<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yalan haber &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/yalan-haber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 May 2020 07:50:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>yalan haber &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yalan Siyaseti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yalan-siyaseti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yalan-siyaseti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korkut Daban]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2020 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yalan haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14395</guid>

					<description><![CDATA[Siyasi konularda uzun zamandır yazı yazmamıştım. Yerel seçimlerin üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçti. Millet İttifakı Büyükşehirlerde elde ettiği başkanlıklar ile genel siyaset noktasında aslında ciddi bir avantaj sağlamıştı. Uzun yıllardır hem genelde hem de yerelde muhalefette olmanın getirmiş olduğu bir zafiyetleri de vardı. Bu nedenle özellikle başta CHP Parti Yönetimi olmak üzere Millet İttifakı seçmeni yeni seçtikleri belediye başkanlarından ciddi hizmet beklentileri oluşmuştu. Hem de bir önceki Ak Partili veya MHP’li Belediye Başkanlarından daha yüksek bir performans beklemekteydiler. Bundan daha doğal bir düşünce olamazdı. Oysa maalesef ne CHP yönetiminin ne de kamuoyunun beklediği gibi bir gelişme olmadı. Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sayın İmamoğlu olmak üzere Anadolu da seçilen birçok belediye başkanı aynı performansı sergiledi. Daha seçimin üzerinden henüz bir sene gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen özellikle seçilmiş başkanlara oy veren seçmen kitlelerinde çok ciddi rahatsızlıklar ve pişmanlıklar oluştu. İstanbul ile başlayacak olursak meseleyi çok daha çabuk kavrayacağımızı düşünüyorum. Seçim döneminde sürekli olarak tebessüm ederek İstanbul halkına bedava süt ve ekmekten tutunda öğrenci bursu gibi ucu açık vaatlerde bulunan İmamoğlu, seçimlerin üzerinden bir yıl gibi kısa bir zaman geçmesine rağmen kamuoyu nezdinde ciddi bir güven kaybı yaşamasına sebep oldu. Keza bırakın icraat yapmayı halktan fitre ve zekatlarını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Siyasi konularda uzun zamandır yazı yazmamıştım. Yerel seçimlerin üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçti. Millet İttifakı Büyükşehirlerde elde ettiği başkanlıklar ile genel siyaset noktasında aslında ciddi bir avantaj sağlamıştı.</p>



<p>Uzun yıllardır hem genelde hem de yerelde muhalefette olmanın getirmiş olduğu bir zafiyetleri de vardı. Bu nedenle özellikle başta CHP Parti Yönetimi olmak üzere Millet İttifakı seçmeni yeni seçtikleri belediye başkanlarından ciddi hizmet beklentileri oluşmuştu. Hem de bir önceki Ak Partili veya MHP’li Belediye Başkanlarından daha yüksek bir performans beklemekteydiler. Bundan daha doğal bir düşünce olamazdı.</p>



<p>Oysa maalesef ne CHP yönetiminin ne de kamuoyunun beklediği gibi bir gelişme olmadı. Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sayın İmamoğlu olmak üzere Anadolu da seçilen birçok belediye başkanı aynı performansı sergiledi. Daha seçimin üzerinden henüz bir sene gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen özellikle seçilmiş başkanlara oy veren seçmen kitlelerinde çok ciddi rahatsızlıklar ve pişmanlıklar oluştu.</p>



<p>İstanbul ile başlayacak olursak meseleyi çok daha çabuk kavrayacağımızı düşünüyorum. Seçim döneminde sürekli olarak tebessüm ederek İstanbul halkına bedava süt ve ekmekten tutunda öğrenci bursu gibi ucu açık vaatlerde bulunan İmamoğlu, seçimlerin üzerinden bir yıl gibi kısa bir zaman geçmesine rağmen kamuoyu nezdinde ciddi bir güven kaybı yaşamasına sebep oldu. Keza bırakın icraat yapmayı halktan fitre ve zekatlarını istemeye başladı.</p>



<p>Halbuki daha bir yıl öncesine kadar İmamoğlu İstanbul Belediye Başkanlığını bir sonraki Başkanlık Seçimleri için bir sıçrama tahtası olarak görüyordu. Deyim yerinde ise bir dönem Belediye Başkanlığını hem de çok iyi bir performans ile gerçekleştirip ardından Erdoğan gibi güçlü ve karizmatik bir liderin karşısına rakip olarak çıkma hayali kuruyordu. İmamoğlu ilk zamanlar kamuoyunda medyanın da parlatmasıyla beraber ciddi bir teveccühte kazanmıştı.</p>



