<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şok tedavisi &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/sok-tedavisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 May 2020 08:58:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Şok tedavisi &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Katil Duvar Yolumu Biçtin: Filistin</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/katil-duvar-yolumu-bictin-filistin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/katil-duvar-yolumu-bictin-filistin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Hakan ÇAKICI]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2020 08:58:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Şok tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14542</guid>

					<description><![CDATA[İsrail&#8217;in en ciddi mahkûmiyeti, ekonomisinin Gazze ve Batı Şeria&#8217;daki Filistinlilere olan mecburiyeti idi. Ekonomisinin onların emeği olmadan ayakta kalması mümkün değildi. Filistinli çiftçiler ürünlerinin yüklü olduğu kamyonları İsrail&#8217;in içlerine doğru sürerken, Gazze ve Batı Şeri&#8217;a’dan her gün 150.000 insan evlerini terk edip çöpçü, inşaat işçisi gibi emek yoğun alt tabaka işlerinde çalışmak için İsrail&#8217;e geçiyordu. Filistinliler mallarını İsrail&#8217;e satıp, buldukları işlerde çalışırken hem karınlarını doyuruyor hem de İsrail ekonomisine durdurma tehdidini ellerinde tutuyorlardı. Her kriz İsrail&#8217;de tüm hayatı ve ekonomiyi felç ediyordu. Gazze ve Batı Şeria&#8217;nın işgali, Arap Devletlerinin boykotu, İsrail&#8217;in ekonomik geleceğini yiyip bitiriyordu. İsrailli şirketler savaş nedeniyle sürekli boykotlara uğruyor, bölgesel çekişmenin içinde sıkışıp kalıyorlardı. Savaş bitirilmeliydi. Dönemin Dış işleri bakanı Şimon Peres, barışın artık kaçınılmaz seçenek olduğunu söylüyordu. Ancak özel bir barıştı bu; &#8220;Biz bayraklar barışının değil, piyasalar barışının peşindeyiz&#8221; diyordu. Bundan bir kaç ay sonra İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ve FKÖ lideri Yaser Arafat Oslo Anlaşması için Beyaz Saray&#8217;ın bahçesinde el sıkıştılar. Bu üç kişi 1994 Nobel Barış Ödülü&#8217;nü paylaştılar ve her şey ondan sonra korkunç derecede kötüye gitti. Talihsiz bir rastlantı ile Oslo süreci Chicago Okulu&#8217;nun Rusya&#8217;yı patlatması ile aynı zamana rastladı. Çöken Rusya ekonomisinin yarattığı felaketten kaçan 1 milyon insan İsrail&#8217;e geldi. Pek çoğunun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İsrail&#8217;in en ciddi mahkûmiyeti, ekonomisinin Gazze ve Batı Şeria&#8217;daki Filistinlilere olan mecburiyeti idi. Ekonomisinin onların emeği olmadan ayakta kalması mümkün değildi. Filistinli çiftçiler ürünlerinin yüklü olduğu kamyonları İsrail&#8217;in içlerine doğru sürerken, Gazze ve Batı Şeri&#8217;a’dan her gün 150.000 insan evlerini terk edip çöpçü, inşaat işçisi gibi emek yoğun alt tabaka işlerinde çalışmak için İsrail&#8217;e geçiyordu. Filistinliler mallarını İsrail&#8217;e satıp, buldukları işlerde çalışırken hem karınlarını doyuruyor hem de İsrail ekonomisine durdurma tehdidini ellerinde tutuyorlardı. Her kriz İsrail&#8217;de tüm hayatı ve ekonomiyi felç ediyordu.</p>



<p>Gazze ve Batı Şeria&#8217;nın işgali, Arap Devletlerinin boykotu, İsrail&#8217;in ekonomik geleceğini yiyip bitiriyordu. İsrailli şirketler savaş nedeniyle sürekli boykotlara uğruyor, bölgesel çekişmenin içinde sıkışıp kalıyorlardı. Savaş bitirilmeliydi.</p>



<p>Dönemin Dış işleri bakanı Şimon Peres, barışın artık kaçınılmaz seçenek olduğunu söylüyordu. Ancak özel bir barıştı bu; &#8220;<em>Biz bayraklar barı</em><em>ş</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>n de</em><em>ğ</em><em>il, piyasalar bar</em><em>ı</em><em>ş</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>n pe</em><em>ş</em><em>indeyiz</em>&#8221; diyordu. Bundan bir kaç ay sonra İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ve FKÖ lideri Yaser Arafat Oslo Anlaşması için Beyaz Saray&#8217;ın bahçesinde el sıkıştılar. Bu üç kişi 1994 Nobel Barış Ödülü&#8217;nü paylaştılar ve her şey ondan sonra korkunç derecede kötüye gitti.</p>



<p>Talihsiz bir rastlantı ile Oslo süreci Chicago Okulu&#8217;nun Rusya&#8217;yı patlatması ile aynı zamana rastladı. Çöken Rusya ekonomisinin yarattığı felaketten kaçan 1 milyon insan İsrail&#8217;e geldi. Pek çoğunun &#8220;Yahudi oldukları&#8221; bile şüpheliydi. Ancak içlerinde İsrail&#8217;in 80 yılda yetiştirdiği bilim adamlarından daha iyi eğitim almışlar vardı.</p>



<p>Artık İsrail&#8217;in ekonomisinin işlemek için Filistinlilere de Oslo Barış Sürecine de ihtiyacı yoktu.</p>



<p>Her tarafta duvarlar örülmeye başlandı. Filistinlileri tamamen tecrit etmek için kurulan beton duvarlar ağı su kaynaklarını ve büyük yerleşim yerlerini de İsrail topraklarının içine katıyordu.</p>



