<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tesettür &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/tesettur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Oct 2022 10:49:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Tesettür &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Örtünme ve Cinsellik</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ortunme-ve-cinsellik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ortunme-ve-cinsellik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz KÖKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2022 10:49:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18530</guid>

					<description><![CDATA[Baştan söylemem gerek: Kadının cinselliğine temas ettiğimden dolayı çok da memnun değilim. Ayrıca bu yazıda kadının cinselliğine değinmem kadını sadece cinsel bir varlık olarak gördüğüm anlamına asla gelmez. Meselenin böyle bir boyutu var ve bu şekilde gündem olduğu için böyle yazmak zorunda kaldım. (Görüyor musunuz ne hale geldik! Bu açıklamayı yapmak zorunda kalıyorum) Şöyle bir twiter dünyasına baktım; biraz da yazmama bu sebep oldu: Örtünmeye karşı ne kadar çok insan varmış meğer. Kur&#8217;an&#8217;da sadece örtü varmış, başörtüsü yokmuş, örtü de sadece göğüsleri kapatmakla ilgili imiş. Saçları göstermenin haramlıkla ve de cinsellikle hiç alakası yokmuş. Şayet saç kapatılacaksaymış erkek ve kadınların birlikte saçlarını kapatması gerekiyormuş vesaire. İnsan üzülüyor. Ne kadar savrulduk böyle&#8230; Temel meseleleri elifi görse merdek zanneden insanlar tartışma konusu yapıyor. Bizler de değinmek zorunda kalıyoruz. Kısaca ifade etmek isterim: 1. O dönemde zaten başörtüsü takılıyor. Başörtüsü yakalara doğru uzatılacak, göğüsler kapatılacaktır. Efendim, başı kapatma emri yok! Kur&#8217;an&#8217;ın salt mealini esas alırsan varacağın nokta burası tabii!! Hz. Peygamberin hanımları, kızları; sahabenin hanımları, kızları başın örtüleceğini anlamış ve hassasiyetle uygulamıştır. Sünnet bunu açıkça ortaya koyar. Herhalde bunlar ya meseleyi yanlış anlamış; ya da böyle olamayacağı için başörtü tarihselmiş! Çök şartları, sıcak ortam, toz toprak!! İyi ama ümmet sadece peygamberden bu yana &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Baştan söylemem gerek: Kadının cinselliğine temas ettiğimden dolayı çok da memnun değilim. Ayrıca bu yazıda kadının cinselliğine değinmem kadını sadece cinsel bir varlık olarak gördüğüm anlamına asla gelmez. Meselenin böyle bir boyutu var ve bu şekilde gündem olduğu için böyle yazmak zorunda kaldım. (Görüyor musunuz ne hale geldik! Bu açıklamayı yapmak zorunda kalıyorum)</p>



<p>Şöyle bir twiter dünyasına baktım; biraz da yazmama bu sebep oldu: Örtünmeye karşı ne kadar çok insan varmış meğer. Kur&#8217;an&#8217;da sadece örtü varmış, başörtüsü yokmuş, örtü de sadece göğüsleri kapatmakla ilgili imiş. Saçları göstermenin haramlıkla ve de cinsellikle hiç alakası yokmuş. Şayet saç kapatılacaksaymış erkek ve kadınların birlikte saçlarını kapatması gerekiyormuş vesaire.</p>



<p>İnsan üzülüyor. Ne kadar savrulduk böyle&#8230; Temel meseleleri elifi görse merdek zanneden insanlar tartışma konusu yapıyor. Bizler de değinmek zorunda kalıyoruz. Kısaca ifade etmek isterim:</p>



