<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>şok doktrini &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/sok-doktrini/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 May 2020 09:33:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>şok doktrini &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Asya Kaplanları ve Fuhşa Sürüklenen Çocuklar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asya-kaplanlari-ve-fuhsa-suruklenen-cocuklar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asya-kaplanlari-ve-fuhsa-suruklenen-cocuklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Hakan ÇAKICI]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2020 09:33:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Asya]]></category>
		<category><![CDATA[şok doktrini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14521</guid>

					<description><![CDATA[İşlerin terse dönmesinden bir kaç hafta önce bu ülkeler ekonomik sağlık ve dinamizm timsali olarak gösteriliyorlardı. Gözlenebilir hiç bir değişiklik yoktu. Doğal bir afet veya savaş yaşamadılar. Bütçe açıkları vermiyorlardı. Spor ayakkabısından otomobile her şeyi üretiyorlardı. Aynı anda bütün bankalar verdikleri kredilerin geri ödenmesini istemeye başladılar. Elektronik sürü bir anda her yerden çekildi. Tayland, Filipinler, Endonezya, Malezya, Güney Kore ardı ardına patladı. Clinton yönetimi Wall Street&#8217;in verdiği sinyali hemen aldı ve Asya Kaplanlarının batışının engellenmeyeceği haberini Asya Pasifik İşbirliği Zirvesi’nde ilan etti. Tayland, Güney Kore, Filipinler ve Endonezya masaya hep birlikte oturdular. Karşılarında IMF adına Rusya&#8217;yı perişan eden adam Stanley Fischer vardı. Chicago Boys devredeydi. Tüm dünyada olduğu gibi Ekonomi canlandığında faydalanan zenginlerdi, Kriz patlayınca bedeli fakirlerin üzerine yüklendi. Tayland, bankalarını yabancılara satmayı kabul etti.Endonezya, bir kaç ay direndi. Normalde basına açıklama yapması yasak olan IMF yetkilisinin The Washington Post&#8217;a verdiği röportajda Endonezya&#8217;yı tehdit ettiğinin ertesi günü Endonezya parası dibe vurdu ve Suharto ekonomiyi Berkeley Mafyasına teslim etmeye, fakirlere yaptığı gıda yardımları kesmeye, işçileri işten çıkarmaya karar verdi. ABD Merkez Başkanı Alan Greespan krizi &#8220;Bugün sahip olduğumuz piyasa sistemi tarzıyla ilgili bir konsensüs yönünde çok dramatik bir olay&#8221; diye değerlendiriyordu. Konsensüs derken kastettiği; dünyayı sömüren kapitalist şebekelerin hâkimiyetinden başka bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İşlerin terse dönmesinden bir kaç hafta önce bu ülkeler ekonomik sağlık ve dinamizm timsali olarak gösteriliyorlardı. Gözlenebilir hiç bir değişiklik yoktu. Doğal bir afet veya savaş yaşamadılar. Bütçe açıkları vermiyorlardı. Spor ayakkabısından otomobile her şeyi üretiyorlardı.</p>



<p>Aynı anda bütün bankalar verdikleri kredilerin geri ödenmesini istemeye başladılar. Elektronik sürü bir anda her yerden çekildi. Tayland, Filipinler, Endonezya, Malezya, Güney Kore ardı ardına patladı. Clinton yönetimi Wall Street&#8217;in verdiği sinyali hemen aldı ve Asya Kaplanlarının batışının engellenmeyeceği haberini Asya Pasifik İşbirliği Zirvesi’nde ilan etti.</p>



<p>Tayland, Güney Kore, Filipinler ve Endonezya masaya hep birlikte oturdular. Karşılarında IMF adına Rusya&#8217;yı perişan eden adam Stanley Fischer vardı. Chicago Boys devredeydi.</p>



<p>Tüm dünyada olduğu gibi Ekonomi canlandığında faydalanan zenginlerdi, Kriz patlayınca bedeli fakirlerin üzerine yüklendi.</p>



<p>Tayland, bankalarını yabancılara satmayı kabul etti.<br>Endonezya, bir kaç ay direndi. Normalde basına açıklama yapması yasak olan IMF yetkilisinin The Washington Post&#8217;a verdiği röportajda Endonezya&#8217;yı tehdit ettiğinin ertesi günü Endonezya parası dibe vurdu ve Suharto ekonomiyi Berkeley Mafyasına teslim etmeye, fakirlere yaptığı gıda yardımları kesmeye, işçileri işten çıkarmaya karar verdi.</p>



