<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yenişafak &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/yenisafak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 08 Dec 2018 18:51:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Yenişafak &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Malumatfuruşluk</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/malumatfurusluk/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/malumatfurusluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Dec 2018 12:09:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yenişafak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=5728</guid>

					<description><![CDATA[Süleyman Seyfi Öğün, onu daha çok siyaset bilimi, modernite, kültürel hareketler gibi alanlardaki çalışmalarından tanıyoruz. Ülkemizin önemli entelektüellerinden olan Öğün’üm son yazısını olduğu gibi veriyoruz: Bilgi Obezitesi Epistemoloji, mâlûm; felsefenin alt dallarından birisidir. Bilginin kaynağı, sınırları, imkânları vb konularla alâkadar olur. İşin felsefe kısmına girmeye niyetim yok. Benim dikkâtimi daha çok “bilginin dolaşımı” ve “kullanımı” husûsu çekiyor. Bu da felsefî olmaktan çok “sosyolojik” bir mâhiyet taşıyor. Epistemoloji, mâlûm; felsefenin alt dallarından birisidir. Bilginin kaynağı, sınırları, imkânları vb konularla alâkadar olur. İşin felsefe kısmına girmeye niyetim yok. Benim dikkâtimi daha çok “bilginin dolaşımı” ve “kullanımı” husûsu çekiyor. Bu da felsefî olmaktan çok “sosyolojik” bir mâhiyet taşıyor. Geçenlerde gazeteleri tararken gözüm bir habere takıldı. Haber, kamuoyunun iyi bildiğini zannettiğim bir Bilgi Yarışması sırasında yaşanan olayı naklediyordu. Yarışmacı sorulan bir sualin cevâbını bilemeyince kendisine tanınan “joker” hakkını kullanmış ve suali telefonla güvendiği bir arkadaşına havâle etmiş. Haberleştirmeye değer bulunan husus, arkadaşının, herhâlde yakınında bir bilgisayar olmalı ki, alelacele “internet”e girmesi ve bu sırada tuş seslerinin stüdyoya aksetmesiymiş. Modern eğitim ve öğretim, “bilgi”ve “bilmeyi” erdemli kılan bir doktrin tatbik eder. Bu, keyfiyetten çok kemiyete gönderme yapar. Çocuklar “öğenmenin sonu olmadığına” ve ne kadar çok şey bilirse o kadar bu erdemden nasibini alacağına şartlandırılır. Aslında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Süleyman Seyfi Öğün, onu daha çok siyaset bilimi, modernite, kültürel hareketler gibi alanlardaki çalışmalarından tanıyoruz. Ülkemizin önemli entelektüellerinden olan Öğün’üm son yazısını olduğu gibi veriyoruz:</strong></p>
<p><strong>Bilgi Obezitesi</strong><br />
Epistemoloji, mâlûm; felsefenin alt dallarından birisidir. Bilginin kaynağı, sınırları, imkânları vb konularla alâkadar olur. İşin felsefe kısmına girmeye niyetim yok. Benim dikkâtimi daha çok “bilginin dolaşımı” ve “kullanımı” husûsu çekiyor. Bu da felsefî olmaktan çok “sosyolojik” bir mâhiyet taşıyor.</p>
<p>Epistemoloji, mâlûm; felsefenin alt dallarından birisidir. Bilginin kaynağı, sınırları, imkânları vb konularla alâkadar olur. İşin felsefe kısmına girmeye niyetim yok. Benim dikkâtimi daha çok “bilginin dolaşımı” ve “kullanımı” husûsu çekiyor. Bu da felsefî olmaktan çok “sosyolojik” bir mâhiyet taşıyor.<br />
