<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seçim &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/secim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Apr 2024 13:01:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Seçim &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Yeniden AK Parti&#8221; Kurulur Mu?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yeniden-ak-parti-kurulur-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yeniden-ak-parti-kurulur-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Servet Hocaoğulları]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2024 13:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=19107</guid>

					<description><![CDATA[AK Partinin Erdoğan sonrası ANAP gibi mi; yoksa Yeniden Refaf Partisi gibi mi olacağı şeklinde &#8220;Politik bahis&#8221; oynanıyor? Oysa bu tarz politik kumar eğlenceleri birilerinin hobisi olabilir. Asıl soru şudur: Muhalefetin&#160; (CHP /DEM) gerçek hedefi iktidara mı yürümektir; yoksa Erdoğan&#8217;ın içinden kopup geldiği ve özellikle&#160;&#160;&#160; 22 yıldır temsil ettiği muhafazakar-dindar-milliyetçi anlayış ve yaşam tarzının üzerine mi yürümektir. Yani Özgür Özel&#8217;in Armağan Çağlayan&#8217;a verdiği demeçte söylediği gibi: &#8221; Cumhuriyet işgal edilmiştir; Erdoğan&#8217;ı devireceğiz; işgal edilmiş Cumhuriyeti Atatürk&#8217;e iade edeceğiz. Başkanlık sistemini sonlandıracağız. Laikliği geri getireceğiz!&#8230;&#8221;. Demeci gibi gayet açık ve net Erdoğan&#8217;a oy verenlerin üstüne sosyolojik olarak da yürüme hesabı mıdır? Veya Canan Kaftancıoğlu&#8217;nun 14 Mayıs seçimlerinden önce söylediği &#8220;Oy alacağız diye dindarlara iyi görünmek gibi bir Takiyye yapmayı doğru bulmuyorum. Erdoğan&#8217;ı göndereceğiz ve 22 yıllık bizi Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştıran Erdoğan&#8217;ı ve onun temsil ettiği kitleyi geldikleri yere/konuma geri götüreceğiz?&#8230;&#8221;. söyleminde olduğu gibi &#8220;Mesel siyaset değil sadece&#8230;&#8221; kini midir? Bu şu demek: Özgür Özel de Canan Kaftancıoğlu da halkı tanımıyor. Hatta Cumhuriyeti de kendi kafasında yaşattığı ve kendileri gibi düşünmeyenleri ötekileştirici zihniyette tarif ediyor. Türkiye, Özel&#8217;in de Kaftancıoğlu&#8217;nun da arzuladığı ve buna göre örgütlendiği hedeflere, niyetlere izin vermedi; vermeyecek. Erdoğan sonrası Türkiye&#8217;de hiç bir gücün eski Türkiye şartlarına ve yönetme biçimine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>AK Partinin Erdoğan sonrası ANAP gibi mi; yoksa Yeniden Refaf Partisi gibi mi olacağı şeklinde &#8220;Politik bahis&#8221; oynanıyor? Oysa bu tarz politik kumar eğlenceleri birilerinin hobisi olabilir.</p>



<p>Asıl soru şudur: Muhalefetin&nbsp; (CHP /DEM) gerçek hedefi iktidara mı yürümektir; yoksa Erdoğan&#8217;ın içinden kopup geldiği ve özellikle&nbsp;&nbsp;&nbsp; 22 yıldır temsil ettiği muhafazakar-dindar-milliyetçi anlayış ve yaşam tarzının üzerine mi yürümektir.</p>



<p>Yani Özgür Özel&#8217;in Armağan Çağlayan&#8217;a verdiği demeçte söylediği gibi: &#8221; Cumhuriyet işgal edilmiştir; Erdoğan&#8217;ı devireceğiz; işgal edilmiş Cumhuriyeti Atatürk&#8217;e iade edeceğiz. Başkanlık sistemini sonlandıracağız. Laikliği geri getireceğiz!&#8230;&#8221;. Demeci gibi gayet açık ve net Erdoğan&#8217;a oy verenlerin üstüne sosyolojik olarak da yürüme hesabı mıdır?</p>



<p>Veya Canan Kaftancıoğlu&#8217;nun 14 Mayıs seçimlerinden önce söylediği &#8220;Oy alacağız diye dindarlara iyi görünmek gibi bir Takiyye yapmayı doğru bulmuyorum. Erdoğan&#8217;ı göndereceğiz ve 22 yıllık bizi Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştıran Erdoğan&#8217;ı ve onun temsil ettiği kitleyi geldikleri yere/konuma geri götüreceğiz?&#8230;&#8221;. söyleminde olduğu gibi &#8220;Mesel siyaset değil sadece&#8230;&#8221; kini midir?</p>



<p>Bu şu demek: Özgür Özel de Canan Kaftancıoğlu da halkı tanımıyor. Hatta Cumhuriyeti de kendi kafasında yaşattığı ve kendileri gibi düşünmeyenleri ötekileştirici zihniyette tarif ediyor.</p>



<p>Türkiye, Özel&#8217;in de Kaftancıoğlu&#8217;nun da arzuladığı ve buna göre örgütlendiği hedeflere, niyetlere izin vermedi; vermeyecek. Erdoğan sonrası Türkiye&#8217;de hiç bir gücün eski Türkiye şartlarına ve yönetme biçimine geri dönme/döndürme şansı da hakkı da yok!&#8230; Halk 15 Temmuzda yaptığından daha sert tepkisini verir.</p>



<p>O zaman &#8220;Erdoğan sonrası&#8221; hesap yapanların, son 22 yıldaki kazanımları kaybettirme hesapları tutmaz!&#8230; Çünkü bu kazanımların hepsi artık Türkiye&#8217;nindir ve halkındır.</p>



<p>31 Mart yerel seçimlerin verdiği mesaj ve gösterdiği hedef çok sadedir: &#8221; Halkı kızdırmayın!&#8230;&#8221;. Bu kadar açık bir tablo sergilemiştir halk: Aklımla, duygularımla ve cebimle oynamayın!&#8230; Sabrımı yanlış anlamayın!&#8230;</p>



<p>Maalesef, 14-28 Mayıs sonuçlarını, halkın verdiği mesajı ve duyguları anlamakta ve gereğini yapmakta hem sayın Erdoğan gecikmiş hem de daha fazlasıyla AK Parti teşkilatı halkın gözünün içine sokarak duyarsız ve üstenci davranarak bu tablonun oluşmasının sebebi olmuştur.</p>



<p>Millet İttifakı da 14-28 Mayıs sonuçlarını anlamamıştır. Hatta 31 Mart seçimlerindeki tabloyu hiç beklemiyordu; Çünkü böyle bir başarı için bir süreç de yaşamıyordu. Aksine CHP kendi iç sorunları sebebiyle, ittifak paydaşlarının paramparça oluşu sebebiyle oy kaybı endişesi bile yaşıyordu.</p>



<p>Zaten AK Parti de &#8220;Millet İttifakı param parça; hepsinin adayı var!&#8230; İşim kolay!&#8221; diye ıslık çalarak sahada geziniyordu!&#8230;</p>



<p>Fakat &#8220;Güm!&#8230;.&#8221; diye bir ses yankılandı!&#8230; Halkın sesi.</p>



<p>Halk, partilerden daha etkin siyaset yaptığını bir daha hatırlattı. Halk &#8220;Ben kandırılacak, algısıyla oynanacak, Demokrasi dilencisi değilim!&#8230; Ben bu ülkenin gerçek sahibiyim! Bayrağın iradesiyim!&#8230; Herkes işine baksın! Görevine odaklansın!&#8230;&#8221; dedi.</p>



<p>O nedenle Halk, Özgür Özel&#8217;in &#8220;İşgal edilmiş Cumhuriyeti kurtaracağız!&#8230;&#8221; ağzının da ortasına vurur; Takiyyeye gerek yok diyen Kaftancıoğlu&#8217;nun da hesaplarını bozar!&#8230; Çok sevdiği ve ölene kadar lider olarak desteklediği Erdoğan&#8217;ın işi alttan alma ve bazı çözümleri oyalayarak zaman kazanma taktiklerine karşı da &#8221; Reis!&#8230; Yapma!&#8230; Beni zorlama!&#8221; mesajını çok pratik gösterecek güçte olduğunu da gösterdi.</p>



<p>Biz buna &#8220;YENİDEN HALK PARTİSİ&#8221; diyoruz!&#8230;</p>



<p>Bu parti bin yıldır bu topraklarda tek başına iktidar!&#8230; Diğer bütün partiler bu iktidarın sadece gölgesi. Güneşin eğimine göre gölgeler kısalır ve uzar!&#8230;</p>



<p>Peki bu tablodaki &#8220;gölge&#8221; neyi anlatıyor? Muhalefetin gölgesi uzuyor ve AK Partinin kısalıyor mu?</p>



<p>Benim kanaatim ikisi de değil. Halk sıcakta çalışmaktan ve emeğini alamamaktan kızgın ve Demokrasi Çınarının gölgesine gitti; dinleniyor!&#8230;</p>



<p>Kalkıp, tekrar çalışacak!. Çünkü hayat devam ediyor!.</p>



<p>Bin yıllık &#8220;YENİDEN HALK İKTİDARI&#8221; bu toprakların gerçek partisi olarak daim olacak!&#8230;</p>



<p>Bu arada bu tablo&#8217;dan alınacak önemli bir mesajı da ekleyerek bitireyim: &#8220;EY İMAN EDENLER&#8230;YENİDEN İMAN EDİN!&#8230;&#8221; ayetindeki hatırlatma da var!&#8230; Çünkü bin yıldır bu toprakların mayası, bayrağa kanının rengini veren: İSLAM&#8217;A İMAN dır.</p>



<p>İktidarla buluşan İman&#8217;ın başına neler geldiğine tarih boyunca tanık olmuştuk; AK Parti iktidarında da etrafımızda kimin imanı nereden nereye savruldu noktasında da yeterince örnek gördük.</p>