<p>ABD Merkez Başkanı Alan Greespan krizi &#8220;B<em>ugün sahip oldu</em><em>ğ</em><em>umuz piyasa sistemi tarz</em><em>ı</em><em>yla ilgili bir konsens</em><em>ü</em><em>s y</em><em>ö</em><em>n</em><em>ü</em><em>nde </em><em>ç</em><em>ok dramatik bir olay</em>&#8221; diye değerlendiriyordu. Konsensüs derken kastettiği; dünyayı sömüren kapitalist şebekelerin hâkimiyetinden başka bir modele izin verilmeyeceğiydi.</p>



<p>Güneydoğu Asya&#8217;nın on yıllar boyunca biriktirdiği 600 milyar dolar sadece 1 yıl içinde yok oldu. Sömürgeci haydut şirketlerin eline geçti.</p>



<p>Orta sınıf eridi. 20 milyondan fazla Asyalı sefalet çizgisinin altına düştü. Sefalete çare bulamayan Filipinler ve Güney Kore&#8217;nin kırsal kesiminde yaşayan aileler kızlarını Avustralya, Avrupa ve Kuzey Amerika&#8217;daki seks piyasasının tacirlerine satmaya başladılar.</p>



<p>ABD Dış İşleri Bakanı Madeleine Albrigt 1999&#8217;da Tayland&#8217;ı ziyaret ettiğinde son bir kaç senedir kendini katlayan çocuk fahişeler konusunda Tayland halkını fırçaladı; &#8220;<em>Kız çocuklarının sömürülmemesi, fuh</em><em>ş</em><em>a zorlanmamas</em><em>ı</em><em>, AIDS&#8217;le y</em><em>ü</em><em>z y</em><em>ü</em><em>ze b</em><em>ı</em><em>rak</em><em>ı</em><em>lmamas</em><em>ı</em><em> temel insani g</em><em>ö</em><em>revdir</em>&#8221; diyordu.</p>



<p>Albright, Tayland&#8217;lı kızların seks ticaretine zorlanması ile bu ülkelere zorla uygulatılan ekonomik programlar arasında hiç bir ilişki göremiyordu. Hem onları sefalete sürüklüyor hem bu sefaletten dolayı onları aşağılıyordu.</p>



<p><strong>TeraFLU</strong></p>



<p>Donald Rumsfeld, ABD savunma Bakanı olduğunda herkes onun neden bu görevi kabul ettiğini merak ediyordu. 68 yaşındaydı, 5 torunu vardı ve 250 milyon dolarlık bir servetin sahibiydi.</p>



<p>Rumsfeld, &#8220;<em>21. Yüzyılda nesnelerin sayıları ve miktarları hakkında dü</em><em>ş</em><em>ü</em><em>nmekten vaz ge</em><em>ç</em><em>ece</em><em>ğ</em><em>iz; h</em><em>ı</em><em>z, </em><em>ç</em><em>eviklik ve kesinlik konusunda kafa yoraca</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>z</em>&#8221; diyordu. Kalabalık ordular yerine kalabalık orduları kiralama; kalabalık silahlar yerine, kalabalık silahları kiralama; kalabalık bakanlıklar yerine, kalabalık bakanlık hizmetlerini özel sektörden satın alma yoluna gitmek gerektiğini düşünüyordu. Bu nedenle personel ödemelerine daha az, özel şirket kasalarına daha çok bütçe ayırmak yanlısıydı. Rumsfeld&#8217;in projesi &#8220;piyasa mantığını&#8221; ABD ordusuna uygulamaktı. ABD ordusunun özel sektöre devredilebilecek alanlarının tespiti işinin ihalesini Halliburton şirketi almıştı. Orduya teçhizat sağlamak için değil, ‘operasyonların yürütülmesinde yönetici olmaları’ için ihale açılıyordu. 1995&#8217;ten itibaren Halliburton&#8217;un başında daha sonra ABD Başkan yardımcısı olacak olan Dick Cheney vardı.</p>



<p>Rumsfeld Ulusal Güvenlikten anladığı kadar, para kazanmaktan da anlıyordu.</p>



