<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Siyonist &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/siyonist/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 Oct 2019 10:06:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Siyonist &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Siyonist YİNON PLANI, Nusaybin’de nasıl uygulandı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/siyonist-yinon-plani-nusaybinde-nasil-uygulandi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/siyonist-yinon-plani-nusaybinde-nasil-uygulandi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Oct 2019 10:06:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[nusaybin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonist]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12770</guid>

					<description><![CDATA[Tuğgeneral Salih Kırhan ile Nusaybin’i karış karış bilen Özel Harekat müdürümüz 1.5 ay birlikte çalışıp operasyon planı hazırladı. Tam operasyona başlayacakken bir baktık plan değişmiş. Benim adıma kullanacakları tüm silahların yazılı olduğu bir ‘operasyon talimatı’ hazırlayıp imzalamam için önüme koydular. Reddettim. Dertleri sivil alanlara saldırmaktı. Ardından da bu talimatı gösterip suçu bize atmaktı. Eğer sivilleri tahliye etmeseydik bu tezgah çok daha büyük şeylere sebep olabilirdi. Bana baştan ‘evleri yıkın’ talimatı verdirmeye çalıştılar. Bir şekilde infial yaratmak istediler.” Bu sözler, 19 Ağustos 2016’da Akşam’dan Kenan İspir’e konuşan hendek-barikat savaşı döneminin Mardin Valisi Ömer Faruk Koçak’a ait. Devam edelim. “Değiştirdikleri planla operasyon başladı ve ilk andan itibaren maalesef çok şehit vermeye başladık. Bizim karşı EYP’lerle döşenmiş sokaklara askerleri şehit olacaklarını bile bile gönderiyorlardı. Salih Kırhan, Adem Huduti ve İbrahim Yılmaz bunu en baştan kurgulamıştı. Huduti&#8216;den karakoldaki astsubaya kadar hepsi işin içindeydi.” “Komutanları sürekli ilk başta sınıra yakın olan Zeynel Abidin Mahallesi’nden operasyona başlamaları konusunda uyardık. Resmen teröristlerin tünel kazmasına fırsat verildi. İşler bir türlü düzelmeyince Tunceli Komando Tugay Komutanı Levent Ergün’ü gönderdiler. Ergün’ün geleceğini öğrenince Kırhan “O Balyozdan yargılandı. Gelmesin” diye karşı çıktı. O zaman Ergün’ün onlardan olmadığını anladım. Tuğgeneral Levent Ergün Mayıs başında Nusaybin’e geldi. İlk olarak tünellerin kazıldığı Zeynel Abidin Mahallesi’nden başladı ve bölgeyi 1 ayda az zaiyatla temizledi.”  Aslında, NATO-ABD’den gelen listeler ile FETÖ’cü savcılar işlerini iyi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Tuğgeneral <strong>Salih Kırhan</strong> ile Nusaybin’i karış karış bilen Özel Harekat müdürümüz 1.5 ay birlikte çalışıp operasyon planı hazırladı. Tam operasyona başlayacakken bir baktık plan değişmiş. Benim adıma kullanacakları tüm silahların yazılı olduğu bir ‘operasyon talimatı’ hazırlayıp imzalamam için önüme koydular. Reddettim. Dertleri sivil alanlara saldırmaktı. Ardından da bu talimatı gösterip suçu bize atmaktı. Eğer sivilleri tahliye etmeseydik bu tezgah çok daha büyük şeylere sebep olabilirdi. Bana baştan ‘evleri yıkın’ talimatı verdirmeye çalıştılar. Bir şekilde infial yaratmak istediler.”</em></p>