<p>O nedenle bu topraklarda İslam&#8217;ın üzerine yürüyecek ve sonuç alacak hiç bir ideoloji/İzm falan hesap yapmasın!&#8230; İslam&#8217;ı kendine sermaye yapan, İslam istismarcısı zihniyetlerin de maskelerini çabuk düşürecek bir basirete halkımız sahiptir.</p>



<p>Öyleyse; sonuç: tablonun altındaki imza halka aittir. &#8220;YENİDEN HALK PARTİSİ&#8221; sandıktan ezici bir ara ile çıkmıştır. Sloganı da bellidir: &#8220;Doğru Zaman; Doğru Karar&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yeniden-ak-parti-kurulur-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ve Nihayet Seçim Geldi!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ve-nihayet-secim-geldi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ve-nihayet-secim-geldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Mar 2024 06:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=19102</guid>

					<description><![CDATA[Evet, beş yılda bir yapılan seçim geldi. Kimisi bulunduğu şehri en iyi idare edeceğine inandığı kişiye ve oluşturduğu ekibine oy verecek. Kimisi inandığı partinin ‘tuvalet terliği de olsa’ adayına ve ekibine oy verecek.Kimisi devlet ebet müddet çizgisinde gideceğine inandığı adaya ve ekibine destek verecek. Kimisi yaşadığı şehrin iyi yönetilip yönetilmemesini hiç düşünmeden, kendisine biçtiği fiyatı vermeyenler kazanmasın, kendisine biçtiği fiyatı verenlerin ‘terlik adayı’ kazansın diye devlet ebet müddet çizgisine inanmış olan büyük Türkiye sevdalıların oturduğu zeminden oy devşirebilmek için canhıraş bir gayretin içinde olacak.Kimisi içenleri rahatsız edecek olan ham çayını Biden muhalefetinin potasında demleyerek bu milletin çay içme zevkinin içine etmenin hesabıyla oyunu kullanacak.Ve sonunda devlet ebet müddet çizgisinde oy veren büyük Türkiye sevdalıları seçimleri kazanacak; bazı yerlerde ‘terlik siyasetçileri’ başkanlığı almış olsalar da… Rabbim bu milleti hayır üzerinde daim eylesin!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Evet, beş yılda bir yapılan seçim geldi. Kimisi bulunduğu şehri en iyi idare edeceğine inandığı kişiye ve oluşturduğu ekibine oy verecek.</p>



<p>Kimisi inandığı partinin ‘tuvalet terliği de olsa’ adayına ve ekibine oy verecek.<br>Kimisi devlet ebet müddet çizgisinde gideceğine inandığı adaya ve ekibine destek verecek.</p>



<p>Kimisi yaşadığı şehrin iyi yönetilip yönetilmemesini hiç düşünmeden, kendisine biçtiği fiyatı vermeyenler kazanmasın, kendisine biçtiği fiyatı verenlerin ‘terlik adayı’ kazansın diye devlet ebet müddet çizgisine inanmış olan büyük Türkiye sevdalıların oturduğu zeminden oy devşirebilmek için canhıraş bir gayretin içinde olacak.<br>Kimisi içenleri rahatsız edecek olan ham çayını Biden muhalefetinin potasında demleyerek bu milletin çay içme zevkinin içine etmenin hesabıyla oyunu kullanacak.<br>Ve sonunda devlet ebet müddet çizgisinde oy veren büyük Türkiye sevdalıları seçimleri kazanacak; bazı yerlerde ‘terlik siyasetçileri’ başkanlığı almış olsalar da…</p>



<p>Rabbim bu milleti hayır üzerinde daim eylesin!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ve-nihayet-secim-geldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>01 Nisan 2024&#8217;de Kaç Yeni Parti Kurulacak?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/01-nisan-2024de-kac-yeni-parti-kurulacak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/01-nisan-2024de-kac-yeni-parti-kurulacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Servet Hocaoğulları]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2024 12:31:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sandık]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=19098</guid>

					<description><![CDATA[Türk seçmeni arayışta. Siyasetin merkezinde &#8220;geniş alanda boşluk&#8221; büyüyor. CHP&#8217;nin ve AK Parti&#8217;nin sosyolojisi &#8220;Jübile&#8221; ivmesini görüyor, fakat inkar ediyor. Deva, Gelecek, İyi parti bu boşluğa yöneldi; fakat sicili ve bagajı &#8220;Millet İttifakı&#8221; çatısı altında incir kabuğunu dolduracak performansı bile gösteremedi. Hatta bir birlerinin bahçesine incir ağacı dikme yarışına girdi. Siyasetin merkezinde boşluk derinlik ve genişlik artarsa; ülke bir yol ayrımına girecek: &#8220;Toplumu Devlete Teslim Etmek&#8221; veya&#8221; Yeniden kamplaşma&#8221; örgütlenmesi. Şahsi gözlemim; birinci seçenek bizzat devlet tarafından örgütlenecek ( hatta örgütlendi.). Bu şu demek; &#8220;Yeniden solculuk&#8221;, &#8220;Yeniden İslamcılık&#8221;, &#8220;Yeniden Liberallik&#8221;, hatta &#8220;Yeniden Müslümanlık&#8221; seçenek olmayacak/oldurulmayacak. &#8220;Devlet Milliyetçilik&#8221; paradigması kendini Erdoğan üzerinden güncelliyorken; Erdoğan sonrası için de &#8220;test sürüşleri&#8221; yapıyor. Özellikle &#8220;İmamoğlu&#8221; ve/veya &#8220;Soylu&#8221; hikayesinde gizli konu ettiğim güncelleme. Fakat test sürüşünün bir yan etkisi var: Toplum 15 Temmuz&#8217;da olduğu gibi fiili bir durum oluşturabilir. Biz bu &#8220;fiili durum&#8221;un benzerini, İstanbul seçim sonuçlarında yaşayacağız. Çünkü İmamoğlu&#8217;nun tekrar başkan olması durumunda; İstinaf mahkemesinde bekletilen &#8220;siyasetten men&#8221; cezası devreye alınıp alınmayacağı stratejisini göreceğiz… Neyse bu bağlamı detaylandırmayayım. Bir başka bahse konu… Bizim dikkat çekmek istediğimiz şu: 01 Nisan&#8217;da başkan seçilenler ( hangi partiden olursa olsun ) Türkiye&#8217;nin içine girdiği yeni siyasal sosyolojisi ile &#8221; ilişkisiz ve kariyerci&#8221; takvimi işletecek ve yeni sosyolojinin aktörü &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk seçmeni arayışta. Siyasetin merkezinde &#8220;geniş alanda boşluk&#8221; büyüyor. CHP&#8217;nin ve AK Parti&#8217;nin sosyolojisi &#8220;Jübile&#8221; ivmesini görüyor, fakat inkar ediyor.</p>



<p>Deva, Gelecek, İyi parti bu boşluğa yöneldi; fakat sicili ve bagajı &#8220;Millet İttifakı&#8221; çatısı altında incir kabuğunu dolduracak performansı bile gösteremedi. Hatta bir birlerinin bahçesine incir ağacı dikme yarışına girdi.</p>



<p>Siyasetin merkezinde boşluk derinlik ve genişlik artarsa; ülke bir yol ayrımına girecek: &#8220;Toplumu Devlete Teslim Etmek&#8221; veya<br>&#8221; Yeniden kamplaşma&#8221; örgütlenmesi.</p>



<p>Şahsi gözlemim; birinci seçenek bizzat devlet tarafından örgütlenecek ( hatta örgütlendi.). Bu şu demek; &#8220;Yeniden solculuk&#8221;, &#8220;Yeniden İslamcılık&#8221;, &#8220;Yeniden Liberallik&#8221;, hatta &#8220;Yeniden Müslümanlık&#8221; seçenek olmayacak/oldurulmayacak.</p>



<p>&#8220;Devlet Milliyetçilik&#8221; paradigması kendini Erdoğan üzerinden güncelliyorken; Erdoğan sonrası için de &#8220;test sürüşleri&#8221; yapıyor.</p>



<p>Özellikle &#8220;İmamoğlu&#8221; ve/veya &#8220;Soylu&#8221; hikayesinde gizli konu ettiğim güncelleme. Fakat test sürüşünün bir yan etkisi var:</p>



<p>Toplum 15 Temmuz&#8217;da olduğu gibi fiili bir durum oluşturabilir. Biz bu &#8220;fiili durum&#8221;un benzerini, İstanbul seçim sonuçlarında yaşayacağız.</p>



<p>Çünkü İmamoğlu&#8217;nun tekrar başkan olması durumunda; İstinaf mahkemesinde bekletilen &#8220;siyasetten men&#8221; cezası devreye alınıp alınmayacağı stratejisini göreceğiz…</p>



<p>Neyse bu bağlamı detaylandırmayayım. Bir başka bahse konu…</p>



<p>Bizim dikkat çekmek istediğimiz şu: 01 Nisan&#8217;da başkan seçilenler ( hangi partiden olursa olsun ) Türkiye&#8217;nin içine girdiği yeni siyasal sosyolojisi ile &#8221; ilişkisiz ve kariyerci&#8221; takvimi işletecek ve yeni sosyolojinin aktörü olma ihtimali de kalmayacak. Çünkü sayın Erdoğan&#8217;ın içinde olduğu Gemi hangi rotada kalmış ve hangi limana yönelmişse; akıbette orada noktalanacak.</p>



<p>Sayın Bahçeli&#8217;nin Erdoğan&#8217;a &#8220;Gitme!… Yeni yüzyılın kurucu lideri ol!..&#8221; çağrısı; özünde Toplumu devlete teslim etme töreninin henüz bitmediğine atıftır.</p>



<p>Peki, &#8220;Toplumu devlete teslim etmek&#8221; bu topraklarda &#8220;şüpheli tören&#8221; görülür mü? Hayır. Aksine törene katılmayı, izlemeyi önemser. E, o zaman sorun ?!…</p>



<p>Sorun demeyelim de; bir gelecek senaryosuna atıfta bulunalım: Toplum Erdoğan ile yakaladığı &#8220;Sivil inisiyatif&#8221; gücünü yine sayın Erdoğan&#8217;ın devletin verdiği rol gereği devlete iade ediyor. Uluslararası şartlar bunu gerektirdi… Doğru-Yanlış; Tarih yazacak…</p>



