<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vietnam &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/vietnam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 Nov 2019 18:22:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Vietnam &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vietnam Açısından Kuşak ve Yol İnisiyatifi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/vietnam-acisindan-kusak-ve-yol-inisiyatifi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/vietnam-acisindan-kusak-ve-yol-inisiyatifi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Başar Gezgin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 18:22:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşak ve Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Vietnam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12911</guid>

					<description><![CDATA[Vietnam, Çin’den tümüyle kopmak istemez. İki ülke, çok yakın ilişki içindeler. Ancak, yalnızca Çin’e de yaslanamaz. KYİ, Vietnam üstündeki Çin etkisini arttıracağı için, ülke, Ho Amca’nın zamanında başarılı olmuş olan, dengeleme ve risk azaltma türünden bir siyaset uyguluyor; bir tarafın yandaşı olmadan “kimden ne koparırım?” diye bakıyor. Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi (KYİ), Vietnam’da bir yandan olumlu, bir yandan da olumsuz karşılanıyor. Olumlu karşılanıyor çünkü KYİ projelerinin Vietnam’ın altyapı sorununu çözmenin iyi bir yolu olabileceği düşünülüyor. Vietnam’ın yabancı yatırımcı çekmesinin nedenlerinden biri, düşük işgücü maliyeti ise, diğeri, çevre ülkelere göre daha düzgün bir altyapıya sahip olması. Ancak, ülkenin ekonomik büyümeyle birlikte altyapı gereksinimleri iyice artacak. Örneğin, Vietnam hükümetinin resmi planlarına göre, büyüme için gerekli olan yol ve köprülerin yalnızca altıda biri halihazırda kullanımda. İkincisi, Vietnam’da elektriğe olan talep, ekonomik büyümeden daha hızlı bir biçimde artıyor. KYİ projeleri, çoğunlukla altyapıya yönelik. Yollar, köprüler, hızlı trenler ve enerji yatırımları öne çıkıyor. Bu açıdan, KYİ, Vietnam için olumlu karşılanıyor. Vietnam’daki KYİ Kuşkuculuğunun Nedeni Vietnam’ın KYİ’ye kuşkuyla yaklaşmasının nedeni ise, temel olarak, Güney Çin/Doğu Vietnam Denizi’ndeki kara suları anlaşmazlığı. Bu anlaşmazlığa karşın, KYİ’nin deniz yolları, bu bölgeden geçiyor. Bu da, Vietnamlıları, KYİ’nin yalnızca bir ekonomik proje değil, jeo-stratejik bir çalışma olduğu yönünde düşünmeye itiyor. İçe kapanık, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vietnam, Çin’den tümüyle kopmak istemez. İki ülke, çok yakın ilişki içindeler. Ancak, yalnızca Çin’e de yaslanamaz. KYİ, Vietnam üstündeki Çin etkisini arttıracağı için, ülke, Ho Amca’nın zamanında başarılı olmuş olan, dengeleme ve risk azaltma türünden </strong><strong>bir siyaset uyguluyor; bir tarafın yandaşı olmadan </strong><strong>“kimden ne koparırım?” diye bakıyor.</strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi (KYİ), Vietnam’da bir yandan olumlu, bir yandan da olumsuz karşılanıyor. Olumlu karşılanıyor çünkü KYİ projelerinin Vietnam’ın altyapı sorununu çözmenin iyi bir yolu olabileceği düşünülüyor. Vietnam’ın yabancı yatırımcı çekmesinin nedenlerinden biri, düşük işgücü maliyeti ise, diğeri, çevre ülkelere göre daha düzgün bir altyapıya sahip olması. Ancak, ülkenin ekonomik büyümeyle birlikte altyapı gereksinimleri iyice artacak. Örneğin, Vietnam hükümetinin resmi planlarına göre, büyüme için gerekli olan yol ve köprülerin yalnızca altıda biri halihazırda kullanımda. İkincisi, Vietnam’da elektriğe olan talep, ekonomik büyümeden daha hızlı bir biçimde artıyor. KYİ projeleri, çoğunlukla altyapıya yönelik. Yollar, köprüler, hızlı trenler ve enerji yatırımları öne çıkıyor. Bu açıdan, KYİ, Vietnam için olumlu karşılanıyor.</span></p>
