<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sınav &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/sinav/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 28 May 2020 13:25:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Sınav &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Corona Dönemi Sınava Hazırlık</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/corona-donemi-sinava-hazirlik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/corona-donemi-sinava-hazirlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korkut Daban]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2020 13:25:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14607</guid>

					<description><![CDATA[Corona salgınının başladığı tarihten bu yana yaklaşık olarak üç aydır okullar ve destek eğitim veren kurs merkezleri salgınla mücadele kapsamında tatil edildi. Devletin zamanında almış olduğu bu önlem sayesinde muhtemel can kayıplarının önüne geçildi diyebiliriz. Sonrasında alınan tedbirler yani izolasyon ve karantina sürecinde toplum sağlığı adına alınan önlemler hepimizin yeni bir sosyal yaşam anlayışına sahip olmamızı sağladı. Öyle ki ikili münasebetler konusunda çok samimi olan toplumumuz bir anda devletin pandemi kurulunun almış olduğu kararlara çabuk uyum gösterdi. Ve Fiziksel mesafe konusunda kararlı bir duruş sergiledi. Sokağa çıkma yasağı dahil alınan önlemlere gösterilen uyum, dünya ülkelerine adeta örnek teşkil etti diyebiliriz. Hatta Dünya Sağlık Örgütü Türkiye’nin salgın ile mücadele çalışmasını örnek bir makale olarak yayınladı. Açıkçası bu süreç yeni bir yaşam tarzının da habercisi olmuştu diyebiliriz. Bugün sizlere Corona salgını sürecinin farklı bir yansımasından yani eğitim ve öğretim boyutundan bahsedeceğiz. Milli Eğitim Bakanlığı Pandemi Kurulu’nun tavsiyesi doğrultusunda ilk ve ortaöğretim başta olmak üzere resmi ve özel tüm öğretim kurumlarını tatil etti. Öğrencilerin mağduriyetinin giderilmesi için ise bu eğitim ve öğretim sezonuna mahsus, öğrencilerin devamsızlık ve sınıfta kalma konuları askıya alındı. Yine öğrencilerin akademik anlamda eğitim ve öğretimden uzak kalmamaları adına hızlı bir şekilde TRT ile iş birliği yapılmak suretiyle EBA TV &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Corona salgınının başladığı tarihten bu yana yaklaşık olarak üç aydır okullar ve destek eğitim veren kurs merkezleri salgınla mücadele kapsamında tatil edildi. Devletin zamanında almış olduğu bu önlem sayesinde muhtemel can kayıplarının önüne geçildi diyebiliriz.</p>



<p>Sonrasında alınan tedbirler yani izolasyon ve karantina sürecinde toplum sağlığı adına alınan önlemler hepimizin yeni bir sosyal yaşam anlayışına sahip olmamızı sağladı. Öyle ki ikili münasebetler konusunda çok samimi olan toplumumuz bir anda devletin pandemi kurulunun almış olduğu kararlara çabuk uyum gösterdi. Ve Fiziksel mesafe konusunda kararlı bir duruş sergiledi.</p>



<p>Sokağa çıkma yasağı dahil alınan önlemlere gösterilen uyum, dünya ülkelerine adeta örnek teşkil etti diyebiliriz. Hatta Dünya Sağlık Örgütü Türkiye’nin salgın ile mücadele çalışmasını örnek bir makale olarak yayınladı. Açıkçası bu süreç yeni bir yaşam tarzının da habercisi olmuştu diyebiliriz.</p>



<p>Bugün sizlere Corona salgını sürecinin farklı bir yansımasından yani eğitim ve öğretim boyutundan bahsedeceğiz. Milli Eğitim Bakanlığı Pandemi Kurulu’nun tavsiyesi doğrultusunda ilk ve ortaöğretim başta olmak üzere resmi ve özel tüm öğretim kurumlarını tatil etti. Öğrencilerin mağduriyetinin giderilmesi için ise bu eğitim ve öğretim sezonuna mahsus, öğrencilerin devamsızlık ve sınıfta kalma konuları askıya alındı.</p>



<p>Yine öğrencilerin akademik anlamda eğitim ve öğretimden uzak kalmamaları adına hızlı bir şekilde TRT ile iş birliği yapılmak suretiyle EBA TV aracılığıyla uzaktan eğitim dersleri yayına başladı. Aslında böylesi zorlu bir süreç için çok yerinde ve isabetli bir çalışma oldu. Okul çocukları için en azından derslerden kopmamak anlamına geliyordu.</p>