<p>Şimdi ne oldu da her şey birden ters düz oldu diye soracaksınız! Türkiye Erdoğan’ın Ak Parti ile getirmiş olduğu siyasi anlayıştan dolayı halka hizmet konusunda ciddi bir mesafe kat etti. Gerek merkezi yönetimde gerekse yerel yönetimlerde artık hizmet yapmayan siyasetçiler ve siyasi ideolojilere bu halk prim vermiyor. Siyaset, hizmet odaklı olmak zorunda oldu.</p>



<p>Öyle ki Ak Partinin (Cumhur İttifakının) seçimi kaybettiği şehirlerdeki büyük projelere baktığınız zaman konu daha net anlaşılacaktır. Ak Parti ve Cumhur İttifakının seçimi kaybettiği şehirlerdeki kusuru hizmet eksikliğinden ziyade halktan kopuk bir yaklaşım sergilemesinden kaynaklanıyordu.</p>



<p>Bugün İstanbul örneğinde olduğu gibi Millet İttifakı belediye başkanları koltuğa oturduğu andan itibaren bırakın yeni projeler üretmeyi önceki yönetimlerin başlatmış olduğu projeleri dahi yarım bıraktılar. Aslında bu siyasi yaklaşım uzun zamandır görmediğimiz ancak buna rağmen bize yabancı gelmiyordu. Çünkü seksenli ve doksanlı yılların kısır siyaset anlayışı bundan ibaretti.</p>



<p>Yeni başkan eski başkanın projesini tamamlamayarak halka eski yönetimin icraatlarını unutturmayı hedeflerdi. Oysa unuttukları bir şey vardı. Erdoğan sonrası bu ülke ve milleti eski Türkiye değildi. Keza Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden itibaren “Halka Hizmet Hakka Hizmettir” sözünü şiar edinmek suretiyle kadim milletimizin gönüllerinde taht kurmuştu.</p>



<p>İstanbul’da durum böyle iken Anadolu şehirlerinde de durum pek farklı olmayacaktı. Dün Adana Büyükşehir Belediyesi Meclisi oturumunda Cumhur İttifakı Meclis Üyelerinin oylarıyla su faturalarına Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında geçerli olmak üzere % 35 indirim yapılmasını karara bağladı.</p>



<p>Adana Büyükşehir Belediyesi Meclisinde bu konu ile ilgili yapılan görüşmenin videosunu Facebook hesabımdan canlı olarak izleyebilirsiniz. Şimdi gelelim asıl konumuza. Seçim öncesi su faturalarında genel olarak % 50 indirim yapacağını iddia eden başkan Zeydan Karalar, Cumhur İttifakının yoğun baskısı ile sadece üç aylığına % 35 indirimi zor bela kabul etti. Yanlış duymadınız! Neredeyse seçim öncesi bedava su vereceğini iddia eden başkan halkın lehine yapılacak olan indirime karşı çıktı.</p>



<p>Maalesef olan bu şehirlerdeki gariban halkımıza oldu. Türkiye’nin en çok su rezervine sahip Adana’mızda fahiş su faturaları halkı canından bezdirmiş durumda. Özellikle şu kriz döneminde Zeydan Karalar televizyon kanallarını gezip bol keseden vaatler verip hiçbirini gerçekleştirmedi. Buna bedava ekmek yalanını eklemeyi unutmayalım.</p>



<p>İlerleyen günlerde hizmet üretmeyen belediyeler hakkında sizlere istatistiklerin yer aldığı bilgiler aktaracağım. Kamuoyunun gözünden kaçırılan gereksiz harcamalar dahil birçok konuya ışık tutacağız. &nbsp;Bu nedenle değinilecek çok konu var. Ancak bugün elzem olduğu için temel hizmetlerden yana belediyelerin eksikliklerini dile getirdim.</p>



<p>Tıpkı İstanbul’da olduğu gibi olan Adana halkına oldu maalesef. Önümüzdeki dört sene başta Adana olmak üzere Millet İttifakının kazandığı şehirlerde hayat zor geçeceğe benziyor. Deyim yerinde ise Adana Halkı öfke ile verdiği oyların zararını bizzat ödüyor diyebiliriz. Selam ve dua ile…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yalan-siyaseti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalan bir terör eylemidir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yalan-bir-teror-eylemidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yalan-bir-teror-eylemidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Turgay Güler]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2020 09:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yalan haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13988</guid>

