<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>söz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/soz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Nov 2021 10:07:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>söz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kaybettiklerimiz; Ahde Vefa</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kaybettiklerimiz-ahde-vefa/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kaybettiklerimiz-ahde-vefa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korkut Daban]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2021 04:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[Vefa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17855</guid>

					<description><![CDATA[İnsanı İnsan yapan özelliklerden birisi de Ahde Vefadır. Bunun gibi nice güzel hasletleri yitirdik. Çağın hastalığı yediden yetmişe hepimizi zehirlemeye devam ediyor. Bizi biz eden ne varsa elimizle yine elbirliği ile toprağa veriyoruz. Bugün birçoğumuzun dertli olduğu bir hususu kaleme almak istiyorum. Yok ettiğimiz Ahde Vefa konusunu. Bilindik Hikaye hepiniz bilirsiniz ancak hatırlatmakta fayda görüyorum. Hani ibretlik hikaye deriz ya! İşte bu kıssa tamda onu anlatıyor. Bir anlık gaflet ile nefsimize yenik düşüyoruz. Ve sonrasında bin bir emekle kazanılan, bir solukta yok olup giden kadim değerler… Ahde Vefa Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derler ki -Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin. Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek: -Söyledikleri doğrumu diye sorar. Suçlanan genç derki evet doğru, bu söz üzerine Hz Ömer: -Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar. Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki: -Ben bulunduğum kasaba hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki, dönen bir defa daha bakıyor hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı atım oracıkta öldü, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsanı İnsan yapan özelliklerden birisi de Ahde Vefadır. Bunun gibi nice güzel hasletleri yitirdik. Çağın hastalığı yediden yetmişe hepimizi zehirlemeye devam ediyor. Bizi biz eden ne varsa elimizle yine elbirliği ile toprağa veriyoruz.</p>



<p>Bugün birçoğumuzun dertli olduğu bir hususu kaleme almak istiyorum. Yok ettiğimiz Ahde Vefa konusunu. Bilindik Hikaye hepiniz bilirsiniz ancak hatırlatmakta fayda görüyorum. Hani ibretlik hikaye deriz ya! İşte bu kıssa tamda onu anlatıyor.</p>



<p>Bir anlık gaflet ile nefsimize yenik düşüyoruz. Ve sonrasında bin bir emekle kazanılan, bir solukta yok olup giden kadim değerler…</p>



<p><strong>Ahde Vefa</strong></p>



<p>Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derler ki</p>



<p>-Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.</p>



<p>Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek:</p>



<p>-Söyledikleri doğrumu diye sorar.</p>



<p>Suçlanan genç derki evet doğru, bu söz üzerine Hz Ömer:</p>



<p>-Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.</p>



<p>Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki:</p>



<p>-Ben bulunduğum kasaba hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi.</p>



<p>Hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki, dönen bir defa daha bakıyor hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı atım oracıkta öldü, nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü, kaçmak istedim, fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret, dedi.</p>



<p><strong>Bu söz üzerine Hz Ömer söyleyecek bir şey yok bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin…</strong></p>



<p>Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:</p>



<p>-Efendim bir özürüm var, ben memleketinde zengin bir insanım, babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı, gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah katında sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün için de yerime birini bulurum der.</p>



<p>Hz Ömer dayanamaz derki:</p>



<p>-Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki? der,</p>



<p>Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar derki,</p>



<p><strong>-Bu zat benim yerime kalır, o zat Hz peygamber &nbsp;efendimizin en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelen Amr ibni Asr’ dan başkası değildir. Hz Ömer Amr ‘a dönerek</strong></p>



<p><strong>-Ey Amr delikanlıyı duydun, der.</strong></p>



<p><strong>O yüce sahabi:</strong></p>



<p><strong>-Evet, ben kefilim der ve genç adam serbest bırakılır.</strong></p>



<p>Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur, Medine&#8217;nin ileri gelenleri Hz. Ömer&#8217;e çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr İbni Asr’a verilecek idamın yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler.</p>



<p>Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir, derki,</p>



<p>-Bu kefil babam olsa fark etmez, cezayı infaz ederim.</p>



<p>Hz. Amr ibni Asr ise tam bir teslimiyet içerisinde derki,</p>



<p>-Biz de sözümüzün arkasındayız.</p>



<p>Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.</p>



<p>Hz Ömer gence dönerek derki,</p>



<p><strong>-Evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı neden geldin.</strong></p>



<p>Genç vakurla başını kaldırır ve:</p>



<p><strong>-Ahde vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.</strong></p>



<p>Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr ibni Asr’a derki,</p>



<p>-Ey amr sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?</p>



<p>Amr ibni Asr :</p>



<p><strong>-Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim der.</strong></p>



