiye ağır bir taştır. Bölgede Türkiye’yi yanına çeken, Suriye sahasında dengeyi kendi lehine çevirir. Bu nedenle Rusya’nın, Türkiye’nin hassasiyetlerini gözardı etmemesi gerekiyor. Yaklaşık 2,5 yıldır bu şekilde büyük avantaj sağlayan Astana sürecinin iki önemli aktörünün bundan sonra da bu şekilde devam edeceğini umuyorum. Azez benzeri provokatif eylemlerin hedefine ulaşamayacağını da…</span></p>
<p><strong>Ceyhun Bozkurt</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/azez-saldirisinin-perde-arkasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan &#8211; Putin Zirvesi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/erdogan-putin-zirvesi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/erdogan-putin-zirvesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jan 2019 20:24:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Putin]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7983</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin, Avrupa&#8217;dan Suriye&#8217;deki anayasa komitesi için BM&#8217;ye yazılan mektubun kendilerini şaşırttığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kremlin Sarayı&#8217;nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan&#8217;ın açıklamaları şöyle: Değerli dostum Putin, kıymetli heyet üyeleri&#8230; Rusya&#8217;da bulunmakta olduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Bu ziyaretimiz Kerç Boğazı&#8217;ndaki elim faciadan sonra gerçekleşiyor. Aralarında 4 vatandaşımızın da bulunduğu 16 kişi hayatını kaybetti. 4 vatandaşımızın da arama çalışmaları devam ediyor. Türkiye ile Rusya arasında ekonomi, ticaret, sanati, enerji ve kültür alanlarında çok yoğun bir işbirliğine sahibiz. Turizm bu işin başını çekiyor. Sayın Putin ve şansımın katkılarıyla mevcut ilişkilerimiz güçleniyor. Ticaret hacmindeki artış eğilimi devam ediyor. Ticaret hacmimiz 26 milyar doları bulmuş durumda. 2019 yılı çok özel bir yıl olacaktır. Bu yıl Türkiye ve Rusya&#8217;da kültür ve turizm etkinliklerini gerçekleştireceğiz. Geçen yıl 6 milyona yakın Rus misafirimizi ağırladık. Vize muafiyetini de görüştük. Tam vize muafiyeti de halklarımızın kaynaşmasını güçlendirecektir. Bugün özellikle Suriye&#8217;deki durumu ele alma fırsatı ele aldık. Gerek İdlib mutabakatı, gerekse 4&#8217;lü Suriye Zirvesi&#8217;nin konuştuk. ABD&#8217;nin çekilme kararı üzerinde değerlendirmelerde bulunduk. Rusya ile koordinasyonumuzu güçlendirmekte kararlıyız. Türk-Rus iş birliğini dinamitlemeyi hedefleyen terör örgütlerine karşı ortak bir mücadelenin gereğini ifade etmek istiyorum. ABD&#8217;nin çekilme sürecinde terör örgütlerinin istismar edebileceği bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin, Avrupa&#8217;dan Suriye&#8217;deki anayasa komitesi için BM&#8217;ye yazılan mektubun kendilerini şaşırttığını belirtti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kremlin Sarayı&#8217;nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ortak basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>Erdoğan&#8217;ın açıklamaları şöyle:</p>
<p>Değerli dostum Putin, kıymetli heyet üyeleri&#8230; Rusya&#8217;da bulunmakta olduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Bu ziyaretimiz Kerç Boğazı&#8217;ndaki elim faciadan sonra gerçekleşiyor. Aralarında 4 vatandaşımızın da bulunduğu 16 kişi hayatını kaybetti. 4 vatandaşımızın da arama çalışmaları devam ediyor.</p>
<p>Türkiye ile Rusya arasında ekonomi, ticaret, sanati, enerji ve kültür alanlarında çok yoğun bir işbirliğine sahibiz. Turizm bu işin başını çekiyor. Sayın Putin ve şansımın katkılarıyla mevcut ilişkilerimiz güçleniyor. Ticaret hacmindeki artış eğilimi devam ediyor. Ticaret hacmimiz 26 milyar doları bulmuş durumda. 2019 yılı çok özel bir yıl olacaktır. Bu yıl Türkiye ve Rusya&#8217;da kültür ve turizm etkinliklerini gerçekleştireceğiz. Geçen yıl 6 milyona yakın Rus misafirimizi ağırladık.</p>
<p>Vize muafiyetini de görüştük. Tam vize muafiyeti de halklarımızın kaynaşmasını güçlendirecektir. Bugün özellikle Suriye&#8217;deki durumu ele alma fırsatı ele aldık. Gerek İdlib mutabakatı, gerekse 4&#8217;lü Suriye Zirvesi&#8217;nin konuştuk.</p>
<p>ABD&#8217;nin çekilme kararı üzerinde değerlendirmelerde bulunduk.<br />
Rusya ile koordinasyonumuzu güçlendirmekte kararlıyız. Türk-Rus iş birliğini dinamitlemeyi hedefleyen terör örgütlerine karşı ortak bir mücadelenin gereğini ifade etmek istiyorum.</p>
<p>ABD&#8217;nin çekilme sürecinde terör örgütlerinin istismar edebileceği bir boşluğun doğmaması kritik önemdedir.</p>