<p class="p2"><b>Vietnam’daki KYİ<br />
Kuşkuculuğunun Nedeni</b></p>
<p class="p1">Vietnam’ın KYİ’ye kuşkuyla yaklaşmasının nedeni ise, temel olarak, Güney Çin/Doğu Vietnam Denizi’ndeki kara suları anlaşmazlığı. Bu anlaşmazlığa karşın, KYİ’nin deniz yolları, bu bölgeden geçiyor. Bu da, Vietnamlıları, KYİ’nin yalnızca bir ekonomik proje değil, jeo-stratejik bir çalışma olduğu yönünde düşünmeye itiyor. İçe kapanık, dünya işlerinden el ayak çekmiş bir ABD, yükselen bir Çin’le birleştiğinde, ortaya Vietnam zararına bir sonuç çıkıyor: Çin, er ya da geç bu karasularına el koyacak ve bu durumun, büyük çaplı bir askeri çatışmaya yol açması beklentisi doğuyor. Çin’in de Vietnam’ın da kalkınma planlarında, bu tartışmalı suların getireceği enerji, ticaret ve denizcilik kazançlarının merkezi nitelikte olduğunu görüyoruz.</p>
<p class="p1"><b>Çin’in Başka Yol Arayışları</b></p>
<p class="p1"><span class="s1">Öte yandan, Çin’in bu kara suları sorununun kısa erimde çözülemeyeceğini artık kabullendiğini ileri sürebiliriz. Bunun kanıtı, bu bölgeden geçireceği deniz ticaret yolları yerine, Güneybatı Asya petrolüne doğrudan erişimini sağlayacak Çin Pakistan Ekonomik Koridoru’na (ÇPEK) ağırlık vermesinde. Güney Çin/Doğu Vietnam Denizi, Çin açısından sallantıda olmasaydı, belki böyle bir proje akla bile gelmeyecekti; üstelik, bölgedeki çatışmalar nedeniyle oldukça riskli bir proje. ÇPEK sayesinde, gerçekte, Vietnam, KYİ projelerine karşı daha az baskı altında kalmış oluyor. Güneydoğu Asya ve özel olarak Vietnam, KYİ projesinde birincil önemde değil. Bunu nereden anlıyoruz? En büyük yatırım harcamalarının Avrasya kara köprüsü gibi Batı Asya’ya yönelik projelere ayrılmış olmasından. Üstelik, Vietnam ve Çin, komşu ülkeler olarak, zaten ekonomik anlamda iyice içiçe geçmiş durumdalar. KYİ projelerinin Vietnam için olumlu getirileri, Laos ya da Orta Asya ülkeleri gibi denizsiz coğrafyaların elde edeceği getirilerin çok altında olacak. Vietnam’ın KYİ’deki görece önemsizliği, aslında onun elini güçlendiriyor ve Çin’in alternatiflerini düşünmek için ona zaman kazandırıyor.</span></p>
<p class="p1"><b>Ho Amca Tavrı</b></p>
<p class="p1">Obama’yla birlikte, Çin’e karşı Pasifik Aşırı Ortaklık gibi projeler rafa kalktı. Onun yerini, ‘Hint-Pasifik Stratejisi’ (HPS) adıyla, Çin’in yükselişinden en çok rahatsız olan 4 ülkenin (ABD, Avustralya, Japonya ve Çin) gevşek ortaklığı aldı. Ortada resmiyete dökülmüş bir durum yok, ama bu dörtlü, bölgede Çin’in toplu alternatifi olarak görülüyor. Vietnam, Çin’den tümüyle kopmak istemez. İki ülke, çok yakın ilişki içindeler. Ancak, yalnızca Çin’e de yaslanamaz. KYİ, Vietnam üstündeki Çin etkisini arttıracağı için, ülke, Ho Amca’nın zamanında başarılı olmuş olan, dengeleme ve risk azaltma türünden bir siyaset uyguluyor; bir tarafın yandaşı olmadan “kimden ne koparırım?” diye bakıyor. Soğuk Savaş döneminde, Sovyetlerle Çin birbirine girmişken, Ho Amca, üstün liderlik becerileri ve yurtseverliğiyle, iki güçten de destek alabiliyordu; “ya beni seç ya onu” diyenleri de dikkate almıyordu. Bu, dünya solunda, ‘Ho Amca Tavrı’ adı altında haklı olarak övülüyordu. Sol içi şiddet ve çatışmalar doruğa çıkmışken, solun değişik kesimleri Ho Amca’nın liderliğinde birleşiyordu. Bugün de Vietnam, benzer bir siyaset uyguluyor; uygulamak zorunda, çünkü süper güçler arası yeni bir askeri savaşı kendi topraklarında ya da yakınlarında bir daha yaşamak istemiyor. Vietnam Direnme Savaşı, bugünün Vietnam’ı için de büyük dersler taşıyor.</p>
