<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sudan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/sudan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Jun 2019 12:53:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Sudan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sudan Devrimi&#8217;nin Tarihi, Siyasi, Ekonomik ve Demografik Arka Planı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sudan-devriminin-tarihi-siyasi-ekonomik-ve-demografik-arka-plani/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sudan-devriminin-tarihi-siyasi-ekonomik-ve-demografik-arka-plani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jun 2019 12:53:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11502</guid>

					<description><![CDATA[Arap Baharı’nı teğet geçen Sudan’da 19 Aralık tarihinden beri sular durulmuyor. Sübvansiyonların kaldırılmasına bağlı olarak ekmek, yakıt, tüp ve elektriğe gelen zamlar halkın ayaklanmasına yol açmış, bu dönemde gerçekleşen protesto gösterileri sonucunda otuz yıldır iktidarını koruyan Ömer El Beşir koltuğundan olmuştu. Peki ne oldu da Sudan’da durum bu hale geldi? Hangi ekonomik ve sosyolojik faktörler Sudan’daki bu ayaklanmayı tetikledi? Afrika Araştırmacıları Derneği Araştırmacısı Kaan Devecioğlu ile bölge üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen gazeteci Zeynep Karataş konuya dair derin analizlerini Beyaz Tarih için kaleme aldı. BEYAZ TARİH / MAKALE Sudan’da 19 Aralık’ta ekonomik sorunlar temel çizgisinde başlayan protestolar, zamanla rejim karşıtı bir hal almış ve 6 Nisan’da zirve noktasına ulaşarak başkent Hartum’daki ordu karargahının önünde oturma eylemlerine dönüşmüş; bu bağlamda 11 Nisan’da ordunun yönetime el koymasıyla “Geçici Askeri Konsey” (GAK) ve protestocuların çatı örgütü “Özgürlük ve Değişim Güçleri Birliği” (ÖDGB) yöneticileri arasında sivil geçişin sağlanması hakkında yeni bir sürece evirilmiştir. Buradan hareketle çalışmada ilk olarak Sudan’da yaşanan protestoların ortaya çıkmasındaki temel sebep olarak ülkede yaşanan ekonomik darboğazın görülmesinden dolayı tarihsel perspektiften analiz edilecek; takip eden bölümde ise protestolar da öncü rol oynayan Sudan’daki genç nüfus demografik dönüşüm perspektifinden anlamlandırılacaktır. Bu yazıda ülkedeki demografik göstergelerin analiz edilmesinin temel nedeni, yaşanılan gösterilerde özellikle genç &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arap Baharı’nı teğet geçen Sudan’da 19 Aralık tarihinden beri sular durulmuyor. Sübvansiyonların kaldırılmasına bağlı olarak ekmek, yakıt, tüp ve elektriğe gelen zamlar halkın ayaklanmasına yol açmış, bu dönemde gerçekleşen protesto gösterileri sonucunda otuz yıldır iktidarını koruyan Ömer El Beşir koltuğundan olmuştu. Peki ne oldu da Sudan’da durum bu hale geldi? Hangi ekonomik ve sosyolojik faktörler Sudan’daki bu ayaklanmayı tetikledi? Afrika Araştırmacıları Derneği Araştırmacısı Kaan Devecioğlu ile bölge üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen gazeteci Zeynep Karataş konuya dair derin analizlerini Beyaz Tarih için kaleme aldı.</p>
<div class="post-details-body">
<p><strong>BEYAZ TARİH / MAKALE</strong></p>
<p>Sudan’da 19 Aralık’ta ekonomik sorunlar temel çizgisinde başlayan protestolar, zamanla rejim karşıtı bir hal almış ve 6 Nisan’da zirve noktasına ulaşarak başkent Hartum’daki ordu karargahının önünde oturma eylemlerine dönüşmüş; bu bağlamda 11 Nisan’da ordunun yönetime el koymasıyla “Geçici Askeri Konsey” (GAK) ve protestocuların çatı örgütü “Özgürlük ve Değişim Güçleri Birliği” (ÖDGB) yöneticileri arasında sivil geçişin sağlanması hakkında yeni bir sürece evirilmiştir.</p>
<p>Buradan hareketle çalışmada ilk olarak Sudan’da yaşanan protestoların ortaya çıkmasındaki temel sebep olarak ülkede yaşanan ekonomik darboğazın görülmesinden dolayı tarihsel perspektiften analiz edilecek; takip eden bölümde ise protestolar da öncü rol oynayan Sudan’daki genç nüfus demografik dönüşüm perspektifinden anlamlandırılacaktır. Bu yazıda ülkedeki demografik göstergelerin analiz edilmesinin temel nedeni, yaşanılan gösterilerde özellikle genç nüfusun rolünün yüksek olmasıdır. Dolayısıyla söz konusu genç nüfus dinamiği anlamlandırılarak Sudan toplumunda yaşanan değişim ve dönüşümlerin protestolar bağlamındaki etkisi tespit edilecektir.</p>
<p><strong>Tarihsel Perspektiften Sudan Krizinin Politik Ekonomisi</strong></p>
<p>Sudan krizinin ekonomi politik analizi tarihsel perspektiften 4 temel yaklaşımla açıklanabilir. Birincisi, 2011 yılında Güney Sudan’ın Sudan’dan ayrılmasıyla petrol gelirlerinde ciddi kayıplar yaşanmasıdır. İkincisi, protestoların ekonomi temel çizgisinde ülkenin merkez ve çevre olmak üzere farklı bölgelerde başlaması Sudan’ın İngiliz sömürge yönetiminden kalan mirasıdır. Üçüncüsü, hükümetin kendi çevresinden dar bir zümre oluşturarak kliyentalist bir şekilde yolsuzluk ve kayırmacılık politikaları gütmesidir. Dördüncüsü ise güvenlik harcamaları bağlamında kamu bütçesinin olumsuz etkilenmesidir.</p>
<p>Birincisi, Sudan ekonomisini derinden sarsan en temel durum 2011 yılında Güney Sudan’ın Sudan’dan ayrılmasıyla petrol gelirlerinin yaklaşık % 75’ini kaybetmesi sonucunda ortaya çıktı. (Devecioğlu, 2019) Nitekim takip eden süreçte ülke ekonomisinde her geçen yıl daha da belirginleşen durgunluk halkın kısa dönemli protesto gösterilerine neden oldu. Söz konusu protesto gösterilerinde el-Beşir iktidarı sert müdahalelerde bulundu ve bu gösterileri bastırdı. Ancak özellikle 2018 yılının son çeyreğinde yaşanan dramatik nakit kıtlığı ülkedeki tüm ekonomik sektörleri derinden etkiledi. Bu bağlamda temel yaşam ürünlerinde yaşanan dramatik artış (bir ekmeğin fiyatı 1 Sudan Cüneyhinden (Paund) 3 Sudan Cüneyhine yükselmiştir) halkın 19 Aralık’ta başta Port Sudan ve Omdurman (Hartum’un Kuzey Batısı) kentlerinde olmak üzere protesto gösterilerine sebep olmuş; zamanla başkent Hartum’a ve tüm ülkeye yayılmıştır.</p>
<p>İkincisi, 19 Aralık’tan bu yana yaşanan protestolar, hem bölgesel hem de toplumsal anlamda merkez ve çevre dağılımı açısından daha önce yaşanan benzer protestolardan ayrılmaktadır. Ayrıca ülke dönemsel olarak liberal kemer sıkma politikaları (özellikle 2000’li yıllar) uygulamaktadır. Bu ayrımı anlamak için Sudan’ın özellikle sömürge döneminde siyasi ve ekonomik kaynakların merkezde toplanması nedeniyle tarihsel arka planını incelemek gerekmektedir.</p>
<p>Sömürge döneminde Sudan’ın ekonomik ve toplumsal yapısı, merkezi bölgelerde uygulanan ihracata dönük tarım politikası ve seçkinlerden oluşturulmuştu. Bağımsızlık sonrası süreçte ise mevcut ekonomik yapı korunmuş ve söz konusu seçkinler  yönetimi sürdürmüştür. Ülkenin merkezinde bulunan bu entelektüel tabaka tarafından ülkenin güneyi ve Darfur bölgesi marjinalleştirilmiş; ekonomik kaynaklar merkezi bölge ve çevresinde kullanılmıştır. Güç ve servetin “merkezde” toplanmasını öngören bu sistem ülkenin güney bölgelerinde ve Darfur’da yaşanan silahlı protestoların temelindeki neden olarak gösterilebilir.</p>
<p>Sudan’da bağımsızlıktan günümüze kadar iktidara gelen hem sosyalistler hem de İslamcılar bu sömürge mirası sistemini kınamışlardır. Bu kınamaya rağmen sosyalistler mevcut sistemi değiştirme hususunda inisiyatif almasalar da İslamcıların bu anlamda bir girişimi bulunmaktadır.</p>
<p>İslamcılar iktidara geldiklerinde bireyin İslamlaştırılmasını öncül olarak görmüş; bu bağlamda oluşan elitlerin ise ekonomik araçlara erişimine izin vererek kendi zümresini meydana getirmiştir. 1990’lı yıllarda İslamcılar, ideolojilerine uygun gördükleri projeleri (kamu projeleri, hayır kurumları vb.) hayata geçirerek “İslam Devrimini” sadece dini temelde değil, ülkenin kalkınması içinde modernleşme meşruiyeti taşıdığını öne sürüyordu. Özellikle 1999 yılında ülkede petrol bulunduktan sonra Port Sudan Limanı da faaliyete geçmiş ve ülkenin kalkınması noktasında yeni fırsatlar sunmuştur. Bu bağlamda sadece dini meşruiyet değil İslam Devrimi de talep edilmiştir. Ülkedeki petrol ekonomisi toplum arasındaki güç ilişkilerini de derinden etkilemiş; oluşturulan merkezi ekonomik zümre özelinde kaynaklar paylaşılmış; bölgesel eşitsizlikler ve ülkedeki asimetrik oluşum Güney’in kopmasına ve Darfur’daki krizin tırmanmasına yol açmıştır. Dolayısıyla Sudan’da sömürge mirası sürdürülmüş sadece figüranlar değişmiştir.</p>
<p>Üçüncüsü, yukarıda da anlatıldığı gibi İslamcı hükümetin kendi çevresinden dar bir zümre oluşturması; bu bağlamda Ulusal Kongre Partisi liderleri ve güvenlik çevresi ve el-Beşir’in kardeşleri ekseninde yolsuzluk ve kayırmacılık yapması protestoları tetikleyen önemli konular arasındadır. Sudan’da dönemin devrik iktidarı, güneyin bölünmesiyle kaybettiği petrol giderlerinin ardından son yıllarda yaşanan ekonomik krizi ortadan kaldırmak amacıyla madencilik ve tarım sektörlerine ağırlık vermiştir. Madencilik (altın) ve ihracata yönelik tarım politikası geliştiren rejim partizan ağlarını sürdürmüş adil olmayan bölgesel seçimler sonucunda muhalif halkın tepkisini çekmiştir. Ayrıca merkezin çevre bölgelere oranla asimetrik kalkınması ve dolayısıyla söz konusu genel yoksulluk ortamındaki bu uygulamalar muhalif halk nezdinde güçlü bir öfkenin ortaya çıkmasına yol açmıştır. 19 Aralık’tan bu yana kesintisiz süren protestolar ve buna karşı iktidarı elinde tutan güçlerin tavrı hayatta kalma refleksi olarak okunabilir.</p>
<p>Dördüncüsü ise yaşanan ekonomik krizin savaş ekonomisi ve askeri ayrıcalıklar bağlamında güvenlik harcamalarından tetiklenmesidir. Sudan’da 1989 yılında yaşanan İslamcı darbeden bugüne ordu, yönetim sisteminin merkezindedir. Ayrıca gelişmekte olan sektörlerin (özellikle güneyin ayrılmasıyla kaybedilen petrol gelirlerinden sonra) Ulusal Kongre Partisi üyeleri ve güvenlik birimlerinin arasındaki rekabetin merkezindeydi. Ayrıca söz konusu petrol ve madencilik sektörlerinden elde edilen gelirlerin büyük bölümü alt yapı sektörlerini sübvanse etmekte ve söz konusu sektörlerde de ayrıca rekabet yaşanmaktaydı. Bu bağlamda güvenlik birimleri arasında yaşanan rekabete örnek olarak Darfur’daki milis lider Musa Hilal’in kovulmasına öncülük eden ve mevcut durumda hem GAK hem de Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı olan Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemediti) varlığıdır. Dolayısıyla iç yapıda ülkenin ekonomik kaynaklar özelinde yaşanan ve şeffaf olmayan kirli durumu krizi tetikleyen bir diğer etkendir.</p>
<p><strong>Sudan’ın Demografik Göstergeleri Işığında Protestolarda Genç Nüfus Dinamiği</strong></p>
<p>Toplumsal protestolar ve 11 Nisan’da Beşir yönetiminin askeri bir müdahale ile sona ermesi üzerine Sudan’a yönelik uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ve ekonomi gibi alanlarda bir çok analiz düzeyinde çalışmalar yapıldı. Ancak ülkenin sosyolojik göstergeleri bağlamında demografik analizi yapılmadan varılacak kanaatler protestolara kadarki süreci anlamak açısından eksik kalacaktır.</p>
