<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taliban &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/taliban/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2021 13:54:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Taliban &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Taliban ve Kadınlar!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/taliban-ve-kadinlar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/taliban-ve-kadinlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2021 13:54:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17662</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi daha birkaç yıl öncesinde başörtülü kızlar üniversiteye gitmesin ve de okumasın diye Anayasa Mahkemesine gitmişti…Şimdi de ne oldu biliyor musunuz? CHP, Afganistan’da Taliban’ın kadınların okumasına müsaade edip etmeyeceğini tartışıyor ve endişelerini gündeme getiriyor. Ne işe kaldık Yahu! İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, 28 Şubat döneminde Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programına dönemin İçişleri Bakanı olarak katıldığında , çok kararlı şekilde Milli Güvenlik Kurulunun ,&#8221;kızların başörtüsüyle üniversitelere girmesinin engellenmesi&#8221; kararını uygulayacağını söylemiştir. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? O da Taliban’ın kadınlara yönelik baskılarından endişe duyduğunu açıklamaktadır…Ne garip iş değil mi? Afganistan’da Taliban’ın kanun zoru veya zorbalıkla istemediği halde bir kadının başını zorla kapatmasıyla, Kılıçdaroğlu ve Akşener’in yine kanun ve polis zoruyla üniversiteye giden kızların başlarını zorla açtırması arasında ne fark vardır? İkisi de insan hakkı ihlali değil midir? Şimdilerde her ikisi de demokrasi ve insan hakları diyorlar da başka da bir şey demiyorlar. İnandık mı! Taliban ruhu içlerinde çok tazedir. Fırsat bulduklarında aynı işlere girişebilirler…Onları bu noktaya getiren de hiç şüphesiz Ak Parti’nin siyasi gücüdür. Taliban gibi hareket etme düşüncelerinden onları vazgeçiren ise Cumhurbaşkanımızın liderlik kabiliyeti ve uzun süre seçim kaybetmeyişidir. Asla isteyerek bu noktaya gelmemişlerdir. Geçmişte ülkemizde başı örtülü kızlara zulmedenler ile Afganlı Taliban arasında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cumhuriyet Halk Partisi daha birkaç yıl öncesinde başörtülü kızlar üniversiteye gitmesin ve de okumasın diye Anayasa Mahkemesine gitmişti…Şimdi de ne oldu biliyor musunuz? CHP, Afganistan’da Taliban’ın kadınların okumasına müsaade edip etmeyeceğini tartışıyor ve endişelerini gündeme getiriyor. Ne işe kaldık Yahu!</p>



<p>İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, 28 Şubat döneminde Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programına dönemin İçişleri Bakanı olarak katıldığında , çok kararlı şekilde Milli Güvenlik Kurulunun ,&#8221;kızların başörtüsüyle üniversitelere girmesinin engellenmesi&#8221; kararını uygulayacağını söylemiştir. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? O da Taliban’ın kadınlara yönelik baskılarından endişe duyduğunu açıklamaktadır…Ne garip iş değil mi?</p>



<p>Afganistan’da Taliban’ın kanun zoru veya zorbalıkla istemediği halde bir kadının başını zorla kapatmasıyla, Kılıçdaroğlu ve Akşener’in yine kanun ve polis zoruyla üniversiteye giden kızların başlarını zorla açtırması arasında ne fark vardır? İkisi de insan hakkı ihlali değil midir? Şimdilerde her ikisi de demokrasi ve insan hakları diyorlar da başka da bir şey demiyorlar. İnandık mı!</p>



<p>Taliban ruhu içlerinde çok tazedir. Fırsat bulduklarında aynı işlere girişebilirler…Onları bu noktaya getiren de hiç şüphesiz Ak Parti’nin siyasi gücüdür. Taliban gibi hareket etme düşüncelerinden onları vazgeçiren ise Cumhurbaşkanımızın liderlik kabiliyeti ve uzun süre seçim kaybetmeyişidir. Asla isteyerek bu noktaya gelmemişlerdir.</p>



<p>Geçmişte ülkemizde başı örtülü kızlara zulmedenler ile Afganlı Taliban arasında bir başka fark daha var o da, Taliban bu işleri eli silahlı saçı sakalı birbirine karışmış adamlarına, Kılıçdaroğlu ve Akşener ise bu işi kravatlı gayet güzel giyinmiş ve de tıraş olmuş kişilere yaptırıyordu. Taliban’ın elinde silah var bizimkilerin elinde ise mühür ve imza yetkisi vardı. Hepsi bu! Sonuç mu, aynen Afganistan ve Taliban gibi insan hakkı ihlali…Bu işleri yapan Çevik Bir ve Çetin Doğan gibiler şimdilerde hapisteler…</p>



<p>Bu noktada önemli bir uyarıda Ak Partili sorumlulara yapmamız gerekir. Sakın ha ABD ve Avrupa ülkelerinin Afganistan’da ki kadın hakları ihlali ve korunmalarıyla ile ilgili söyledikleri sözlere kanmayın! Bu konuda geçmişte yanıldınız. Bu yalanlarla ancak Suriye, Irak, Libya, Yemen, Filistin başta olmak üzere Müslümanların hanımlarına ne kadar kötülükler yaptıklarını görmediniz mi? Merhamet ettiler mi hiç onlara?</p>



<p>Irak’ta özgürlük, Suriye’de demokrasi, Yemen’de hürriyet, Libya’da seçme ve seçilme hakkı sözleriyle Batı, ABD, Rusya ve Çin hiç şüphesiz bu ülkelerdeki çıkarlarının takiplerini yapmaktadırlar. Bunun dışında söyledikleri hiçbir söz insan ve onu korumaya yönelik değildir. Sihirbazlar gibi sağ ellerinde bu yalanları tutarlar, sol elleriyle de çaktırmadan işgal ettikleri ülkelerin yeraltı ve yerüstü madenlerine ve zenginliklerine çökeler. Böyle de ahlaksızdırlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/taliban-ve-kadinlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Afganistan’ı Yalnız Bırakmamalıdır</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkiye-afganistani-yalniz-birakmamalidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turkiye-afganistani-yalniz-birakmamalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2021 12:06:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17623</guid>

