<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>virüs &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/virus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 Jan 2021 14:04:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>virüs &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aşı Hakkında Doğru Soruları Sorabilmek</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asi-hakkinda-dogru-sorulari-sorabilmek/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asi-hakkinda-dogru-sorulari-sorabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2021 07:56:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16530</guid>

					<description><![CDATA[Teknolojinin gelişmesiyle paralel olarak bilgi denen şey o kadar değersiz ve güvenilmez hale geldi ki bilgi ve bilmek tek başına bir ölçüt değil artık. Değersiz ve güvenilmez bilgi, sosyal medya aracılığıyla en hızlı şekilde yayılıyor ve inandırıcı olabiliyor. Her insanın doğru bilgi ve yanlış bilgiyi ayırabilmek adına aynı kaygıya sahip olmadığı da bilindiği için bu iki tür bilginin birbirinden ayrılması çok zor hale geliyor. İnsanlar belki de fıtri bir meyil olarak olağan dışı aykırı söylemlere daha fazla ilgi gösteriyor. Bilgi paylaşımı basit, yayılımı hızlı, meşhur olmanın dayanılmaz çekiciliği ve sınırsız ifade özgürlüğü birleşince araç haline gelmiş bilgi, sıradan vatandaşın en büyük düşmanı haline gelebiliyor. Hasan Dayının beyin ameliyatının daha iyi nasıl yapılacağı üzerine kahvehanede fikir beyan etmesi normal değil. Ancak bunu bir hak olarak görüp hekimlere de bunu tavsiye ettiğini görebiliyoruz. Sübhaneke duasını ezbere bilmeyenlerin din âlimlerine sosyal medyadan ayar verdiğine şahit olabiliyoruz. Çağımızda insanlar fikir hürriyetini aklına geleni söylemek olarak algıladığı için fikir ifadesinin en önemli ayağı olan “delil getirme” düsturundan haberleri bile yok. Bu düsturun farkında olanlar ifade edecekleri fikirle nice insanı yanlışa sevk etmekten korktuğu için akla “her geleni söyleme özgürlüğüne” karşıdırlar ve delil getirmeksizin konuşmazlar. Delil getirerek konuşmak zordur. Uzun tetkikler, tahliller ve tefekkür süreci ister. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Teknolojinin gelişmesiyle paralel olarak bilgi denen şey o kadar değersiz ve güvenilmez hale geldi ki bilgi ve bilmek tek başına bir ölçüt değil artık. Değersiz ve güvenilmez bilgi, sosyal medya aracılığıyla en hızlı şekilde yayılıyor ve inandırıcı olabiliyor. Her insanın doğru bilgi ve yanlış bilgiyi ayırabilmek adına aynı kaygıya sahip olmadığı da bilindiği için bu iki tür bilginin birbirinden ayrılması çok zor hale geliyor.<br></p>



<p>İnsanlar belki de fıtri bir meyil olarak olağan dışı aykırı söylemlere daha fazla ilgi gösteriyor. Bilgi paylaşımı basit, yayılımı hızlı, meşhur olmanın dayanılmaz çekiciliği ve sınırsız ifade özgürlüğü birleşince araç haline gelmiş bilgi, sıradan vatandaşın en büyük düşmanı haline gelebiliyor. Hasan Dayının beyin ameliyatının daha iyi nasıl yapılacağı üzerine kahvehanede fikir beyan etmesi normal değil. Ancak bunu bir hak olarak görüp hekimlere de bunu tavsiye ettiğini görebiliyoruz. Sübhaneke duasını ezbere bilmeyenlerin din âlimlerine sosyal medyadan ayar verdiğine şahit olabiliyoruz.</p>



<p><br>Çağımızda insanlar fikir hürriyetini aklına geleni söylemek olarak algıladığı için fikir ifadesinin en önemli ayağı olan “delil getirme” düsturundan haberleri bile yok. Bu düsturun farkında olanlar ifade edecekleri fikirle nice insanı yanlışa sevk etmekten korktuğu için akla “her geleni söyleme özgürlüğüne” karşıdırlar ve delil getirmeksizin konuşmazlar.</p>



