<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Salgın &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/salgin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2021 11:45:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Salgın &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Covid-Politik</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/covid-politik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/covid-politik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2021 11:45:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Covid]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17590</guid>

					<description><![CDATA[Aşılama haritasına baktığımız zaman en yüksek orana CHP’nin güçlü olduğu illerde ulaşıldığını görüyoruz. İkinci sırada ise AKP-MHP’nin güçlü olduğu bölgeler var. En düşük oran HDP’nin güçlü olduğu bölgelerde gerçekleşmiş.Doğu-G.Doğu bölgesindeki aşı çekimserliği (Yılmaz Erdoğan’ın devletin kendilerini dinlemek için spiral taktırdığını düşünen köylüleri tasvir eden &#8221;Eski köye yeni adet&#8221; filminden de anlaşılacağı üzere) bölge insanının bilindik-tahmin edilebilir refleksleri ile izah edilebilir. Ancak burada Ak Parti ve CHP seçmeni açısından ilginç bir tablo var.CHP seçmeninin önemli bir bölümü Ak Parti hükümetinin (Erdoğan’ın ve sağlık bakanının) aşı politikalarını desteklerken (aşılarını yaptırırken), Ak Partinin tabanında bu politikaları benimsemeyen önemli bir seçmen kitlesi bulunuyor.CHP tabanı Erdoğan’ın/bakanın doğru yaptığını düşünüyor ve aşısını yaptırıyor. Ama Ak Parti tabanının önemli bir bölümü bu kampanyaya iştirak etmiyor.Siyasi analistler bu durumu yorumladılar mı bilmiyorum (ben rastlamadım) ama bu durum ‘’Erdoğan ister, tabanı biat eder/yapar’’ ezberini bir kez daha bozuyor. Bu durumu daha önce de gözlemlemiştik.Destek verdiği siyasi liderin her dediğini kabul etmemek ve bazen ondan ayrışarak özgün tavırlar sergilemek elbette ki siyaseten bir hak ve hatta bazı durumlarda bir erdemdir. Ancak aşılama konusu farklı bir durum. Bu konuda direnç gösteren Ak Partilileri hatalı buluyor, aşılarını yaptıran CHP’lileri ise tebrik ediyorum (tabii ki diğer partilileri de).Erdoğan’ı destekleyenler, aşılamayı teşvik eden Erdoğan’a, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Aşılama haritasına baktığımız zaman en yüksek orana CHP’nin güçlü olduğu illerde ulaşıldığını görüyoruz. İkinci sırada ise AKP-MHP’nin güçlü olduğu bölgeler var. En düşük oran HDP’nin güçlü olduğu bölgelerde gerçekleşmiş.<br><br>Doğu-G.Doğu bölgesindeki aşı çekimserliği (Yılmaz Erdoğan’ın devletin kendilerini dinlemek için spiral taktırdığını düşünen köylüleri tasvir eden &#8221;Eski köye yeni adet&#8221; filminden de anlaşılacağı üzere) bölge insanının bilindik-tahmin edilebilir refleksleri ile izah edilebilir. Ancak burada Ak Parti ve CHP seçmeni açısından ilginç bir tablo var.<br><br>CHP seçmeninin önemli bir bölümü Ak Parti hükümetinin (Erdoğan’ın ve sağlık bakanının) aşı politikalarını desteklerken (aşılarını yaptırırken), Ak Partinin tabanında bu politikaları benimsemeyen önemli bir seçmen kitlesi bulunuyor.<br><br>CHP tabanı Erdoğan’ın/bakanın doğru yaptığını düşünüyor ve aşısını yaptırıyor. Ama Ak Parti tabanının önemli bir bölümü bu kampanyaya iştirak etmiyor.<br><br>Siyasi analistler bu durumu yorumladılar mı bilmiyorum (ben rastlamadım) ama bu durum ‘’Erdoğan ister, tabanı biat eder/yapar’’ ezberini bir kez daha bozuyor. Bu durumu daha önce de gözlemlemiştik.<br><br>Destek verdiği siyasi liderin her dediğini kabul etmemek ve bazen ondan ayrışarak özgün tavırlar sergilemek elbette ki siyaseten bir hak ve hatta bazı durumlarda bir erdemdir. Ancak aşılama konusu farklı bir durum. Bu konuda direnç gösteren Ak Partilileri hatalı buluyor, aşılarını yaptıran CHP’lileri ise tebrik ediyorum (tabii ki diğer partilileri de).<br><br>Erdoğan’ı destekleyenler, aşılamayı teşvik eden Erdoğan’a, sağlık bakanına ve bilim insanlarına güvensinler. Aşılarını olsunlar. Böylece hem kendilerini hem diğer insanları korumuş, salgının daha fazla uzamasını ve ekonominin daha fazla bozulmasını engellemiş olurlar. Hiçbir devlet bu kadar yoğun gelen bir sel, salgın ve yangın afetini -daha uzun sürmesi halinde- finanse edemez. Dolayısıyla bu (aşı olma) aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.<br><br>Bu arada bazıları ‘’76 milyon aşılama var ama hala günlük vaka sayıları 22 binin üzerinde, demek ki aşılama işe yaramıyor’’ diyor. Yanlış. 76 milyon aşılama 76 milyon bağışık insan demek değil, bu baştan beri yapılan toplam doz sayısı. Aşılaması tamamlanan, yani bağışık hale gelen (2 doz aşılaması yapılan ve üzerinden 2 hafta geçen) nüfusumuz 20 milyon civarında. Yani halen bağışık halde olmayan 60 milyon insanımız var. Bu salgının sürmesi için fazlası ile yeterli olan bir nüfus. Ayrıca aşılananların %10-15’inde de (korunmamaları halinde) virüs (+) olabilir. Ama tabii ki hastalığı daha hafif atlatırlar. Kısaca aşılama hızımız virüsün yayılma hızından daha geride (delta varyantının bulaşıcılığı da fazla). Salgının duraklaması ancak toplumun %70-80’i tam bağışık hale gelince gerçekleşecek. Ne var ki bu orana henüz çok uzağız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/covid-politik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşı Karşıtlarına Önemli Bir Soru</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asi-karsitlarina-onemli-bir-soru/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asi-karsitlarina-onemli-bir-soru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 14:16:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17561</guid>