<p>1. O dönemde zaten başörtüsü takılıyor. Başörtüsü yakalara doğru uzatılacak, göğüsler kapatılacaktır. Efendim, başı kapatma emri yok! Kur&#8217;an&#8217;ın salt mealini esas alırsan varacağın nokta burası tabii!! Hz. Peygamberin hanımları, kızları; sahabenin hanımları, kızları başın örtüleceğini anlamış ve hassasiyetle uygulamıştır. Sünnet bunu açıkça ortaya koyar. Herhalde bunlar ya meseleyi yanlış anlamış; ya da böyle olamayacağı için başörtü tarihselmiş! Çök şartları, sıcak ortam, toz toprak!! İyi ama ümmet sadece peygamberden bu yana değil Hz. Adem&#8217;den bu yana bunu uyguluyor. Ne olacak? Olacağı şu: Yanlış anlamış, yanlış uygulamışlar! Biz ne yapalım!!! Çıplaklık kültürünün 100 yıllık bir tarihi var; doğruyu sadece batılı bulmuş, keşfetmiş, anlamış!!! İşte maalesef biz de buna yamanmaya çalışıyoruz!!</p>



<p>Diğer taraftan şunu da belirteyim: Allah &#8220;kat kat faiz yemeyin&#8221; buyurur. Bundan kat kat olmayan faizin yenilebileceği anlaşılmaz. Zira o dönemde faiz kat kat yeniliyordu; dolayısıyla bu ifade ile vakıa dile getirilmiş oluyor. Aynı şekilde o dönemde göğüsler açık şekilde oluyordu, vurgu göğüslerin kapatılması yönünde olmuştur. Bundan başın kapatılmayacağı anlaşılmaz. O zaten kapatılıyordur.</p>



<p>2. Batılılar kadını iyi anlamıştır. Ve kullanmasını bilmiştir. Kadın saçıyla, gözüyle, dudağı ile her yönüyle cinsel bir obje olarak kabul edilmiş, erkeklerin pazarına sürülmüştür. (Herkes ve hep böyle olmuştur demek istemiyorum. Genel olarak bakılırsa böyle olmuştur) Filmler, reklamlar, diziler bu empoze ile dolup taşmaktadır. Birey olma ve özgürlük adına kadın tüm kadınlığını ortaya dökmüştür.&nbsp; Bunlar görmezden nasıl gelinebilir? Kadın saçıyla cinsellik sunmaz nasıl denilebilir? Sadece şampuan reklamları bile saçın cinselliği teşhir edici tarafını ortaya koymaya yetmez mi? Başından tırnağına kadar kadın cinsel bir öznedir. Batılı bunu iyi keşfetmiş ve bunu metaya dönüştürerek kullanmasını bilmiştir. Burada cinsel obje ile cinsel özne arasını ayırt ediyorum. Kadının cinsel obje olması başkaları tarafından metalaştırılması, kullanılması ve istismar edilmesidir. Kadının cinsel özne olması varlığı itibariyledir. Yani kadın fıtraten cinsel bir öznedir. (Başta da söyledim elbette sadece bu değildir) Nitekim Allah &#8220;Kadınlara düşkünlük insanlara süslü gösterilmiş çekici kılınmıştır.&#8221; buyurur. Erkeklerin de elbette cinsel obje ve özne olma durumları vardır, ancak kadınlar kadar değildir. Zaten vakıa da bunu ortaya koymaktadır.</p>



<p>3. Kur&#8217;an kadının cinsel obje değil, cinsel bir özne olduğunu kabul ediyor, başkalarının onu kullanmaması için ona örtünmeyi emrederek saygınlık kazanmasını istiyor. İslam kadını asla cinsel bir obje olarak görmüyor ve müslümanlara bunu yasaklıyor. Tarih bunun şahididir. Örtünme, cinselliği uluorta ortaya dökmemektir. Örtünme, başkalarının bakışlarını kendi üzerine çekmemektir. İşte bu iffettir. İffet sadece namusu korumak olarak anlaşılıyor. Bu anlamı doğrudur ama dardır. İffet hem namusu korumak hem de tavrımız ve tarzımızla üzerimize gelecek bakışları engellemeye çalışmaktır.</p>



<p>Konu o kadar uzun ve hassasiyet gerektiren bir konu ki&#8230;.</p>



<p>Son olarak kadın fıtraten cinsel bir özne olduğuna göre cinselliğini nasıl ortaya koyacaktır? Bu da neticede bir gerekliliktir. İşte İslam, kadının cinselliğini sadece evlilik müessesesi ile yaşamasını ve sergilemesini istemektedir. Dolayısıyla ondan ne çıkar, bundan ne çıkar canım diyerek İslam&#8217;ın hükümlerini esnetmenin ve gevşetmenin anlamı yoktur. Resulullah ve ashabı nasıl uygulamışsa bu bizim için yeterlidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ortunme-ve-cinsellik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öbür Dünya Derdi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/obur-dunya-derdi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/obur-dunya-derdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salih Diriklik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2022 10:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18423</guid>