					<description><![CDATA[&#8216;Güncellenmiş Taliban&#8217; kavramı Rus işgaline karşı verilen mücadelede uzun süre Afganistan&#8217;da kalmış bölgeyi yakından tanıyan bir isme ait. Taliban ve Afganistan&#160;hakkında yazmadan ve konuşmadan önce bölgeyi bilenlere çeşitli sorular sordum.ture-in-PictureFullscreen Aldığım cevaplarla Afganistan hakkında ahkâm kesenlerin ve oluşturulan algıların gerçeği yansıtmadığını gördüm. Son yazdığım yazıyı da yine bölgeyi iyi bilen bir arkadaşa okuttuktan sonra yayınladım. 1996-2001 yılları arasında Afganistan&#8217;a hükmeden&#160;Taliban&#8216;ın dışarıya verdiği resim Batı medyasının abartmasıyla maalesef çok itici, kaba ve nefret ettiriciydi. İslam dinine ya da Müslümanlara karşı duyulan nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelen&#160;İslamofobiye bolca malzeme verdiler. Oysa İslam müjdelemeyi nefret ettirmemeyi, kolaylaştırmayı zorlaştırmamayı esas alan bir dindir. Hem Batı medyası hem de ülkemizdeki Batıcı medya ve kafalar şeytanlaştırdıkları Taliban üzerinden İslamofobiyi teşvik ettiler halen de ediyorlar. Tıpkı IŞID, el-Kaide ve Boko Haram gibi örgütler üzerinden İslam düşmanlığı körüklendiği gibi Taliban üzerinden de aynı mesaj verilmeye çalışılıyor. Taliban&#8217;ın vahşet denecek uygulamalarını savunacak değilim.&#160;Taliban ve 1996-2001 arasındaki uygulamaları&#160;kesinlikle İslam&#8217;ı temsil etmez.&#160;Önce bunun altını kalın çizgilerle çizelim. Tam tersine İslam düşmanlarına kullanabilecekleri bol miktarda malzeme vermişlerdir. Taliban&#8217;ın o dönemdeki uygulamalarını kendi geleneksel yapılarının yorumu/yansıması olarak görüyorum. Katılıkları ve sertlikleri İslami kültürün değil, geleneksel kültürün yansımasıdır. Hanefi Maturidi&#160;geleneğine sahip olmaları onları kesinlikle aklamaz. Önemli olan o geleneği iyi okuyup &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8216;Güncellenmiş Taliban&#8217; kavramı Rus işgaline karşı verilen mücadelede uzun süre Afganistan&#8217;da kalmış bölgeyi yakından tanıyan bir isme ait.</p>



<p><strong>Taliban ve Afganistan</strong>&nbsp;hakkında yazmadan ve konuşmadan önce bölgeyi bilenlere çeşitli sorular sordum.ture-in-PictureFullscreen</p>



<p>Aldığım cevaplarla Afganistan hakkında ahkâm kesenlerin ve oluşturulan algıların gerçeği yansıtmadığını gördüm. Son yazdığım yazıyı da yine bölgeyi iyi bilen bir arkadaşa okuttuktan sonra yayınladım.</p>



<p>1996-2001 yılları arasında Afganistan&#8217;a hükmeden&nbsp;<strong>Taliban</strong>&#8216;ın dışarıya verdiği resim Batı medyasının abartmasıyla maalesef çok itici, kaba ve nefret ettiriciydi.</p>



<p>İslam dinine ya da Müslümanlara karşı duyulan nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelen&nbsp;<strong>İslamofobiye bolca malzeme verdiler.</strong></p>



<p>Oysa İslam müjdelemeyi nefret ettirmemeyi, kolaylaştırmayı zorlaştırmamayı esas alan bir dindir.</p>



<p>Hem Batı medyası hem de ülkemizdeki Batıcı medya ve kafalar şeytanlaştırdıkları Taliban üzerinden İslamofobiyi teşvik ettiler halen de ediyorlar.</p>



<p>Tıpkı IŞID, el-Kaide ve Boko Haram gibi örgütler üzerinden İslam düşmanlığı körüklendiği gibi Taliban üzerinden de aynı mesaj verilmeye çalışılıyor.</p>



<p>Taliban&#8217;ın vahşet denecek uygulamalarını savunacak değilim.&nbsp;<strong>Taliban ve 1996-2001 arasındaki uygulamaları</strong>&nbsp;<strong>kesinlikle İslam&#8217;ı temsil etmez.</strong>&nbsp;Önce bunun altını kalın çizgilerle çizelim. Tam tersine İslam düşmanlarına kullanabilecekleri bol miktarda malzeme vermişlerdir.</p>



<p>Taliban&#8217;ın o dönemdeki uygulamalarını kendi geleneksel yapılarının yorumu/yansıması olarak görüyorum.</p>



<p>Katılıkları ve sertlikleri İslami kültürün değil, geleneksel kültürün yansımasıdır.</p>



<p><strong>Hanefi Maturidi</strong>&nbsp;geleneğine sahip olmaları onları kesinlikle aklamaz. Önemli olan o geleneği iyi okuyup hayata yansıtmaktır.</p>



<p>Taliban yaşadığı ortamın içinde bulunduğu geleneği yansıtmıştır.</p>



<p><strong>Hanefi Maturidi</strong>&nbsp;geleneğinin en güzel temsilcisi&nbsp;<strong>Mevlana Celaleddin Rumi&#8217;dir</strong>. Mevlana da Afganistan kökenlidir ve Hanefi Fıkıh alimlerinden biridir.</p>



<p>Mevlana&#8217;nın hoşgörüsü ve insana bakışıyla Taliban&#8217;ın hâkim olduğu 5 yıl içindeki uygulamaları mukayese edilince aynı mezhebe mensup iki farklı yorumun hangisinin güzellik dini olan İslam&#8217;ın hedefine/ruhuna daha uygun olduğu rahatlıkla görülebilir.</p>



<p><strong>ABD İŞGALİ ve TALİBAN İLE MÜZAKERE</strong></p>



<p>Güncellenmeye tekrar dönecek olursak Taliban&nbsp;<strong>Usame bin Ladin&#8217;i</strong>&nbsp;ABD&#8217;ye vermeyi reddedince&nbsp;<strong>1999 yılında BMGK 1267</strong>&nbsp;sayılı kararıyla Taliban ve el-Kaide&#8217;yi terör örgütü listesine almıştı.</p>



<p>ABD 2001&#8217;de Afganistan&#8217;ı işgal etti.</p>



<p>Taliban ABD işgalinden sonra pes etmedi, işgale karşı mücadelesini sürdürdü.</p>



<p>10 yıl sonra&nbsp;<strong>ABD silahlı mücadelenin çözüm olmadığını fark etti</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>28 Kasım 2010</strong>&nbsp;tarihinde&nbsp;<strong>Münih&#8217;</strong>de Taliban ile masaya oturdu. Tam 11 saat süren uzun bir görüşme yaptı.</p>



<p>ABD&nbsp;<strong>15 Şubat 2011&#8217;de</strong>&nbsp;Taliban ileikinci kez&nbsp;<strong>Katar&#8217;da</strong>&nbsp;bir araya geldi.</p>



<p>Yani ABD&#8217;nin Taliban ile görüşmesi yeni değil, 10 yıldır görüşüyor!</p>



<p><strong>TALİBAN TERÖR ÖRGÜTÜ LİSTESİNDE YOK</strong></p>



<p>Artık Taliban da barış istiyordu. Bunu gören&nbsp;<strong>BMGK 2011 yılında 1989 sayılı</strong>&nbsp;kararıyla Taliban&#8217;ı terör örgütü listesinden çıkardı.</p>



