<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sunni &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/sunni/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 Jun 2019 10:10:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Sunni &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alâüddin-i Erdebilî Osmanlı Tarihine Ne Etti?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/alauddin-i-erdebili-osmanli-tarihine-ne-etti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/alauddin-i-erdebili-osmanli-tarihine-ne-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Turan Günaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2019 12:02:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Alâüddin-i Erdebilî]]></category>
		<category><![CDATA[Halvetîlik]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Safevîlik]]></category>
		<category><![CDATA[Safeviyye]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyf Safiyyüddin]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Edebalı]]></category>
		<category><![CDATA[Sunni]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Zahidiyye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10943</guid>

					<description><![CDATA[Erdebil Tekkesi ve Şeyh Safiyyüddin Halvetî tarikatıyla kardeş tarikat olan Safeviyye’ye mensuptu ve Sünnî idiler. Yalnız Halvetîlik ve Safevîlik -ve tabii her ikisinin de neş’et ettiği Zahidiyye-, tasavvuf tarihinde Hz. Ali kanalıyla gelen Sünnî tarikatlardan addediliyor. İşte tam da bu noktada karşımıza Osmanlı ocağına yön veren üç ulu zat çıkıyor: Şeyh Edebalı, Somuncu Baba (Hamîdüddîn-i Aksarayî) ve Hacı Bayram-ı Velî… Şeyh Safiyyüddin-i Erdebilî (1252-1334), Hazar Denizi’yle Tebriz şehri arasında bulunan Erdebil’deki tekkesinde gûşe-i uzlette oturan bir şeyh idi. Şartlar onun etrafında şekillenen Erdebil Tekkesi’ni Osmanlı tarihinde önemli bir rol oynamaya yöneltti ve bu tarih üzerinde belki de en etkili müessese olmasını sağladı. Erdebil Tekkesi’nin bânîsi Şeyh Safiyyüddin, Halvetî tarikatının kendisinden neşet ettiği İbrahim Zâhid-i Gîlânî’nin (1218-1301) damadı ve halifesidir. Gîlânî’den hem Halvetiyye hem de Safeviyye tarikatı kaynaklanmıştır. Zâhid-i Gîlânî ise Şâfiî ve dolayısıyla Sünnî’dir. Safeviyye’de Şeyh Safiyyüddin’den sonra oğlu Sadreddîn-i Erdebîlî (ö. 1392), ondan sonra da onun oğlu Hoca Ali (Alâeddîn-i Erdebilî) geçmiştir. Tasavvuf erbabına hürmeti çok büyük bir hükümdar olan Timur’un yaşadığı dönemde sağ olan Safevî şeyhi Hoca Ali’dir. Timur, Osmanlı ülkesini istila ettikten ve Yıldırım Bâyezîd’i mahvettikten sonra Anadolu’da kendisine sığınan Osmanlı karşıtı Türkmen aşiret mensuplarını da beyleriyle birlikte yanında Türkistan’a götürmüştü. Rivayete göre İran içlerinden geçerken yolu Şeyh &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>Erdebil Tekkesi ve Şeyh Safiyyüddin Halvetî tarikatıyla kardeş tarikat olan Safeviyye’ye mensuptu ve Sünnî idiler. Yalnız Halvetîlik ve Safevîlik -ve tabii her ikisinin de neş’et ettiği Zahidiyye-, tasavvuf tarihinde Hz. Ali kanalıyla gelen Sünnî tarikatlardan addediliyor. İşte tam da bu noktada karşımıza Osmanlı ocağına yön veren üç ulu zat çıkıyor: </b></span><span class="s1"><b>Şeyh Edebalı, Somuncu Baba (Hamîdüddîn-i Aksarayî) </b></span><span class="s1"><b>ve Hacı Bayram-ı Velî…</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şeyh Safiyyüddin-i Erdebilî (1252-1334), Hazar Denizi’yle Tebriz şehri arasında