<p>Sıra gençlere gelir derler ki,</p>



<p>-Biz bu davadan vazgeçiyoruz, bu sözün üzerine Hz Ömer:</p>



<p>-Ne oldu biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?</p>



<p>Gençlerin cevabı dehşetlidir:</p>



<p><strong>&#8211; Merhametsiz insan kalmadı denmesin diye.</strong></p>



<p>Bundan başka söze gerek var mı dostlar? Aslında sabaha kadar konuşsak ve yazsak kelimeler yetmeyecek biliyorum. Ancak hiç düşündünüz mü? Ben Müslümanım diyen birisinin ne denli ağır yükümlülük sahibi olduğunu anlayabildiniz mi?</p>



<p>Hani deyim yerindeyse Müslümanlar tamamıyla dünyevileşmiş dahası Kimlik Müslümanı olmuşlardır. Zor zamanda duruş sergilemek ne denli önemliymiş. En ufak bir öfke veya kızgınlıkta kardeşine sırtını dönenlere ne anlatabilirsiniz ki!</p>



<p>Müslümanın olmazsa olmazlarından birisi olan Ahde Vefa sadece sözde bir ifade olmaktan öteye gitmiyor. Kadim değerlerimiz Batının Kültür Emperyalizmine karşı adeta kurban ediliyor.</p>



<p>Anlaşılan o ki Vefa artık İstanbul’da bir semt isminden ibaret. </p>



<p>Selam ve dua ile…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kaybettiklerimiz-ahde-vefa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önce Söz Vardı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/once-soz-vardi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/once-soz-vardi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korkut Daban]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2021 13:04:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17436</guid>

					<description><![CDATA[Her söz sahibinin kıymetini ortaya koyar. Deyim yerinde ise ederini belirler. Söz insanın terazisidir. Bu öyle bir hassas terazidir ki hesap günü mahşerde seni yakan odun olur. Bu öyle bir hassas terazidir ki cennet bahçelerinden bir tutam gül olur. Sözün senet olduğu günlerden senedin değersiz bir kağıt parçası olduğu günlere geldik. Sadece ticarette değil evlilik ve namus gibi değerler söz ile sabit kılınırdı. Nikah resmi değildi dahası imam nikahı dahi sözlü ahit ve akit idi. Kız verilirken söz verilir. Adına ise sözlü denirdi. Dünyada eşi benzeri olmayan bir örnek misali. Kız oğlan ile sözlü ise başka bir göz ile çakışmazdı. Nice sevdalar toprağa bu şekilde gömüldü. Eloğlunun sözlüsüne bakan namus düşmanı olarak ilan edilirdi. Okulda yazılı vardı ama sözlü notu belirlerdi sınıfı geçmeyi. Yazılıda başarısız olan öğrenciyi öğretmeni sözlü notu ile kurtarıyordu. Anlayacağınız Ademoğlu maddi ve manevi olarak değer verdiği her şeye söz ile kefil olup Söz ile sahip çıkardı. Hayatın hemen her alanında Söz vardı gerisi yalandı! Genel olarak yalan üzerine kurulu olduğu iddia edilen siyaset dünyasında yer alan siyasetçi bile söylediği yalandan korkar bir süre sonra vicdan azabı yaşardı. Kısacası söz asıl olan beyan idi. Allah adını anmak veya yemin etmek ise çok ama çok ağır meselelerde yer &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her söz sahibinin kıymetini ortaya koyar. Deyim yerinde ise ederini belirler. Söz insanın terazisidir. Bu öyle bir hassas terazidir ki hesap günü mahşerde seni yakan odun olur. Bu öyle bir hassas terazidir ki cennet bahçelerinden bir tutam gül olur.</p>



<p>Sözün senet olduğu günlerden senedin değersiz bir kağıt parçası olduğu günlere geldik. Sadece ticarette değil evlilik ve namus gibi değerler söz ile sabit kılınırdı. Nikah resmi değildi dahası imam nikahı dahi sözlü ahit ve akit idi.</p>



<p>Kız verilirken söz verilir. Adına ise sözlü denirdi. Dünyada eşi benzeri olmayan bir örnek misali. Kız oğlan ile sözlü ise başka bir göz ile çakışmazdı. Nice sevdalar toprağa bu şekilde gömüldü. Eloğlunun sözlüsüne bakan namus düşmanı olarak ilan edilirdi.</p>



<p>Okulda yazılı vardı ama sözlü notu belirlerdi sınıfı geçmeyi. Yazılıda başarısız olan öğrenciyi öğretmeni sözlü notu ile kurtarıyordu. Anlayacağınız Ademoğlu maddi ve manevi olarak değer verdiği her şeye söz ile kefil olup Söz ile sahip çıkardı.</p>