					<description><![CDATA[Halil Konakçı hocayı &#8220;sokaklardaki müstehcenlik&#8221; vaazı sebebiyle eleştirme paranoyası, 1988&#8217;de başlayıp 22 yıl süren başörtüsünü öcü gibi görme hastalığının gecikmiş varyasyonundan başka bir şey değil. Eski dönemdeki paranoyanın analizini en iyi yapan yazılardan birinin, aslında dini duyarlılığı pek bulunmayan bir bayan tarafından yazılmış olması ise hayrete şayan bir durum: &#8221; ..Başını örtmeyen kadınlar, ısrarla Kuran&#8217;ın baş örtme zorunluluğu getirmediğini savunuyor; Kuran&#8217;ı böyle yorumlamayanlara kızıyor, başörtülülerle sıkı bir &#8216;dindarlık&#8217; yarışına giriyorlar. Bana kalırsa onların bu uzlaşmaz tutumlarının altında sadece Cumhuriyet için duydukları endişe değil, kendi &#8216;öbür dünyaları&#8217; için duydukları endişe de yatıyor!Bu argümanı Nejla Arat bir TV programında ..&#8217;Ayrımcılık yapıyorlar. Biz Müslümanız, siz değilsiniz, demiş oluyorlar…&#8217; demişti. &#8216;Ayrımcılık yapıyorlar&#8217; diye ifade edilmeye çalışılan duygu aslında şu: Özellikle bizim gibi yüzde 99&#8217;u Müslüman olan ama sadece yarısı başını kapatan bir ülkede, Müslüman olduğunu söyleyen ama başını örtmeyenler, örtenleri gördükçe vicdani rahatsızlık duyuyor galiba. Herkes birden örtmese, herkes Kuran&#8217;dan ..tesettürün şart olmadığı sonucunu çıkarsa ve hep birlikte uygulasa, vicdanen rahat edecekler… Ama o örtenler var ya örtenler, ..onların içindeki rahatsızlığı depreştiriyor… &#8216;Defolu Müslüman&#8217; oldukları duygusunu yaratıyor belki. ..Aslında başlarını örtmek istemiyorlar. Ama bunun İslam&#8217;a uygun olduğu konusunda &#8216;konsensüs sağlanmasını&#8217; ve hep birlikte uygulanmasını istiyorlar. Bunun aksini hatırlatan biriyle karşılaştıklarında da huzursuz oluyor, onları &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Halil Konakçı hocayı &#8220;sokaklardaki müstehcenlik&#8221; vaazı sebebiyle eleştirme paranoyası, 1988&#8217;de başlayıp 22 yıl süren başörtüsünü öcü gibi görme hastalığının gecikmiş varyasyonundan başka bir şey değil. Eski dönemdeki paranoyanın analizini en iyi yapan yazılardan birinin, aslında dini duyarlılığı pek bulunmayan bir bayan tarafından yazılmış olması ise hayrete şayan bir durum:</p>



<p>&#8221; ..Başını örtmeyen kadınlar, ısrarla Kuran&#8217;ın baş örtme zorunluluğu getirmediğini savunuyor; Kuran&#8217;ı böyle yorumlamayanlara kızıyor, başörtülülerle sıkı bir &#8216;dindarlık&#8217; yarışına giriyorlar. Bana kalırsa onların bu uzlaşmaz tutumlarının altında sadece Cumhuriyet için duydukları endişe değil, kendi &#8216;öbür dünyaları&#8217; için duydukları endişe de yatıyor!<br>Bu argümanı Nejla Arat bir TV programında ..&#8217;Ayrımcılık yapıyorlar. Biz Müslümanız, siz değilsiniz, demiş oluyorlar…&#8217; demişti. &#8216;Ayrımcılık yapıyorlar&#8217; diye ifade edilmeye çalışılan duygu aslında şu:<br></p>