<p>İşçiler işlerine gidemiyor, çiftçiler ve tacirler mallarını satamıyor hatta tarlalarına iş yerlerine ulaşamıyorlardı. İşsizlik bir anda %66&#8217;lara çıktı. GSMH %70 küçüldü.</p>



<p>Bu arada sonradan Başbakan olacak olan dönemin Maliye Bakanı Benyamin Netanyahu ile İsrail&#8217;in yeni Merkez Bankası başkanı Stanley Fisher&#8217;in birlikteliği, Likud partisi ile Chicago Boys&#8217;un evliliğini de ilan ediyordu. Bu evlilikten bütün dünyaya satılacak sanal medya takip sistemlerinden, kamera sistemlerine kadar yapay zekâya dayalı bir güvenlik sektörü doğdu. Müşterileri arasına ABD Savunma Bakanlığı, New York Polis Departmanı, Montreal Metrosu, Washington Hava Alanı, Los Angeles ve Colombia şehir Belediyeleri, Kanada Federal Polis Teşkilatı, Exxon Mobil, Shell, Texaco, Levi&#8217;s, Sony, Citigroup, Pizza Hut, Boeing hatta Buckingham Saray Sarayı vardı.</p>



<p>Giderek daha fazla ülke aralarına İsrail tipi duvarlar kurarak, duvarların arkasına geçmeye başladılar. Hindistan Keşmir, Suudi Arabistan Irak, Afganistan Pakistan, ABD Meksika (Türkiye Suriye/Türkiye İran -AHÇ ) arasında kurulan teknoloji ürünü güvenlik engelleri, felaket piyasasının yeni &#8220;pazarlama&#8221; ürünlerinin piyasa bulduğuna işaret etmekteydi.</p>



<p>Ancak Felaket Kapitalizmi İsrail&#8217;in kendi halkını da istisna etmiyordu. Sosyal desteklerin kesilmesi İsrail&#8217;in daha önce hiç karşılaşmadığı türden bir eşitsizlik salgını var etti. 2007&#8217;de yoksulluk içinde yaşayan çocukların sayısı %8&#8217;den %35,2&#8217;ye çıktı.</p>



<p>2006 yılında İran-Hizbullah Savaşı İsrail&#8217;in hezimeti ile neticelenmiş olsa da kazanan felaket kapitalizmiydi. O nedenle savaş sürerken Tel Aviv Borsası yükselmişti. Aynı İspanya ve İngiltere&#8217;deki metro bombalamalarından sonra borsaların yükselmesi gibi.</p>



<p>İsrail Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Gillerman,&#8221;<em>Müslümanların hepsinin terörist oldu</em><em>ğ</em><em>unu s</em><em>ö</em><em>ylemek do</em><em>ğ</em><em>ru olmayabilir, ancak ger</em><em>ç</em><em>ek olan bir </em><em>ş</em><em>ey var ki, ter</em><em>ö</em><em>ristlerin hepsinin M</em><em>ü</em><em>sl</em><em>ü</em><em>man oldu</em><em>ğ</em><em>udur. Dolay</em><em>ı</em><em>s</em><em>ı</em><em> ile bu sava</em><em>ş</em><em> sadece </em><em>İ</em><em>srail&#8217;in de</em><em>ğ</em><em>il b</em><em>ü</em><em>t</em><em>ü</em><em>n d</em><em>ü</em><em>nyan</em><em>ı</em><em>n sava</em><em>ş</em><em>ı</em><em>d</em><em>ı</em><em>r</em>&#8221; diyerek bütün dünyayı güvenlik tedbirleri almaya çağırıyordu. İsrail&#8217;in önde gelen bankerlerinden Len Rosen, Fortune Dergisine, &#8220;<em>Güvenlik Barı</em><em>ş</em><em>tan daha </em><em>ö</em><em>nemlidir&#8221;</em> derken &#8220;dünyayı korkutmanın&#8221; dünyaya İsrail Güvenlik Teknolojisi satmanın en iyi yolu olduğunu bilmediğini düşünmek mümkün değildi.</p>



<p><strong>İ</strong><strong>srail uç bir örnektir. Ancak felaket Kapitalizmi dü</strong><strong>ş</strong><strong>ü</strong><strong>k yo</strong><strong>ğ</strong><strong>unluklu korkutma ve y</strong><strong>ı</strong><strong>k</strong><strong>ı</strong><strong>m ko</strong><strong>ş</strong><strong>ullar</strong><strong>ı</strong><strong> ile devam etmektedir. </strong><strong>İ</strong><strong>nsanlar</strong><strong>ı</strong><strong>n biyometrik kimliklerle birbirlerinden ayr</strong><strong>ı</strong><strong>ld</strong><strong>ı</strong><strong>klar</strong><strong>ı</strong><strong>, a</strong><strong>ş</strong><strong>a</strong><strong>ğ</strong><strong>ı</strong><strong> tabakalardan soyutlanm</strong><strong>ı</strong><strong>ş</strong><strong> y</strong><strong>ü</strong><strong>ce insanlar</strong><strong>ı</strong><strong>n ya</strong><strong>ş</strong><strong>ad</strong><strong>ı</strong><strong>klar</strong><strong>ı</strong><strong> </strong><strong>ş</strong><strong>ehir devletlere do</strong><strong>ğ</strong><strong>ru gidiyoruz. </strong><strong>İ</strong><strong>srail&#8217;in bir istisna olarak d</strong><strong>ı</strong><strong>ş</strong><strong>lanmas</strong><strong>ı</strong><strong> de</strong><strong>ğ</strong><strong>il, </strong><strong>İ</strong><strong>srail&#8217;in d</strong><strong>ü</strong><strong>nyaya yay</strong><strong>ı</strong><strong>lmas</strong><strong>ı</strong><strong>d</strong><strong>ı</strong><strong>r s</strong><strong>ö</strong><strong>z konusu olan.</strong></p>



