<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>soykırım &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/soykirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Nov 2023 08:28:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>soykırım &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sen Öleceksin de Onlar Kalacak Mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sen-oleceksin-de-onlar-kalacak-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sen-oleceksin-de-onlar-kalacak-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cağfer Karadaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18920</guid>

					<description><![CDATA[اعوذ بالله&#8230;اَفَا۬ئِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ “Şimdi sen öleceksin de, onlar ebedî mi kalacaklar?”(Enbiya 21/34) Evet, çocuk! Şehit yüzlü yavrucak! Şimdi sen öleceksin de o zalimler kalacak mı? O insanlıktan çıkmış katiller ettiklerinin karşılığını bulmayacaklar mı? İlahî adalet işledikleri menfur katliamı onların burunlarından fitil fitil getirmeyecek mi? Ey şehit yüzlü çocuk! Bombalar tepene düştü, sen mışıl mışıl uyurken. Öyle varlıklı bir hayatın da olmadı. Anneciğinin bulduğu bir bez parçasıydı senin kundağın. Ne gözünü açmana ne de elini kıpırdatmana fırsat tanıdı zalimler. İyi ki açmadın gözünü be çocuk! Bu zalimin dünyasını görmedin, elinle dokunmadın, üzerinde yürümedin, daha hayatın başlangıcında hayata veda ettin. Sen gideceksin de, o zalimler kalacaklar mı? Senin minnacık burnundan akan tertemiz şehit kanına karşılık ilahî adalet tokmağı suratlarına inerekburunlarını kırıp yerin dibine gömmeyecek mi onları? Onlar seni, anneni, babanı yok ettiklerinde, bütün bir milleti kökünden kazıdıklarında ebedî kalacaklarını ve dünyanın tek hâkimi olacaklarını zannediyorlar ya, işte o gün anlayacaklar yanıldıklarını. İş işten geçtiği gün. Firavunun boğulurken aklının başına geldiği gün. Pişmanlıktan böğürerek kahroldukları gün. Ebedî azabın bütün bedenlerini ve benliklerini kuşattığı gün. Yani sen öleceksin, onlar ebedi kalacak, öyle mi? Hayır hayır. Onlar senden hemen sonra gelecekler. Ama senin kılına dokunamayacaklar, gölgene bile yaklaşamayacaklar. Onlar orada yalvaracaklar, dilenecekler, senden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center">اعوذ بالله&#8230;<br>اَفَا۬ئِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ</p>



<p class="has-text-align-center"><em>“Şimdi sen öleceksin de, onlar ebedî mi kalacaklar?”</em><br>(Enbiya 21/34)</p>



<p>Evet, çocuk! Şehit yüzlü yavrucak! Şimdi sen öleceksin de o zalimler kalacak mı?</p>



<p>O insanlıktan çıkmış katiller ettiklerinin karşılığını bulmayacaklar mı?</p>



<p>İlahî adalet işledikleri menfur katliamı onların burunlarından fitil fitil getirmeyecek mi?</p>



<p>Ey şehit yüzlü çocuk! Bombalar tepene düştü, sen mışıl mışıl uyurken. Öyle varlıklı bir hayatın da olmadı. Anneciğinin bulduğu bir bez parçasıydı senin kundağın. Ne gözünü açmana ne de elini kıpırdatmana fırsat tanıdı zalimler. İyi ki açmadın gözünü be çocuk! Bu zalimin dünyasını görmedin, elinle dokunmadın, üzerinde yürümedin, daha hayatın başlangıcında hayata veda ettin.</p>



<p>Sen gideceksin de, o zalimler kalacaklar mı?</p>



<p>Senin minnacık burnundan akan tertemiz şehit kanına karşılık ilahî adalet tokmağı suratlarına inerekburunlarını kırıp yerin dibine gömmeyecek mi onları? Onlar seni, anneni, babanı yok ettiklerinde, bütün bir milleti kökünden kazıdıklarında ebedî kalacaklarını ve dünyanın tek hâkimi olacaklarını zannediyorlar ya, işte o gün anlayacaklar yanıldıklarını. İş işten geçtiği gün. Firavunun boğulurken aklının başına geldiği gün. Pişmanlıktan böğürerek kahroldukları gün. Ebedî azabın bütün bedenlerini ve benliklerini kuşattığı gün.</p>