<p>Özellikle bizim gibi yüzde 99&#8217;u Müslüman olan ama sadece yarısı başını kapatan bir ülkede, Müslüman olduğunu söyleyen ama başını örtmeyenler, örtenleri gördükçe vicdani rahatsızlık duyuyor galiba. Herkes birden örtmese, herkes Kuran&#8217;dan ..tesettürün şart olmadığı sonucunu çıkarsa ve hep birlikte uygulasa, vicdanen rahat edecekler… Ama o örtenler var ya örtenler, ..onların içindeki rahatsızlığı depreştiriyor… &#8216;Defolu Müslüman&#8217; oldukları duygusunu yaratıyor belki.<br></p>



<p>..Aslında başlarını örtmek istemiyorlar. Ama bunun İslam&#8217;a uygun olduğu konusunda &#8216;konsensüs sağlanmasını&#8217; ve hep birlikte uygulanmasını istiyorlar. Bunun aksini hatırlatan biriyle karşılaştıklarında da huzursuz oluyor, onları affetmiyorlar.<br></p>



<p>Peki, aynı öfkeyi neden öteden beri başını geleneksel biçimde başörtüsüyle örtenlere karşı duymuyorlardı ..derseniz; çünkü o kesimin başını örtmesini &#8216;İslamiyet&#8217;in yanlış yorumuyla&#8221; açıklamak daha kolaydı… &#8216;Onlar İslam&#8217;ı kaynaklarından inceleyemiyor, dolayısıyla öyle zannediyorlar&#8217; diye savunabilirlerdi kendi yaşam tarzlarını.<br></p>



<p>Ama türbanlılar için aynı şeyleri söylemesi kolay değil. Üniversite bitirmiş, doktor, avukat, sosyolog olmuş, siyasete girmiş bir kadının tesettüre girmekteki ısrarını aynı gerekçelerle açıklaması zorlaşıyor ve bu zorlaşma, başı açık ama Müslüman kadını hırçınlaştırıyor…/ Gülay Göktürk-25.01.2004, Tercüman gazetesi&#8221;</p>



<p>Eğer Halil hocanın güncel sözlerini eleştirirken &#8220;Canım, biz de Müslüman değil miyiz yani!&#8221; diyen birini görürseniz, ona bu yazıyı gönül rahatlığıyla okutabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/obur-dunya-derdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çıplaklık Fıtratı Bozmak ve Allah&#8217;a Yabancılaşmaktır</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ciplaklik-fitrati-bozmak-ve-allaha-yabancilasmaktir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ciplaklik-fitrati-bozmak-ve-allaha-yabancilasmaktir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet SÜRMELİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2020 08:08:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15882</guid>

