<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taciz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/taciz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jul 2021 14:44:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Taciz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cinsel Tacizciyi Hadım Mı Edelim İdam Mı? Ve Yargıya Karışalım Mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cinsel-tacizciyi-hadim-mi-edelim-idam-mi-ve-yargiya-karisalim-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cinsel-tacizciyi-hadim-mi-edelim-idam-mi-ve-yargiya-karisalim-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2021 14:44:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Tecavüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17466</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Antalya-Elmalı’daki taciz davası ile ilgili yorumlarla çalkalanıyor. Hükümet, muhalefet, gazeteler, sosyal medya… kısaca herkes mahkemeye/hakimlere ateş püskürüyor. Olayın detaylarından bağımsız olarak gördüğüm şudur; Herkes &#8220;yargı bağımsız olmalı, kimse hakimlere karışmamalı’’ diyor ama bunu diyen hemen herkes yargıya karışıyor. Çünkü öyle bir fırtına/tsunami estiriliyor ki, bu dava/karar hakkında aleyhte ve oldukça sert açıklama yapmayan birinin ‘’tacizcileri koruyor’’ şeklinde damgalanması yüksek bir ihtimal. Bu nedenle hepimiz &#8220;tacizcilere lanet hakimlere yuh olsun&#8221; diyoruz.Koro halinde…Peki sonuçta ne oluyor?Herkes yargıya karışmış ve mahkemeye müdahale etmiş oluyor. Hakimlere bin bela okunuyor vs…Hani yargı bağımsız olmalı ve kimse hakimlere karışmamalı idi?Ne oldu bu ilkemize?Bu olayda faillerin suçu %100 ispat edildi de hakimler buna rağmen mi ceza vermedi?Hakimler kanundaki cezaları fazla bulup da indirim mi uyguladılar? Yoksa yargılama halen devam ediyor da biz mi galeyana geliyoruz?Bir manipulasyon mu var acaba? (desek, linç edilirmiyiz?)Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı yazılı açıklamaya göre mahkeme ‘’delillerin yargılama sürecinde toplanmış olması ve beyanlardaki çelişkileri’’ dikkate alarak sanıkları 5 Ocak 2021 tarihinde (tutuksuz yargılanmak üzerine) tahliye etmiş. Başsavcılık bu karara itiraz etmiş ama Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi bu itirazı reddetmiş. Tutuksuz yargılama 21 Mayıs 2021’de devam etmiş ve duruşma 17 Eylül 2021’e ertelenmiş. Yani yargı süreci devam ediyor.Yani sanıklar dün değil Ocak 2021’de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye Antalya-Elmalı’daki taciz davası ile ilgili yorumlarla çalkalanıyor. Hükümet, muhalefet, gazeteler, sosyal medya… kısaca herkes mahkemeye/hakimlere ateş püskürüyor. Olayın detaylarından bağımsız olarak gördüğüm şudur;</p>