<p>Yani&nbsp;<strong>Taliban artık terör örgütü sayılmıyor</strong>.</p>



<p>Taliban uluslararası camiada&nbsp;<strong>tanınmak için</strong>&nbsp;çabalıyor.</p>



<p><strong>Taliban</strong>&nbsp;18 Kasım 2013 tarihinde Katar Doha&#8217;da&nbsp;<strong>siyasi temsilcilik bürosu</strong>&nbsp;açıyor.</p>



<p>Taliban güncelleniyor!</p>



<p>Taliban, Doha&#8217;da resmi görüşmeler yapıyor. Sadece 2019&#8217;da ABD ile 9 ayrı görüşme gerçekleştiriyor.</p>



<p>2021 Şubatında ABD Taliban ile Afganistan&#8217;dan Mayıs ayında tamamen çekilmek üzere anlaşıyor. Mayıs ayında tamamlanamayınca Eylül ayına kadar çekilme üzerine mutabakat sağlanıyor.</p>



<p>6 ay içerisinde Kabil&#8217;e girmesi mümkün olmadığı düşünülen Taliban sürpriz bir şekilde on gün içinde Kabil&#8217;i ele geçiriyor.</p>



<p>Ve yine sürpriz bir şekilde Taliban ılımlının da ötesinde&nbsp;<strong>makul ve mantıklı açıklamalar yaparak dünyayı şaşırtıyor.</strong></p>



<p>Muhaliflere genel aftan tutun en katı olduğu ve eleştirildiği kadın politikaları hususunda dahi fevkalade önemli açılımlar getiriyor.</p>



<p>Güncellenmenin bu boyutunda &#8216;Taliban geçmişten ders alarak mı katılıktan vazgeçti yoksa uluslararası camiada tanınmak için mi böyle olumlu adımlar atıyor?&#8217; tartışması başladı.</p>



<p><strong>TALİBAN IŞID FARKI</strong></p>



<p>Taliban&#8217;ı IŞID ve el-Kaide ile aynı kefeye koyanlar bu açılımları inandırıcı bulmuyorlar. Aslında kendi bakış açılarından değerlendirildiğinde haklı da sayılabilirler.</p>



<p>Ancak Taliban&#8217;ın IŞID ve el-Kaideden farklı olduğunu bilmedikleri için yanılıyorlar.</p>



<p>Bilen de bilmeyen de konuşuyor.</p>



<p>İnandırıcılıkları konusunda ben de uygulamayı görmek gerektiğini düşünüyor, o yüzden teenni ile yaklaşmayı tercih ediyorum. Ancak fotoğrafı doğru okumak için Taliban&#8217;ın diğerlerinden farklı olduğunu bilmek gerekir.</p>



<p>Taliban ile IŞİD&#8217;ı aynı kategoriye koymak birbirine düşman iki kesimi dost olarak göstermek gibi bir şey.</p>



<p>Bir defa Taliban&nbsp;<strong>inanç ve düşünce açısından</strong>&nbsp;IŞID ve el Kaideden&nbsp;<strong>farklıdır.</strong></p>



<p>Taliban Hanefi Maturidi ekolüne mensuptur. Hâlbuki IŞID ve el-Kaide Selefi akımın temsilcileridir, Taliban&#8217;a karşıdırlar ve onları bidat ehli olarak görürler. Hatta IŞID kimi güçler tarafından Afganistan&#8217;da Taliban&#8217;a karşı mücadele etmesi için desteklenmektedir. Taliban da onlara karşı tavizsizdir.</p>



<p>İkinci olarak&nbsp;<strong>Taliban mensuplarının hepsi Afganistanlıdır</strong>, IŞID ve el-Kaide mensupları ise dünyanın dört bir tarafından devşirilmiştir.</p>



<p>Üçüncü olarak da&nbsp;<strong>Taliban&#8217;ın faaliyet alanı Afganistan&#8217;dır</strong>. Bu itibarla milli ve işgale karşı direnmektedir. IŞID ve el-Kaide&#8217;nin faaliyet alanı bütün dünyadır!</p>



<p>Dördüncüsü Taliban 2010&#8217;dan bu yana yürüttüğü kamu diplomasisi ile<strong>&nbsp;uluslararası alanda tanınmak&nbsp;</strong>için resmi temsilcilik açarak faaliyet gösterirken, IŞID ve el-Kaide&#8217;nin tanınma gibi bir hedefi bulunmamaktadır.</p>



<p><strong>DEĞİŞİM VE GELİŞME</strong></p>



<p>Dolayısıyla Taliban son on yılda yürüttüğü açılımlar ile kendisini güncellemekte, daha önce &#8211; mesela Şiiler gibi- düşman olarak gördüğü birtakım kesimlere zeytin dalı uzatmakta, dün kadının çalışmasını yasaklarken bugün önünü açmakta, böylece&nbsp;<strong>gelişmeye ve değişime açık</strong>&nbsp;olduğunu göstermektedir. Oysa IŞID ve el-Kaide&#8217;de böyle bir değişim söz konusu değildir.</p>



<p>Öte yandan bu örgütlerin dünyadaki<strong>&nbsp;İslam algısına verdikleri zararlar&nbsp;</strong>bir yana -orası ayrı bir konu- ortada yeni bir durum vardır.</p>



<p><strong>Taliban ülkenin hâkimidir</strong>&nbsp;ve tüm bölge ülkeleri de artık yeni Afganistan hükümetini beklemektedir.</p>



<p>Bu arada Taliban&#8217;ın da bölge ülkeleriyle&nbsp;<strong>çok yönlü görüşmeler</strong>&nbsp;yaptığı gözden kaçmamaktadır.</p>



<p>Taliban uluslararası meşruiyet kazanmak için şaşırtıcı açıklamalar yapıyor olabilir.</p>



<p>Ama artık ortada bir Afgan yönetimi var ve kimi emperyalist çevreler bunu fırsata çevirebilir. Bunların başında da Çin gelmektedir.</p>



<p><strong>AFGANİSTAN YALNIZ BIRAKILMAMALIDIR</strong></p>



<p><strong>Çin</strong>&nbsp;Taliban&#8217;a yeşil ışık yakarak Afganistan üzerinde telafisi mümkün olmayan bir nüfuz elde edebilir. Bu da&nbsp;<strong>Afganistan için tehlikeli sonuçlar doğurabilir.</strong>&nbsp;Taliban da tanınma kaygısıyla bu yaklaşımı reddetmeyebilir ki, gelişmeler onu gösteriyor.</p>



<p>İşte bu aşamada Taliban&#8217;ı bugün verdiği sözlerle ve açıklamalarla değerlendirip ihtiyatlı davranmak ve&nbsp;<strong>Afganistan&#8217;ı yalnız bırakmamak Türkiye&#8217;nin önceliği olmalıdır.</strong></p>



<p><strong>Afgan halkının Türkiye sevgisi</strong>&nbsp;göz önünde bulundurulur ve Taliban sözcülerinin de Türkiye&#8217;yi müttefik görme arzuları hesaba katılırsa, Afganistan&#8217;ın imar ve inşası devlet kurumlarının ihyası hususunda yeni yönetime katkıda bulunabilir, bulunmalıdır da.</p>