<p>Uluslararası ilaç ve kimya şirketi Searle Pharmaceuticals&#8217;ın CEO&#8217;su olarak kansere neden olması nedeniyle çok tartışmalı ancak çok karlı bir iş olan aspartam iznini almak için siyasal bağlantılarını kullandı. Ve bu işten 12 milyon dolar kazandı.</p>



<p>Eski savunma bakanının bu olağanüstü başarısı(?) onu Sears ve Kellog&#8217;s gibi firmaların yönetim kuruluna getirdi. Bu arada Rumsfeld&#8217;in uçaklar üzerine de büyük yeteneği olduğunu keşfeden(?) uçak üreticisi Gulfstream de onu yönetim kuruluna getirdi. Aynı anda ASEA Brown Bovari&#8217;ninde yönetim kurulu üyesi olarak yıllık 190 bin dolar alıyordu. Bu şirket 2000 yılında Kuzey Kore&#8217;ye nükleer reaktör satmıştı ve Rumsfeld skandal ortaya çıktığında bu satışı bir türlü hatırlayamadı.</p>



<p>Ancak Rumsfeld&#8217;i felaket kapitalizminin sıkı bir oyuncusu yapan biyoteknoloji şirketi Gilead Sciences&#8217;ın yönetim kurulu başkanı olduğu 1997 yılıydı. Bu şirket çok sayıda grip hastalığının yanında Kuş Gribi tedavisinde kullanılan TamiFLU&#8217;nun ve Bazı önemli HIV (AIDS) ilaçlarının patentini de almıştı. Kuş gribi salgını başladığında hükumet milyarlarca dolarlık ilaç satın almıştı. Bu satış, Gilead Sciences&#8217;a yüz milyonlarca dolar getirmişti. Şirket geleceği görerek kazancının önemli bir bölümünü piyasaya girecek daha ucuz ilaçların dağıtımını engellemek için harcama kararı aldı.</p>



<p>Rumsfeld&#8217;in şirketleri ve yönetiminde olduğu birçok şirket, o Savunma Bakanı olduğunda gündeme geldi. Ondan bu görevlerini terk etmesi ya da dondurması istendi. O kendisine 6-7 ay süre verilmesini ve bu konuları halledeceğini söyledi. Bir şey hariç &#8220;TAmiFLU&#8221; . Bu grip ilacındaki hisseleri konusunda hiç bir şeye yanaşmadı.</p>



<p>Rumsfeld’in ne kadar uzak görüşlü biri olduğu çok kısa bir sürede ortaya çıktı: Sonradan çok büyük bir ‘balon’ olduğu ortaya çıkan Kuş Gribi salgınında 1,4 dolardan aldığı TamiFLu hisseleri 81 dolara çıktı. Bir seferde eline geçen 50 milyon dolardan fazlaydı.</p>



<p>Not 1: WHO&#8217;nun (Dünya Sağlık Örgütü) Genel Müdür yardımcısı Bruce Aylward&#8217;ın 25 Şubat 2020’de Pekin&#8217;de yaptığı toplantıda Corona Salgını için önerebilecek tek ilaç olarak lanse ettiği Remdesivir Rumsfeld&#8217;in Glead Sciences şirketinin bir ürünüdür.</p>



<p>Not 2: Bilim kurulları HIV ilaçlarının Coronaya iyi geldiğini iddia ediyorlar. Kalp krizi ve pıhtı atmak gibi yan etkileri olduğu ispatlanmış HIV ilaçlarının patenti de Rumsfeld&#8217;in ortak olduğu Glead Sciences’ın elindedir &nbsp;</p>



<p>Not 3:Tamiflu son derece tartışmalı bir ilaçtır. İlacı kullananlardan zihinlerinin karıştığı, paranoyak eğilimler gösterdikleri, hayal dünyasına daldıkları, intihar eğilimine girdikleri konusunda birçok vaka vardır. Kasım 2005-Kasım 2006 yılları arasında dünya çapında TamiFLU ile bağlantılı 25 ölüm vakası gerçekleşmiştir. İlaç ABD &#8216;de &#8220;kendine zarar verme ve zihin karışıklığına sebep olma özelliğine sahiptir&#8221; uyarısı ile satılmaktadır. (ŞOK Doktrini, s:405) </p>



<p>Devam Edecek…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asya-kaplanlari-ve-fuhsa-suruklenen-cocuklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hesap Zamanı, Güney Kore</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hesap-zamani-guney-kore/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hesap-zamani-guney-kore/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Hakan ÇAKICI]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2020 07:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kore]]></category>
		<category><![CDATA[şok doktrini]]></category>
		<category><![CDATA[Şok tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14500</guid>