bulunan Erdebil’deki tekkesinde gûşe-i uzlette oturan bir şeyh idi. Şartlar onun etrafında şekillenen Erdebil Tekkesi’ni Osmanlı tarihinde önemli bir rol oynamaya yöneltti ve bu tarih üzerinde belki de en etkili müessese olmasını sağladı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Erdebil Tekkesi’nin bânîsi Şeyh Safiyyüddin, Halvetî tarikatının kendisinden neşet ettiği İbrahim Zâhid-i Gîlânî’nin (1218-1301) damadı ve halifesidir. Gîlânî’den hem Halvetiyye hem de Safeviyye tarikatı kaynaklanmıştır. Zâhid-i Gîlânî ise Şâfiî ve dolayısıyla Sünnî’dir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Safeviyye’de Şeyh Safiyyüddin’den sonra oğlu Sadreddîn-i Erdebîlî (ö. 1392), ondan sonra da onun oğlu Hoca Ali (Alâeddîn-i Erdebilî) geçmiştir. Tasavvuf erbabına hürmeti çok büyük bir hükümdar olan Timur’un yaşadığı dönemde sağ olan Safevî şeyhi Hoca Ali’dir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Timur, Osmanlı ülkesini istila ettikten ve Yıldırım Bâyezîd’i mahvettikten sonra Anadolu’da kendisine sığınan Osmanlı karşıtı Türkmen aşiret mensuplarını da beyleriyle birlikte yanında Türkistan’a götürmüştü. Rivayete göre İran içlerinden geçerken yolu Şeyh Safiyyüddin’in torunu Alâeddin-i Erdebilî’nin hankâhından geçti. Timur’un tasavvuf erbabına saygısı çok büyüktü.<span class="Apple-converted-space">  </span>Dolayısıyla Erdebilî’ye de çok büyük bir hürmet besliyordu. Bu hürmetten ötürü onu ziyaret etmeden geçip gitmek istemedi. Nitekim misafiri oldu. Ona Erdebil ve köylerini bağışladı. Hoca Ali’nin isteği üzerine Anadolu’dan getirdiği Türkmenleri, Erdebil tekkesinde bıraktı. Onlar da Hoca Ali’ye mürid oldular.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Erdebil Tekkesi ve Şeyh Safiyyüddin Halvetî tarikatıyla kardeş tarikat olan Safeviyye’ye mensuptu ve Sünnî idiler. Yalnız Halvetîlik ve Safevîlik -ve tabii her ikisinin de neş’et ettiği Zahidiyye-, tasavvuf tarihinde Hz. Ali kanalıyla gelen Sünnî tarikatlardan addediliyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İşte tam da bu noktada karşımıza Osmanlı ocağına yön veren üç ulu zat çıkıyor: Şeyh Edebalı, Somuncu Baba (Hamîdüddîn-i Aksarayî) ve Hacı Bayram-ı Velî… </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şeyh Edebalı (1206-1326) Erdebil Tekkesi mensubu idi. İslâmî ilimleri Şam’da tahsil etmiş, tasavvuf eğitimini ise Erdebil’de Şeyh Safiyyüddin’in yanında tamamlamıştı. İşte bu zat aracılığıyla Osmanlı ocağı ilk neşvünema bulmaya başladığı çağlardan itibaren Erdebil Tekkesi’ne bağlı idi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Somuncu Baba ise Hoca Ali’nin müridi idi, yani Şeyh Safiyyüddinîn torununa bağlı idi. Hacı Bayram-ı Velî de bilindiği üzere Somuncu Baba’nın müridlerindendi. Osmanlı ocağının Erdebil Tekkesi’ne bağlılığı tâ Yavuz Sultan Selim’e kadar da sürmüştü.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Burada biraz durmak gerekiyor. Osmanlı ocağının manevî cephesi, gücünü uzun bir süre Erdebil Tekkesi’nden yetişmiş tasavvuf erbabından almıştı. Peki, nasıl oldu da bu ilişkiler Yavuz Sultan Selim devrine gelince bozuldu?</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hoca Ali’nin, Timur’un, Yıldırım Bâyezid’den kopararak Türkistan’a sevk ettiği Türkmenleri hankâhına dâhil etmesi hadisesi, bu hadiseden yüzyıl kadar sonra bozulan Safevî-Osmanlı ilişkilerinin nüvesini teşkil etmiş görünüyor. Bu Türkmenler, Hoca Ali’nin müridi oldular ve Şah İsmail’e gelinceye kadar Erdebil Tekkesi’nin siyasîleşmesinde önemli rol oynadılar. