<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sayı 17 &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/sayi-17/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Jan 2019 13:04:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Sayı 17 &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Editörden Şubat 2019</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/editorden-subat-2019/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/editorden-subat-2019/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 22:30:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı 17]]></category>
		<category><![CDATA[Şubat 2019]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8246</guid>

					<description><![CDATA[‘Aldırma Gönül, Aldırma …’ Sosyalist eğilimi yüzünden yaşadığı sürece hiç rahat bırakılmamış ve faili meçhul bir cinayete kurban gitmiş yazar. Bu tanımlama maktul meşhur Sabahattin Ali’yi tanımlamak için yeterli gelir mi? Gelmez, o modern Türkiye’ye ağır gelen bir yazar. ‘Leylim ley, aldırma gönül, çocuklar gibi, kıyamadığım, dağlar, melankoli, ben yine sana vurgunum’ şarkılarının sözlerine hayat veren şairin nasıl ve niçin, kim tarafından öldürüldüğü hâlâ meçhul. Ali, ‘aldırma gönül’ adlı şiiri Sinop Cezaevi’nde yazmıştır. Sinop Cezaevi, denize karşıdır ancak pencereler yüksekte olduğundan şu efsane sözler dökülür şairin kaleminden: “Dışarda deli dalgalar Gelip duvarları yalar Seni bu sesler oyalar Aldırma gönül, aldırma Görmesen bile denizi Yukarıya çevir gözü Deniz dibidir gökyüzü Aldırma gönül, aldırma” Tıpkı bu dizelerde olduğu gibi memleketin en haysiyetli aydınlarından biri, sağlığında tahkikatlardan başını kaldıramadığı, yetmezmiş gibi öldükten sonra da bıraktığı kültürel tereke tepe tepe kullanılmıştır. Onun şiirlerine şarkılar besteleyenler, o besteleri şakıyanlar ve hatta o şarkılardan keyif çıkaranlar, o maktul meşhura borçlarını ödememişlerdir. Yazar, muharrir, fikir ve eylem adamları dahi o borca bigâne kalanlar cümlesine dâhildirler. Dünya görüşü hangi cihete bakarsa baksın, günümüz Türkiyesi’nin nahak yere katledilen Sabahattin Ali’ye karşı borçlu olduğunu düşünüyorum. Mamafih bir biçimde bu borcu ödemek için bir şeyler yapmaya yeltenenlerin karşısına engeller çıkarmak, evvelemirde o &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>‘Aldırma Gönül, Aldırma …’</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sosyalist eğilimi yüzünden yaşadığı sürece hiç rahat bırakılmamış ve faili meçhul bir cinayete kurban gitmiş yazar. Bu tanımlama maktul meşhur Sabahattin Ali’yi tanımlamak için yeterli gelir mi? Gelmez, o modern Türkiye’ye ağır gelen bir yazar. ‘Leylim ley, aldırma gönül, çocuklar gibi, kıyamadığım, dağlar, melankoli, ben yine sana vurgunum’ şarkılarının sözlerine hayat veren şairin nasıl ve niçin, kim tarafından öldürüldüğü hâlâ meçhul.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Ali, ‘aldırma gönül’ adlı şiiri Sinop Cezaevi’nde yazmıştır. Sinop Cezaevi, denize karşıdır ancak pencereler yüksekte olduğundan şu efsane sözler dökülür şairin kaleminden:</span></p>
<p class="p5"><span class="s1">“Dışarda deli dalgalar<br />
</span><span class="s1">Gelip duvarları yalar<br />
</span><span class="s1">Seni bu sesler oyalar<br />
</span><span class="s1">Aldırma gönül, aldırma<br />
</span><span class="s1">Görmesen bile denizi<br />
</span><span class="s1">Yukarıya çevir gözü<br />
</span><span class="s1">Deniz dibidir gökyüzü<br />
</span><span class="s1">Aldırma gönül, aldırma”</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Tıpkı bu dizelerde olduğu gibi memleketin en haysiyetli aydınlarından biri, sağlığında tahkikatlardan başını kaldıramadığı, yetmezmiş gibi öldükten sonra da bıraktığı kültürel tereke tepe tepe kullanılmıştır. Onun şiirlerine şarkılar besteleyenler, o besteleri şakıyanlar ve hatta o şarkılardan keyif çıkaranlar, o maktul meşhura borçlarını ödememişlerdir. Yazar, muharrir, fikir ve eylem adamları dahi o borca bigâne kalanlar cümlesine dâhildirler. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Dünya görüşü hangi cihete bakarsa baksın, günümüz Türkiyesi’nin nahak yere katledilen Sabahattin Ali’ye karşı borçlu olduğunu düşünüyorum. Mamafih bir biçimde bu borcu ödemek için bir şeyler yapmaya yeltenenlerin karşısına engeller çıkarmak, evvelemirde o borca duyarsız kalmakla aynı şeydir. Yıllardır onun eserlerinden nemalananların telif haklarının serbest hale gelmesinden sonra kitaplarını yeniden basan yayınevleri arasında ayrımcılık yaparak bir kısmını görmezden gelip özellikle farklı addettikleri yayınevine karşı aba altından sopa göstermeleri, o zatın kültürel mirasını sömürmekten başka bir şey değildir. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sabahattin Ali, üzerine yazılan yazılarda gözden kaçırılan bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum. Her ne kadar Sabahattin Ali’nin mahpushane ile tanışması Mustafa Kemal döneminde olsa da <b>(Ceza almasına neden olan şiir Mustafa Kemal’e hakaret etmek için değil İsmet İnönü ve Ali Çetinkaya hakkındadır:  “İsmet girmedi mi daha kodese/Kel Ali’nin boynu vurulmuş mudur?” Mısralarda ismi gecen kişiler İsmet İnönü ve Ali Çetinkaya’dır.) </b>akabinde devam eden İsmet İnönü döneminde de hakkındaki tahkikatlar ağırlaşarak devam etmiş olup katli dahi o dönemde vaki olmuştu. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Ali, 2 Nisan 1948’de katledilirken iktidarda<br />
I. Saka Hükümeti (10.09.1947-10.06.1948) vardı. Sabahattin Ali’nin ölümünden CHP’nin mesul olduğu itirafı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi. (https://www.ntv.com.tr/turkiye/kilicdaroglu-sabahattin-aliyi-chp-oldurdu,_ZIoySmlhUW16muhwBr95Q)</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Kılıçdaroğlu’nun üstü örtülmüş bir hakikati ifade ederken bu itirafın gereğinin yapılmasına dair herhangi bir talepte bulunmaması manidardır. İşte Yörünge dergisi, günümüz Türkiye okur-yazarları adına bir misyon üstlenerek çağrıda bulunuyor: </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Sabahattin Ali’ye iade-i itibar meyanında devlet adına bir komisyon kurulup Sabahattin Olayı incelenip dönemin yöneticileri dâhil sorumlular mahkûm edilsin. Ve bu çalışma kayıtlara bir borcun ifa edilmesi diye geçsin. Bir sonraki ay yeni bir sayıda buluşmak dileğiyle…</span></p>
<p class="p7" style="text-align: center;"><span class="s1">* * *</span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Not: Ocak 2019 sayılı 16. Sayımızda kapak konusu olarak yayınladığımız ”Tarihselciliğin Çöküşü” isimli makale, yazarının talebiyle yayından kaldırılmıştır. Okuyucularımıza duyurulur.</span></p>
<p>Adil Gülmez</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/editorden-subat-2019/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