<p>Suriye&#8217;de Anayasa Komitesi&#8217;nin bir an önce kurulması aciliyet taşıyor.<br />
Geri dönüşlerin önünü açan formatın Fırat&#8217;ın doğusuna da uygulanması gerekiyor.</p>
<p>PUTİN: ABD&#8217;NİN ÇEKİLME KARARI OLUMLU<br />
Putin&#8217;in açıklamaları şöyle:</p>
<p>Görüşmemiz son derece yapıcı ve ikili ilişkilerimize dayalı atmosferde gerçekleşti.</p>
<p>Suriye meselesinin kalıcı çözümü üzerinde çalışmaktayız. Siyasi ve diplomatik yollarla sorunu çözmeyi istiyoruz. İdlib&#8217;in istikrarı da konuşuldu.<br />
ABD yönetiminin Suriye&#8217;den çekilmesiyle ilgili kararın Suriye&#8217;deki durumu ne şekilde etkileyeceği konusunu da görüştük. Bu gerçekleşirse oldukça olumlu olacak. Bu bölge şuan Kürtlerin elindedir. Şam Kürtlerin temsilcileriyle görüşmeli. Diyalog hem Suriye toplumunda uzlaşma sağlayacak, hem Suriye&#8217;nin hem de komşu ülkelerin hayrına olacaktır.<br />
Enerji alanında büyük projeler gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Üçlü liderler (Türkiye-Rusya-İran) zirvesini Moskova&#8217;da yapmayı hedefliyoruz.</p>
<p>SORU CEVAP<br />
SURİYE&#8217;DE GÜVENLİ BÖLGE KONUSU<br />
Erdoğan: Güvenli bölge konusunda başta liderler olmak üzere görüşmeler devam ediyor. Bu konuda bizler için tehdit olan bölgeler önem arz ediyor. Bu bölgelerde tedbir alma noktasında ABD olumlu yaklaşımını bizlere zaten ifade etti. Güvenli bölge terörden arındırılmış bir bölgedir.</p>
<p>Putin:  (Güvenli bölge konusunda) Türk dostlarımızın menfaatlerine saygı duyuyoruz. Özellikle güvenliğin sağlanması noktasında.</p>
<p>BM&#8217;den herhangi bir karar yoktur. Suriye hükümetinden de bir davet yoktur. ABD&#8217;nin yapıcı bir işbirliği tesis ettik. Eminim ki bu sürdürülecektir. Değerli Türk dostlarımızın menfaatlerine saygı duyuyoruz. Suriye-Arap hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti 1998 sözleşmesi var. Eminim ki bu birçok hususu kapatan bir temeldir. Bu konuları ayrıntılı bir şekilde konuştuk.</p>
<p>İDLİB&#8217;TEKİ SON DURUM<br />
Putin: Hakikaten ben de bundan bahsettim. Bugün çok ayrıntılı bir şekilde bu konuyu görüştük. Tekrar vurgulamak istiyorum. Türk meslektaşlarımızın mutabakatın şartlarını yerine getirmek için çabalarını görüyoruz.</p>
<p>Tabi ki orada sorunlar var. Türk meslektaşlarımızla önümüzdeki dönemde neler yapabileceğimizi görüştük. Bizimle birlikte Savunma Bakanlarımız bu konuyu görüştük, neler yapacakları konusunda anlaştılar. Bizim ortak fikrimiz, tüm teröristlerle mücadele etmemiz şart. Görüşmemiz örtüşüyor bu anlamda.</p>
<p>Anayasa Komitesi konusu çok önemli bir alan. Sahadaki başarılarımızı örtüştürecek bir konudur.  Tüm ihtilaf tarafları arasında diyalog kurulması lazımdır. Suriye&#8217;deki bütün kesimler için uygun bir çalışma yapmak lazım. Suriye geleceğini ilgilendiren tüm taraflar bu çalışmaya katılmalıdır. Samimi bir istek gösterilmelidir. İstanbul&#8217;da Sayın Erdoğan&#8217;ın girişimiye 4&#8217;lü zirve yaptık, anlaştık. Avrupalı meslektaşlarımız bize bir ricada bulundular; Suriye hükümeti ile gerekli Anayasa kısmının oluşturulması konusunda çaba istediler. Biz gerekli çalışmaları tamamladık. Çok zor bir çalışmaydı. Şam ve Tahran ile zor bir görüşme gerçekleştirdik. Türkiye de gerekli kısımlarda çaba gösterdi. Ama Sayın Erdoğan sözlerime katılacak ki, biz çalışmalarımızı tamamladık.</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/01/g_4550.jpg" alt="" width="600" height="417" class="alignnone size-full wp-image-7984" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/01/g_4550.jpg 600w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/01/g_4550-300x209.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>&#8220;BM&#8217;YE YAZILAN MEKTUP BİZİ ŞAŞIRTTI&#8221;<br />
Erdoğan ve Putin, Avrupa&#8217;dan Suriye&#8217;deki anayasa komitesi için BM&#8217;ye yazılan mektubun kendilerini şaşırttığını belirtti.</p>
<p>Putin şöyle konuştu:</p>
<p>Burada şunu söylemek istiyorum, bizim için hiç beklemediğimiz bir yaklaşımdı. Fransa, Almanya, Britanya, İngiltere BM Genel Sekreterine bir mektup gönderdi. Bu bizi şaşırtan bir durumdu. Böyle bir yaklaşım beklemiyorduk. Bunu yorumlamak da zor benim için. Böyle bir mektup yazdılar, bizim Avrupalı ortaklarımız tarafından. Ama biz sabırlı bir şekilde onlarla da çalışma sürdürmek istiyoruz. Ben zaten bu konuyu hem Fransa ile hem de Almanya ile görüştüm. Dışişleri Bakanları arasında gerekli çalışmaların sürdürülecek.</p>