<p><br>Delil getirerek konuşmak zordur. Uzun tetkikler, tahliller ve tefekkür süreci ister. Bu da haliyle her insanın yapabileceği bir şey olmadığı için ilgili alanda belli düzeyde uzmanlık ister. Delil getirerek konuşan uzman, bir sorumluluk hisseder çünkü yapacağı her bir fikir beyanı sayısız insanı etkileyebilecektir. Bu nokta bize fıkıh ilmindeki ictihad kavramını hatırlatır. İctihad, akla gelenin söylendiği şey değildir. İctihad, fakihin yani bir uzmanın elindeki delillerle bütün gücünü kullanarak bir hükme ulaşmasıdır. Bu gerçekten zor ve sorumluluk isteyen bir süreçtir. Hatta tarihte nice âlim ictihad etmenin sorumluluğundan çekinmiştir. Ancak insanların selameti için bu ateşten gömleği de giymiştir. Yani bugünlerde ayağa düşen fikir hürriyeti sloganı aslında “akla gelenin klavyeye işlenmesi” olarak algılanamaz.</p>



<p><br>Ben, din alanında uzman olmayanların hüküm vermemesi gerektiğini savunan biriyim. Bununla beraber bu düşüncem sadece din alanıyla da sınırlı değildir. Günümüzde insanların hayatlarını etkileyen tüm alanlarda uzmanların dediklerine kulak verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Din alanında Ebu Hanife gibi bir uzmanı dinlerken sıhhatimle alakalı bir konuda WhatsApp gruplarından gelen; “-mış, -miş” kalıplarında dolanan aslı astarı bilinmeyen mesajlara neden itibar edeyim? Dini alanda ısrarla uzmanları dinleyelim derken din dışı konularda neden kendimi ictihad edecek konumda göreyim?</p>



<p><br>Pandemi ve özellikle aşı konusunda tam bir kargaşa var. İnsanlar sosyal medyadan duydukları ya da yabancı dilden altyazılı mesajlara bakıp kendilerince hüküm veriyorlar. Bunları yaparken de kendi fikrinden olmayan o alanın uzmanı bile olsa hakaretler yağdırıyor. Bir vatandaşın pandemi ve aşı konusunda düşünmesi, araştırma yapması çok önemli ve gereklidir. Ancak kalkıp tamamen sosyal medya kaynaklı delillerle paylaşımlarda bulunması ve insanları aydınlattığını sanması yanlış ve sorumsuz bir yaklaşımdır. Bunu yapan kişi müslümansa bunun vebalinden de korkmalıdır. Günümüz insanı, hemen her alanda olduğu gibi aşı konusunda da ölçüyü kaçırarak doğru soruları soramıyor ve doğru hareket edemiyor. Herhangi bir alanda bırakın uzmanlığı doğru dürüst bilgisi dahi olmayanların aşıya olumlu bakan dindar hekimlere kukla, kâfirlerin oyuncağı, emperyalist uşağı gibi yaftalarla saldırdığına şahit oldum.</p>



<p><br>Eline meali alanın ictihad edemeyeceğini savunduğum kadar bu tür cahillerin de aşı ve pandemi konusunda hüküm vermemelerini gerektiğini savunuyorum. Böyle konuşanlarda farklı görüşe saygı da yok. Hemen üstü kapalı bir tekfircilikle karşılaşıyorsunuz. Delil sorduğunuzda falanca WhatsApp grubundan gelmiş altyazılı videolarla karşılaşıyorsunuz. Çevirinin doğru yapılıp yapılmadığını bile sorgulamayı akıllarına getirmeyen bu arkadaşlar kendi gibi düşünmeyen kim olursa olsun saldırıya geçiyor. Bu çok problemli bir yaklaşımdır ve sonuçları da tıpkı dinde olduğu gibi çok ağır olur. Önüne gelenin hüküm vereceğini iddia eden modernist zihniyet, deizm ve ateizmin önünü alabildiğince açtı. Belki onlar herkesin dini daha iyi yaşaması amacıyla yola çıkmışlardır ama durum tam tersi oldu. Aynı durum pandemi ve aşı konusunda delilsiz konuşan bu arkadaşlar için de geçerli. Belki de onlar tamamen iyi niyetle bu yola çıktılar ama yöntem ve üslupları kesinlikle yanlış ve sakat.</p>



