<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yörünge haber &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/yorunge-haber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Apr 2019 08:06:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>yörünge haber &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İslam Karşıtı Söylemleri Bazı Siyasiler Normalleştiriyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/islam-karsiti-soylemleri-bazi-siyasiler-normallestiriyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/islam-karsiti-soylemleri-bazi-siyasiler-normallestiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 08:06:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahinur Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[yörünge haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9564</guid>

					<description><![CDATA[BRÜKSEL BÖLGE PARLAMENTOSU BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ MAHİNUR ÖZDEMİR YÖRÜNGE’YE YAZDI Yeni Zelanda&#8217;da yaşanan cami katliamı sonrası Belçika İstihbarat Servisi’nin (VSSE), kamuya açtığı 2018 bilgileri bu ayın en çok tartışılan konuları arasında yer aldı.  Aşırı sağla bağlantılı kişiler, gruplar ve ideolojileri gözlemleyen VSSE, söz konusu grupların Nazizm&#8217;e hayranlıklarını gizlemediklerini, şiddet kültürünü benimsediklerine işaret ediyor. İstihbarat değerlendirmesinde, özellikle 2015 ve 2016 yıllarındaki göçmen krizinden bu yana, aşırı sağ çevrelerinde İslam ve göçmen karşıtlığının ana konular haline geldiği belirtilerek, Finlandiya merkezli &#8220;Odin&#8217;in Askerleri&#8221; gibi sivil gruplar, yeni aşırı sağcı topluluklara tipik örnek olarak gösterildi. VSSE, tek tek sıraladığı grupların medya aracılığıyla söylemlerine dikkati çekmeye çalıştığına işaret ederek, yeni aşırı sağcıların ayrıca &#8220;Avrupa&#8217;nın Hristiyan kimliğinin&#8221; savunuculuğuna soyunduğunu vurguladı. Belçika&#8217;nın ilk başörtülü milletvekili olan Brüksel Bölge Parlamentosu Bağımsız Milletvekili Mahinur Özdemir, Yeni Zelanda saldırıları üzerinden Avrupa’da hızla yükselen ırkçılık ve İslam karşıtlığını Yörünge dergisi için kaleme aldı: &#160; Klişelerle Dolu Önyargılı Tutum Öncelikle Christchurch saldırısını gerçekleştiren teröristin, fikirlerinin radikalleşmesinde Avrupa’da yaptığı bir seyahatin etkisi olduğunu, Fransalı ırkçı yazar Renaud Camus’un tezlerinden esinlendiğini ve bunun üzerine kendi manifestosunu yayınlayıp, böyle bir terör saldırısı gerçekleştirdiğini altını çizmemiz lazım. Belçika’nın en son istihbarat raporu, Belçika ve Batı&#8217;nın geri kalanında neo-Nazi ve şiddet yanlısı “kimlikçi” hareketlerin yeniden canlandığına dikkat çekti. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BRÜKSEL BÖLGE PARLAMENTOSU BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ MAHİNUR ÖZDEMİR YÖRÜNGE’YE YAZDI</strong></p>
<p><strong>Yeni Zelanda&#8217;da yaşanan cami katliamı sonrası Belçika İstihbarat Servisi’nin (VSSE), kamuya açtığı 2018 bilgileri bu ayın en çok tartışılan konuları arasında yer aldı.  Aşırı sağla bağlantılı kişiler, gruplar ve ideolojileri gözlemleyen VSSE, söz konusu grupların Nazizm&#8217;e hayranlıklarını gizlemediklerini, şiddet kültürünü benimsediklerine işaret ediyor. </strong></p>
<p><strong>İstihbarat değerlendirmesinde, özellikle 2015 ve 2016 yıllarındaki göçmen krizinden bu yana, aşırı sağ çevrelerinde İslam ve göçmen karşıtlığının ana konular haline geldiği belirtilerek, Finlandiya merkezli &#8220;Odin&#8217;in Askerleri&#8221; gibi sivil gruplar, yeni aşırı sağcı topluluklara tipik örnek olarak gösterildi.</strong></p>
<p><strong>VSSE, tek tek sıraladığı grupların medya aracılığıyla söylemlerine dikkati çekmeye çalıştığına işaret ederek, yeni aşırı sağcıların ayrıca &#8220;Avrupa&#8217;nın Hristiyan kimliğinin&#8221; savunuculuğuna soyunduğunu vurguladı.</strong></p>
<p><strong>Belçika&#8217;nın ilk başörtülü milletvekili olan Brüksel Bölge Parlamentosu Bağımsız Milletvekili Mahinur Özdemir, Yeni Zelanda saldırıları üzerinden Avrupa’da hızla yükselen ırkçılık ve İslam karşıtlığını Yörünge dergisi için kaleme aldı: </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Klişelerle Dolu Önyargılı Tutum</strong></p>