					<description><![CDATA[Gözlemlerimiz ve hekim arkadaşlarımızdan aldığımız veriler şunu gösteriyor; Artık Covid-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastaların büyük çoğunluğu (Sağlık Bakanımızın da&#160; açıkladığı gibi %95’ten fazlası) aşısız olanlar&#160; veya aşılarını henüz tamamlatamamış vakalardan oluşuyor. Yatan hastalar içinde önerilen aşı protokolünü tam olarak tatbik eden (&#8221;2 Biontech&#8221;, &#8221;3 Sinovac&#8221; veya &#8221;2 Sinovac+1 Biontech&#8221; yaptıran) vaka sayısı yok denecek kadar az. Bu veriler muhtemelen önümüzdeki günlerde kamuoyu ile daha detaylı bir şekilde paylaşılacaktır.&#160; Bunun aşılama oranını daha da artıracağını düşünüyorum. Çünkü halkımız aşının koruyuculuğunu bu şekilde daha somut ve daha net bir şekilde görmüş olacak. Tabii bu süre içinde aşı olmadığı için hastalanan, hastaneye-yoğun bakıma yatırılan ve hatta -maalesef- ölen vakalar da olacak ve insanlar bunları (ölenlerin hemen hepsinin aşılanmayanlardan çıktığını) da görecek. Şimdiden ‘’ah keşke aşı olsaydım/olsaydı’’ diyen nice pişmanlıklara şahit oldum/oluyoruz. İmdi, Allah cc kitabında ‘’kim bir nefsi öldürmüşse (ölümüne sebep olmuşsa) tüm insanları öldürmüş gibi olur’’ buyuruyor (5/32). Bu durumda, aşı konusunda yalan-yanlış bilgilerle konuşan ve insanları yanıltan, onların aşı olmalarını engelleyen ve böylece ölümüne (ve tabi hastalanmalarına da) sebep olan bazı kimseler, bunun hesabını nasıl verecekler? Verebilecekler mi? Muhtemelen aşı karşıtları da aynı soruyu bize soracak ve diyecekler ki; ‘’asıl insanları öldüren sizsiniz, aşı yaparak vs, bunun hesabını nasıl vereceksiniz?’’ Cevabı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gözlemlerimiz ve hekim arkadaşlarımızdan aldığımız veriler şunu gösteriyor;</p>