<p><strong>Yalnız bunun geçmi</strong><strong>ş</strong><strong>ten fark</strong><strong>ı</strong><strong> </strong><strong>ş</strong><strong>u: Eskiden Soylular kendilerini g</strong><strong>ü</strong><strong>venlikli kalelere hapsederlerdi: </strong><strong>Ş</strong><strong>imdi fakirleri kalelere doldurup kendileri dı</strong><strong>ş</strong><strong>ar</strong><strong>ı</strong><strong>da kalacaklar</strong><strong>ı</strong><strong> bir sistem geli</strong><strong>ş</strong><strong>tiriyorlar.</strong></p>



<p><strong>Solidere </strong><strong>ş</strong><strong>irketi: Lübnan</strong></p>



<p>İsrail, 2006&#8217;da Lübnan&#8217;ın yollarına, köprülerine, hava alanlarına şehirlerine yaptığı saldırılarla kabaca 9 milyar dolarlık bir yıkım yaratmıştı. Bu esnada Lübnan&#8217;da ekonomik hayat neredeyse tamamen durmuştu. Prefabrik evlerden, tıbbi ürünlere hatta süt işleyen mandıralara kadar 140 civarında işletme İsrail Bombaları ve füzelerce vurulmuştu. Savaştan önce de büyük bir borç yükü altında olan Lübnan&#8217;a, Paris&#8217;te Ocak 2007&#8217;de 30 ülke adına dayatılan ŞOK Terapisine yani telefon, su, elektrik şirketlerinin özelleştirilmesine, Petrol fiyatlarındaki artışa, vergi limitlerinin yükseltilmesine, fakirlere yapılan desteklerin kısılmasına, insanların işsizleştirilmesine direnebilme şansı görünmüyordu. Klasik bir Barış cezalandırmasıydı bu.</p>



<p>Diğer taraftan aynı tarihlerde New York Borsası, İsrail&#8217;de yatırım yapmak için özel bir konferansa ev sahipliği yaptı. Konferansa çoğu, &#8220;Ülke güvenliği&#8221; konusunda çalışan 200&#8217;den fazla İsrail&#8217;li firma katıldı. Lübnan halkı molozları kaldırmaya çalışırken İsrail ekonomisi neredeyse hiç etkilenmeden hatta gelişerek savaştan çıkmıştı.</p>



<p>Batı&#8217;nın desteklediği Fuat Sinyora öne sürülen koşulları pek de tereddüt etmeden kabul etti: &#8220;<em>Özelle</em><em>ş</em><em>tirmeyi L</em><em>ü</em><em>bnan icat etmedi ya!</em>&#8221; diyordu. Sinyora, hemen ardından Telefonun satışı için ABD Başkanı Bush&#8217;un bağlantılı şirketi Booz Allen Hamilton ile anlaşma imzaladı.</p>



<p>Ancak içlerinde Hizbullah&#8217;ın da olduğu sendikalar ve partiler bir koalisyon kurarak insanların daha fazla fakirleştirecek, ülkenin kıt kaynaklarını dışarıya transfer edecek &#8220;yeniden yapılandırma&#8221; ismi verilen bu anlaşmaya büyük gösteriler düzenleyerek karşı çıktılar. Sinyora kredi kuruluşlarına (Tefecilere-AHÇ) teminatlar verirken Lübnan&#8217;da yollara kurulan barikatlar, grevler ve oturma eylemleri ile hayat durma noktasına gelmişti. New Day&#8217;in Ortadoğu büro şefi Muhammed Bazzi &#8220;<em>Ş</em><em>ehir merkezlerine y</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>lan bu insanlar</em><em>ı</em><em> harekete ge</em><em>ç</em><em>iren unsur ne </em><em>İ</em><em>ran, ne Suriye, ne </em><em>Ş</em><em>iilik ne de s</em><em>ü</em><em>nnilik; on y</em><em>ı</em><em>llard</em><em>ı</em><em>r L</em><em>ü</em><em>bnanl</em><em>ı</em><em>lar</em><em>ı</em><em> bezdiren i</em><em>ş</em><em>sizlik, fakirlik, yoksulluktur. Bu en alt tabaka i</em><em>ş</em><em>ç</em><em>ilerin ayaklanmas</em><em>ı</em>&#8221; diyordu.</p>



<p>Gösteriler Solidere şirketinin bulunduğu meydanlarda yapılıyordu. Lübnan&#8217;ın Bir önceki yıkımında Refik Harari &#8220;<em>Bana sahilden toprak verin, bu ülkeyi Ortado</em><em>ğ</em><em>u&#8217;nun Singapuru yapayım”</em> demişti. İstediği arsaları alan Harari neredeyse mevcut tüm yapıları buldozerle yıkarak şehri bir &#8220;boş levha&#8221; ya çevirmişti (Yazar, insanların hafızalarının silinmesi gibi şehrin hafızasının silinmesine atıf yapıyor.-AHÇ) Harari’nin şirketi Solidere, eski çarşıların yerine marinalar, lüks döşenmiş çarşılar, bin bir çeşit lüks malın satıldığı alışveriş merkezleri yaptı. Ancak merkezin hemen yanındaki mahallelerde elektrikten, kanalizasyona, toplu taşmaya kadar her şey ihmal edilmişti. 15-20 sene sonra bile binalardaki kurşun delikleri yerlerinde duruyordu. Buralarda yaşayanlar Solidere&#8217;in kuşattığı alana girdiklerinde Solidere&#8217;in güvenlik elemanlarınca “görüntüyü kirlettikleri” gerekçesi ile kovuluyorlardı.</p>