<p><br>Aşı konusunda sağlıklı bir yaklaşım için doğru soruları sormamız gerekiyor. Yukarıda bahsettiğim kişiler aşı karşıtlıklarını bilimsel herhangi bir temele oturtamıyorlar. Oysa aşı konusu ilk olarak immünoloji alanıyla ilgilidir. Uzman olmayan herkesin öncelikli olarak bu alanın uzmanlarına kulak vermesi gerekir. Bununla beraber direk immünolog olmasa da tıp uzmanı olan herhangi bir hekim sıradan vatandaştan daha iyi bileceği için ikinci aşamada onlara itibar etmek gerekir. Konuya doğru sorularla yaklaşırsak en sağlıklı sonuca ulaşacağımızı düşünüyorum. Aşıyı destekleyen tüm uzmanları “satılmış” ve “Bill Gates’in tetikçisi” olarak görmek, aşı karşıtı herkesi de hakikati keşfetmiş gibi görmek akıl tutulmasıdır. Doğru sorular sorulmalıdır. </p>



<p>Örneğin:<br>Herhangi bir alan uzmanının hata etmesi mümkün müdür? Evet<br>Herhangi bir alan uzmanının yalan söylemesi mümkün müdür? Evet<br>Herhangi bir alan uzmanının zenginlerce satın alınması ve halkı yanlış yönlendirmesi mümkün müdür? Evet<br>Herhangi bir alan uzmanının -dürüst ve ahlaklı olsa da- kandırılması mümkün müdür? Evet<br>Herhangi bir alan uzmanının tüm para tekliflerine rağmen dürüstlükten ödün vermemesi mümkün müdür? Evet<br>Ancak saydığım tüm bu ihtimallerin aynısının uzman olmayan insanlar için de geçerli olduğunu unutmamalıyız.<br>Sıradan bir vatandaşın hata etmesi mümkün müdür? Evet<br>Sıradan bir vatandaşın sosyal medyada yalan yanlış şeyler yayması mümkün müdür? Evet<br>Sıradan bir vatandaşın zenginlerce satın alınması ve halkı yanlış yönlendirmesi mümkün müdür? Evet<br>Sıradan bir vatandaşın -dürüst ve ahlaklı olsa da- kandırılması mümkün müdür? Evet<br>Bu soruların aynısı sosyal medya fenomenleri ve gazeteciler için de geçerlidir ve her birinin cevabı “evettir”<br>Demek ki sizin gibi düşünmeyenler satılmış olmak zorunda değil. Zira siz de hata etmiş ya da kandırılmış olabilirsiniz. Hele ki uzmanı olmadığınız bir alanda bu ihtimal çok daha yüksektir. Aykırı her iddianın doğru olma ihtimali kadar yanlış olma ihtimalini de göz ardı etmemeliyiz.<br></p>



<p><strong>Peki, Ne Yapmalı?</strong><br>Aslında bu yöntem kendimin naçizane takip ettiğim yoldur. Kimseye dayatmaya hakkım olmadığını da biliyorum. Lakin öyle bir karmaşa var ki ortada, insanların da benim gibi kafaları çok karışık. Ben de kendi yöntemimi faydalı olması duasıyla yazacağım.</p>



<p><br>Öncelikle yukarıdaki sorularla olaylara bakmamız lazım. Ardından aşıya karşı olan ve aşıyı destekleyen immünologları ve diğer alanların uzmanlarını araştırmamız lazım. Aşıyı destekleyen birçok uzman varken aşıya karşı olan uzmanların isimleri pek bilinmiyor. Aşı karşıtlarının birçoğu dahi aşı karşıtı uzmanların adını bilmiyor. Zira onlara delil olarak WhatsApp mesajları yetiyor!</p>



<p><br>Buradan iki uzmanın ismini ifade edeyim: Prof. Dr. Alişan Yıldıran ve Prof. Dr. Gülümser Heper. Bu iki uzman, aşılar hakkındaki şüphelerini ve itirazlarını dile getiriyor. Destekleyenleri de karşı olanları da dinlememiz gerekiyor. Ardından çevremizde güvendiğimiz bizden daha iyi bilen eczacı, hekim vb kişilere danışmamız gerekiyor. Ardından ilminden ve takvasından emin olduğumuz insanlara sormamız bize büyük yardımda bulunacaktır. Ondan sonra kendi içimize danışıp hangi taraf daha makul ve doğru geliyorsa Allah’a sığınarak tavrımızı belirlememiz gerekiyor. Her bir aşamada duayı elden bırakmamak gerekir.</p>