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hoca Ali döneminde pek de görünür olmayan bu etki, dozunu gittikçe artırdı ve Şeyh Cüneyd-i Safevî döneminde tam anlamıyla görünür bir hâle geldi. Şah İsmail’e gelindiğinde ise bir tarikat olan Safeviyye’nin devletleşme çabası artık iyice su yüzüne çıkmıştı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hoca Ali, Timur’un Anadolu’dan getirdiği Türkmenleri hankahına kabul etmekle Erdebil ocağının tarikat yapısını aşıp devletleşeceğini ve Osmanlıya doğudan taarruz edecek bir güce ulaşacağını tahmin edebilir miydi? Sanmıyoruz. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Fakat söz konusu kabul hadisesinden (1402), Şah İsmail’in Safevî postuna oturduğu tarihe (1501) kadar normal seyrinde giden ilişkiler Şah İsmail’le birlikte -safahatını hemen herkesin bildiği- bir çatışma zeminine oturmuştur.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hoca Ali adıyla tanınan Alâeddîn-i Erdebilî, daha hiçbir belirti yokken Osmanlı tarihini etkileyen ‘kabul’ hadisesine imza atmakla sonraki gelişmeleri de yönlendirmiş oldu. Bu gelişmeler, Safeviyye’yi tarikat yapısından uzaklaştırmış, Osmanlının doğudaki siyasî rakibi hâline getirmiştir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aslında bu, Timur’un, Anadolu’dan Yıldırım Bâyezid’e muhalif Türkmenleri yanında götürüp Erdebil Tekkesi’ne bırakması hadisesi olarak da görülebilir. Buradan bakınca da Timur’un yapıp ettikleriyle ölümünden sonra da Osmanlı tarihini etkilemeye devam ettiği şeklinde de değerlendirilebilir.</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/alauddin-i-erdebili-osmanli-tarihine-ne-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran&#8217;da Kuzey Horasan&#8217;daki Sünnilerden Cuma Namazı İsteği</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/iranda-kuzey-horasandaki-sunnilerden-cuma-namazi-istegi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/iranda-kuzey-horasandaki-sunnilerden-cuma-namazi-istegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2018 08:05:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Cuma Namazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Horasan]]></category>
		<category><![CDATA[Sunni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6681</guid>

					<description><![CDATA[İran&#8217;ın Kuzey Horasan eyaletinin merkezi Bocnurd kentindeki Sünniler, şehirde kendi itikatlarına göre cuma namazı kılabilmek için devletten izin istedi. İran&#8217;ın kuzeydoğusundaki Kuzey Horasan eyaletinin merkezi Bocnurd kentindeki Sünniler, cuma namazını kendi inanç esaslarına göre kılmak istiyor. Azadşehr kenti Türkmen Ehli Sünnet cuma imamı Mevlana Muhammed Hüseyin Gürgiç, yaptığı açıklamada, eyalet merkezi Bocnurd&#8217;daki sayıları 30 binin üzerindeki Sünnilerin cuma namazlarını kendi fıkıh kurallarına göre kılabilmesi için devletin izin vermesini talep ettiklerini belirtti. Açıklamasında Gülistan ve Kuzey Horasan Fakihler Konseyi&#8217;nin bir üyesi olduğunu hatırlatan Gürgiç, kanun ve kurallara göre 10 bin vatandaşın yaşadığı bir şehirde cuma namazının kılınmasına izin verilmesi gerektiğini ifade ederek, devlet yetkililerinden bu talebin yerine getirilmesini istedi. İRAN&#8217;DA SÜNNİLERİN SORUNLARI İran&#8217;da Sünniler, yoğunlukla yaşadıkları şehirlerde, cami ve mescitlerinde kendi fıkhi kaidelerine göre cuma namazı