<p>Herkes &#8220;yargı bağımsız olmalı, kimse hakimlere karışmamalı’’ diyor ama bunu diyen hemen herkes yargıya karışıyor. Çünkü öyle bir fırtına/tsunami estiriliyor ki, bu dava/karar hakkında aleyhte ve oldukça sert açıklama yapmayan birinin ‘’tacizcileri koruyor’’ şeklinde damgalanması yüksek bir ihtimal. Bu nedenle hepimiz &#8220;tacizcilere lanet hakimlere yuh olsun&#8221; diyoruz.<br>Koro halinde…<br><br>Peki sonuçta ne oluyor?<br>Herkes yargıya karışmış ve mahkemeye müdahale etmiş oluyor. Hakimlere bin bela okunuyor vs…<br>Hani yargı bağımsız olmalı ve kimse hakimlere karışmamalı idi?<br>Ne oldu bu ilkemize?<br>Bu olayda faillerin suçu %100 ispat edildi de hakimler buna rağmen mi ceza vermedi?<br>Hakimler kanundaki cezaları fazla bulup da indirim mi uyguladılar? Yoksa yargılama halen devam ediyor da biz mi galeyana geliyoruz?<br>Bir manipulasyon mu var acaba? (desek, linç edilirmiyiz?)<br><br>Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı yazılı açıklamaya göre mahkeme ‘’delillerin yargılama sürecinde toplanmış olması ve beyanlardaki çelişkileri’’ dikkate alarak sanıkları 5 Ocak 2021 tarihinde (tutuksuz yargılanmak üzerine) tahliye etmiş. Başsavcılık bu karara itiraz etmiş ama Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi bu itirazı reddetmiş. Tutuksuz yargılama 21 Mayıs 2021’de devam etmiş ve duruşma 17 Eylül 2021’e ertelenmiş. Yani yargı süreci devam ediyor.<br><br>Yani sanıklar dün değil Ocak 2021’de yani bundan tam 6 ay önce tahliye edilmişler. O halde bu tepkiler niye o zaman gösterilmedi, bu tsunami niye o zaman koparılmadı da şimdi koparılıyor? Neden acaba?<br><br>‘’Katarlılara sınavsız tıp fakültesi’’ yalanı ve ‘’KADEM yurdunda silahlar bulundu’’ yalanı ile iyice bulanıklaşan-gerginleşen sularda yeni bir bulanıklık daha mı oluşturuluyor acaba?<br><br>Bu ülkede yaşanmaz abi, bu ülkede adalet yok, can güvenliği yok vs seklindeki ateşe odun mu oluyoruz?<br><br>Herkes yargıya karışmayalım diyor ama nerdeyse herkes karışıyor. Herkes hakimler özgürce karar vermeli diyor ama -vakıf olmadığı dosyalar hakkında bile- sonuna kadar konuşuyor. Bu nasıl bir iş?<br><br>Hakimler hata yapmaz mı? Elbette yapar/yapabilir. Zaten istinaf ve Yargıtay süreçleri bu hataları düzeltmek için değil mi? Eğer bir hata varsa bu hata yargı süreci içinde düzeltilmeli/düzeltilir. Dışarıdan müdahalelerle düzeltilemez. Eger FETÖ benzeri paralel bir hiyerarşik yapı varsa o zaman tabi ki müdahale şart ama onun şekli de farklı. Mahkeme kararlarına müdahale ile olmaz bu.<br><br>Ha eğer ‘’yargı bağımsız olmalı ama her zaman değil, biz istediğimiz zaman müdahale edebilmeliyiz’’ diyeceksek, bunu açıktan diyelim de iki yüzlülük yapmayalım.<br><br>Hekimlerle hakimler benzeşirler. Hekim kararını tıbbi ilkeler çerçevesinde, hakim ise kanunlar çerçevesinde verir. Kararı veren hekim/hakim olgudaki tüm detaylara vakıf olduğundan prensip olarak en doğru kararı onun vereceği kabul edilir. Istisnalar kaideyi bozmaz. Ayrica bir hekimin/hakimin hatasını da yine bir hekim/hakim düzeltir, başkası degil.<br><br>Bazen bir hekim olarak (tıbbi ilkeler çerçevesinde doğru yapılan işlemler hakkında bile) gazetelerde o kadar ahmakça yorumlar okuyoruz ki, gülümsemekten başka bir şey yapamıyoruz. Benzer bir durumu muhtemelen hakimler de yaşıyorlar. Öyle tahmin ediyorum.<br><br>Hakimler kanunun dışına çıkamazlar, ötesine geçemezler, örneğin kanun suç sayılan bir fiil için 2 ile 5 yıl arasında bir ceza ön görüyorsa, hakim bu fiil işleyen faile (tabi ki bunu ispatlaması halinde) en fazla 5 yıl ceza verebilir. Bunu 6 yıla çıkaramaz. Takdir hakkını kanundaki limitler dahilinde kullanabilir ama kanun yapamaz.<br><br>Tartışılan olguda mesele şudur; yargılama bitmiş değildir, sanıklar beraat etmiş değildir, ancak isnad edilen suç da sanıklar açısından henüz tam olarak sabit bulmuş, şeksiz şüphesiz bir şekilde ispatlanmış değildir, ceza davalarında da şüphe daima sanıklar lehinde yorumlanır, bunu ben değil hukukçular söylüyor.<br><br>Aylardır ‘’kadının beyanı esas alındığı için -başka hiç bir delil yokken, sırf beyanla- bir çok masum erkek hapse girdi ve yıllarca hapis yattı/yatıyor’’ yalanı ile uğraştık, şimdi de bunun karşıtı ile uğraşıyoruz…<br><br>Biz her konuda böyle ifrat ve tefrit içinde mi yaşayacağız? Bu yol hep böyle iniş veya yokuş<br>mu olacak? Yok mu bunu düz bir tarafı?<br><br>Önerim şudur;<br>Cinsel taciz/saldırı suçu kesin delillerle ispatlanmış ise ‘’hapis+hadım’’ cezası verelim, eğer bu taciz/tecavüz ölüm ile sonuçlanmışsa (ki böyle vakalar görüyoruz) idam edelim. Bu iğrenç yaratıkları beslemek zorunda değiliz. Ama önce adaleti/yargılamayı tam yapalım.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cinsel-tacizciyi-hadim-mi-edelim-idam-mi-ve-yargiya-karisalim-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlke, Ahlak ve İkiyüzlük: -Pilavdan Dönenin Kaşığı Kırılsın-</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ilke-ahlak-ve-ikiyuzluk-pilavdan-donenin-kasigi-kirilsin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ilke-ahlak-ve-ikiyuzluk-pilavdan-donenin-kasigi-kirilsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2020 06:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[linç]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Taciz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16437</guid>

					<description><![CDATA[Uğraş alanlarından biri de Cinsel Fonksiyon Bozuklukları/Cinsellik olan bir Ürolog akademisyen olarak, cinsellik, cinsel taciz, cinsel saldırılar/tecavüzler, cinsel suçlar, kadın cinayetleri, kadın hakları, İstanbul Sözleşmesi ve kadının beyanı gibi netameli konularda yazdığımı -ve hatta bu  yazılarım nedeniyle ne tür eleştirilere/hakaretlere maruz kaldığımı, nasıl ‘’kadın tarafgirliği’’ ile itham edildiğimi- beni takip eden herkes bilir( aslında sadece hakkaniyetli olmak istiyorum, bu benim için en iyisi çünkü ben bir erkeğim ve iki kızım var). Bu bağlamda Edebiyat dünyasındaki taciz iddiaları/ifşaları hakkındaki yazıları da fırsat buldukça takip ettim. Ve cinsel tacizle itham edilen ünlü bir erkek yazarı, kendisini ‘’eril faillik’’ ifadesi ile savunması -yaptıklarını kabul eden ama bu ifade ile örtmeye çalışması- nedeniyle ‘’eril faillik mi? İlk kez duydum, ‘’maskülen eylem’’ mi desek yoksa ‘’androjenik aktivitete’’ mi?(ürologca) Neyse ne, havalı lafızlar aramaya gerek yok, bildiğimiz ‘’cinsel taciz’’ işte…’’ diyen bir twit atarak eleştirdim.&#160; Ardından da bunun ‘’eril fallik’’, ‘’maskülen mallık’’ olduğunu ifade eden bir yazı yazdım. Yani anılan erkek yazarı kendi üslubum çerçevesinde şiddetli bir şekilde eleştirdim.&#160; Geçtiğimiz Pazar günü (13/12/2020) de bu yazar hakkında ifşalarda bulunan kadın yazarların neler dediklerini/yazdıklarını -daha detaylı bir şekilde- okudum (hem Milliyet gazetesindeki haberden hem de başka sayfalardan). Ve o zaman da gördüm ki, bu kadınların içinde çok &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uğraş alanlarından biri de Cinsel Fonksiyon Bozuklukları/Cinsellik olan bir Ürolog akademisyen olarak, cinsellik, cinsel taciz, cinsel saldırılar/tecavüzler, cinsel suçlar, kadın cinayetleri, kadın hakları, İstanbul Sözleşmesi ve kadının beyanı gibi netameli konularda yazdığımı -ve hatta bu  yazılarım nedeniyle ne tür eleştirilere/hakaretlere maruz kaldığımı, nasıl ‘’kadın tarafgirliği’’ ile itham edildiğimi- beni takip eden herkes bilir( aslında sadece hakkaniyetli olmak istiyorum, bu benim için en iyisi çünkü ben bir erkeğim ve iki kızım var).</p>