<p>Raida Hatoum, &#8220;<em>Askerler, yeniden yapılandırma i</em><em>ş</em><em>ine giri</em><em>ş</em><em>tiklerinde, sava</em><em>ş</em><em>ı</em><em>n sona ermesi ve sokaklar</em><em>ı</em><em>n yeniden in</em><em>ş</em><em>a edilmesi nedeniyle </em><em>ç</em><em>ok mutlu olmu</em><em>ş</em><em>tuk. Zamanla fark</em><em>ı</em><em>na vard</em><em>ı</em><em>k ki, sakaklar sat</em><em>ı</em><em>lm</em><em>ı</em><em>ş</em><em>, </em><em>ö</em><em>zel m</em><em>ü</em><em>lkiyete ge</em><em>ç</em><em>mi</em><em>ş</em><em>ti. Art</em><em>ı</em><em>k </em><em>ç</em><em>ok ge</em><em>ç</em><em>ti. Para, borç alınmı</em><em>ş</em><em>t</em><em>ı</em><em>. Bu borcu daha sonra biz ödeyecektik ve biz bunu bilmiyorduk&#8221;</em> diyordu.</p>



<p>Felaket Kapitalizminin her zaman ki sonucu olarak, fatura toplumun hali en kötü olan kesiminin üzerine yıkılmıştı.</p>



<p>Hizbullah kontrolündeki komiteler evleri hasar görmüş herkesi ziyaret edip, İran&#8217;ın desteği ile kira dâhil 12.000 dolar yardımda bulunuyorlardı. Bu ABD&#8217;deki Katrina kasırgasından sonra FEMA&#8217;nın New Orleans halkına yaptığı yardımdan 6 kat fazlaydı. Hasan NAsrallah&#8217;ın TV&#8217;den yaptığı &#8220;<em>Kimsenin sadaka kuyru</em><em>ğ</em><em>una, alaca</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>m</em><em>ı</em><em>z </em><em>üç</em><em> be</em><em>ş</em><em> kuru</em><em>ş</em><em> i</em><em>ç</em><em>in girmeyece</em><em>ğ</em><em>iz</em>&#8221; kelimeleri halka çok hoş bir müzik sesi gibi geliyordu. Parayı Lüks Oteller, AVM&#8217;ler, Olimpik yüzme havuzları yerine sıradan insanların ihtiyaçlarına harcamışlardı. Üstelik Hizbullah filtre kullanmıyordu: Hristiyan, Yahudi, Laik Sünni ya da Şii.</p>



<p>İnsanlar Hizbullah&#8217;tan memnun kalmışlarsa bunun sebebi Felaket Kapitalizminin alternatifinin de olabileceğini bu örgütte görmüş olmalarıydı.<br><br>Hizbullah, emperyal destekli Refik Harari&#8217;nin Solidere&#8217;inin Tek Alternatif olmadığını, eğer fakirlerin arasında bir iş birliği sağlanabilirse örgütlü bir çalışma ile emperyalist dayamalara direnilebileceğini bize İŞARET ediyordu. </p>



<p>-Son-</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/katil-duvar-yolumu-bictin-filistin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hesap Zamanı, Güney Kore</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hesap-zamani-guney-kore/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hesap-zamani-guney-kore/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Hakan ÇAKICI]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2020 07:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kore]]></category>
		<category><![CDATA[şok doktrini]]></category>
		<category><![CDATA[Şok tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14500</guid>

					<description><![CDATA[1990&#8217;larda herkes &#8220;Asya Kaplanları&#8221; mucizesinden söz ediyordu. Bunlar müthiş bir hızla gelişen muhteşem ekonomilerdi. Sınırlarını hiç bir kısıtlama olmadan küreselleşmeye sonuna kadar açmışlardı. İçlerinde en görkemlileri olan Güney Kore yabancıların toprak edinmelerini ve ulusal şirketleri satın almalarını yasaklayan korumacı kanunlara sahipti. Üstelik Kore, enerji ve taşımacılık gibi sektörleri kamunun elinde tutuyor, kendi ekonomisini korumak için ABD, Japonya ve Avrupa&#8217;dan pek çok lüks tüketim ürününün ithalini de engelliyordu. Kore&#8217;nin Daewoo, Kia, Hyundai, Samsung, Ssang-Yong ve LG gibi firmaları göz kamaştırırken bir taraftan da iştah kabartıyordu. 1997&#8217;de küresel çete Güney Kore&#8217;ye çökmeye karar verdiğinde Kore&#8217;nin yapacak pek bir şeyi yoktu. Koreliler devletlerine yüzüklerini, kolyelerini, bileziklerini, maaşlarını bağışladılar. Tam 200 ton gibi dünya altın fiyatını etkileyecek miktarda altın toplamalarına rağmen, Kore, sadece 1 haftada dibe vurdu. On binlerce işletme kapısına kilit vurdu. Bu bir intihar dalgasına yol açtı: Hane halkı hep birlikte intihar ettikleri için baba, katil sayılıp, diğerlerinin kaydı cinayet diye düşülmesine rağmen sadece bir yılda intihar oranı %50 artmıştı.(1998) Garip bir şekilde Asya&#8217;yı kriz vurur vurmaz teamüllere aykırı bir şekilde tefeciler(yatırımcılar) ortak açıklama yaptılar: &#8220;Asya&#8217;ya yardım etmeyin!&#8221; Açıklamayı artık 80&#8217;li yaşlarda olan Şok Doktrini&#8217;nin mucidi Milton Friedman bizzat CNN Televizyonundan yaptı: Herhangi bir tür kurtarmaya razı olmadığını ve piyasanın kendisini düzeltmeye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1990&#8217;larda herkes &#8220;Asya Kaplanları&#8221; mucizesinden söz ediyordu. Bunlar müthiş bir hızla gelişen muhteşem ekonomilerdi. Sınırlarını hiç bir kısıtlama olmadan küreselleşmeye sonuna kadar açmışlardı.</p>