<p>Benzer uygulamalarda Özel Öğretim Kurumları tarafınca internet üzerinden online dersler verilmesi suretiyle özellikle sınav öğrencilerine yönelik kısıtlı şartlarda yardımcı olma gayreti gösterildi. Takdir edersiniz ki bu süreç öğrencileri ve velileri etkilediği oranda aynı zamanda ticari sorumlulukları bulunan kursları ve öğretmenleri de olumsuz etkiledi.</p>



<p>Ancak bu şekilde yapılan eğitim hiçbir şekilde yüz yüze eğitimin yerini tutamazdı. Ortada bir salgın gerçeği varken bunun en iyi yöntem olduğunu da kabullenmek gerekiyordu. İnsan sağlığı her şeyden önce gelmekteydi. Bu süreç ara sınıflarda bulunan öğrenciler için çok fazla sorun oluşturmuyordu. Ancak bu sene sınava girecek olan 8. Sınıf (LGS) Liselere Giriş Sınavı öğrencileri ve 12. Sınıf (YKS) Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı öğrencilerini ciddi bir şekilde etkilenmekteydiler.</p>



<p>Eğitim camiasının bir mensubu olarak süreci yakından takip etmekteyim. Öncelikli olarak genç arkadaşlarıma ve onların velilerine soğuk kanlı olmalarını tavsiye ediyorum. Keza bu Salgın Süreci uzun süre kapalı ev ortamında bir arada kalmaya alışmamış insanlarımızın ciddi anlamda sinir sistemlerini zorladığını kabul etmeliyiz.</p>



<p>Buradan hareket ile özellikle sınav öğrencisi genç kardeşlerimizin ve ailelerinin birbirlerine karşı biraz daha hoşgörülü ve anlayışlı davranmaları gerektiğini hatırlatmak isterim. Unutmayalım ki bu salgın süreci ne bizim ne de çocuklarımızın inisiyatifi veya ihmalkarlığı ile gerçekleşmiş bir süreç değil. Allah korusun deprem ve sel ne ise bu afette aynı anlama geliyor.</p>



<p>Deyim yerinde ise Allah’tan gelen bir durum ve bizlere takdir edip tevekkül etmek düşüyor. Yani bu süreçte birilerini suçlu ilan etmeye yönelik tutum ve davranışlardan kaçınmamız gerekmektedir. Aklıselim bir şekilde birbirimiz anlamaya çalışmak en doğru davranış şekli olacaktır.</p>



<p>Hep söylediğimiz gibi bu sınavlar Hayat Sınavı anlamı taşımıyor. Telafisi mümkün bir durum. Mutlaka akademik olarak önemli bir fırsat diyebiliriz. Unutmayalım ki bu sınavlarda göstereceğimiz başarılardan çok daha önemli olan yaşadıklarımızdan ders çıkarabilmektir. Mart ayı başına kadar yeterli performans göstermediğine inanan arkadaşlarımızın bu süreci fırsata çevirdiğini tahmin edebiliyorum.</p>



<p>Atalarımız “Bir musibet bin nasihattan iyidir” derler. Bu söz tam da içerisinde bulunduğumuz süreç için söylenmiş diyebiliriz. Bu vesileyle evlerinde mevcut sınırlı imkanlar ile sınava hazırlanmaya devam eden kardeşlerimize gönülden başarılar diliyorum. Allah zihin açıklığı versin inşallah. Emekleri zayi olmayacaktır muhakkak.</p>



<p>Son olarak bu zorlu süreçte iletişimin önemine dikkat etmek istiyorum. En ufak bir can sıkıntısını psikiyatrik rahatsızlık olarak tanımlamaktan kaçının. Aile ortamında konuşmak ve duygularınızı paylaşmak nispeten rahatlamanıza katkıda bulunacaktır.</p>



<p>Sınava yakın bir tarihte yoğun bir şekilde konu çalışmaya nokta koyup sadece soru ve deneme çözmeniz doğru bir yöntem olacaktır. Aile olarak hep birlikte bu sorununda üzerinden aşacağınızdan yana şüpheniz olmasın!</p>



<p>Keza İnanmak Başarmanın Tamamıdır! </p>



<p>Selam ve dua ile…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/corona-donemi-sinava-hazirlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınavsız, Ödevsiz Okul</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sinavsiz-odevsiz-okul/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sinavsiz-odevsiz-okul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 06:34:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Okul]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8204</guid>