<p>Bu sözler, 19 Ağustos 2016’da <strong><em>Akşam</em></strong>’dan <strong>Kenan İspir’</strong>e konuşan hendek-barikat savaşı döneminin Mardin Valisi <strong>Ömer Faruk Koçak’</strong>a ait. Devam edelim.</p>
<p><em>“Değiştirdikleri planla operasyon başladı ve ilk andan itibaren maalesef çok şehit vermeye başladık. Bizim karşı EYP’lerle döşenmiş sokaklara askerleri şehit olacaklarını bile bile gönderiyorlardı. <strong>Salih Kırhan, Adem Huduti</strong> ve <strong>İbrahim Yılmaz </strong>bunu en baştan kurgulamıştı. <strong>Huduti</strong>&#8216;den karakoldaki astsubaya kadar hepsi işin içindeydi.”</em></p>
<p><em>“Komutanları sürekli ilk başta sınıra yakın olan Zeynel Abidin Mahallesi’nden operasyona başlamaları konusunda uyardık. Resmen teröristlerin tünel kazmasına fırsat verildi. İşler bir türlü düzelmeyince Tunceli Komando Tugay Komutanı <strong>Levent Ergün’</strong>ü gönderdiler. <strong>Ergün</strong>’ün geleceğini öğrenince <strong>Kırhan</strong> <strong>“O</strong> <strong>Balyozdan yargılandı. Gelmesin</strong>” diye karşı çıktı. O zaman <strong>Ergün</strong>’ün onlardan olmadığını anladım. Tuğgeneral <strong>Levent Ergün</strong> Mayıs başında Nusaybin’e geldi. İlk olarak tünellerin kazıldığı Zeynel Abidin Mahallesi’nden başladı ve bölgeyi 1 ayda az zaiyatla temizledi.” </em></p>
<p>Aslında, NATO-ABD’den gelen listeler ile FETÖ’cü savcılar işlerini iyi yapmışlar, <strong>Levent Ergün’</strong>ü, Balyoz kumpasıyla 20 ay cezaevine koymuşlardı. Nusaybin’i temizleyen o komutan bugün <strong><em>Tümgeneral </em></strong>üniformasıyla Barış Pınarı Harekatı’nın üst kurmaylarından biri…</p>
<p>Kendisi de İzmir Casusluk Kumpası mağduru olan <strong>Coşkun Başbuğ’</strong>a göre, harekat kurmaylarının hemen tamamı FETÖ kumpasından kurtulup üniformasına kavuşmuş şerefli-vatansever askerlerden oluşuyor.</p>
<p><strong>Siyonist ittifak: FETÖ-PKK</strong><br />
Şubat 1980’de <strong><em>Uluslararası Siyonist Teşkilat</em></strong> tarafından yayınlanan <strong><em>Kivunum</em></strong> <em>(Talimatlar)</em> dergisinde <em>“Beyrut Kasabı”</em> olarak adlandırılan katliamcı faşist eski İsrail Başbakanı <strong>Ariel Şaron’</strong>un danışmanı <strong>Oded Yinon’</strong>un yazdığı bir yazıyla başlayan sürecin sonuna geldik.</p>
<p>Tevrat’ta Mısır’daki Nil’den Mezopotamya’daki Fırat’a uzanan <strong>“vaat edilmiş</strong> <strong>toprakları”</strong> (kulakların çınlasın <strong>Sezai T.</strong>) hedefleyen plan, <strong>“1980’lerde İsrail İçin</strong> <strong>Strateji”</strong> başlığı taşıyordu.</p>
<p><strong>YİNON PLANI</strong> 1982’de devreye sokuldu.</p>
<p>Aynı yıl, PKK kuruldu, 1980 darbesinin generali <strong>Kenan Evren</strong> de FETÖ’ye ordunun kapılarını açtı, FETÖ’nün siyasetteki ayağı ANAP’tı, PKK’yı sahiplenmek ise HADEP üzerinden <strong>Erdal İnönü’</strong>nün SHP’sine kalmıştı…</p>
<p><strong>Önce Arap coğrafyasını, sonrasında da İran ve Türkiye’yi parçalamayı öngören bir plan sürecinde Türkiye’nin infaza sürüklendiği yıllardan söz ediyorum, sembolü, Nusaybin’de yaşanılanlardır.</strong></p>
<p>FETÖ hainlerinin sosyal medya hesapları, bugün de PKK için neden feryat ediyor sanıyorsunuz? Pislik <strong>Enes K.</strong> Washington’a kadar gidip kim için Türkiye’ye ekonomik ambargo istiyor, söyleyeyim, İsrail!..</p>
<p><strong>Uzlaşma söz konusu değildir…</strong><br />