<p>Öncelikle Christchurch saldırısını gerçekleştiren teröristin, fikirlerinin radikalleşmesinde Avrupa’da yaptığı bir seyahatin etkisi olduğunu, Fransalı ırkçı yazar Renaud Camus’un tezlerinden esinlendiğini ve bunun üzerine kendi manifestosunu yayınlayıp, böyle bir terör saldırısı gerçekleştirdiğini altını çizmemiz lazım.</p>
<p>Belçika’nın en son istihbarat raporu, Belçika ve Batı&#8217;nın geri kalanında neo-Nazi ve şiddet yanlısı “kimlikçi” hareketlerin yeniden canlandığına dikkat çekti. Rapor ayrıca bu hareketlere üye olanların klasik aşırı sağ kişilerden görünüşte farklı durduklarını, artık “beyaz yakalı”, genç, eğitimli bir kesimin oluştuğunu, söylemlerinde göçmen ve bilhassa Müslüman düşmanlığına vurgu yaptıklarını, meşru ve bazen gayrimeşru şekilde silahlandıklarını tespit edip bunun kaygı verici unsurlar olduğunu belirtmektedir.</p>
<p>Bu nedenle Belçika’da Schild en Vrienden (Kalkan ve Dostlar), Fransa’da Génération Identitaire (Kimlikçi Nesil) gibi örgütler çok daha yakından takip edilmelidir.</p>
<p>İslam karşıtı söylemlerin gittikçe normalleşmesinin ana nedenlerinden bir tanesi, bazı üst düzey siyasetçilerin ve birtakım ana akım medyanın İslam&#8217;ı ve Avrupa’da yaşayan Müslümanları aşağılayıp onları her sorunun kaynağıymış gibi göstermeleridir.</p>
<p>Öyle ki Christchurch saldırılarından sonra Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern tüm dünyaya insanlık dersi verirken Fransa, toplumu “koşu başörtüsüyle” hâlâ gereksiz yere meşgul etmekteydi.</p>
<p>Ayrıca Batı Avrupa’nın neredeyse tamamında gerçekleştirilen kamuoyu araştırmalarında, Müslüman toplumuna karşı klişelerle dolu önyargılı bir tutum sergilendiği ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>“İslam, Avrupa değerleri ile bağdaşamaz” gibi sözleri popülerleştiren bazı Avrupalı düşünür ve siyasiler şüphesiz Müslümanlara karşı kamuoyundaki önyargılı görüşleri de kuvvetlendirmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aşırı Sağ Teröristler Marjinal Sayıda </strong></p>
<p>Müslüman karşıtı ve İslamofobik suçların hem devletler tarafından hem de polis tarafından spesifik bir nefret suçu olarak tanınması, bu sorunun gerçek boyutunu ortaya çıkarmakla birlikte, çözüm için stratejiler geliştirilmesini sağlayacaktır.</p>
<p>Yeni Zelanda&#8217;da yaşanan katliamdan ve bunun ne anlama geldiğini ifade etmeden önce, sıcağı sıcağına kullanılan “Postmodern Haçlı Seferi”, “Medeniyetler Çatışması” benzeri sansasyonel açıklamalardan kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Çünkü kullanılan her kelimenin bir ağırlığı olduğu gibi Batı’da yaşayan Türk ve Müslüman azınlıkların üzerinde de büyük bir etkisi var. Bu tarz söylemler Müslüman diasporasını toplum dinamiklerinin dışına sürüklemektedir.</p>
<p>Tıpkı DAEŞ’e bağlı olan teröristlerin Müslümanları ve İslam’ı asla temsil edemeyecekleri gibi, Müslümanları işgalci gibi gören teorilerden etkilenen aşırı sağ teröristlerin de tüm Batı’yı temsil etmediklerini ve marjinal sayıda olduklarını hatırlamak lazım.</p>
<p>Öte yandan saldırganın yayınladığı detaylı manifestonun elden ele dolaşması ve katliamın bazı kesimler tarafından haklı görülmesi, Müslümanlar için çok büyük bir tehlike arz etmektedir.</p>
<p><strong>MAHİNUR ÖZDEMİR</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/islam-karsiti-soylemleri-bazi-siyasiler-normallestiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paradigma Değişikliği</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/paradigma-degisikligi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/paradigma-degisikligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 08:02:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<category><![CDATA[yörünge haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9562</guid>