					<description><![CDATA[Tesettür emri aslında fıtridir. İnsanın yaratılışına en uygun olandır. Tesettürün fıtriliğini Kur’an-ı Kerim’den şöyle örneklendirebiliriz. Yüce Allah, ilk insanı ve eşini yaratıp cennete yerleştirmiştir. Cennete riayet edecekleri kuralları da şu ayette açıklandığı üzere onlara öğretmiştir: “وَيَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلاَ مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ” “Ve (sana gelince) Ey Âdem, sen ve eşin, yerleşin şu cennete ve yiyin, neyi gönlünüz çekerse; ama sakın şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalim kimselerden olursunuz!”[1] İnsanı daha ilk yaratılışından itibaren rakip gören şeytan, yalanlarını süsleyerek Âdem ve Havva’yı kandırmıştır: “فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُورِيَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَاتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَاكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِلاَّ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ” “Derken şeytan, kendilerine örtülmüş olan avret yerlerini açmak için ikisine de vesvese verdi ve: ‘Rabbiniz size bu ağacı birer melek olmamanız yahut ölümsüzlüğe kavuşmamanız için yasak etti.’ dedi.”[2] Bu vesvesesini ve yalanını şeytanca bir yeminle de desteklemeye çalıştı: “وَقَاسَمَهُمَا إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِحِينَ” “Sonra da ‘Ben sizin iyiliğiniz için öğüt veriyorum’ diye yemin etti.”[3] Âdem ve Havva’nın avret yerleri açılınca ne yaptıklarını Kur’an şöyle anlatmıştır: “فَدَلاَّهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَاتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَنَادَاهُمَا رَبُّهُمَا أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tesettür emri aslında fıtridir. İnsanın yaratılışına en uygun olandır. Tesettürün fıtriliğini Kur’an-ı Kerim’den şöyle örneklendirebiliriz. Yüce Allah, ilk insanı ve eşini yaratıp cennete yerleştirmiştir. Cennete riayet edecekleri kuralları da şu ayette açıklandığı üzere onlara öğretmiştir: “وَيَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلاَ مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ” “Ve (sana gelince) Ey Âdem, sen ve eşin, yerleşin şu cennete ve yiyin, neyi gönlünüz çekerse; ama sakın şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalim kimselerden olursunuz!”[1] İnsanı daha ilk yaratılışından itibaren rakip gören şeytan, yalanlarını süsleyerek Âdem ve Havva’yı kandırmıştır: “فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُورِيَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَاتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَاكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِلاَّ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ” “Derken şeytan, kendilerine örtülmüş olan avret yerlerini açmak için ikisine de vesvese verdi ve: ‘Rabbiniz size bu ağacı birer melek olmamanız yahut ölümsüzlüğe kavuşmamanız için yasak etti.’ dedi.”[2] Bu vesvesesini ve yalanını şeytanca bir yeminle de desteklemeye çalıştı: “وَقَاسَمَهُمَا إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِحِينَ” “Sonra da ‘Ben sizin iyiliğiniz için öğüt veriyorum’ diye yemin etti.”[3] Âdem ve Havva’nın avret yerleri açılınca ne yaptıklarını Kur’an şöyle anlatmıştır: “فَدَلاَّهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَاتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَنَادَاهُمَا رَبُّهُمَا أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَا إِنَّ الشَّيْطَآنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ” “Ve böylece (şeytan) onları yanıltıcı düşüncelerle yönlendirdi. Fakat o ikisi/Âdem ve Havva, sözü geçen ağacın meyvesinden tadar tatmaz birden çıplaklıklarının farkına vardılar ve cennetten topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye koyuldular. Bunun üzerine Rableri onlara (şöyle) seslendi: “Ben sizi o ağaçtan menedip de, ‘Şeytan sizin gerçekten apaçık düşmanınızdır’ dememiş miydim?”