<p>İçlerinde en görkemlileri olan Güney Kore yabancıların toprak edinmelerini ve ulusal şirketleri satın almalarını yasaklayan korumacı kanunlara sahipti. Üstelik Kore, enerji ve taşımacılık gibi sektörleri kamunun elinde tutuyor, kendi ekonomisini korumak için ABD, Japonya ve Avrupa&#8217;dan pek çok lüks tüketim ürününün ithalini de engelliyordu. Kore&#8217;nin Daewoo, Kia, Hyundai, Samsung, Ssang-Yong ve LG gibi firmaları göz kamaştırırken bir taraftan da iştah kabartıyordu.</p>



<p>1997&#8217;de küresel çete Güney Kore&#8217;ye çökmeye karar verdiğinde Kore&#8217;nin yapacak pek bir şeyi yoktu. Koreliler devletlerine yüzüklerini, kolyelerini, bileziklerini, maaşlarını bağışladılar. Tam 200 ton gibi dünya altın fiyatını etkileyecek miktarda altın toplamalarına rağmen, Kore, sadece 1 haftada dibe vurdu.</p>



<p>On binlerce işletme kapısına kilit vurdu. Bu bir intihar dalgasına yol açtı: Hane halkı hep birlikte intihar ettikleri için baba, katil sayılıp, diğerlerinin kaydı cinayet diye düşülmesine rağmen sadece bir yılda intihar oranı %50 artmıştı.(1998)</p>



<p>Garip bir şekilde Asya&#8217;yı kriz vurur vurmaz teamüllere aykırı bir şekilde tefeciler(yatırımcılar) ortak açıklama yaptılar: &#8220;<em>Asya&#8217;ya yardım etmeyin</em>!&#8221;</p>



<p>Açıklamayı artık 80&#8217;li yaşlarda olan Şok Doktrini&#8217;nin mucidi Milton Friedman bizzat CNN Televizyonundan yaptı: Herhangi bir tür kurtarmaya razı olmadığını ve piyasanın kendisini düzeltmeye bırakılması gerektiğini söyledi. Yani, &#8220;<em>Bırakın batsınlar</em>&#8221; diyordu.</p>



<p>Morgan Stanley Bankasının piyasa stratejisti Jay Pelosky Los Angeles&#8217;teki konferansta konu hakkında &#8220;<em>Bizim Asya için ihtiyaç duydu</em><em>ğ</em><em>umuz </em><em>ş</em><em>ey, daha fazla kötü haber&#8230; </em><em>Ş</em><em>irketlerin kapand</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em> ve mal varl</em><em>ı</em><em>klar</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>n sat</em><em>ı</em><em>ld</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em> g</em><em>ö</em><em>rmek isterim&#8230; Varl</em><em>ı</em><em>k sat</em><em>ı</em><em>ş</em><em>ı</em><em> </em><em>ç</em><em>ok zor, sahipleri </em><em>ç</em><em>ok zorlanmad</em><em>ı</em><em>k</em><em>ç</em><em>a satmaya raz</em><em>ı</em><em> olmuyorlar. Onlar</em><em>ı</em><em> satmaya raz</em><em>ı</em><em> edecek haberlere ihtiyac</em><em>ı</em><em>m</em><em>ı</em><em>z var&#8221; </em>diyordu.</p>



<p>Wahington D.C.&#8217;deki, Cato Enstitüsü&#8217;nde çalışan Pinochet&#8217;in yıldız bakanı Jose Pinera ise krizi coşkuyla selamlıyor ve &#8220;<em>Hesap Vakti Geldi</em>&#8221; diyordu.</p>



<p>Kore 2 ay sonra IMF&#8217;le anlaştı.<br>Samsung paramparça edilip parçalar halinde satıldı. Şirketin ağır sanayi bölümünü VOLVO kaparken, SC Jonson and Son şirketi, eczacılık bölümünü, General Elektric elektrik bölümünü aldı.<br>Kriz öncesinin 6 milyar dolarlık bir otomobil devi olan Daewoo sadece 400 milyon dolara General Motora gitti.<br>Coca-Cola, Kore&#8217;nin en büyük su ve şişeleme şirketini sadece bir daire fiyatına yarım milyon dolara satın aldı.<br>General Elektric, buzdolabı imalatçısı LG&#8217;nin hâkim hisessini,<br>İngiliz Powergen, en büyük elektrik ve gaz şirketi LG Energy&#8217;i<br>Solomon Smith Barney, en büyük tekstil firmasını,<br>JP MORGAN da KİA Motors&#8217;un hisselerini satın aldı.</p>



<p>Çok ilginç olan bu satışlarda aracılık eden Salomon Smith Barney&#8217;s International Advisory Board&#8217;ın başkanının eski ABD Savunma Bakanı Donald Ramsfeld olmasıydı. Diğer ABD&#8217;li eski Başkan yardımcısı Dick Cheney de aynı firmanın yönetim kurulunda idi.</p>



<p>Satışlarda bir başka danışmanlık hizmeti veren Carlyle Group&#8217;un başkanının da ABD&#8217;li eski dışişleri bakanı James Baker olması büyük bir tesadüftü. Şirketin üyeleri arasında eski İngiliz Başbakanı John Major&#8217;dan eski ABD başkanı Bay Bush&#8217;a kadar nice bakan, başbakan vardı. Carlyle Group kendisi için Ssang-Yong&#8217;ı hedef seçti. Ve Güney Kore&#8217;nin en büyük bankasının hissedarı oldu.</p>



