<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>srebrenitza &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/srebrenitza/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2020 08:01:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>srebrenitza &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Srebrenitsa’yı Unutamadan Suriye Dramını Yaşamak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/srebrenitsayi-unutamadan-suriye-dramini-yasamak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/srebrenitsayi-unutamadan-suriye-dramini-yasamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Atalay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 08:01:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[srebrenitza]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15140</guid>

					<description><![CDATA[“İnsan beklemeyi, umumiyetle artık bekleyecek bir şeyi kalmadığı zaman öğrenir.”&#160; Voltaire Bosna Savaşı, 1 Mart 1992’de başladı ve&#160;14 Aralık 1995’e kadar&#160;üç yıldan fazla sürdü. Bu savaş sırasında 110 bin kişi hayatını kaybederken, 2 milyon kadar insan da yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı. 11 Temmuz 1995’de gerçekleşen Srebrenitsa katliamının üzerinden 25 yıl geçti. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana BM’nin gözleri önünde Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı idi ve uluslararası hukuk açısından ilk kez belgelenmiş soykırım olarak ayrı bir önem taşıyor. Bu katliamı yapanların baş sorumlularından Radovan Karadziç 2008 yılında, Ratko Mladiç ise 2011 yılında adalet önüne çıktı. Boşnaklar ise 20 yıldır hâlâ kayıp olan insanlarının mezar yerlerini arıyor. Tek tesellileri bu katliamın sorumlularının bugün cezalandırılmış olmaları. En acı ve trajik yanının ise tecavüzlerin gerçekleşmesi sırasında Batı dünyasının, Avrupa’nın göbeğinde cereyan eden bu katliama&#160;seyirci kalmasıydı. İslam dünyası ise bu savaş devam ettiği müddetçe&#160;siyasi olarak bir şey yapamadı, fakat devlet ve yardım kuruluşlarıyla Bosna halkını yalnız bırakmadı. BM komutanı, 400 Hollandalı askerle birlikte Srebrenitsa’nın güvenliğinin sağlanacağının teminatını verince, 20 bin nüfuslu olan yer, 3-4 gün içerisinde 60 bine ulaştı. Çünkü BM, oranın güvenlikli bölge olduğunu dünyanın gözü önünde ilan etmişti. Buna rağmen Sırplar, 8 bin 372 Müslüman Boşnak’ı BM’nin Hollandalı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“İnsan beklemeyi, umumiyetle artık bekleyecek bir şeyi kalmadığı zaman öğrenir.”&nbsp;</p>



<p><strong>Voltaire</strong></p>



<p>Bosna Savaşı, 1 Mart 1992’de başladı ve&nbsp;14 Aralık 1995’e kadar&nbsp;üç yıldan fazla sürdü. Bu savaş sırasında 110 bin kişi hayatını kaybederken, 2 milyon kadar insan da yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı.</p>



<p>11 Temmuz 1995’de gerçekleşen Srebrenitsa katliamının üzerinden 25 yıl geçti. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana BM’nin gözleri önünde Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı idi ve uluslararası hukuk açısından ilk kez belgelenmiş soykırım olarak ayrı bir önem taşıyor.</p>



<p>Bu katliamı yapanların baş sorumlularından Radovan Karadziç 2008 yılında, Ratko Mladiç ise 2011 yılında adalet önüne çıktı. Boşnaklar ise 20 yıldır hâlâ kayıp olan insanlarının mezar yerlerini arıyor. Tek tesellileri bu katliamın sorumlularının bugün cezalandırılmış olmaları.</p>



<p>En acı ve trajik yanının ise tecavüzlerin gerçekleşmesi sırasında Batı dünyasının, Avrupa’nın göbeğinde cereyan eden bu katliama&nbsp;seyirci kalmasıydı.</p>



<p>İslam dünyası ise bu savaş devam ettiği müddetçe&nbsp;siyasi olarak bir şey yapamadı, fakat devlet ve yardım kuruluşlarıyla Bosna halkını yalnız bırakmadı.</p>



<p>BM komutanı, 400 Hollandalı askerle birlikte Srebrenitsa’nın güvenliğinin sağlanacağının teminatını verince, 20 bin nüfuslu olan yer, 3-4 gün içerisinde 60 bine ulaştı. Çünkü BM, oranın güvenlikli bölge olduğunu dünyanın gözü önünde ilan etmişti.</p>