Beyazsaray’daki <em>Evanjelik-siyonist lobinin</em> lideri Başkan Yardımcısı <strong>Pence,</strong> Ankara’da pazarlık yapacak.</p>
<p>FETÖ ve PKK’yı korumaları bu planın doğal sonucudur.</p>
<p><strong>Uzlaşır, manevra bırakırsak, kendimize ihanet etmiş oluruz.</strong></p>
<p><strong>Ordu çıktığı seferi tamamlayacak, o Siyonist plan tarihe gömülecek.</strong></p>
<p><em>(Emperyalist ordu durduğunda milletin duracağını sanıyor, geçiniz.)</em></p>
<p>Birinden, <strong>“Ne işimiz var Ortadoğu batağında”</strong> diye bir söz duyarsanız, şunu düşünün:</p>
<p><strong>“Ya bir aptal, ya da bilinçli bir Siyonist işbirlikçisiyle karşılaştım.”</strong></p>
<p>NOKTA.</p>
<p>Ardan Zentürk/ Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/siyonist-yinon-plani-nusaybinde-nasil-uygulandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maskeleri Düştü..!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/maskeleri-dustu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/maskeleri-dustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2019 08:12:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Şenay Tek]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10620</guid>

					<description><![CDATA[Tayyip Erdoğan&#8217;ın bu ülkedeki en büyük icraati, Osmanlı&#8217;nın yıkılmasına çok az kala, startı verilip bir buçuk asırdır aralıksız devam eden maskeli baloya son vermesi ve tüm maskeleri düşünmesidir.. ❗Bizler Türkiye&#8217;nin bağımsız ve özgür bir ülke olmadığını.. ❗CHP&#8217;nin bir parti olmadığını&#8230; ❗Sanatçıların sanatçı olmadığını.. ❗Gazetecilerin gazeteci olmadığını.. ❗Bilim adamlarının bilim adamı olmadığını.. ❗Tam bir asır boyunca ülkemizi, Türklerin değil Selanik&#8217;ten ve Bulgaristan&#8217;dan ülkemize göçen Sabetayist Yahudi göçmenlerin yönettiğini&#8230; ❗Ülkenin en kıdemli mevkilerinde ve yönetim mekanizmalarında bu Sabetayist göçmenlerin görevlendirildiğini.. ❗Eğitim sistemimizin Yahudilerin elinde olduğunu&#8230; ❗Bu ülkede belli mevkilerde görev almanın başarıya değil aile kütüğüne bağlı olduğunu&#8230; ❗Milli bayram diye bize kutlattırılan bayramların Avrupa ülkelerinde kutlanmadığını&#8230; Bu türden bayramların sadece Müslüman olan ülkelerde birilerini ve bir sistemi bize şirin göstermek adına kutlattırıldığını.. ❗Eğitim sistemimizde bizlere üretim değil tüketim toplumu olmayı aşıladıklarını&#8230; ❗Bize raflarda tükettirdikleri ürünlerin tamamının kimyasal olduğunu.. ❗Raflardaki ürünleri üreten ve sağlığımızı bozan firmalarla, sağlığımızı düzeltmek için kurulan ilaç firmalarının aynı siyonist yapının firmaları olduğunu&#8230; ❗Paramızın üzerinde Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Merkez Bankası değil, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yazdığını&#8230; Ve bizim milli bankamız olarak bildiğimiz Merkez Bankası&#8217;nın aslında hiçbir zaman bize ait olmadığını, üç tane siyonist ortağının daha olduğunu&#8230; ❗Sanayimizin tamamının Yahudilere ve Hıristiyanlara bağlı olduğunu&#8230; ❗Türkiyenin üretim değil, tüketim ve antrepo ülkesi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tayyip Erdoğan&#8217;ın bu ülkedeki en büyük icraati, Osmanlı&#8217;nın yıkılmasına çok az kala, startı verilip bir buçuk asırdır aralıksız devam eden maskeli baloya son vermesi ve tüm maskeleri düşünmesidir..<br />