<p>Arap Baharı olarak adlandırılan ve 2011 yılında Tunus ve Mısır ile başlayan halk protestoları, her ne kadar Ortadoğu ve Afrika’daki çatışma bölgeleri olarak kabul edilse de; günün sonunda rejimlerin değişmeye zorlandığı bir çatışma beklenmiyordu. Bu protestoların göründüğü ülkelerdeki nüfus artış hızının yüksek olması, genç nüfus oranıyla ilişkili olarak yine işsizlik oranlarının dikkate değer bir şekilde yüksek olması bu protestoların gençlerin ülkenin yönetsel kademelerinde ve ekonomik açıdan yükseliş şansının olmamasıyla ilişkilendirilmesine yol açmıştır. (ÖZALP, 2013)</p>
<p>Arap Bahar’ının sona erdiği düşünüldüğü bir dönemde Sudan’da meydana gelen gösteriler, bu ülkenin demografik göstergelerini incelemenin ve yorumlamanın gösterilerdeki genç nüfus dinamiğini anlamlandırmak için tekrardan önem kazandı. Bu sebeple demografik veriler ışığında Sudan toplumu esas alınarak ülkedeki genç nüfusun toplumsal hareketlere etkisi incelenecektir. Sudan’ın demografik göstergelerine bakıldığında; nüfusun %41’nin 15 yaş altında, %20’sinin 15-24 yaş, %31 ise 25 ila 54 yaş aralığında, 55-64 yaş aralığının nüfusa oranı ise yalnızca %4 olduğu görülmektir.</p>
<p>Sudan nüfusu 2019 verilerine göre 42.51 milyona ulaşmış olup bu nüfusla dünyanın 35. büyük devleti konumundadır. Etnik açıdan ülkenin %70’ni Araplar oluşturmakta ve nüfusun geri kalanı ise bir kısmı Araplaştırılmış Afrika halklarından oluşmaktadır. Dini açıdan ise ülkenin tamamına yakını Müslümandır.</p>
<p>Sudan’ın demografik göstergelerinden nüfusun büyüme hızına bakıldığında ülkenin bağımsızlık savaşı verdiği 1950li yıllarda %2.70 iken bu oran 1995 yılına gelindiğinde %3.65 olarak kaydedilmiş, 2019 yılında ise düşüş trendinin devamı olarak %2.42’ye kadar düşmüştür. Yapılan projeksiyonlar ise demografik dönüşüm teorisiyle uyumlu bir çizgi göstermekte ve 2040larda bu hızın %2.00’nin altına düşmesi beklenmektedir. Demografik yaşlanma göstergelerinde dünya genelinde ortanca yaş 28 iken Afrika’nın genelinde bu yaş 19.4 olarak kaydedilmiştir. Bu yaş aslında kıta genelinde genç nüfusun yoğunluğunu göstermesi bakımından önemlidir. Ayrıca söz konusu Sudan’a geldiğinde bu yaşın kıta genelinden de daha düşük olduğu ve 18.9 olarak kaydedildiği görülmektedir. ((WPP))</p>
<p>Sudan’daki protestolarda öne çıkan sloganlara bakıldığında gençlerin karşılanmayan taleplerinin bir isyana dönüştüğü görülmektedir. Daha önce de 2012 yılında Hartum’da öğrenci yoğunluklu protestolar yapılmış ve genç nüfusun itirazları gündeme gelmişti. O dönemde Hartum Üniversitesi’nde başlayan protestolar boyunca dikkat çeken “Biz artık bıktık!” sloganı, yükselen yeni neslin politik bir güce dönüştüğünü ve protestolarla yeni bir politik aktör yoluna girdiklerini gösteriyor. Gençlerin başını çektiği bu protestolar, internetin aktif kullanımı sayesinde dünyaya daha hızlı aktarıldı. (Open Democracy, 2012)</p>
<p>Sudan’ın cinsiyet bağlamında nüfusu 2019 yılında %49 erkek, %51 kadın olduğu görülmektedir. Kadınların nüfusa oranı Ortadoğu ve Afrika’da her ne kadar git gide düşüş gösterse de özellikle 25-29 yaş arası kadınların oranında yükseliş olduğu görülmektedir. (World Bank, 2017) Sudan için de benzer bir seyir görülmekte olup  toplumsal hareketlerde genç kadınların dikkat çekici bir şekilde öne çıkmasının bu demografik göstergelerle ilişkisi bulunmaktadır. Sudan eski Başkanı Ömer El Beşir’in devrilmesine sebep olan son protestoları organize eden Sudan Meslek Odaları Birliği’nin bileşenlerinden olan Sudan Doktorlar Birliği’nin içinde çok sayıda kadının etkin görevler aldığı ve yine gösterilerin sembol ismi haline gelen Alaa Salah’ın genç bir kadın olması özellikle eğitimli, genç kadınların değişime daha fazla istekli olduğunun bir göstergesidir. (Writer, 2019)</p>
<p><img decoding="async" class="pyro-image" src="https://www.beyaztarih.com/uploads/default/files/2430898_810x458.jpg" alt="Alaa" /></p>
<p><strong>Sudan Devrimi&#8217;nin sembollerinden Alaa Salah.</strong></p>
<p>Bir diğer demografik gösterge olan “nüfus deseni”ne bakıldığında ise nüfusun yoğunluklu olarak kentlerde yaşadığı ve kentleşme sürecinin son yıllarda hızla arttığı görülmektedir. Ülkenin çoğunluğu kentleşme sürecini hala yaşamakta olup kırsal kesimin nüfusa oranı ise %33 dolaylarındadır. Hartum ve Omdurman gibi şehirlerin hızla büyümesinin sebebi olarak kuraklık, savaş bölgelerinden zorunlu göç, işsizlik sayılabilir. Başkent Hartum’un nüfusunun iki milyona yaklaşırken geçen sene Atbara ilindeki protestoların neden Hartum kadar etkili olmadığını anlamak için Atbara’nın nüfusunun 100 bin civarında olmasından kaynaklandığı iddia edilebilir. ((WPP)) Kırsaldan Hartum’a yapılan göçlerin karakteristik özelliklerinden biri de genç ve eğitimli ve ekseriyetle erkeklerden oluştuğu görülmektedir. Daha sonra bu erkeklerin ailelerini de getirmek suretiyle merkezde toplanmış bir orta sınıf oluşturdukları görülmektedir. (MIGRATION, 2011)</p>
<p>Bu çerçevede bakıldığında Sudan Meslek Odaları (The Sudanese Professionals Association)’nın çağrısıyla başlayan protestoların başkent Hartum’da yoğunlaşması bu protestoların orta sınıf ve kentli toplumu karakterize ettiği görülmektedir. Her ne kadar kırsal kesimlere yönelik olsa da bu protestoların çatı örgütünün bileşenlerinin Sudanlı Doktorlar Merkez Komitesi; Sudan Gazeteciler Örgütü; ve Demokratik Avukatlar İttifakı olması temel itirazın eğitimli, orta sınıf profesyonellerden geldiğini göstermektedir. 2018 yılının Aralık ayında başlayan bu protestolar silsilesi kendi içinde şehir merkezli ve kırsal olarak iki farklı karakter ortaya çıkmaktadır. Şehir merkezinde, orta sınıf, meslek sahibi ve teşkilatlanma tecrübesi olan kişilerce düzenlenen daha barışçıl protestolar yürütüldüğü; ancak Hartum merkezinin dışındaki Damazine ve Atbara gibi şehirlerdeki gösterilerde ise daha çok lastik yakmak, resmi binaları ateşe vermek ve barikat kurma şeklinde kendini gösteren eylemler görülmektedir. Ayrıca Atbara’daki olaylarla rejim, kırsal kesimin neyi tolere edip neyi edemeyeceğini bir nevi test ederek sınırlarını görmeye yönelik bir politika izledi. Temel yaşam standartlarını sağlamak olan alt gelir grubunun, öğrencilerin ve göçmenlerin iştirak ettiği bu protestolar Hartum’daki son gösterilerle kıyaslandığında daha öfkeli ve yıkıcı olduğunu söylemek mümkündür.</p>
<p>Bu gösterilerin ideolojik açıdan komünist söylemler barındırdığı ve elitlerin kullandığı milliyetçi dile karşı, halkçı ve işçi yanlısı bir milliyetçiliğin ortaya çıktığı dikkat çekiyor. (Gizouli, 2019) Ayrıca Hartum merkezi dışındaki gösterilerin sıkı aile ilişkileri sebebiyle bütün aile fertlerini kapsayacak şekilde katılımcılar açısından daha homojen protestolar olduğu ve dayanıklılık açısından da daha uzun süreli olduğu görülmektedir.(Bakhit, 2019)</p>
<p>Sudan’ın kırsal bölgelerinin neden Hartum kadar protestolara iştirak etmediği ise orta sınıf ile alt gelir grubu arasındaki kopukluk ve Hartum’daki protestoların daha çok orta sınıfın itirazları üzerine kurulmasıyla açıklanabilir. Dolayısıyla bu protestolar kırsal tarafından şehirli, orta sınıfın meselesi olarak algılandı. Ayrıca iç savaş döneminde Hartum’a yönelen göçlerle birlikte, ilk dönemde çok büyük problem olmayan; ancak gittikçe kendini gösteren kırsaldan göç edenlere yönelik ayrımcı tutum, kırsalın ve kırsal kökenli olanların yerli orta sınıfın itirazlarına mesafeli durmasına sebep oldu. Burada hem göçmenlikle ilgili problemlerin  hem de kentli-kırsal kimliğin öne çıktığı görülmektedir.</p>
<p>Sudan’daki gösterilerde dikkat çeken bir diğer dinamik ise diasporadaki genç nüfusun protestolara gösterdikleri ilgidir. Bu bağlamda Sudan’ın özellikle Batı ülkelerindeki diasporası incelendiğinde görülüyor ki ilk göçün İngiltere’ye dar bir elit grubunun gitmesiyle oluştuğudur. Ömer El Beşir’in darbeyle yönetime gelmesiyle 1990’lı yıllarda başlayan ve Fransa’ya yönelen, çoğunluğu komünistlerden oluşan siyasi mültecilerden bahsedilebilir. Ancak özellikle 2005 yılındaki Darfur kriziyle birlikte Sudan’dan Fransa’ya gittikçe artan bir göç akışı gerçekleşti. Fransa’ya oranla İngiltere bu anlamda daha az göçmen kabul etti. Siyasi göçmenliğin ekseriyetle Batı ülkelerine yapılmasına karşılık, ekonomik gerekçelerle Körfez ülkelerine göç eden ciddi bir Sudanlı nüfustan da bahsetmek gerekir. Ancak Sudan’daki gösterilere güçleri yakından takip eden ve siyasi geçmişleri olan bu Batı’daki diaspora, güçlü bir şekilde örgütlendi ve özellikle Batı medyasının Sudan’daki gösterilerden haberdar olması için kamuoyu oluşturdu. Başta Fransa’daki diaspora olmak üzere Avrupa ve Amerika’dakiler de kendi ülkelerinin büyükelçiliği önünde yaptıkları protestolarla, sosyal medyayı aktif şekilde kullanarak, yabancı diller de attıkları tweetlerle istikrarlı bir şekilde bu protestoların dünyaya tanıtılmasına katkı sağladılar. Yine bu diasporadaki Sudanlıların aktif şekilde protestolara destek veren kesimin gençlerden oluşması Sudan’daki protestolarda olduğu gibi diasporada da gençlerin etkisini göstermesi açısından önemlidir. (Franck, 2019)</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Sonuç olarak Sudan protestolarının ortaya çıkması ve tırmanmasının temelinde tarihsel, siyasal, ekonomik ve demografik açılardan çok boyutlu bir etki vardır. Bu etki ülkenin sömürgecilik döneminde yerleşen/yerleştirilen siyasi ve ekonomik yapı; bağımsızlıktan sonra yozlaşmış ve insan haklarını hiçe sayan yönetimler ve bu bağlamda gerçekleşen dış müdahaleler kapasımın da yaşanan problemler (Güney Sudan ve Darfur sorunu gibi) ve son olarak ülke de yaşanan ekonomik problemler bağlamında yükselen genç nüfus arasındaki işsizlik sorunu krizin ortaya çıkmasını ve tırmanmasını doğurmuştur.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Bakhit, M. (1 Ocak 2019). The Spatial Dimension of the four-months-long Sudanese Uprising. (C. Deshayes, Röportajı Yapan)</p>
<p>Devecioğlu, K. “Ekonomik Darboğazdan Toplumsal Buhrana: Sudan Protestolarının Analizi”, 3 Ocak 2019, https://www.afam.org.tr/ekonomik-darbogazdan-toplumsal-buhrana-sudan-protestolarinin-analizi/</p>
<p>Franck, A. (1 Ocak 2019). Activism from the Outside. The Mechanisms of the revolutionary Movement among the Sudanese of the Diaspora. (M. Etienne, Röportajı Yapan)</p>
<p>Gizouli, M. e. (1 Ocak 2019). Class Dynamics, Dissemination of the Sudanese Uprising. (Röportajı Yapan: C. Deshayes) www.noria-research.com.</p>
<p>Migration, I. I. (2011). Migration in Sudan, a country profile 2011. Khartoum, Sudan: International Organization for Migration (IOM).</p>
<p>Open Democracy. (31 Ağustos 2012), We Are Fed Up! The power of a new generation of Sudanese youth activists. https://www.opendemocracy.net/en/5050/we-are-fed-up-power-of-new-generation-of-sudanese-youth-activists/ (Erişim Tarihi: 19.06.2019)</p>
<p>Özalp, O. (2013). Arap Baharı Bağlamında Orta Asya’da Toplumsal Protesto Dinamikleri ve Potansiyeli, Journal of Academic Studies, 14-56.</p>
<p>World Bank. (2017). https://data.worldbank.org/indicator/SP.POP.2529.FE.5Y?locations=ZQ (Erişim Tarihi: 06.06.2019)</p>
<p>WPP, http://worldpopulationreview.com/countries/sudan/ (Erişim Tarihi: 10.06.2019)</p>
<p>Writer, S. (8 Nisan 2019). https://theglobepost.com/2019/04/08/sudan-protest-women/ (Erişim Tarihi: 10.06.2019)</p>