<p>Buna rağmen Sırplar, 8 bin 372 Müslüman Boşnak’ı BM’nin Hollandalı komutanının gözleri önünde bilinmeyen yerlere, dağlara, ormanlıklara götürerek katlettiler.</p>



<p>Bir hafta süren katliam sonunda Srebrenitsa’da cesetlerin kimlikleri belli olmasın diye onları parçalayarak yaklaşık 64 toplu mezarlara gömdüler.</p>



<p>Suriye’de&nbsp;2011 yılının nisan ayında başlayan iç savaş hâlâ devam etmektedir. BM’ye&nbsp;göre ölen nüfus 2015 yılının ocak ayı itibarıyla 220 bini aşmıştır. SCPR (Suriye Politik Araştırmalar Merkezi), Suriye İç Savaşı sebebiyle dolaylı ya da dolaysız olarak hayatını kaybeden toplam insan nüfusunu, 2016 yılının şubat ayı itibarıyla 470 bin olarak açıkladı.</p>



<p>Raporlara göre on binlerce gösterici, devlet hapishanelerinde hapsedildi ve bu göstericiler sistematik&nbsp;işkenceye&nbsp;ve teröre maruz bırakıldı.</p>



<p>Birleşmiş Milletler’in ve&nbsp;Uluslararası Af Örgütü’nün 2012 ve&nbsp;2013 yılında Suriye’deki soruşturmaları ve saha araştırmaları sonucunda, insan hakları ihlallerinin, işkencelerin ve savaş suçlarının büyük kısmının Baas Partisi hükûmeti tarafından yapıldığı sonucuna ulaşıldı. Rejimin&nbsp;kimyasal silahları kullandığının altı, defalarca çizildi.</p>



<p>Suriye’de Beşşar Esed rejiminin 21 Ağustos 2013’te Doğu Guta bölgesinde kimyasal silahla bin 400’ün üzerinde sivili öldürdüğü saldırının üzerinden tam&nbsp;6 yıl geçti.</p>



<p>Haziran 2017’de kimyasal silah katliamına ilişkin tanık ifadeleri ve görsellerin yer aldığı dosyayı, KSYÖ, Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu ve Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) teslim etti.</p>



<p>Birleşmiş Milletler ile Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü, KSYÖ ortak soruşturma misyonu (JIM), 26 Ekim 2017’de rejimi, Han Şeyhun katliamından sorumlu tuttu ve&nbsp;27 Ekim’de ilgili raporunu BMGK’ye sundu.</p>



<p>Ancak Rusya, 16 Kasım 2017’deki oturumda, JIM’in görev süresini uzatacak BMGK kararını veto ederek 17 Kasım 2017’de mekanizma araştırmalarını durdurmak zorunda kaldı.</p>



<p>JIM’in kararı, tek başına katliamın sorumlularının UCM’de yargılanmasına yetmediği için rejime henüz herhangi bir yaptırım uygulanmadı.</p>



<p>Suriyeli sığınmacıların hayatta kalma savaşı tıpkı Boşnaklar gibi hatta daha da ağır şartlarda geçmektedir.</p>



<p>Yoksulluk, hastalık, barınma, gıda ve güvenlik sorunlarıyla mücadele ederken, dünya tarafından da tamamen unutuldu ve dışlandı.</p>



<p>Varil bombaları, kimyasal silahlar, adeta kültürel etnik soykırıma tabi tutulan Suriye halkının cezaevlerinde neler yaşadığı ise henüz açıklığa kavuşturulamadı.</p>



<p>Uluslararası Af Örgütü; “Dünyanın uzun süredir tanık olduğu en kötü mülteci krizine uluslararası toplumun verdiği cevap tam anlamıyla utanç verici” diyor.</p>



<p>22 milyon nüfusun nerede ise yarısı evlerini terk etmiş vaziyette.</p>



<p>Suriye’de insanlık ve savaş suçu kapsamına giren, eşi ve benzerine 2. Dünya Savaşı’nda dahi görülmemiş katliam metotları ve araç gereçleri kullanılarak insanların katledilmesine dünya seyirci kalmaya devam ediyor.</p>



<p>Bakalım savaş bir gün sona erdiğinde Suriye’den&nbsp;kaç Srebrenitsa çıkacak!&nbsp;</p>



<p>Suriye’nin karanlık kapıları dünyaya er ya da geç açılacak işte o zaman kayıp olan yüz binlerce&nbsp;insan, cezaevlerindeki erkek ve kadınların yaşadıkları işkence, taciz ve tecavüzler ile yüzleşeceğiz.</p>