					<description><![CDATA[1990&#8217;larda herkes &#8220;Asya Kaplanları&#8221; mucizesinden söz ediyordu. Bunlar müthiş bir hızla gelişen muhteşem ekonomilerdi. Sınırlarını hiç bir kısıtlama olmadan küreselleşmeye sonuna kadar açmışlardı. İçlerinde en görkemlileri olan Güney Kore yabancıların toprak edinmelerini ve ulusal şirketleri satın almalarını yasaklayan korumacı kanunlara sahipti. Üstelik Kore, enerji ve taşımacılık gibi sektörleri kamunun elinde tutuyor, kendi ekonomisini korumak için ABD, Japonya ve Avrupa&#8217;dan pek çok lüks tüketim ürününün ithalini de engelliyordu. Kore&#8217;nin Daewoo, Kia, Hyundai, Samsung, Ssang-Yong ve LG gibi firmaları göz kamaştırırken bir taraftan da iştah kabartıyordu. 1997&#8217;de küresel çete Güney Kore&#8217;ye çökmeye karar verdiğinde Kore&#8217;nin yapacak pek bir şeyi yoktu. Koreliler devletlerine yüzüklerini, kolyelerini, bileziklerini, maaşlarını bağışladılar. Tam 200 ton gibi dünya altın fiyatını etkileyecek miktarda altın toplamalarına rağmen, Kore, sadece 1 haftada dibe vurdu. On binlerce işletme kapısına kilit vurdu. Bu bir intihar dalgasına yol açtı: Hane halkı hep birlikte intihar ettikleri için baba, katil sayılıp, diğerlerinin kaydı cinayet diye düşülmesine rağmen sadece bir yılda intihar oranı %50 artmıştı.(1998) Garip bir şekilde Asya&#8217;yı kriz vurur vurmaz teamüllere aykırı bir şekilde tefeciler(yatırımcılar) ortak açıklama yaptılar: &#8220;Asya&#8217;ya yardım etmeyin!&#8221; Açıklamayı artık 80&#8217;li yaşlarda olan Şok Doktrini&#8217;nin mucidi Milton Friedman bizzat CNN Televizyonundan yaptı: Herhangi bir tür kurtarmaya razı olmadığını ve piyasanın kendisini düzeltmeye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1990&#8217;larda herkes &#8220;Asya Kaplanları&#8221; mucizesinden söz ediyordu. Bunlar müthiş bir hızla gelişen muhteşem ekonomilerdi. Sınırlarını hiç bir kısıtlama olmadan küreselleşmeye sonuna kadar açmışlardı.</p>



<p>İçlerinde en görkemlileri olan Güney Kore yabancıların toprak edinmelerini ve ulusal şirketleri satın almalarını yasaklayan korumacı kanunlara sahipti. Üstelik Kore, enerji ve taşımacılık gibi sektörleri kamunun elinde tutuyor, kendi ekonomisini korumak için ABD, Japonya ve Avrupa&#8217;dan pek çok lüks tüketim ürününün ithalini de engelliyordu. Kore&#8217;nin Daewoo, Kia, Hyundai, Samsung, Ssang-Yong ve LG gibi firmaları göz kamaştırırken bir taraftan da iştah kabartıyordu.</p>



<p>1997&#8217;de küresel çete Güney Kore&#8217;ye çökmeye karar verdiğinde Kore&#8217;nin yapacak pek bir şeyi yoktu. Koreliler devletlerine yüzüklerini, kolyelerini, bileziklerini, maaşlarını bağışladılar. Tam 200 ton gibi dünya altın fiyatını etkileyecek miktarda altın toplamalarına rağmen, Kore, sadece 1 haftada dibe vurdu.</p>



<p>On binlerce işletme kapısına kilit vurdu. Bu bir intihar dalgasına yol açtı: Hane halkı hep birlikte intihar ettikleri için baba, katil sayılıp, diğerlerinin kaydı cinayet diye düşülmesine rağmen sadece bir yılda intihar oranı %50 artmıştı.(1998)</p>



<p>Garip bir şekilde Asya&#8217;yı kriz vurur vurmaz teamüllere aykırı bir şekilde tefeciler(yatırımcılar) ortak açıklama yaptılar: &#8220;<em>Asya&#8217;ya yardım etmeyin</em>!&#8221;</p>