<p><br>Bunları yaparken aşırılığa kaçıp aşı destekçilerini istisnasız “satılmış olarak” görmek aptalca bir davranış olur. Nitekim satılmışlık ihtimalinin aşı karşıtları için de geçerli olduğu unutulmamalıdır. Mevzu bahis insansa her şey mümkündür. Bize düşen işin ehillerinden sağlam temellere dayanmış delilleri araştırmak ve kararımızı ona göre vermektir. Sosyal medyada veya WhatsApp gruplarında dolaşan ne idiği belirsiz haberlere itibar etmemek gerekir.</p>



<p><br>Son günlerde bazı uzmanların aşı karşıtları için “onlara kız bile vermeyeceğiz, onlar vatan haini” gibi söylemleri tıpkı aşı karşıtlarının bir kısmının kullandığı “Bill Gates’in tetikçileri” yaftası gibi çirkinlik, edepsizlik ve hadsizliktir. Uzmanlara düşen, desteklediği fikri halkına güzelce izah edip şüpheleri gidermektir. Bizlere emanet olarak verilen bedenlerimizin sıhhatini koruma kaygısı, “vatan hainliği” ya da “Bill Gates’in tetikçiliği” kategorisine hapsedilemez.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asi-hakkinda-dogru-sorulari-sorabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtalyan Doktor: -Roberto Petrella, Covid-19-</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/italyan-doktor-roberto-petrella-covid-19/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/italyan-doktor-roberto-petrella-covid-19/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2020 09:58:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16298</guid>