					<description><![CDATA[Bir insan niye&#160;yalan&#160;söyler? Yahut insan olan&#160;yalan&#160;söyler mi? Söylemez! Haysiyet sahibi insanlar asla yalan söylemez. Karakter sahibi insanlar da yalan söylemez. Şeref sahibi insanlar hiç yalan söylemez. O halde kimler yalan söyler anlaşılmıştır. ‘Babası ölmesin’ diye çırpınan Leyla’nın çığlığı içimizi acıtmıştı. Ambulans uçağımızı gönderdik, aileyi İsveç’ten alıp getirdik. Göğsümüz kabardı, gururlandık. Derken yine ortaya çıktılar. İsveç’ten getirilen aile Konyalıymış! Bilmem hangi bakanın akrabasıymış! … Daha neler neler! Aile gerçekte Batmanlı, gerisini siz düşünün. Böylece kamuoyu ‘Konyalı mı Batmanlı mı, akrabası bakan mı değil mi’ diye tartışırken, o muazzam operasyon güme gitti. Karizması çizilen İsveç bile, façayı düzeltmek için bizdeki haysiyetsizlerin yalanlarına sarıldı. Yahu tutun şu yalancının kulağından. Tükürün suratına. Bir kez daha ifade edeyim. ‘Yalan söylüyorlar’ demekle olmaz. ‘Aha yalan bu, aha da gerçek bu’&#160;demekle de olmaz. Yalanla değil, yalancıyla mücadele edeceksin. Yalanın hızına yetişemezsin. Virüs gibidir, çok hızlı yayılır. Yalanın üretildiği laboratuvarları ortadan kaldıracaksın.*** Korona illetiyle boğuşurken, Türkiye’nin sağlık alanında dünyaya göre ne kadar ileride olduğunu gördük. Şehir hastanelerimizle gurur duyduk. O vizyonun sahibini alkışladık. Derken yine ortaya çıktılar. Dün şehir hastanelerine savaş açmışlardı, bugün ağız değiştirdiler. Gözümüzün içine baka baka ‘hayır biz şehir hastanelerine karşı değildik’ diyebildiler. Yetinmediler, ‘bin yataklı sahra hastanesi yaptık, hükümet bu işleri beceremiyor’ diye akıllara &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir insan niye&nbsp;<strong>yalan</strong>&nbsp;söyler?</p>



<p>Yahut insan olan&nbsp;<strong>yalan</strong>&nbsp;söyler mi?</p>



<p>Söylemez!</p>



<p>Haysiyet sahibi insanlar asla yalan söylemez.</p>



<p>Karakter sahibi insanlar da yalan söylemez.</p>



<p>Şeref sahibi insanlar hiç yalan söylemez.</p>



<p>O halde kimler yalan söyler anlaşılmıştır.</p>



<p>‘<strong>Babası ölmesin</strong>’ diye çırpınan Leyla’nın çığlığı içimizi acıtmıştı.</p>



<p>Ambulans uçağımızı gönderdik, aileyi İsveç’ten alıp getirdik.</p>



<p>Göğsümüz kabardı, gururlandık.</p>



<p>Derken yine ortaya çıktılar.</p>



<p>İsveç’ten getirilen aile Konyalıymış! Bilmem hangi bakanın akrabasıymış! …</p>



<p>Daha neler neler!</p>



<p>Aile gerçekte Batmanlı, gerisini siz düşünün.</p>



<p>Böylece kamuoyu ‘<strong>Konyalı mı Batmanlı mı, akrabası bakan mı değil mi</strong>’ diye tartışırken, o muazzam operasyon güme gitti.</p>



<p>Karizması çizilen İsveç bile, façayı düzeltmek için bizdeki haysiyetsizlerin yalanlarına sarıldı.</p>



<p>Yahu tutun şu yalancının kulağından.</p>



<p>Tükürün suratına.</p>



<p>Bir kez daha ifade edeyim.</p>



<p>‘<strong>Yalan söylüyorlar</strong>’ demekle olmaz.</p>



<p>‘<strong>Aha yalan bu, aha da gerçek bu’&nbsp;</strong>demekle de olmaz.</p>



<p>Yalanla değil, yalancıyla mücadele edeceksin.</p>



<p>Yalanın hızına yetişemezsin.</p>



<p>Virüs gibidir, çok hızlı yayılır.</p>



<p>Yalanın üretildiği laboratuvarları ortadan kaldıracaksın.<strong>***</strong></p>



<p>Korona illetiyle boğuşurken, Türkiye’nin sağlık alanında dünyaya göre ne kadar ileride olduğunu gördük.</p>