					<description><![CDATA[Biz, çocukların ve gençlerin oluşma ve gelişme safhalarını; yaş ve dönem özelliklerine göre tasnif ediyoruz. Bu bağlamda; okul öncesi ile ilkokulun birinci yarısını içine alan döneme &#8220;oyun çağı&#8221;, ilkokulun ikinci yarısı ile orta okulun birinci yarısını içine alan döneme &#8220;masal çağı&#8221;, orta okulun ikinci yarısı ile liseyi içine alan döneme &#8220;macera çağı&#8221; diyoruz. Bu tasnif; onlarla kuracağımız ilişki ve iletişimin ana ilkelerini, prensiplerini belirliyor. Öte yandan; okul sistemi içindeki eğitim, öğretim, yönetim faaliyetlerinin de ona göre kurgulanmasını gerektiriyor. Ancak, galat-ı meşhur (meşhur olan yanlış) lügat-ı fasihin (unutulan doğrunun) önüne geçtiği için; büyük bir çoğunlukla, &#8220;çocuk ruhu&#8221;nu hesaba katan yok. Her öğretim yılının başında, ortasında, sonunda uzmanlar ve Bakanlık yetkilileri &#8220;çocuklara ve gençlere ağır ödev yükü yükleyerek zorlamayın&#8221; diyorlar yahut &#8220;aşırı hassasiyet göstererek sınav stresine sokmanın doğru olmadığını&#8221; söylüyorlar; fakat dinleyen, anlayan, söz tutan yok. Sistem içinde, giderek büyüyen ve gelişen özel okulların kahir ekseriyeti; eğitimin doğrudan muhatabı olan çocuklara ve gençlere değil, dolaylı muhatabı olan annelere ve babalara oynuyorlar. Daha etkili tanıtım yapmak, daha çok öğrenci kapmak için; &#8220;dalkavukluğun menzili olmaz&#8221; kabilinden yarışlara giriyorlar. Daha fazla ders yapmak, daha fazla kurs açmak, daha çok sınava sokmak, daha ziyade ödev talep etmek, birden fazla yabancı dil öğretmek; yaygın bir &#8220;marifet&#8221; haline &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biz, çocukların ve gençlerin oluşma ve gelişme safhalarını; yaş ve dönem özelliklerine göre tasnif ediyoruz. Bu bağlamda; okul öncesi ile ilkokulun birinci yarısını içine alan döneme &#8220;oyun çağı&#8221;, ilkokulun ikinci yarısı ile orta okulun birinci yarısını içine alan döneme &#8220;masal çağı&#8221;, orta okulun ikinci yarısı ile liseyi içine alan döneme &#8220;macera çağı&#8221; diyoruz.</p>
<p>Bu tasnif; onlarla kuracağımız ilişki ve iletişimin ana ilkelerini, prensiplerini belirliyor. Öte yandan; okul sistemi içindeki eğitim, öğretim, yönetim faaliyetlerinin de ona göre kurgulanmasını gerektiriyor.</p>
<p>Ancak, galat-ı meşhur (meşhur olan yanlış) lügat-ı fasihin (unutulan doğrunun) önüne geçtiği için; büyük bir çoğunlukla, &#8220;çocuk ruhu&#8221;nu hesaba katan yok. Her öğretim yılının başında, ortasında, sonunda uzmanlar ve Bakanlık yetkilileri &#8220;çocuklara ve gençlere ağır ödev yükü yükleyerek zorlamayın&#8221; diyorlar yahut &#8220;aşırı hassasiyet göstererek sınav stresine sokmanın doğru olmadığını&#8221; söylüyorlar; fakat dinleyen, anlayan, söz tutan yok.</p>
<p>Sistem içinde, giderek büyüyen ve gelişen özel okulların kahir ekseriyeti; eğitimin doğrudan muhatabı olan çocuklara ve gençlere değil, dolaylı muhatabı olan annelere ve babalara oynuyorlar. Daha etkili tanıtım yapmak, daha çok öğrenci kapmak için; &#8220;dalkavukluğun menzili olmaz&#8221; kabilinden yarışlara giriyorlar.</p>
<p>Daha fazla ders yapmak, daha fazla kurs açmak, daha çok sınava sokmak, daha ziyade ödev talep etmek, birden fazla yabancı dil öğretmek; yaygın bir &#8220;marifet&#8221; haline geldi. Annelerin ve babaların, öğretmenlerin ve idarecilerin doğru olduğunu zannettikleri yanlışlarda ittifak etmeleri sonucu; çocukların ve gençlerin kendi istekleri, ihtiyaçları, ilgileri, yetenekleri gölgede kaldı.</p>