<p>Erdoğan: İdlib&#8217;de terör örgütlerine karşı mücadelemiz ortak devam edecektir. Terör örgütleriyle mücadeleler anlık değildir. Hedefimiz Suriye halkının huzurunu mutluluğunu sağlamaktır.</p>
<p>Anayasa Komitesi konusunu da görüştük. Şimdi yeni bir özel temsilci var. Yeni süreç nasıl devam eder bilemiyorum ama az önce okunan mektup bizi de şaşırtmıştır. O, onlar için geçerlidir. Bizim için geçerli değildir. İstanbul Zirvesi&#8217;nde herkesin kanaate vardığı bir netice var. Biz bu süreci buradan devam ettireceğiz. Değerli dostum ile hemfikiriz. Dileriz ki hayırlı olur. Bu anayasa çalışmasının da bir yandan sürdürülmesi lazımdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/erdogan-putin-zirvesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;li Senatör Graham: YPG, PKK&#8217;nın Politik Koludur</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abdli-senator-graham-ypg-pkknin-politik-koludur/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abdli-senator-graham-ypg-pkknin-politik-koludur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Jan 2019 08:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[CumhurbaşkanıErdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[GRAHAM]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7862</guid>

					<description><![CDATA[ABD&#8217;li senatör Graham: YPG, PKK&#8217;nın politik koludur, PKK ile bağlantısı vardır. Kanıtlar açık ve net Türkiye ile ABD arasında Suriye&#8217;de oluşturulacak tampon bölge konusunda arabuluculuk görevi üstlenen ABD&#8217;li senatör Lindsey Graham dün gerçekleştirdiği kritik görüşmeleri Fazıl Say konseriyle noktaladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ın davetlisi olarak Say&#8217;ın &#8220;Truva Sonatı&#8221; prömiyerine katılan arabulucu senatör Graham kritik görüşmelerin ardından Ankara&#8217;da basın toplantısı düzenliyor. Graham&#8217;ın açıklamalarından satır başları şöyle: YPG, PKK&#8217;nın politik koludur. PKK ile bağlantısı var. Kanıtlar açık ve net. Müttefik Türkiye için yarattığımız problemi çözmeliyiz. Bizimle DEAŞ&#8217;a karşı savaşanlara da bir şeyler borçluyuz. İlerlemek için şansımız var, hatalarımızı düzeltmek için fırsatımız ve ve zamanımız tükeniyor, bu yüzden buradayım. DEAŞ&#8217;lılar hala dağlarda. Trump&#8217;ı Obama gibi hata yapmaması için uyardım. YPG&#8217;nin Türkiye&#8217;den uzaklaştırılması için Dunford&#8217;un bir çalışması var. Obama YPG&#8217;yi silahlandırarak Türkiye için kabus yarattı. ABD askeri hemen çekilirse Suriye&#8217;de daha büyük bir savaş çıkar. Güvenli bölge Türkiye&#8217;nin güvenliği için kurulacak. (Sputnik) &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD&#8217;li senatör Graham: YPG, PKK&#8217;nın politik koludur, PKK ile bağlantısı vardır. Kanıtlar açık ve net</strong></p>
<p>Türkiye ile ABD arasında Suriye&#8217;de oluşturulacak tampon bölge konusunda arabuluculuk görevi üstlenen ABD&#8217;li senatör Lindsey Graham dün gerçekleştirdiği kritik görüşmeleri Fazıl Say konseriyle noktaladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ın davetlisi olarak Say&#8217;ın &#8220;Truva Sonatı&#8221; prömiyerine katılan arabulucu senatör Graham kritik görüşmelerin ardından Ankara&#8217;da basın toplantısı düzenliyor.</p>
<p><em>Graham&#8217;ın açıklamalarından satır başları şöyle:</em></p>
<p>YPG, PKK&#8217;nın politik koludur. PKK ile bağlantısı var. Kanıtlar açık ve net. Müttefik Türkiye için yarattığımız problemi çözmeliyiz. Bizimle DEAŞ&#8217;a karşı savaşanlara da bir şeyler borçluyuz. İlerlemek için şansımız var, hatalarımızı düzeltmek için fırsatımız ve ve zamanımız tükeniyor, bu yüzden buradayım. DEAŞ&#8217;lılar hala dağlarda. Trump&#8217;ı Obama gibi hata yapmaması için uyardım. YPG&#8217;nin Türkiye&#8217;den uzaklaştırılması için Dunford&#8217;un bir çalışması var. Obama YPG&#8217;yi silahlandırarak Türkiye için kabus yarattı.</p>
<p>ABD askeri hemen çekilirse Suriye&#8217;de daha büyük bir savaş çıkar. Güvenli bölge Türkiye&#8217;nin güvenliği için kurulacak.</p>
<p>(Sputnik)</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abdli-senator-graham-ypg-pkknin-politik-koludur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdlip Amerikancı İslamcılardan (HTŞ) Temizleniyor!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/idlip-amerikanci-islamcilardan-hts-temizleniyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/idlip-amerikanci-islamcilardan-hts-temizleniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Nov 2018 12:11:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[HTŞ]]></category>