<p>Hayatın hemen her alanında Söz vardı gerisi yalandı!</p>



<p>Genel olarak yalan üzerine kurulu olduğu iddia edilen siyaset dünyasında yer alan siyasetçi bile söylediği yalandan korkar bir süre sonra vicdan azabı yaşardı. Kısacası söz asıl olan beyan idi. Allah adını anmak veya yemin etmek ise çok ama çok ağır meselelerde yer bulurdu.</p>



<p>Kişinin yaptığından ziyade ne söylediği önemli idi. Eli veya gözü harama kaymış olabilirdi. Tövbesi ve nedameti söz ile mümkündü. Yine vicdanı, hakkı ve hakikati söylemekten alıkoymuyordu. Dil tıpkı huzuru mahşerde olduğu üzere doğruyu söylüyordu.</p>



<p>Ben Müslümanım diyenin kimse inancını sorgulamıyordu. Dahası sorgulayamıyordu. Ancak Müslüman olmayanda ben Müslümanım demiyordu. Deyim yerinde ise &#8220;kellesini kesseniz&#8221; dil yalan beyanda bulunmuyordu.</p>



<p>Aradan çok zaman geçmedi. Mevsimler yine aynı tarihlerde vuku buluyordu. Güneş her zamanki gibi &#8220;doğudan doğuyor ve batıdan batıyordu&#8221; dahası Rahmet Sahibi Ademoğluna istediğinden, hatta hayal ettiğinden fazlasını dünyanın türlü nimetlerini verdikçe veriyordu.</p>



<p>Bir gün söz gökyüzüne doğru uçup gitti. Tıpkı bir uçan balon misali! Söz balonu, göğe yükseldikçe sevinen Ademoğlu bir süre sonra yitip giden sözün ardından hüzünle bakakaldı. Çünkü artık söz yoktu.</p>



<p>Ben Müslümanım diyene de</p>



<p>Ben Halkçıyım diyene de</p>



<p>Ben Milliyetçiyim diyene de halk nezdinde inanç kalmamıştı.</p>



<p>Yeminler bile yetmiyordu ikna etmiyordu insanları. Ademoğlu el ele verip sözü katletmişti. Aslında ölen insanlığın ta kendisiydi.</p>



<p>Müslüman en büyük cihat olan nefsine yenik düşmüştü. Halkçıyım diyen önce halkı ezmişti. Milliyetçiyim diyen vatan hainleri ile iş tutmuştu. Al birini vur ötekine hesabı! Ele ele verip dünyevi amaçlarına ulaşmışlardı.</p>



<p>Ne hazindir ki önce söz sonrada göz ölmüştü. Ademoğlu sözünün ehli olmadığı gibi gözü ile gördüğünü inkar eder bir hal almıştı. Bu ise tuzun koktuğunun en büyük göstergesiydi.</p>



<p>Güzel insanlar güzel sözleriyle hatırlanır oldular! Ama o güzel insanlara sağlığında hayatı zor edenlerin gözyaşları da manasızdı. Dünün azılı örgütçü komünist militanları canına kast ettikleri ve post modern darbe düzenlediği müspet siyasetçilerin anma gecesinde timsah gözyaşları dökmekteydi.</p>



<p>Öyle ki dava partisi iktidar olunca partiye üye olanlar, dava adamı olduklarını sanıyorlardı. Dahası &#8220;Dağdan gelenler bağdakini kovabiliyordu&#8221; hem de acımasızca!</p>



<p>Bu vatan için kan akıtıp can veren şehitlerin hatırasına saygısızlık yapanlar sözde milliyetçi kimlikleri ile İYİ olduklarını iddia ediyorlardı. Nasıl olsa söz senet değildi artık! Koltuk ve makam uğruna ne hilaller sönüyordu&#8230;</p>



<p>Bu kadim millet tarih boyu her daim düştüğü yerden kalkmasını bilmişti. Bu tecrübeyle sabitti. Asırlar boyu 3 kıtaya söz ile hükmetmiş bir medeniyetin varlığını unutturanlara inat yeniden küllerinden doğacaktır inşallah!</p>



<p>Söz namustur ifadesi öylesine kullanılmamıştır bu coğrafyada. Sözün ne denli kıymetli ve geçerli bir kavram olduğunu bundan daha iyi bir dille anlatamazsınız. Bu aziz millet sözüne sadık olanlara saygı duymaya devam edecektir.</p>



<p>Bu nedenle hayatın her aşamasında sözünün arkasında duranlar er ya da geç hakikat mahkemesinden alnının akıyla çıkacaktırlar. Ne yaparsanız yapın sözünüzün sahibi olun.</p>



<p>İster siyaset, ister ticaret ya da bürokrasinin herhangi bir aşamasında olun, ya &#8220;Olduğunuz gibi görünün ya da göründüğünüz gibi olun&#8221;.</p>



<p>Selâm ve dua ile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/once-soz-vardi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