Geçenlerde gazeteleri tararken gözüm bir habere takıldı. Haber, kamuoyunun iyi bildiğini zannettiğim bir Bilgi Yarışması sırasında yaşanan olayı naklediyordu. Yarışmacı sorulan bir sualin cevâbını bilemeyince kendisine tanınan “joker” hakkını kullanmış ve suali telefonla güvendiği bir arkadaşına havâle etmiş. Haberleştirmeye değer bulunan husus, arkadaşının, herhâlde yakınında bir bilgisayar olmalı ki, alelacele “internet”e girmesi ve bu sırada tuş seslerinin stüdyoya aksetmesiymiş.<br />
Modern eğitim ve öğretim, “bilgi”ve “bilmeyi” erdemli kılan bir doktrin tatbik eder. Bu, keyfiyetten çok kemiyete gönderme yapar. Çocuklar “öğenmenin sonu olmadığına” ve ne kadar çok şey bilirse o kadar bu erdemden nasibini alacağına şartlandırılır.<br />
Aslında bu bakış, Merhûm Şerif Mardin’in çok kıymetli bulduğum, Türk entelektüalizmini tipleştirmeye mâtuf bir çalışmasında değindiği ve “toplum mühendisliği” ile bağını kurduğu “Ansiklopedik Aydın” tipinin kitle eğitimine yansımasıdır. Elbette ansiklopedizme temelde karşı çıkacak değilim. Her bireyin, pek çok şeyden haberdâr olmasını sağlayan ve adına “genel kültür” denilen bir birikimi asgari düzeyde almasının faydasına ben de inanırım. Tabiî ki herkes bir seviye târih, coğrafya,edebiyât vb şeylere âşinâ olmalıdır. Ama bu sâdece bir temel vazifesini görür. İlânihâye bir amaç olamaz. Esas mühim olan bundan sonrasıdır. Bu da “metodlu öğrenme” dediğimiz çok başka bir evreyi düşündürüyor.<br />
Türkiye’de yaygın bir şekilde gördüğüm bir mesele bu. Bu mesele en başta ansiklopedizmden vazgeçmeyen entelektüeller arasında yaygın. Entelektüel mahfillerdeki sohbetlerde insanlar sanki adı konmamış bir bilgi yarışmasındalarmış gibi davranmayı bir mârifet hâline getirmiş durumda. Bunun ileri bir tüketicilik boyutuna vardığını düşünüyorum. Tıpkı uç moda ürünleri tüketmek gibi, entelektüel mahfillerde kimsenin bilmediği birilerinin “kuramından” , “romanından” veyâ “filminden” bahsetmek, kimsenin gitmediği bir yerlere gidip, oranın târihi veyâ kültürel ayrıntılarından bahsetmek çok yaygın..Bilgi sarfı üzerinden ayrıcalık kazanmak; bunun tüketiminde birilerini eksiltmek …Bilgi yarışmaları ise bunun avâmî karşılığı. Hâsılı entelektüellerin bu yarışmalara burun kıvırmadan önce biraz da kendilerine bakmaları gerekiyor. Avâmı ve Havass’ı ile bu o kadar çılgın bir yarış ki, neticede bilgi üzerinden bir “körleşmeye” dönüşüyor. Etraf “çok şey bilen”; ama “bildiğini ne için bildiğini bilmeyenler”den geçilmiyor. Obezite sâdece “midevî” değil, yer yer “zihnî” bir mesele. Okuma seferberliklerinin Muhteşem Cuma’lardan bir farkı yok. Sâdece obeziteyi kışkırtıyor.<br />
Bunun bir de görgüsüzlük ile alâkalı olduğunu zannediyorum. Farslar bunu çok güzel anlatırlar. “Mâlûmatfurûşluk” denilen bir hikâye bu. “Furûşten” kelimesi Farsça’da “satmak” fiilinin karşılığı. Yâni mâlûmat satan, saçan insanlar. Görgüsüzlük sâdece “para” ile yapılmıyor ki: pekalâ “bilgi” ile de yapılabiliyor..<br />