<p>Evet, Taliban&#8217;ın geçmişteki olumsuz uygulamaları temkinli olmamızı teenni ile hareket etmemizi gerekli kılar. Ancak&nbsp;<strong>Taliban&#8217;</strong>ın dünkü Taliban olmadığını en azından yaptığı açıklamalar ile&nbsp;<strong>değişime açık olduğu da unutulmamalıdır.</strong></p>



<p>Bölgeyi tehdit eden göç meselesi ve bölgesel diğer konular da Türkiye&#8217;nin Afganistan hükümeti ile iyi ilişkiler kurmasını gerekli kılmaktadır.</p>



<p>Cumhurbaşkanımızın, dışişleri ve milli savunma bakanlarımızın açıklamalarından Türkiye&#8217;nin Afganistan&#8217;ı yalnız bırakmayacağı dünyaya ilan edilmiştir.</p>



<p>Bundan sonra top Afganistan&#8217;ın yeni hükümetindedir. Süreci nasıl yönetecekler bekleyip göreceğiz!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turkiye-afganistani-yalniz-birakmamalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyetten Emirliğe</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cumhuriyetten-emirlige/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cumhuriyetten-emirlige/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 08:46:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17613</guid>

					<description><![CDATA[Afganistan İslam Cumhuriyeti 16 Ağustos&#8217;tan itibaren Afganistan İslam Emirliği&#8217;ne dönüştü. Cumhuriyetten emirliğe! Sistemin ne olacağı henüz belli değil. Dünyadaki ve ülkemizdeki müzmin İslam düşmanlarının kamuoyunu aldattığı gibi İslam hukuku Taliban ile devreye girecek değil! Hâkim olduğu dönemde Taliban&#8217;ın ceza infazlarını ilkel ve nefret ettirici bir şekilde uygulamalarının dünyayı dehşete düşürdüğü doğrudur. Ancak Afganistan İslam Cumhuriyetinin hukuku da İslam hukukuydu. Yani&#160;Afganistan&#8217;dan kaçanların&#160;birilerinin İslam&#8217;ı kastederek iddia ettiği gibi şeriattan değil&#160;kaostan kaçtıklarını&#160;görmemiz gerekir. Bir diğer husus Afganistan&#8217;ın&#160;yıllardır ABD işgali altında olduğudur. Taliban ise -arkasındaki güçlerin kimliği ayrı bir konu- her şeye rağmen yabancı güçlere karşı mücadele eden&#160;yerli bir hareket görüntüsü vermektedir. Başlangıçta terör örgütü ilan etmiş olsa da bizzat&#160;ABD uzun süreden beri Taliban ile masaya oturmuştur. Ve&#160;Taliban ile anlaşmıştır.&#160;Anlaşma içeriği tam olarak kamuoyuna yansımasa da Taliban&#8217;ın 300 bin kişilik Afgan ordusuna karşı bu denli kolay ve seri biçimde başkenti ele geçirmesi düşündürücüdür. Detaylar bir yana artık&#160;Afganistan&#8217;da yeni bir durum söz konusudur. İlgili ülkeler -Türkiye dâhil- yeri duruma göre tavır belirlemek durumundadırlar. Taliban&#160;ya geçmişteki ürkütücü politikasından ders çıkarmış ya da uluslararası camiadan dışlanmamak için olmalı ki şaşırtıcı şekilde&#160;makul ve mantıklı açıklamalar yapmaktadır. Yönetimi barışçı yollarla teslim almaktan, başkente silah zoruyla girmemekten, her kesimin temsil edeceği&#160;katılımcı bir hükümet&#160;oluşturmaktan bahsetmektedir. Halka güvence vermek ve genel af ilan etmek &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Afganistan İslam Cumhuriyeti 16 Ağustos&#8217;tan itibaren <strong>Afganistan İslam Emirliği&#8217;ne</strong> dönüştü.</p>



<p>Cumhuriyetten emirliğe!</p>



<p>Sistemin ne olacağı henüz belli değil. Dünyadaki ve ülkemizdeki müzmin İslam düşmanlarının kamuoyunu aldattığı gibi İslam hukuku Taliban ile devreye girecek değil!</p>



<p>Hâkim olduğu dönemde Taliban&#8217;ın ceza infazlarını ilkel ve nefret ettirici bir şekilde uygulamalarının dünyayı dehşete düşürdüğü doğrudur.</p>



<p>Ancak Afganistan İslam Cumhuriyetinin hukuku da İslam hukukuydu.</p>



<p>Yani&nbsp;<strong>Afganistan&#8217;dan kaçanların</strong>&nbsp;birilerinin İslam&#8217;ı kastederek iddia ettiği gibi şeriattan değil&nbsp;<strong>kaostan kaçtıklarını</strong>&nbsp;görmemiz gerekir.</p>



<p>Bir diğer husus Afganistan&#8217;ın&nbsp;<strong>yıllardır ABD işgali altında olduğudur</strong>. Taliban ise -arkasındaki güçlerin kimliği ayrı bir konu- her şeye rağmen yabancı güçlere karşı mücadele eden&nbsp;<strong>yerli bir hareket görüntüsü vermektedir.</strong></p>



<p>Başlangıçta terör örgütü ilan etmiş olsa da bizzat&nbsp;<strong>ABD uzun süreden beri Taliban ile masaya oturmuştur</strong>. Ve&nbsp;<strong>Taliban ile anlaşmıştır.</strong>&nbsp;Anlaşma içeriği tam olarak kamuoyuna yansımasa da Taliban&#8217;ın 300 bin kişilik Afgan ordusuna karşı bu denli kolay ve seri biçimde başkenti ele geçirmesi düşündürücüdür.</p>



<p>Detaylar bir yana artık&nbsp;<strong>Afganistan&#8217;da yeni bir durum söz konusudur</strong>. İlgili ülkeler -Türkiye dâhil- yeri duruma göre tavır belirlemek durumundadırlar.</p>



<p><strong>Taliban&nbsp;</strong>ya geçmişteki ürkütücü politikasından ders çıkarmış ya da uluslararası camiadan dışlanmamak için olmalı ki şaşırtıcı şekilde&nbsp;<strong>makul ve mantıklı açıklamalar yapmaktadır.</strong></p>



<p>Yönetimi barışçı yollarla teslim almaktan, başkente silah zoruyla girmemekten, her kesimin temsil edeceği&nbsp;<strong>katılımcı bir hükümet</strong>&nbsp;oluşturmaktan bahsetmektedir. Halka güvence vermek ve genel af ilan etmek gibi ve diplomatik misyonlara ilişmemek gibi açıklamalar yapmaktadır.</p>



<p>Bir taraftan da&nbsp;<strong>Katar&#8217;</strong>da (Doha) resmi görüşmelere devam etmektedir.</p>