<p>Yüceşahin, M. M. (2011). Küresel Bir Süreç Olarak Demografik Dönüşüm: Mekânsal Bir. Coğrafi Bilimler Dergisi, 11-27.</p>
<p>Zeynep Karataş &#8211; Kaan Devecioğlu/beyaztarih.com
</p></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sudan-devriminin-tarihi-siyasi-ekonomik-ve-demografik-arka-plani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sudan ve Cezayir&#8217;de Şimdi Ne Olacak?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sudan-ve-cezayirde-simdi-ne-olacak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sudan-ve-cezayirde-simdi-ne-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2019 06:47:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10759</guid>

					<description><![CDATA[Sudan ve Cezayir’de halkın servetini yağmalamayacak, şikayetleri adil şekilde çözecek bir yönetsel güce ihtiyaç var. Rejimin köleleri, kullanışlı müttefikler ve politik müşterilerin çıkar savaşlarının iyi analiz edilip kitlesel öfkeyi buna göre kontrol etmesi gerekiyor sivillerin. Cezayir’de, Cumhurbaşkanı Abdulaziz Boteflika karşıtı olarak başlayan ancak Boteflika’nın istifasına rağmen devam eden halk gösterileri 13. Cuma gününe girdi. Halk, bir yandan meydanlarda Genelkurmay Başkanı Kayed Salih’in istifasını isterken, diğer yandan ülke 4 Temmuz’da yapılacak seçimlere doğru yol alıyor. Afrika’da Cezayir ile benzer şekilde tansiyonun yüksek olduğu bir başka ülke de Sudan. Önce aylar süren protestolar ve devamında 11 Nisan’da ülkeyi 30 yıl boyunca yöneten Ömer el-Beşir’in bir askeri darbeyle görevden uzaklaştırılması gözleri Sudan’a çevirdi. Cezayir’de 20 yıllık Boteflika, Sudan’da 30 yıllık El Beşir dönemi halk destekli bir darbe ile resmen sona erdi. Buna rağmen her iki ülkede de halk gösterileri devam ediyor. Bu iki halk neden sokakta kalmaya devam ediyor, talepleri, eleştirileri ve rejimin tavrını inceleyelim… Saleh’in gelişi  Cezayir’de Boteflika’nın beşinci kez aday olacağı yönündeki açıklamalar,  halk tarafından sağlık durumunun elverişsizliği gerekçesiyle reddedilmiş ve protestolar başlamıştı. Organizatörlerinin belli olmadığı, ekseriyeti gençlerden oluşan ve birbirinden bağımsız bir grup insan hasta bir adamın Cumhurbaşkanlığı’nda ısrar etmesini onur meselesi yaptı ve meydanlara döküldü. Sokakların git gide artan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sudan ve Cezayir’de halkın servetini yağmalamayacak, şikayetleri adil şekilde çözecek bir yönetsel güce ihtiyaç var. Rejimin köleleri, kullanışlı müttefikler ve politik müşterilerin çıkar savaşlarının iyi analiz edilip kitlesel öfkeyi buna göre kontrol etmesi gerekiyor sivillerin.</strong></p>
<p>Cezayir’de, Cumhurbaşkanı Abdulaziz Boteflika karşıtı olarak başlayan ancak Boteflika’nın istifasına rağmen devam eden halk gösterileri 13. Cuma gününe girdi. Halk, bir yandan meydanlarda Genelkurmay Başkanı Kayed Salih’in istifasını isterken, diğer yandan ülke 4 Temmuz’da yapılacak seçimlere doğru yol alıyor. Afrika’da Cezayir ile benzer şekilde tansiyonun yüksek olduğu bir başka ülke de Sudan. Önce aylar süren protestolar ve devamında 11 Nisan’da ülkeyi 30 yıl boyunca yöneten Ömer el-Beşir’in bir askeri darbeyle görevden uzaklaştırılması gözleri Sudan’a çevirdi. Cezayir’de 20 yıllık Boteflika, Sudan’da 30 yıllık El Beşir dönemi halk destekli bir darbe ile resmen sona erdi. Buna rağmen her iki ülkede de halk gösterileri devam ediyor. Bu iki halk neden sokakta kalmaya devam ediyor, talepleri, eleştirileri ve rejimin tavrını inceleyelim…</p>
<p><strong>Saleh’in gelişi </strong></p>
<p>Cezayir’de Boteflika’nın beşinci kez aday olacağı yönündeki açıklamalar,  halk tarafından sağlık durumunun elverişsizliği gerekçesiyle reddedilmiş ve protestolar başlamıştı. Organizatörlerinin belli olmadığı, ekseriyeti gençlerden oluşan ve birbirinden bağımsız bir grup insan hasta bir adamın Cumhurbaşkanlığı’nda ısrar etmesini onur meselesi yaptı ve meydanlara döküldü. Sokakların git gide artan bir kalabalığa sahne olması, belli belirsiz sloganların tek ses olup daha da gür çıkması, rejim içinden ve bürokrasiden meydandaki halk lehine açıklamaların da art arda gelmesi, Boteflika’nın gitmesi gerektiği kanaatini pekiştirdi ve nihayet peşi sıra Boteflika’dan geri adım sinyalleri ve en sonunda da istifa haberi geldi.</p>
<p>Ancak süreç iyi okunduğunda bu istifanın halk gösterilerinin rejim üzerinde artan baskısıyla beraber ülkede geçmişten beri oldukça güçlü olan askerin aldığı rol ile ilişkili olarak yapıldığı hemen görülecektir. Cezayir Genel Kurmay Başkanı Ahmed Kayed Salih’ın Boteflika’ya istifa etmesi gerektiğini kameralar önünde söylemesi, askerin açıkça Boteflika’nın gitmesi gerektiği yönünde irade koyması, Cezayir üzerinde dolaşan iç çatışma korkularını bir nebze dağıttı.</p>
<p>Ancak Boteflika’nın resmen istifa etmesiyle oluşan “şimdi ne olacak sorusu özellikle yeni Boteflikalar istemeyen sokaktaki halk için en önemli soru oldu. Yirmi yıllık Boteflika dönemi kapanmış ancak Boteflika’nın şekillendirdiği ya da başka bir ifadeyle Boteflika’yı şekillendiren rejim bütün kurumları, isimleriyle öylece duruyordu. Bu noktada muhaliflerin taleplerinin yeterince net olmaması da bu kaygıyı besleyen başka bir meseleydi. Meydanlarda Boteflika’nın aday olmaması için başlatılan gösteriler zaman içinde bir sistem eleştirisine dönüşmüş ve Boteflika’nın sadece Boteflika’dan ibaret olmadığı dillendirilmeye başlanmıştı. Asker ise halka istediğini verdiğini ima edip daha fazlasına kimsenin cüret etmemesi gerektiğini belirten açıklamalarla dokunulmaz kırmızı çizgilerini daha üst perdeden söylemeye başladı.</p>
<p><strong>Temel talep net </strong></p>
<p>Ne var ki muhalefet kırılgan bazı söylemler etrafında el ele tutuşmuş görünse de temel talep çok netti: Boteflika döneminin kilit adamlarının tasfiyesi, yolsuzluk dosyalarının açılması ve seçimlerin göstermelik ve asker baskısında gerçekleşmemesi. Ancak süreç gösterdi ki; geçici hükümet başkanından daha çok genelkurmay başkanının sesi duyuluyor, bütün adımlarda onun postal izi dikkat çekiyordu. Halkın talep ettiği radikal değişimin asker gözetiminde gerçekleşmeyeceği düşünülürken belki de en şaşırtıcı gelişme, ülkede gücü elinde bulundurduğu düşünülen generaller ve Boteflika döneminin adeta gölge başkanı gibi davranan Boteflika’nın kardeşi Said Boteflika’nın tutuklanması herkesi şaşkına çevirdi. Çünkü  askerin sürekli vurgu yaptığı “ulusal güvenlik ve istikrar” değişimin beklendiği gibi gerçekleşmeyeceği şeklinde yorumlanıyordu. Bu asker- sivil çekişmesinin verilen tavizlerle ortak bir paydada uzlaşmaya dönüşebileceğini kestirmek şimdilik çok zor olsa da meydanın dinmeyen heyecanı, muhaliflerin üst tabakasında var olan ideolojik saplantılara rağmen tabanın buna şimdilik çok prim vermemesi halkın lehine görünüyor.</p>
<p>Sudan’ı 30 yıl boyunca yöneten Ömer El Beşir’e karşı başlatılan sokak eylemleri neticesinde Beşir yönetimi resmi olarak nihayete erdi. Ancak Beşir’in siyasi sahneden çekilmesiyle ortaya çıkan otorite boşluğunun nasıl doldurulacağı ile ilgili belirsizlik asker-sivil ilişkileri çerçevesinde devam etmekte. Gösterilerin ilk günlerinde ekonomik gerekçeler öne çıkarken zamanla rejim karşıtlığına dönüşüp siyasetin sivillere tam devri talep edilir oldu. Özgürlük ve Değişim Hareketi adı altında organize olan göstericiler, bir yandan mevzi kaybetmemek adına Genelkurmay önünde nöbet tutarken diğer yandan da protestocular adına insiyatif alan kişiler Askeri Geçiş Konseyi ile görüşmeleri devam ettirdi. Askeri Konseyin geçiş dönemi için uygun gördüğü çözüm, sivil yönetim talep eden göstericiler için yeterli gelmedi ve meydanları terk etmediler. Askerlerin son yaptığı açıklamada, sivillerle anlaşmanın sağlandığı ve 300 kişilik geçiş yönetiminin yüzde 67’sinin sivillerden oluşacağı ve bu yönetimin üç yıl boyunca Sudan’ı yöneteceği bildirildi. Ancak sokağı terk etmeyen göstericilere Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) olarak bilinen birliklere ait üniformalı askerlerin ateş açması sonucu gerginlik tekrar yükseldi ve sivillerle varılan anlaşma 72 saatliğine askıya alındı. Gerginliği azaltmak için taraflar görüşmelerine tekrar başlasa da Sudan’ı bekleyen dış tehlike olarak Suudi Arabistan, BAE ve Mısır içeride ise Beşir’e karşı olan öfke sebebiyle İslamcı-seküler ideolojik çatışması bulunmakta. Beşir döneminde üst düzey pozisyonlara yerleşmiş olanların tasfiyesi ile ilgili talepler de dikkat çekmeye başladı. Ancak bu durumun İslamcıları siyaset dışına itebileceği ve tehlikeli çatışmalara dönüşebileceği düşünülüyor. Beşir dönemini “şeriat rejimi” olarak tanımlanması da bir rejim değişikliğinde dindar bir halk olan Sudan halkını sosyolojik açıdan da yukarıdan aşağıya değiştirmeye dönüşmesi tehlikesi bulunmaktadır. Bütün bunlar sivil-asker uzlaşmasını sağlayamadığı takdirde iç çatışmalara ideolojik bir boyut kazandırması muhtemel. Bu söz konusu olursa sivil yönetime geçişin önünde askerden daha büyük bir engel olarak Sudan halkının önünde durur.</p>
<p><strong>Ortak sorunlar </strong></p>
<p>Sudan ve Cezayir her ne kadar farklı tarihsel süreçlere, toplumsal yapıya ve coğrafi koşullara sahip iki ülke olsa da özellikle Batı merkezli medyada dillendirilen ikinci Arap Baharı dalgasının gözlemlendiği iki ülke olması açısından benzer bazı değişimlere uğradıkları için önemlidir. Peyder pey başlayan protestoların içeriğine bakıldığında da karşımıza ilk çıkan ağır yaşam koşullarına bir tepki. Sokak eylemlerinin başlangıcındaki protestocuların ekseriyeti iki ülkede de üniversite gençleri. Yine genç nüfus açısından ciddi bir şişkinliğe sahipler ve bu da işsizliği protestocuların önemli itirazlardan biri haline getirdi. Yine hem Cezayir hem de Sudan’da asker ciddi bir rol oynamakta ve siyasi değişimlerin askerlerin müdahalesiyle gerçekleştiği bir tarihsel paydaşlık da var. Bu da Cezayir’de Ahmed Gaid Saleh, Sudan’da Abdulfettah el –Burhan’ın ülkedeki değişimin seyrinde askerin etkisini göstermesi bakımından önemli iki karakter.</p>
<p>Ancak hemen belirtmek gerekir ki Cezayir bu hususta Sudan’dan daha şanslı bir durumdadır. Çünkü Sudan’daki gibi asker içinde farklı yapılar öne çıkmamaktadır. Sudan’da siviller ile müzakereleri sabote etmeye yönelik halka şiddet uygulayan asker üniformalılar ile kıyaslandığında Cezayir’de protestolar daha barışçıl yürütülmekte diyebiliriz. Ayrıca dış müdahale açısından bakıldığında da Cezayir halkı daha avantanjlı görünmektedir. Her ne kadar Cezayir’i izleyen “big brother”ların her daim olduğu yönünde bir yerleşik inanç olsa da bu süreçte dış müdahale sahneye pek yansımadı. Ancak Sudan’a baktığımızda jeopolitik konumu sebebiyle de özellikle Körfez’in aktörleri tarafından müdahaleye uğradığı söylenebilir. BAE, Suudi Arabistan ve Mısır konsolosluklarının önünde toplanan Sudanlılar, bu ülkelerin iç işlerine karışmaması yönünde sloganlar attı. Yine Sudanlıların aksine Cezayirli göstericilerin bir kısmı ülkelerini tutarlı bir siyasi ve kültürel hayata sahip bir ulus devlet olarak görürler ancak Sudanlılar bu hususta en baştan sloganlarını rejime karşı attı. Ancak iki ülke için evrilen süreç açısından baktığımızda göstericiler, istikrarlı ve ısrarlı şekilde meydandaki pozisyonlarını koruyor. Askere karşı direnç gösterme iki ülke için farklı riskler barındırsa da askerlerin yer yer geri adım attığını ve meydanın taleplerine cevap vermek zorunda kaldığını ancak muhaliflerin kurumsallaşma sorunu sebebiyle de meydandaki yüksek motivasyonu masaya yansıtamadıklarını söyleyebiliriz.</p>