<p>Bu bağlamda Edebiyat dünyasındaki taciz iddiaları/ifşaları hakkındaki yazıları da fırsat buldukça takip ettim. Ve cinsel tacizle itham edilen ünlü bir erkek yazarı, kendisini ‘’eril faillik’’ ifadesi ile savunması -yaptıklarını kabul eden ama bu ifade ile örtmeye çalışması- nedeniyle ‘’eril faillik mi? İlk kez duydum, ‘’maskülen eylem’’ mi desek yoksa ‘’androjenik aktivitete’’ mi?(ürologca) Neyse ne, havalı lafızlar aramaya gerek yok, bildiğimiz ‘’cinsel taciz’’ işte…’’ diyen bir twit atarak eleştirdim.&nbsp; Ardından da bunun ‘’eril fallik’’, ‘’maskülen mallık’’ olduğunu ifade eden bir yazı yazdım. Yani anılan erkek yazarı kendi üslubum çerçevesinde şiddetli bir şekilde eleştirdim.&nbsp;</p>



<p>Geçtiğimiz Pazar günü (13/12/2020) de bu yazar hakkında ifşalarda bulunan kadın yazarların neler dediklerini/yazdıklarını -daha detaylı bir şekilde- okudum (hem Milliyet gazetesindeki haberden hem de başka sayfalardan). Ve o zaman da gördüm ki, bu kadınların içinde çok onurlu davrananlar -cinsel tacizi fark eder etmez ilişkiyi kesenler-&nbsp; olduğu gibi kadınlık onurunu zedeleyecek şekilde davranan -maruz kaldıkları cinsel tacizlere rağmen sırf yazılarını/öykülerini yayınlatabilmek, yayın dünyasına girebilmek için bu iğrenç tacizlere -ahlaksızlıklara-göz yuman ve görüşmelerini sürdüren ama bunu 10 yıl sonra ifşa edince de ‘’o zaman çocuktum, anlayamamıştım’’ diyerek yalan konuşan/ilave ahlaksızlık yapan- kadınların da var olduğunu gördüm(kendi beyanlarına dayanarak). Bunun üzerine akşam geç saatlerde şu twiti attım;</p>



<p>Edebiyat dünyasındaki taciz ifşasında gördüğüm şu; ahlaksız kadınlar ahlaksız erkekleri ifşa ediyor(müşterek ahlaksızlıklarını). Sadece zaafları farklı, biri yazarlık hırsına yeniliyor diğeri libidosuna(bu bir genelleme değildir, somut olgu içindir).‘’Zinaya yaklaşma’’(17/32)</p>



<p>Benim bu twitte ifşada bulunan tüm kadınları kast etmediğim çok açıktı. Çünkü&nbsp; &#8220;insanlar çıldırdı, İstanbul&#8217;da bir seri katil 3 kişiyi öldürdü&#8221;&nbsp; cümlesinde olduğu gibi nasıl ki bu haberle&nbsp; dünyadaki bütün insanların çıldırdığı ifade edilmiyor, giriş cümlesinden sonra asıl haber 2. cümlede veriliyor burada da böyle bir giriş cümlesi kullandım. Ayrıca olayı daha ilk cümlemde -konuşulan vakalarla yani- Edebiyat dünyası ile sınırlamış, ikinci cümlemde de ‘’biri yazarlık hırsına yeniliyor diğeri libidosuna’’ diyerek yazarlık hırsına yenilen bir kadından yani tekil bir özneden bahsediyorum. Üstelik bunu teyit etmek maksadıyla ‘’bu bir genelleme değildir, somut olgu içindir’’ parantezini de açarak.</p>



<p>Ama başta OdaTV, Cumhuriyet ve BirGün gazetesi olmak üzere sol tandanslı bazı TV ve gazeteler; &#8220;İslamcı profesör ifşa hareketi başlatan kadınları suçladı&#8221;(OdaTV), &#8220;Medipol&#8217;ün profesörü, tacizleri ifşa eden kadınlara &#8216;ahlaksız&#8217; dedi!’’(Cumh, BirGün) manşetini atarak linç kampanyası başlattılar, ibeni hedef tahtasına yerleştirdiler, hem de haberin metnine -benim bu twitimle ne alakası varsa- fosfor gibi parlayan şu renkli cümleleri de iliştirerek. Ki fosforlu hedef tahtası parlasın ve linç için hazır kıta bekleyen tayfaya davetiye çıksın;</p>



<p>‘’Sağlık Bakanı Fahrettin Koca&#8217;nın kurucusu olduğu Medipol Üniversitesi&#8217;nden skandal bir &#8220;yorum&#8221; geldi.’’</p>



<p>‘’Prof.Dr.Zeki Bayraktar&#8217;ın Facebook hesabında da, AKP&#8217;li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ayrıntısı dikkat çekiyor. Bayraktar&#8217;ın geçmişte bir hastane açılışında, Erdoğan&#8217;la birlikte çekilmiş fotoğraflarını paylaştığı görülüyor.’’(tabi haberin içinde bu fotoğraflar da var).</p>



<p>Twiti manipüle et, manşeti çek, hedef tahtasını fosforla boya ve linçi başlat!</p>



<p>Ve buna da gazetecilik de!</p>



<p>Bu gaze(ci)teler –‘’bu bir genelleme değildir, somut olgu içindir’’ detayını içeren bu twitten böyle bir genelleme yapılamayacağını anlayamayacak kadar okur-yazar mı değiller yoksa defalarca yaptıkları ilkesizliği bu sefer bir kez de benim üzerimden mi&nbsp; yaptılar, bilemiyorum, lakin her halükârda ilkesizce yürüttükleri -sözde- gazetecilik (tetikçilik!) faaliyetlerine bir yenisini daha ekledikleri, bunları biriktirdikleri bagajlarına yeni bir levha daha çaktıkları kesin. Dün gün boyunca kimi ne oluyor diye kimi geçmiş olsun diye gelen telefon ve mesajlar nedeniyle beni biraz uğraştırmış oldular ama işte hepsi bu kadar, &#8220;vız gelir, tırıs gider.’’ Ayrıca ben bu açıklamamı da zaten onlar için değil -çünkü buna değmezler- bazı şeyleri tam anlayamamış olabilecek dostlarım için yapıyorum.</p>