<p>O zaman özetleyebiliriz: &#8220;Erdoğan varsa; biz de varlığımızı koruruz!..&#8221; diyen hatırı sayılır bir &#8220;tabaka&#8221; var…</p>



<p>Oysa; Türkiye&#8217;de yeni bir sosyoloji var ve bunu &#8220;tabaka&#8221; etkinliği hem yönetemez hem anlayamaz.</p>



<p>Geriye tek imkan kaldı: Etkin ve Sivil Aktivizm.</p>



<p>Eski solcular, Eski İslamcılar, Eski Ülkücüler… gibi bir dizi &#8220;İdeolojik huzur evi sakinleri bu süreçte biraz heyecanlanacaklardır. Fakat süreç heyecanla değil; &#8220;Eleştirel Aklın Dönüşü&#8221;nü yakalayanların &#8220;doktrin gündemi&#8221; ile oluşacak.</p>



<p>01 Nisan&#8217;da kendini ilan edecek bazı partiler olacak. Çalışmalar sürüyor. Fakat bu partilerde bile &#8220;Doktrinsiz parti&#8221; seçeneği konuşuluyor. Takipteyiz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/01-nisan-2024de-kac-yeni-parti-kurulacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anket Şirketlerinin Yanılgıları!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/anket-sirketlerinin-yanilgilari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/anket-sirketlerinin-yanilgilari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 06:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Anket]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18765</guid>

					<description><![CDATA[1. Daha önceki bir paylaşımımda belirttiğim gibi, iki tür anket şirketi bulunmaktadır: İlk gruptaki şirketler hakikatin peşindedirler. Bunlar kapasiteleri, bilgi ve becerileri ölçüsünde doğruyu bulmak ve o doğruyu gerekli yerlerle paylaşmak niyetiyle çalışırlar. İkinci gruptaki anket şirketleri sahibinin sesi konumundadırlar. Nasrettin Hocamızın ifadesiyle bunlar ‘parayı veren düdüğü çalar’ sistemiyle çalışırlar. Hakikati aramak diye bir niyetleri yoktur. Dolayısıyla bunların doğruları yoktur ki yanılgıları olabilsin. Bu nedenle ‘anket şirketlerinin yanılgıları’ başlıklı yazımızın çerçevesi içinde sadece ilk gruptaki şirketler vardır. * 2. Hangi fikri yapıda olurlarsa olsunlar, hakikati arayan bu şirketler neden yanılıyorlar? Bunların yanılgılarının en büyük sebebi: Geçmiş seçimleri hiç dikkate almadan seçmen tercihlerini öğrenmek peşinde olmalarındandır. Oysa yeri geldikçe dile getirdiğim gibi ‘seçimler seçimlerin tekrarıdır’. Yani seçmenin büyük çoğunluğu (%95) siyasi tercihlerini kolayca değiştirmiyor. Seçimlerin kaderini değiştirecek olan bu büyük çoğunluğun (%95) tercihlerini değiştirmesi için, siyaseten olağan üstü bir durumun olması gerekir. Seçmen tercihlerinde bir başka husus, seçmenler daha önce oy verdikleri partiyi değiştirseler bile; siyaseten bulundukları alanı değiştirmiyorlar ve oylarını siyaseten bulundukları alandaki bir başka partiye veriyorlar. Yani sağ seçmen partisini değiştirirse, oyunu bir başka sağ partiye; sol seçmen partisini değiştirirse, oyunu bir başka sol partiye veriyor. Anket şirketlerini belki de en çok yanıltan durum ise ‘kararsız seçmen’ konusudur. Kararsız &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1.</p>



<p>Daha önceki bir paylaşımımda belirttiğim gibi, iki tür anket şirketi bulunmaktadır:</p>



<p>İlk gruptaki şirketler hakikatin peşindedirler.</p>



<p>Bunlar kapasiteleri, bilgi ve becerileri ölçüsünde doğruyu bulmak ve o doğruyu gerekli yerlerle paylaşmak niyetiyle çalışırlar.</p>



<p>İkinci gruptaki anket şirketleri sahibinin sesi konumundadırlar.</p>



<p>Nasrettin Hocamızın ifadesiyle bunlar ‘parayı veren düdüğü çalar’ sistemiyle çalışırlar.</p>



<p>Hakikati aramak diye bir niyetleri yoktur.</p>



<p>Dolayısıyla bunların doğruları yoktur ki yanılgıları olabilsin.</p>



<p>Bu nedenle ‘anket şirketlerinin yanılgıları’ başlıklı yazımızın çerçevesi içinde sadece ilk gruptaki şirketler vardır.</p>



<p>*</p>



<p>2.</p>



<p>Hangi fikri yapıda olurlarsa olsunlar, hakikati arayan bu şirketler neden yanılıyorlar?</p>



<p>Bunların yanılgılarının en büyük sebebi:</p>



<p>Geçmiş seçimleri hiç dikkate almadan seçmen tercihlerini öğrenmek peşinde olmalarındandır.</p>



<p>Oysa yeri geldikçe dile getirdiğim gibi ‘seçimler seçimlerin tekrarıdır’.</p>



<p>Yani seçmenin büyük çoğunluğu (%95) siyasi tercihlerini kolayca değiştirmiyor.</p>



<p>Seçimlerin kaderini değiştirecek olan bu büyük çoğunluğun (%95) tercihlerini değiştirmesi için, siyaseten olağan üstü bir durumun olması gerekir.</p>



<p>Seçmen tercihlerinde bir başka husus, seçmenler daha önce oy verdikleri partiyi değiştirseler bile; siyaseten bulundukları alanı değiştirmiyorlar ve oylarını siyaseten bulundukları alandaki bir başka partiye veriyorlar.</p>



<p>Yani sağ seçmen partisini değiştirirse, oyunu bir başka sağ partiye; sol seçmen partisini değiştirirse, oyunu bir başka sol partiye veriyor.</p>



<p>Anket şirketlerini belki de en çok yanıltan durum ise ‘kararsız seçmen’ konusudur.</p>



<p>Kararsız seçmen yoktur.</p>



<p>Kazanacak partiyi belirleyememiş seçmen vardır.</p>



<p>Bunlar tabir yerindeyse ‘en uyanık’ seçmenlerdir.</p>



<p>Bunlar bütün duyu organlarıyla seçimin kazananı olacak partiyi belirleme uğraşındadırlar.</p>



<p>Kazanana oynayacaklar ve en azından ‘gördünüz mü benim oy verdiğim parti kazandı’ diyebileceklerdir.</p>



<p>Bunların oranı, bazı seçim dönemlerinde sıçramalar yapmış olsa da 1950 seçimleri esas alınarak, bu tarihten sonra yapılan on yedi seçimin ortalaması olarak %5’tir.</p>



<p>Bu %5 oranındaki seçmen, on yedi seçimde sağdan sola, soldan sağa gitmiştir.</p>



<p>Sadece bir seçimde bağımsızlardan iki alana birden seçmen geçişi olmuştur.</p>



<p>*</p>



<p>3.</p>



<p>Bu dediklerimi dikkate almadan yapılan anketler, doğruyu arama peşinde olanları yanıltıyor; ‘sahibinin sesi’ konumundaki şirketleri ise alay konusu olacak ‘atmasyonlara’ sokuyor.</p>



<p>1950 seçimleri dahil, yapılan on dokuz seçimde sağ siyaset alanındaki partilerin ortalama oyları %63,1; sol siyaset alanındaki partilerin oyları %34,7 olduğu halde; anket şirketleri bu oranlardan çok farklı bir oran yakaladığında ‘bu sonuç nasıl çıktı’ diye sorması gerekir.</p>



<p>Böyle bir soru sorulmadığında, yanılmalar kaçınılmaz olacaktır.</p>



<p>Mesela sol siyaset alanındaki partilerin toplam olarak aldıkları oy, 1983’den sonra yapılan bütün seçimlerde %40’ın altında kalmışken, nasıl olacak da birdenbire %40’ların üzerine çıkabilecektir?</p>



<p>Bunun için sol siyaset alanındaki partiler hangi başarıların altına imzalarını atmışlardır?</p>



<p>Eğer anket şirketleri bu ve benzeri sorulara cevap vermeden anket yaparlarsa, hiçbir zaman doğruyu yakalamayacaklardır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/anket-sirketlerinin-yanilgilari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de Ne Oldu? Ordaydım.</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/izmirde-ne-oldu-ordaydim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/izmirde-ne-oldu-ordaydim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Servet Hocaoğulları]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 May 2023 14:51:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18758</guid>