<p>Yine her iki ülkede de meydandaki çoğulculuk ve ideolojik sloganlardan uzak kalma, kuşatıcı ve hoşgörülü dil, söz konusu masaya gelindiğinde geçmiş korkuların nüksetmesine sebep oldu. Cezayir’de “Kara on yıl”sürecinde yaşanan İslamcıların terorize edilmesi sebebiyle bugün meydanlarda örgütlü veya örgütsüz varlık gösteren İslami hareketlerin seküler kesimde rahatsızlığa sebep olduğunu söylemek mümkün. Cezayir rejimi, uyumunu parti-asker-bürokrasinin oligarşik formülünden almaktadır.</p>
<p>Özetle iki halkın da servetini yağmalamayacak, şikayetleri adil şekilde çözecek bir yönetsel güce ihtiyaç var. Rejimin köleleri, kullanışlı müttefikler ve politik müşterilerin çıkar savaşlarının iyi analiz edilip kitlesel öfkeyi buna göre kontrol etmesi gerekiyor sivillerin. Olumsuz birçok duruma rağmen iki ülkede de rejim ve siviller karşı karşıya gelmiş ancak rejim geçmiş Arap Baharı deneyiminden nispeten ders çıkarmış görünmekte ve şiddetten uzak kalmaya çalışmakta. Ancak her iki ülkede de derin yapıların, sivillerin arasındaki ideolojik ve etnik farklılıkları kaşıdığını da söylemek mümkün. En iyi ihtimalle dış müdahalelerden kendini muhafaza etmeyi başarsalar bile eğer bu sosyolojik tehlikelere yönelik önlem alınmazsa iki ülkede de uzun vadede istikrar pek mümkün gözükmüyor.</p>
<p>Zeynep Karataş/Açık Görüş</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sudan-ve-cezayirde-simdi-ne-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sudanlı Darbecileri Türkiye’de Hangi Sendika Eğitti?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sudanli-darbecileri-turkiyede-hangi-sendika-egitti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sudanli-darbecileri-turkiyede-hangi-sendika-egitti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Apr 2019 08:04:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ömür Çelikdönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9715</guid>

					<description><![CDATA[Teşkilatı Mahsusa’nın fedaisi ‘Zenci Musa’yı bilir misiniz? Sudanlıydı. Yeryüzünü fesada veren batı emperyalizmine karşı Allah’a kulluk davasının öncü isimlerinden Zenci Musa kendi döneminde Arap Musa olarak tanınıyordu. Ancak bazı kaynaklarda belirtilen kendisi de Teşkilatı Mahsusa gönüllüsü olanİstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un Safahat isimli eserinde bu öncü tevhit savaşçısı için yazdığı beyitte; “Eşref Bey’in emir eri Zenci Musa / Omuzundan arşa yükseldi Nebi İsa”  ifadesini kullandığı görülür. Burada üç şey anlatılır, Teşkilatı Mahsusa başkanı Kuşçubaşı Eşref Bey ile birlikteliği, mensup olduğu coğrafyanın ten rengi ve yüce gönüllülüğü, hasbiliği, samimiyeti, derin imanı ve gücü kuvveti. Yoksulluk içinde vefat ettiği Özbekler Tekkesi’nde tek terekesi olan tahta çantasından; Devlet-i Osmaniye’nin parçalanmadan önceki halinin bulunduğu harita,Kuşçubaşı Eşref’in fotoğrafı, Kur’an’ı Kerim ve kefen çıkmıştı. Adanmış bir hayattan geri kalan kutsal miras bu işte. İsmet Özel demiyor mu ki, “Türk, kâfirle çatışmayı göze alan Müslümandır” İşteZenci Musa da öyle bir Müslüman öyle bir Türk’tü! O nedenle ne zaman “Sudan” sözcüğünün geçtiği bir kelam duysam veya yazı okusam hemen aklıma Zenci Musa gelir. Yakın zamanda Sudan’ı ilgilendiren iki bilgi notunu sizlerle paylaştım. 31 Mart 2019’da halkımız kaderini oylamaya giderken ben oturup Afrika kıtasındaki gelişmelere (Bkz. Afrika İslam ülkelerinde NATO’cu generaller dönemi başladı!) değindim. Sizleri bilgilendirme amaçlı diğer yazımı 07 Nisan 2019’da  (Bkz. Erdoğan ve Putin&#8217;in dostu Sudan Devlet Başkanına darbe mi yapılıyor?)  yayımladım. Sudan’da ne olduğunu Türkiye’deki Sudanlılar dahi anlamış değil! Türkiye’deki Sudanlıları iki grupta toplayabiliriz. Kuzey ve Güney Sudanlılar.Kuzey Sudanlılar da ikiye ayrılıyor. Birinci grup Ömer El Beşir’i destekleyenler diğerleri &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teşkilatı Mahsusa</strong>’nın fedaisi ‘<strong>Zenci Musa</strong>’yı bilir misiniz?</p>
<p>Sudanlıydı. Yeryüzünü fesada veren batı emperyalizmine karşı Allah’a kulluk davasının öncü isimlerinden Zenci Musa kendi döneminde Arap Musa olarak tanınıyordu.</p>
<p>Ancak bazı kaynaklarda belirtilen kendisi de <strong>Teşkilatı Mahsusa</strong> gönüllüsü olan<strong>İstiklal Marşı </strong>şairimiz <strong>Mehmet Akif Ersoy</strong>’un <strong>Safahat</strong> isimli eserinde bu <strong>öncü tevhit savaşçısı </strong>için yazdığı beyitte;<strong><em> “Eşref Bey’in emir eri Zenci Musa / Omuzundan arşa yükseldi Nebi İsa”</em></strong>  ifadesini kullandığı görülür.</p>
<p>Burada üç şey anlatılır, <strong>Teşkilatı Mahsusa</strong> başkanı <strong>Kuşçubaşı Eşref</strong> <strong>Bey</strong> ile birlikteliği, mensup olduğu coğrafyanın ten rengi ve yüce gönüllülüğü, hasbiliği, samimiyeti, derin imanı ve gücü kuvveti.</p>
<p>Yoksulluk içinde vefat ettiği <strong>Özbekler Tekkesi’nde</strong> tek terekesi olan tahta çantasından; <strong>Devlet-i Osmaniye</strong>’nin parçalanmadan önceki halinin bulunduğu harita,<strong>Kuşçubaşı Eşref</strong>’in fotoğrafı, <strong>Kur’an’ı Kerim</strong> ve <strong>kefen</strong> çıkmıştı.</p>
<p>Adanmış bir hayattan geri kalan kutsal miras bu işte.</p>
<p><strong>İsmet Özel</strong> demiyor mu ki, <strong><em>“Türk, kâfirle çatışmayı göze alan Müslümandır”</em></strong> İşte<strong>Zenci Musa</strong> da öyle bir <strong>Müslüman</strong> öyle bir <strong>Türk</strong>’tü!</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/Zenci_Musa.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>O nedenle ne zaman “<strong>Sudan”</strong> sözcüğünün geçtiği bir kelam duysam veya yazı okusam hemen aklıma <strong>Zenci Musa</strong> gelir.</p>
<p>Yakın zamanda <strong>Sudan</strong>’ı ilgilendiren iki bilgi notunu sizlerle paylaştım.</p>
<p><strong>31 Mart 2019</strong>’da halkımız kaderini oylamaya giderken ben oturup <strong>Afrika</strong> kıtasındaki gelişmelere (Bkz. Afrika İslam ülkelerinde NATO’cu generaller dönemi başladı!) değindim.</p>
<p>Sizleri bilgilendirme amaçlı diğer yazımı 07 Nisan 2019’da  (Bkz. Erdoğan ve Putin&#8217;in dostu Sudan Devlet Başkanına darbe mi yapılıyor?)  yayımladım.</p>
<p><strong><em>Sudan’da ne olduğunu Türkiye’deki Sudanlılar dahi anlamış değil!</em></strong></p>
<p><strong>Türkiye</strong>’deki <strong>Sudanlıları</strong> iki grupta toplayabiliriz. <strong>Kuzey ve Güney Sudanlılar.</strong><strong>Kuzey Sudanlılar</strong> da ikiye ayrılıyor. Birinci grup <strong>Ömer El Beşir’</strong>i destekleyenler diğerleri de karşı çıkanlar.</p>
<p>Her iki grup da <strong>Türkiye</strong> dostu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/sudan_kuzey_guney__1.jpg" width="641" height="312" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>İlk bakışta <strong>Sudan</strong>’da yer yerinden oynamasına rağmen <strong>Türkiye</strong>’den “<strong>tık</strong>” çıkmaması, belki de bu dostluğa duyulan saygının eseri sanılabilir. Ama bana kalırsa <strong>farklı bir süreç</strong> var.</p>
<p><strong>Türkiye’deki Sudanlı</strong> dostlara “<strong>Ne oluyor ne bitiyor?</strong>” diye sorduğumda <strong><em>“Halk Ömer El Beşir yönetimini  artan gıda fiyatları ile yaşanan yakıt ve döviz sıkıntısından sorumlu tutuyor hepsi bu</em></strong>” demişlerdi.</p>
<p>Son yaşananlara bakılırsa demek ki hepsi bu değilmiş!</p>
<p><strong><em>Sudan’da son durum nedir?</em></strong></p>
<p><strong>Sudan</strong> ordu komutanlarının <strong>Ömer El Beşir’siz toplantı</strong> düzenlemesinin ardından, Cumhurbaşkanlığı sarayı ordu birlikleri tarafından kuşatıldı.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanlığı sarayı</strong> etrafında asker ve ordu bünyesindeki “<strong>Hızlı Destek Kuvvetleri”</strong> mensupları konuşlandı.</p>
<p>Askerin baskısı ile <strong>Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir</strong> önce istifa etti, istifa kararını imzalatan subaylar ile <strong>El Beşir</strong>’in korumaları arasında arbede yaşandı ve <strong>Ömer El Beşir</strong> ve yakın korumaları tutuklandı. Ülkede 3 ay süre ile olağanüstü hal ilan edildi.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/besir-den-sudan-in-guvenligi-ve-halkin-huzuru-onceligimiz-mesaji-10.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Savunma Bakanı</strong> da dahil olmak üzere, önde gelen bazı siyasiler gözaltına alındı. İktidardaki <strong>Ulusal Kongre Partisi</strong>&#8216;nin <strong>100</strong>&#8216;den fazla yönetici <strong>Sudan İstihbaratı</strong>tarafından derdest edildi.</p>
<p>Tutuklananlar arasında partinin Başkanı ve eski Savunma Bakanı <strong>Abduurrahim Muhammed Hüseyin</strong>&#8216; de bulunuyor. Uluslararası <strong>Hartum</strong> <strong>Havaalanı</strong>&#8216;nda uçuşlar durduruldu. Havaalanında sadece inişlere izin veriliyor. Geçici hükümet kurulacak.</p>
<p><strong><em>Sudan’daki halk gösterileri ile Türkiye’deki Gezi Olaylarındaki aktör kadınların benzerliği…</em></strong></p>
<p><strong>Gezi Parkı</strong> protestolarının kıvılcımının çakıldığı gün, polisin suratına sıktığı biber gazının etkisiyle saçları arkaya savrulan ancak geri çekilmeyen “<strong>Kırmızı Elbisesi kadın”</strong>ı hatırlıyor musunuz?</p>
<p>Omzundaki alışveriş çantası ve arkaya savrulan saçlarıyla, <strong>Türkiye</strong>’nin dört bir yanına yayılan <strong>Gezi Parkı</strong> protestolarının sembolü haline gelmişti.</p>
<p>Dünya basınında yer bulan fotoğrafıyla bir nevi internet fenomenine dönüşen akademisyen <strong>Ceyda Sungu</strong>r’dan söz ediyorum.</p>
<p><strong>Gezi</strong> olaylarındaki <strong>Kırmızı Elbisesi Kadın</strong>’ın bir benzeri <strong>Sudan</strong>’da ortaya çıktı! Kadının <strong>geleneksel</strong> <strong>Sudan kıyafeti</strong> giyinmesi de oldukça dikkat çekiciydi.</p>
<p>Sosyal medyada yapılan paylaşımlarla <strong>Sudan</strong>&#8216;daki özgürlük taleplerinin sembolüne dönüştü. Söz konusu kadın, <strong>Sudan</strong>’daki <strong>Nubia Kraliçeleri</strong>ne verilen ‘<strong>Kandake</strong>’ ile özdeşleştirildi.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/Kandake.jpeg" /></p>
<p>Kıyafeti ve takıları özenle seçilmişti. <strong>Sudanlı</strong> kadınların geçmişine kültürüne vurgu yapan sembolik bir giyim tarzı tasarlanmıştı.</p>
<p><strong>Kandake</strong>; <strong>Sudan</strong>’da geleneksel olarak gelinlerin kullandığı büyük altın küpeleriden takmıştı. Kıyafeti <strong>1960</strong>’lar, <strong>70</strong>’ler ve <strong>80</strong>’lerde askeri diktatörlere karşı gerçekleştirdikleri gösteriler ve yürüyüşlerde bu kıyafeti tercih eden kadınları andırıyordu.</p>