					<description><![CDATA[Covid-19 ile ilgili safsatalar (infodemi) en az pandemi kadar yoruyor bizi. O kadar saçma sapan bilgiler/videolar yayılıyor ki inanılır gibi değil. En son dolaşıma sokulan video, Roberto Petrella adında bir İtalyan jinekoloğa ait.Videoyu ilk gördüğümde -doktor gözüyle- ‘’Kim inanır ki bu saçmalıklara?’’ dedim ama öyle olmuyormuş. Bu video ile ilgili aldığım mesaj/soru sayısı yüze yaklaştı. Bence Sağlık Bakanlığı bu işe bir el atmalı artık. Bu safsatalara cevap veren bir birim mi kurulur yoksa özel bir ekip mi bilemem ama bir şey yapılmalı. Zira hekim gözüyle bakınca biz bunları saçma buluyor ve dikkate almıyoruz ama halk öyle bakmıyor olaya.Bazıları -maalesef- DİN konusunda ‘’Arapça yazan kara kaplı herhangi bir kitaptaki her bilgiyi&#8221;, TIP konusunda da ‘’Gavurca (İng, Alm, Fr, İtly) konuşan beyaz önlüklü herkesi&#8221; doğru sanıyor.Aslında Petrella’nın söylediklerinin saçma-sapan sözler olduğunu anlamak için doktor olmaya gerek yok(tu). Okuma yazması olan herkes azıcık aklını kullanırsa bunu görür(dü). Ne diyor mesela?‘’Covid-19 testleri %90 pozitif çıkar, sakın yaptırmayın bu testi.’’ diyor.İyi de her gün yapılan test ve pozitif çıkan vaka sayısını zaten hepimiz görüyoruz. Örneğin dün (31 Kasım 2020) açıklanan verilere göre, yapılan test sayısı 176.656, pozitif çıkan vaka sayısı 31.219. Yani pozitiflik oranı %17,6. Hani nerede %90 pozitiflik?Üstelik bu oran oldukça yoğun bir döneme &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Covid-19 ile ilgili safsatalar (infodemi) en az pandemi kadar yoruyor bizi. O kadar saçma sapan bilgiler/videolar yayılıyor ki inanılır gibi değil. En son dolaşıma sokulan video, Roberto Petrella adında bir İtalyan jinekoloğa ait.<br><br>Videoyu ilk gördüğümde -doktor gözüyle- ‘’Kim inanır ki bu saçmalıklara?’’ dedim ama öyle olmuyormuş. Bu video ile ilgili aldığım mesaj/soru sayısı yüze yaklaştı. Bence Sağlık Bakanlığı bu işe bir el atmalı artık. Bu safsatalara cevap veren bir birim mi kurulur yoksa özel bir ekip mi bilemem ama bir şey yapılmalı. Zira hekim gözüyle bakınca biz bunları saçma buluyor ve dikkate almıyoruz ama halk öyle bakmıyor olaya.<br><br>Bazıları -maalesef- DİN konusunda ‘’Arapça yazan kara kaplı herhangi bir kitaptaki her bilgiyi&#8221;, TIP konusunda da ‘’Gavurca (İng, Alm, Fr, İtly) konuşan beyaz önlüklü herkesi&#8221; doğru sanıyor.<br><br>Aslında Petrella’nın söylediklerinin saçma-sapan sözler olduğunu anlamak için doktor olmaya gerek yok(tu). Okuma yazması olan herkes azıcık aklını kullanırsa bunu görür(dü). Ne diyor mesela?<br><br>‘’Covid-19 testleri %90 pozitif çıkar, sakın yaptırmayın bu testi.’’ diyor.<br><br>İyi de her gün yapılan test ve pozitif çıkan vaka sayısını zaten hepimiz görüyoruz. Örneğin dün (31 Kasım 2020) açıklanan verilere göre, yapılan test sayısı 176.656, pozitif çıkan vaka sayısı 31.219. Yani pozitiflik oranı %17,6. Hani nerede %90 pozitiflik?<br><br>Üstelik bu oran oldukça yoğun bir döneme ait. Yaz aylarında bu oran haftalardır %1-2 seviyelerinde seyretti mesela.<br><br>Bunları görmek ve Petrello&#8217;nun yalancı bir şarlatan olduğunu anlamak için doktor olmaya gerek mi var?<br><br>Petrella dakikalarca konuşuyor ve diyor ki; ‘’size çok önemli bir belge göstereceğim, bütün İtalya dikkat etsin, çok önemli bu, herkese söyleyin, yayın…vs’’ Sanıyorsun ki bir laboratuvar belgesi gösterecek ve ortalık yıkılacak! Ama bir sürü laf salatası arasında gösterdiği bir gazete haberi. Peki ne yazıyor orada? &#8220;Fransa hükümeti 11 Mayıs’ta haftada 700 bin Covid-19 testi yapmayı hedeflediğini açıklamış&#8221; (yani günde ortalama 100 bin). Belgeye bak, belgeye!! Şok, şok, şok!<br><br>Bizim şu andaki günlük test sayımız 176 bin civarında mesela, yani 100 binin çok çok üzerinde, ne olmuş yani?<br><br>Ama Mayıs ayında test kapasitesi bu kadar yüksek değildi, Fransa’da da bizde de, bu yüzden her ülke bu sayıyı artırmaya çalışıyordu, örneğin 11 Mayıstaki test sayımız 32.722, vaka sayımız 1,114 idi, ama şimdi 100 binin üzerine çıktık. Böyle olunca ne oluyor? Toplumdaki vakaları daha erken tespit ediyorsun.<br><br>Yani bu iyi bir şey. Fransa da o tarihte bunu hedeflemiş(muhtemelen de yapmıştır). Ama Petrello’ya göre buradaki amaç tüm çocuklara test yapmak ve testlerin yüzde 90’ı pozitif çıkacağı için herkesi aşılamak. Böylece nüfusun yüzde %’80’ni yok etmek! Öyle diyor.<br><br>Her gün gördüğümüz bu rakamlara rağmen ‘’testlerin %90’ı pozitif çıkar’’ diyen yani gözümüzün içine baka baka -utanmadan- yalan konuşan bir adamın söylediklerine cevap vermek eziyet verici bir durum, ama buna mecbur kalıyoruz ne yazık ki.<br><br>Petrello, tıbba/bilime aykırı sözleri yüzünden İtalyan sağlık kurumları tarafından hakkında birkaç kez soruşturma açılan (bu yönüyle meşhur olan) bir doktor. Bunu internetten kısa bir araştırma ile görüyoruz. Böyle saçma açıklamaları niye yaparlar bilemiyorum ama bu da meşhur olmanın (sivrilmenin, dikkat çekmenin) yeni bir yolu galiba. Sayıları az da olsa hemen hemen her ülkede varlar, biz de de Avrupa’da da Amerika’da da, kısaca insanın olduğu her yerde.<br><br>Ama ilginçtir, çok da sadık fanatikleri oluyor. O kadar ki, iki kere ikinin dört edeceğini bilmeyen (test pozitiflik oranı), bu kadar basit bir bilgiye bile sahip olmayan, gözümüzün içine baka baka çok şey biliyormuş edasıyla &#8220;2×2=5 eder&#8221; diyen bu şarlatanların 3 bilinmeyenli denklemleri çok iyi çözdüklerini düşünüyor ve her söylediklerine inanıyorlar!<br>İnanıyor ve savunuyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/italyan-doktor-roberto-petrella-covid-19/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Minik virüs, büyük Türkiye</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/minik-virus-buyuk-turkiye/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/minik-virus-buyuk-turkiye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jan 2020 07:44:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[koca yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13552</guid>