<p>Açıklamayı artık 80&#8217;li yaşlarda olan Şok Doktrini&#8217;nin mucidi Milton Friedman bizzat CNN Televizyonundan yaptı: Herhangi bir tür kurtarmaya razı olmadığını ve piyasanın kendisini düzeltmeye bırakılması gerektiğini söyledi. Yani, &#8220;<em>Bırakın batsınlar</em>&#8221; diyordu.</p>



<p>Morgan Stanley Bankasının piyasa stratejisti Jay Pelosky Los Angeles&#8217;teki konferansta konu hakkında &#8220;<em>Bizim Asya için ihtiyaç duydu</em><em>ğ</em><em>umuz </em><em>ş</em><em>ey, daha fazla kötü haber&#8230; </em><em>Ş</em><em>irketlerin kapand</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em> ve mal varl</em><em>ı</em><em>klar</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>n sat</em><em>ı</em><em>ld</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em> g</em><em>ö</em><em>rmek isterim&#8230; Varl</em><em>ı</em><em>k sat</em><em>ı</em><em>ş</em><em>ı</em><em> </em><em>ç</em><em>ok zor, sahipleri </em><em>ç</em><em>ok zorlanmad</em><em>ı</em><em>k</em><em>ç</em><em>a satmaya raz</em><em>ı</em><em> olmuyorlar. Onlar</em><em>ı</em><em> satmaya raz</em><em>ı</em><em> edecek haberlere ihtiyac</em><em>ı</em><em>m</em><em>ı</em><em>z var&#8221; </em>diyordu.</p>



<p>Wahington D.C.&#8217;deki, Cato Enstitüsü&#8217;nde çalışan Pinochet&#8217;in yıldız bakanı Jose Pinera ise krizi coşkuyla selamlıyor ve &#8220;<em>Hesap Vakti Geldi</em>&#8221; diyordu.</p>



<p>Kore 2 ay sonra IMF&#8217;le anlaştı.<br>Samsung paramparça edilip parçalar halinde satıldı. Şirketin ağır sanayi bölümünü VOLVO kaparken, SC Jonson and Son şirketi, eczacılık bölümünü, General Elektric elektrik bölümünü aldı.<br>Kriz öncesinin 6 milyar dolarlık bir otomobil devi olan Daewoo sadece 400 milyon dolara General Motora gitti.<br>Coca-Cola, Kore&#8217;nin en büyük su ve şişeleme şirketini sadece bir daire fiyatına yarım milyon dolara satın aldı.<br>General Elektric, buzdolabı imalatçısı LG&#8217;nin hâkim hisessini,<br>İngiliz Powergen, en büyük elektrik ve gaz şirketi LG Energy&#8217;i<br>Solomon Smith Barney, en büyük tekstil firmasını,<br>JP MORGAN da KİA Motors&#8217;un hisselerini satın aldı.</p>



<p>Çok ilginç olan bu satışlarda aracılık eden Salomon Smith Barney&#8217;s International Advisory Board&#8217;ın başkanının eski ABD Savunma Bakanı Donald Ramsfeld olmasıydı. Diğer ABD&#8217;li eski Başkan yardımcısı Dick Cheney de aynı firmanın yönetim kurulunda idi.</p>



<p>Satışlarda bir başka danışmanlık hizmeti veren Carlyle Group&#8217;un başkanının da ABD&#8217;li eski dışişleri bakanı James Baker olması büyük bir tesadüftü. Şirketin üyeleri arasında eski İngiliz Başbakanı John Major&#8217;dan eski ABD başkanı Bay Bush&#8217;a kadar nice bakan, başbakan vardı. Carlyle Group kendisi için Ssang-Yong&#8217;ı hedef seçti. Ve Güney Kore&#8217;nin en büyük bankasının hissedarı oldu.</p>



<p>Felaket Kapitalizmi Güney Kore&#8217;yi de yutmuştu.</p>



<p><strong>Endonezya</strong></p>



<p>Endonezya 2. Dünya Savaşından beri Sukarno tarafından yönetiliyordu. Sukarno Endonezya ekonomisini koruyup zenginlikleri yeniden dağıtarak, çok uluslu şirketlerin temsilcisi IMF ve Dünya Bankasını bir tarafa atarak egemenleri kızdırmıştı.</p>