<p><strong>Hartum</strong>’daki protestoları yönetiyormuş gibi görünen kadın, gösterilerin sembolü haline geldi.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/sudanin_gelini_sosyal_medyada_hizla_yayildi.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Kadının, <strong>Sudan</strong>’ın başkenti <strong>Hartum</strong>’da <strong>Devlet Başkanı Ömer el-Beşir</strong>’e karşı çıkan protestolarda “<strong>özgürlük”</strong> talep eden sloganlar attığı bir video <strong>Twitter</strong>’da yüzbinlerce kez paylaşıldı.</p>
<p>Ayrıca protestolara katılan kadınlara işarette bulunarak defalarca <strong><em>“Hepiniz Sevgili Kandakesiniz</em></strong>” sloganları attı. <strong>Kandeke</strong>, <strong>Sudan</strong>  tarihinde <strong>yabancı istilaya karşı</strong>çıkmış bir kadın yönetici.</p>
<p>Günümüzde daha çok erkek egemen toplum yapısına ve feodal değerlere direnen özgürlük arayışındaki kadın tiplemesinde kullanılıyor.</p>
<p>Nitekim 2009’da üniversite öğrencileri tarafından kurulan “<strong>Bıktık</strong>&#8221; anlamına gelen “<strong>Girifna” </strong>yani<strong> Sudanlı Gençlik Hareketi; </strong>kadın hareketinde de önemli bir rol oynamış, <strong>2012</strong>&#8216;dek düzenledikleri “<strong>Kandake</strong> <strong>Protest”</strong> (Güçlü Kadınların Portestosu) eylemine binlerce kadın katılmıştı.</p>
<p><strong><em>Sudan’daki eylemlerde İngiliz parmağı var mı? </em></strong></p>
<p><strong>“Girifna”</strong> yani <strong>Sudanlı Gençlik Hareketi</strong>; <strong>İngilizler</strong>’in yakın merceğine takılan sivil toplum örgütlerinden. <strong>Londra</strong> merkezli “<strong>Index on Censorship”</strong> sivil toplum örgütü,<strong>2006</strong> yılından beri ifade özgürlüğü dalında gazetecilere, yazarlara, avukatlara, savunuculara ödül vermesiyle tanınıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/Index_on_Censorship.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Gazetecilik, dijital özgürlük, savunuculuk ve sanat dallarında, “<strong>Index on Censorship”, Guardian, Google, The Economist Group</strong> gibi kuruluşların sponsorluğunda ödül dağıtıyor.</p>
<p>Geçmiş yıllarda <strong>Çin</strong>&#8216;deki insan hakları avukatı <strong>Gao Zhisteng</strong>, Azerbeycanlı gazeteci Idrak Abbasov, öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink&#8217;in oğlu Arat Dink gibi isimlere ödül veren Index on Censorship;  2013’te yani Sudanlı Gençlik Hareketi  Girifna’yı bu ödüllere aday göstermişti.</p>
<p><strong>Londra</strong> merkezli <strong>Index on Censorship</strong> İngiliz gizli servislerinin organizasyonu.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/Index_on_Censorship111.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Index on Censorship</strong> bünyesinde, başkan olarak deneyimli gazeteci; <strong>Reuters</strong> haber ajansı eski çalışanı <strong>Küresel ifade özgürlüğü</strong> ağı <strong>IFEX</strong>&#8216;in ve <strong>Küresel Ağ Girişimi</strong>&#8216;nin yönetim kurulu başkanı <strong>Jodie Ginsberg</strong>, <strong>Rachael Jolley, Sean Gallagher, Helen Galliano, Chatham House</strong>  müdavimi ve çalışanlarından <strong>Joy Hyvarinen, David Sewell, Sally Gimson, Ryan McChrystal, Lewis Jennings</strong> gibi isimler yer alıyor.</p>
<p>Bu ajan takımının dağıttığı <strong>2018 İfade Özgürlüğü Ödülleri</strong> sponsorları arasında<strong>Türkiye</strong> kökenli “<strong>fon fon”</strong> diye ses çıkaran <strong>GSM</strong>.“<strong>Mobil haberleşme için küresel sistem</strong>” (Global Systemfor Mobile Communications) şirketi de bulunuyor.</p>
<p>Yeri gelmişken; <strong>GEZİ</strong> olaylarında eylemcileri sokaklara çağıran, <strong>IFEX</strong> bunlara bağlı.</p>
<p><strong><em>Sudan’da halk hareketinin organizatörü hangi örgüt?</em></strong></p>
<p><strong>Sudan</strong> halk hareketi <strong>spontane</strong> bir eylemlilik göstermiyor. Organize bir hareket. Toplumsal eylemlerin en büyük ve güçlü paydaşı, sağlık çalışanları ve avukatların ortak örgütü <strong>Sudan Meslek Grupları Birliği </strong>(SPA) eylemleri organize ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/sudan_gosteriler_1.jpg" width="637" height="293" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Sudan</strong> yönetiminin farklı meslek gruplarını hedef alan, öteleyen açıklamaları sonucu,<strong>doktorlar</strong> protestolarda itici bir güç olarak ortaya çıktı.</p>
<p>Ancak <strong>büyük çoğunluk kadınlardan</strong> oluşuyor. Eylemcilerin üçte ikisi, <strong>Sudan</strong>&#8216;daki &#8220;<strong>cinsiyetçi ve ataerkil</strong>&#8221; toplumu protesto eden kadınlar.  Öğrenciler de sokak eylemlerinin katılımcısı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/sudandaki_eylemlerde_2_kisi_daha_oldu.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Sokak gösterilerini düzenleyen <strong>Sudan Meslek Grupları Birliği </strong>(SPA)  <strong>Başkanı</strong>,<strong>Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu</strong> (SWTUF)’a bağlı, <strong>SWTUF</strong> <strong>Medya, </strong>Medya, İletişim, Enformasyon ve Posta Çalışanları Sendikası Başkan Yardımcısı <strong>Ali İbrahim Khairalla</strong>.</p>
<p><strong>Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu</strong> <strong>SWTUF</strong>; merkezi hükümetin kontrolü altında.</p>
<p><strong>Sudan,</strong> <strong>1992 Sendikalar Yasası</strong> yürürlüğe girdikten sonra <strong>Hartum</strong> yönetimi, hükümet tarafından kontrol edilen sendika tekeli oluşturdu ve yalnızca hükümet tarafından kontrol edilen <strong>Sudan İşçileri Sendikaları Federasyonu</strong>’nun (SWTUF) yasal olarak çalışmasına izin verildi.</p>
<p>Diğer tüm sendikalar yasaklandı.</p>
<p>Nitekim gösteriler başladığında <strong>Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu </strong>(SWTUF)<strong>Genel Başkanı Yusuf Ali Abdülkerim</strong>, SPA’yı “<strong>Yasadışı ve profesyonel olmayan bir kuruluş</strong>” olarak nitelendirerek profesyonellerin ve işçilerin herhangi bir şekilde protestolara karışmadıklarını söylemek zorunda kalmıştı.</p>
<p><strong><em>Türkiye’deki HAK-İŞ, Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu SWTUF’la irtibat halinde…</em></strong></p>
<p>Ankara’nın Sudanlı sendikacılara kancayı takması 4-5 yıl öncesine uzanıyor.</p>
<p><strong>2016</strong>’da <strong>HAK-İŞ Konfederasyonu,</strong> <strong>Sudan</strong> sendikacılığın gelişmesi, standartta kavuşturulması amaçlı <strong>SWTUF</strong> yöneticilerine yönelik <strong>5 eğitim semineri</strong>gerçekleştirmişti.</p>
<p><strong>2016</strong>’da <strong>Sudan</strong> İşçi Sendikaları Konfederasyonu Başkan Yardımcısı <strong>Yahia Hassan Mohammed Ali,</strong> Sudan Serbest İşçileri Sendikası Genel Başkanı <strong>Hassan Mohammed El Tayeb Mohammed</strong>, Hartum İşçiler Federasyonu Genel Başkanı <strong>Khabab Mohammed Saeed Elfadhil </strong>ve (SWTUF) Özel Sektör İşçileri Sendikası Genel Başkanı<strong>Hassan Abdellarim Eisa Younis</strong> Türkiye’de temaslarda bulunmuştu.</p>
<p>Hatta <strong>15 Temmuz </strong>darbe girişimi sonrasında, <strong>Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu</strong>(SWTUF); Başkent <strong>Hartum’da</strong> yaklaşık 3 bin 500 kişinin katılımıyla <strong>“Türk Halkı ve Türk Çalışanlarına Destek ve Dayanışma Toplantısı</strong>” düzenlemiş, <strong>FETÖ</strong>’nün kanlı darbe girişimi protesto edilmişti.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/egitim-bir-sen-den-kanli-darbe-girisimine-3-dilde-tepki_d0dde.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Türkiye</strong>’ye destek olmak amacıyla düzenlenen toplantıya <strong>Eğitim-Bir-Sen</strong> ve Memur-Sen Genel Başkanı <strong>Ali Yalçın</strong>, Hak-İş Genel Başkanı <strong>Mahmut Arslan</strong> ve <strong>Sudan’da</strong>yaşayan <strong>Türkler</strong> de katılmıştı.</p>
<p><strong><em>Ankara’ya yolu düşenlerden biri de Sudan Meslek Grupları Birliği (SPA) Başkanı Ali İbrahim Khairalla…</em></strong></p>
<p><strong>SWTUF</strong> <strong>Medya</strong>, Medya, İletişim, Enformasyon ve Posta Çalışanları Sendikası Başkan Yardımcısı <strong>Ali İbrahim Khair</strong>, <strong>HAK-İŞ</strong> Genel Başkanı <strong>Mahmut Arslan</strong>’ın davetlisi olarak <strong>Aralık 2017</strong>’de <strong>Ankara’ya</strong> gelmiş, <strong>5 Aralık 2017</strong>’de Emek Konukevi’nde gerçekleştirilen <strong>HAK-İŞ/Öz-İletişim Sendikası</strong> İle Sudan/SWTUF Medya, Medya, İletişim, Enformasyon ve Posta Çalışanları Sendikası Ortak Eğitim Programına katılmıştı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/_SWTUF_Genel_BaYkan_YardYmcYsY_Ahmed_El_Kamil_Aydarous_ve_beraberindekiler_Genel_BaYkanYmYz_Mahmut_Arslan_Genel_BaYkan.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Toplantıda <strong>SWTUF</strong>’un <strong>15 Temmuz’</strong>la ilgili yurtdışında <strong>Türkler</strong> tarafından bir talep gelmeden kendilerinin duyarlılığıyla ve <strong>Türkiye</strong>’ye destek ve moral vermek amacıyla bir miting gerçekleştirdiklerini hatırlatan Arslan, <em>“O mitinge biz de </em><strong><em>HAK-İŞ</em></strong><em> olarak katıldık. </em><strong><em>SWTUF</em></strong><em> tarafından böyle bir toplantının gerçekleştirilmesini çok önemli buluyoruz. Ülkemizin zor zamanlardan geçtiği bir ortamda bu dayanışma mitingi bizim için moral kaynağı oldu”  </em>demişti.</p>
<p><strong><em>Gelene giderler ya da gitmediğin yer senin değildir!</em></strong></p>
<p><strong>HAK-İŞ</strong> ile Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (SWTUF) Eylül 2018’de İkinci Kadın Buluşması  etkinliğini gerçekleştirdi.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/_SWTUF_Genel_BaYkan_YardYmcYsY.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Program kapsamında HAK-İŞ Genel Sekreteri<strong> Dr. Osman Yıldız</strong> ve beraberindeki<strong>HAK-İŞ Kadın Komite</strong> üyeleri <strong>Sudan</strong>&#8216;ın başkenti Hartum&#8217;a gitmişti.</p>
<p>Bu heyet, 12 Eylül’de Türkiye Cumhuriyeti <strong>Hartum Büyükelçisi İrfan Neziroğlu</strong>&#8216;nu ziyaret etti. <strong>HAK-İŞ</strong> ile <strong>SWTUF</strong> arasındaki sendikal işbirliği çalışmaları ve <strong>Türkiye &#8211; Sudan</strong> ilişkileri hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/hakiY_hartum_b_el._ziyaret.jpeg" width="640" height="455" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Ziyarete, <strong>HAK-İŞ Genel Sekreteri Dr. Osman Yıldız</strong>’ın yanı sıra, <strong>HAK-İŞ</strong> Kadın Komitesi Başkanı <strong>Fatma Zengin</strong> ve HAK-İŞ Kadın Komitesi üyeleri ve <strong>SWTUF</strong> Genel Başkanı <strong>Yusuf Ali Abdülkerim</strong> ve beraberindeki <strong>SWTUF</strong> temsilcileri katılmıştı.</p>
<p><strong><em>Sudan’da Türkiye’nin etkisi…</em></strong></p>
<p><strong>“Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;</strong>nin yetişemediği <strong>İslam ülkelerini emperyalistlerin tasallutundan kurtarmak”</strong> gibi amacı olduğu belirtilen <strong>Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi SADAT</strong> ve <strong>Sudan Silahlı Kuvvetleri </strong>arasında <strong>11 Mayıs 2017</strong>’de, <strong>İstanbul</strong> <strong>IDEF</strong> fuarında <strong>Sudan</strong> <strong>Silahlı Kuvvetleri</strong> ile<strong>Askeri Standardizasyon Merkezi</strong> kurulumu sözleşmesini kapsayan bir mutabakat mevcut.</p>