<p class="p2"><b>Çin-Amerikan Ticaret<br />
Savaşının Kazananı</b></p>
<p class="p1">Vietnam’ın işi zor. ABD ile Çin çatışırsa, savaşın Vietnam-Çin tartışmalı kara sularında başlaması bekleniyor. Tersine, iki süper gücün barış içinde yaşaması, Çin’in tartışmalı kara sularındaki ilerlemelerine ABD’nin ses çıkarmaması anlamına geliyor. Obama, bir yandan Vietnam’a yönelik Amerikan silah ambargosunu kaldırırken, bir yandan da uyguladığı dış siyaset gereği, Çin’e karşı sertlikten kaçındı. Bu durumun Vietnam’ın zararına olduğu düşünülüyor. Ancak, Trump zamanında beklenmedik bir gelişme oldu ve ABD-Çin ticaret savaşı, Vietnam’a yaradı. Birçok Çin şirketi, ABD’nin ticaret kısıtlamalarıyla başa çıkmak için üretimlerini Vietnam’a taşıdı. Bu, KYİ’den bağımsız, fakat aynı zamanda onunla dolaylı olarak ilişkili bir gelişme oldu. Birçok Çin malı, artık Vietnam’da üretilip ABD’ye Vietnam ürünü olarak satılıyor. Vietnam, zaten Çinli ve genel olarak yabancı yatırımcı için çekici bir üretim alanıydı; fakat yine de, Çin’in stratejik sayılan çeşitli üretim etkinlikleri, anakara Çin’inden ayrılmıyordu. Bu, vesilesi oldu.</p>
<p class="p1"><b>Vietnam’ın Geleceği</b></p>
<p class="p1">KYİ’yle Vietnam’ın geleceği ne olur? KYİ, diyalektik bir açıdan bakarsak, yalnız Çinli değil genel olarak yabancı yatırımcıyı çok daha yüksek oranda Vietnam’a çekebilir. Neden? Birincisi, ülkenin altyapısı daha da gelişmiş olacak. İkincisi, Çin’in KYİ yatırımlarına karşı, HPS modeli de boş durmayacak. KYİ ile HPS, proje önerileri için Vietnam hükümetinin olurunu almak üzere, daha uygun koşullar sunmak durumunda olacak. Vietnam, başkent Hanoi’daki havaray projesini Çin’e, en büyük şehir olan Ho Çi Min Kenti’ndeki metro projesini ise Japonya’ya verdi. Dolayısıyla, ülkenin “ya şunu ya bunu seçmek durumundayım” gibi bir açmazı bulunmuyor; ancak birilerinin gelip altyapı sorunlarını çözmesi gerekiyor.</p>
<p class="p1"><b>Ya Yeşil Ya Gri Vietnam</b></p>
<p class="p1"><span class="s1">Belki bu, Vietnam için bir dönüm noktası olabilir: Tropikal ülke, hâlâ güneş enerjisi kullanımında çok geride. Çin ise, dünyada güneş paneli üretiminde bir numara. KYİ’nin daha fazla Çinli güneş enerjisi şirketini Vietnam’a çekmesi bekleniyor. Çin, alternatif enerjili taşıtlarda da bir numara. Öte yandan, birçok Çin şirketi, çevreye verdikleri zararlarla kötü bir üne sahip. Çeşitli Çin şehirlerinde hava kirliliğinden kaynaklı puslu hava ve bunun doğurduğu hastalıklar biliniyor. KYİ, Vietnam’a, Çin’den ikinci sınıf şirketleri de çekebilir, en çevre dostu olanları da… Bu, büyük ölçüde, iki ülke arasındaki pazarlığa bağlı. Kimi araştırmacılar, Vietnam ile Çin arasındaki KYİ görüşmelerinin somut bir sonuca bağlanmasındaki gecikmenin, kapalı kapılar ardında kalıp basına sızmayan birçok anlaşmazlığın belirtisi olduğunu ileri sürüyor. Oysa KYİ’ye olumlu bakan çeşitli ülkelerde, görüşmeler hızla somut adımlara dönüşmüştü.</span></p>
<p class="p1"><b>Tay Kanalı’na Dikkat</b></p>
<p class="p1">Dikkate almamız gereken bir gelişme de şu: Malakka Boğazı’nı devre dışı bırakacak bir kanal projesi var. Bu, Tayland’ın Pasifik kıyısıyla Hint Okyanusu kıyısını bağlayacak olan Kra Kanalı, diğer adıyla Tay Kanalı projesi. Bu proje gerçekleşirse, Vietnam’ın güney ucunun önemi artacak. Şimdiden oraya bir liman yapılmış durumda. Kanalın işler hale gelmesi durumunda, Vietnam’la Hindistan arasındaki denizsel mesafe kısalacak. Bu da, HPS ekseninde, daha yakın ilişkiler anlamına gelecek.</p>
<p class="p1"><b>Sonuç: Kıvraklık ve Zeka</b></p>