		<category><![CDATA[idlib]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4272</guid>

					<description><![CDATA[Amerikalılar Türk ordusunun Suriye&#8217;de Fırat&#8217;ın doğusunda &#8216;kapsamlı ve etkili&#8217; bir operasyonunu engellemeye çalışıyor. Bir yandan PKK/YPG’ye çantada keklik muamelesi yapıyorlar diğer taraftan da Türk kamuoyunu sözde yumuşatacak göstermelik kararlarla gözümüzü boyama çabasındalar. Neden göstermelik diyorum? Çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı PKK’yı; 1997 yılında Göçmenlik ve Uyruk Kanunu’nun 219’uncu bölümü uyarınca yabancı terör örgütü olarak kabul etmiş, PKK, 2001 yılında da 13224 sayılı ABD Başkanlık Kararnamesi uyarınca Küresel Terör Unsurları listesine alınmıştı. Yanisi şu, sığır çobanları teröristlerin yakalanması için 21 yıl süresince kıllarını dahi kıpırdatmadılar, ne zaman Türk Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından &#8220;Suriye&#8217;de Fırat&#8217;ın doğusunda &#8216;kapsamlı ve etkili&#8217; bir operasyonun hazırlıkları tamamlandı&#8221;  açıklamasını yaptı, işte o zaman yumurtanın kapının ağzına geldiğini anladılar ve Kandildeki terörist başlarının yakalanması için ödül koydular. Amiyane tabirle hem nalına vuruyorlar hem mıhına. Adamlara çamur falan atmıyorum. Bizzat Pentagon Sözcüsü Sean Robertson hem Türkiye hem de YPG’nin öncülük ettiği DSG’yle temas halinde olduklarını söylüyor. ABD’nin PKK yöneticilerinin yerini bildirenlere para ödülü vereceğini ilan etmesi bir illüzyon ve Türk kamuoyu bunun farkında. Yahu bunlar ne “Zati Sungur” ne sihirbaz &#8220;Mandrake&#8221;. Hesaplarına göre yaptıkları “Al Takke Ver Külah” Hani anlatılır ya; vaktiyle gençten bir derviş, bir tekkeye mürid olmuş. Tekkenin gediklileri, bu yeni gelen dervişi önce bir güzel tembihlemişler: “-Burada kızmak yoktur. Ne denirse eyvallah vardır. Sabırlı olacaksın. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikalılar Türk ordusunun Suriye&#8217;de Fırat&#8217;ın doğusunda &#8216;kapsamlı ve etkili&#8217; bir operasyonunu engellemeye çalışıyor. Bir yandan PKK/YPG’ye çantada keklik muamelesi yapıyorlar diğer taraftan da Türk kamuoyunu sözde yumuşatacak göstermelik kararlarla gözümüzü boyama çabasındalar. Neden göstermelik diyorum? Çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı PKK’yı; 1997 yılında Göçmenlik ve Uyruk Kanunu’nun 219’uncu bölümü uyarınca yabancı terör örgütü olarak kabul etmiş, PKK, 2001 yılında da 13224 sayılı ABD Başkanlık Kararnamesi uyarınca Küresel Terör Unsurları listesine alınmıştı.</p>
<p>Yanisi şu, sığır çobanları teröristlerin yakalanması için 21 yıl süresince kıllarını dahi kıpırdatmadılar, ne zaman Türk Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından &#8220;Suriye&#8217;de Fırat&#8217;ın doğusunda &#8216;kapsamlı ve etkili&#8217; bir operasyonun hazırlıkları tamamlandı&#8221;  açıklamasını yaptı, işte o zaman yumurtanın kapının ağzına geldiğini anladılar ve Kandildeki terörist başlarının yakalanması için ödül koydular. Amiyane tabirle hem nalına vuruyorlar hem mıhına. Adamlara çamur falan atmıyorum. Bizzat Pentagon Sözcüsü Sean Robertson hem Türkiye hem de YPG’nin öncülük ettiği DSG’yle temas halinde olduklarını söylüyor. ABD’nin PKK yöneticilerinin yerini bildirenlere para ödülü vereceğini ilan etmesi bir illüzyon ve Türk kamuoyu bunun farkında. Yahu bunlar ne “Zati Sungur” ne sihirbaz &#8220;Mandrake&#8221;. Hesaplarına göre yaptıkları “Al Takke Ver Külah”</p>
<p>Hani anlatılır ya; vaktiyle gençten bir derviş, bir tekkeye mürid olmuş. Tekkenin gediklileri, bu yeni gelen dervişi önce bir güzel tembihlemişler: “-Burada kızmak yoktur. Ne denirse eyvallah vardır. Sabırlı olacaksın. Boynun eğik olacak, miden çok dolmayacak…” Tekkedekiler, dervişe bir hırka, bir takke, bir de tesbih vermişler. Üzerinde bulunan eski elbiselerini ve kafasındaki yağlı külahı da çıkartıp almışlar. Bir süre sonra, dervişin canı burnuna gelmiş. Bakmış olacak gibi değil. Bu müridliğe ne sabır dayanır ne can. Yüklükten eski elbiselerini ve külâhını almış. Kendisine verilen hırkayı, tesbihi ve takkeyi de geri koymuş. Kapıdan çıkarken de şöyle seslenmiş: “-Baba erenler, sizi Allah mübarek etsin. Verdim takkenizi aldım külahımı, ben gidiyorum.</p>