					<description><![CDATA[29 Nisan&#8217;da Gündoğdu meydanındaki bu tabloya CHP medyası ve yönetimi &#8220;Montaj&#8221; demek ihtiyacı hissetti. Çünkü afalladılar… İzmirli seçmen de bunun montaj olmadığına tanık oldu. Türkiye ise bu tabloyu görünce &#8220;İzmir&#8217;de tablo bu ise; Sandıkta da karar verilmiş durumda!&#8221; kanaatine ulaştı. Meydan&#8217;daki tanıklardan biri de bendim. Size bu meydana akın eden anlayışı, kararı, duruşu anlatayım. 1) Millet İttifakındaki bütün partilerde kaynayıp duran bir Liderlik krizi var. Kılıçdaroğlu&#8217;na bizzat CHP seçmeninin &#8220;Aday olma!&#8221; baskısı; İmamoğlu&#8217;nun ve İnce&#8217;nin tamamen CHP liderliğine yönelik stratejisi; 15 Mayıs sabahı CHP içinde çok büyük bir liderlik kavgasının start günü olacak. İYİ parti MHP-CHP-AK Parti içindeki milliyetçi dokuyu tek çatı altında toplama amacıyla kurulmuşken; Bugün Akşener, Oğan, Özdağ, Aliağaroğlu v.b. isimlerin bu çatı oluşuma lider olma kavgası hazırlığı var ve 15 Mayıs sabahı &#8220;Akşener süreci yönetemedi!&#8221; hazırlığı devreye alınacak. Babacan ve Davutoğlu&#8217;nun stratejisi ise Erdoğan sonrası mirasa konma liderlik hesabından ibaretti. Mirastan pay alamayacakları; çünkü &#8220;kan bağı/nesep&#8221; olarak AK parti şeceresinden olmadıkları ispatlandı. Dolayısıyla Millet İttifakı bileşenlerin hepsinde bir liderlik krizi var. Oysa 29 Nisan&#8217;daki tablo çok net mesaj verdi: &#8220;Bizde Lider krizi yok! İstikrar talebi devam ediyor! Enflasyon baskısını da ancak Erdoğan liderliğiyle çözülür!… 29 Nisan bir &#8220;Liderli gelecek tablosudur. 2) 15 Temmuz gecesi FETÖ terör örgütü &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>29 Nisan&#8217;da Gündoğdu meydanındaki bu tabloya CHP medyası ve yönetimi &#8220;Montaj&#8221; demek ihtiyacı hissetti. Çünkü afalladılar… İzmirli seçmen de bunun montaj olmadığına tanık oldu. Türkiye ise bu tabloyu görünce &#8220;İzmir&#8217;de tablo bu ise; Sandıkta da karar verilmiş durumda!&#8221; kanaatine ulaştı. Meydan&#8217;daki tanıklardan biri de bendim. Size bu meydana akın eden anlayışı, kararı, duruşu anlatayım.</p>



<p>1) Millet İttifakındaki bütün partilerde kaynayıp duran bir Liderlik krizi var. Kılıçdaroğlu&#8217;na bizzat CHP seçmeninin &#8220;Aday olma!&#8221; baskısı; İmamoğlu&#8217;nun ve İnce&#8217;nin tamamen CHP liderliğine yönelik stratejisi; 15 Mayıs sabahı CHP içinde çok büyük bir liderlik kavgasının start günü olacak. İYİ parti MHP-CHP-AK Parti içindeki milliyetçi dokuyu tek çatı altında toplama amacıyla kurulmuşken; Bugün Akşener, Oğan, Özdağ, Aliağaroğlu v.b. isimlerin bu çatı oluşuma lider olma kavgası hazırlığı var ve 15 Mayıs sabahı &#8220;Akşener süreci yönetemedi!&#8221; hazırlığı devreye alınacak. Babacan ve Davutoğlu&#8217;nun stratejisi ise Erdoğan sonrası mirasa konma liderlik hesabından ibaretti. Mirastan pay alamayacakları; çünkü &#8220;kan bağı/nesep&#8221; olarak AK parti şeceresinden olmadıkları ispatlandı. Dolayısıyla Millet İttifakı bileşenlerin hepsinde bir liderlik krizi var. Oysa 29 Nisan&#8217;daki tablo çok net mesaj verdi: &#8220;Bizde Lider krizi yok! İstikrar talebi devam ediyor! Enflasyon baskısını da ancak Erdoğan liderliğiyle çözülür!… 29 Nisan bir &#8220;Liderli gelecek tablosudur.</p>



<p>2) 15 Temmuz gecesi FETÖ terör örgütü şehirlerde işgal hesabı, PKK sınırda FETÖ mesafe alırsa saldırı hazırlığında iken; bu terör örgütlerinin en stratejik planı şuydu: Biz başlatırız; Erdoğan&#8217;dan nefret edenler sonuçlandırır!… Biz ön açarız; fakat Erdoğan gitsin diyenler alkışlarla karşılarlar!… Fakat olmadı. 15 Temmuz gecesinde Erdoğan&#8217;dan nefret edenler bile geri durdu!.. İlk saatlerde bizzat Millet direndi!. Nefret edenler &#8220;Bu bir Tiyatro!&#8221; diyerek gizledikleri umutlarını ikrar etmiş olsalar da; fakat Milletin gücü, terör örgütlerinin hesabını bozdu. Fakat FETÖ-PKK şimdi ikinci bir planı uyguluyorlar: Erdoğan nefretini arkalarına almak için &#8220;Bu sefer kesin Erdoğan gitti!…&#8221; diye bir algı-enformatik kampanya yürütüyorlar. Özellikle CHP&#8217;yi esir almak için HDP özel bir görev içinde. HDP, Türkiye&#8217;de bir CHP-HDP koalisyonu peşinde. Küresel güçlerin, ABD&#8217;nin planı bu koalisyon. Bunun için Parlamenter sisteme mutlaka geri dönülmesi lazım. Çünkü %50+1 sisteminde bölücüler için gelecek yok!. %50+1 milletin en güçlü iradesini, yönünü belirleyen sistem. HDP asla bu sistemde mesafe alamaz. Parlamenter sistem aslında bir CHP-HDP koalisyon stratejisidir. Fakat CHP-HDP koalisyonu için bir maskelemeye ihtiyaç vardı: Bu rolü HDP bizzat İYİ partiye verdi ve sonuç aldı. Aslında Akşener&#8217;in masadan kalkarken &#8220;Kirli pazarlık&#8221; dediği CHP-HDP iş birliği idi. Fakat masaya dönmeye ikna edildi. Nitekim, CHP ve İYİ parti seçmeninde hatırı sayılır oranda &#8220;HDP, CHP&#8217;yi esir aldı; İYİ partiyi de örtmek için fena maske yaptı!…&#8221; kanaati hızla yayıldı. Yani milliyetçi, Atatürkçü, Vatanperver duyarlılığı &#8220;Sırf Erdoğan nefreti, sırf Erdoğan gitsin diye… HDP&#8217;nin önünü açacak, büyütecek, HDP&#8217;li bir koalisyon geleceğine izin vermeyeceğiz!&#8221; diyen büyük bir seçmen kitlesi oluştu. Kararsız veya kafası sosyal medya üzerinden karıştırılmış seçmenler artık çok netler: HDP&#8217;nin planı işlemeyecek; &#8220;Erdoğan enflasyon baskısına rağmen kalmalı!&#8221; niyeti kesinleşti…. 29 Nisan bu iradeyi tablolaştırdı. Erdoğan nefretini kullanmak isteyen 15 Temmuz stratejisi çökmüştü. Şimdi de HDP-CHP koalisyonu stratejisini yürüten iç ve dış çevrelerin planı hızla çöküyor. HDP&#8217;nin açıktan &#8220;Cumhuriyet tekrar kurulacak; Özerklik gelecek; Cezaevindekiler çıkacak!…&#8221; rahatlığında parmak sallama sebebi de bu. Seçmen tuzağı çok net gördü.</p>



<p>3) Millet ittifakı &#8220;Erdoğan kesin gitti!… 15 Mayıs sabahı binlerce bürokratı görevden alacağız; Bakanlıklar paylaşıldı. C.B Yardımcıları görev dağılımı tamam. 7 Partili koalisyon hazır!…Erdoğan&#8217;ı adil yargılayacağız!…&#8221; sonucuna o kadar inanmıştı ki; 20 Nisan İzmir mitingini adeta 15 Mayıs sabahı gibi olacak sandılar. Bir gün önce 29 Nisan&#8217;daki tablo öyle canlarını yaktı ki; asıl montaj-kurguyu kendileri yapıp; &#8220;böyle bir kalabalık olmadı!&#8221; diye özel tempo tutmak zorunda kaldılar. Üstelik sadece ve sadece İzmir vardı orda. Başka illerden getirilen bir organizasyona hiç girişilmedi. Peki bu öz güvenli organizasyon nasıl sağlandı. Bunun iki temel nedeni olduğunu gözlemledim.</p>



<p>Birincisi; İzmir AK parti teşkilatı her kademesiyle ve tüm gönüldaşlarıyla çok iyi çalıştılar. Özellikle muhalefet, AK parti il başkanlığına mitingden bir ay önce atanan Bilal Saygılı&#8217;nın hazırlıksız yakalanacağını ve arada oluşacak boşluklardan ötürü mitingin zayıf geçeceğini düşündü. Oysa Milli görüş döneminden, AK parti dönemine kadar tüm süreçlerde &#8220;Erdoğan Modeli&#8221; dediğimiz; Erdoğan&#8217;ın teşkilatlandırma, organize etme modelini iyi bilen Saygılı, zaten yirmi yıldır miting zaferlerine alışmış, deneyimli teşkilatla hem dil, hem uyum hem etkinleşmede çok çabuk kaynaştı ve İzmir AK parti teşkilatının tüm başkanları, yönetimi, Milletvekillerinin tecrübesi müthiş bir saha eforu sarfetti. Başbakan Binali Yıldırım beyin, Genel Başkan yardımcısı Hamza Dağın, Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Kasapoğlu beyin, eski ve yeni millet vekillerimizin; Ana kademinin, Kadın kollarının, Gençlik kollarının, Seçim Koordinasyon Merkezinin büyük heyecanla sokağa dokunuşu, gönüldaşlara dokunuşu sonuç getirdi.</p>



<p>İkincisi; Sayın Erdoğan&#8217;ın bir canlı yayında rahatsızlanması üzerine; FETÖ ağzıyla tüm muhalefet medyasının &#8220;Midesini üşütmedi. Çok daha ciddi hastalığı var; eli kulağında; bugün, yarın başka haberler gelecek!&#8221; tarzı ağızları Erdoğan sevenler tarafından o ağzın tam ortasına bir miting indirme kararına dönüştü. Miting de indi zaten. Yani Erdoğan ve halk arasındaki samimiyet-duygusal bağ mitingi oldu.</p>