<p>Artık Covid-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastaların büyük çoğunluğu (Sağlık Bakanımızın da&nbsp; açıkladığı gibi %95’ten fazlası) aşısız olanlar&nbsp; veya aşılarını henüz tamamlatamamış vakalardan oluşuyor.</p>



<p>Yatan hastalar içinde önerilen aşı protokolünü tam olarak tatbik eden (&#8221;2 Biontech&#8221;, &#8221;3 Sinovac&#8221; veya &#8221;2 Sinovac+1 Biontech&#8221; yaptıran) vaka sayısı yok denecek kadar az.</p>



<p>Bu veriler muhtemelen önümüzdeki günlerde kamuoyu ile daha detaylı bir şekilde paylaşılacaktır.&nbsp; Bunun aşılama oranını daha da artıracağını düşünüyorum. Çünkü halkımız aşının koruyuculuğunu bu şekilde daha somut ve daha net bir şekilde görmüş olacak.</p>



<p>Tabii bu süre içinde aşı olmadığı için hastalanan, hastaneye-yoğun bakıma yatırılan ve hatta -maalesef- ölen vakalar da olacak ve insanlar bunları (ölenlerin hemen hepsinin aşılanmayanlardan çıktığını) da görecek. Şimdiden ‘’ah keşke aşı olsaydım/olsaydı’’ diyen nice pişmanlıklara şahit oldum/oluyoruz.</p>



<p>İmdi, Allah cc kitabında ‘’kim bir nefsi öldürmüşse (ölümüne sebep olmuşsa) tüm insanları öldürmüş gibi olur’’ buyuruyor (5/32). Bu durumda, aşı konusunda yalan-yanlış bilgilerle konuşan ve insanları yanıltan, onların aşı olmalarını engelleyen ve böylece ölümüne (ve tabi hastalanmalarına da) sebep olan bazı kimseler, bunun hesabını nasıl verecekler? Verebilecekler mi?</p>



<p>Muhtemelen aşı karşıtları da aynı soruyu bize soracak ve diyecekler ki; ‘’asıl insanları öldüren sizsiniz, aşı yaparak vs, bunun hesabını nasıl vereceksiniz?’’</p>



<p>Cevabı çok basit;</p>



<p>Birincisi, biz işin ehli (yüzbinlerce tabip) olarak ve bilimsel verilere dayanarak konuşuyoruz, bilimsel veriler ortada (bu konuda 12.500&#8217;den fazla bilimsel yayın var [1])ve aşı olduğu için ölen tek bir insan yok ama aşılanmadığı için ölenler çok. Yani sizin bu iddianız basit bir yalandan ibaret. Yok böyle bir şey. Dolayısıyla, biz, işin ehli olarak ve delile/hüccete dayanarak konuştuğumuz için, bizim ihlal ettiğimiz Kur’anî bir ilke bulunmuyor (yok ama velev ki aşıya bağlı bir kaç ölüm olsa bile), ama siz pek çok Kur’ani ilkeyi ihlal ediyorsunuz. Çünkü; 1-Öncelikle işin ehli değilsiniz (tabip olmayanlar), 2-daha da önemlisi elinizde hiçbir delil yok, delilsiz konuşuyorsunuz, 3-aşı lehindr var olan delilleri görmezden geliyorsunuz ve 4-delil niteliğinde olmayan asparagas (fasık) haberlerini de araştırmadan yayıyor, milleti yalanlarınızla korkutuyorsunuz.</p>