<p>Esasa gelirsek; Ben bu twitimi bazı arkadaşlarımın ‘’-devamını okumazlarsa- ilk cümlen manipüle edilebilir’’ uyarısını dikkate alarak -yeniden atmak üzere silmiştim zaten. Ama madem sildim yargı kararlarını beklemek daha doğru olur diyerek tekrar atmadım. Bu savunamayacağım bir şeyi yazdım anlamına gelmiyor. Çünkü ben o twiti bir belgeye -kastettiğim kadının beyanına- dayanarak atmıştım ama tabi ki detay vermemiştim. Şimdi mecburen vereceğim (zaten bunların tümü adı geçen kadının kendi yazısındaki beyanlarıdır*). Çünkü bazıları masum/mağdur bir kadına iftira atmakla suçladı beni. Özellikle bu isimlerin aşağıda ilk yorumda linkini vereceğim kastettiğim kadının yazısını okumalarını rica ediyorum, tabi eğer mideleri kaldırıyor ise! Peki kim bu kadın? Ve ben neden ona da ahlaksız dedim?</p>



<p>Üniversite (Boğaziçi) mezunu bir kadın-yazar(NK), 23 yaşından itibaren yarı tanrı gibi görüyordum dediği -Ankara’nın Kafka’sı diye nitelenen- evli bir erkek yazar ile -yazıları için- görüşmeye başlıyor. Ama bir süre sonra bu erkek yazarın -mideniz kaldırıyorsa detaylarını aşağıdaki linkten yani kadının kendi yazısından okuyabileceğiniz mide bulandırıcı, iğrenç- cinsel tacizlerine maruz kalmaya başlıyor. Fakat bu kadın, -benimle karısından gizli bir şekilde görüşüyordu dediği bu erkeğin- bu cinsel tacizlerine rağmen bu görüşmelerine devam ediyor. Çünkü yazılarını/öykülerini yayınlatmak ve -onun sayesinde- yayın dünyasında bir yer edinmek istiyor. 10-12 yıl sonra bu ifşayı yapınca da o zaman bunların cinsel taciz olduğunu anlayamamıştım, çocuktum diyor (23, 24 yaşında üniversite mezunu bir kadın, detaylarını linkte okuyacağınız tacizlerin taciz olduğunu anlayamamış!).</p>



<p>Şimdi konumunu, kariyerini kullanarak tacizde bulunan bu olgudaki erkeği ahlaksız ilan edeceğiz de -yazarlık hırsı nedeniyle bu tacizlere katlanan/rıza gösteren- bu kadını ahlaklı mı ilan edeceğiz? Bu kadının bu tavrı için bu bir ahlaksızlık değildir diyebilecek tek bir kişinin çıkabileceğini sanmıyorum, varsa buyursun yorum yapsın? Bunu özellikle sosyal medyada çemkiren, hakaret eden kişilere söylüyorum; haydi cesaretinizi göreyim!</p>



<p>Bakın mesela aynı şahsı ifşa eden bir başka kadın, gayet onurlu bir şekilde, hem de 14 yaşında yani çocukken aynı şahsa nasıl davranıyor? -komşuları olduğu için evlerine gittiğinde- ‘’Seks özgürlüktür’le başlayan cinsel içerikli konuşmalar nedeniyle evden nasıl çıktığımı hatırlamıyorum.’’ diyor. Ve bir daha görüşmüyor onunla (Milliyet). Bu kadın çocuk yaşta iken bu konuşmalardan bile hemen anlıyor durumu ve terk ediyor evini ama NK 23 yaşında bir üniversite mezunu olarak (üstelik olayları gözleme ve betimleme yeteneği ortalamadan yüksek bir yazar olarak) maruz kaldığı bunun bin katı görsel ve sözel tacizlerin taciz olduğunu anlayamıyor, öyle mi? Niye? Çocukmuş o zaman!</p>



<p>Problemli beyana sahip bir başka kadın da PB; ‘’Bana cinsel saldırıda bulunmasını 2011 yılı olarak hatırlıyorum… Adımın onunla yan yana yazılması, fotoğraflarımızın yan yana konması midemi bulandırıyor.’’ diyor ama 2012’de yayımlanan bir kitabında ilgili kişiye (eril faile) bir öykü ithaf etmiş. Bu durumu kitabı yayınevine gönderdikten sonra tacize uğradım, kitap 1 yıl sonra yayınlandı’’ şeklinde izah etmeye çalışıyor. Lakin bu hiç inandırıcı değil. Çünkü kitaplar artık eski usul matbaa dizgilerle basılmıyor(dijital baskı var) ve çıktıları da daktilo ile yazmıyoruz, yayınevine Word veya pdf halinde e-posta ile gönderiyoruz. Ve kitap baskıya girmeden 1 dakika öncesine kadar da istediğiniz düzeltmeyi yapabiliyorsunuz. Örneğin benim şu anda baskı aşamasında olan 2 kitabım var ve nerede ise her gün gözüme çarpan 1-2 minik düzeltmeyi yapıyorum ve gönderiyorum. PB de bunu rahatlıkla yapabilirdi. Hem&nbsp; ‘’Adımın onunla yan yana yazılması, fotoğraflarımızın yan yana konması midemi bulandırıyor.’’ diyeceksin hem de kendi emeğin olan kitabında -mideni bulandıran- o ismin bulunmasına müsaade edeceksin, bunu silmeyeceksin, öyle mi? Neden? İşte PB’nin itiraf cümlesi geliyor; ‘’Bu ithafı kaldırmanın beraberinde getirebileceği açıklama yapma ihtimali, olası bir neden sorusu bile o sırada kaldırabileceğim bir şey değildi.’’ Demek ki bu ithafı kaldırabilmek için yeterince&nbsp; zamanı vardı ama ya kitabı basılmaz ve kariyeri zarar görürse ne olacak, öyle değil mi? Cinsel taciz var ama kariyer de var değil mi?</p>



<p>Gördüğünüz üzere ciddi problemler var. Ama eğer mideniz kaldırıyorsa benim asıl kastettiğim NK’nın şu yazısını okuyun da bir haksızlık yapıp yapmadığıma siz karar verin.</p>