<p>Felaket Kapitalizmi Güney Kore&#8217;yi de yutmuştu.</p>



<p><strong>Endonezya</strong></p>



<p>Endonezya 2. Dünya Savaşından beri Sukarno tarafından yönetiliyordu. Sukarno Endonezya ekonomisini koruyup zenginlikleri yeniden dağıtarak, çok uluslu şirketlerin temsilcisi IMF ve Dünya Bankasını bir tarafa atarak egemenleri kızdırmıştı.</p>



<p>ABD ve İngiltere Sukarno&#8217;nun yönetimine son vermeye kararlıydılar ve CIA harekete geçti. Ülkeye yığınla silah ve sahra telsizi sokuldu. General Suharto liderliğinde bir askeri darbe ile Sukarno indirilirken CIA, Sukarno&#8217;nun eline 4-5 bin kişilik bir ölüm listesi vermişti. Katliamlar genelde genç öğrencilerin elleri ile işleniyordu. Bir muhabir bu işten zevk duyduğunu gizlemeden şöyle yazıyordu &#8220;<em>İ</em><em>zleyicileri selamlad</em><em>ı</em><em>lar, palalar</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em> bellerine soktular, sopalarını omuzlarına astılar ve görevlerine çıktılar.&#8221;</em><br>Bir ay içinde öldürülen insan 500.000&#8217;i geçmişti. Doğu Java &#8216;da &#8220;<em>küçük ırmak ve derelerin cesetlerle dolup ta</em><em>ş</em><em>t</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>, baz</em><em>ı</em><em> yerlerde </em><em>ı</em><em>rmak ta</em><em>ş</em><em>ı</em><em>mac</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>n sekteye u</em><em>ğ</em><em>rad</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em> rapor edildi.&#8221;</em> Halk dehşete düşürülmüş ŞOKA sokulmuştu.</p>



<p>Sukarno&#8217;nun devrilme sürecinde öğrencileri finanse eden Ford&#8217;du. Ekonomi &#8220;ŞOK Doktrininin&#8221; beyni Berkeley Mafyası ya da Chicago Boys denen ekibe devredilmişti.</p>



<p>Başkan Nixon&#8217;un &#8220;<em>Güney Asya bölgesindeki en büyük ödül</em>&#8221; diye tanımladığı Endonezya&#8217;nın, egemen şirketlerin maden ve petrol zenginliklerinin %100&#8217;üne sahip olmasına imkân tanıyan yasalar ve vergi muafiyetleri kısa sürede çıkarıldı. Sadece iki yıl içerisinde Endonezya&#8217;nın doğal zenginlikleri (bakır, nikel, sert ağaç, kauçuk ve petrol) dünyanın en büyük madencilik ve enerji şirketleri arasında paylaşıldı. </p>



<p>Devam Edecek…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hesap-zamani-guney-kore/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Felaket Kapitalizmi Rusya&#8217;yı da Yuttu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/felaket-kapitalizmi-rusyayi-da-yuttu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/felaket-kapitalizmi-rusyayi-da-yuttu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Hakan ÇAKICI]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 06:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Şok tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14471</guid>