<p>Hani elinizdeki deliller. Varsa çıkarın delillerinizi? Ama gazete haberi değil, hakemli dergilerde yayımlanmış bilimsel araştırma makaleleri olacak, aşıdan dolayı ölüm bildiren tek bir tane dahi çalışma var mı? YOK. Buna karşı aşının etkili ve güvenli olduğunu gösteren onlarca çalışma var. Yani elinizde hiçbir delil olmadığı (delilsiz konuştuğunuz gibi), aksi yöndeki yüzlerce delili de görmezden geliyor, onları yok sayıyor ve insanları yalanlarınızla mağdur ediyorsunuz.</p>



<p>Ne uğruna? Ya bitki satmak için ya meşhur olmak için ya da başka bir amaçla…</p>



<p>Bunun hesabını nasıl vereceksiniz?</p>



<p>Hiç mi düşünmeyeceksiniz?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asi-karsitlarina-onemli-bir-soru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aspirin, Küçükusta ve Dilipak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aspirin-kucukusta-ve-dilipak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aspirin-kucukusta-ve-dilipak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2021 14:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17398</guid>

					<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta (Covid geçirenlere) Aspirin’i tavsiye eden şöyle bir twit attı;‘’Ağır KOVİD geçirenlere, KOVİD&#8217; i hafif geçirseler de obezite, diyabet, kalp-damar hastalığı, insülin direnci gibi pıhtılaşma riskini artıran hastalığı olanlara kontrendike bir durum yoksa 4-6 ay düşük doz aspirin tedavisinin faydalı olacağı kanaatindeyim.’’Bu tiwitin içeriğinde hiçbir problem yok. Nitekim -takip edenler bilirler ki- aynı tavsiyeyi baştan beri biz de yapıyoruz. Problem şu ki, Covid aşılarının yan etkilerini abartarak aktaran, atıp tutan ve komplolar üreten Dilipak, bu twiti re-twit etmiş. ‘’E bunda ne var ki?’’ denebilir. Şöyle bir şey var;Biz ‘’Covid-19 aşılarının yan etkileri kullandığımız en güvenilir ilaçların yan etkilerinden farklı değil’’ deyip duruyoruz ama bir türlü anlatamıyoruz. İşte şimdi Küçükusta ve Dilipak da Aspirini tavsiye etti, zaten herkes peynir ekmek gibi tüketiyor, o halde biz de şimdi Aspirin’in prospektüsünde yazan olası yan etkilerini yazalım da ne dediğimiz daha iyi anlaşılsın.ASPİRİNİN OLASI YAN ETKİLERİ: Nezle, burun tıkanıklığıCilt reaksiyonları (kaşıntı, kurdeşen, ödem)Anafilaktik şok (Ani aşırı duyarlılık tepkisi)Bu yan etkiler geliştiğinde doktorunuza veya acile başvurun uyarısı var. YAYGIN YAN ETKİLER:-Mide yanması, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi mide-bağırsak sistemi (gastrointestinal) bozuklukları,-Gastrointestinal kanaldan az miktarda kan kaybı (mikro hemoraji),-Yaygın olmayan Gastrointestinal ülser (Çok seyrek vakalarda perforasyona/delinmeyeyol açabilir),-Gastrointestinal &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta (Covid geçirenlere) Aspirin’i tavsiye eden şöyle bir twit attı;<br><br>‘’Ağır KOVİD geçirenlere, KOVİD&#8217; i hafif geçirseler de obezite, diyabet, kalp-damar hastalığı, insülin direnci gibi pıhtılaşma riskini artıran hastalığı olanlara kontrendike bir durum yoksa 4-6 ay düşük doz aspirin tedavisinin faydalı olacağı kanaatindeyim.’’<br><br>Bu tiwitin içeriğinde hiçbir problem yok. Nitekim -takip edenler bilirler ki- aynı tavsiyeyi baştan beri biz de yapıyoruz. Problem şu ki, Covid aşılarının yan etkilerini abartarak aktaran, atıp tutan ve komplolar üreten Dilipak, bu twiti re-twit etmiş. ‘’E bunda ne var ki?’’ denebilir. Şöyle bir şey var;<br><br>Biz ‘’Covid-19 aşılarının yan etkileri kullandığımız en güvenilir ilaçların yan etkilerinden farklı değil’’ deyip duruyoruz ama bir türlü anlatamıyoruz. İşte şimdi Küçükusta ve Dilipak da Aspirini tavsiye etti, zaten herkes peynir ekmek gibi tüketiyor, o halde biz de şimdi Aspirin’in prospektüsünde yazan olası yan etkilerini yazalım da ne dediğimiz daha iyi anlaşılsın.<br><br>ASPİRİNİN OLASI YAN ETKİLERİ:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Nezle, burun tıkanıklığı</li><li>Cilt reaksiyonları (kaşıntı, kurdeşen, ödem)</li><li>Anafilaktik şok (Ani aşırı duyarlılık tepkisi)<br><br>Bu yan etkiler geliştiğinde doktorunuza veya acile başvurun uyarısı var.</li></ul>