<p>Tabii ki hangi rahatlatıcı açıklamayı yaparsa yapsın Taliban hakkında ciddi endişeler vardır.</p>



<p>Öte yandan batılı ülkeler çekilirken Çin ve Rusya&#8217;nın yeni yönetimle ilişki kuracağı ve tanıyacağı haberleri gelmektedir.</p>



<p>Ülkemizde bölgeyi iyi bilen uzmanlardan biri olan&nbsp;<strong>Ömer Korkmaz&#8217;ın</strong>&nbsp;şu ifadeleri yabana atılmamalıdır. Diyor ki Korkmaz: &#8220;<em>Şimdi Türkiye devlet olarak Talibanistan devleti ile görüşerek tarihi sorumluluklarını yerine getirmelidir.(&#8230;) Çin er veya geç Afganistan&#8217;ı işgal etmek isteyecek, bu kesin. Bütün bölgesel denklemler buraya çıkıyor. İran, Afganistan&#8217;da çok etkin bir ülke. Taliban bu etkinliği dengelemek için iyi bir fırsat.(&#8230;)Doğu Türkistan toprakları Afganistan&#8217;dan daha büyüktü. Çin o dönemde daha zayıf olmasına rağmen Doğu Türkistan&#8217;ı yuttu. Taliban bütün ekonomik anlaşmalarını Çin&#8217;le yaparsa bu, işgalin önünü açmış olur. Bölgede en iyi siyasi akıl ve ekonomik güç Türkiye&#8217;dir. Taliban &#8216;Türkiye&#8217;ye ihtiyacımız var&#8217; diyerek aslında bir dengeye ihtiyaç duyduğuna işaret etmiştir.&#8221;</em></p>



<p>Daha önce CHP eski genel başkanı&nbsp;<strong>Hikmet Çetin de Türkiye&#8217;nin Afganistan&#8217;ı yalnız bırakmaması ve Taliban ile de mutlaka görüşülmesini tavsiye etmişti.</strong></p>



<p>Afgan halkının Türk askerine olan sevgisini gören Taliban geçen süre içinde de Türk askerine saldırmamıştır.</p>



<p>Hatta son olarak Herat ve Mezarı Şerif&#8217;i ele geçirdiğinde Türk konsolosluklarına dokunmadığını öğrenmiştim.</p>



<p>Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde Türk büyük elçiliğinin de Kabil&#8217;de çalışmalarını normal bir şekilde devam ettirdiği açıklandı.</p>



<p>Taliban&#8217;ın ideolojisi bir tarafa artık Afganistan&#8217;ın yeni hâkimidir ve yeni bir durum ortaya çıkmıştır.</p>



<p>Türkiye bu yeni durumu&nbsp;<strong>Pakistan ile masaya yatırarak isabetli bir adım atmıştır.</strong></p>



<p>Taliban hakkında aceleci davranmamak, teenni ile hareket etmek, temkinli ve tedbirli olmayı elden bırakmamak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cumhuriyetten-emirlige/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CIA’nın İrlanda Asıllı Katolik Ailenin Müslüman Çocuğu Taliban’a Nasıl Sızdı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cianin-irlanda-asilli-katolik-ailenin-musluman-cocugu-talibana-nasil-sizdi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cianin-irlanda-asilli-katolik-ailenin-musluman-cocugu-talibana-nasil-sizdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 May 2019 10:24:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10751</guid>