<p>4) Son olarak; 29 Nisan mitinginin en önemli mesajlarından bir diğeri de şu oldu: İzmir aslında ve her zaman &#8220;Önce Vatan; Önce Devlet!&#8221; milliyetçiliğinin ruhuna sahip. Demokratik zenginliği olan bir şehir. Ancak Atatürk CHP&#8217;sinin geldiği noktanın &#8220;CHP iktidarı ancak HDP ile olabilir!…&#8221; diline ve pazarlığına ulaşması çok büyük rahatsızlık uyandırdı. Ve sırf &#8220;HDP yoksa; Erdoğan&#8217;ı gönderemeyiz!..&#8221; diye bir gerekçeye sığınılmasını da kabul etmedi. Çünkü bu şu demekti. CHP tek başına iktidara gelemez!… itirafı demekti. İşte bu seçimde CHP seçmeni &#8220;O zaman CHP&#8217;yi iktidara getirecek bir lider bulalım ve onunla devam edelim. Niye HDP bizi esir alsın!&#8221; serzenişinde bulundu. 29 Nisan bu serzenişe &#8220;2023 seçimleri; İktidar değişimi değil; Muhalefet partilerinin liderlerinin değişimi mesajı çıkacak!…&#8221; haberini verdi. Gerçekten de 2023 seçimleri bir iktidar değişimi değil; Muhalefet değişimi sonucu/kararı çıkaracak bir seçim olacak!…</p>



<p>Şimdi!… Önümüzde asıl miting var: SANDIK MİTİNGİ… Yani sahada kazanan Sandıkta kaybeden olmamak. Bunun için sandık başında iyi organize olmak ve ihmallerden uzak durmak gerekir. Çünkü muhalefet kaybettiğinde; &#8220;Sandıklarda hile var!..&#8221; diye tempo tutacak ve kabullenmeyecektir. Oysa iktidarıyla, muhalefetiyle sandık iyi korunmalı ve milletin iradesine iki taraf da saygı duymalı. Zaten öyle de olacaktır. Türkiye tüm seçimlerde bu güveni sağlamış, demokratik bir ülkedir. Şimdiden 29 Nisan&#8217;dan 14 Mayıs&#8217;a giden bir mektup var ve o gün demokrasinin kapısı çalınacak ve mektup teslim edilecek inşallah.</p>



<p>Doğru zamanda, Doğru adamı dinlemek ve o mitingde bulunmak gerçekten heyecan vericiydi. Sanırım bundan sonraki iller için de bir çıta yükseltme oldu ki; hemen arkasından Ankara bayrağı aldı ve &#8220;Durmak yok; yola devam!&#8221; dedi. Ne güzel dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/izmirde-ne-oldu-ordaydim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mühendislik Faaliyetlerinin Nesnesi Olmamak!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/muhendislik-faaliyetlerinin-nesnesi-olmamak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/muhendislik-faaliyetlerinin-nesnesi-olmamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammet Altaytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2022 10:39:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18426</guid>

					<description><![CDATA[Toplumun sadece belli kesimlerine yönelikmiş gibi görünen ama topyekün milletimizi hedef alan mühendislik operasyonlarının nesnesi olmamak için agâh olmak zorundayız. Son bir aylık süreçte cemevine saldırı, ekranda başı örtülü hanımlara yönelik ayrımcı söylem, sahnede imam hatiplilere yönelik bir hakaretin piyasaya sürülmesi, cuma namazında bütün cami adabını hiçe sayarak yapılan siyasi eylem ve akabinde Cumhuriyet&#8217;le yaşıt olan ve aynı zamanda din/millet ile devlet arasındaki hassas dengenin önemli bir unsuru olan Diyanet teşkilatına iftiralar eşliğinde yapılan ağır eleştiriler gibi hadiselerin aynı kurgunun bir parçası olması kuvvetle muhtemeldir. Seçimler öncesi benzer provokasyonların artarak devam etmesi de sürpriz olmayacaktır. Maksat açıktır; sünni-alevi, seküler-muhafazakar, laik-dindar gibi toplumun sinir uçlarını uyararak milletimizi alabildiğine kutuplaştırmak, parçalamak, operasyonlara açık hale getirmek ve dışarıya karşı zayıflatmaktır. Operasyonların nesnesi olmamak için öncelikle büyük resmi basiretle okumak durumundayız. Millet olarak hadiseler karşısında mühendislerin beklentilerini karşılayacak sıradan tepkiler yerine, beklentilerini boşa çıkaracak tavırlar geliştirecek olgunluk, tarihi şuur ve tecrübemizde ziyadesiyle mevcuttur. Hem millet hem de devlet olarak elbette meydanı provokatörlere terk edecek değiliz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Toplumun sadece belli kesimlerine yönelikmiş gibi görünen ama topyekün milletimizi hedef alan mühendislik operasyonlarının nesnesi olmamak için agâh olmak zorundayız. Son bir aylık süreçte cemevine saldırı, ekranda başı örtülü hanımlara yönelik ayrımcı söylem, sahnede imam hatiplilere yönelik bir hakaretin piyasaya sürülmesi, cuma namazında bütün cami adabını hiçe sayarak yapılan siyasi eylem ve akabinde Cumhuriyet&#8217;le yaşıt olan ve aynı zamanda din/millet ile devlet arasındaki hassas dengenin önemli bir unsuru olan Diyanet teşkilatına iftiralar eşliğinde yapılan ağır eleştiriler gibi hadiselerin aynı kurgunun bir parçası olması kuvvetle muhtemeldir. Seçimler öncesi benzer provokasyonların artarak devam etmesi de sürpriz olmayacaktır. Maksat açıktır; sünni-alevi, seküler-muhafazakar, laik-dindar gibi toplumun sinir uçlarını uyararak milletimizi alabildiğine kutuplaştırmak, parçalamak, operasyonlara açık hale getirmek ve dışarıya karşı zayıflatmaktır. Operasyonların nesnesi olmamak için öncelikle büyük resmi basiretle okumak durumundayız. Millet olarak hadiseler karşısında mühendislerin beklentilerini karşılayacak sıradan tepkiler yerine, beklentilerini boşa çıkaracak tavırlar geliştirecek olgunluk, tarihi şuur ve tecrübemizde ziyadesiyle mevcuttur. Hem millet hem de devlet olarak elbette meydanı provokatörlere terk edecek değiliz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/muhendislik-faaliyetlerinin-nesnesi-olmamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akşener’in Adaylık Planı!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aksenerin-adaylik-plani/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aksenerin-adaylik-plani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 09:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Altılı Masa]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18286</guid>

					<description><![CDATA[1. Hayatın içindeki siyasetin diploma veren bir okulu yoktur. Bu bakımdan hayatın içindeki siyaset, hayatın içinde öğrenilir. Bunun için de, hayatın içindeki siyasette yaşa bakılmaz, başa bakılır. Siyasetin içindeki baş: Siyasete ne kadar erken başlamışsa Siyasî yeteneği ne kadar varsa Kimi karizmatik özelliklere ne kadar sahipse Siyasette o kadar başarılı olur. * 2. Altı + bir’li masanın iki büyük partisinin başkanlarına yukarıda verdiğimiz ölçüler içinde baktığımızda; Akşener’in Kılıçdaroğlu’ndan çok önde olduğu görülür. Her ne kadar, 1948 doğumlu olan Kılıçdaroğlu, 1956 doğumlu olan Akşener’den sekiz yaş büyük olsa da; Akşener’in TBMM’ye girişi Kılıçdaroğlu’ndan yedi yıl öncedir. Türk Siyasetinin usta aktörü Demirel’in ifadesiyle ‘siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır’. Dolayısıyla Akşener’in Kılıçdaroğlu’na göre yedi yıllık önceliği, Demirel’in verdiği ölçülere göre 2555 defa 24 saattir. Kılıçdaroğlu’nun bu mesafeyi kapatıp da Akşener’in önüne geçmesi mümkün değildir. Bu kısmı çok uzatmadan şu kadarını söyleyeyim: Kılıçdaroğlu, siyasi yetenek ve karizmatik özellikler bakımından da Akşener’den çok geridedir. Nitekim, bir kaset kumpasıyla CHP’nin başına geçtiğinden bu yana, hiçbir siyasi başarı gösterememiş, hiçbir seçim kazanamamış, CHP’nin oyunu hiç artıramamıştır. Oysa, Akşener kurucusu olduğu iyi partiyi, üstüne koyarak, yönetmektedir. * 3. Siyasette veya devlet yönetiminde, çok özel şartlar ve kimi hesaplar ya da çok nadir görülen hasbî davranışlar dışında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1. Hayatın içindeki siyasetin diploma veren bir okulu yoktur.</p>



<p>Bu bakımdan hayatın içindeki siyaset, hayatın içinde öğrenilir.</p>



<p>Bunun için de, hayatın içindeki siyasette yaşa bakılmaz, başa bakılır.</p>



<p>Siyasetin içindeki baş:</p>



<p>Siyasete ne kadar erken başlamışsa Siyasî yeteneği ne kadar varsa</p>



<p>Kimi karizmatik özelliklere ne kadar sahipse</p>



<p>Siyasette o kadar başarılı olur.</p>



<p>*</p>



<p>2.  Altı + bir’li masanın iki büyük partisinin başkanlarına yukarıda verdiğimiz ölçüler içinde baktığımızda; Akşener’in Kılıçdaroğlu’ndan çok önde olduğu görülür.</p>



<p>Her ne kadar, 1948 doğumlu olan Kılıçdaroğlu, 1956 doğumlu olan Akşener’den sekiz yaş büyük olsa da; Akşener’in TBMM’ye girişi Kılıçdaroğlu’ndan yedi yıl öncedir.</p>



<p>Türk Siyasetinin usta aktörü Demirel’in ifadesiyle ‘siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır’.</p>



<p>Dolayısıyla Akşener’in Kılıçdaroğlu’na göre yedi yıllık önceliği, Demirel’in verdiği ölçülere göre 2555 defa 24 saattir.</p>



<p>Kılıçdaroğlu’nun bu mesafeyi kapatıp da Akşener’in önüne geçmesi mümkün değildir.</p>



<p>Bu kısmı çok uzatmadan şu kadarını söyleyeyim:</p>



<p>Kılıçdaroğlu, siyasi yetenek ve karizmatik özellikler bakımından da Akşener’den çok geridedir.</p>



<p>Nitekim, bir kaset kumpasıyla CHP’nin başına geçtiğinden bu yana, hiçbir siyasi başarı gösterememiş, hiçbir seçim kazanamamış, CHP’nin oyunu hiç artıramamıştır.</p>