					<description><![CDATA[Operasyon var, “Koca Yusuf” adı verildi. 1800’lerin sonunda, Avrupa ve ABD’yi titreten cihan pehlivanı Koca Yusuf’un gölgesi, bu defa Çin’in üzerine düşecek… Harekete geçti Türkiye. Koca Yusuf adı verilen askeri kargo uçağı ambulansa dönüştürüldü. Korona virüsü paniği yaşayan Çin’e doğru havalandı. 35 Türkiye Cumhuriyeti ve 10 Azerbaycan vatandaşı ülkeye getirilecek. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anadolu’dan çok daha büyük. Azerbaycanlı kardeşlerimiz de bizim parçamız. Gördük işte; İran Azerbaycan’ında yaşananları. Onların Traktör Sazi futbol takımı, Elazığ Depreminin ardından stadyumu inletti: “Azerbaycan var olsun, Türkiye başın sağ olsun…” Statlarda 100 bin kişi izliyor o takımın maçlarını. Traktör Sazi, Türk Dünyasının en çok seyirci toplayan takımı unvanına sahip. Azeri, Tatar, Türkmen, Özbek, Kırgız, Kazak, Uygur ve diğer Türk boyları ile büyük bir aileyiz biz. Bir de gözünü üzerimize dikmiş, umudunu bize bağlamış, koca İslam Dünyası var. Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Erdoğan, uluslararası toplantılarda “Dünya Beşten Büyüktür” dediğinde, görüyoruz gözlerindeki ışığı. Balkanlar bize bakıyor. Ortadoğu bizden yardım bekliyor. Kafkaslar ve Orta Asya öz kardeşlerimizle dolu. Afrika ve Uzakdoğu’daki mazlumlar, “kurtarıcı” olarak bizi görüyor. Sorumluluğumuz büyük bizim! *** Bu durumun farkında olmayanlar oldukça çok tabii… Eziklik psikolojisi içinde, atılan her adımı küçümseyip sürekli olarak “Biz mi?” diyorlar. Evet biz! Dünyada dengeler değişir ve yeni bir dünya kurulurken, Türkiye’nin yıldızı da parlıyor. Koskoca Çin’in düştüğü durum ortada işte: Sadece mikroskop altına görülebilecek küçücük bir virüs, koskoca Çin’i ne hallere düşürdü! 1,5 milyarla dünyanın en büyük nüfusu ve ikinci büyük topraklarına sahip bir ülke, acz içinde kıvranıyor. Havaalanları, garlar ve terminaller, çaresizlik içinde kendini naylon torbalar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Operasyon var, <strong>“Koca Yusuf”</strong> adı verildi. <strong>1800</strong>’lerin sonunda, <strong>Avrupa</strong> ve <strong>ABD</strong>’yi titreten cihan pehlivanı <strong>Koca Yusuf</strong>’un gölgesi, bu defa Çin’in üzerine düşecek…</p>
<p>Harekete geçti <strong>Türkiye</strong>. <strong>Koca Yusuf</strong> adı verilen askeri kargo uçağı ambulansa dönüştürüldü. Korona virüsü paniği yaşayan Çin’e doğru havalandı. <strong>35 Türkiye Cumhuriyeti</strong> ve <strong>10 Azerbaycan </strong>vatandaşı ülkeye getirilecek. Çünkü, <strong>Türkiye Cumhuriyeti Devleti</strong>, <strong>Anadolu</strong>’dan çok daha büyük. <strong>Azerbaycanlı</strong> kardeşlerimiz de bizim parçamız.</p>
<p>Gördük işte; İran Azerbaycan’ında yaşananları. Onların <strong>Traktör Sazi</strong> futbol takımı, <strong>Elazığ Depreminin</strong> ardından stadyumu inletti:</p>
<p><strong>“Azerbaycan var olsun, Türkiye başın sağ olsun…”</strong></p>
<p>Statlarda <strong>100 bin kişi</strong> izliyor o takımın maçlarını. <strong>Traktör Sazi, Türk Dünyasının</strong> en çok seyirci toplayan takımı unvanına sahip.</p>