<p>ABD ve İngiltere Sukarno&#8217;nun yönetimine son vermeye kararlıydılar ve CIA harekete geçti. Ülkeye yığınla silah ve sahra telsizi sokuldu. General Suharto liderliğinde bir askeri darbe ile Sukarno indirilirken CIA, Sukarno&#8217;nun eline 4-5 bin kişilik bir ölüm listesi vermişti. Katliamlar genelde genç öğrencilerin elleri ile işleniyordu. Bir muhabir bu işten zevk duyduğunu gizlemeden şöyle yazıyordu &#8220;<em>İ</em><em>zleyicileri selamlad</em><em>ı</em><em>lar, palalar</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em> bellerine soktular, sopalarını omuzlarına astılar ve görevlerine çıktılar.&#8221;</em><br>Bir ay içinde öldürülen insan 500.000&#8217;i geçmişti. Doğu Java &#8216;da &#8220;<em>küçük ırmak ve derelerin cesetlerle dolup ta</em><em>ş</em><em>t</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>, baz</em><em>ı</em><em> yerlerde </em><em>ı</em><em>rmak ta</em><em>ş</em><em>ı</em><em>mac</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>n sekteye u</em><em>ğ</em><em>rad</em><em>ı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em> rapor edildi.&#8221;</em> Halk dehşete düşürülmüş ŞOKA sokulmuştu.</p>



<p>Sukarno&#8217;nun devrilme sürecinde öğrencileri finanse eden Ford&#8217;du. Ekonomi &#8220;ŞOK Doktrininin&#8221; beyni Berkeley Mafyası ya da Chicago Boys denen ekibe devredilmişti.</p>



<p>Başkan Nixon&#8217;un &#8220;<em>Güney Asya bölgesindeki en büyük ödül</em>&#8221; diye tanımladığı Endonezya&#8217;nın, egemen şirketlerin maden ve petrol zenginliklerinin %100&#8217;üne sahip olmasına imkân tanıyan yasalar ve vergi muafiyetleri kısa sürede çıkarıldı. Sadece iki yıl içerisinde Endonezya&#8217;nın doğal zenginlikleri (bakır, nikel, sert ağaç, kauçuk ve petrol) dünyanın en büyük madencilik ve enerji şirketleri arasında paylaşıldı. </p>



<p>Devam Edecek…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hesap-zamani-guney-kore/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şok Terapisinin İlk Kurbanı Şili</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sok-terapisinin-ilk-kurbani-sili/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sok-terapisinin-ilk-kurbani-sili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Hakan ÇAKICI]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2020 09:54:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[şili]]></category>
		<category><![CDATA[şok doktrini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14450</guid>

					<description><![CDATA[Şili General Pinochet Batının desteği ile yönetime el koymasını darbe değil, &#8220;savaş&#8221; olarak tanımlıyordu. Tanklar sokaklarda ilerlerken ateş açıyorlardı, hükumet binaları savaş uçaklarınca bombalanıyordu. Ancak bu savaşın ilginç bir yanı vardı: Tek taraflıydı. Bütün savunma Devlet başkanı Allande&#8217;nin başkanlık binasındaki 38 kişiden ibaretti. Başkan Allande, bulunduğunda kafası 3 parçaydı. Öldürmeler, hapishanelere kapatmalar Şili&#8217;nin cuntasına yetmemişti. 13.500 sivil tutuklandı, kamyonlara doldurulup hapishanelere yollandı. Binlerce insan stadyumlara tıkıldı. Askerler, başlarına torba geçirilmiş teşhirciler ile dolaşıyor işaret edilenler soyunma odalarında kurulan işkencehanelere götürülüyorlardı. Cansız bedenler yol kenarlarında yatıyor ya da bulanık nehir kanallarında yüzüyorlardı. 3200 kişi tamamen yok oldu, binlerce insan katledildi, en az 80 bin insan hapse atıldı ve 200.000 den fazla insan ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Enflasyon dünyanın en yüksek oranına %375&#8217;e çıktı. İş yerleri ardı ardına kapandı, işsizlik zirve üzerine zirve yaptı. Açlık almış başını gidiyordu. Piranalar denen komisyoncu, karaborsacı yeni bir sınıf Batılılarla işbirliği yaparak hem Batılıların ülkeyi soymasına aracılık ediyor hem de servetlerine servet katıyorlardı. Ford Motor Company ve General Motors&#8217;un da dâhil olduğu çok uluslu şirketler OBAN adında acımasızlığı ve dokunulmazlıkları ile bilinen çok vahşi bir polis gücü kurarak cuntaya destek verdiler. Ford Fabrikası askeri bir kampa dönüştü. Mercedes Benz 1970&#8217;lerde fabrikadaki sendikalı işçileri temizlemek için ordu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ş</strong><strong>ili</strong></p>