<p>Benim bulunduğum noktadan baktığımda&nbsp; (tabi yargı da bu olayın böyle gerçekleştiğini teyit ederse, ki bu zor da olabilir çünkü ciddi bir gecikme var), bu olgudaki eril fail de ahlaksız dişil fail de ahlaksız. Ama eğer bu kesinleşmezse bu durumda NK’nın yalancı ve müfteri olduğu ortaya çıkar ki bu da bir ahlaksızlıktır, zira ahlak cinsel ahlaktan ibaret değildir.&nbsp;</p>



<p>Bazı çevreler ‘’buradaki tacizci erkek ahlaksız ama -sırf yazarlık kariyeri için bu tacizlere ses çıkarmayan, bu iğrenç tacizlere katlanan- kadın ahlaksız değil’’ diyorsa, onlar da benim için ahlaksızdır ve bu ahlaksızların bana saldırması benim için bir üzüntü vesilesi değildir. Ben Allah izin-imkan verdikçe onları rahatsız etmeye,&nbsp; dertlerinin kadın hakları, cinsel taciz-tecavüz, cinayet vs olaylarını azaltmak-önlemek olmadığını, bunları istismar ettiklerini, sadece sonuçlar üzerinden bağırdıklarını ama sebepler konusunda zerre miktar bir çözüm üretmediklerini, benim gibi üretmeye çalışan insanları da boğmaya çalıştıklarını gayet iyi biliyorum, ama ben söylemeye ve iki yüzlülüklerini yüzlerine vurmaya devam edeceğim. Çünkü ben bunu başta Allah rızası için&nbsp; (tabii&nbsp; twitime ayet ekledim diye dalga geçen insanların bu ifademe de bozulacaklarını biliyorum ama&#8230; hem bir Tıp profesörü nasıl ayet paylaşabilir!, değil mi?) ondan sonra kendim ve en cok da kızlarım için istiyorum. Bu nedenle de diyorum ki; &#8220;pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.&#8221;</p>



<p>Bu arada destek için arayan, soran, mesaj atan dostlarım da müsterih olsunlar, ben çok rahatım, hepsine teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ilke-ahlak-ve-ikiyuzluk-pilavdan-donenin-kasigi-kirilsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dişil Tacizler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/disil-tacizler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/disil-tacizler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2020 06:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Taciz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16424</guid>

					<description><![CDATA[Dün kendisine yapılan cinsel taciz isnadlarını kabul eden ama bunu ‘’eril faillik’’ gibi bir ifade ile nötralize etmeye çalışan bir yazar hakkında, ‘’maskülen mallık’’, ‘’eril fallik’’ ve ‘’androjenik aktivite’’ ifadelerini kullanarak -kendi üslubumla ama- şiddetli bir şekilde eleştirmiştim. Bazı arkadaşlarım haklı olarak ‘’dişil fallikler de var, yok mu?’’ diye uyardılar. Var tabi. O halde mademki erkek tacizcileri yerin dibine batırdık, şimdi biraz da kadın tacizcileri -yani dişil fallikleri- eleştirelim, öyle değil mi? Çünkü dişil tacizler çok daha fazla. Evet, yanlış okumadınız, dişil tacizler daha fazla (cinsel taciz ile cinsel saldırganlığı ayırt edelim, izah edeceğim). Ama önce kırmızı çizgimizi çizelim; Eğer bir fiil taciz nitelemesini hak ediyorsa, -eril veya dişil- hiçbir tacizin mazereti olamaz. Bu çok net. Fakat burada tacizin ne olduğunu da tarif etmemiz gerekiyor ki konuyu tam olarak izah edebilelim.&#160; Cinsel taciz, TDK sözlüğünde &#8220;Ahlaksızca, ulu orta veya gizlice söz ve davranışlarla karşı cinse eziyet etme, tedirginlik ve sıkıntı verme&#8221; şeklinde tarif ediliyor. Demek ki karşı cinsi tedirgin eden, ona sıkıntı veren her türlü söz ve davranış tacizdir. Bu doğru. Peki bunun ahlaksızca yapılması ne demek? Ya da bunun kriteri ne? Ayrıca taciz sadece karşı cinse mi yapılıyor? Hemcinse yapılan tacizler yok mu? Demek ki bu tanımda doğrular da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dün kendisine yapılan cinsel taciz isnadlarını kabul eden ama bunu ‘’eril faillik’’ gibi bir ifade ile nötralize etmeye çalışan bir yazar hakkında, ‘’maskülen mallık’’, ‘’eril fallik’’ ve ‘’androjenik aktivite’’ ifadelerini kullanarak -kendi üslubumla ama- şiddetli bir şekilde eleştirmiştim. Bazı arkadaşlarım haklı olarak ‘’dişil fallikler de var, yok mu?’’ diye uyardılar.</p>



<p>Var tabi. O halde mademki erkek tacizcileri yerin dibine batırdık, şimdi biraz da kadın tacizcileri -yani dişil fallikleri- eleştirelim, öyle değil mi? Çünkü dişil tacizler çok daha fazla. Evet, yanlış okumadınız, dişil tacizler daha fazla (cinsel taciz ile cinsel saldırganlığı ayırt edelim, izah edeceğim). Ama önce kırmızı çizgimizi çizelim; Eğer bir fiil taciz nitelemesini hak ediyorsa, -eril veya dişil- hiçbir tacizin mazereti olamaz. Bu çok net. Fakat burada tacizin ne olduğunu da tarif etmemiz gerekiyor ki konuyu tam olarak izah edebilelim.&nbsp;</p>