<p><strong>HAK-İŞ’in eğitim verdiği Sudanlı sendikacılar da sokakların nabzını tutuyor, göstericileri kontrol ediyor. </strong></p>
<p>Daha ne diyeyim? Arif olan anlar!</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="http://www.dikgazete.com/images/upload/sudan_kapak_onur.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sudanli-darbecileri-turkiyede-hangi-sendika-egitti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ömer El Beşir İçin Zor Günler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/omer-el-besir-icin-zor-gunler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/omer-el-besir-icin-zor-gunler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Atalay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 21:30:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ömer el beşir]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8218</guid>

					<description><![CDATA[Sudan “Ordusunun ülke yönetimi çevresinde Ömer El Beşir etrafında kenetlendiği”ni vurgulaması şimdilik Beşir’e rahat nefes aldırmış gibi görülüyor. Bu arada Sudan’da 1966-1967 ve 1986-1989 yılları arasında iki dönem başbakanlık yapan Ömer El Beşir tarafından 1989 yılında yapılan darbeyle koltuğundan indirilmiş bir isim olan eski Başbakan ve muhalefetteki Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Es-Sadık El Mehdi’nin, Hartum’a dönmüş olması, ülkede yeni bir sürecin başlangıcına işaret olabilir. Ömer Hasan Ahmed El Beşir, 30 yıldır Sudan’ın başında olan bir isim,75 yaşında yorgun ve siyaseten ömrünün en sıkıntılı bir sürecini yaşıyor. Müslüman Kardeşler hareketinin üyesi olarak eski güveni ve gücünden çok şeyler kaybetmiş durumda. Herkes Sudan’da neler yaşandığını  merak ediyor. Sudan nereye gidiyor, dün Batı’nın uluslararası ceza mahkemelerinde yargılamak istediği Ömer El Beşir bugün, yaşadığı siyasi ve sosyal sıkıntılara karşı koyarken Batı, ABD, Rusya ve Çin, Ömer Beşir’i tolere edecek mi? 1989’da tuğgeneral rütbesiyle görev yaptığı Sudan ordusu kansız bir darbeyle hükümeti devralmış, Ekim 1993’te cuntanın kendisini feshetmesinden sonra devlet başkanlığına getirilmiştir. İlk kez 2013 yılında sokağa çıkan Sudan halkı, ülkede petrol ürünlerinde devlet sübvansiyonlarının kaldırılması üzerine fiyatların artması sebebiyle düzenlenen protesto gösterilerinde başkent Hartum başta olmak üzere birçok şehirde yolları kapatmıştı. 2018 Aralık ayının 19’unda başlayan sokak protestoları bir ayını doldurdu. Gösterilerin patlak vermesinin ardından muhalif “Nida Sudan” &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>Sudan “Ordusunun ülke yönetimi çevresinde Ömer El Beşir etrafında kenetlendiği”ni vurgulaması şimdilik Beşir’e rahat nefes aldırmış gibi görülüyor. Bu arada Sudan’da 1966-1967 ve 1986-1989 yılları arasında iki dönem başbakanlık yapan Ömer El Beşir tarafından 1989 yılında yapılan darbeyle koltuğundan indirilmiş bir isim olan eski Başbakan ve muhalefetteki Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Es-Sadık El Mehdi’nin, Hartum’a dönmüş olması, ülkede yeni bir sürecin başlangıcına işaret olabilir.</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Ömer Hasan Ahmed El Beşir, 30 yıldır Sudan’ın başında olan bir isim,75 yaşında yorgun ve siyaseten ömrünün en sıkıntılı bir sürecini yaşıyor. Müslüman Kardeşler hareketinin üyesi olarak eski güveni ve gücünden çok şeyler kaybetmiş<br />
durumda.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Herkes Sudan’da neler yaşandığını  merak ediyor. Sudan nereye gidiyor, dün Batı’nın uluslararası ceza mahkemelerinde yargılamak istediği Ömer El Beşir bugün, yaşadığı siyasi ve sosyal sıkıntılara karşı koyarken Batı, ABD, Rusya ve Çin, Ömer Beşir’i tolere edecek mi?</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">1989’da tuğgeneral rütbesiyle görev yaptığı Sudan ordusu kansız bir darbeyle hükümeti devralmış, Ekim 1993’te cuntanın kendisini feshetmesinden sonra devlet başkanlığına getirilmiştir. İlk kez 2013 yılında sokağa çıkan Sudan halkı, ülkede petrol ürünlerinde devlet sübvansiyonlarının kaldırılması üzerine fiyatların artması sebebiyle düzenlenen protesto gösterilerinde başkent Hartum başta olmak üzere birçok şehirde yolları kapatmıştı.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">2018 Aralık ayının 19’unda başlayan sokak protestoları bir ayını doldurdu. Gösterilerin patlak vermesinin ardından muhalif “Nida Sudan” ittifakı hükümete müzakere teklif ederken, aralarında “Komünist Parti” ve “Arap Baası” gibi partilerin de olduğu Sudan Muhalefet Koalisyonu’ndan önde gelen 14 kişi gözaltına alındı.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bir ay içinde meydana gelen olaylarda 40 civarında ölü ve binlerce yaralının olduğu açıklandı. Eylemciler, doların aşırı yükselmesi nedeniyle ekmek, yakıt, tüp gibi ürünlerde görülen aşırı fiyat artışı ve ekonomik krizi protesto ediyor.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sudan her ne kadar bir Arap ülkesiymiş gibi algılansa da Afrika’yla ilgili konularda da adı geçer. Sudan hem Arap Birliği’ne hem de Afrika Birliği’ne üyedir. Sudan’daki sokak protestolarını sırf Arap Baharı çerçevesinden ele almak, kıyaslamak hiç de gerçekçi sonuçlar vermez.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Husam Zeki’nin, birliğin Kahire’deki merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Sudan’da son günlerde yaşanan olayları işaret ederek, “Sudan’daki olaylar ülkenin iç meselesidir” açıklaması aslında en doğru bakış açısıydı. Sudan’da yaşanan olaylara baktığımızda 40 yaş civarındakilerin, yoksulluk, hayat pahalılığı ve yolsuzluklara karşı bir gösteri içerisindeler.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Devlet Başkanı Beşir yaptığı açıklamada, ülkenin istisnai bir durumdan geçtiğini, bu durumun sağlam önlemler ve başarılı çözümlerle yakında atlatılacağını söylemişti. Başbakan Musa ise ülkede yaşanan sıkıntıların döviz eksikliği nedeniyle ekonomik dengesizlikten kaynaklandığını ve ülkede doların aşırı derecede yükselmesiyle ekmek, un, yakıt ve mutfak tüpü gibi ürünlerin bulunmasında sıkıntı yaşandığını kabul ediyor.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sudan “Ordusunun ülke yönetimi çevresinde Ömer El Beşir etrafında kenetlendiği”ni vurgulaması şimdilik Beşir’e rahat nefes aldırmış gibi görülüyor. Bu arada Sudan’da 1966-1967 ve 1986-1989 yılları arasında iki dönem başbakanlık yapan Ömer El Beşir tarafından 1989 yılında yapılan darbeyle koltuğundan indirilmiş bir isim olan eski Başbakan ve muhalefetteki Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Es-Sadık El Mehdi’nin, Hartum’a dönmüş olması, ülkede yeni bir sürecin başlangıcına işaret olabilir.</span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Sudan Muhalefetinden İntifada Çağrısı</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Muhalif lider Mehdi, geçtiğimiz hafta yaptığı basın açıklamasında, yeni bir yönetim kurulması için tüm siyasi gruplarla istişare ederek hükümete müzakere teklifinde bulunacaklarını, “Hükümetin teklife cevap vermesi halinde durum iyi olacaktır. Aksi takdirde genel grev çağrısı yapacağız ve daha sonra intifada senaryosu gelir” ifadelerini kullanmıştı.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sudan devlet televizyonu, Eğitim Bakanlığı’nın talimatıyla başkent Hartum’da pazar gününden itibaren tüm okullarda eğitime “süresiz” ara verildiğini duyurdu. Geçen hafta Afrika Kulüpler Kupası maçının ardından binlerce taraftar, ülkede yaşanan hayat pahalılığını protesto etti. Sudanlı bir grup doktor, Devlet Başkanı Ömer El Beşir’e istifa çağrısında bulunarak, önümüzdeki haftadan itibaren greve gideceklerini açıkladı.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sudan’ın en temel sorunu, 2011’deki güneyin bölünmesi ile petrol gelirlerinin yüzde 75’ini, nüfusunun ise 4’te birini kaybetmesiydi. Petrol gelirlerindeki azalma kamu harcamaları ve döviz rezervlerine olumsuz yansıdı. Petrol gelirleri, 2011 yılına kadar devlet bütçesinin yarıdan fazlasını finanse ederken bu kaynağın son bulması kamu harcamalarında ciddi alternatif nakit ihtiyacı doğurdu.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Afrika uzmanı olan Serhat Orakçı’nın Sudan analizinde altını çizdiği gibi sorun, “Devlet kaynaklarının büyük bölümü her zaman askeri harcamalara, yani silah lobilerine aktarılması.” Örneğin, 2018 yılı bütçesinin %14’ü savunma sektörüne ayrılırken eğitim sektörüne ayrılan pay sadece %3 civarındaydı. Sağlık sektörüne ayrılan pay ise eğitimden de azdı. Tahminlere göre her yıl en az 5 milyar dolar savunma sanayine aktarılırken sadece Darfur krizinin ülkeye maliyeti 30 milyar doları geçmiştir.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Askeri alanda aldığı yenilgiler sonrasında Güney yükünden kurtulmaya karar veren Hartum yönetimi, 2005 yılında masada ülkenin bölünmesine yönelik anlaşmayı imzalamaya razı olmuştur. Ancak bu bölünme bile Güney sorununun artçı sarsıntıları olan Güney Kurdufan ve Mavi Nil gibi insani krizler doğuran yeni sorunların ortaya çıkmasını engelleyememiştir. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Yönetimin sosyo-politik alandaki başarısızlıkları bununla da kalmamış, 2003 yılından itibaren ise Darfur sorunu insani krizler doğurmaya başlamıştır. Bu sorun da Devlet Başkanı Ömer El Beşir hakkında 2009 ve 2010 yıllarında olmak üzere Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin soykırım gerekçesiyle iki kez tutuklama kararı vermesiyle sonuçlanmıştır. Yeterli kanıtlar elde edilmeden verilen bu karar şaibeli kabul edilse de El Beşir, Darfur’da “soykırım” gibi ağır bir suçla sürekli baskı altında<br />
tutulmuştur.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">İslamcılığın getirdiği ağır yükü göğüsleyemeyen iktidar, 1997 yılında maruz kaldığı ambargo nedeniyle Batı-dışı küresel aktörlerle ve Arap dünyasıyla son derece pragmatik ilişkiler kurarken 1999 yılından sonra petrol gelirlerindeki artışla rahatlayabilmiştir. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Petrol dışı sektörlerin ağır ihmale uğradığı 2000-2010 arası dönemde petrole bağlı ortalama yıllık %7,1 ile büyüyen Sudan ekonomisi, bölünme sonrası bu kaynaktan mahrum kalırken ülke ekonomisi de yavaş büyüme evresine girerek 2010 sonrası dönemde yıllık ortalama %3,5 büyüyebilmiştir.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sudan’da sadece zor zamanlarında halkla kucaklaşmak gibi şovları ustalıkla becerebilen ama esasında zaman içinde halktan kopmuş bir yönetim bulunmaktadır. Bu kopukluğu idarecilerin halkla olan ilişkilerinde, halka yönelik tutumlarında rahatlıkla gözlemlemek mümkündür Mesela sokağa çıkıp protesto eden göstericiler sırf bu yüzden “hain” olarak damgalanmaktadır. Halka tepeden bakan iktidar eliti kendisini halkın hizmetçisi olarak görmediği gibi yaptığı hizmetleri de bir lütuf gibi<br />