<p class="p1">Sonuç olarak, KYİ ile olsun ya da olmasın, Vietnam, daha fazla Çinli ve Çinli olmayan yabancı yatırımcının, çalışanın ve turistin olduğu bir coğrafya olacak. Bu koşulları ülke yararına çevirmek, Vietnam hükümeti için kıvraklık ve zeka gerektiren büyük bir iş olmaya devam edecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/vietnam-acisindan-kusak-ve-yol-inisiyatifi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vietnam’ın Yerli ve Milli Otomobili: Dışa Açılma Politikasından Kendine Yetme Çabasına mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/vietnamin-yerli-ve-milli-otomobili-disa-acilma-politikasindan-kendine-yetme-cabasina-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/vietnamin-yerli-ve-milli-otomobili-disa-acilma-politikasindan-kendine-yetme-cabasina-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Başar Gezgin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 08:35:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Otomobil]]></category>
		<category><![CDATA[Vietnam]]></category>
		<category><![CDATA[Vinfast]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11632</guid>

					<description><![CDATA[Milli ama Yerli Değil: Birçok Amerikan ürünü için olduğu gibi, milli ama yerli değil seçeneği vardı: Bir Vietnam şirketi arabaları, sözgelimi, Türkiye’deki fabrikalarında üretebilirdi. Yerli ama Milli Değil: Ürünü Vietnam sınırları içinde yabancı bir şirket üretebilirdi &#8211; ki bunun örnekleri bolca var. Misal, birçok Samsung ürünü, artık köken ülke Güney Kore yerine Vietnam’da üretiliyor. Ürünler Güney Kore’ye gitmeden, Vietnam’da üretildiği gibi, doğrudan Vietnamlı tüketiciye sunuluyor. Ne Yerli Ne Milli: Buna örnek ise dışarıdan getirilen yabancı ürünler olacaktır. Bir ürünün milliliği, ayrıca emekçilerinin ve işvereninin ülke yurttaşları olup olmadığıyla da ilişkilidir. Aşağıda göreceğimiz gibi, milli arabanın arkasında olan şirketin sahibi, Vietnamlı bir zengin; çalışanları da çoğunlukla Vietnamlı. Vietnam’ın milli arabası, üretenlerinin uyruğu anlamında da Vietnamlı. Üretimin daha geniş ufkunda, sermaye ve teknoloji başta olmak üzere üretim girdilerinin milli olması da bir diğer boyut. Milli Burjuvazi Bir de sömürgecilik döneminde, ‘milli’ sözünün aldığı ek bir anlam var &#8211; ki bunu sömürgecilere karşı ulusal kurtuluş mücadelesi verip bağımsız olmuş Vietnam gibi ülkelerde daha çok görüyoruz. ‘Milli burjuvazi’ gibi bir kavram ileri sürülür. Bunlar, yerli ya da yabancı olsun, sömürgecilik yanlısı zenginlerin karşısında, memleketlerini ölümüne seven, kendini feda etmek derecesinde seven, zarar da etseler, canlarından mallarından da olsalar memleket çıkarlarını şirket çıkarlarının üstünde tutan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>Milli ama Yerli Değil:</b> Birçok Amerikan ürünü için olduğu gibi, milli ama yerli değil seçeneği vardı: Bir Vietnam şirketi arabaları, sözgelimi, Türkiye’deki fabrikalarında üretebilirdi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Yerli ama Milli Değil:</b> Ürünü Vietnam sınırları içinde yabancı bir şirket üretebilirdi &#8211; ki bunun örnekleri bolca var. Misal, birçok Samsung ürünü, artık köken ülke Güney Kore yerine Vietnam’da üretiliyor. Ürünler Güney Kore’ye gitmeden, Vietnam’da üretildiği gibi, doğrudan Vietnamlı tüketiciye sunuluyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Ne Yerli Ne Milli:</b> Buna örnek ise dışarıdan getirilen yabancı ürünler olacaktır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir ürünün milliliği, ayrıca emekçilerinin ve işvereninin ülke yurttaşları olup olmadığıyla da ilişkilidir. Aşağıda göreceğimiz gibi, milli arabanın arkasında olan şirketin sahibi, Vietnamlı bir zengin; çalışanları da çoğunlukla Vietnamlı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Vietnam’ın milli arabası, üretenlerinin uyruğu anlamında da Vietnamlı. Üretimin daha geniş ufkunda, sermaye ve teknoloji başta olmak üzere üretim girdilerinin milli olması da bir diğer boyut.