Bilgi obezitesini doğuran abur cuburluk, temelde “sorunsal” eksikliğinden temelleniyor. Bilgiyi disipline edecek olan “meseleler” ve onları ortaya çıkaran derin ve kapsamlı “dertler”dir.. Kişilerin bu manâda ne dertleri ne de meseleleri var. (Herkesin derdi kendisine..Bu da yetmez)…Merak sâiki meselelerle birleşmeyince, bilgilenmeyi tek başına yönetmeye başlıyor. Burada, midevî obeziteden muzdarip birisinin iştahı ve doyumsuzluğu gibi bir şeye dönüşüyor merak… Bu da belki başlangıç için değerli olan merak sâikini yozlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.… Hâsılı bilgi obezitesi, meselesiz bilgilenmenin fonksiyonu olarak tecelli ediyor.<br />
İşin bir de bilgi ahlâkını zedeleyen yanılsama (ilüzyon) boyutu var. Meselesi ve amacı olmayan bilgiler yarışmanın konusu oluyor. Bahsi geçen yarışma programları, bilgiye ihânet programlarıdır aslında. Burada etik boyut devreye giriyor. Meselâ yarışmacıya cevabını bilmediği bir soru soruluyor. Normal ve ahlâkî olan o kişinin”bilmiyorum” diyerek çekilmesidir. Hayır, öyle olmuyor. Kendisine “seçenekler” sunuluyor. Doğru cevap bunlardan birisi. Yarışmacı yüzünde cin ve takdir bekleyen bir ifâde, saçma sapan “akılyürütmeler”; o da olmazsa “sezgi yürütmelerle” başlıyor şıkları elemeye. Eğer yine de işin içinden çıkamazsa, seyirci veyâ arkadaş desteği “kopya” çekmesine izin veriliyor. Bu da bir “kumar” terimi olan “joker hakkı”yla tanımlanıyor. En nihâyetinde iş “sallamaya” kalıyor. Tutturdu mu, bilmiş oluyor. Gelsin alkışlar..Ne kadar hazin değil mi? Yâni neticede bilmeyen, bilmiş oluyor..<br />
İşin bir de sistem boyutu mevcut. Çoktan seçmeli test, bilgiye karşı işlenmiş en ağır suçtur…Çünkü kumarı ihtivâ eder….Türkiye’de teste dayalı imtihanlarını yerini alacak bir yeni sistemin yürürlüğe konulduğu haberini almadan; kusura bakılmasın, hiç kimse beni maarif işinin hâle yola girdiğine inandıramaz….</p>
<p><strong>Yeni Şafak / Süleyman Seyfi Öğün</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/malumatfurusluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Ülkeyi Terörle, Tehditle Durduramazsınız!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bu-ulkeyi-terorle-tehditle-durduramazsiniz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bu-ulkeyi-terorle-tehditle-durduramazsiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Nov 2018 06:44:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Doğusu]]></category>
		<category><![CDATA[Yenişafak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=3896</guid>

					<description><![CDATA[YENİŞAFAK’A TEHDİT MESAJLARI Türkiye Fırat’ın Doğusu’na operasyona hazırlanırken birileri terör örgütlerini harekete mi geçiriyor? Yenişafak olarak tehdit mesajı aldıklarını açıklayan İbrahim Karagül, Türkiye’nin bir kez daha terörle boğulmak istendiğini yazdı. PKK ardı ardına Türkiye içine bombalı araçlar gönderiyor. Hemen her gün bu tür araçlar yakalanıyor, bu amaçla ülke içine gönderilen terör mensupları ele geçiriliyor. PKK’ları da DEAŞ’ı da, bizimle savaşırken, ABD subayları yönetti PKK ve DEAŞ mensupları Türkiye’nin operasyonları yaklaştıkça, panik halinde, ülke içinde sansasyonel saldırı girişimlerinde bulunuyor. PKK veya DEAŞ olarak ayırmayın, bölgedeki bütün terör grupları tek bir merkezden yönetiliyor, Suriye’nin kuzeyindeki “terör koridoru”nu başarmak için Türkiye ile savaştırılıyor. Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonundan sonra Münbiç’te her ne kadar “ortak devriye” uygulaması başlamışsa da bundan bir sonuç çıkmayacak. Münbiç’te ABD Türkiye’ye verdiği hiçbir sözü tutmadı, yine tutmayacak. Fırat’ın batısında bugüne kadar yaptığımız operasyonların tamamında ABD silahlarına karşı savaştık, PKK’yı da DEAŞ’ı da bizimle savaşırken ABD subayları yönetiyordu. Fırat’ın Doğu’suna binlerce TIR dolusu silahı ABD yığdı. PKK’yı onlar yönetiyor. DEAŞ’ı onlar yönetiyor. Türkiye’nin operasyonlarını onlar durdurmak, engellemek istiyor. Tel Abyad’ı, Ayn el Arab’ı (Kobani) ya da Sincar’ı temizlemeye yönelik bütün girişimlerimizin karşısında duran terör örgütlerinin tamamının arkasında ABD ve İsrail askeri güçleri, istihbarat güçleri ve onların silah ve lojistiği var. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YENİŞAFAK’A TEHDİT MESAJLARI</strong></p>
<p><strong>Türkiye Fırat’ın Doğusu’na operasyona hazırlanırken birileri terör örgütlerini harekete mi geçiriyor? Yenişafak olarak tehdit mesajı aldıklarını açıklayan İbrahim Karagül, Türkiye’nin bir kez daha terörle boğulmak istendiğini yazdı.</strong></p>
<p>PKK ardı ardına Türkiye içine bombalı araçlar gönderiyor. Hemen her gün bu tür araçlar yakalanıyor, bu amaçla ülke içine gönderilen terör mensupları ele geçiriliyor.</p>
<p>PKK’ları da DEAŞ’ı da, bizimle savaşırken, ABD subayları yönetti</p>
<p>PKK ve DEAŞ mensupları Türkiye’nin operasyonları yaklaştıkça, panik halinde, ülke içinde sansasyonel saldırı girişimlerinde bulunuyor. PKK veya DEAŞ olarak ayırmayın, bölgedeki bütün terör grupları tek bir merkezden yönetiliyor, Suriye’nin kuzeyindeki “terör koridoru”nu başarmak için Türkiye ile savaştırılıyor.</p>
<p>Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonundan sonra Münbiç’te her ne kadar “ortak devriye” uygulaması başlamışsa da bundan bir sonuç çıkmayacak. Münbiç’te ABD Türkiye’ye verdiği hiçbir sözü tutmadı, yine tutmayacak. Fırat’ın batısında bugüne kadar yaptığımız operasyonların tamamında ABD silahlarına karşı savaştık, PKK’yı da DEAŞ’ı da bizimle savaşırken ABD subayları yönetiyordu.</p>
<p>Fırat’ın Doğu’suna binlerce TIR dolusu silahı ABD yığdı. PKK’yı onlar yönetiyor. DEAŞ’ı onlar yönetiyor. Türkiye’nin operasyonlarını onlar durdurmak, engellemek istiyor.</p>
<p>Tel Abyad’ı, Ayn el Arab’ı (Kobani) ya da Sincar’ı temizlemeye yönelik bütün girişimlerimizin karşısında duran terör örgütlerinin tamamının arkasında ABD ve İsrail askeri güçleri, istihbarat güçleri ve onların silah ve lojistiği var.</p>
<p>Çünkü “terör koridoru” onların projesi. Bir harita çalışması. Daha sonra bölgeyi parçalamak için, “Türkiye Cephesi”ni açmak için hazırlık. Türkiye ile Arap dünyası arasına bir tampon bölge kurarak bütün bağlantıyı kesmek istiyorlar. Gelecekte çıkaracakları Büyük Ortadoğu Savaşı’nda Türkiye’yi hareket edemez hale getirmek, güney kapılarını kapatmak istiyorlar.</p>