❗Bizler Türkiye&#8217;nin bağımsız ve özgür bir ülke olmadığını..<br />
❗CHP&#8217;nin bir parti olmadığını&#8230;<br />
❗Sanatçıların sanatçı olmadığını..<br />
❗Gazetecilerin gazeteci olmadığını..<br />
❗Bilim adamlarının bilim adamı olmadığını..<br />
❗Tam bir asır boyunca ülkemizi, Türklerin değil Selanik&#8217;ten ve Bulgaristan&#8217;dan ülkemize göçen Sabetayist Yahudi göçmenlerin yönettiğini&#8230;<br />
❗Ülkenin en kıdemli mevkilerinde ve yönetim mekanizmalarında bu Sabetayist göçmenlerin görevlendirildiğini..<br />
❗Eğitim sistemimizin Yahudilerin elinde olduğunu&#8230;<br />
❗Bu ülkede belli mevkilerde görev almanın başarıya değil aile kütüğüne bağlı olduğunu&#8230;<br />
❗Milli bayram diye bize kutlattırılan bayramların Avrupa ülkelerinde kutlanmadığını&#8230; Bu türden bayramların sadece Müslüman olan ülkelerde birilerini ve bir sistemi bize şirin göstermek adına kutlattırıldığını..<br />
❗Eğitim sistemimizde bizlere üretim değil tüketim toplumu olmayı aşıladıklarını&#8230;<br />
❗Bize raflarda tükettirdikleri ürünlerin tamamının kimyasal olduğunu..<br />
❗Raflardaki ürünleri üreten ve sağlığımızı bozan firmalarla, sağlığımızı düzeltmek için kurulan ilaç firmalarının aynı siyonist yapının firmaları olduğunu&#8230;<br />
❗Paramızın üzerinde Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Merkez Bankası değil, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yazdığını&#8230;<br />
Ve bizim milli bankamız olarak bildiğimiz Merkez Bankası&#8217;nın aslında hiçbir zaman bize ait olmadığını, üç tane siyonist ortağının daha olduğunu&#8230;<br />
❗Sanayimizin tamamının Yahudilere ve Hıristiyanlara bağlı olduğunu&#8230;<br />
❗Türkiyenin üretim değil, tüketim ve antrepo ülkesi olduğunu&#8230;</p>
<p>❗Ordumuzun ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın siyonist Yahudilerin ve İngilizlerin istilası altında olduğunu..<br />
❗Kanunlarımızın İsviçre&#8217;ye, harflerimizin Latin ülkelerine, kılık kıyafetlerimizin Batılı ülkelere ait olduğunu&#8230;<br />
❗Harf inkılabının çağdaşlaşma adına değil, tarihimizle bağımızı koparmak için yapıldığını..<br />
❗Kılık kıyafet inkılabının insanlara özgüven kazandırarak, yeryüzünde kibirle yürümelerini ve İslamiyet&#8217;ten uzaklaştırmak için yapıldığını..<br />
❗Deniz kenarlarında ve en kallavi mekanlarda, zengin olanların değil, Sabetayist Yahudilerin ve Ermenilerin yaşadığını&#8230;<br />
❗Medya sistemimizin tamamen siyonist Yahudilerin güdümünde olduğunu..<br />
❗Sanatçı, gazeteci, veya medyatik olmak için ve bu işten para kazanmak için mutlaka ve mutlaka siyonist Yahudilerin kurduğu sistemin yöneticilerine belli sözler verilmesi gerektiğini&#8230; Aksi takdirde ne kadar başarılı olursanız olun sizin medyayı kullanmanıza izin verilmediğini&#8230;<br />
❗Derneklerin ve vakıfların Yahudilerin ve İngilizlerin istilası altında olduğunu&#8230;<br />
❗Bu ülkenin insanlarının en güzel dinle kandırıldığını anlayan Yahudilerin, dini cemaat kisvesi altında yapılar kurarak, İslamiyet&#8217;i içeriden tahrip ettiğini&#8230;<br />