<p>Cinsel taciz, TDK sözlüğünde &#8220;Ahlaksızca, ulu orta veya gizlice söz ve davranışlarla karşı cinse eziyet etme, tedirginlik ve sıkıntı verme&#8221; şeklinde tarif ediliyor. Demek ki karşı cinsi tedirgin eden, ona sıkıntı veren her türlü söz ve davranış tacizdir. Bu doğru. Peki bunun ahlaksızca yapılması ne demek? Ya da bunun kriteri ne? Ayrıca taciz sadece karşı cinse mi yapılıyor? Hemcinse yapılan tacizler yok mu? Demek ki bu tanımda doğrular da var eksikler de. Nitekim cinsel taciz suçu, TCK’da ‘’bir kimsenin cinsel arzu ve isteklerini tatmin etmek üzere başka bir kimseyi bedensel herhangi bir temasta bulunmadan rahatsız etmesi’’ şeklinde tarif ediliyor (md 105). Demek ki taciz karşı cinsle sınırlı değil, başka bir kişiye verilen tüm rahatsızlıklar tacizdir. Buna göre bedensel temas olmadan yapılan -laf atma, sözlü eylemler gibi- fiiller cinsel tacize, bedensel temaslar ise cinsel saldırı suçuna giriyor. Örneğin failin cinsel amaçla ‘’seni dudağından öpeyim’’ demesi ‘’cinsel taciz’’ suçunu, failin mağduru öpmesi ise ‘’cinsel saldırı’’ suçunu oluşturuyor.</p>



<p>Konumuz taciz olduğuna göre ‘’cinsel açıdan başka bireyleri rahatsız edecek şekildeki tüm söz ve davranışlar’’ cinsel taciz kabul edilmelidir. Dolayısıyla kadınların sosyal ortamda erkekleri rahatsız eden tüm söz ve davranışları da cinsel tacizdir. Ve bu oldukça yaygın bir tacizdir. Ne var ki bu tacizler pasif tacizler olduğu ve çoğunlukla da cinsel saldırıya dönüşmediği için genelde algılanamıyor. Daha doğrusu algılanıyor da kimse bunların da&nbsp; bir taciz olduğunu ifade edemiyor. Çünkü damgalanmaktan korkuluyor. İşin içine feminizm, özgürlük, giyim-kuşam, moda, kozmetik, demokrasi, yaşam stili vs gibi ambivalan/ikircikli konular giriyor. Ama ben bunların da bir taciz olduğunu –bir ürolog akademisyen olarak- söylemek durumundayım(tepkilere de hazırlıklıyım).</p>



<p>Evet, cinsel saldırganlıkta erkekler, cinsel tacizde ise kadınlar öndedir. Fiili durum budur. Nasıl mı? Bunu -konumuz cinsel taciz/cinsellik olduğuna göre- cinsel uyaranlar ve etki mekanizmaları üzerinden izah etmemiz gerekiyor.&nbsp;</p>



<p>Cinsel uyaranlar erkeklerde ve kadınlarda farklılık gösterir. Kadınlar daha çok romantik ve duygusal hazırlıklar sonrasında taktil/dokunsal uyaranlarla uyarılırken erkeklerin böyle bir romantik/duygusal hazırlıklara ihtiyaçları olmaz. Cinsel sağlığı –bazal libidinal enerjisi- yerinde olan erkekler odyoviziuel (görsel-işitsel), aerosel(kokular) ve taktil(dokunsal) erotik uyaranlarla uyarılırlar. Bunun için -kadınlarda olduğu gibi- romantik ve duygusal bir ön hazırlık safhasına ihtiyaç duymazlar. İşte kadınların (veya toplumun) görmediği durum budur. Kadınlar muhtemelen erkekleri de kendileri gibi görüyor ve ‘’biz uyarılmıyoruz da onlara ne oluyor’’ diye bakıyorlar olaya. Ama bu bakış açısı yanlış çünkü mekanizma/fizyoloji farklı.</p>



<p>‘’İnsan iradeli bir varlık, erkekler dürtülerini kontrol etsinler’’ denebilir. Doğru, etsinler, etmeliler. Ama bu durum olağan sınırları aşmayı ve erkeklerin erotik uyarı bombardımanına tabi tutulmalarını gerektirmez, bunu haklı çıkarmaz. Elbette ki bu durum erkek tacizler için mazeret de olamaz. Ama eril dürtüler de bu kadar test edilemez/edilmemeli, bu kadar zorlanmamalı. Bu doğru değil. Çünkü toplum homojen değil. Kimin nasıl sapkınlaşabileceği belli olmaz. Bu böyle olmasa idi, Allah bu konudaki uyarılarını sadece erkeklere yapar, kadınlara herhangi bir uyarıda bulunmazdı. Ama durum böyle değil. Evet, Allah erkeklere ‘’bakışınızı kısın, harama bakmayın’’(24/30) diyor ama kadınlara da ‘’bedeninizi/zinetinizi örtün, teşhir etmeyin, giyiminize, kuşamınıza, konuşmalarınıza kısaca hal ve tavırlarınıza dikkat edin, aksi halde kalbinde eğiklik bulunanlar yanlış mesaj alabilirler’’(33/32,33,59) diyor. Ne yani şimdi biz kendimizi Allah’tan daha mı iyi biliyoruz? Haddimizi aşmayalım!</p>



<p>Bu durumda ‘’ne olursa olsun erkekler bakışını kontrol etmeli/edebilmeli’’ denemez. Bu realiteye aykırı, evet, bunu amaçlayan ve başaran erkekler de var, bu mümkün, tıpkı Yusuf Nebi gibi. Ama tüm erkekler Yusuf değil ki. Bu toplumda dürtülerini kontrol edemeyen, hatta böyle bir amacı olmayan –kalbi yamuk- erkekler de var. Hatta sapıklar da var. Hatta henüz dürtü kontrolünü öğrenemeyen ergenler de var. Dolayısıyla tüm bunlar yokmuş gibi davranmak her şeyden önce düşüncesizliktir, bencilliktir, ayıptır. Kültürümüzde herkesin ulaşamadığı lezzetteki yemekleri -gösteriş yaparak, ortalıkta- teşhir etmek ayıp kabul edilir. Neden? Çünkü yemek biyolojik bir dürtüdür ve aç olan insanda bu dürtüyü aktive eder de ondan. Peki cinsel dürtüleri aktive eden erotik teşhirlerin bundan ne farkı var?</p>



<p>Ayrıca erkek hangi odağa karşı bakışını kıssın? Odak istisnai değil ki, yüzlerce-binlerce odak var. Ama hadi diyelim ki bunu başardı, peki kulaklarını nasıl kısacak? Ya aerosel-afrodizyak uyaranlara karşı ne yapacak? Nefes almaktan mı vazgeçecek?</p>