sunmaktadır. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bu haliyle halk, iktidarın zaman zaman gücünü gösterdiği ve çok sıkıştığında halkçı bir poz verebilmek için tutuğu bir aksesuar rolü görmektedir adeta. Halk desteğine dayanmayan iktidar için icraatlar ile halkı memnun etmek gibi bir anlayış söz konusu olmadığı gibi, halka hesap vermek gibi bir durum da gözlenmez. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bu yüzden şeffaflık ve yolsuzluk gibi hususlara özen gösterilmez. Halkın şikâyetleri ve istekleri dikkate almaya gerek görülmez; karamsar sosyo-ekonomik manzara da yöneticilerin uykusunu kaçırmaz. İktidar ve çevresini oluşturan elit tabaka ülke kaynaklarını savurganca kullanırken halk en temel hizmetlerden mahrum bir şekilde ayakta durmaya çalışır. Çocuklar derme çatma yerlerde, kirin pisliğin içinde okumaya, hayata tutunmaya çalışır. Ameliyat parası, ilaç parası bulamayan insanlar, acılar içinde sabreder. </span></p>
<p class="p4"><strong><span class="s1">Muhalefet İçin Seçime Girmek Baştan Kaybedilen Maç Çıkmak Gibi</span></strong></p>
<p class="p3"><span class="s2"><i>Afrika Kalkınma Bankası’nın (AfDB)</i></span><span class="s1"> hazırladığı Haziran 2018 tarihli Sudan </span><span class="s2"><i>Poverty Profile</i></span><span class="s1"> raporu verilerine göre nüfusu 40 milyonu geçen Sudan’da ülke nüfusunun %25,2’si aşırı yoksulluk sınırında yaşarken %36,1’i yoksulluk sınırında bulunmaktadır. Eyaletler arasında ise resmen bir<br />
uçurum söz konusudur. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Güney Kurdufan, Orta Darfur ve Batı Darfur gibi eyaletlerde nüfusun %64-67’si yoksulluk sınırında yaşamaktadır. </span><span class="s2"><i>UN OCHA Sudan Humanitarian Needs Overview 2018</i></span><span class="s1"> raporuna göre ülkede 2 milyon kişi IDP statüsünde 1,2 milyon kişi mülteci statüsünde yaşarken toplamda 5,5 milyon kişi insani yardım ihtiyacı içinde bulunmaktadır ki bu da nüfusun %14’üne tekabül etmektedir.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">İktidarı ya da rejimi sarsabilecek tek unsur ordu ve istihbarat gibi güvenlik birimleri olarak algına gelmiştir. Bu yüzden tepe yönetim bu kesimleri yanında tutmak ve memnun etmek zorundadır. En iyi maaşları, zamları, konforu asker, polis ve istihbaratçılar için sağlamak iktidarın devamı için en önemli gerekliliktir. Ülkede muhalif seslere ihtiyaç yoktur; bu tarz oluşumlar ayak bağı olarak görülür sadece. Bu yüzden muhalif oluşumlar bastırılır, gazeteleri ve dergileri kapatılır. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Geçmişi sömürge dönemine dayalı tarikatlarla bağlantılı köklü siyasi oluşumlar bile seçimlerde ancak %1, %2 gibi gülünç oy oranına ulaşabilir. Hiç de normal olmayan bu durum nedeniyle muhalif siyasi partiler için seçime girmek baştan kaybedilmiş bir maça çıkmak gibidir adeta.  </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">İktidar için fakir ve eğitimsiz bırakılmış halk da bir tehdit kaynağı değildir. İktidar, halk egemenliğine dayanmadığı için seçimlerin de bir önemi bulunmamaktadır. Seçim demokratik bir görünüm verebilmek, dış baskıları azaltmak için gereklidir sadece. Muhalefetin boykotu, seçimlere katılım oranı gibi hususların pek bir önemi yoktur. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Örneğin, 2015 yılında yapılan son başkanlık seçiminde muhalif partilerin boykotu nedeniyle katılım oranı %46,4 olurken oyların %94,5’ini alan Ömer El Beşir, birinci turda seçimi kazanmıştır. Bu yüzden Ömer El Beşir’in kendisini protesto eden kesimlere değişim için 2020 seçimini işaret etmesi de seçim sürecine güvenmeyen halk nazarında anlamsızdır.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Ömer El Beşir’in de yapması gereken bugün gerçeği görerek iktidarını 2020 sonrası devam ettirmeye çalışmak yerine ülkeyi yeni bir geçiş sürecine sokmak olmalıdır. Böyle yapması halinde halkın takdirini kazanarak isminin Sudan siyasi tarihinde olumlu bir şekilde anılacağına şüphe yoktur. Lakin bu değişim ertelendikçe durum daha da kötüye gitmektedir</span></p>
<p class="p5"><span class="s1">Sonuç olarak 30 yıllık bir iktidar var, değişim için ayak diriyor&#8230; Kendi yapmazsa bu geçişi dışarıdan bir güç yapacaktır. Bu konuda yumuşak bir geçiş süreci için çalışılması gerekir. Sudan’ın en büyük problemi iç istikrarsızlıktır. Bunun ana sebebi, ekonomik çöküşün halkın gündelik hayatını zorlamaya başlamasıdır.</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/omer-el-besir-icin-zor-gunler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sudan&#8217;da Ekonomik Kriz ve Muhtemel Senaryolar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sudanda-ekonomik-kriz-ve-muhtemel-senaryolar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sudanda-ekonomik-kriz-ve-muhtemel-senaryolar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 12:49:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7814</guid>

					<description><![CDATA[Sudan&#8217;daki gösterilerin ana sebebi ülkede uzun zamandan beri giderek derinleşen ekonomik kriz. Küresel sistem, Sudan’ı çökertmek için daha fazla hareket etmeye başladı. Sudan’da geçen haftadan bu yana devam eden gösterilerin geçmişi ve birkaç sebebi var: 1989’da bir askeri darbeyle iktidara gelen Ömer El-Beşir iktidarının başarısızlıklarına karşı duyulan öfke, ülkenin 30 yıla yakın bir zamandan bu yana Batılı ülkeler tarafından ağır ambargo altında bulunmasından kaynaklı ekonomik krizler, döviz ihtiyacını karşılayan petrol kaynaklarının yüzde 75’inin Güney Sudan tarafında kalmasıyla ihracatının petrolden tarım ve hayvancılığa dönüşmesi gibi sebepler sayılabilir. Ülkedeki şartlar göz önüne alındığında, Sudan halkının yaşanan bu ağır ekonomik şartlara şimdiye kadar tahammül gösterdiğini ve direndiğini görüyoruz. Özellikle kırsal kesimdeki yokluk insan tasavvurunu zorlar nitelikte. Sudan’da benzer protestolar 2011, 2013 ve 2016’da da yaşanmış ve onlarca kişi hayatını kaybetmişti. 19 Aralık 2018 Çarşamba günü hükümetin ekmek fiyatlarını 1 pounddan 3 pounda çıkarmasıyla, ülkenin güneybatı bölgesindeki Nil Nehri Eyaleti’ndeki Atbara şehrinde, yaşam koşullarını ve yükselen fiyatları protesto eden gösteriler başladı. Bölgede ilk defa bu çapta gösteriler meydana geliyor. Göstericiler iktidardaki Ulusal Kongre Partisi’nin Atbara şehrindeki merkezi ateşe verdiler. Şehirde olağanüstü hâl ilan edildi. Aynı şekilde Kızıl Deniz Eyaleti’nin başkenti Port Sudan’da da insanlar yüksek fiyatları protesto etmek için sokaklara çıktılar. Kuzey Kordofan Eyaletinde de Al-Nuhood &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sudan&#8217;daki gösterilerin ana sebebi ülkede uzun zamandan beri giderek derinleşen ekonomik kriz. Küresel sistem, Sudan’ı çökertmek için daha fazla hareket etmeye başladı.</p>
<p><strong>Sudan</strong>’da geçen haftadan bu yana devam eden gösterilerin geçmişi ve birkaç sebebi var: 1989’da bir askeri darbeyle iktidara gelen <strong>Ömer El-Beşir</strong> iktidarının başarısızlıklarına karşı duyulan öfke, ülkenin 30 yıla yakın bir zamandan bu yana Batılı ülkeler tarafından ağır ambargo altında bulunmasından kaynaklı ekonomik krizler, döviz ihtiyacını karşılayan petrol kaynaklarının yüzde 75’inin Güney Sudan tarafında kalmasıyla ihracatının petrolden tarım ve hayvancılığa dönüşmesi gibi sebepler sayılabilir. Ülkedeki şartlar göz önüne alındığında, Sudan halkının yaşanan bu ağır ekonomik şartlara şimdiye kadar tahammül gösterdiğini ve direndiğini görüyoruz. Özellikle kırsal kesimdeki yokluk insan tasavvurunu zorlar nitelikte.</p>
<p>Sudan’da benzer protestolar 2011, 2013 ve 2016’da da yaşanmış ve onlarca kişi hayatını kaybetmişti. 19 Aralık 2018 Çarşamba günü hükümetin ekmek fiyatlarını 1 pounddan 3 pounda çıkarmasıyla, ülkenin güneybatı bölgesindeki Nil Nehri Eyaleti’ndeki Atbara şehrinde, yaşam koşullarını ve yükselen fiyatları protesto eden gösteriler başladı. Bölgede ilk defa bu çapta gösteriler meydana geliyor. Göstericiler iktidardaki Ulusal Kongre Partisi’nin Atbara şehrindeki merkezi ateşe verdiler. Şehirde olağanüstü hâl ilan edildi. Aynı şekilde Kızıl Deniz Eyaleti’nin başkenti Port Sudan’da da insanlar yüksek fiyatları protesto etmek için sokaklara çıktılar. Kuzey Kordofan Eyaletinde de Al-Nuhood şehrinde protestolar vardı. Protestolar Hartum şehir merkezinde sınırlı da olsa yapılıyor.</p>
<p>Ekonomik kriz</p>
<p>Gösterilerin ana sebebi ülkede uzun zamandan beri giderek derinleşen ekonomik kriz. Küresel sistem Sudan’ı çökertmek için daha fazla hareket etmeye başladı. Yıllardır ambargoya maruz kalan ülkenin ekonomisi petrol ve ekmek sıkıntısıyla çökertilmeye çalışılıyor. 2018 yılı Ocak ayında da IMF politikaları doğrultusunda hazırlanıp kabul edilen 2018 bütçesiyle birlikte un, ekmek, tüp, elektrik gibi temel ihtiyaçlara yapılan aşırı zamlar ve Sudan sterlininin hızla değer kaybetmesi karşısında gösteriler yapılmıştı.</p>
<p>Sudan sterlini dolar karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Piyasada inanılmaz derecede nakit sıkıntısı yaşanıyor. Bankalardan para çekmek çok güç, çünkü para yok. Bankaların önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Önce bankalardan para çekmeye 500 sterlin limit getirildi. Bu miktar sonra daha da düşürüldü. Sudan Merkez Bankası likidite ihtiyacını karşılamak için, Eylül ayının sonunda ilk defa 100 sterlinlik banknot basma kararı aldı. Daha önce en büyük para birimi 50 sterlindi. Piyasadaki nakit sıkıntısını aşmak için Sudan geçen ay para bastı. Fakat para üç gün içinde tükendi ve bankaların tekrar önünde kuyruklar başladı. Şimdi yine para basacak.</p>
<p>Piyasada para olmaması, Sudan’ın şu anda çok büyük bir operasyona maruz kaldığının göstergesi. Bu oyun daha önce Zimbabve’de de oynanmıştı. Bu yıl içinde Türkiye’de de oynandı. Ülkenin yerel para birimini karaborsada yüksek fiyatlar vererek piyasadan toplayıp depoluyorlar veya ülke dışına kaçırıyorlar. Bu durum hem piyasada nakit sıkıntısına yol açıyor hem de devalüasyona sebep oluyor. Geçenlerde 1 dolar 75-80 Sudan sterlinine dayanmıştı. Şimdi ise 60 sterlin civarında. Sudan’da insanlar ülkedeki ekonomik şartlardan dolayı parayı ellerinde tutuyorlar, bankaya yatırmıyorlar veya yatırıma girişmiyorlardı. Çünkü paralarını bankadan çekememekten korkuyorlardı. Karaborsadaki döviz alım satımını, yani özellikle dolar ticaretini yapanlar da Sudan sterlini topluyorlar. Başbakan geçen aylarda “doları karaborsadaki fiyatla aynı yapalım ki daha fazla yükselmesin” diyerek 1 Amerikan dolarını 27 sterlinden 47 sterline yükseltti. Bu durum sterline daha fazla değer kaybettirdi. ABD bütün kredi kartlarının kullanımını Sudan’da kapattığı için ülkede kredi kartı kullanılamıyor. Sudan krizi birçok ülkenin ders alması gereken durumlar barındırıyor.</p>
<p>Ülkede ekmek sıkıntısı da had safhada. Fırınların önünde sabah erken saatlerden itibaren kuyruklar oluşuyor. En temel besin kaynaklarının fiyatları artırılıyor. Petrol sıkıntısı aynı şekilde had safhada. İstasyonların önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Petrol ihracatçısı olan ülke, özellikle Güney Sudan’ın bağımsız hale getirilmesiyle, 2011 yılında petrol kaynaklarının yüzde 75’ini kaybetti ve petrol sıkıntısı çeken bir ülke haline geldi.</p>
<p>Siyasi kriz</p>