<p>2015’de&nbsp;BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan Srebrenitsa’da yaşananları “soykırım” olarak niteleyen karar tasarısı Rusya’nın vetosu nedeniyle maalesef kabul edilmemişti. Bugün Suriye’de tanıklık ettiğimiz insanlık dramı, tıpkı Bosna’da olduğu gibi yıllar sonra tarihin en büyük utanç vesilesine sebep olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/srebrenitsayi-unutamadan-suriye-dramini-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Katilleri Kurtardı Batı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/katilleri-kurtardi-bati/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/katilleri-kurtardi-bati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jul 2019 07:23:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[bosna]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<category><![CDATA[srebrenitza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11793</guid>

					<description><![CDATA[Unutturulmaya çalışılan, ancak unutulması mümkün olmayan bir acıdır bu: Dün Srebrenitza katliamının 24. yıldönümüydü. O gün 8 bin 372 Boşnak sivil, BM, ABDve AB’nin gözleri önünde katledilmişti. Katliamlar bununla sınırlı değildi tabii. 1990’lı yılların başında Balkanlar’da sistemli bir soykırım uygulandı. Siviller, kadınlar, çocuklar, yaşlı insanlar hunharca yok edildi. Tek suçları vardı, o da Müslüman olmak! “Hafta Sonu Sniperleri” nedir bilir misiniz? O dönemin ürettiği bir değimdir bu. Hafta sonları turlar düzenlenirdi bütün Avrupa’da. Kamuflaj kıyafetlerini giyen caniler, Bosna’ya doğru yola çıkarlardı. Orada silahlanıp, Saraybosna’nın çevresindeki dağlardan dürbünlü tüfeklerle insan avlarlardı. Bütün Batı bilirdi bunu. Bilirdi, ama bırakın engellemeyi teşvik bile edilirdi. Hakkı Turayliç, Bosna’nın 3 Başkan Yardımcısından biriydi. 8 Ocak 1993’te Saraybosna Havaalanı’nda Devlet Bakanımız Orhan Kilercioğlu ile görüşmüştü. Oraya BM aracı ile gelmiş, aynı araçla geri dönüyordu. Sözde etrafında bir koruma ordusu vardı. Yolu kesen Sırplar, BMkonvoyunu durdurdular. Aracın içinden Turayliç’i indirdiler, BM askerlerinin gözleri önünde katlettiler. Ellerini kollarını sallayarak da gittiler… Hangi birini anlatayım ki, o insanlık dramının! Boşnaklar sadece katledilmediler, çengellere asılıp Ortaçağ işkencelerine maruz kaldılar. Sonra, Batı müdahale etti. 1995’te sözde yaşanan bu insanlık dramını durdurdu! Ama durum hiç de öyle değildi. Bir Fransız siyasetçi olan Bernard Henry Levy, o müdahaleyle ilgili olarak aynen şu ifadeyi kullandı: “Batılı güçler, tam Bosna Ordusu zafer kazanacakken müdahaleyi gerçekleştirdi.” Doğruydu bu değerlendirme. Çünkü, İzzetbegoviç bir yolunu bulmuş, Bosna Ordusu’nu yeni silahlarla donatmıştı. Üstelik bu ordu Sırpların Başşehri Banya Luka’ya doğru ilerliyordu. Sırplariçin hezimet yakındı. İşte böyle bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Unutturulmaya çalışılan, ancak unutulması mümkün olmayan bir acıdır bu: Dün <strong>Srebrenitza </strong>katliamının <strong>24. yıldönümüydü</strong>. O gün <strong>8 bin 372 Boşnak</strong> sivil, <strong>BM, ABD</strong>ve <strong>AB</strong>’nin gözleri önünde katledilmişti.</p>
<p>Katliamlar bununla sınırlı değildi tabii. <strong>1990</strong>’lı yılların başında <strong>Balkanlar</strong>’da sistemli bir soykırım uygulandı. Siviller, kadınlar, çocuklar, yaşlı insanlar hunharca yok edildi. Tek suçları vardı, o da Müslüman olmak!</p>