❗Yani Ahmet&#8217;in Ahmet olmadığını, Mehmet&#8217;in Mehmet olmadığını, Ayşe&#8217;nin Ayşe, Fatma&#8217;nın Fatma olmadığını, bizler Erdoğan&#8217;dan sonra öğrendik&#8230; Yani anlayacağınız Erdoğan sadece bu ülkenin Başkanı değildir, aynı zamanda MASKELERİ DÜŞÜREN ADAMI&#8217;dır.. Bu yüzden Erdoğan&#8217;a DİKTATÖR diyorlar ve onun gitmesini istiyorlar&#8230; Evet Erdoğan gerçekten diktatördür çünkü onların kurduğu düzeni yerleyeksan etti&#8230; Peki bunu tek başına mı yaptı..? Tabii ki hayır&#8230; Milletimiz, milli derin devletimiz.. Erbakan, Erdoğan, Bahçeli, milli ve yerli siyasetçilerimiz hep beraber bu işi başardık ve asra yemin olsun ki, bu saatten sonra çark etmek gibi bir niyetimiz yok&#8230; Onu bu kutlu yolda yalnız bırakmak, ülkeye ihanettir&#8230; İhanet edenlerden olmayacağız.. NET</p>
<p>Şenay Tek</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/maskeleri-dustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hangi Deistler Emperyalizme, Siyonizme, Hıristiyan Misyonerliğine Hizmet Ediyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hangi-deistler-emperyalizme-siyonizme-hiristiyan-misyonerligine-hizmet-ediyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hangi-deistler-emperyalizme-siyonizme-hiristiyan-misyonerligine-hizmet-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2018 17:56:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Deist]]></category>
		<category><![CDATA[Deizm]]></category>
		<category><![CDATA[Emperyalist]]></category>
		<category><![CDATA[Emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Misyonerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonist]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4146</guid>

					<description><![CDATA[Yaradancılık, anlamına gelen deizm, dünyaya veya evrenin işleyişine müdahale etmeyen tek tanrı olduğuna inanan ve tüm dinleri reddeden bir inanç biçimidir. Deizm, peygamberleri ve Kutsal kitapları reddeder.Deizm, dine akılcı bir açıdan yaklaşır. Deizme göre Tanrı&#8217;nın varlığını kanıtlamak için mucizelere, vahiylere ihtiyaç yoktur. Aslında bu yaklaşım arifane bir perspektiftir. Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in deyimiyle &#8216;kaba softa ham yobazların&#8217; din anlayışından daha ahlâkî, akılcı ve romantikdir. Karşılıksız sevmek gibi platonik olduğu söylenebilir. Hani anlatılır ya; &#8220;Bir mecliste ilm-i kelâm üzerine sohbet edilirken, ilmine pek mağrûr bir âlim, kendine bir pâye çıkarmak için böbürlenerek şöyle demiş: &#8220;-Ben bu ilme ömrümü verdim&#8230;Öyle ki Allah&#8217;ın varlığına yüzden fazla aklî delîl buldum&#8230;Bu muvaffakiyyet hiç kimseye müyesser olmamışdır&#8230;&#8221; O mecliste bulunan bir ârif, hem o ilmine mağrûr âlimi hem de meclisdekileri irşâd için şöyle der; &#8220;-Haaa! Demek ki o kadar çok şüphen varmış!&#8230;&#8221; Hakk&#8217;ın varlığına aklî delîl bulmak, ârifler katında abesle iştigaldir zîrâ âriflere göre Cenâb-ı Hakk zâten &#8220;ZÂHİR&#8221;dir&#8230;Hattâ öyle zâhirdir ki &#8220;Allah, zuhûrunun şiddetinden dolayı görülemez&#8221; demişlerdir&#8230; Deizm bütün dinleri ve din olgusunu redd ettiği için peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günah, ibadet, dua, vahiy, kader, ahiret, cennet, cehennem, melek, cin ve şeytan gibi kavramlar bu inanışta yer almaz. Ateizm hiçbir dine ya da Tanrı&#8217;ya inanmamak. Deizm ise &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaradancılık, anlamına gelen deizm, dünyaya veya evrenin işleyişine müdahale etmeyen tek tanrı olduğuna inanan ve tüm dinleri reddeden bir inanç biçimidir. Deizm, peygamberleri ve Kutsal kitapları reddeder.Deizm, dine akılcı bir açıdan yaklaşır. Deizme göre Tanrı&#8217;nın varlığını kanıtlamak için mucizelere, vahiylere ihtiyaç yoktur.</p>