					<description><![CDATA[9 Şubat 1981&#8216;de Washington&#8216;da Marilyn Walker ve Frank Lindh çiftinin bir çocukları dünyaya geldi. Oğullarına 8 Aralık 1980’de New York’ta evinin önünde öldürülen savaş karşıtı aktivist, “The Beatles” isimli müzik grubunun üyesi John Lennon’un ön ismini verdiler. Yeni doğan çocuk; İngiliz şarkıcının adı ile anne ve babasının soyadlarından oluşan bir ismi taşıyordu; John Philip Walker Lindh. Neden İrlandalı asi çocuğa John Lennon’un ismi verildi? John Walker Lindh’ın babası Avukat Frank Lindh; İrlandalı’ydı. Babasının ailesiİrlanda’da Donegal’de (Dunnagall/ Dunagall) yerleşikti. Donegal Bölgesi; Ulster Vilayeti&#8217;nde Border’de bulunuyor. Bölgenin yönetim merkeziLifford, İrlanda Kurtuluş Ordusu İRA’nın yoğun ve aktif faaliyet gösterdiği bir yer. Kendisine ismi verilen John Lennon’da İrlandalı ve İRA destekçisiydi. John Lennon, sosyalist dünya görüşüne sahipti. O yıllarda “Sosyalist” olduğunu söylemek her babayiğidin harcı değildi. Amerika’da cadı avının sürdüğü yıllardı ve komünistlere yapılan zulüm had safhadaydı. Lennon, aralarında Troçkist Devrimci İşçi Partisi ve Marksist enternasyonalist çizgideki Red Mole (Kırmızı Köstebek) dergisinin de bulunduğu sol gruplara 46 bin Sterlinlik bağışta bulunmaktan kaçınmayan kelimenin tam anlamıyla gözü kara bir İrlandalıydı. Onun emperyalizme meydan okuyan çıkışları ABD sistemini rahatsız ettiğinden, 37. ABD başkanı Richard Nixon; John Lennon’ı sınır dışı etmek için peşine FBI’ı bile takmıştı. Rahatsız olanlar tek Amerikalılar değildi. Birleşik Krallık istihbaratı da onun her adımından haberdardı. Neden bu kadar önemsediklerini hiç merak ettiniz mi? Çünkü “modayı takip eden bir hippi”den çok daha fazlası olduğu gibi sömürgeciİngiltere’nin İrlanda’daki baskıcı idaresine karşı çıkan, bir işçi sınıfı kahramanıydıLennon. Hatta IRA’yı desteklemek amaçlı düzenlenen 1972 İrlanda İnsan Hakları Yürüyüşü’nde en ön saflarda o da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>9 Şubat 1981</strong>&#8216;de <strong>Washington</strong>&#8216;da <strong>Marilyn Walker</strong> ve <strong>Frank Lindh</strong> çiftinin bir çocukları dünyaya geldi.</p>
<p>Oğullarına <strong>8 Aralık 1980</strong>’de <strong>New York</strong>’ta evinin önünde öldürülen savaş karşıtı aktivist, “<strong>The Beatles”</strong> isimli müzik grubunun üyesi <strong>John</strong> <strong>Lennon</strong>’un ön ismini verdiler.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh_genc_ve_ev.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Yeni doğan çocuk; <strong>İngiliz</strong> şarkıcının adı ile anne ve babasının soyadlarından oluşan bir ismi taşıyordu; <strong>John Philip Walker Lindh</strong>.</p>
<p><strong><em>Neden İrlandalı asi çocuğa John Lennon’un ismi verildi?</em></strong></p>
<p><strong>John Walker Lindh</strong>’ın babası <strong>Avukat Frank Lindh</strong>; <strong>İrlandalı</strong>’ydı. Babasının ailesi<strong>İrlanda</strong>’da <strong>Donegal</strong>’de (Dunnagall/ Dunagall) yerleşikti.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/john_philip_father..png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Donegal Bölgesi; <strong>Ulster</strong> Vilayeti&#8217;nde Border’de bulunuyor. Bölgenin yönetim merkezi<strong>Lifford</strong>, <strong>İrlanda Kurtuluş Ordusu</strong> İRA’nın yoğun ve aktif faaliyet gösterdiği bir yer.</p>
<p>Kendisine ismi verilen <strong>John Lennon</strong>’da <strong>İrlandalı</strong> ve <strong>İRA</strong> destekçisiydi.</p>
<p><strong>John Lennon,</strong> sosyalist dünya görüşüne sahipti. O yıllarda “<strong>Sosyalist”</strong> olduğunu söylemek her babayiğidin harcı değildi.</p>
<p><strong>Amerika</strong>’da cadı avının sürdüğü yıllardı ve komünistlere yapılan zulüm had safhadaydı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Lennon.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Lennon</strong>, aralarında <strong>Troçkist Devrimci İşçi Partisi</strong> ve <strong>Marksist</strong> enternasyonalist çizgideki<strong><em> Red Mole</em></strong> (Kırmızı Köstebek) dergisinin de bulunduğu sol gruplara <strong>46 bin Sterlin</strong>lik bağışta bulunmaktan kaçınmayan kelimenin tam anlamıyla gözü kara bir İrlandalıydı.</p>
<p>Onun emperyalizme meydan okuyan çıkışları <strong>ABD</strong> sistemini rahatsız ettiğinden, <strong>37. ABD başkanı Richard Nixon</strong>; <strong>John Lennon</strong>’ı sınır dışı etmek için peşine <strong>FBI</strong>’ı bile takmıştı. Rahatsız olanlar tek <strong>Amerikalılar</strong> değildi.</p>
<p><strong>Birleşik Krallık </strong>istihbaratı da onun her adımından haberdardı. Neden bu kadar önemsediklerini hiç merak ettiniz mi?</p>
<p>Çünkü “<strong>modayı takip eden bir hippi</strong>”den çok daha fazlası olduğu gibi sömürgeci<strong>İngiltere</strong>’nin <strong>İrlanda</strong>’daki baskıcı idaresine karşı çıkan, bir işçi sınıfı kahramanıydı<strong>Lennon</strong>.</p>
<p>Hatta <strong>IRA</strong>’yı desteklemek amaçlı düzenlenen <strong>1972</strong> <strong>İrlanda İnsan Hakları Yürüyüşü</strong>’nde en ön saflarda o da vardı.</p>
<p><strong><em>Beyaz John Walker Lindh’ın yolu siyahi Malik El Şahbaz Malcolm X’le nasıl kesişti?</em></strong></p>
<p><strong>John Walker Lindh,</strong> 10 yaşındayken, üç çocuklu (John, Connell ve küçük kız kardeş Naomi) ailesi ikamet ettikleri <strong>Montgomery County</strong> eyaletindeki <strong>Capital Beltway</strong>&#8216;de bulunan, saygın yerleşim birimi <strong>Silver</strong> <strong>Spring</strong>&#8216;den, <strong>Kaliforniya</strong>&#8216;nın en zengin ilçelerinden biri ve <strong>San Francisco</strong>&#8216;nun hemen kuzeyindeki <strong>Marin County</strong>&#8216;e taşındı.</p>
<p><strong>Marin County</strong>&#8216;ye öğrencilerin kendi çalışmalarını şekillendirmelerine izin verilen seçkin bir alternatif liseye devam etti.</p>
<p><strong>Orhan Pamuk</strong>’un romanı “<strong>Yeni Hayat</strong>”ta kahraman; “<strong>Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.</strong>” sözüyle romana giriş yapar<em>. </em></p>
<p><strong>John Walker Lindh </strong>de önce film izler sonra filme konu olan bir kitap okur ve gerçekten bütün hayatı değişir.<strong> </strong></p>
<p><strong><em>Lindh’in Kaliforniya Marin County’den, Afganistan’ın kuzeyine yolculuğu, izlediği Malcolm X filmiyle başlar&#8230;</em></strong></p>
<p><strong>Alex Haley</strong>&#8216;in yazdığı “<strong>The Autobiography of Malcolm X</strong>” kitabından  beyaz perdeye uyarlanan, <strong>Spike Lee</strong> tarafından yönetilen, Afrikalı-Amerikalı aktivist <strong>Malcolm X</strong>&#8216;in hayatını anlatan <strong>1992</strong> yapımı biyografi filminden bir beyazın etkilenmesi şaşırtıcı değil mi?</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/malcolm_x.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Malcolm X</strong>, ölümünden sonra da insanları etkilemeyi başarabilmiş ender insanlardan.</p>
<p><a href="https://www.dikgazete.com/wikileaksin-kurucusu-julian-assange-ile-gizli-musluman-kahramani-anthrax-makale,1341.html"><em><u><strong>WikiLeaks</strong>’in kurucusu <strong>Julian Assange</strong>’ın yol arkadaşlarından “<strong>Yeraltı</strong>”ndaki hackerlardan kod ismi “<strong>Anthrax</strong>” (Şarbon) olan siyahi bir <strong>Müslüman</strong> da benzer bir hidayet öyküsüne sahip. </u></em></a></p>
<p>“<strong>Anthrax”</strong> siyahi Müslümanların efsane lideri <strong>Malcolm X</strong>&#8216;in hayat öyküsünü okuyunca, odasına <strong>Malcolm X</strong>&#8216;in dev bir posterini asar ve egemen zalimlerle savaşmaya ant içer.</p>
<p><strong><em>Hacker Anthrax (Şarbon) ile John Walker Lindh arasındaki fark birinin siyahi diğerinin beyaz olması…</em></strong></p>
<p><strong>Lindh</strong>, <strong>FBI</strong> soruşturmacılarına, 12 yaşında “<strong>Malcolm X</strong>” filmini izledikten sonra<strong>İslam</strong>&#8216;a ilgi duyduğunu söylemişti. Film onun <strong>İslam</strong>’ı kabul etmesine bir vesile olmuştu.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/malcolm_x_filmm_1.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Uzun yıllar filmin etkisinden kurtulamaz.</p>
<p><strong>16 yaşında</strong> ailesine, kendisine din olarak <strong>İslam’ı seçtiğini</strong> adını da <strong>Süleyman el-Lindh</strong> ve <strong>Süleyman el-Faris</strong> olarak değiştirdiğini açıklar.</p>
<p><strong><em>Ailesi koyu Katolik inançta olmasına rağmen olumsuz bir tepki vermez!..</em></strong></p>