<p>Şehir hastanelerimizle gurur duyduk.</p>



<p>O vizyonun sahibini alkışladık.</p>



<p>Derken yine ortaya çıktılar.</p>



<p>Dün şehir hastanelerine savaş açmışlardı, bugün ağız değiştirdiler.</p>



<p>Gözümüzün içine baka baka ‘hayır biz şehir hastanelerine karşı değildik’ diyebildiler.</p>



<p>Yetinmediler, ‘<strong>bin yataklı sahra hastanesi yaptık, hükümet bu işleri beceremiyor</strong>’ diye akıllara ziyan yeni bir yalan daha tedavüle soktular.</p>



<p>Sonra herkes bu yalanın peşine düştü, başarının hak ettiği alkışlar kesildi.</p>



<p>Yalanı söyleyen amacına ulaştı, bir de üstüne cilasını attırdı.</p>



<p>‘<strong>Uganda Türkiye’den daha iyiymiş</strong>’!<strong>***</strong></p>



<p>15 Temmuz’da bir büyük destan yazıldı.</p>



<p>Ama sonra ne oldu?</p>



<p>Bir yalancı çıkıp ‘<strong>Kontrollü darbeydi</strong>’ dedi. Böylece 15 Temmuz’un ruhuna, vicdanına, onuruna, namusuna saldırmış oldu.</p>



<p>Gereği yapılamadı. Yalancı bir kez daha başardı!<strong>***</strong></p>



<p>Örnekleri çoğaltabiliriz.</p>



<p>Afrin operasyonunu hatırlayın. Dünya ağzı açık izlemişti. Ne büyük bir zaferdi.</p>



<p>Bu kez de ‘<strong>TSK sivilleri öldürdü’</strong>&nbsp;diye yalan uydurdular.</p>



<p>On değil yüzlerce örnek verebilirim bu konuda.</p>



<p>Dahası her saniye bir yenisi daha eklenecek.</p>



<p>Yalancılar boş durmayacak.</p>



<p>Yalan silahı hep ateşlenecek.</p>



<p>Her ateşlendiğinde daha da güçlenecek.</p>



<p>O halde bir kez daha söyleyeyim.</p>



<p>Yalanla mücadele böyle olmaz!</p>



<p>Turgay Güler/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yalan-bir-teror-eylemidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zırva Tevil Götürmez</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/zirva-tevil-goturmez/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/zirva-tevil-goturmez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2020 07:40:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[yalan haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13937</guid>