<p>Soruyorum size: Makyajı ile kendisine ovulasyon/östrüs dönemi görünümü verilen(*), afrodizyak kokularla kokulanan/yayan, jinekoid vücut hatları çizgi ile çizilmiş gibi ortaya çıkarılan, erotik bölgeleri teşhir edilen&#8230;&nbsp; bir kadın -libidinal enerjisi yerinde olan- erkekleri taciz etmiş olmuyor mu?&nbsp; Böyle kadınları otobüste, tramvayda, asansörde… kısaca sosyal hayatta artık sıklıkla görmüyor muyuz?(özellikle yaz aylarında ve belli bölgelerde) Bunlar cinsel taciz değil mi?</p>



<p>‘’Ama bu benim özgürlüğüm, benim giyim tarzım bu, kimse bana karışamaz’’ mı diyorsun? İşin bu kısmına (giyim kuşam…) girmiyorum. Ancak kamusal alanda erotik bölgelerini teşhir ederek, afrodizyak kokularını yayarak, hal ve tavırlarınla başkasını rahatsız ediyorsan, bu durum senin özgürlük alanını aşmış demektir. Neden ‘’sigara içmek benim özgürlük alanıma girer’’ diyemiyorsun da bunu söyleyebiliyorsun? Çünkü kimse buna itiraz edemiyor da ondan, özgürlük, yaşam tarzı, bağnazlık vs gibi söylemler üzerinden kıyamet koparılır da ondan. Biz hiç olmazsa -gelecek tepkileri sineye çekerek- bunların da bir taciz olduğunu&nbsp; kayıtlara geçirmiş olalım.</p>



<p>Günümüzde kadının kamusal alandaki giyim tarzı estetik alandan erotik alana kaymış durumdadır. Yukarıda tarif ettiğim (daha doğrusu tam tarif edemediğim, sansür uyguladığım) beden teşhirleri erotik teşhirler değilse, erotizm ile pornografinin sınırı neresi?&nbsp;</p>



<p>*Kozmetik sektörü cinselliği nasıl pazara dönüştüreceğini çok iyi bildiği için modayı da ürünlerini de buna göre geliştiriyor. Ve tabi bunu daha çok kadınlar üzerinden yapıyor, hem de kadınların fark edemediği bir şekilde, ustaca. Temel taktiği kadını toplumda olabildiğince seksi ve davetkar göstermek. Bunu kadının makyajla/koku ile cinsellik açısından daha alıcı olduğu ovulasyon dönemini simüle ederek ve erotik bölgelerini teşhir ettirerek yapıyor.&nbsp; Böylece kadınlar farkında olmadan toplumdaki erkeklere erotik mesajlar iletmiş oluyorlar (kadının böyle bir amacı olmayabilir, ama erkek bedeni zorunlu olarak mesajı böyle algılar, çünkü biyolojisi böyle kodlanmıştır).&nbsp; Bir kadının ovulasyon döneminde yaşadığı ve sadece yakınındaki erkek(kocası) tarafından algılanabilecek&nbsp; fizyolojik değişimleri; makyaj, koku ve teşhirci dekolte kıyafetlerle abartılı bir hale getirilerek (egzajere edilerek) toplumdaki tüm bireylerin algılayabileceği bir forma sokulmuş oluyor. Yapılan özetle budur. Böylece giyimi, tarzı ve duruşu ile kamusal alanda estetik pozisyonda konuşlanması gereken kadın, egzajere edilmiş bu haliyle erotik bir teşhir objesine dönüştürülüyor. Yani metalaştırılıyor. Böylece belki de hiç farkında olmadan bir çok erkeğin libidinal enerjisini aktive ediyorlar. Bu enerjilerin nerede ve nasıl boşaltılacağını ve kimin başına bela olacağını biliyor muyuz? Artan taciz, tecavüz ve sapkınlıkları biraz da bu gözle değerlendirelim. Bu elbette ki hiçbir taciz için mazeret olamaz ama vakıayı da görelim. Ķi çözüm üretebilelim.</p>



<p>Peki çözüm ne? İran gibi kıyafet ve örtü mecburiyeti mi? Hayır, değil. Çözüm bu değil. Bunu biliyorum ama çözümün ne olduğunu&nbsp; bilmiyorum. Bunu birlikte -konsensusla- bulmalıyız.</p>



<p>NOT: Dün akşam sosyal medyada gördüğüm ifşa furyası bumerang gibi geri dönebilir. Eğer&nbsp; bazı isimler haksız yere mağdur edilirse bu iş yine kadınları vurur. Elbette ki tüm tacizler ifşa ve dava edilmeli ve cezasını da bulmalı. Tereddütsüz. Ama cinsel taciz ifşaları haklı haksız önüne gelen herkesi boğan bir tsunamiye dönüşmemeli. Mahkemeye taşınmalı. Nitekim hakkında yapılan ifşaatlar nedeniyle dün akşam bir yayıncı ‘’Ben, şu saatten sonra eşimin, evlatlarımın dostlarımın yüzüne bakamam’’ diyerek intihar etmiş(ve ölmüş). Bu, hakkında yapılan isnadları kabul etmesi anlamına mı geliyordu yoksa ‘’artık ne yapsam boş, ben bunlarla uğraşamam, kendimi aklayamam’’ mı demek istedi, bilemiyorum. Ama özellikle eşini ve çocuklarını düşünemiyorum. Bu, onlar için her haliyle çok büyük bir travma. Allah yardımcıları olsun. Ama tabi ki taciz mağduru için de, bu da hiç unutulmamalı.</p>



<p>Dolayısıyla, evet, cinsel tacizin ve saldırganlığın hiçbir şekli kabul edilemez ve&nbsp; hiçbir mazereti olamaz. Asla. Ama iftiranın da hiçbir şekli kabul edilemez. Bu iddiaların hangisi doğru hangisi yalan, bilemiyoruz. Ben bu nedenle ancak hakkında yapılan isnadı kabul eden bir yazarla ilgili yazdım. Zira ya yapılan bu ifşaatlar/isnadlar yalan ve iftira ise? Bu cinsel tacizden daha mı düşük bir rezillik? O halde öncelikli adres sosyal medya değil mahkemeler olmalı ki hem fail suçlu ise cezasını bulsun hem de adalet yerini. Tacize de iftiraya da hayır! Ama erotik teşhire de!</p>