<p>Aslında bu yaklaşım arifane bir perspektiftir. Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in deyimiyle &#8216;kaba softa ham yobazların&#8217; din anlayışından daha ahlâkî, akılcı ve romantikdir. Karşılıksız sevmek gibi platonik olduğu söylenebilir.</p>
<p>Hani anlatılır ya; &#8220;Bir mecliste ilm-i kelâm üzerine sohbet edilirken, ilmine pek mağrûr bir âlim, kendine bir pâye çıkarmak için böbürlenerek şöyle demiş: &#8220;-Ben bu ilme ömrümü verdim&#8230;Öyle ki Allah&#8217;ın varlığına yüzden fazla aklî delîl buldum&#8230;Bu muvaffakiyyet hiç kimseye müyesser olmamışdır&#8230;&#8221;<br />
O mecliste bulunan bir ârif, hem o ilmine mağrûr âlimi hem de meclisdekileri irşâd için şöyle der; &#8220;-Haaa! Demek ki o kadar çok şüphen varmış!&#8230;&#8221;<br />
Hakk&#8217;ın varlığına aklî delîl bulmak, ârifler katında abesle iştigaldir zîrâ âriflere göre Cenâb-ı Hakk zâten &#8220;ZÂHİR&#8221;dir&#8230;Hattâ öyle zâhirdir ki &#8220;Allah, zuhûrunun şiddetinden dolayı görülemez&#8221; demişlerdir&#8230;</p>
<p>Deizm bütün dinleri ve din olgusunu redd ettiği için peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günah, ibadet, dua, vahiy, kader, ahiret, cennet, cehennem, melek, cin ve şeytan gibi kavramlar bu inanışta yer almaz. Ateizm hiçbir dine ya da Tanrı&#8217;ya inanmamak. Deizm ise yalnızca Tanrıya inanmak ama dinleri kabul etmemektir.</p>
<p>Semavi dinlerin kutsal kitaplarına ilişkin ilk tartışmalar, mevcut Tevrat&#8217;ın orijinal olup olmadığının gündeme getirilmesiyle başladı. Bazı Yahudi din bilginlerince &#8220;Bugünkü Tevrat&#8217;ın Musa&#8217;ya verilen Tevrat olduğu ve hiç değişikliğe uğramadığını&#8221; vurgulanırken, diğer taraftan, onun değiştirildiği, tahrif edildiği, içinde bilgi yanlışlıklarının ve çelişkilerin bulunduğu da belirtilmiştir. Tevrat&#8217;ın eski İbranice yazmasının M.Ö. I. yy&#8217;daki İbranice metinlere dayandığı din tarihçileri ve teologlarca ileri sürülüyor.</p>
<p>Tevrat&#8217;taki materyallerin içeriğinin, farklı kaynaklardan toplanarak nasıl bir araya getirildiği, böylece Tevrat&#8217;ın, efsaneler, mitolojiler, kehanetler, biyografiler, folklor ve ilahîler içeren bir antoloji mahiyetinde oluştuğunu iddia eden Yahudiler de çıkmıştır. Yahudilerin elinde bulunan bu günkü Tevrat&#8217; ın ( TORAH) toplanıp kaleme alınma süreci tartışılmaktan kurtulamamıştır.</p>
<p>Bu açıdan bakıldığında bir yanda Yahudilik diye sınırları belli, yeniliğe kapalı bir din vardır, diğer yanda ise sembollerini dinden alsa da bir şekilde Tanrı ile bağını kesmiş seküler bir Yahudi kültürü olduğu görülmektedir. Bunun böyle olmasının nedeni ise Yahudiliğin iki kaynaktan beslenmesidir. İlki; De-Orayta’dır ki bu, “Tora” kaynaklı, “talimat” anlamındadır. Zaten Tora’nın bir anlamı da budur. İkincisi ise De-Rabanan yani Yahudi din ulularının/bilginlerinin sistematik hale getirdiği hukuk sistemidir.</p>