<p><strong>1998</strong>’de 17 yaşındayken, ebeveynlerinden <strong>Kur’an</strong>&#8216;da kullanılan “<strong>Saf</strong>” <strong>Arapça</strong>&#8216;yı öğrenecek en iyi ülke olduğunu düşündüğü <strong>Yemen</strong>&#8216;e gitmek için para istedi.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh18.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Marin County</strong>’de devam ettiği okuldan kaydını sildirdi ve ailesinin desteğiyle <strong>Yemen</strong>’e<strong>Arapça</strong> öğrenmeye gitti.</p>
<p><strong><em>Neden El Ezher gibi köklü bir üniversite veya 1961’de Suudi Arabistan’da kurulan Medine İslam Üniversitesi değil de neden Yemen?</em></strong></p>
<p>Çünkü <strong>Şii</strong> nüfusun yoğun olduğu <strong>Yemen</strong>’de <strong>CIA</strong>’nın teknik destek verdiği <strong>Suudi Arabistan</strong>’ın finans ettiği <strong>EL Kaide</strong> kampları vardı ve burada eğitilenler <strong>1979</strong>’dan beri<strong>Pakistan</strong> üzerinden <strong>Afganistan</strong>’a sözde <strong>Sovyet</strong> ordusuna karşı “<strong>cihat etmek</strong>” için gönderiliyordu.</p>
<p><strong>CIA</strong>’nın <strong>Afganistan</strong> cihadında <strong>Ruslar</strong>’a karşı cepheye sürdüğü <strong>Made İn USA</strong> <strong>yapımı</strong><strong>küresel İslamcı örgütler,</strong> bu değirmene su taşıdıklarının farkında bile değildi.</p>
<p><strong>Enver Altaylı</strong>’nın yazdığı, <strong>CIA’nın Türk casusu Ruzi Nazar’ın hayat hikâyesi</strong>, bizler için önemli mesajlar içeriyor.</p>
<p><strong>Ruzi Nazar</strong>, <strong>Afganistan</strong>’da ortaya çıkan <strong>Taliban</strong> ve <strong>El Kaide</strong> hareketinin, <strong>CIA</strong> ve<strong>Suudi Arabistan</strong> ikilisinin <strong>projesi</strong> olduğunu anlatır.</p>
<p><strong>Türkistan</strong> havzasının <strong>İslam</strong> anlayışı ile taban tabana zıtlığını vurgular. Haksız da sayılmaz.</p>
<p>İşte bu <strong>CIA</strong> genetiğini taşıyan <strong>sözde radikal dinci “İslamcı” terör  </strong>yapılanmasının bir diğer unsuru da <strong>John Philip Walker Lindh</strong> olmuştu.</p>
<p>Bir yıl sonra <strong>Kaliforniya&#8217;</strong>ya geri döndü. Bu sürede kimlerle görüştü kimlerle irtibata geçti? Kendisi ve onu yönlendirenler biliyor. <strong>Şubat</strong> <strong>2000</strong>&#8216;de tekrar <strong>Yemen&#8217;</strong>e döndü.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh_Yemenn.jpg" /></p>
<p><strong>John Philip Walker Lindh,</strong> <strong>Yemen</strong>’de iken <strong>12 Ekim 2000</strong>’de <strong>Yemen</strong>&#8216;in <strong>Aden</strong> şehri limanında demirlenen güdümlü füze taşıma kapasiteli <strong>Amerikan</strong> gemisi <strong>USS Cole</strong>&#8216;a  saldırı düzenlenmiş ve <strong>17 denizci </strong>ölmüştü.</p>
<p>Bu saldırıdan sonra <strong>EL Kaide</strong> denetimindeki <strong>Yemen</strong>’de bulunduğu kampın, <strong>ABD savaş uçakları </strong>tarafından bombalanması üzerine <strong>Pakistan</strong>’a geçti.</p>
<p><strong>Pakistan</strong>’da <strong>Taliban</strong> örgütlenmesinin kontrolündeki bir köy medresesinde okumaya başladı.</p>
<p>Daha sonra <strong>Keşmir</strong>’in <strong>Hindistan</strong>’dan bağımsızlığını kazanması için savaşan gruplardan birine katıldı. <strong>Afganistan</strong> coğrafyasında adını yeniden değiştirdi.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh1.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Süleyman el-Lindh</strong> ve <strong>Süleyman el-Faris</strong> adlarını kullanmayı bıraktı. “<strong>Abdul Hamid”</strong> ismini aldı.</p>
<p><strong><em>General Raşit Dostum, CIA kontrgerillalarını imha ettiğinde Amerikalılar, John Philip Walker Lindh’i zor kurtardı!</em></strong></p>
<p><strong>11 Eylül </strong>saldırıları öncesinde <strong>Afganistan</strong>’a doğru, <strong>Kuzey İttifakı</strong>’na karşı bir savaş yürüten ve ülkenin çoğunluğunu kontrol eden <strong>Taliban</strong>’la birlikte savaşmak için yola çıktı.</p>
<p><strong>Lindh</strong>, <strong>Kandahar</strong> yakınlarındaki askeri bir kampta yedi hafta geçirdi. <strong>Usame bin Ladin</strong> ile görüştü.</p>
<p><strong>Kasım 2001</strong>’de <strong>ABD</strong> kuvvetleri, <strong>Lindh</strong>’i; komutanları <strong>Mezar-ı Şerif </strong>yakınlarında<strong>Kuzey İttifakı</strong>’na teslim olmak zorunda kalan bir <strong>Taliban</strong> <strong>grubu</strong> içerisinde bulmuşlardı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh_amrikan_talibann.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Lindh</strong>, <strong>Taliban</strong> saflarında, <strong>Kuzey İttifakı</strong>’nı oluşturan <strong>Ahmet Şah Mesut</strong> ve <strong>Raşit Dostum</strong> kuvvetlerine karşı <strong>Mezar-ı Şerif</strong> yakınlarında <strong>Kale-i Ceng</strong>’de <strong>Pakistanlı</strong>,<strong>Arap</strong> ve <strong>Çeçen</strong> asıllı yabancı milislerle birlikte savaşırken esir düştü.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh_amerikan_taliban.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Bölgede bulunan <strong>ABD</strong> özel kuvvetleri helikopterler çatışma bölgesine intikal ederek kendi adamlarını kurtarmak istedi.</p>
<p>Bu amaçla <strong>Mezar-ı Şerif</strong>’in 110 kilometre güneyinde bulunan <strong>Darya Suf</strong>&#8216;ta bir dağın tepesine indiler. Onlar geldiğinde <strong>Dostum</strong>’un askerleri direnişi çökertmişti.</p>
<p><strong><em>Afganistan’da “Cenk Kalesi Katliamı”nda Amerikalı CIA ajanını Türkler mi öldürdü? </em></strong></p>
<p><strong>Raşit Dostum</strong>’la yapılan anlaşmayla <strong>Uluslararası Kızılhaç Komitesi </strong>ve <strong>Afgan Kızılay teşkilatı</strong> devreye girdi, esirlerin bir kısmı kurşuna dizilmekten kurtarıldı.</p>
<p><strong>Amerikalılar’la Kuzey İttifakı</strong> askerleri arasında esirlerin takası sırasında çıkan karışıklıkta <strong>CIA</strong> ajanı ve özel kuvvetler mensubu, paramiliter operasyon subayı <strong>Johnny Micheal Spann</strong> öldürüldü.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Johnny_Micheal_Spann.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Spann</strong>;<strong> “ABD&#8217;nin Afganistan&#8217;daki ilk resmi kaybı</strong>” olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>25 Kasım 2001</strong>&#8216;de iki <strong>CIA</strong> yetkilisi, <strong>Afganistan</strong>’da 19 yaşında, <strong>İngilizce</strong> konuşan sakallı birini, esir <strong>Taliban</strong> savaşçıları arasında keşfetti.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh._esir.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Saçı sakalına karışmış üstü başı dağınık genç esire, <strong>CIA</strong> yetkilisi <strong>“İrlandalı mısın? İrlanda?”</strong> diye sordu, o ise cevap vermedi.</p>
<p>Sonrasında <strong>Amerikalı</strong> olduğu ortaya çıktı.</p>
<p><strong><em>Lindh, yakalandıktan sonra ABD askeri üssünde gözaltına alındı…</em></strong></p>
<p><strong>2002</strong>&#8216;de <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>&#8216;ne götürülmeden önce, <strong>Kuzey Arap Denizi&#8217;</strong>ndeki donanma savaş gemisi <strong>USS Bataan</strong>&#8216;da sorguya çekildi.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh_ikili.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Ülkesinde yargılandı. İlk davasında <strong>Lindh</strong>, terörizmi desteklemek üzere materyal sağlamakla suçlandı.</p>
<p><strong>Lindh</strong>&#8216;e yönelik 10 davadan 9&#8217;u düştü.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh_father_.jpg" /></p>
<p>Bunda tutukluluk süresince gördüğü işkenceleri gündeme getirmesinin de etkisi vardı.</p>
<p><strong>Lindh</strong>, “<strong>Taliban&#8217;a yardım etmek ve Afganistan’a silah taşımak</strong>”tan dolayı suçlu bulundu.</p>
<p>Yargısında <strong>Lindh</strong>, “<strong>Cihat hakkındaki inançlarım dünya genelinde Müslümanların sahip olduğundan farklı değil</strong>” demişti.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/John_Philip_Walker_Lindh_irlandaa.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Lindh</strong>, <strong>Taliban</strong>’ı desteklemekten 20 yıl hapse mahkum edildi. <strong>Lindh</strong>, <strong>2013</strong>&#8216;te İrlanda vatandaşlığına geçti.</p>
<p>.</p>
<p><strong>Ömür Çelikdönmez</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cianin-irlanda-asilli-katolik-ailenin-musluman-cocugu-talibana-nasil-sizdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Putin, Taliban Dikkate Alınmalı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/putin-taliban-dikkate-alinmali/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/putin-taliban-dikkate-alinmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Dec 2018 13:31:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Putin]]></category>
		<category><![CDATA[Taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6528</guid>