<p>Amerikalılar Türkiye&#8217;yle ilişkilerde meydana gelen pürüzleri bir şekilde gidermeye çalışıyor. Ağzımıza bir parmak bal çalıyorlar, karşılığında Türk sahasında oynamak ve dolayısıyla uzlaşma şansını arttırmak istiyorlar. Ancak bu tür girişimler veya Türk yetkililerin Amerikalılarla uzlaşır görüntülerinin İran ve Rusya kadar Suriye kanadını da rahatsız ettiği ortada. Nitekim Suriyeli General Hasan Ahmed Hasan’ın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın, Fırat Nehri&#8217;nin doğusundaki Kürt güçlere karşı operasyon başlatabilecekleri yönündeki açıklaması hakkında Rusya&#8217;dan yanıt beklediklerini, Amerikan tarafıyla anlaşmamış olsa Erdoğan&#8217;ın bu tip bir açıklama yapamayacağına inandığını söylemesi, Rusların duygularına tercüman olduğunu gösteriyor. Anlayacağınız Suriyeli General Hasan Ahmed Hasan’ın suflörü Ruslar. Akıllı deliye söyletirmiş diye boşuna dememişler! Geçtiğimiz hafta Suriye devlet başkanı Beşar Esad’ın Halep’teki temaslarına bakıldığında ne demek istediğim daha net anlaşılır. PKK/YPG/DSG için “yedi kocalı Hürmüz” benzetmesi boşuna yapılmıyor.</p>
<p>Amerikalılar; Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgede bulunan unsurlarını İdlip’te tutarak Türk ordusunun Suriye&#8217;de Fırat&#8217;ın doğusunda &#8216;kapsamlı ve etkili&#8217; bir operasyonunu engelleme çabasında. Ancak bu şekilde PKK/YPG/DSG güçlerini koruyabileceklerini düşünüyor olmalılar. Lakin korkunun ecele faydası yok. Bu amaçla daha bu yıl terör listesine dahil ettikleri HTŞ’yi ayakta tutmak için, silah ve mühimmat desteği sağladıkları istihbarat raporlarında yer alıyor. Hatay’ın hemen güneyindeki sınır komşusu İdlib, stratejik bir mevzi ve Suriye’de iç savaşın başlangıcından beri Hatay, Afrin, Halep, Lazkiye arasında önemli konumda. Suriye’de muhalefetin son ve en önemli kalelerinden biri  olan İdlib’in tamamen terör örgütlerinden arındırılması Amerikalıların işine gelmiyor. Çünkü bölgeye yerleşebilmeleri, terör gruplarıyla çatıştıkları imajını verebilmelerine bağlı. İşte bu nedenle teröristlere ihtiyaçları var, onları besliyorlar. Türkiye’nin kontrolü altındaki İdlib’te el-Kaide’nin Suriye kolu Nusra’nın (HTŞ) İdlib’de diğer grupları tasfiye ederek hakimiyet kazanmasına ortam hazırladılar, destek sundular.</p>
<p>Şimdi de Heyet Tahrir Eş Şam’ın HTŞ  tank ve otomatik tüfeklerin yanı sıra ağır ve hafif silahların da kullanıldığı elit kuvvetler tarafından gerçekleştirilen askeri eğitim tatbikatı düzenlemesine ön ayak oluyorlar. Eğer aradan geçen süreye rağmen İdlib’te bu terör unsurları silah bırakmadıysa bilin ki bu işin arkasında Amerikalılar var ve bu teröristlerin kulağına “-sakın silah bırakmayın, teslim olmayın” diye fısıldıyorlar. Ruslarda durumun farkında. Rusya Dışişleri Bakanlığı, İdlib ‘deki tampon bölge anlaşmasını baltalamak adına cihat yanlısı savaşçıları suçladı. Dışişleri bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, “İdlib’de hala Rusya ile Türkiye arasında mutabakata varılan anlaşmaya uymayan HTŞ üyeleri var” dedi. 31 Ekim’de, Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konashinkov, Türkiye’nin 17 Eylül’de Soçi’de kurulan İdlib anlaşmasına ilişkin tüm sorumluluklarını yerine getirmediğini söyledi. İstedikleri kadar tatbikat, gövde gösterisi yapsınlar, sonuç belli akıbet malum. Türkiye yavaş ama temiz iş yapıyor. Zaman geçince daha net görülecektir. Türkiye’ye meydan okuyan ABD güdümlü teröristlere anladıkları dilden cevap verenlerde çıkıyor. Nasıl mı? Heyet Tahrir Eş Şam’ın HTŞ özel kuvvetler kanadının iki kıdemli üyesi İdlib’in batısında bilinmeyen failler tarafından öldürüldü. Muhalif aktivistlere göre, iki HTŞ savaşçısı Batı İdlib’deki Janoudiyah-Cisruş Şuğur yolunda seyahat ederken bilinmeyen failler tarafından öldürüldü. İki HTŞ üyesinin, Rejim Ordusuna karşı çeşitli bölgelerde savaştığı belirtildi. Saldırının sorumluluğunu üstlenen olmadı. Kurşun adrese teslim!</p>
<p>Ömür Çelikdönmez<br />
Twitter: @oc32oc32</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/idlip-amerikanci-islamcilardan-hts-temizleniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD Kandildeki PKK Liderlerini İran’a Karşı Kullanamayınca Başlarına Ödül Koydu!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abd-kandildeki-pkk-liderlerini-irana-karsi-kullanamayinca-baslarina-odul-koydu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abd-kandildeki-pkk-liderlerini-irana-karsi-kullanamayinca-baslarina-odul-koydu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2018 17:03:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Bayık]]></category>