<p>Kutsal kitapların ortaya çıkışına ilişkin tartışmalar Kur&#8217;an eleştirilerinden çok önce başlamıştı. İncil Konsillerinin toplanma gündemleri farklı İncil nüshalarının içinden şimdiki İncili oluşturan dört kitabı seçmek içindi. Hıristiyan din önderleri, Hıristiyanlıkla ilgili tartışmalı konuları aydınlatmak ve bir sonuca bağlamak için, tartışılacak konunun önemi ve ilgilendirdiği bölge oranında büyük toplantılar düzenlemişlerdir. Bu toplantılara &#8220;Konsey&#8221; ya da &#8220;Konsil&#8221; adı verilmişti. Hatta iddialara göre dört bölümden oluşan İncil İznik konsilinde yüzlerce İncil arasından seçilmişti.</p>
<p>Halîfe Ebu Bekir&#8217;in döneminde Hattap Ömer&#8217;in teşvîk ve ısrarıyla, hâfız ve vahiy kâtibi olan Zeyd Bin Sabit başkanlığında bir hey’et oluşturulmuş, Kur’ân’ı toplayıp bir kitap haline getirme görevi bu hey’ete verilmiştir. Bu Kur&#8217;an derleme ve tasnif heyeti, İslam tarihinin ilk konsilidir. Kur&#8217;an&#8217;a girecek ayet ve surelerin belirlenmesi ve tasnifine uğraşan konsile Ömer, Osman, Ali, İbn Kaab, Zeyd Bin Sabit’e büyük ölçüde yardımcı olmuştur. Bununla birlikte İbni Mesut ve Hz. Ali gibi İslam peygamberinin yanından ayrılmamış dini şahsiyetlerin, Kur&#8217;an derleme heyetinin dönemin siyasi iktidarının istekleri doğrultusunda bazı sure ve ayetlerin Kur&#8217;an&#8217;a dahil etmediğini ama buna karşılık kendilerinin bilmediği, peygamberden duymadıkları bazı sure ve ayetlerin ise mushafa yani sahifelerden müteşekkil kitaba eklendiği iddiasında bulunmaları bir çok kaynakta yer almaktadır. İslam Peygamberinin ölümünden sonra başlayan tartışmalar farklı mushaf nüshalarının imhasına yol açsa da, ilk dönem Hadis ravilerinin, fakih ve müfessirlerin metodoloji oluşturma çabaları sırasında bu tartışmalara ilişkin mâlumata yer verilmiştir.</p>
<p>Benim değinmek istediğim asıl konu, iyi niyetle(!) &#8216;Kuran&#8217;a dönüş&#8217; adı altında başlatılan Kur&#8217;an araştırmalarının; önce tasavvuf ve aziz menkıbelerini tenkidi, sonrasında Hadis kritiğinin mevzu ve Hasen yani Ravi zincirinin şüpheli olduğu hadislerin ayıklanmasına evrilmesi, bir sonraki adımda ise Kur&#8217;an araştırmalarının Kur&#8217;an&#8217;ı reddeden tenkid usulüne dönüşmesidir. Belki bu mevcut durum aydınlanma veya reform gibi algılanabilir. Ancak özellikle Türkiye&#8217;de bu girişim ve çabaların sadece İslam dini, kitabı ve peygamberi ile sınırlı olduğu görülmektedir. O zaman sözde hikmet arayıcılarının, hakperest geçinenlerin, şarlatan olduklarını söylemek zorundayım. Çünkü Deizm madem Yüce Yaratıcı kavramını kabul etmektedir o halde Yahudilik ve Hıristiyanlık ve Bahailik&#8217;te tenkit edilmeli, yüce yaratıcının vahiy kriteri ve aracı olarak bildirdiği insana verdiği akla uymayan yönleri ortaya konulmalıdır. İslam&#8217;ı eleştirdikleri kadar Yahudilik, Hristiyanlık ve Bahailiği eleştirmekten kaçınanlar küresel emperyalizmin, Siyonizm&#8217;in ve Hıristiyan misyonerliğinin çanak yalayıcısıdır. Eee boşuna dememişler; &#8220;gevurun ekmeğini yiyen kılıcını kuşanır.&#8221; Sahi her karış toprağı şehit kanları ile sulanmış bu memlekette gevur kayırıcılar kim?</p>
<p>İkaz: anlamadan dinlemeden kâfir/nasrani/rafizi yaftası vuranlara her dem derim ki;</p>
<p>&#8220;Bize kâfir demiş Mütfî Efendi,<br />
Tutayım ben ana diyem Müselmân,<br />
Vardıkda yarın Rûz-i Cezâ’ya,<br />
İkimiz de çıkarız anda yalan!”</p>
<p>Ömür Çelikdönmez<br />
Twitter:@oc32oc32</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hangi-deistler-emperyalizme-siyonizme-hiristiyan-misyonerligine-hizmet-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