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Milli Burjuvazi</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir de sömürgecilik döneminde, ‘milli’ sözünün aldığı ek bir anlam var &#8211; ki bunu sömürgecilere karşı ulusal kurtuluş mücadelesi verip bağımsız olmuş Vietnam gibi ülkelerde daha çok görüyoruz. ‘Milli burjuvazi’ gibi bir kavram ileri sürülür. Bunlar, yerli ya da yabancı olsun, sömürgecilik yanlısı zenginlerin karşısında, memleketlerini ölümüne seven, kendini feda etmek derecesinde seven, zarar da etseler, canlarından mallarından da olsalar memleket çıkarlarını şirket çıkarlarının üstünde tutan burjuvalardır. Bunlar aslında, sömürgecilik döneminde yerli halk devletinin maddi olanaksızlıklar nedeniyle yapamadıkları ekonomik atılımları ülkeleri adına ve için yaparlar. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu anlamda da Vietnam arabasının ardındaki isim, bir ‘milli burjuva’dır. Sömürgecilere karşı cephelerde çarpışmış bir aileden gelmektedir. Yaşı itibarıyla kendisi bizzat savaşın bir parçası olmamakla birlikte, Vietnam hükümetinin savaş sonrasında ülkenin savaş yaralarını sarıp kalkınması için büyük bir umutla bilim ve teknolojiye yönlendirip yetişmek üzere burslu olarak yurtdışına gönderdiği üstün zekalı gençlerden biridir. Memleketine derinden bağlı bir girişimci olarak yetişmiştir. Bu noktada, yeri gelmişken bu ‘milli burjuva’nın yaşamına bir göz atalım:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Yerlici ve Millicinin Yaşam Öyküsü</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Vietnam’ın milli otomobilinin arkasındaki isim olan ülkenin en zengini Pham Nhat Vuong (Vietnamca yazılışıyla ‘Ph</span><span class="s2">ạ</span><span class="s1">m Nh</span><span class="s2">ậ</span><span class="s1">t V</span><span class="s2">ượ</span><span class="s1">ng’ ve okunuşuyla ‘Fam Nıyat Vıng’), hava savunmacı bir baba ile seyyar satıcı (çay satıcısı) bir annenin oğlu olarak 1968’de savaşın tam da orta yerinde, sık sık Amerikan bombalarıyla yerle bir edilen Kuzey Vietnam’ın Haiphong (Vietnamca okunuşuyla ‘Hayfam’) limanında doğar. Bu kent, Vietnam direniş savaşında kilit rolde olmuştur, önce Fransız ordusu ve sonra Amerikan ordusu tarafından sık sık bombalanmıştır. Küçük Vuong, savaştan hemen sonra ailesiyle başkent Hanoi’ya göçer ve orada saygın bir liseden mezun olur. 1987’de üniversitede madencilik ve yerbilim okumaya başlar ve matematikteki üstün başarısı nedeniyle burslu öğrenci olarak eğitimini devam ettirmek üzere Moskova’ya gönderilir. 1992’de mezun olduğunda Sovyetler Birliği dağılmıştır ve dünya sosyalistleri ve elbette Vietnam, şaşkınlık içinde başka dostlar ve başka bir model arayışına girişir. Bu arada genç Vuong, lise aşkıyla evlenir. Bu evlilik hâlâ sürmektedir.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>Sovyetlerden Ukrayna’ya, Oradan Vietnam’a</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Üniversite sonrasında, borç parayla Ukrayna’da bir Vietnam lokantası açar. Buradan hazır erişte işine yönelir. Hazır erişte özellikle Doğu Asya’da çok yaygın bir üründür. Türkiye’de de yavaş yavaş satışa çıkarılan bu hazır erişte, pakette küçük soslarla birlikte satılır; evde kaynar su eklenip üstü kapatılıp 10-15 dakika bekletilerek yenecek kıvama gelir. Bizdeki çorbalar gibi binbir çeşidi vardır. İşte genç Vuong bu erişte işine girer. Oradan da erişte işine benzer bir işe, hazır kuru yemek işine geçer. Bu işi öyle büyütür ki sonunda şirketini 2009 gibi yakın bir tarihte yüklü bir rakama Nestle’ye satar. Böylelikle yavaş yavaş memleketi Vietnam’da büyük emlak projelerine başlar; 2009’da ise memleketine temelli döner. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Vietnam’daki ilk projeleri büyük şehirlerdedir, sonra diğer kentlerde de genişler. Çeşitli birleşme ve satın almalar ile kısa sürede Vietnam’ın ilk dolar milyarderi ve en zengini olur. Bugün Bay Vuong’ın şirketi olan Vingroup’un AVM’lerini, apartmanlarını, villalarını, hastanelerini, okullarını, lüks otellerini, bakkal zincirleri ile süpermarketlerini vb. her büyük şehirde mutlaka görüyoruz.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Vingroup hızla büyüyor ve daha önce girmediği pazarlara da büyük bir hızla girip iyice tekelleşiyor. Bay Vuong, tam da Vietnam hükümetinin istediği profilde bir ‘milli burjuva’ olduğu için kendisine kolaylıklar gösteriliyor. Diğer bir deyişle yetenekli bir insan olduğu kuşkusuz ama arkasında hükümet desteği olmasa bu kadar büyümesi olanaksız olacaktı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Şehrin Estetiğiyle Oynayanlar</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Buraya kadar Bay Vuong’ı ve şirketini fazlasıyla olumlu andık; oysa bir de madalyonun öteki yüzü var: Kimileri, şirketin bir kara para aklama makinesi gibi çalıştığını ileri sürüyor. Bir de işin kentsel dönüşüm boyutu var. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kentin estetiğiyle oynayan çeşitli projelerin imzası Vingroup’a ait. Hanoi’daki bir sinematekin AVM yapılmak üzere kapatılmasının arkasında da aynı şirket var. Bu davranış, Hanoi’da özellikle eğitimli kesimlerde tepkilere yol açmıştı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Başka bir örnekte de başka şirketlere verilmeyen, şehrin (Ho Çi Min Şehri) göbeğindeki kamu mülkü yeşil alan, Vingroup’a veriliyor. Öte yandan, şirketle ilgili iddialar, bunun ötesinde çok da görünür değil. Milli ve yerli bir şirket olarak yabancı girişimlerin yerini alması, Vietnam hükümetince olumlu karşılanıyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Köken Ülke Etkisi</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Vingroup bir aile şirketi. Vietnam’ın en zenginleri listesinde, Bay Vuong’a ek olarak, eşi ve baldızı da var. Vingroup çok kısa sürede, yerli ve milli bir lüks marka olarak Vietnamlı tüketicilerin belleklerine kazındı ve ‘köken ülke etkisi’ olarak adlandırılan olguya savaş açtı. Bu etki şuna karşılık gelir: Tüketici, ürünleri, genellikle üretildiği ülkeye bakarak değerlendirir. Örneğin, bir ürün Amerikan, Japon ya da Alman malıysa yüksek kalitede olduğu düşünülür. Yerli malı daha ucuz olsa da kalitesiz sayılır; yabancı ülke mallarının pahalılığı mazur görünür. Nasılsa, fazla para, yüksek kalite için ödenmektedir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Savaş döneminde Vietnamlılarda özgüven, kendine inanç ve zafer kazanma umudu çok yüksekti. Fakat savaş sonrasında çeşitli gelişmeler nedeniyle ve savaş görmemiş yeni kuşağın başka etkiler altında büyüyüp ülke nüfusunun çoğunluğu haline gelmesiyle özgüven de yerlerde sürünmeye başladı. Yerli malı aşağılandı, yabancı mallar kalitesiz bile olsa tercih edildi. Buna bir örnek verelim: </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Amerika’dan gelme, hap görüntülü birtakım yiyecek destekleri, Vietnam’daki eczanelerde satılıyor ve kapış kapış gidiyor. Aynısının yerli sürümü çok daha ucuz ama tercih edilmiyor. Bu ürünlerin sağlığa yararlı olduğu düşünülüyor. Vietnamlı tüketici, bundan ötesine bakmıyor bile. Oysa ilaçlarla ilgili biraz araştırma yapsa, bunların ilaç olmadığını ve sağlığa yararlarının ise tartışmalı olduğunu kendisi görecek. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu Amerikan ürünleri, ilaç değil yiyecek olarak onaylanmış ama ilaçmış gibi yanıltmacalı bir algıyla satışa çıkarılıyor. İşte Bay Vuong, böyle bir ortamda milli bir üretim gerçekleştiriyor. Dolayısıyla yabancı ürün hayranı tüketici çoğunluğuna karşı büyük bir risk alıyor ve başarılı olursa, memleketinin özgüvenini de yükseltmiş olacak.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Milli Telefondan Milli Arabaya</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aslında, milli arabaya geçmeden önce milli telefonu konuşmalıyız. Bay Vuong, milli arabadan kısa bir süre önce sahneye milli bir telefon üretimiyle çıktı; belki de “telefonun milliğiyle arabaya hazırlık yaptı” diyebiliriz. O da riskli bir işti ama arabaya göre daha az zorlu bir adımdı. Belki de arabanın pilot çalışmasıydı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Vingroup altındaki markalar lüks; o markalarla yerli bir üretim söz konusu olduğunda, olasılıklardan biri, lüks markanın saygınlığının yerli ürüne olumlu bir biçimde aktarımı ise diğeri, bu saygınlığın, yerli niteliğinin vurgulanmasıyla zedelenmesi biçiminde olabilir. Hangisinin geçerli olduğu sorusunu yanıtlamak için henüz erken. İlerleyen dönemde göreceğiz. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Arabaya geçmeden önce son olarak, şu soruyu da sormalı: Bay Vuong’ın bir ‘milli burjuva’ olması neden önemli? Çünkü bu işe, zarar etme pahasına giriyor. Akıllı mantıklı bir kapitalist bunu yapmaz. Öte yandan, ortalama bir kapitalistten çok daha zekiyse bunu yapabilir. Nasıl yapar? Vingroup’a Vietnam hükümeti tarafından sağlanan ayrıcalıklar zaten tek başına paha biçilmez. Bu ayrıcalıklar karşılığında, satış güvencesi olmadan bir üretime girişilip zarar edilmesi yine de devede kulak kalabilir. Şirket o ayrıcalıklardan 10 kazanmışsa, yerli ürün üretimiyle belki 1 kaybetmiş oluyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Savaş sonrası Vietnam’da, buna izin verilmez, ‘milli burjuva’ yaratmak yerine, bu ailenin milyar dolarları kamu kaynağı olarak kullanılırdı. Fakat devir, başka bir devir… Sovyetlerin çöküşünden sonra sistem, Vietnam’a giren her bir motosikletten cüzi bir komisyon alma hakkı olan tek bir Vietnamlının villalar alacağı ve bunun yadırganmayacağı biçimde kurgulanmış. Tahmin edersiniz ki bu sınırsız rantla, villalar, yeni villalar doğuruyor, içinde kimsecikler yaşamasa da… Amaç zaten konut sorununu çözmek değil, servet biriktirmek&#8230;</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>Motosiklet Ülkesinde Yerli Araba Satmak</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gelelim VinFast adlı yerli arabaya: Söz konusu olan yalnızca araba değil, elektrikli motosiklet ve bisiklet üretimi de söz konusu. Vietnam’ın motorlu araç pazarında en güçlüler Çin, Japonya ve Güney Kore. Vietnam, savaş sonrasında, düşük gelirli bir ülke olarak, araba sahipliğinde hızlı bir artış beklemiyordu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yollar ona göre yapılmamıştı ve öte yandan, yüksek bir lüks vergisi nedeniyle Vietnam’da araba satın almak, yalnızca ayrıcalıklı kesimlere özgü olagelmişti ya da tam tersi: Araba almak, ayrıcalıklı kesimlere özgü sayıldığı için yüksek bir lüks vergisi alınageliyordu ya da ikisi birden&#8230; </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Vietnam hâlâ dünyada kişi başına en fazla motosiklet düşen ülke. Birçok ailede her bir yetişkin için en az bir motosiklet var. Eskisiydi, hurdasıydı derken, bu rakam iyice artıyor. Motosiklet kullanmayı öğrenme yaşı, ilkokula kadar geri gidiyor. Ergenler arasında motosiklet kullanımı da oldukça yaygın. Aradan geçen yıllarda motorlu araç pazarında şunlar değişti: </span></p>