<p>Yakın akrabalarımızdan, iki çocuklu bir aile; Antalya&#8217;da ikamet ediyor. Çocukların biri okul öncesi, diğeri ilkokul çağında olup; ikisi de bir şekilde &#8220;meşhur&#8221; olmuş ve okullar zinciri haline gelmiş bir kurumun oradaki şubesine gidiyor.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın ders yükünü azaltarak oyuna, eğlenceye, kültüre, sanata, spora, sosyal ve eğitsel etkinliklere daha fazla zaman ayırmaya hazırlandığı bir dönemde; onlar, resmi müfredatın ve haftalık programın üstünda ders yapıyorlarmış. İlkokul çağında ve henüz ana dilini bile okuma, yazma, konuşma, dinleme, anlama açısından öngörülen seviyeye ulaşamamış çocuklara; biri İngilizce, diğeri Almanca olmak üzere iki yabancı dili birden öğretiyorlarmış.</p>
<p>Ayrıca, bu anlayışın ve işleyişin doğal sonucu olarak; son derece ağır ödev yükleri var. Hafta içi, hafta sonu, yarıyıl tatili demeden; yüklendikçe yükleniyorlar.</p>
<p>Ödevleri çocuklardan çok anne yapıyor. Çocuklar ise; her ödev seansında, gözyaşlarını ekmeğine-aşına katıyor.</p>
<p>Anne, bu işte bir yanlışlık olduğunun farkında. Fakat, çocuğunu öğretmenine ve arkadaşlarına karşı mahcup etmemenin derdinde.</p>
<p>Birkaç sefer, okula gidip, öğretmenlerle ve idarecilerle görüşerek; &#8220;Bu kadar yüklenmeyin, çocuklar da biz de mutsuzuz&#8221; demiş. Hemen her seferinde; &#8220;Bu yükü taşıyan çocuklar var, sorun sizde&#8221; cevabı verilmiş.</p>
<p>Sonuç olarak; çocuklar okuldan da, eğitimden de soğumuşlar. Anne ve baba ise; kendileri ve çocukları için eziyet satın alan müşteriler olmuşlar.</p>
<p>Bu durum karşısında; &#8220;ödevsiz ve sınavsız okul&#8221; nasıl olur acaba diye düşündük. Eski eğitim haberlerini ve yorumlarını tararken; benzer sebeplerle ortaya çıkmış bir örneğini gördük.</p>
<p>1972 yılında, Kanada&#8217;nın Toronto şehrinde; ödevin, sınavın, notun, puanın olmadığı bir okul açılmış. Yıllar sonra, artık yetişkin olan ilk mezunları ile ilgili özel bir araştırma yapılarak; bu okuldan mezun olan öğrencilerin hayat başarılarının, diğer okullardan mezun olan öğrencilerden daha iyi olduğu anlaşılmış.</p>
<p>Şimdilerde, Milli Eğitim Bakanlığı; daha esnek ve etkili bir &#8220;sınıf modeli&#8221; oluşturmak için araştırma yaptırıyormuş. Bu araştırmanın sonuçlarına göre; klasik sınıf modelini değiştirmeye hazırlanıyormuş.</p>
<p>Bize sorulursa; aslında &#8220;okul modeli&#8221;nin de değiştirilmesi gerekir. Bunun için, ilk yapılması gereken şey; çocukların ve gençlerin, yaş ve dönem özelliklerinin tesbit edilmesidir.</p>
<p>Okulun sosyal, kültürel, fiziki çevre altyapısı; ona göre kurgulanmalıdır. Eğitim, öğretim safha ve süreçleri; oyun gibi, masal gibi, macera gibi olmalıdır.</p>
<p>Bu kurgu mevzuatı ve müfredatı değiştirmeyi gerektiriyorsa; fıtrat çizgisini takip edip, değiştirelim. Doğru bildiğimiz yanlışları terkedip; yetişme çağındaki çocuklarımıza ve gençlerimize, kendi elimizle ve dilimizle eziyet etmekten vaz geçelim.</p>
<p>Farkı farketmek için; mevzuatı da müfredatı da özel olan okullar açılsın. İsteyen, istediği alanlarda ve konularda, istediği metot ve usullerle eğitim alıp bilgi ve beceri sahibi olsun; sonuçları, diğer okullarla karşılaştırılsın.</p>
<p><strong>Zekeriya Erdim</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sinavsiz-odevsiz-okul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