<p><strong>“Hafta Sonu Sniperleri”</strong> nedir bilir misiniz? O dönemin ürettiği bir değimdir bu. Hafta sonları turlar düzenlenirdi bütün <strong>Avrupa</strong>’da. Kamuflaj kıyafetlerini giyen caniler, <strong>Bosna</strong>’ya doğru yola çıkarlardı. Orada silahlanıp, <strong>Saraybosna</strong>’nın çevresindeki dağlardan dürbünlü tüfeklerle insan avlarlardı.</p>
<p>Bütün Batı bilirdi bunu. Bilirdi, ama bırakın engellemeyi teşvik bile edilirdi.</p>
<p><strong>Hakkı Turayliç, Bosna</strong>’nın 3 <strong>Başkan Yardımcısından</strong> biriydi. <strong>8 Ocak 1993</strong>’te <strong>Saraybosna Havaalanı</strong>’nda <strong>Devlet Bakanımız Orhan Kilercioğlu</strong> ile görüşmüştü. Oraya <strong>BM</strong> aracı ile gelmiş, aynı araçla geri dönüyordu. Sözde etrafında bir koruma ordusu vardı. Yolu kesen <strong>Sırplar, BM</strong>konvoyunu durdurdular. Aracın içinden <strong>Turayliç</strong>’i indirdiler, <strong>BM </strong>askerlerinin gözleri önünde katlettiler. Ellerini kollarını sallayarak da gittiler…</p>
<p>Hangi birini anlatayım ki, o insanlık dramının! <strong>Boşnaklar</strong> sadece katledilmediler, çengellere asılıp <strong>Ortaçağ</strong> işkencelerine maruz kaldılar.</p>
<p>Sonra, <strong>Batı</strong> müdahale etti. <strong>1995</strong>’te sözde yaşanan bu insanlık dramını durdurdu! Ama durum hiç de öyle değildi. Bir <strong>Fransız </strong>siyasetçi olan <strong>Bernard Henry Levy</strong>, o müdahaleyle ilgili olarak aynen şu ifadeyi kullandı:</p>
<p><strong>“Batılı güçler, tam Bosna Ordusu zafer kazanacakken müdahaleyi gerçekleştirdi.”</strong></p>
<p>Doğruydu bu değerlendirme. Çünkü, İzzetbegoviç bir yolunu bulmuş, <strong>Bosna Ordusu</strong>’nu yeni silahlarla donatmıştı. Üstelik bu ordu <strong>Sırpların Başşehri Banya Luka</strong>’ya doğru ilerliyordu. <strong>Sırplar</strong>için hezimet yakındı.</p>
<p>İşte böyle bir ortamda müdahale geldi!</p>
<p>Batı, önce katliamlara gözlerini kapadı. El altından destekledi. <strong>Avrupa</strong>’nın ortasında binlerce masum insanın katledilmesini sağladı. O katiller sıkıntıya girince de müdahale edip sözde akan kanı durdurdu.</p>
<p>Kimse kimseyi kandırmaya kalkmasın. <strong>Bosna</strong>’da görünen gerçek budur.</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Bitti, mi? Bitmedi tabii ki…</p>
<p><strong>ABD</strong>’nin desteği ile sözde bir anlaşma sağlandı. <strong>Aliya İzzetbegoviç, Slobodan Miloseviç, Franjo</strong><strong>Tudjman</strong> ve <strong>Pavle Blotoviç, Dayton</strong>’da bir araya getirildi. <strong>ABD</strong>’li <strong>Richard Holbrooke</strong> tarafından hazırlanan bir anlaşma önlerine konuydu.</p>
<p>Silah zoruyla onlara <strong>“Bunu imzalayacaksınız”</strong> denildi.</p>
<p>İmzalamamakta direnmeleri üzerine de <strong>Holbrooke</strong>, aynen şu çirkin ifadeleri kullandı:</p>
<p><strong>-Anlaşın, anlaşmak zorundasınız o… çocukları. İmzalayın bunu. Yoksa Saraybosna, Belgrad ve Zagreb’i bombalayacağım.</strong></p>
<p>İzzetbegoviç, tehditler altında<strong>, </strong>içi kan ağlayarak, halkını daha büyük acılardan korumak için imzaladı o anlaşmayı. <strong>Bosna</strong>’nın başına da büyük yetkilerle donatılan bir <strong>AB Komiseri</strong> getirildi.</p>
<p>İşte <strong>Batı</strong>’nın gerçek yüzü ve <strong>Dayton</strong>’ın perde arkası budur! Peki bu kafa değişti mi o günden bu yana? Tabi ki hayır! Ama biz bu gerçeği çoğu zaman unutuyoruz!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/katilleri-kurtardi-bati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