<p class="p1"><span class="s3">Birincisi, arabalar bir statüsü simgesi olarak görülmeye başlandı; artık bisikletli olmak alt sınıfı, motosikletlilik orta sınıfı ve araba sahipliği üst sınıfı temsil eder birer göstergeye dönüştü. Genç kuşak için araba sahibi olmak, ev sahibi olmaktan da öncelikli büyük bir düş-hedef niteliği kazandı. Bunda hem pazarlamacıların hem de Amerikan filmlerinin rolü büyük. Şöyle bir örnek verelim: </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Vietnamlı bir genç, uyuşturucu satarken yakalanıyor; polis sorgusunda bunu neden yaptığı sorulduğunda, “araba borcunu ödemek için” diye yanıt veriyor. Diğer bir deyişle araba öylesine şişirilmiş bir düş-hedefe dönüştürülmüş ki onun için uyuşturucu bile satılabiliyor. Böylelikle, VinFast’ın satışa çıktığı Vietnam pazarının birtakım temel parametrelerini sıralamış olduk. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Vietnam’da birçok aile, sınıf atlama özlemiyle ve gerçekten ailesel gereksinimler nedeniyle (özellikle birden fazla çocuk sahibi olduklarında) arabaya gereksinim duyuyor; bunun için de borçla orantısız bir biçimde düşük olan aile bütçesi nedeniyle 10-20 yılda ancak ödeyeceği araba kredisine giriyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayrıca ülkede toplu taşıma, son zamanlarda olumlu gelişmeler olmakla birlikte hâlâ zayıf. Daha önce bütçe dostu Hint arabası Tata’nın Vietnam’a girmesi söz konusuydu; fakat pratikte bir etkisi olmadı. VinFast, Vietnam’da piyasadaki arabaların çok altında bir rakama satılıyor. Vingroup, büyük risk alır gibi görünse de aslında, ihtiyaç sahibi ve araba satın almaya can atan bir tüketici kesimi hâlihazırda zaten mevcut. İlk parti arabalar, havada bile kapılabilir. Elbette, tüketici, ilk başlarda biraz kuşkulu yaklaşabilir; fakat eş-dost önerisi, fısıltı gazetesi derken, VinFast kısa sürede patlama yapabilir. Milli araba, ilk aşamada iç pazar için düşünülse de ileride, Kamboçya ve Laos gibi Vietnam mallarının yaygın satışta olduğu komşu ülkeler üzerinden bir dışa açılım adımı atabilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>İstersek Olur, İstemezsek Olmaz</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aslında yerli ve milli bir otomobil üretmenin önünde hiçbir zorluk bulunmuyor. Tek gerekli olan, yerli ve milli bir üretim yanlısı bir hükümetin desteğiyle, risk alıp gerekirse zarar etse de yine de memlekete hizmet etmede istekli ‘milli’ bir burjuvazinin ısrarı. Murat’a, Şahin’e, Anadol’a hâlâ gülünüyor; oysa daha iyisini yapmanın önünde hiçbir engel yok. Hangi parti ve siyasetten olunursa olunsun, artık ideolojik ve kutuplaştırıcı davranışların bırakılması gerekiyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s3">Türkiye’den çok daha küçük bir ekonomiye sahip, 3 milyon insanın yitip gittiği 30 yıllık savaşın ve 100 yıllık sömürgeciliğin yaralarını hâlâ tümüyle saramamış bir ülke bile bunu yapabiliyorsa, Türkiye’de biz şapkayı önümüze koyup düşünmeliyiz. Yok, eğer birbirimize düşü(rülü)p dışa bağımlı olarak yaşamak bizim kendi tercihimizse, önce kendimizi değiştirmeliyiz. Biz tercihlerimizi değiştirip de kendi içimizdeki çeşitliliğe ve farklı düşüncelere saygı duyup birleşirsek yerli ve milli araba da yaparız, uzay mekiği de&#8230;</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/vietnamin-yerli-ve-milli-otomobili-disa-acilma-politikasindan-kendine-yetme-cabasina-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