		<category><![CDATA[Duran Kalkan]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Karayılan]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4210</guid>

					<description><![CDATA[ABD, terör örgütü PKK’nın başındaki isimler Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan&#8217;ın kimlik ya da yer tespitini mümkün kılacak bilgiler karşılığında para ödülü verileceğini duyurdu. Ama bu açıklama ABD Dışişleri Bakanlığınca değil ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından yapıldı. Bu uygulama aslında ABD’nin konuyu önemsemediğini gösterdiği gibi, Ankara’nın kiminle muhatap olması gerektiği şeklinde algılanabilecek bir tavır. Diplomatik nezaket yoksulu Amerikalı sığır çobanları akılları sıra Türkiye’ye ayar veriyor. Ziya Paşa merhum boşuna dememiş, “Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz /Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” ABD’nin Ankara Büyükelçiliğinin Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer’ın Ankara ziyaretiyle ilgili bilgilendirmede; Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Palmer’ın “Amerika Birleşik Devletleri, NATO müttefikimiz Türkiye ile terörle mücadele alanında yürüttüğü işbirliğine değer vermektedir. Ziyaretim kapsamında, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “Rewards for Justice (Adalet için Ödül)” programının PKK terör örgütüne mensup üç üst düzey ismi hedef aldığını duyurmaktan mutluluk duymaktayım. ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu PKK’lıların kimlik ya da yer tespitini mümkün kılacak bilgiler karşılığında para ödülü verilmesini onaylamıştır’’ ifadeleri yer aldı. Matthew Palmer, Murat Karayılan için (5 milyon Amerikan dolarına kadar), Cemil Bayık için (4 milyon Amerikan dolarına kadar) ve Duran Kalkan için (3 milyon Amerikan dolarına kadar) ödül verileceğini,  iki gün süren ziyaretinde Türk hükümetinden üst düzey &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD, terör örgütü PKK’nın başındaki isimler Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan&#8217;ın kimlik ya da yer tespitini mümkün kılacak bilgiler karşılığında para ödülü verileceğini duyurdu. Ama bu açıklama ABD Dışişleri Bakanlığınca değil ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından yapıldı. Bu uygulama aslında ABD’nin konuyu önemsemediğini gösterdiği gibi, Ankara’nın kiminle muhatap olması gerektiği şeklinde algılanabilecek bir tavır. Diplomatik nezaket yoksulu Amerikalı sığır çobanları akılları sıra Türkiye’ye ayar veriyor. Ziya Paşa merhum boşuna dememiş, “<em>Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz /Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”</em></p>
<p>ABD’nin Ankara Büyükelçiliğinin Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer’ın Ankara ziyaretiyle ilgili bilgilendirmede; Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Palmer’ın “Amerika Birleşik Devletleri, NATO müttefikimiz Türkiye ile terörle mücadele alanında yürüttüğü işbirliğine değer vermektedir. Ziyaretim kapsamında, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “Rewards for Justice (Adalet için Ödül)” programının PKK terör örgütüne mensup üç üst düzey ismi hedef aldığını duyurmaktan mutluluk duymaktayım. ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu PKK’lıların kimlik ya da yer tespitini mümkün kılacak bilgiler karşılığında para ödülü verilmesini onaylamıştır’’ ifadeleri yer aldı.</p>
<p>Matthew Palmer, Murat Karayılan için (5 milyon Amerikan dolarına kadar), Cemil Bayık için (4 milyon Amerikan dolarına kadar) ve Duran Kalkan için (3 milyon Amerikan dolarına kadar) ödül verileceğini,  iki gün süren ziyaretinde Türk hükümetinden üst düzey yetkililer, iş dünyasından temsilciler ve milletvekilleri ile bir araya gelerek ortak menfaatlere ilişkin konularda görüş alışverişinde bulunma fırsatını yakaladığını söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı, PKK’yı 1997 yılında Göçmenlik ve Uyruk Kanunu’nun 219’uncu bölümü uyarınca yabancı terör örgütü olarak kabul etti. PKK, 2001 yılında da 13224 sayılı ABD Başkanlık Kararnamesi uyarınca Küresel Terör Unsurları listesine alındı. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nce yayımlanan yazılı açıklamada, Adalet İçin Ödül programının iletişim bilgileri de yer aldı. İletişime geçecek kişilerin bilgilerinin gizli tutulacağına da dikkat çekildi.</p>