					<description><![CDATA[Muhalefetin izlediği strateji artık onların da kontrolünden çıktı Otomatiğe bağlanmış gibiler. Bir olay olduğunda muhalefet adına önde görünen kişiler bunu iktidarın üstüne yıkmak için birbirleriyle hemen bir yarışa giriyorlar. Fakat ilginç olan o olayın aslı astarı ortaya çıktıktan sonran da hiç oralı olmuyorlar. Yine başka bir konuda yine benzer bir yorum ve işin esası ortaya dökülünce dönüp bakmadan başka bir &#8216;açık&#8217; bulma limanına dümen kırıyorlar. Bu büyük bir acziyet; tam bir zavallılık. Artık yapabilecek hiç bir işi, söyleyebilecek hiç bir sözü kalmamış insanların, bataklıkta çırpınırken sağda solda tutunmaya çalıştığı otların, kuru dal parçalarının koparak yeniden çamurun içine yuvarlanışlarını izliyoruz. İşin ilginci ne versen yiyen, bozulmuş, kokmuş, çok kötü pişmiş,dibi tutmuş, tuz zehri olmuş demeden hiç bir yemeği seçmeyen bir kitleye servis yapıyorlar. En son Burdur Yeşilova belediye başkanı ve eşinin silahlı saldırıya uğraması olayı. Muhalefet adına sözcü görünümündeki bir kaç insan bunu Salda gölüne bağlayıverdi. Sonra da işin iç yüzü açığa çıktı. Meğer bir otel ruhsatının iptali ile ilgili bir yasadışı göz korkutma olayı imiş. Üstelik saldırıyı gerçekleştirenlerin siyasi eğilimi de ilginç. İktidarla ilgisi olmayan kişiler. Ama yapılan açıklamalarda &#8216;CHP li başkan&#8217; vurgusu özellikle yapıldı. Biraz daha başa dönerek örnekleri çoğaltayım. Sözünü ettiğim kitleye neler servis edildi? Bir kaç yüz &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhalefetin izlediği strateji artık onların da kontrolünden çıktı Otomatiğe bağlanmış gibiler. Bir olay olduğunda muhalefet adına önde görünen kişiler bunu iktidarın üstüne yıkmak için birbirleriyle hemen bir yarışa giriyorlar. Fakat ilginç olan o olayın aslı astarı ortaya çıktıktan sonran da hiç oralı olmuyorlar. Yine başka bir konuda yine benzer bir yorum ve işin esası ortaya dökülünce dönüp bakmadan başka bir &#8216;açık&#8217; bulma limanına dümen kırıyorlar. Bu büyük bir acziyet; tam bir zavallılık. Artık yapabilecek hiç bir işi, söyleyebilecek hiç bir sözü kalmamış insanların, bataklıkta çırpınırken sağda solda tutunmaya çalıştığı otların, kuru dal parçalarının koparak yeniden çamurun içine yuvarlanışlarını izliyoruz.</p>
<p>İşin ilginci ne versen yiyen, bozulmuş, kokmuş, çok kötü pişmiş,dibi tutmuş, tuz zehri olmuş demeden hiç bir yemeği seçmeyen bir kitleye servis yapıyorlar. En son Burdur Yeşilova belediye başkanı ve eşinin silahlı saldırıya uğraması olayı. Muhalefet adına sözcü görünümündeki bir kaç insan bunu Salda gölüne bağlayıverdi. Sonra da işin iç yüzü açığa çıktı. Meğer bir otel ruhsatının iptali ile ilgili bir yasadışı göz korkutma olayı imiş. Üstelik saldırıyı gerçekleştirenlerin siyasi eğilimi de ilginç. İktidarla ilgisi olmayan kişiler. Ama yapılan açıklamalarda &#8216;CHP li başkan&#8217; vurgusu özellikle yapıldı.</p>
<p>Biraz daha başa dönerek örnekleri çoğaltayım. Sözünü ettiğim kitleye neler servis edildi?<br />