<p>Yani sen öleceksin, onlar ebedi kalacak, öyle mi?</p>



<p>Hayır hayır. Onlar senden hemen sonra gelecekler. Ama senin kılına dokunamayacaklar, gölgene bile yaklaşamayacaklar. Onlar orada yalvaracaklar, dilenecekler, senden bir yudum su isteyecekler de, bu dünyada kan döken pislik elleriyle ördükleri cehennem duvarları onların yüzlerine kapanacak, gerisin geriye dönecek yüzüstü kapaklanacaklar. O cehennem duvarını nasıl ördüklerini orada hatırlayacaklar ve kurtulmak için yerin dibine geçmek isteyecekler. Son bir çare bir zamanlar kibirle üzerine bastıkları toprak olmak isteyecekler de toprak kabul etmeyecek. Çünkü bu onlara ödül olur, toprağa da haksızlık. Bu fırsat asla verilmeyecek onlara. Ölüp ölüp dirilecekler, ebediyen sürünecekler…</p>



<p>Yaralı demeden, yaşlı demeden, çocuk, kadın, sivil demeden insanları dönüp dönüp bombaladıkları için; kötülüğü kişilikleri ve kimlikleri haline getirdikleri için; bunlara ebedî hayat verilse aynı barbarlıkları işlemekten asla geri durmayacakları için&#8230;</p>



<p>Sen öl, onlar kalsın ha! Yok, öyle yağma!</p>



<p>Yağmaladıkları topraklar onların azap meydanı olacak, gasp ettikleri evler, çaldıkları her nesne altlarına odun olup yanacak, engel oldukları her damla su kaynayıp başlarından akacak.</p>



<p>Sen öleceksin de yavrucak onlara mı kalacak dünyada?</p>



<p>Sen hele bir uyu çocuk. Öyle küçücük de kalmayacaksın. Kabir hayatı senin cennetin olacak. Mahrum edildiğin bütün nimetleri elinin altında, ayaklarının dibinde bulacaksın. Şehit annenin kucağında, şehit babanın dizinin dibinde büyüyeceksin. Bir de kalbimizin en mutena yerinde. İsmini bilmeyeceğiz, cismini hatırlamayacağız ama seni asla unutmayacağız.</p>



<p>Seni ebedî güzellikler bekliyor şehit yüzlü çocuk! Yüzün ak, alnın açık hayatının baharında, kişiliğinin en olgun çağında dünyalar güzeli genç bir kız ya da dünyanın en yakışıklı genç erkeği olarak gireceksin ebedî cennet yurduna.</p>



<p>O zalimler, o kâfirler sana tek tek gösterilecek de kin ve nefretle bakmayacaksın onlara. Çünkü Allah cennete giren kullarının içinden kin ve nefret duygularını alacak. Ama onların düştüğü aşağılık duruma düşmediğin ve yerlerinde olmadığın için yaratan Rabbine şükredeceksin.</p>



<p>Rabbin senden razı, sen O’dan razı olarak ebedî cennet yurdunda ebedî hayata yelken açacaksın…</p>



<p>Ya bizler, şehit yüzlü çocuk? Gazze’yi bir ateş çukuruna döndüren katillerin sizi acımasızca katlettiklerini sadece seyreden bizler! Seni bir ölüm kurtardı bu zalimlerin dünyasından. Acaba bizi kaç ölüm kurtarır dersin? Kaç kere ölsek senin hakkını ödeyebiliriz, dersin?</p>



<p>Biz de kalmayacağız bu dünyada be çocuk! Geleceğiz bir gün. Başka yol, başka çare, başka çıkış yok zaten. Varış oraya. Geleceğiz de senin yüzüne nasıl bakacağız? Bir damla gözyaşını silemediğimizi, alçak zalimin kapkara bombalarıyla kirlettiği nur yüzünü temizleyemediğimizi, başını okşayıp bağrımıza basamadığımızı nasıl anlatacağız, be çocuk?</p>



<p>İlahi huzurda boynumuz bükük beklerden hiç değilse şefaatine layık olabilecek miyiz?</p>