<p>Oysa, Akşener kurucusu olduğu iyi partiyi, üstüne koyarak, yönetmektedir.</p>



<p>*</p>



<p>3. Siyasette veya devlet yönetiminde, çok özel şartlar ve kimi hesaplar ya da çok nadir görülen hasbî davranışlar dışında hiç kimse kimseyi kendisine tercih etmez.</p>



<p>Bunu biz başlangıçtan bu yana kendi tarihimizde, baba-oğul, kardeş-kardeş, amca-yeğen kavgaları olarak çokca görürüz.</p>



<p>Bu bakımdan, 6+1’li masanın çevresinde toplanan parti genel başkanlarının hiç birisinin ‘cumhur başkanlığı adaylığı için’ bir başkasını tercih etmesi mümkün değildir.</p>



<p>Meğer, CHP’li Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın aylar öncesinde ifade ettiği gibi:</p>



<p>‘Adayı uluslararası karar vericiler belirleyip’ 6+1’li masanın üzerine koyarlarsa…</p>



<p>Evet, böyle bir durum dışında, 6+1’li masada, tabir yerindeyse, son güne kadar birden fazla cumhurbaşkanı adayı olacaktır.</p>



<p>Nitekim bir yıl sonra girilecek ilk seçimde %0.3 oy alması bile mümkün görünmeyen Davutoğlu:</p>



<p>‘Gelecek Partisi’nin kendi Cumhurbaşkanı adayı olacaktır’ demiştir.</p>



<p>*</p>



<p>4. Evet, 6+1’li masanın ikinci büyük partisinin genel başkanı olan Akşener kendisini ‘cumhurbaşkanı’ adaylığına götürecek yolun taşlarını ustaca döşemektedir.</p>



<p>Şimdi bunun nasıl olduğuna bakalım.</p>



<p>İyi Parti Ankara Milletvekili</p>



<p>İbrahim Halil Oral:</p>



<p>Kılıçdaroğlu için &#8216;Alevi kimliği Sünniler için endişe&#8217; verici diyor.</p>



<p>Anadolu insanının ‘düğün değil, bayram değil, eniştem beni niye öptü’ demesi gibi, ilahiyat kökenli tecrübeli bir milletvekili, amiyane tabirle durduk yerde, üstelik İYİ Partideki disiplinin ne kadar sert uygulandığını bildiği halde, böyle bir sözü Akşener’den izinsiz eder mi?</p>



<p>Elbet etmez, edemez.</p>



<p>Kimin için eder?</p>



<p>Mahir Kaynak hocanın ölçüsüyle cevap verelim:</p>



<p>‘Bu söz kimin işine yarıyorsa, onun için eder.’</p>



<p>Sahi bu söz kimin işine yarıyor?</p>



<p>*</p>



<p>5. Biraz geriye gidelim ve Akşener’in cumhurbaşkanlığına adaylığına giden yolun taşlarını nasıl da ustalıkla döşediğine bakmaya devam edelim.</p>



<p>Bildiğim kadarıyla Demirel’in siyasi tedrisinden geçen Akşener, hiçbir özelliği olmadan İBBB olarak milletin önüne çıkarılan İmamoğlu’nun devreden çıkarılması gerektiğini bilir.</p>



<p>Bunun için yapılacakları yapmaya başlar.</p>



<p>İşte şöyle…</p>



<p>Meral Akşener:</p>



<p>“Ablam İmamoğlu&#8217;nun yüzünde &#8216;Rabbi Yessir&#8217; görmüş, dedi.</p>



<p>Daha önce İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu&#8217;nu, Fatih Sultan Mehmet&#8217;e benzeten Meral Akşener, ablasının da İmamoğlu ile ilgili düşüncelerini böyle paylaştı.”</p>



<p>Ve ‘yüzünde Rabbi Yessir’ olan İmamoğlu Akşener’den aldığı bu ‘gaz’ ile Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıktı ve müstakbel ‘cumhurbaşkanı adayı’ olarak siyasi gezilerine Karadeniz’den başladı.</p>



<p>Uzatmadan söyleyelim ki, ‘vız gelir, tırıs gider’ sözüyle, kendi adaylığını başladığı gibi bitirdi.</p>



<p>Ne der Koca Yunus:</p>



<p>‘Söz ola kestire başı’</p>



<p>*</p>



<p>6. Sıraya bakmadan taşlar döşenmeye devam etsin…</p>



<p>Meral Akşener&#8217;den Mansur Yavaş açıklaması:</p>



<p>‘İsminin anılmasından onur duyarız.’</p>



<p>Sanki buna karşılık verir gibi…</p>



<p>İYİ Parti lideri Akşener&#8217;i ziyareti sonrası konuşan Yavaş:</p>



<p>&#8220;Kendimi kamu görevlisi olarak görüyorum, devam edeceğim&#8221; dedi.</p>



<p>Böylece iki müstakbel cumhurbaşkanı adayını devreden çıkaran Akşener şu sözleriyle</p>



<p>Kılıçdaroğlu’nu heveslendirdi:</p>



<p>‘Herkesin aday gösterdiği bir kişi reddedilir mi?’</p>



<p>Reddedilmez!</p>



<p>Fakat, ama, lâkin…</p>



<p>İbrahim Halil Oral’ın diliyle tekrar edecek olursak:</p>



<p>‘Kılıçdaroğlu’nun Alevî kimliği, sünniler için endişe verici.’</p>



<p>Oysa sünnilerin böyle bir meselesi yoktur.</p>



<p>Nitekim CHP seçmeninin %70-80’i sünni olduğu halde, Alevî olduğu söylenen ve genel başkan olalı beri CHP’nin oylarını hiç artıramayan Kılıçdaroğlu’nu 12 yıldır başlarında tutmaktadırlar.</p>



<p>Evet, sünniler için Alevilik endişe verici bir durum değildir.</p>



<p>Ama Akşener Kılıçdaroğlu’nu devreden çıkarabilmek için bu argümanı kullanmıştır.</p>



<p>*</p>



<p>7.  Ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaşın dile getirdiği ‘uluslararası karar vericilere’ selam çakmak gerektiğini bilen Akşener bu selamı yıllar önce çakmış ve yakın zamanda da bu selamı tekrarlamıştır.</p>



<p>İşte şöyle…</p>



<p>Akşener dört yıl önce yaptığı bir Anıtkabir ziyaretinin çıkışında ‘buraya iman tazelemek için geldik’ dedi.</p>



<p>Hac farizasını yapan bir kişi, ne Anıtkabire ne de bir başka kabire iman tazelemek için gidilmeyeceğini bilmez mi?</p>



<p>Bilir!</p>



<p>Öyleyse niye eder bu sözü?</p>



<p>‘Uluslararası karar vericilere selam çakmak için’.</p>



<p>Başka bir izahı yok!</p>



<p>Gelelim Akşener’in ‘uluslararası karar vericilere’ çaktığı son selama…</p>



<p>Bilindiği gibi Akşener tarih eğitimi almış birisi.</p>



<p>Üstelik doktora yapmış.</p>



<p>Ve genel geçer tabirle ‘sağ kulvarda’ siyaset yapıyor.</p>



<p>Böyle bir siyasetçi, sünni müslümanların üzerine asla toz kondurmadığı…</p>



<p>Üstad Necip Fazıl’ın ‘Ulu Hakan’ dediği…</p>



<p>İttihatçı Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın:</p>



<p>“Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?</p>



<p>Târihler ismini andığı zaman,</p>



<p>Sana hak verecek, ey koca Sultan;</p>



<p>Bizdik utanmadan iftira atan,</p>



<p>Asrın en siyâsî Padişâhına”</p>



<p>Diyerek, ruhundan istimdat ettiği, özür dilediği…</p>



<p>En zor şartlarda 33 yıl Osmanlı Cihan Devletini yöneten bir padişaha dil uzatır mı?</p>



<p>Uzatmaz!</p>



<p>Uzatmaması gerekir.</p>



<p>Öyleyse niye dil uzattı?</p>



<p>Cevap açık:</p>



<p>‘Uluslararası karar vericilere’ selam çakmak ve aradığınız aday benim demek için.</p>



<p>Ne demişti ABD Başkanı Biden:</p>



<p>“Erdoğan&#8217;a karşı muhalefeti savunmaları gerektiğini belirterek, ‘Erdoğan&#8217;ı darbeyle değil seçimle devireceğim’ dedi.”</p>



<p>Anlaşılacağı gibi Biden, Kılıçdaroğlu, Akşener dahil, herkesin bir planı varken, elbet Allah’ın da bir planı var…</p>



<p>İşte şöyle:</p>



<p>“…Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu.<br>Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.”<br>(Enfal, 30)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aksenerin-adaylik-plani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milletimiz Nankör mü?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/milletimiz-nankor-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/milletimiz-nankor-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2022 06:14:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18116</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul ve Ankara seçim sonuçlarına bakarak, &#8220;Ak Parti&#8217;nin ülkemizde yıllarca yaptığı çok sayıda  hizmetin karşılığı bu mu olmalıydı?&#8221; sorusu çok haklı bir sorudur. Fakat,  bu soruyu duygularımıza yenik düşerek cevaplamak yerine, sağduyulu biçimde  akıl ve siyasetin ışığında cevaplamak zorunluluğumuz vardır. Bir cerrah, kendi eşi veya çocuğunda tespit ettiği amansız bir hastalık karşısında duygularına yenik düşerek onu görmezden gelmesi mümkün müdür? Neşteri atıp hastalığı gördüğünde kimseye söylemeden &#8220;kapatalım gitsin&#8221; demesiyle hastalık iyileşir mi? Böyle doktor olur mu! Yıllarca ilgilenip tecrübe kazanan ve işi bilenler için siyaset de öyledir&#8230;Duygusal yaklaşımla çözüm üretilmez. Siyasette soru, çok acımasızca sorulur ve hiçbir etki altında kalmadan aklın ve biliminin gerekleri doğrultusunda&#160; cevap ve çözüm aranır&#8230;Bunu becerebilenler de var olmaya devam ederler&#8230; Milletimizin siyasi olaylara&#160; yaklaşımı ve davranış biçimi hiçbir şekilde nankörlük başlığı altında okunamaz, okunmamalıdır. Sorunları görmezden gelmek, hastalıkta olduğu gibi bizleri şifa bulmaya iyileşmeye götürmez. Hastalık, en acımasız tarafıyla tanımlanmalıdır ki tedavi yapılabilsin! Bizim de acizane yapmaya çalıştığımız budur! Geçmiş hükümetler görevlerini gerektiği biçimde yerine getirmedikleri için, hizmet üretmede onlara göre daha başarılı olan Ak Parti&#8217;ye milletimiz yirmi yıldır oy vererek teşekkür etmektedir. Ak Parti&#8217;nin de buna mukabil teşekküre cevabı,&#160; geçmişte yaptığı hizmetleri hergün sayıp dökmesi&#160; yerine geleceğe ilişkin daha fazla hizmet&#160; üretmesi ve bunu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul ve Ankara seçim sonuçlarına bakarak, &#8220;Ak Parti&#8217;nin ülkemizde yıllarca yaptığı çok sayıda  hizmetin karşılığı bu mu olmalıydı?&#8221; sorusu çok haklı bir sorudur. Fakat,  bu soruyu duygularımıza yenik düşerek cevaplamak yerine, sağduyulu biçimde  akıl ve siyasetin ışığında cevaplamak zorunluluğumuz vardır.</p>