					<description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Putin, Afganistan barış görüşmelerinde Taliban&#8217;ın ciddiye alınması gerektiğini çünkü ülkenin önemli bir kısmını ellerinde bulundurduklarını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkenin başkenti Moskova&#8217;da gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. ABD&#8217;nin Suriye&#8217;den çekilme kararıyla ilgili konuşan Putin, şu ifadeleri kullandı: &#8220;ABD&#8217;nin Suriye&#8217;deki varlığı yasa dışıydı. Ayrıca ABD&#8217;nin Suriye&#8217;den çekilmesinin tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum. ABD Başkanı Donald Trump’ın IŞİD karşısında zafer kazanıldığı yorumuna genel olarak katılıyorum ancak örgütün yeniden toparlanma riski mevcut.&#8221; &#8220;Suriye&#8217;den çekildiklerine dair bir emare görmedik&#8221; &#8220;Terör örgütlerinin, artık Afganistan ve civar ülkelere sızma tehlikesi de söz konusu. Kendi ülkelerine dönmeleri gibi bir risk de var. Bu da ABD, Rusya, Avrupa ve Orta Asya için tehlike oluşturuyor.&#8221; &#8220;ABD&#8217;nin Suriye&#8217;den çekildiğine dair henüz bir işaret görmedik. Yıllar önce Afganistan&#8217;dan da çekileceklerini söylemişlerdi ancak hala oradalar.&#8221; Afganistan için yürütülen barış görüşmelerine de değinen Putin, Taliban&#8217;ın ciddiye alınması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: &#8220;Afganistan&#8217;daki gelişmelerden ötürü Tacikistan&#8217;daki askeri üssümüzü güçlendirmek durumundayız.&#8221; &#8220;Afganistan&#8217;daki barış müzakereleri için Taliban&#8217;ın ciddiye alınması gerekiyor, çünkü ülkenin önemli bir kısmını ellerinde bulunduruyorlar.&#8221;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rusya Devlet Başkanı Putin, Afganistan barış görüşmelerinde Taliban&#8217;ın ciddiye alınması gerektiğini çünkü ülkenin önemli bir kısmını ellerinde bulundurduklarını söyledi.</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkenin başkenti Moskova&#8217;da gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.<br />
ABD&#8217;nin Suriye&#8217;den çekilme kararıyla ilgili konuşan Putin, şu ifadeleri kullandı:<br />
&#8220;ABD&#8217;nin Suriye&#8217;deki varlığı yasa dışıydı. Ayrıca ABD&#8217;nin Suriye&#8217;den çekilmesinin tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum. ABD Başkanı Donald Trump’ın IŞİD karşısında zafer kazanıldığı yorumuna genel olarak katılıyorum ancak örgütün yeniden toparlanma riski mevcut.&#8221;<br />
&#8220;Suriye&#8217;den çekildiklerine dair bir emare görmedik&#8221;<br />
&#8220;Terör örgütlerinin, artık Afganistan ve civar ülkelere sızma tehlikesi de söz konusu. Kendi ülkelerine dönmeleri gibi bir risk de var. Bu da ABD, Rusya, Avrupa ve Orta Asya için tehlike oluşturuyor.&#8221;<br />
&#8220;ABD&#8217;nin Suriye&#8217;den çekildiğine dair henüz bir işaret görmedik. Yıllar önce Afganistan&#8217;dan da çekileceklerini söylemişlerdi ancak hala oradalar.&#8221;<br />
Afganistan için yürütülen barış görüşmelerine de değinen Putin, Taliban&#8217;ın ciddiye alınması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:<br />
&#8220;Afganistan&#8217;daki gelişmelerden ötürü Tacikistan&#8217;daki askeri üssümüzü güçlendirmek durumundayız.&#8221;<br />
&#8220;Afganistan&#8217;daki barış müzakereleri için Taliban&#8217;ın ciddiye alınması gerekiyor, çünkü ülkenin önemli bir kısmını ellerinde bulunduruyorlar.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/putin-taliban-dikkate-alinmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