<p>General Pinochet Batının desteği ile yönetime el koymasını darbe değil, &#8220;savaş&#8221; olarak tanımlıyordu. Tanklar sokaklarda ilerlerken ateş açıyorlardı, hükumet binaları savaş uçaklarınca bombalanıyordu. Ancak bu savaşın ilginç bir yanı vardı: Tek taraflıydı. Bütün savunma Devlet başkanı Allande&#8217;nin başkanlık binasındaki 38 kişiden ibaretti.</p>



<p>Başkan Allande, bulunduğunda kafası 3 parçaydı.</p>



<p>Öldürmeler, hapishanelere kapatmalar Şili&#8217;nin cuntasına yetmemişti. 13.500 sivil tutuklandı, kamyonlara doldurulup hapishanelere yollandı. Binlerce insan stadyumlara tıkıldı. Askerler, başlarına torba geçirilmiş teşhirciler ile dolaşıyor işaret edilenler soyunma odalarında kurulan işkencehanelere götürülüyorlardı. Cansız bedenler yol kenarlarında yatıyor ya da bulanık nehir kanallarında yüzüyorlardı. 3200 kişi tamamen yok oldu, binlerce insan katledildi, en az 80 bin insan hapse atıldı ve 200.000 den fazla insan ülkeden kaçmak zorunda kaldı.</p>



<p>Enflasyon dünyanın en yüksek oranına %375&#8217;e çıktı. İş yerleri ardı ardına kapandı, işsizlik zirve üzerine zirve yaptı. Açlık almış başını gidiyordu. Piranalar denen komisyoncu, karaborsacı yeni bir sınıf Batılılarla işbirliği yaparak hem Batılıların ülkeyi soymasına aracılık ediyor hem de servetlerine servet katıyorlardı.</p>



<p>Ford Motor Company ve General Motors&#8217;un da dâhil olduğu çok uluslu şirketler OBAN adında acımasızlığı ve dokunulmazlıkları ile bilinen çok vahşi bir polis gücü kurarak cuntaya destek verdiler. Ford Fabrikası askeri bir kampa dönüştü. Mercedes Benz 1970&#8217;lerde fabrikadaki sendikalı işçileri temizlemek için ordu ile işbirliği yapmakla suçlandı. Mercedes&#8217;te çalışan 14 sendika yöneticisinden bir daha hiç haber alınamadı.</p>



<p>Darbe sırasında ekonomi Chicago Bos ekibinin başı ideoloğu ŞOK Doktrininin mucidi Milton Friedman tarafından yönlendiriliyordu. Bankalar dâhil 500 den fazla devlete ait şirket özelleştirildi. (Batılılara devredildi) Batılı malların yurda girişi karşısında tüm gümrük duvarları kaldırıldı, yerli sanayii koruyan kanunlar iptal edildi ve yerli sanayi neredeyse tamamen yok edildi. Sağlık ve eğitim, en büyük darbeleri alan kurumlar oldu. Chicago Boys&#8217;a karşı çıkan Şili Üniversitesi tamamen dağıtıldı. İktisat Fakültesinin önünde sadece ibret olsun diye 6 öğrenci kurşuna dizildi. Eğitim ve sağlık neredeyse tamamen özelleştirildi. Ülkenin borcu 3 milyar dolardan 30 milyar dolara çıktı.</p>