<p>Ne dersin, şehit yüzlü çocuk?</p>



<p>أعوذ بالله&#8230;<br>وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَؕ اَفَا۬ئِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ.<br> كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِؕ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةًؕ وَاِلَيْنَا تُرْجَعُونَ</p>



<p>“Senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik.<br>Şimdi sen öleceksin de, onlar ebedî mi kalacaklar?<br>Herkes ölümü tadacak.<br>Denemek için sizi şerle de hayırla da imtihan ederiz.<br>Sonunda hesap vermek üzere huzurumuza geleceksiniz.” (Enbiya 21/34-35)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sen-oleceksin-de-onlar-kalacak-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlık suçuna destek</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/insanlik-sucuna-destek/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/insanlik-sucuna-destek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Dec 2019 08:23:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bosna]]></category>
		<category><![CDATA[Nobel]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13224</guid>

					<description><![CDATA[Tam 250 bin insan katledilmiş. 50 binden fazla kadın sistemli bir biçimde tecavüze uğramış. Boşnaklara sırf inançlarından ve kimliklerinden dolayı ağır işkenceler yapılmış. Milyonlarca insan yerinden yurdundan edilmiş… Bunları görmeyeceksin. Gerçeklerin üzerini örtmeye çalışacaksın. Büyük bir insanlık suçunun altına imza atanları savunacaksın. Mükâfat olarak da 2019 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kapacaksın. Bu tablo karşısında pek çok ülke ayağa kalkacak, sivil toplum örgütleri sert tepkiler ortaya koyacak, İslam Coğrafyası dalgalanacak… Avusturyalı Yazar Peter Handike’e bu ödülü verenler ise kıllarını kıpırdatmayacak. Duymazlıktan ve umursamazlıktan gelecek. Tablo ortada. O yüzden lafı evirip çevirmeye gerek yok. Nobel, bir insanlık suçunun altına imza atmıştır. 1992-1995 yılları arasında bütün dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanmıştır. Uluslararası mahkemeler de bu suçu gerçekleştirenleri cezalandırmak zorunda kalmıştır. Suç, hukuken sabittir. O yüzden Nobel’in “soykırım yok” diyen ve savaş suçlularına sahip çıkan bir kişiye Edebiyat Ödülü vermesi suça ortaklıktır, insanlık ayıbıdır. Zaten ayıplarla doludur Nobel’in geçmişi… Biz geçmişte Orhan Pamuk örneğini yaşadık. Orhan Pamuk da olmayan bir soykırımla ilgili olarak “var” dediği için Nobel’den ödülü kapmıştı. Çünkü, orada suçlananlar Müslümanlardı. Bosna’da ise suçlananlar değil, ölenler Müslüman. Nobel’in verdiği görüntü bu işte! *** 1990’lar, Dünya ve özellikle de Avrupa için bir utançtır… Boşnaklar, burunlarının dibinde ve gözlerinin önünde sırf Müslüman oldukları için katledilmiştir. Sadece görmezlikten gelmemiştir Avrupa bütün bu olan biteni. Destek de vermiştir. Bosna’da bir sürek avı düzenlenmiş, Avrupa da oraya akmıştır. Hafta sonları “snipper turları” organize edilmiştir Avrupa’nın dört bir yanında. Caniler otobüslere doldurulup “insan avına” götürülmüştür. Saraybosna’nın çevresinde konuşlanan Avrupalı katiller, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tam 250 bin insan katledilmiş. 50 binden fazla kadın sistemli bir biçimde tecavüze uğramış. <strong>Boşnaklara </strong>sırf inançlarından ve kimliklerinden dolayı ağır işkenceler yapılmış. Milyonlarca insan yerinden yurdundan edilmiş…</p>
<p>Bunları görmeyeceksin. Gerçeklerin üzerini örtmeye çalışacaksın. Büyük bir insanlık suçunun altına imza atanları savunacaksın. Mükâfat olarak da <strong>2019 Nobel Edebiyat Ödülü</strong>’nü kapacaksın.</p>