					<description><![CDATA[Bu sistem, AK Parti için de çıtayı yükseltti. Eski sistemde kazandığı yerleri dahi kaybetmekle karşı karşıya. Muhalefet partilerinin bu sistemden daha çok yararlandığını görüyoruz. 31 Mart seçim sonuçlarını değerlendirirken, sistem değişikliğini dikkate almak gerekiyor. Bilindiği üzere 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumda, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçildi. Başkanlık sistemi, niteliği gereği, seçmenleri (birinci turda veya ikinci turda) iki adaydan birini tercihe zorladığından, seçmenleri iki bloka ayırıyor, siyasi partiler, seçimden önce ittifak yapıyor. Parlamenter sistemde ise seçimlerden sonra koalisyon formülleri devreye giriyor. Bu nedenle 2014 seçim sonuçlarını, 31 Mart 2019 yerel seçim sonuçlarıyla karşılaştırmak yanıltıcı olacaktır. Parametreleri farklı da olsa, 24 Haziran seçimleri kısmen emsal olabilir. Farklı eğilimleri temsil eden siyasi partileri ana bloku temsil eden partilerden birine tercihe zorlayan “yeni sistemin” bu seçimin en çok tartışılan konularından biri olacağını tahmin ediyorum. Bu sistem, AK Parti için de çıtayı yükseltti. Eski sistemde kazandığı yerleri dahi kaybetmekle karşı karşıya. Muhalefet partilerinin bu sistemden daha çok yararlandığını görüyoruz. AK Parti iktidarı döneminde muhalefet partileri, 7 Haziran seçimlerinde ittifak yapmış, AK Parti Meclis’te çoğunluğu kaybetmişti. Bu ittifak, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak adayla (Ekmeleddin İhsanoğlu) devam etti. AK Parti bu ittifaka, 15 Temmuz darbe teşebbüsünü takiben “başkanlık sistemiyle” cevap verdi. 16 Nisan 2017 tarihinden itibaren &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu sistem, AK Parti için de çıtayı yükseltti. Eski sistemde kazandığı yerleri dahi kaybetmekle karşı karşıya. Muhalefet partilerinin bu sistemden daha çok yararlandığını görüyoruz.</strong></p>
<p>31 Mart seçim sonuçlarını değerlendirirken, sistem değişikliğini dikkate almak gerekiyor. Bilindiği üzere 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumda, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçildi. Başkanlık sistemi, niteliği gereği, seçmenleri (birinci turda veya ikinci turda) iki adaydan birini tercihe zorladığından, seçmenleri iki bloka ayırıyor, siyasi partiler, seçimden önce ittifak yapıyor. Parlamenter sistemde ise seçimlerden sonra koalisyon formülleri devreye giriyor. Bu nedenle 2014 seçim sonuçlarını, 31 Mart 2019 yerel seçim sonuçlarıyla karşılaştırmak yanıltıcı olacaktır. Parametreleri farklı da olsa, 24 Haziran seçimleri kısmen emsal olabilir.</p>
<p>Farklı eğilimleri temsil eden siyasi partileri ana bloku temsil eden partilerden birine <strong>tercihe zorlayan</strong> “yeni sistemin” bu seçimin en çok tartışılan konularından biri olacağını tahmin ediyorum. Bu sistem, AK Parti için de çıtayı yükseltti. Eski sistemde kazandığı yerleri dahi kaybetmekle karşı karşıya. Muhalefet partilerinin bu sistemden daha çok yararlandığını görüyoruz. AK Parti iktidarı döneminde muhalefet partileri, 7 Haziran seçimlerinde ittifak yapmış, AK Parti Meclis’te çoğunluğu kaybetmişti.</p>
<p>Bu ittifak, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak adayla (Ekmeleddin İhsanoğlu) devam etti. AK Parti bu ittifaka, 15 Temmuz darbe teşebbüsünü takiben “başkanlık sistemiyle” cevap verdi. 16 Nisan 2017 tarihinden itibaren yeni bir dönem başladı. Bu sistem ilk kez, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde uygulandı.</p>
<p>Muhalefet partilerinin ittifakı, baraj sorununu ortadan kaldırdı, daha fazla parti Meclis’e girdi. AK Parti, Meclis’teki çoğunluğu kaybetti. 31 Mart seçimleri, başkanlık sisteminin ikinci seçimidir. Muhalefet partileri, AK Parti’nin güçlü olduğu yerlerde, en güçlü adayın etrafında birleştiler. AK Parti’nin lider kadrosunun, “muhalefet partilerinin HDP ile ittifak yapmayacağı” öngörüsü gerçekleşmedi. HDP, Türkiye’nin batısında AK Parti’nin kaybettiği şehirlerde kilidi açan anahtar rolünü üstlendi. Belediye seçimlerinde ikinci sıradaki adayın oyu, %25’lerden %45’lere, %50’lere yükseldi.  AK Parti oyunun koruduğu hatta artırdığı yerlerde bile bazı belediyeleri kaybetti.</p>
<p>Cüneyt Toraman</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/paradigma-degisikligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