					<description><![CDATA[Gorbaçov, Haziran 1991&#8217;de ilk defa yer alacağı G7 zirvesine katılmak için Londra&#8217;ya giderken Nobel dâhil bir sürü daha ödülü toplamaya devam ediyordu.Rusya&#8217;nın çok hızlı bir ŞOK Tedavi programı ile Polonya&#8217;nın takip ettiği yola sokulması konusunda İngiliz Başbakanı John Major, ABD Başkanı George Bush, Kanada Başbakanı Brain Mulrony ve Japonya Başbakanı Toshiki Kaifu arasında konsensüs sağlanmıştı. Gorbaçov toplantının ardından IMF, Dünya Bankası ve diğer büyük kredi kuruluşlarından talimatlar aldı.The Ekonomist Dergisi, &#8220;ciddi ekonomik reformları engelleyen direnişi kırmak için… Güçlü Adam Yönetimi’ni” tavsiye diyor ve ona &#8220;Mikhail Sergeevich Pinochet?&#8221; yazısında Şili diktatörünün yolunu tavsiye ediyordu. Washington Post daha açık sözlüydü: Ağustos 1991&#8217;de &#8220;Sovyet Ekonomisi için Pragmatik bir Model olarak Pinochet Şili&#8217;si&#8221; başlığı altında bir yorum yazısı bile yayınlanmıştı.Ancak Gorbaçov bu role daha giremeden yolu, Komünist Parti Başkanı Boris Yeltsin tarafından kesildi. Ancak, Yeltsin&#8217;in de Chikago Boys tarafından teslim alınması çok sürmedi. Yeltsin Ekonominin başına Şok Terapi&#8217;nin mucidi Milton Friedman&#8217;ın hayranı Yegor Gaidar&#8217;ın başlarında olduğu bir liberal ekibi getirdi. &#8220;Güçlü ekonomik&#8221; kararları desteklemek için Ordu, Uluslararası İşler Bakanlığı ve Devlet Güvenlik Komitesinin başına da oldukça güçlü bir tek isim getirildi, Yury Sokokov. Sokokov ordudan ve toplumdan gelebilecek itirazları ezmek için ideal bir isim olarak görülüyordu.Gaidar, İşe fiyat denetimlerinin ve sübvansiyonların kaldırılması ile başladı. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gorbaçov, Haziran 1991&#8217;de ilk defa yer alacağı G7 zirvesine katılmak için Londra&#8217;ya giderken Nobel dâhil bir sürü daha ödülü toplamaya devam ediyordu.<br>Rusya&#8217;nın çok hızlı bir ŞOK Tedavi programı ile Polonya&#8217;nın takip ettiği yola sokulması konusunda İngiliz Başbakanı John Major, ABD Başkanı George Bush, Kanada Başbakanı Brain Mulrony ve Japonya Başbakanı Toshiki Kaifu arasında konsensüs sağlanmıştı. Gorbaçov toplantının ardından IMF, Dünya Bankası ve diğer büyük kredi kuruluşlarından talimatlar aldı.<br>The Ekonomist Dergisi, &#8220;ciddi ekonomik reformları engelleyen direnişi kırmak için… Güçlü Adam Yönetimi’ni” tavsiye diyor ve ona &#8220;Mikhail Sergeevich Pinochet?&#8221; yazısında Şili diktatörünün yolunu tavsiye ediyordu. Washington Post daha açık sözlüydü: Ağustos 1991&#8217;de &#8220;Sovyet Ekonomisi için Pragmatik bir Model olarak Pinochet Şili&#8217;si&#8221; başlığı altında bir yorum yazısı bile yayınlanmıştı.<br>Ancak Gorbaçov bu role daha giremeden yolu, Komünist Parti Başkanı Boris Yeltsin tarafından kesildi. Ancak, Yeltsin&#8217;in de Chikago Boys tarafından teslim alınması çok sürmedi. Yeltsin Ekonominin başına Şok Terapi&#8217;nin mucidi Milton Friedman&#8217;ın hayranı Yegor Gaidar&#8217;ın başlarında olduğu bir liberal ekibi getirdi. &#8220;Güçlü ekonomik&#8221; kararları desteklemek için Ordu, Uluslararası İşler Bakanlığı ve Devlet Güvenlik Komitesinin başına da oldukça güçlü bir tek isim getirildi, Yury Sokokov. Sokokov ordudan ve toplumdan gelebilecek itirazları ezmek için ideal bir isim olarak görülüyordu.<br>Gaidar, İşe fiyat denetimlerinin ve sübvansiyonların kaldırılması ile başladı. Hemen ardından devlet denetimindeki 225.000 şirketin mümkün olan en hızlı şekilde elden çıkarılması geldi.<br>Daha 1992 yılında ortalama harcama %40 düştü. Artık ülke halkının 3&#8217;te biri yoksulluk sınırın altındaydı. Orta sınıfın birikimleri eritilmiş, kişisel eşyalarını cadde kenarlarına kurdukları tezgâhlarda satmaya başlamışlardı.<br>Parlemento Yeltsin&#8217;e karşı harekete geçince, Yeltsin hamleyi, Parlemento&#8217;yu iptal ederek karşıladı. Bu mümkün değildi. Ama ABD Başkanından IMF başkanına kadar herkes arkasındaydı. Bir Tiananmen hadisesi daha yaşandı. Askerler, meclise, meclise sığınmış vekillere ve onlara destek için gelenlerin üzerine ateş açtı. Moskova 1917 Kızıl Devrimden sonra en kanlı gününü yaşadı. Ölen insan sayısı 500&#8217;ü geçti.<br>Washington Post, &#8220;ABD parlamentoların askıya alınmasını desteklemez. Ancak bugünler olağanüstü günler&#8221; diyerek Yeltsin&#8217;i selamladı.<br>Newsweek, &#8220;Rusya&#8217;da demokrasi, piyasa planına daima engel oluyordu: Parlamentonun engel olmaktan çıkarılması ile reformcular adına muhteşem bir fırsat doğmuştur… Şimdi gece gündüz demeden çalışıyorlar&#8221; diyerek not düştü.<br>Fırsat çok başarılı bir şekilde değerlendirildi:<br>Fransa&#8217;nın 178 milyar dolara satılan TOTAL şirketine denk Rus petrol şirketi, küçük bir fabrika fiyatına, 88 milyona,<br>Dünya nikel üretiminin 5 te 1&#8217;ini gerçekleştiren Norilsk Nickel (yıllık karı 1,5 Milyar dolar) 170 milyona,<br>Kuveyt&#8217;ten daha büyük petrol denetimine sahip dev petrol şirketi Yukos (yıllık cirosu 3 milyar dolar) 309 milyona,<br>Petrol devi Sidanko&#8217;nun beşte 1&#8217;i 130 milyona,<br>Dev bir silah fabrikası olan Apsen ise bir tatil evi fiyatına 3 milyon dolara,<br>satılarak değerlendirildi.<br>Peki, bütün bunlar halktan nasıl gizlenecekti? Yeltsin&#8217;in aklına ÇEÇENİSTAN geldi.<br>Felaket Kapitalizmi Rusya&#8217;yı da yutmuştu.</p>