kılabilirken, büyük şehirlerde buna izin verilmiyor ve açılan mescitler genellikle kapatılıyor. Sünniler, kendilerine ait ibadet mekanlarının bulunmadığı yerlerde ya cuma namazına gitmiyor ya da Şii bir imamın arkasında saf tutuyor. Yaklaşık 80 milyon nüfuslu İran&#8217;da resmi olmayan verilere göre 15 milyon civarında Sünni vatandaş yaşıyor. Yoğunlukla sınır bölgelerinde yaşayan Sünniler, anayasada belirtilen vatandaşlık haklarına sahip olmak istiyor. Fırsat eşitliği tanınmaması ve yönetim kademelerinde yer alamamaktan şikayet eden Sünniler, devletin diğer bölgelere kıyasla kendi bölgelerine yeterli &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran&#8217;ın Kuzey Horasan eyaletinin merkezi Bocnurd kentindeki Sünniler, şehirde kendi itikatlarına göre cuma namazı kılabilmek için devletten izin istedi.</p>
<p>İran&#8217;ın kuzeydoğusundaki Kuzey Horasan eyaletinin merkezi Bocnurd kentindeki Sünniler, cuma namazını kendi inanç esaslarına göre kılmak istiyor.</p>
<p>Azadşehr kenti Türkmen Ehli Sünnet cuma imamı Mevlana Muhammed Hüseyin Gürgiç, yaptığı açıklamada, eyalet merkezi Bocnurd&#8217;daki sayıları 30 binin üzerindeki Sünnilerin cuma namazlarını kendi fıkıh kurallarına göre kılabilmesi için devletin izin vermesini talep ettiklerini belirtti.</p>
<p>Açıklamasında Gülistan ve Kuzey Horasan Fakihler Konseyi&#8217;nin bir üyesi olduğunu hatırlatan Gürgiç, kanun ve kurallara göre 10 bin vatandaşın yaşadığı bir şehirde cuma namazının kılınmasına izin verilmesi gerektiğini ifade ederek, devlet yetkililerinden bu talebin yerine getirilmesini istedi.</p>
<p><strong>İRAN&#8217;DA SÜNNİLERİN SORUNLARI</strong></p>
<p>İran&#8217;da Sünniler, yoğunlukla yaşadıkları şehirlerde, cami ve mescitlerinde kendi fıkhi kaidelerine göre cuma namazı kılabilirken, büyük şehirlerde buna izin verilmiyor ve açılan mescitler genellikle kapatılıyor. Sünniler, kendilerine ait ibadet mekanlarının bulunmadığı yerlerde ya cuma namazına gitmiyor ya da Şii bir imamın arkasında saf tutuyor.</p>
<p>Yaklaşık 80 milyon nüfuslu İran&#8217;da resmi olmayan verilere göre 15 milyon civarında Sünni vatandaş yaşıyor. Yoğunlukla sınır bölgelerinde yaşayan Sünniler, anayasada belirtilen vatandaşlık haklarına sahip olmak istiyor.</p>
<p>Fırsat eşitliği tanınmaması ve yönetim kademelerinde yer alamamaktan şikayet eden Sünniler, devletin diğer bölgelere kıyasla kendi bölgelerine yeterli destek ve yatırım imkanı sunmamasını eleştiriyor.</p>
<p>İran&#8217;da ayrıca bazı Sünni din adamlarının serbest dolaşım hakkı engelleniyor. Bazı kentlerdeki Sünnilere ait camilerin tamir ve tadilatına izin verilmezken, başkent Tahran&#8217;daki Sünnilerin resmi bir camiye sahip olmalarına da müsaade edilmiyor.</p>
<p>İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 3 Haziran&#8217;da başkent Tahran&#8217;da ülkenin önde gelen Sünni din adamları ve temsilcilerine hitabında, &#8220;Gençler, kadınlar ve azınlıklar haklarını alamadıkları için devletten şikayetlerinde haklılar.&#8221; demişti.</p>
<p>Bu üç grubun yönetimde daha etkin olması için gerekli zeminin hazırlanması gerektiğini dile getiren Ruhani, insanların farklılıklarına rağmen yaradılış bakımından eşit olduklarını belirterek, devrim öncesine göre azınlıklara daha fazla haklar tanındığını kaydetmişti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/iranda-kuzey-horasandaki-sunnilerden-cuma-namazi-istegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