Bir kaç yüz kişinin şehit olduğu, iki binden fazla yaralının bulunduğu, aralarında Meclis binasının da olduğu pek çok yerin bombalandığı, darbe girişimine katılanların art arda ağır cezalara çarptırıldığı 15 Temmuza &#8216;oyun&#8217; yakıştırması yapıldı.<br />
Darbecileri etkisizleştirebilmek için ilan edilen OHAL&#8217;e &#8216;asıl darbe&#8217; denildi.<br />
Şimdiye kadar yapılan bütün seçimleri ve halk oylamalarını hileyle kazanılmış ve gayrı meşru ilan ettiler. Ama hiç birinin sonucunu boykot etmediler.<br />
Belge dedikleri sahte bir takım evraklar üzerinden atılan iftiralara karşılık çarptırıldıkları tazminat cezalarını &#8216;Erdoğan&#8217;ın yargıyı istediği gibi yönlendirdiği&#8217; saçmalığına bağladılar.<br />
Ülkemize yönelik finansal saldırıya katıldılar. Hepsi birer ekonomi uzmanı kesilerek dövizin ne kadar fırlayacağına değer biçtiler. Ve aradan iki sene geçtiği halde döviz onların dediği değere ulaşmadı.<br />
Partimizi çökertmek için gizli servis kullanılıyor, Cumhurbaşkanı içimizden bir &#8216;hainle&#8217; gizlice görüştü dediler, isim de verdiler, sonra birbirlerine düştüler ve yalan olduğu ortaya çıktı.Belediye başkanı aldığı tehditle ilgili yine iktidarı suçladı, sanık bulundu ve kendi partisinden çıktı.</p>
<p>Şimdilerde ise cinayetten tutuklanan bir gazeteci emeklisi için &#8216;gazeteci tutuklandı&#8217; diye manşet yapıyorlar. Aklımızla alay edercesine bir günde 500 bin ton asfalt döküyorlar; alaya alınınca &#8216;sehven&#8217; diyorlar. Aslı astarı olmayan şeyler için inandırabildiklerini Kaz dağlarına sürüklüyor, bir hafta geçmeden de unutuyorlar. Türkiye&#8217;nin Uganda&#8217;dan kötü yönetildiğini söylüyorlar. Ve en hazini ülkemiz pandemiye karşı canla başla savaşırken olmayacak yalanlarla bu mücadeleyi kötülemeye çalışıyorlar. Bütün uydurmalarını toplasan &#8216;Şeytan Azapta Gerek&#8217; isimli bir kitap çıkar ortaya</p>
<p>Bütün bunları yalayıp yutan bir kitle olduğuna inanıyorlar.Doğrusu ben de öyle olduğuna inanıyorum. Ama emin de değilim. Gerçekten bir kitle var. Fakat her şeyi yalayıp yutuyor ve bütün pisliğe razı mı acaba? İçlerinden dürüst ve namuslu olanları ne hissediyor? Ne kadar kandırıldığını anlamıyor mu? Anlıyor da sineye mi çekiyor? Bir kör inat uğruna ne yapılırsa yapılsın &#8216;tamam&#8217; mi diyecek? Yoksa gerçek anlamda &#8216;tamam&#8217; mı diyecek?<br />
Firuz Türker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/zirva-tevil-goturmez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Utanmazlar; yalan haberin, çarpıtmanın kitabını yazdılar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/utanmazlar-yalan-haberin-carpitmanin-kitabini-yazdilar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/utanmazlar-yalan-haberin-carpitmanin-kitabini-yazdilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2020 09:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Fox]]></category>
		<category><![CDATA[Fox Haber]]></category>
		<category><![CDATA[yalan haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13843</guid>