<p>Fakat bugünkü gösterilerin en büyük sebebi, Aralık ayı başında Sudan Meclisi’nde yapılan anayasa değişikliği. Bu anayasa değişikliği, Ömer El-Beşir’in tekrar seçilmesinin önündeki engelleri kaldırmıştı. Beşir&#8217;in bu sayede 2020 seçimlerinde yeniden aday olabilecek olması, zaten bir öfke birikimine sebep olmuştu. Ülkedeki durumu düzeltmek için Ömer El-Beşir’in eline birçok fırsat geçti. Halk ise ondan yerine bir başkasını bırakmasını bekliyor. Aynı zamanda halk Beşir’den bu değişimin lideri olmasını da istiyor. Fakat bu değişim bir türlü gerçekleşmedi. Bundan dolayı halk protestolara tekrar başlayarak değişim isteğini ortaya koymaya başladı. Aslında yukarıda sayılan sıkıntılar (bu kadar yoğun olmasa da) önceki yıllarda da vardı. Un ve ekmek kıtlığı bu sürecin bahanesi oldu.</p>
<p>Diğer yandan eski başbakan ve ana muhalefet Ulusal Ümmet Partisi lideri Sadık El-Mehdi bir yıl aradan sonra ülkeye döndü. Mehdi hükümeti demokratik seçimle gelmiş son hükümetti ve 1989’da El-Beşir’in darbesiyle yıkılmıştı. Mehdi’yi ülkeye, oturup bir şeyler yapalım diyerek El-Beşir çağırdı. Mehdi ise döndüğünde sokaktaki insanları destekledi. “Barışçıl bir geçiş hükümeti süreci” çağrısı yaptı. Ömer El-Beşir ile görüşmedi. Bütün bu olanlardan sonra da görüşmeyeceği düşünülüyor. Diğer birçok muhalefet lideri ise tutuklandı.</p>
<p>Sudan hükümetinin tavrı</p>
<p>Hükümet gösterilere önce polisler eliyle müdahale etti. Göz yaşartıcı mermilerle dağıtmaya çalıştı. Daha sonra hükümet askerleri ve polisleri sokaklardan çekti ve iktidar partisi sempatizanı serserileri piyasaya sürdü. Bu serseriler de her tarafı yakıp yıkıyor. Şehibbalar gibi insanları öldürdüler. Zekat Fonu’nun bulunduğu yeri yağmaladılar. Gösterilerde şu ana kadar 30 civarında insan öldü. Hükümetin durumun daha fazla kötüleşmemesi için bu başıbozukları sokaklardan acilen çekmesi gerekiyor.</p>
<p>Eğitim Bakanlığı’nın talimatıyla, başkent Hartum’da pazar gününden başlamak üzere tüm okullarda eğitime süresiz ara verildi. Beyaz Nil, Dangola, Gadarif, Kuzey Kordofan ve Atbara kentlerinde olağanüstü hal ilan edildi.</p>
<p>Birçok bağımsız ticari ve mesleki sendikanın oluşturduğu koalisyon, yaptığı açıklamada, cadde gösterilerine destek verilmesi ve ülke genelinde Pazartesi gününden itibaren greve gidilmesi çağrısında bulundu. Pazartesi günü için doktorlar da grev çağrısı yaptı.</p>
<p>Askeri darbe tehlikesi var mı</p>
<p>Darbe söylentilerinin ardından, Sudan ordusundan dün yapılan yazılı açıklamada, “ordunun ülke yönetimi etrafında kenetlendiği” vurgulandı ve “halkın kazanımları, güvenliği, malı ve canını koruma konusunda kararlı olunduğu” kaydedildi. Silahlı kuvvetler, polis, acil destek ve istihbaratın tek ve uyumlu bir sistemde hareket ettiği belirtilen açıklamada, ordunun Savunma Bakanlığı’nca ülkedeki güncel olaylar hakkında kapsamlı şekilde bilgilendirildiği kaydedildi.</p>
<p>Her ne kadar ordu tarafından bu açıklama yapıldıysa da, Sudan’da bir askeri darbe olabilir. Bu sefer durum gerçekten çok ciddi. Sudan’da Abdurrahman Sivaruzzeheb zamanındaki gibi bir durum yaşanabilir. Şu anda halkın da beklentisi, bu şekilde sınırlı bir askeri müdahaleyle siyasi değişimin sağlanması. Bu noktada tek ümit haline gelen kişi ise istihbarat başkanı Salah Abdullah Kuş. Aslında o, 2012’de de 11 kişiyle bir darbe girişiminde bulunmuştu. 1 yıl hapis yatan Salah Kuş cumhurbaşkanının affıyla hapisten çıktı. Ömer el-Beşir Salah Kuş’u 2018 yılının Mart ayında üçüncü kez istihbarat başkanı yaptı. Salah Abdullah Kuş, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’daki katliamından Sudan’ın Dongola şehrine kaçan Çerkeslerin soyundan geliyor. İstihbarat Başkanı Salah Abdullah Kuş, ülkedeki gösteriler sırasındaki sabotaj ve şiddetin arkasında İsrail’in, MOSSAD’ın olduğunu söyledi.</p>
<p>Diğer yandan, özellikle Atbara’daki gösteriler sırasında, birkaç yüksek rütbeli asker çıkıp El-Beşir’e karşıyız ve halkla beraberiz, dedi.</p>
<p>Diğer ülkelerin tavrı</p>
<p>Suudi Arabistan kendi politikaları için Sudan’ı kullanmak istiyor. Suudi Arabistan ekonomik rahatlama yaşayacağına ve uluslararası arenada elinin güçleneceğine ikna ederek son yıllarda Sudan ile ABD arasındaki ilişkilerin gelişmesine aracılık etmişti. Halbuki Sudan ABD ile yakın ilişkiye girerek, bazı istihbarî paylaşımlar yaparak bu cendereden kurutulacağını ümit ederken, ABD ve İsrail’in operasyonlarına açık hale geldi.</p>
<p>Ömer El-Beşir geçenlerde yaptığı Suriye ziyaretiyle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kızdırdı. Bundan dolayı belki de ilk defa bu ülkeler Ömer El Beşir’e destek vermeyecekler. Beşir, Suriye ziyaretiyle bütün Arap ülkelerinde “Barış kurucu” gibi görünmek istiyor. Suriye ziyaretinin yine Arap Birliği Ligi başkanlığı için destek alma amacı taşıdığı da söyleniyor.</p>
<p>Aynı zamanda Suriye ziyareti, kimi Sudanlılar tarafından, Ömer El-Beşir’in Beşşar Esed’den taktik almak için yaptığı bir ziyaret olarak görülüyor. Yani ülkedeki bütün karışıklığa, iç savaşa, çatışmaya ve dış müdahalelere rağmen bu kadar yıl nasıl ayakta kaldığını öğrenmeye çalıştığı söyleniyor. Eğer böyle bir amaç güdülerek bu ziyaret yapıldıysa Sudan’ı çok kanlı günler bekliyor demektir. Ömer El-Beşir bu yıl Putin’e de gitti. Eğer Putin, Suriye’de olduğu gibi, “seni ben koruyacağım” derse, Sudan Suriye gibi olur. Katar Emiri Sudan için gerekli yardımı yapacaklarını ilan etti. Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiirde, Ömer El-Beşir’i arayarak Sudan’ın istikrarının ülkesi için hayati derecede önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Sudan gecikmeli bir &#8220;Arap Baharı&#8221; yaşıyor gibi&#8230;</p>
<p>Sudan sokakları ekmek fiyatlarının yüksekliğinden şikayet edenlerden rejim değişikliği isteyenlere kadar farklı seslerle dolmaya başladı. Ömer El-Beşir yaklaşık 30 yıllık iktidarında yolun sonuna gelmiş görünüyor. Sudan gecikmeli bir “Afro-Arap Baharı” yaşıyor gibi. Fakat bu değişimi kendi iç dinamikleriyle sağlayamazsa, Libya’da olduğu gibi, rahat ve huzur getirmeyen Arap Baharı, hiç kış mevsimi görmeyen Sudan topraklarına kar yağdırır.</p>
<p>Sudan’da yaşananlar ortaya koymaktadır ki İslam dünyasındaki ülkeler kendi sistemlerini kurmadıkları müddetçe halklarına refah ve huzur getiremezler. Küresel sistemin içinde kalarak, onun kurallarıyla ve uygulamalarıyla ekonomik olarak direnmeleri mümkün değil. En önemlisi de siyasal değişim ve dönüşümleri kendileri yapmadıklarında, dinamizmlerini kaybedip operasyonlara açık hale gelirler. İslam dünyasındaki ülkeler bir bir istikrarsızlaştırılıyor. Var olan görece istikrarlar bile yok edilmek isteniyor.</p>
<p>Mustafa Efe/AA</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sudanda-ekonomik-kriz-ve-muhtemel-senaryolar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Sistem Sudan&#8217;ı Karıştırıyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kuresel-sistem-sudani-karistiriyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kuresel-sistem-sudani-karistiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 12:38:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7806</guid>

					<description><![CDATA[Küresel sistem Sudan’ı çökertmek için daha fazla hareket etmeye başladı. Yıllardır ambargoya maruz kalan ülkenin ekonomisi çökertilmeye çalışılıyor. Petrol ve ekmek sıkıntısı ülkeyi yıpratıyor. Küresel sistem Sudan’ı çökertmek için önce Güney Sudan’ı ayırdı. Sudan parası pound, dolar karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Piyasada inanılmaz derecede nakit sıkıntısı yaşanıyor. Bankalardan para çekmek çok güç çünkü para yok. Bankaların önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Piyasada para olmamasının sebebi Sudan’ın şu anda çok büyük bir operasyona maruz kaldığının göstergesidir. Bu oyun daha önce Zimbabve’de oynanmıştı. Bu yıl içinde de Türkiye’de oynandı. Piyasadan ülkenin yerel para birimini karaborsadan yüksek fiyatlar vererek toplayıp fırınlarda yakıyorlar veya ülke dışına kaçırıyorlar. Bu durum piyasada nakit sıkıntısına yolaçıyor. Aynı zamanda devalüasyona sebep oluyor. Sudan Pound’u geçenlerde 1 dolar 75-80 pounda dayanmıştı. Şimdi 60 civarında. Ülkede ekmek sıkıntısı da had safhada. Fırınların önlerinde sabah erkenden sıra başlıyor. Halkı tahrik etmek için en temel besin kaynaklarının fiyatlarını artırıyorlar. Petrol sıkıntısı aynı şekilde had safhada. İstasyonların önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Petrol ihracatçısı olan ülke özellikle Güney Sudan’ın ayrılmasıyla petrol sıkıntısı çeken ülke haline geldi. Güney Sudan’ın bağımsız hale getirilmesiyle, Sudan 2011 yılında petrol kaynaklarının yüzde 75’ini kaybetti. Dün Güneybatı bölgesindeki Nil Nehri Eyaleti’ndeki Atbara şehrinde yaşam koşullarını ve yükselen fiyatları protesto etmek &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel sistem Sudan’ı çökertmek için daha fazla hareket etmeye başladı. Yıllardır ambargoya maruz kalan ülkenin ekonomisi çökertilmeye çalışılıyor. Petrol ve ekmek sıkıntısı ülkeyi yıpratıyor.</p>
<p>Küresel sistem Sudan’ı çökertmek için önce Güney Sudan’ı ayırdı.<br />
Sudan parası pound, dolar karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Piyasada inanılmaz derecede nakit sıkıntısı yaşanıyor. Bankalardan para çekmek çok güç çünkü para yok. Bankaların önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Piyasada para olmamasının sebebi Sudan’ın şu anda çok büyük bir operasyona maruz kaldığının göstergesidir. Bu oyun daha önce Zimbabve’de oynanmıştı. Bu yıl içinde de Türkiye’de oynandı. Piyasadan ülkenin yerel para birimini karaborsadan yüksek fiyatlar vererek toplayıp fırınlarda yakıyorlar veya ülke dışına kaçırıyorlar. Bu durum piyasada nakit sıkıntısına yolaçıyor. Aynı zamanda devalüasyona sebep oluyor. Sudan Pound’u geçenlerde 1 dolar 75-80 pounda dayanmıştı. Şimdi 60 civarında.</p>
<p>Ülkede ekmek sıkıntısı da had safhada. Fırınların önlerinde sabah erkenden sıra başlıyor. Halkı tahrik etmek için en temel besin kaynaklarının fiyatlarını artırıyorlar.</p>
<p>Petrol sıkıntısı aynı şekilde had safhada. İstasyonların önünde uzun kuyruklar oluşuyor.</p>
<p>Petrol ihracatçısı olan ülke özellikle Güney Sudan’ın ayrılmasıyla petrol sıkıntısı çeken ülke haline geldi. Güney Sudan’ın bağımsız hale getirilmesiyle, Sudan 2011 yılında petrol kaynaklarının yüzde 75’ini kaybetti.</p>
<p>Dün Güneybatı bölgesindeki Nil Nehri Eyaleti’ndeki Atbara şehrinde yaşam koşullarını ve yükselen fiyatları protesto etmek için gösteriler yapıldı. Bölgede ilk defa bu çapta gösteriler meydana geliyor.</p>
<p>İktidardaki Ulusal Kongre Partisi’nin Atbara şehrindeki merkezini ateşe verdiler. Şehirde olağanüstü hâl ilan edildi.</p>
<p>Aynı şekilde Kızıl Deniz Eyaleti’nin başkendti Port Sudan’da da insanlar yüksek fiyatları protesto için sokaklara çıktılar.</p>
<p>Kuzey Kordofan Eyaletinde de Al-Nuhood şehrinde protestolar vardı.</p>
<p>Protestoların Hartum şehir merkezine yayılmasından endişe ediliyor.</p>
<p>Mustafa EFE/AFSAM Başkanı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kuresel-sistem-sudani-karistiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