<p>Şili dehşete/ŞOKA düşürülerek her şeye razı ediliyordu.</p>



<p><strong>Arjantin</strong></p>



<p>Arjantinli gazeteci ve öğretmen Claudia Acuna bana 1970-80&#8217;lerde şiddetin, amaç olmadığını bir hedefe giden araç olarak kullanıldığını ama bunu anlamanın çok zor olduğundan bahsetmişti: &#8220;<em>İ</em><em>nsan haklar</em><em>ı</em><em> ihlalleri o kadar ac</em><em>ı</em><em>mazs</em><em>ı</em><em>z o kadar inan</em><em>ı</em><em>lmazd</em><em>ı</em><em> ki, ba</em><em>ş</em><em>ka bir </em><em>ş</em><em>ey g</em><em>ö</em><em>remiyorduk. Asl</em><em>ı</em><em>nda biz i</em><em>ş</em><em>kence merkezlerini ortadan kaldırmaya çalı</em><em>ş</em><em>ı</em><em>rken, ortadan kald</em><em>ı</em><em>rmaya </em><em>ç</em><em>al</em><em>ı</em><em>ş</em><em>mamız gereken asıl </em><em>ş</em><em>eyin Chicago Boys&#8217;un Arjantin&#8217;e dayattı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em> ekonomi program</em><em>ı</em><em> oldu</em><em>ğ</em><em>unu fark edemiyorduk</em>.&#8221;</p>



<p>Rodolfo&nbsp;Walsh &#8220;planlı sefalet&#8221;le çalınan/hayatları perişan edilen insan sayısı, kurşunlarla yok edilen insan sayısından çok daha fazlaydı, diyordu.</p>



<p>Aslında Güney Amerika, küresel şirketlerin olağan üstü şiddete dayalı bir SOYGUN yeriydi ancak bütün dünya orada yerel iktidarların tertiplediği bir cinayet sahnesinden başka bir şey göremiyordu. Büyük bir şiddetle dökülen KAN, uluslararası şebekelerin ekonomik şiddetini gizlemek için kullanılıyordu.</p>



<p><strong>Bolivya</strong></p>



<p>ABD&#8217;nin Bolivya büyükelçisi Edwin Corr eğer ŞOK yolunda yürürlerse ABD yardımının kendilerine su gibi akacağını açıkça ifade ediyordu.</p>



<p>Yedi gün sonra planlama bakanı Bedregal&#8217;in elinde ŞOK Tedavi programının taslağı vardı. Bu taslakta gıda maddelerinin fiyatlarının aşağıda tutulması için verilen teşviklerin iptal edilmesi, fiyat denetimlerinin kaldırılması, petrol fiyatlarına % 300 zam yapılması, ithal mallara kapıların sonuna kadar açılması, devlet şirketlerinin satışa çıkarılması, devlet şirketlerindeki işçilerin azaltılması gibi maddeler vardı.</p>



<p>Zaten son derece yoksul olan ülkede enflasyon yükselecek, hayat aşırı derecede pahalılaşacak, memur maaşları dondurulacaktı.</p>



<p>Acil durum ekibinin en genç üyesi Fernando Prado, &#8220;Halk bunu öğrenince bizi öldürecek&#8221; diye tahminde bulundu. Planın asıl uygulayıcısı Chicago Boy’s ekibinden Bedregal &#8220;<em>Aynen Hiro</em><em>ş</em><em>ima&#8217;y</em><em>ı</em><em> bombalayan pilot gibi olmal</em><em>ı</em><em>y</em><em>ı</em><em>z. O pilot oraya atom bombasını atarken yaptı</em><em>ğ</em><em>ı</em><em> </em><em>ş</em><em>eyin ne oldu</em><em>ğ</em><em>unu bilmiyordu, fakat y</em><em>ü</em><em>kselen dumanlar</em><em>ı</em><em> g</em><em>ö</em><em>rd</em><em>ü</em><em>ğ</em><em>ü</em><em>nde s</em><em>ö</em><em>yledi</em><em>ğ</em><em>i </em><em>ş</em><em>uydu: &#8220;Aaah, </em><em>ç</em><em>ok </em><em>ü</em><em>zg</em><em>ü</em><em>n</em><em>ü</em><em>m!&#8221; Aynen b</em><em>ö</em><em>yle yapaca</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>z, plan</em><em>ı</em><em> uygulamaya ba</em><em>ş</em><em>layaca</em><em>ğ</em><em>ı</em><em>z ve sonra &#8220;Ahh, </em><em>ç</em><em>ok </em><em>ü</em><em>zg</em><em>ü</em><em>n</em><em>ü</em><em>m!&#8221;</em> diyeceğiz.</p>



<p>Bolivya&#8217;da yıllık bir köylünün geliri ortalama 40 dolara düştü. Sosyal güvencesi olmayanların oranı ise %61&#8217;e çıktı. </p>



<p>Devam Edecek…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sok-terapisinin-ilk-kurbani-sili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