<p>Zincirin, boynumuzdan çıkarıp ayağımıza taktılar: Güney Afrika<br>26 Haziran 1955&#8217;te Johannesbourg&#8217;ta toplanan Halk Kongresi isimli bir topluluk, yaklaşık 3000 kişiye İngilizce, Sesoto&#8217;ca ve Xhosa&#8217;ca &#8220;Özgürlük Sözleşmesi&#8221;nin maddelerini okudular.<br>Beyazların hâkimiyetine son vermek için, ne gerekiyorsa yapmak amacıyla saflarını sıklaştıran genç radikaller, korkusuzlukları ile anne babalarını şaşkınlığa uğrattılar. Hiç bir korkuya kapılmadan sokaklara dökülüp, &#8220;Ne kurşunlar ne de göz yaşartıcı bombalar bizi durdurabilir&#8221; diye bağırdılar. Peş peşe katliamlara uğrayıp arkadaşlarını gömüyor, sloganlar atıyor ve sonraki olayı bekliyorlardı. Onlara ne uğruna mücadele ettikleri sorulduğunda &#8220;Özgürlük Sözleşmesi&#8221; için diyorlardı.<br>Sözleşmede, sağlıklı şartlarda çalışma, iyi bir ev sahibi olma, ifade özgürlüğü, su ve elektriğin bedava olması, dünyanın en büyüğü olan altın madenleri, bankalar ve diğer tekel endüstrilerin halkın mülkiyetine geçirilmesi, ticaretin ve diğer alanların halkın refahına kullanılması gibi maddeler vardı.<br>45 yıl sonra 11 Şubat 1990&#8217;da ırkçı Apartheid rejimi Mandela&#8217;yı “gökten gelen kutsal bir aziz gibi”serbest bıraktığında kalabalık büyük bir zaferi kutlamaya başlamıştı.<br>Mandela2nın ekibinde olan iktisatçı Padatachee, sömürgeciler ve onların yerli ortakları ile &#8220;Pazarlığa oturduğumuzda tamamen hazırlıksız yakalanmıştık. İnsanlarımıza yapılan katliamların ve işkencelerin sona ermesinden, insan olarak kabul görmekten fazlasına odaklanamayacak haldeydik. İmzaladığımız maddelerin ne anlama geldiğini anlamayacak kadar devlet mekanizmasına yabancıydık… Demokrasiye İşlerlik Kazandırma planı daha başlamadan ölmüştü. Tasarı tamamlandığında, yeni bir oyunun içindeydik” diyerek geçiş günlerini tanımlıyordu.<br>Mandela’nın genç kuşak öğrenci liderliğini yapan William Gumede yıllar sonra öfkeyle “Kaçırdık! Asıl meseleyi kaçırdık” diye söyleniyordu. O günlerde meseleye “Hükümet olacağız, nasıl olsa o zaman hallederiz diye bakıyordum. Şimdi, bu kadar saf olmanın hayal kırıklığını yaşıyorum.”<br>Hükumet etmeye başladıklarında aslında iktidarın başkalarında olduğunu fark ettiler. Güney Afrika’da Şok Terapiyi uygulamak için görevlendirilen Londra’da yıllarca Thatcherizmi solumuş Thabo Mbeki’ydi.<br>-Fakirlere bedava toprak mı vermek istiyorsunuz? Mümkün değil. Zenginlerin İnsan Haklarını ihlal etmiş olursunuz. Dünya tepemize biner.</p>



<p>İşsizlere iş mi vermek istiyorsunuz? Yapamazsınız. Dünya Ticaret Örgütü ile yaptığımız anlaşma sebebiyle yabancı sermaye buradaki tüm fabrikalarını kapatır ve işi olanlar da işsiz kalır.</p>



<p>AIDS tedavisi için ilaç yapıp bedava ilaç mı dağıtmak istiyorsunuz? Olmaz. Patent Yasasını ihlal etmiş olursunuz. Dünya Bankası hem yeni kredi vermez hem alacaklarını hemen ister.</p>



<p>Fakirlere daha büyük evler yapmak ve elektrik dağıtımını bedava mı yapmak istiyorsunuz? İmkânsız. Ödenmesi gereken muazzam borçlarımız var.<br>-Daha fazla para mı basmak istiyorsunuz? Sanırım Merkez Bankasını buna razı edemezsiniz.<br>-Suyu bedava mı yapmak istiyorsunuz? Bu da mümkün değil. Dünya Bankası Hizmet Formu bunu uygun bulmuyor.</p>



<p>-Para spekülasyonuna ve enflasyona karşı tedbir mi almak istiyorsunuz? Buda olmaz. Çünkü seçimlerden önce aldığımız 850 milyon dolarlık kredi bu şarta bağlandı.</p>



<p>-Asgari ücreti mi artırmak istiyorsunuz? Yeni alacağımız kredi için IMF&#8217;in &#8220;Ücret Sınırlaması Taahhüdünü&#8221; bilmiyor musunuz? Mümkün değil.<br>Süreci Rassoul (Resul) Snyman şöyle özetliyordu: &#8220;Onlar bizi özgür bırakmadılar. Boynumuzdaki zinciri çıkarıp ayak bileklerimize taktılar.&#8221;<br>Yasmin Soka ise &#8220;Geçiş denen şuydu: Biz her şeyi kontrol edeceğiz ama siz yönetici görüneceksiniz. Biz her türlü pisliği işlemeye devam edeceğiz ancak siz bunun bedelini ödeyeceksiniz. Yani evin anahtarlarını verip kasanın anahtarlarını ellerinde tutuyorlardı.&#8221;<br>Bankalar, madenler ve diğer tekel endüstriler özeleştirilemedi. Johannes Borsasının %’inin Apartheidcı yönetimi 4 şirketi hala elinde tutuyordu. 2005 yılında Borsadaki işlemlerin sadece %4’ünü siyahlar yapıyordu. 2006’da tüm toprakların %70’i %10’luk beyazların tekelindeydi. 1990’da Mandela’nın cezaevinden çıkmasından beri siyahların ortalama ömürleri 13 yıl daha azalmıştı. 1,2 milyon toplu konut yapılmış buna karşılık 2 milyon insan evsiz kalmıştı. Merkez şehirleri çevreleyen naylon kaplı gecekondu şehirler her gün daha fazla büyüyordu.<br>Güney Afrika İnsan Hakları Vakfı başkanı olan Sooka yıllar sonra o devrim günlerini değerlendirirken “Apatrheid politikasının sistematik etkilerine bakardım ve işkence konusuna sadece tek bir oturum ayırırdım; çünkü sanırım işkence üzerine yoğunlaşıp onun neye hizmet ettiğine bakmadığınız zaman ancak gerçek tarihi revize etmeye başlıyorsunuz” diyordu.<br>Gece kondu ayaklanmacılarının liderlerinden biri olan S’bu Zikode, Güney Afrikalıların çoğunun hükümet destekli devrim yıldönümü kutlamalarını boykot etmesini değerlendirirken “Özgürlük Sözleşmesinde çok güzel şeyler var fakat şimdi onda gördüğüm tek şey ihanet” diyordu.<br>Devam Edecek…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/felaket-kapitalizmi-rusyayi-da-yuttu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