<p>Bir cerrah, kendi eşi veya çocuğunda tespit ettiği amansız bir hastalık karşısında duygularına yenik düşerek onu görmezden gelmesi mümkün müdür? Neşteri atıp hastalığı gördüğünde kimseye söylemeden &#8220;kapatalım gitsin&#8221; demesiyle hastalık iyileşir mi? Böyle doktor olur mu!</p>



<p>Yıllarca ilgilenip tecrübe kazanan ve işi bilenler için siyaset de öyledir&#8230;Duygusal yaklaşımla çözüm üretilmez. Siyasette soru, çok acımasızca sorulur ve hiçbir etki altında kalmadan aklın ve biliminin gerekleri doğrultusunda&nbsp; cevap ve çözüm aranır&#8230;Bunu becerebilenler de var olmaya devam ederler&#8230;</p>



<p>Milletimizin siyasi olaylara&nbsp; yaklaşımı ve davranış biçimi hiçbir şekilde nankörlük başlığı altında okunamaz, okunmamalıdır. Sorunları görmezden gelmek, hastalıkta olduğu gibi bizleri şifa bulmaya iyileşmeye götürmez. Hastalık, en acımasız tarafıyla tanımlanmalıdır ki tedavi yapılabilsin! Bizim de acizane yapmaya çalıştığımız budur!</p>



<p>Geçmiş hükümetler görevlerini gerektiği biçimde yerine getirmedikleri için, hizmet üretmede onlara göre daha başarılı olan Ak Parti&#8217;ye milletimiz yirmi yıldır oy vererek teşekkür etmektedir. Ak Parti&#8217;nin de buna mukabil teşekküre cevabı,&nbsp; geçmişte yaptığı hizmetleri hergün sayıp dökmesi&nbsp; yerine geleceğe ilişkin daha fazla hizmet&nbsp; üretmesi ve bunu yaparken de kasıtlı kasıtsız hatalardan kaçınmasıdır.</p>



<p>Halk, seçimde oy vererek geçmişe teşekkür etmiş olur ve hesap kapanır. Bu noktada milletimizden istenense bundan daha fazlasıdır. Yönetirken, geçmişte yapılan veya gelecekte mutemel yapılacak kasıtlı veya kasıtsız&nbsp; hataları, yanlışları ve&nbsp; eksikleri görmemesi ve ruhsata dönüştürmesidir. İşte bu olmaz!</p>



<p>Siz hiç, babalık görevini yerine getirmeyen haylaz birine bakarak, sorumluluğunu bilen, ailesi ve çocuklarına karşı görevlerini eksiksiz yerine getiren muhterem bir babaya&nbsp; teşekkür edildiğini gördünüz mü? Ya da buna mukabil bu babanın ailesine veya çocuklarına karşı hata yapma ruhsatı istediğine şahit oldunuz mu? Bu sebeple,&nbsp; görevini yerine getiren&nbsp; bir hükümete teşekkür etmek bir zorunluluk da değildir. Sadece&nbsp; incelik ve nezakettir&#8230;Üstelik milletimiz oy vererek teşekkürün en iyisini yapmışken!</p>



<p>Bir de, karşılaştığımız siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunları sosyal medyada yazmayalım, konuşmayalım yaklaşımı var. Bu durumda toplumsal sorunları sadece Ak Parti&#8217;nin iç meselesi gibi görmek de vahim yanlıştır. Bir köyün camisini kasıtlı veya kasıtsız şekilde yakan veya yıkan köy muhtarı için, sorunu kendi evinde veya oy verenleriyle konuşsun denilebilir mi? Yanan veya yıkılan cami, oy veren vermeyen köylülerin tamamının değil midir?</p>



<p>Ak Parti&#8217;nin bize sağladığı özgür düşünce imkanıyla birbirimizi anlamak için konuşalım&#8230;Hem de özgürce!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/milletimiz-nankor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Ne ki?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/guclendirilmis-parlamenter-sistem-ne-ki/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/guclendirilmis-parlamenter-sistem-ne-ki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 08:48:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18020</guid>

					<description><![CDATA[Son zamanların en popüler sorusu, &#8220;Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem nedir?” sorusudur. Muhalefet uzun süredir anlatmaya, izah etmeye çalışıyor ama başaramıyor. Çünkü ortada bir sistem yok! Ak Parti ve liderinin doğru veya yanlış uygulamalarının eleştirilerinin toplamına,&#160; Güçlendirilmiş Parlamenter sistem diyorlar. Yazık da ediyorlar… Muhalefetin söylediklerinden özetle anladığım, Başkanlık Sisteminin bugünkü yetkileriyle donattığı Başkan, insan yanlış yapar ilkesinden hareketle elleri ayakları bağlanmalı, önüne engeller konulmalı, arkasından çengellerle çekilmeli, hareket kabiliyeti kısıtlanmalı ve de formaliteye dönüştürülmelidir. İyi de bu sözlerin aynı zamanda bir başka anlamı, seksen dört milyondan oluşan Türk milletinin içinde&#160; Allah&#8217;tan korkan, vicdanıyla hareket eden, hiçbir kontrole ihtiyaç duymadan ahlakıyla dürüstçe bu ülkeyi yönetecek adam yok demek değil midir? Bu yaklaşım, milletimize yapılabilecek en büyük hakarettir.&#160; Eğer durumumuz bu ise, oturup hep birlikte ağlayalım o zaman! Hayır bu düşünceyi reddediyorum.&#160;&#160; Ya yıllardır frene ihtiyaç duymayan, haram helal bilen ve Allah korkusu taşıyan adam yetiştirme çabasında olanlar…Ne oldu sizlere? Sizlerde mi adamlarınızdan endişelisiniz? Sizler de mi, bu vasıflarda bir kişiye sahip değilsiniz? O halde sizler neden karşısınız? Bana kalırsa sorun Başkanlık Sisteminin değil, bazı noktalarda hatalı uygulanmasıdır. Sistemin dayattığı şartlara göre partilerin idaresi ve milletvekilliğinin oluşmamasıdır. Ancak bu sorunlu durum, seçimlere kadar geçicidir. Ülkemizde,&#160; idari zaaftan kaynaklı hatalı uygulamalar veya&#160; dış sebepler nedeniyle &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son zamanların en popüler sorusu, &#8220;Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem nedir?” sorusudur. Muhalefet uzun süredir anlatmaya, izah etmeye çalışıyor ama başaramıyor. Çünkü ortada bir sistem yok! Ak Parti ve liderinin doğru veya yanlış uygulamalarının eleştirilerinin toplamına,&nbsp; Güçlendirilmiş Parlamenter sistem diyorlar. Yazık da ediyorlar…</p>



<p>Muhalefetin söylediklerinden özetle anladığım, Başkanlık Sisteminin bugünkü yetkileriyle donattığı Başkan, insan yanlış yapar ilkesinden hareketle elleri ayakları bağlanmalı, önüne engeller konulmalı, arkasından çengellerle çekilmeli, hareket kabiliyeti kısıtlanmalı ve de formaliteye dönüştürülmelidir.</p>



<p>İyi de bu sözlerin aynı zamanda bir başka anlamı, seksen dört milyondan oluşan Türk milletinin içinde&nbsp; Allah&#8217;tan korkan, vicdanıyla hareket eden, hiçbir kontrole ihtiyaç duymadan ahlakıyla dürüstçe bu ülkeyi yönetecek adam yok demek değil midir? Bu yaklaşım, milletimize yapılabilecek en büyük hakarettir.&nbsp; Eğer durumumuz bu ise, oturup hep birlikte ağlayalım o zaman! Hayır bu düşünceyi reddediyorum.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Ya yıllardır frene ihtiyaç duymayan, haram helal bilen ve Allah korkusu taşıyan adam yetiştirme çabasında olanlar…Ne oldu sizlere? Sizlerde mi adamlarınızdan endişelisiniz? Sizler de mi, bu vasıflarda bir kişiye sahip değilsiniz? O halde sizler neden karşısınız? Bana kalırsa sorun Başkanlık Sisteminin değil, bazı noktalarda hatalı uygulanmasıdır. Sistemin dayattığı şartlara göre partilerin idaresi ve milletvekilliğinin oluşmamasıdır. Ancak bu sorunlu durum, seçimlere kadar geçicidir.</p>



<p>Ülkemizde,&nbsp; idari zaaftan kaynaklı hatalı uygulamalar veya&nbsp; dış sebepler nedeniyle ortaya çıkan sorunların kaynağı Başkanlık Sistemine yükleniyor. Bu doğru değildir. Bana kalırsa Başkanlık Sistemi bu ülkenin ve milletimizin hayrınadır. Muhafaza edilmesi gerekir.</p>