<p><strong>Azeri, Tatar, Türkmen, Özbek, Kırgız, Kazak, Uygur</strong> ve diğer <strong>Türk</strong> boyları ile büyük bir aileyiz biz. Bir de gözünü üzerimize dikmiş, umudunu bize bağlamış, koca İslam Dünyası var.</p>
<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Erdoğan</strong>, uluslararası toplantılarda <strong>“Dünya Beşten Büyüktür”</strong> dediğinde, görüyoruz gözlerindeki ışığı.</p>
<p><strong>Balkanlar</strong> bize bakıyor. <strong>Ortadoğu</strong> bizden yardım bekliyor. <strong>Kafkaslar</strong> ve <strong>Orta Asya</strong> öz kardeşlerimizle dolu. <strong>Afrika</strong> ve <strong>Uzakdoğu</strong>’daki mazlumlar, <strong>“kurtarıcı”</strong> olarak bizi görüyor.</p>
<p>Sorumluluğumuz büyük bizim!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Bu durumun farkında olmayanlar oldukça çok tabii… Eziklik psikolojisi içinde, atılan her adımı küçümseyip sürekli olarak <strong>“Biz mi?”</strong> diyorlar.</p>
<p>Evet biz!</p>
<p>Dünyada dengeler değişir ve yeni bir dünya kurulurken, <strong>Türkiye</strong>’nin yıldızı da parlıyor. <strong>Koskoca Çin</strong>’in düştüğü durum ortada işte: Sadece mikroskop altına görülebilecek küçücük bir virüs, koskoca Çin’i ne hallere düşürdü! 1,5 milyarla dünyanın en büyük nüfusu ve ikinci büyük topraklarına sahip bir ülke, acz içinde kıvranıyor.</p>
<p>Havaalanları, garlar ve terminaller, çaresizlik içinde kendini naylon torbalar içine hapseden insanlarla dolu.</p>
<p>Bakın, minicik bir virüs dünyayı nasıl sallıyor!</p>
<p>Koca <strong>Büyük Roma İmparatorluğu</strong>’nun yok olduğu, dev gibi <strong>Osmanlı</strong>’nın çöktüğü bir dünya üzerinde yaşıyoruz biz. Yakın geçmişte <strong>“olmaz”</strong> denilen oldu, <strong>Sovyetler Birliği</strong> dağıldı. O yüzden yarının ne getireceği belli değil.</p>
<p>Her türlü gelişmeye karşı hazırlıklı olmak zorundayız.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>“Karışmayalım, aman etliye sütlüye dokunmayalım”</strong> diyenlerin aksine, karışmalı ve dokunmalıyız.</p>
<p><strong>“Ne işimiz var bizim oralarda”</strong> diyenlere kulak asmadan, gereken her yere ayak basmalıyız.</p>
<p><strong>“Bize ne, bırakalım ne yaparlarsa yapsınlar”</strong> söylemlerine aldırmadan, ilkeli ve duyarlı politikamızı sürdürmeliyiz.</p>
<p>Önümüzde iki yol var:</p>
<p>Ya küresel bir aktör olacak, <strong>A</strong> sınıfında yöneten ve yönlendirenler arasındaki yerimizi alacağız. Ya da <strong>B</strong> ve <strong>C </strong>kategorilerindeki idare edilenler olmaya rıza gösterip teslim olacağız.</p>
<p>Saldırırlarmış bize!..</p>
<p>Saldıracaklar tabii. Bunu her alanda ve sürekli olarak yapıyorlar zaten. <strong>Ekonomi ve Maliye Bakanı Berat Albayrak</strong> ne demişti <strong>Davos</strong>’ta:</p>
<p><strong>-Öldürmeyen saldırılar bizi güçlendirir.</strong></p>
<p>Öyle de oluyor zaten. Teslim olmuyoruz, saldırıyorlar, sonuçta her geçen gün daha fazla güç ve direnç kazanıyoruz.</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/minik-virus-buyuk-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