<p>Taciz için mazeret/gerekçe uydurmaya da!</p>



<p>Çözüm için samimi isek hadi buradan başlayalım işe, erkek-kadın kutuplaşmayalım, yardımlaşalım. İşimizi zorlaştırmayalım, kolaylaştıralım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/disil-tacizler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eril Faillik -Fallik Eylem, Androjenik Aktivite-</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/eril-faillik-fallik-eylem-androjenik-aaktivite/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/eril-faillik-fallik-eylem-androjenik-aaktivite/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2020 07:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Eril]]></category>
		<category><![CDATA[Taciz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16384</guid>

					<description><![CDATA[Birlikte çalıştığı kadınları taciz eden bir yazar şu ifadelerle özür dilemiş! ‘’İnsan eril failliğin ne olduğunu anlayana kadar karşı tarafta ne büyük yaralar açtığını bilmeden, fark etmeden, düşünmeden hatalar yapabiliyor. Failliğin ne olduğunu bugün kadınlardan öğreniyoruz. Bilmeden, farkında olmadan yaptığım davranışlar nedeniyle kırdığım, üzdüğüm, yaraladığım bütün insanlardan samimiyetle özür diliyorum.”Yazar burada ne demek istiyor?Yani diyor ki, ben -karşı tarafın rızası olmadan- androjenik aktivitelerde bulundum ama bu aktivitelerimin nasıl bir maskülen mallık olduğunu şimdi kadınlardan öğreniyorum…Adam fellik-fallik bir maskülen eylemi yazarlık hünerini kullanarak yok edeceğim sanıyor. Hani adamın biri arkadaşına demiş ya ‘’benim kızım da senin kızın gibi o… oldu ama ben kızımın yaptıklarını senin gibi güzel anlatamıyorum’’ diye, onun gibi bir şey yani…-Eşekleri tenzih ederek- ‘’yaptık bir eşeklik’’ demiyor da cinsel tacizlerini eril faillik ifadesi ile örtmeye çalışıyor. Tam bir eril mallık. Hatta tam bir eril fallik. Dikkat edin ‘’eril faillik’’ değil, ‘’eril fallik’’, a’dan sonra i yok. Fallik ne mi? İzah edeyim;Fallus, ürolojide sık kullandığımız bir terim, pipi/penis demek. Fallik de fallusa ait olan. Peniste yaptığımız bazı ameliyatlara ‘’falloplasti’’ deriz mesela. Ayrıca Freud’un tanımladığı psikoseküel gelişim aşamalarından biri (3-6 yaş arasındaki) ‘’fallik dönem’’dir. Fallik dönemdeki çocuk pipisini/fallusunu keşfeder ve narsistik derecede önem verir ona. Çünkü cinsiyetini belirleyen organın o &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Birlikte çalıştığı kadınları taciz eden bir yazar şu ifadelerle özür dilemiş!</p>



<p>‘’İnsan eril failliğin ne olduğunu anlayana kadar karşı tarafta ne büyük yaralar açtığını bilmeden, fark etmeden, düşünmeden hatalar yapabiliyor. Failliğin ne olduğunu bugün kadınlardan öğreniyoruz. Bilmeden, farkında olmadan yaptığım davranışlar nedeniyle kırdığım, üzdüğüm, yaraladığım bütün insanlardan samimiyetle özür diliyorum.”<br><br>Yazar burada ne demek istiyor?<br><br>Yani diyor ki, ben -karşı tarafın rızası olmadan- androjenik aktivitelerde bulundum ama bu aktivitelerimin nasıl bir maskülen mallık olduğunu şimdi kadınlardan öğreniyorum…<br><br>Adam fellik-fallik bir maskülen eylemi yazarlık hünerini kullanarak yok edeceğim sanıyor. Hani adamın biri arkadaşına demiş ya ‘’benim kızım da senin kızın gibi o… oldu ama ben kızımın yaptıklarını senin gibi güzel anlatamıyorum’’ diye, onun gibi bir şey yani…<br><br>-Eşekleri tenzih ederek- ‘’yaptık bir eşeklik’’ demiyor da cinsel tacizlerini eril faillik ifadesi ile örtmeye çalışıyor. Tam bir eril mallık. Hatta tam bir eril fallik. Dikkat edin ‘’eril faillik’’ değil, ‘’eril fallik’’, a’dan sonra i yok. Fallik ne mi? İzah edeyim;<br><br>Fallus, ürolojide sık kullandığımız bir terim, pipi/penis demek. Fallik de fallusa ait olan. Peniste yaptığımız bazı ameliyatlara ‘’falloplasti’’ deriz mesela. Ayrıca Freud’un tanımladığı psikoseküel gelişim aşamalarından biri (3-6 yaş arasındaki) ‘’fallik dönem’’dir. Fallik dönemdeki çocuk pipisini/fallusunu keşfeder ve narsistik derecede önem verir ona. Çünkü cinsiyetini belirleyen organın o olduğunu anlar. Hatta o kadar ki biz bu yaşlardaki erkek çocukları muayene ederken genelde zorlanırız, çocuk elleri ile pipisini tutar ve ağlar, adeta anne-babası ve bizimle mücadele eder. Penisine -yani hayati organına- bir şey yapacağımızı düşünür. Biz bu yüzden sünnetin fallik dönemde (2-6 yaş arasında) yapılmasını önermiyoruz (0-1,5 yaş arası veya 7 yaş ve sonrasında öneriyoruz). Çünkü 2-6 yaş arasındaki çocuk henüz sünnetin ne olduğunu tam kavrayamadığından -kendisini kendisi yapan, narsistik derecede önem atfettiği organının- pipisinin kesildiğini (iğdiş edildiğini) düşünür ve kastrasyon fobisine sürüklenir.<br><br>Kısaca fallik dönemdeki bir çocuğun (veya adamın!) en önemli organı beyni değil fallusudur.<br><br>Demek ki neymiş, eril faillik, fallik bir eylem imiş.<br><br>Eril faillik; fallik eylem; androjenik ativite…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/eril-faillik-fallik-eylem-androjenik-aaktivite/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