<p>Yüz yıl önceki hesaplar masada: Bu bir terör meselesi değildir..</p>
<p>“Terör Koridoru” da, Fırat’ın Doğu’suna yapılacak müdahale de kesinlikle terörle mücadele değildir. Jeopolitik bir müdahaledir, onların harita planlarına karşı bölgenin direnmesidir, Türkiye’nin direnmesidir. Yüz yıl önceki hesaplar bugün yeniden masaya konulurken, bölge yeniden parçalanırken, buradaki proje Suriye’nin parçalanmasıyla sınırlı değil, Türkiye’yi parçalama planlarının en önemli aşamasıdır.</p>
<p>Gariptir, biz bu gerekçelerle bölgeye müdahale için çırpınırken, bir gelecek hesabını bütün boyutlarıyla ortaya sererken hem içeriden hem dışarıdan tehditler alıyoruz.</p>
<p>Yeni Şafak’ı tehdit mesajları: “Sizi mahvedeceğiz. Türkiye’yi teröre boğacağız”</p>
<p>Bir süre önce Yeni Şafak’a, sahiplerine ve yöneticilerine yapılan tehditler bu çerçevededir. DEAŞ adı altında doğrudan bize gönderilen ses kayıtlarında bugünler anlatılıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Sizi mahvedeceğiz” türünde tehditler yağdırılıyor, “Türkiye’yi teröre boğacağız” diyorlardı. Şimdilerde bakıyorum, bu tehditlere paralel biçimde bombalı araç saldırı girişimleri, hazırlıkları başlıyor. Yakalanan intihar bombacıları, bombalı araçlar ve patlayıcılarla o ses kayıtları örtüşüyor.</p>
<p>İmza hem DEAŞ hem PKK. Patronlarını da biliyoruz…</p>
<p>Her ne kadar imza DEAŞ olsa bile biz bunu PKK anlıyoruz, biz bunu terör örgütlerinin arkasındaki istihbarat ve askeri birimler anlıyoruz, biz bunu Suriye ve bütün bölgeyi parçalara ayıran çokuluslu irade anlıyoruz.</p>
<p>Bu tehditlerin Fırat’ın Doğu’suna müdahalelerden hemen önce gelmesinin anlamını biliyoruz. Türkiye’yi terörle korkutmak isteyenler bizleri de bu tehdit mesajlarıyla, ses kayıtlarıyla sindirmeye, ürkütmeye çalışıyor.</p>
<p>Tehditleri görüyoruz, paralel operasyoncuları da izliyoruz..</p>
<p>Ama ortada ne kadar büyük bir paylaşım, istila, harita projesi varsa o kadar da büyük, güçlü bir direnç vardır ve biz bu direncin mensuplarıyız. Çünkü biz, bugüne göre değil, yüzlerce yıl geriden gelen bir siyasi genetiğe bakarak pozisyon alıyoruz ve bu eksenimizi asla değiştirmeyeceğiz.</p>
<p>Bunları yaparken sadece bu tehditlerle değil, Türkiye içinde ve dışarıdan, bu projelere açık ya da örtük destek verenlerin, o gizli gündemleri pazarlayanların bu çerçevede örgütlenenlerin, siyaset ve medyadaki “paralel” operasyoncuların da takipçisi olduk, olacağız.</p>
<p>Bu, bir gelecek mücadelesidir: Türkiye ve coğrafya mücadelesidir.</p>
<p>Ne yaparlarsa yapsınlar, dışarıdan ne kadar tehdit ederlerse etsinler, içeride ne kadar zihin bulandırırlarsa bulandırsınlar, Türkiye’nin Fırat’ın Doğu’suna müdahalesini engelleyemeyecekler.</p>
<p>Çünkü bu, bugünün değil geleceğin mücadelesi. Bu, terör meselesi değil harita meselesi. Türkiye ve coğrafya meselesi.</p>
<p>Proje ne kadar büyükse direncimiz de o kadar büyük olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bu-ulkeyi-terorle-tehditle-durduramazsiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