[4] Aynı manzara Tâhâ Suresinin 121. ayetinde de ele alınmıştır. Bu ayetlerden varılan açık sonuç; ‘Âdem ve Havva’nın mahrem yerleri açıldığında cennet yapraklarıyla örtünmeye çalışmalarının’ tesettürün fıtri olduğu hakikatini ortaya çıkarmasıdır. Her ikisinin de cennet yapraklarını aceleyle vücutlarının avret-i galiza denilen yerlerine yamamaları, örtünmenin insanın doğasında oluşunun bir kanıtıdır. İslâmi kaynaklar Hz. Âdem’le ilgili şu açıklamayı yaparlar: “Allah (c.c.), Âdem’i yarattığı zaman eşyanın/varlıkların isimlerini (ve hakikatini) ona öğretti, hükümleri bildirdi ve on verdiği hükümlerini peygamberlikle tescil etti. Allah’ın, Âdeme öğrettiği hükümler içerisinde avret yerlerinin örtülmesi de vardı.”[5] Bu açıklamalar gösteriyor ki tesettür hem doğal bir davranış hem de bilinçli bir eylemdir. İnsan tesettürü terk ederek çıplaklığa tamamen veya kısmen razı olacak olursa fıtratından sapmış olur. Âdem ve Havva avret yerlerinin açılmasını kendilerine bir yabancılaşma olarak görmüşler ve doğal tepki vererek elde ki imkânlarla örtünmeye çalışmışlardır. Eğer çıplaklığı tercih edip avret yerlerinin açılmalarına kayıtsız kalacak olsalardı, özel olarak yetiştirildikleri insaniyet makamından düşeceklerdi. Çünkü çıplaklığı kısmen veya tamamen tercih etmek fıtratı bozup insanlıktan uzaklaşmaktır. Bu uzaklaşmanın neticesinde kişi doğal refleksini yapamaz hâle gelir ki “bel hüm edall” denilen şey budur. Yüce Allah Mekke döneminin başlarında indirdiği A’raf suresinde tesettüre dolaylı bir atıf yapmış ve Müslümanlara yaratılışlarındaki saffete dönmelerinin ve orada istikrarlı olmalarının önemini kavratmıştır. Tesettürün gayesi; Allah’ın emri ve sünnetin beyanı doğrultusunda örtünüp vücudun mahrem yerlerini teşhir ederek herhangi bir fitneye; cinsel istismara sebep olmamaktır. Bu bağlamda Allah Teâlâ insanlardan geniş ve vücut hatlarını belli etmeyen elbiseleri tercih etmeyi emretmiştir. Hz. Peygamber’in uygulamaları da bu yönde olmuştur. Meşhur “cilbab” ayeti bu konuyu yeterince açıklamaktadır: “يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا” “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: Bir ihtiyaç için dışarı çıktıklarında örtülerini/cilbablarını üstlerine alsınlar, vücutlarını örtsünler. Bu onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı eziyet edilmemelerini daha iyi sağlar. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”[6] Ayetteki “cilbab” kelimesinin birçok anlamı vardır. Bu örtünün özelliği bütün bedeni örtmesi ve vücut hatlarını belli etmemesidir. Bu durumda kelime ve kavramlara kendi tercihimize göre bir anlam vermemeliyiz. Böyle bir yaklaşım konuyu ilmi olmaktan uzaklaştırır. Dışarıya çıkarken, ev içinde giyilen elbiselerin üzerine giyilen ve hanımların vücut hatlarını belli etmeyen, şeffaf olmayan çarşaf, çadır,[7] ferace, atkı ve pardösü türünden giyeceklerin hepsine cilbab denilir. Cilbab/dış örtü kullanmayı hanımlara Yüce Allah emretmiştir. Kur’an’ın beyanına göre ancak yaşlı kadınlar; kimsenin cinsel açıdan istek duymadığı ihtiyar hanımlar isterlerse dış örtülerini (pardösü, manto, atkı, çarşaf vb.) çıkarabilirler: “وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَاء اللَّاتِي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَّهُنَّ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ” “Ve (bilin ki) artık cinsi arzu duymayacak kadar kocamış kadınların, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmak niyeti taşımaksızın (dış) giysilerini çıkarmalarında bir sakınca yoktur. Ama böylelerinin bile sakınmaları kendileri için daha hayırlı olur. Allah, mutlak ve sınırsız bilgi sahibi olarak, her şeyi işitmektedir.”[8] Cilbab türlerinden biri dış elbise olarak forma gibi dayatılmamalıdır. Kriterlere uyduktan sonra dış örtünün şeklini sahih örf belirler. Bize göre de en ideali siyah çarşaf olmakla beraber, diğerleri de istenen ölçüleri taşıdığı zaman meşruiyet kazanır. Farklı tercihlerden dolayı Müslümanların birbirlerine saygı duymaları gerekir. Farklı tercihler fitneye alet edilmemelidir. Yeterki tesettür tam olsun; Kur’an ve sünnetin ruhuna uysun.</p>



<p>[1] A’raf 7 / 19.</p>



<p>[2] A’raf 7 / 20.</p>



<p>[3] A’raf 7 / 21.</p>



<p>[4] A’raf 7 / 22.</p>



<p>[5] İbni Arabî, Ebubekir b. Muhammed, Ahkamu’l-Kur’an, D.K.İ, Beyrut 1988, I / 33.</p>



<p>[6] Ahzab 33 / 59.</p>



<p>[7] Erzurum, Sivas yöresine mahsus tesettürü sağlayan, tepeden tırnağa vücudu örten ve elbisenin üzerine alınan tek parça örtü.</p>



<p>[8] Nur 24 / 60.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ciplaklik-fitrati-bozmak-ve-allaha-yabancilasmaktir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