<p>ABD&#8217;nin 3 PKK yöneticisine toplamda 12 milyon doları bulan ödül koyması hakkında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın&#8217;ın &#8220;Bu çok geç kalınmış bir eylem. Bu YPG-PYD angajmanını perdelemek için yapılan bir şey ise zaten 3 gün sonra asıl gerçek ortaya çıkacaktır&#8221; demesi, Türkiye’nin Amerikalıların sözde bu jestine hiçte sıcak bakmadıklarını gösteriyor.  Kalın’ın açıklamalarından yola çıkılacak olursa bu YPG-PYD angajmanını perdelemek için yapılmıştır. Fırat&#8217;ın doğusu politikası ve pozisyonu Amerikalıların bu açılımı ile değişmeyecektir. Türkiye’nin Münbiç yol haritası planlandığı şekilde sürdürülecek. Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki ABD destekli PKK/YPG unsurlarına yönelik izlediği stratejinin Suriye ile örtüştüğü görülüyor. Nitekim Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, “İdlib&#8217;ten sonra hedefimiz Fırat&#8217;ın doğusu olacak. Fırat&#8217;ın doğusu meselesi hayati önemde ve bundan vazgeçemeyiz” diyerek Türkiye ile üstü örtülü dayanışmalarını ifşa etti. Çünkü Şam yönetimi çok iyi biliyor ki Türkiye’nin yardımı olmadan Amerikalıların Suriye’den çıkarılması oldukça zor.</p>
<p>Saha istihbarat raporlarına göre ABD; Suriye&#8217;nin YPG kontrolündeki Kobani ve Haseke kentlerinde elektronik radar sistemi kurdu. Radar sistemi askeri nakliye uçakları ile bölgeye taşındı ve Amerikan askerleri tarafından monte edildi. ABD, Suriye&#8217;nin Kuzeyindeki Menbiç kentinde yeni bir askeri üs daha kurdu. Yeni üsle birlikte ABD&#8217;nin Menbiç&#8217;teki askeri üs sayısı 3, Suriye genelinde ise 25 oldu. ABD&#8217;nin Menbiç kentindeki askeri varlığını artırdı ve bölgede yeni askeri üsler kurdu. ABD, daha önce Menbiç&#8217;te Halep yolu üzerinde ve Sacur Çayına yakın Ayn Dedat bölgesinde bulunan askeri üslerine, Menbiç&#8217;in Güneyinde yer alan ve kentin girişi olan Medah bölgesine kurduğu sonuncusuyla birlikte üçüncü askeri üssünü inşa etmişti.</p>
<p>Kuzey Irak kaynakları Amerikalı kovboyların WANTED operasyonunun perde arkasında; Kandil, Süleymaniye, Erbil ve Duhok’ta terör örgütü PKK yetkilileriyle görüşmelerinde örgüt yöneticilerini İran’a yönelik operasyonlar konusunda ikna edemeyince bu kararın alındığını iddia ediyor. PKKlı teröristlerin boyun eğmediği şantaja bakıldığında adamlar nalına da mıhına da vuruyor. Bilmiyorlar ki nalıncı keseri Türkiye’nin elinde. Ne yapar bu keser;  ne yontarsa elinde tutan kişiye doğru yontar.</p>
<p>Ömür Çelikdönmez<br />
Twitter: @oc32oc32</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abd-kandildeki-pkk-liderlerini-irana-karsi-kullanamayinca-baslarina-odul-koydu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selo Süprizi mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/selo-suprizi-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/selo-suprizi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2018 13:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Takan]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Bayık]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Karayılan]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4195</guid>

					<description><![CDATA[ABD, dün herkesi şaşırtarak üç teröristin başı için milyonlarca dolar ödül koymuştu. Buna göre terörist başı Murat Karayılan&#8217;ın başına 5 milyon dolar, Cemil Bayık için 4 milyon dolar, Duran Kalkan için ise 3 milyon dolar ödül vaat edilmişti. Muhtelif spekülasyonlara sebep olan bu gelişmeyle ilgili gazeteci Ahmet Takan da farklı bir yorum getirdi. İşte Takan’ın iddialarını içeren o yazının bir bölümü:Formun Üstü &#8220;Selo&#8221; kaçıncı devriyede serbest bırakılacak? Hatırlatmayla başlayalım; &#8220;Yerel seçimlerde Cumhur İttifakı yapılmayacak&#8221; tiyatrosunun oynandığı günün hemen ertesinde, &#8220;Sazcı Selo da Serbest Kalır mı&#8221; diye sormuştuk&#8230; Başkentin klasik Salı&#8217;sında gündem, liderlerin grup konuşmaları kadar ABD&#8217;nin, Suriye&#8217;de PKK/YPG ile attığı ortak  devriye ve İran ambargosuna odaklıydı&#8230; Vee&#8230; En ateşli, uçan, havada parende atan alkışlar eşliğinde MHP grup toplantısında kürsüde Doktor Devlet Bahçeli vardı. Her zamanki gibi esti, gürledi. İtina ile tabanın gazını aldı!.. Dedi ki; &#8220;Türkiye&#8217;yi kurnazca kurulan tuzaklarla yeni bir çözüm sürecine sokma çabaları varsa bilinmelidir ki Türk milleti bu öldürücü zehri asla içmeyecek. Terörle masa kurulmaz.&#8221; Oturdukları sıralarda füze rampasından fırlayacakmış gibi yerlerinde duramayan MHP mebusları şak şak görevini başarıyla ifa etti!.. Tabii ki, kimsenin aklına, &#8220;bu Türk milletinin önüne gelen kaçıncı öldürücü zehir&#8221;, &#8220;teröristlerle kurulan kaçıncı masa&#8221;, &#8220;Çözüm sürecinde asker kışlaya hapis edilirken biz ne yaptık, Bahçeli &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD, dün herkesi şaşırtarak üç teröristin başı için milyonlarca dolar ödül koymuştu. Buna göre terörist başı Murat Karayılan&#8217;ın başına 5 milyon dolar, Cemil Bayık için 4 milyon dolar, Duran Kalkan için ise 3 milyon dolar ödül vaat edilmişti.</p>