<p>Bu tablo karşısında pek çok ülke ayağa kalkacak, sivil toplum örgütleri sert tepkiler ortaya koyacak, İslam Coğrafyası dalgalanacak… <strong>Avusturyalı Yazar Peter Handike</strong>’e bu ödülü verenler ise kıllarını kıpırdatmayacak. Duymazlıktan ve umursamazlıktan gelecek.</p>
<p>Tablo ortada. O yüzden lafı evirip çevirmeye gerek yok. <strong>Nobel</strong>, bir insanlık suçunun altına imza atmıştır. <strong>1992-1995</strong> yılları arasında bütün dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanmıştır. Uluslararası mahkemeler de bu suçu gerçekleştirenleri cezalandırmak zorunda kalmıştır. Suç, hukuken sabittir. O yüzden <strong>Nobel</strong>’in <strong>“soykırım yok”</strong> diyen ve savaş suçlularına sahip çıkan bir kişiye <strong>Edebiyat Ödülü</strong> vermesi suça ortaklıktır, insanlık ayıbıdır.</p>
<p>Zaten ayıplarla doludur <strong>Nobel</strong>’in geçmişi…</p>
<p>Biz geçmişte <strong>Orhan Pamuk</strong> örneğini yaşadık. <strong>Orhan Pamuk</strong> da olmayan bir soykırımla ilgili olarak<strong> “var”</strong> dediği için <strong>Nobel</strong>’den ödülü kapmıştı. Çünkü, orada suçlananlar <strong>Müslümanlardı.</strong> <strong>Bosna</strong>’da ise suçlananlar değil, ölenler <strong>Müslüman</strong>.</p>
<p><strong>Nobel</strong>’in verdiği görüntü bu işte!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>1990</strong>’lar, <strong>Dünya</strong> ve özellikle de <strong>Avrupa</strong> için bir utançtır…</p>
<p><strong>Boşnaklar</strong>, burunlarının dibinde ve gözlerinin önünde sırf <strong>Müslüman</strong> oldukları için katledilmiştir. Sadece görmezlikten gelmemiştir <strong>Avrupa</strong> bütün bu olan biteni. Destek de vermiştir. <strong>Bosna</strong>’da bir sürek avı düzenlenmiş, <strong>Avrupa</strong> da oraya akmıştır. Hafta sonları <strong>“snipper turları”</strong> organize edilmiştir <strong>Avrupa</strong>’nın dört bir yanında. Caniler otobüslere doldurulup <strong>“insan avına”</strong> götürülmüştür. <strong>Saraybosna</strong>’nın çevresinde konuşlanan <strong>Avrupalı</strong> katiller, dürbünlü tüfeklerle kadın, çocuk, yaşlı demeden önlerine çıkan herkesi katletmiştir.</p>
<p><strong>Avrupa</strong>’da bilmeyen çok azdır bunu.</p>
<p>En önemlisi de <strong>Avrupa</strong> ne zaman devreye girmiştir, biliyor musunuz? <strong>Boşnaklar</strong> güçlenip, <strong>Sırp </strong>katilleri sıkıştırmaya başladığı zaman!</p>
<p>İzzetbegoviç, yeni ve etkili silahlar edinmiştir. <strong>Boşnak Ordusu</strong>’nu güçlendirmiş ve <strong>Sırpları</strong> sıkıntıya sokmaya başlamıştır. Hatta bu ordu <strong>Sırpların Başkenti Banya Luka’</strong>ya doğru harekete geçmiştir. İşte tam bu aşamada müdahale gelmiştir. O müdahale biraz daha gecikseydi, <strong>Sırp</strong> katilleri çok sıkıntılı günler bekliyordu. <strong>Banya Luka</strong>’nın düşme tehlikesi vardı.</p>
<p>Bütün bunları yakından bilen ve takip eden bir kişi olarak, garipsemiyorum <strong>Nobel</strong>’in altına imza attığı bu insanlık suçunu. Hep <strong>Bosna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hakkı Turayliç</strong>’in <strong>Barış Gücü</strong> askerlerinin aracından indirilip, gözleri önünde katledilmesini, sonra da katillerin ellerini kollarını sallayarak gitmelerini hatırlıyorum.</p>
<p><strong>Nobel Edebiyat Ödülü</strong>’nün katliam destekçisi bir isme verilmesi, o yaşananların devamı bence. Batı’nın altına imza attığı insanlık suçları zincirin yeni bir halkası!</p>
<p>Ben hiç şaşırmadım açıkçası.</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/insanlik-sucuna-destek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