					<description><![CDATA[Koronavirüs ile mücadelede dünyayla kıyaslandığında, kayıplarımıza ve acılarımıza rağmen, başarılı bir mücadele veriyoruz. Ülkelerin başarı tablosu ortada. Dünyanın en büyük ekonomileri salgın karşısında tek tek çökerken; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere onlarca ülkeye tıbbi malzeme desteği göndererek ülkemiz adına sevindirici işlere imza attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye, Koronavirüs salgınıyla mücadelede dünyaya örnek gösterilecek bir mücadele veriyor. CHP’nin başını çektiği muhalefetin bu başarılı mücadeleden rahatsızlık duyduğu sır değil; ama arka planda, Türkiye’nin başarısından rahatsızlık duyanların yabancı devletler adına bu ülkede yayın yapan medya kuruluşları olması daha önemli bir ayrıntı. Bunun üzerinde durmak da gerekiyor. Türkiye, bir yandan Koronavirüs salgınıyla mücadele ediyor, diğer yandan yabancı devletler adına burada yayın yapan medya kuruluşlarının toplumsal infial oluşturma amaçlı yaptığı yalan haber, çarpıtma ve algı operasyonlarıyla başa çıkmaya çalışıyor. Fatih Portakal’lı FOX TV, yabancı devletler adına Türkiye’de lobi yapan kanalların başında geliyor. Yaptıkları habercilik bu işin sadece kılıfı; asıl işleri, çalıştıkları devlet adına veya çıkarlarını savundukları güçler adına burada psikolojik harp yapmak. “Merkezi hükümet”, “Yerel hükümet” fitnesini ilk piyasa süren, gündeme getiren FOX TV oldu. Koronavirüs’ün yol açmasını bekledikleri felaket tablosu yaşanmayınca, belediyeler üzerinden toplumu bölecek, karşı karşıya getirecek fitneyi körüklemeye başladılar. Yalancı FOX’un peşinden hızla gelen diğer yayın kuruluşu Independent &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Koronavirüs ile mücadelede dünyayla kıyaslandığında, kayıplarımıza ve acılarımıza rağmen, başarılı bir mücadele veriyoruz. Ülkelerin başarı tablosu ortada. Dünyanın en büyük ekonomileri salgın karşısında tek tek çökerken; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere onlarca ülkeye tıbbi malzeme desteği göndererek ülkemiz adına sevindirici işlere imza attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye, Koronavirüs salgınıyla mücadelede dünyaya örnek gösterilecek bir mücadele veriyor.</p>
<p>CHP’nin başını çektiği muhalefetin bu başarılı mücadeleden rahatsızlık duyduğu sır değil; ama arka planda, Türkiye’nin başarısından rahatsızlık duyanların yabancı devletler adına bu ülkede yayın yapan medya kuruluşları olması daha önemli bir ayrıntı. Bunun üzerinde durmak da gerekiyor. Türkiye, bir yandan Koronavirüs salgınıyla mücadele ediyor, diğer yandan yabancı devletler adına burada yayın yapan medya kuruluşlarının toplumsal infial oluşturma amaçlı yaptığı yalan haber, çarpıtma ve algı operasyonlarıyla başa çıkmaya çalışıyor.</p>
<p>Fatih Portakal’lı FOX TV, yabancı devletler adına Türkiye’de lobi yapan kanalların başında geliyor. Yaptıkları habercilik bu işin sadece kılıfı; asıl işleri, çalıştıkları devlet adına veya çıkarlarını savundukları güçler adına burada psikolojik harp yapmak. “Merkezi hükümet”, “Yerel hükümet” fitnesini ilk piyasa süren, gündeme getiren FOX TV oldu. Koronavirüs’ün yol açmasını bekledikleri felaket tablosu yaşanmayınca, belediyeler üzerinden toplumu bölecek, karşı karşıya getirecek fitneyi körüklemeye başladılar.</p>
<p>Yalancı FOX’un peşinden hızla gelen diğer yayın kuruluşu Independent Turkish oldu. Yakın zaman önce “Testere Selman”ın Türkiye’yi içeriden karıştırmak için kurdurduğu Independent Turkish, her gün başka bir yalan haber, manipülasyon ve çarpıtmayla kendini göstermeye başladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “günde 30 bin teste doğru gidiyoruz” biçimindeki sözlerini Independent Turkish, “10 gün içinde 30 binli rakamları göreceğiz” diye çarpıtarak, bir haftada 30 bin insanın öleceği yalanını yaymaya çalıştılar.</p>
<p>BBC, DW, Amerika’nın Sesi ve Sputnik&#8230; Bunların yanına Sözcü ve T24 gibi dışarıdan fonlanan internet sitelerini de koyabiliriz. Haber Turk’ü de unutmayalım. ABD’den yayına bağlanan bir doktoru, Türkiye’yi başarılı bulan açıklamaları yüzünden yayından aldılar.</p>
<p>Şuna gerçekten emin olalım; Türkiye’nin ayağı yanlışlıkla bir tökezlerse bunlar akbabalar gibi tepede üşüşmeye başlayacaklar. En küçük bir sarsıntı yaratmayı başarabilirlerse inanın ki Türkiye’yi parça parça didikleyip yağmalamaktan geri durmayacaklar.</p>
<p>Tabii, burada devletin yapması gereken -dünyanın bir çok ülkesinde uygulamaya konulan- “yalan haber” yapana ve yayana bedelini en ağır bir şekilde ödetecek yasaları çıkarmaktır. Türkiye, bu süreçte bir yandan Koronavirüs belasıyla uğraşırken diğer yandan da sahte belge, yalan haberle mücadele ediyor. İletişim Başkanı ile Sağlık Bakanı’nın, Eğitim, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının her gün bu tür yalan haberleri yalanlamaktan yorgun düştüğünü izleyebiliyoruz. O halde sahte belge yapıp yalan haber üretene, yayana hapis cezası öngören kanunları bir an önce çıkaralım. Ayrıca yabancı devletler adına burada lobi yürüten, ajanlık yapan yayın kuruluşlarını da artık kayıt altına alıp faaliyetlerini buna göre bir izne bağlamalı. Türkiye’nin daha fazla gecikme lüksü yok, bunu bilelim.</p>
<p>Kurtuluş Tayiz/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/utanmazlar-yalan-haberin-carpitmanin-kitabini-yazdilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tezvirat Kimin İşine Geliyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tezvirat-kimin-isine-geliyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tezvirat-kimin-isine-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Feb 2020 07:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[yalan haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13675</guid>