<p>Muhtelif spekülasyonlara sebep olan bu gelişmeyle ilgili gazeteci Ahmet Takan da farklı bir yorum getirdi. İşte Takan’ın iddialarını içeren o yazının bir bölümü:Formun Üstü</p>
<p><strong>&#8220;Selo&#8221; kaçıncı devriyede serbest bırakılacak?</strong></p>
<p>Hatırlatmayla başlayalım;</p>
<p>&#8220;Yerel seçimlerde Cumhur İttifakı yapılmayacak&#8221; <strong>tiyatrosunun</strong> oynandığı günün hemen ertesinde, &#8220;Sazcı Selo da Serbest Kalır mı&#8221; diye sormuştuk&#8230; Başkentin klasik Salı&#8217;sında gündem, liderlerin grup konuşmaları kadar ABD&#8217;nin, Suriye&#8217;de PKK/YPG ile attığı ortak  devriye ve İran ambargosuna odaklıydı&#8230;</p>
<p>Vee&#8230; En ateşli, uçan, havada parende atan alkışlar eşliğinde MHP grup toplantısında kürsüde Doktor Devlet Bahçeli vardı. Her zamanki gibi esti, gürledi. İtina ile tabanın gazını aldı!.. Dedi ki; &#8220;Türkiye&#8217;yi kurnazca kurulan tuzaklarla yeni bir çözüm sürecine sokma çabaları varsa bilinmelidir ki Türk milleti bu öldürücü zehri asla içmeyecek. Terörle masa kurulmaz.&#8221; Oturdukları sıralarda füze rampasından fırlayacakmış gibi yerlerinde duramayan MHP mebusları <strong>şak şak görevini</strong> başarıyla ifa etti!.. Tabii ki, kimsenin aklına, &#8220;bu Türk milletinin önüne gelen kaçıncı öldürücü zehir&#8221;, &#8220;teröristlerle kurulan kaçıncı masa&#8221;, &#8220;Çözüm sürecinde asker kışlaya hapis edilirken biz ne yaptık, Bahçeli ne yaptı&#8221;, &#8220;PKK ile mücadele eden Türk askerine &#8216;hain&#8217; damgası vurulup kodeslere tıkılırken Doktor Bahçeli neredeydi, bizler neredeydik&#8221;, &#8220;Öcalan&#8217;a &#8216;sayın&#8217; denilirken Meclis&#8217;e gelmeyi mi unutmuştuk?&#8221;, &#8221; Dolmabahçe mutabakatı imzalanırken, Kızılcahamam&#8217;da kamptaydık da duymamış mıydık&#8221;, &#8220;Ankara ve İstanbul semalarına Kürdistan bayrağı çekilirken, Barzani&#8217;nin kafasından aşağı gül yaprakları dökülürken Ay&#8217;a ayak basacak ilk Türk olarak uzay yolculuğuna çıkmıştık&#8221; gibi sorular  gelemezdi!.. Anlayacağınız, Doktor Bahçeli ve diğer görevliler şiddetli muhalefet rolü keserek yine zemini uygun hale getirdi&#8230;</p>
<p>Papaz Bruson&#8217;un serbest bırakılmasından önce de sonra da ABD ile yapılan pazarlıklar aşikâr. Halkbank&#8217;ın da pazarlık maddeleri içinde olduğunu defalarca yazdık. İnkâr ettiler. Sonunda en yetkili ağızlar, bankanın pazarlık edilen maddeler içinde olduğunu itiraf etti. Şimdi de, başkentin derin kulislerine yeni bir iddia düştü;</p>
<p>&#8220;<strong>ABD, Türkiye&#8217;ye serbest bırakılmasını istediği 15 kişilik yeni bir liste verdi. İçinde Selahattin Demirtaş da var</strong>.&#8221;</p>
<p>Avrupa&#8217;nın, AİHM&#8217;de nihai karar aşaması sürecinde olan Selahattin Demirtaş davası ile ilgili Türkiye&#8217;ye &#8220;serbest bırakın&#8221; dayatması yaptığını daha önce dile getirmiştik. Sağlam kaynaklardan duyduğum son iddianın arkasından Bahçeli&#8217;nin yukarıda alıntısını yaptığım sözlerini duyunca hiç şaşırmadım. Roller gereği, her zamanki gibi kamuoyu hazırlanıyor. Muhalefet dümeni ile!..</p>
<p>Biz, TSK Menbiç&#8217;te ABD ordusu ile ortak devriye görevi yapıyor diye avunurken, adamların PKK/YPG ile sınırımızda, gözümüzün içine sokarak ortak devriye atması boşuna değil. Ağzımıza bir parmak bal da sürdüler. İran&#8217;a uygulanan ambargoda muafiyet listesinde yer alan 8 ülkeden birinin de Türkiye olduğunu ilan ettiler. Türk vatandaşı olarak buna sevinmemek elde değil. Ancaak!.. Bir de muafiyet listesinde olmayanlara bakalım. Irak neden yok?.. Cevabını bilen varsa bana da anlatsın!.. ABD, Irak&#8217;a, &#8220;İran ile ilişkilerini kesinlikle keseceksin&#8221; diyor. Acaba neden?..</p>
<p>ABD, haydutça pazarlıklarına devam ediyor&#8230;<strong> Bize de devriye saydırtıyor</strong>!..</p>
<p>Kaynak Yeniçağ: <u>&#8220;Selo&#8221; kaçıncı devriyede serbest bırakılacak?.. &#8211; Ahmet TAKAN</u></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/selo-suprizi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