<p>Yıllar sonra elde ettiğimiz Cumhurbaşkanı seçme hakkımızı elimizden almak istiyorlar. Bir de milletimize sağlamış olduğu, kendi temsilcilerinden başarılı olandan başarısızı ayırma imkanı elinden alınmış olacak. Buna şiddetle karşı çıkmalıyız.</p>



<p>Hükümet olmak zorunluluğu olmadığından, seçimler sonucunda ortaya çıkacak sonuca göre Başkanlık Sistemi ezber bozacak bir sistemdir. Neden mi?</p>



<p>1-Tüm Partilere, bölgesinden seçilebilecek kişiyi milletvekili adayı olarak göstermek zorunluluğunu dayatmaktadır. Hangi parti olursa olsun milletimizin değerliyle kavgalı ve onlara yabancı birini milletvekili seçtirmesi çok zordur. Parti liderinin değil, bölgesinde sevilen, halk nezdinde karşılığı olan, yaşamıyla çevresine örnek olan, sevilen sayılan ve tanınan kişiler arasından milletvekili adayı tercihi yapan kazanacaktır.</p>



<p>2- Bu sistem küçük partilere yarayan bir sistem olacaktır. Dünya görüşü birbirine benzeyen siyasi partiler, yukarıda bahsettiğim ilkelerle aday tercihi yapmaları halinde kazançlı çıkacaklardır. Büyük partilerin aleyhine olan bu sistem küçük partilerin önünü de açmaktadır. Durumu bir örnekle izah etmek mümkündür. Bir yanda büyük partinin tanınmayan ve eski ezbere göre belirlenmiş toplumdan kopuk yaşamı olan milletvekili adayı, diğer tarafta küçük partinin tanınmış ve millet nezdinde karşılığı olan adayı. Kim kazanır?&nbsp;</p>



<p>3- Bu sistem lider sultasını yıktığından toplum içinde ehliyet ve liyakat sahibi birçok kişiyi siyaset yapmaya zorlayacaktır. Parlamentoda düşündüğünü rahatlıkla söyleyen, yanlışlara kimin yaptığına bakmaksızın itiraz eden çok gürültülü bir meclis meydana getirecektir.</p>



<p>4- Başkanlık Sistemi, iyi kişiliği nedeniyle aday gösterilen ve bu nedenle de kazanan bir milletvekilini, arkasında halk desteği olan biri olarak çok güçlü kılacaktır. Bu yön tüm partilerde cevherlerin ortaya çıkmasına neden olacak ve partilerin yönetimine, lider dahil olmak üzere birçok alternatif oluşturacaktır. Bazı partilerin üst düzey yöneticilerinin sessizliği ve de şiddetle karşı çıkmaları bu nedenledir.</p>



<p>5- Dayatılan bir milletvekilini halk kabul edip seçmez. Hele geçmişte, liste dayatma yanlışı da seçmen üzerinde ciddi olumsuz etki yapmaktaydı. Başbakana oy veren listesine de vermek zorundaydı. Hatta bana kalırsa, her partinin seçmen listesi de tercihli olmalıdır. Partiye ve liderine göre bir kişi birinci sırada olsa da, seçmene göre sonuncu sıradaki aday milletvekili olmaya daha layık olabilir. Bu yönüyle sistem, seçmene iradesini tam olarak parlamentoya yansıtma imkanı tanımaktadır.</p>



<p>6- Halktan doğrudan destekle seçilen milletvekili vatandaştan dert dinleyebilir,  hesap sorabilir hatta sorun çözebilir. </p>



<p>Başkanlık sisteminin azaltabilecek sorunlarına ve zararlarına da bir sonraki yazımda değineceğim inşallah…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/guclendirilmis-parlamenter-sistem-ne-ki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>13. Cumhurbaşkanı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/13-cumhurbaskani/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/13-cumhurbaskani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2021 12:15:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17952</guid>

					<description><![CDATA[Neredeyse 50 yıldır Cumhurbaşkanımız Erdoğan hataları ve sevaplarıyla milletimizin gözünün önünde ve siyaset sahnesindedir… Peki, Millet İttifakı’nın adayı nerede? Yok! Neden? Çünkü, şimdi açıklanırsa yıpranırmış…Atatürk duyunca “hah işte tam da bu!” diyecekmiş…Peki, Atatürk&#8217;le iletişim kurup, adayı beğenip beğenmediğini ona kim soracakmış? Ne hallere kaldık yahu…! Rabbim, aklımızı muhafaza eyle… Yüzde 15 oyla İyi Parti Genel Başkanına göre Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakının adayı olacakmış… Yüzde yirmi beş oyla CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da, “o aday benim” demeye getiriyor… Geriye PKK ilişkili HDP’nin oyu kaldı…O da İstanbul seçimlerinde olduğu gibi tamamsa, gelsin Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı öyle mi? Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacak aday şimdiden açıklanırsa yıpranırmış…Kafaya bakar mısınız? Ortaya çıkmasını, ülkemizin sorunlarına ilişkin düşüncelerini anlatmasını, çözüm önerilerini sıralamasını, ehliyet ve liyakat sınavından geçmesini istemek hakkımız yok mu? Adayın biri yaptıklarıyla 50 yıldır ortada, diğeri ise yapacaklarını anlatmak için meydanda yok öyle mi? Mümkünse hiç çıkmasın ortaya!Nasılsa onu seçecek kitle hazırda bekliyor öyle mi? Bu nasıl seçmen okumasıdır. Çünkü, milletimizi ikna edip birlikte yürüyecek karizmatik bir lidere sahip değiller…Keşke olsaydı…Bu nedenle 13. Cumhurbaşkanı adayını köşe bucak gizliyorlar… Ülkemizi yönetebilir olduğuna milletimizi ikna etmesine gerek yoktur. Çünkü oradan yüzde 25 oy, buradan yüzde 15 oy bir de PKK ilişkili HDP oldu mu liderin yöneteceği &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Neredeyse 50 yıldır Cumhurbaşkanımız Erdoğan hataları ve sevaplarıyla milletimizin gözünün önünde ve siyaset sahnesindedir…</p>



<p>Peki, Millet İttifakı’nın adayı nerede? Yok!</p>



<p>Neden? Çünkü, şimdi açıklanırsa yıpranırmış…Atatürk duyunca “hah işte tam da bu!” diyecekmiş…Peki, Atatürk&#8217;le iletişim kurup, adayı beğenip beğenmediğini ona kim soracakmış?</p>



<p>Ne hallere kaldık yahu…! Rabbim, aklımızı muhafaza eyle…</p>



<p>Yüzde 15 oyla İyi Parti Genel Başkanına göre Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakının adayı olacakmış…</p>



<p>Yüzde yirmi beş oyla CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da, “o aday benim” demeye getiriyor…</p>



<p>Geriye PKK ilişkili HDP’nin oyu kaldı…O da İstanbul seçimlerinde olduğu gibi tamamsa, gelsin Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı öyle mi?</p>



<p>Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacak aday şimdiden açıklanırsa yıpranırmış…Kafaya bakar mısınız? Ortaya çıkmasını, ülkemizin sorunlarına ilişkin düşüncelerini anlatmasını, çözüm önerilerini sıralamasını, ehliyet ve liyakat sınavından geçmesini istemek hakkımız yok mu?</p>



<p>Adayın biri yaptıklarıyla 50 yıldır ortada, diğeri ise yapacaklarını anlatmak için meydanda yok öyle mi? Mümkünse hiç çıkmasın ortaya!Nasılsa onu seçecek kitle hazırda bekliyor öyle mi? Bu nasıl seçmen okumasıdır.</p>



<p>Çünkü, milletimizi ikna edip birlikte yürüyecek karizmatik bir lidere sahip değiller…Keşke olsaydı…Bu nedenle 13. Cumhurbaşkanı adayını köşe bucak gizliyorlar…</p>



<p>Ülkemizi yönetebilir olduğuna milletimizi ikna etmesine gerek yoktur. Çünkü oradan yüzde 25 oy, buradan yüzde 15 oy bir de PKK ilişkili HDP oldu mu liderin yöneteceği toplumu ikna etmesine ne gerek var öyle mi? Bu mühendislik hesabı nerede yapıldı? Nasılsa hazır bir topluluk var, başına herhangi birini monte ederiz öyle mi? Kısa zaman olursa, kimse bir şey anlamaz…Akıl alır gibi değil!</p>



<p>13. Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bugün yaşadığı ekonomik sıkıntılardan bizleri nasıl çıkaracağını şimdiden hatta daha da öncesinden yeterli zaman dilimi içinde bize anlatıp ikna etmeyecek mi? Kim yönetecek onun adına?</p>



<p>25 kiloluk bir un geçen ay 100 lirayken bugün 280 liraya nasıl çıkmış ve bu fahiş fiyat artışlarıyla ilgili nasıl bir mücadele verip ekonomiyi rayına oturtmayı planladığını da mı anlatmayacak öyle mi?</p>



<p>Döviz, faiz, borsa sarmalından bu ülkeyi nasıl çıkaracak onu da mı söylemeyecek?</p>



<p>13. Cumhurbaşkanı, ekonomik hiçbir veriyle açıklanamayacak şekilde, “Bir galeride sıfır araba 260 bin lira, aynı galeride ikinci el araba 400 bin lira nasıl olur?” sorusunu sorup hesap sorabilecek mi? Bunu hangi siyasi güçle yapacak?</p>



<p>PKK ilişkili HDP oyu ile seçilmiş 13. Cumhurbaşkanı, Suriye, Irak, Libya ve diğer ülkelerde ABD ve Avrupa’nın da karşısına dikilip PKK’yı nasıl yok edecek?</p>



<p>Sonuç, kaos!</p>



<p>Nasıl vardık buraya!</p>



<p>Soruların bir kısmını da 13. Cumhurbaşkanı adayına sormak isteriz…Ama o yok! Neden? Çünkü yıpranır…Seçimlere bir iki kala inşallah…</p>



<p>Allah’ım, bizlere bir çıkış yolu ihsan et ve yardım eyle…!</p>



<p>Amin!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/13-cumhurbaskani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