					<description><![CDATA[Şuyuu vukuundan beter olan ”darbe” ya da “işgal” ihtimallerini sık aralıklarla gündeme getirmenin gündelik hayatımıza dumura uğratacak bir tehlike arz ettiğini düşünüyorum. Tedirginlik yaymak insanları rutin hayatın dışına itmek, art niyetli kişilerin planlı bir şekilde icra ettikleri kötü emellerdir. Başta güvenlik zafiyeti var algısı olmak üzere hayra hizmet etmeyen yeni algılar oluşturmaya yöneliktir. Bu ülkeyi yaşanmaz kılmak, çeşitli tezviratlarla ülke elitlerinin konformist hayatlarını devam ettirebilmeleri için görece daha emniyetli ülkelere yönlendirecek toplumsal psikolojik ortamı oluşturmaya çalışmak ancak mandacı zihniyetlerin yapabileceği bir ihanetten başka bir şey değildir. Dünyanın belki de en sağduyulu milletini sersemletmeye yönelik “her ay bir olay” ihdas etme peşinde koşanlar belli ki Türk toplumunu değiştirerek emniyet-itikat boşluğu oluşturmayı hedeflemektedirler. Bir kere geleneğinden koparılan bir milletin ruh dünyasında oluşan boşluğu müstevlilerin emellerine hizmet edecek inanç şekliyle doldurmak kelimenin tam anlamıyla mankurtlaştırmak demek olacaktır. Bu öyle büyük bir tehlikedir ki mankurtlaştırılmış bir toplumu müstevlilerin işgal etmesine bile gerek yoktur. O toplum, artık onların bir kölesidir adeta. *** Samimi ya da sui niyetli çeşitli senaryolar bu günlerde mebzul miktarda tedavülde. İnsanımızı müteyakkız olmaya davet eden iyi niyetinden emin olduğumuz bazı kişilerin inzarlarını bir tarafa bırakarak kötü niyetli kişiler tarafından üretilen öngörülerin itibar edilecek bir yönü yok. Zira resmi ve özel sektörlerde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şuyuu vukuundan beter olan ”darbe” ya da “işgal” ihtimallerini sık aralıklarla gündeme getirmenin gündelik hayatımıza dumura uğratacak bir tehlike arz ettiğini düşünüyorum. Tedirginlik yaymak insanları rutin hayatın dışına itmek, art niyetli kişilerin planlı bir şekilde icra ettikleri kötü emellerdir. Başta güvenlik zafiyeti var algısı olmak üzere hayra hizmet etmeyen yeni algılar oluşturmaya yöneliktir.</p>
<p>Bu ülkeyi yaşanmaz kılmak, çeşitli tezviratlarla ülke elitlerinin konformist hayatlarını devam ettirebilmeleri için görece daha emniyetli ülkelere yönlendirecek toplumsal psikolojik ortamı oluşturmaya çalışmak ancak mandacı zihniyetlerin yapabileceği bir ihanetten başka bir şey değildir.</p>
<p>Dünyanın belki de en sağduyulu milletini sersemletmeye yönelik “her ay bir olay” ihdas etme peşinde koşanlar belli ki Türk toplumunu değiştirerek emniyet-itikat boşluğu oluşturmayı hedeflemektedirler. Bir kere geleneğinden koparılan bir milletin ruh dünyasında oluşan boşluğu müstevlilerin emellerine hizmet edecek inanç şekliyle doldurmak kelimenin tam anlamıyla mankurtlaştırmak demek olacaktır. Bu öyle büyük bir tehlikedir ki mankurtlaştırılmış bir toplumu müstevlilerin işgal etmesine bile gerek yoktur. O toplum, artık onların bir kölesidir adeta.</p>
<p>***</p>
<p>Samimi ya da sui niyetli çeşitli senaryolar bu günlerde mebzul miktarda tedavülde. İnsanımızı müteyakkız olmaya davet eden iyi niyetinden emin olduğumuz bazı kişilerin inzarlarını bir tarafa bırakarak kötü niyetli kişiler tarafından üretilen öngörülerin itibar edilecek bir yönü yok. Zira resmi ve özel sektörlerde tasaffi (arınma) kimilerince sureti haktan görünmek için üretilmiş Mağdur Edebiyatı’na rağmen devam ediyor. Terör örgütleriyle iltisaklı kapsamına giren herkes eninde sonunda müstahak olacağı akıbetle karşılaşacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın. Devlet aygıtı işlemekte, hayat devam etmektedir. Sistemin işlediğinin bir başka kanıtı da Küresel Muktedir Fırfırlar’ın kıredi notumuzu düşürerek ekonomimizi sabote etme girişimlerini iktisat dünyamızın aldırmamasıdır.</p>
<p>***</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti şu anda fiilen savaş halindedir. Terör örgütlerine karşı dâhilde verdiğimiz mücadele hariçte de başka bir boyutuyla devam etmektedir. 15             Temmuz meşum hadisesinden yaralanarak çıkan ordumuz Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve bugünlerde adı henüz konmamış harekâtıyla itibarını yeniden kazanarak asli vazifesine dönmüştür. Şimdi, dünyanın bütün mazlum halklarından Fırat Kalkanı benzeri operasyon davetleri alıyoruz. Ordumuz asil milletini ve vatanını korumak için savaş halindedir. Savaş halindeki bir ordu darbeye zaman ayıramaz. Bu yüzden kimse ordumuzun yeniden bir darbe veya işgal girişimine alet olmasını beklemesin.</p>
<p>Hülasa, devlet aygıtımız tıkır tıkır işliyor.</p>
<p>Ekonomimiz aç köpeklere meydan vermiyor.</p>
<p>Ordumuz asli görevi olan vatan savunmasıyla meşgul.</p>
<p>Kimse darbe beklemesin, tezviratlara itibar etmesin.</p>
<p>Ama herdaim müteyakkız halde olmalıyız. Vesselam.</p>
<p>Adil Gülmez</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tezvirat-kimin-isine-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