<p>YAYGIN YAN ETKİLER:<br>-Mide yanması, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi mide-bağırsak sistemi (gastrointestinal) bozuklukları,<br>-Gastrointestinal kanaldan az miktarda kan kaybı (mikro hemoraji),<br>-Yaygın olmayan Gastrointestinal ülser (Çok seyrek vakalarda perforasyona/delinmeye<br>yol açabilir),<br>-Gastrointestinal kanama (Uzun süreli CORASPIN 100 mg kullanım gastrointestinal kanaldan gizli kan kaybına bağlı olarak demir eksikliği anemisine neden olabilir.),<br>-Gastrointestinal enflamasyon,<br>-Dışkınızın koyu renkli olması (melena) veya kan kusmanız durumunda (her ikisi de ciddi mide kanamasının belirtilerindendir) derhal doktorunuza bildirmelisiniz.</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Cilt reaksiyonları.</li></ul>



<p>SEYREK YAN ETKİLER:<br>-Özellikle hipertansiyonu (yüksek tansiyon) kontrol edilemeyen ve/ veya münferit vakalarda potansiyel olarak yaşamı tehdit edebilecek antikoagulanlarla (kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar) eş zamanlı tedavi gören hastalarda beyin kanaması gibi ciddi kanamalar bildirilmiştir.<br>Özellikle astım hastalarında cilt, solunum yolları, gastrointestinal kanal ve kardiyovasküler sistemde (dolaşım sistemi) aşırı duyarlılık reaksiyonlanrı.<br>Semptomlar arasında hipotansiyon (tansiyon düşüklüğü), dispne (nefes darlığı) atakları, rinit (soğuk almaktan e gelen, burun akması, aksırma ile beliren hastalık), geniz tıkanması, anafilaktik şok (hayati risk taşıyan, ani ve aşırı duyarlılığın yol açtığı klinik tablo) ve anjiyonörotik ödem (deri altında belirli bir bölgeyle sınırlı, Ürtikere benzeyen iri ve ağrısız şişliklerin belirdiği alerjik bozukluk) bulunabilir.<br>Şiddetli glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6DP) (bir tür enzim) eksikliği formları olan hastalarda hemoliz (kan yıkımı) ve hemolitik anemi (alyuvarların (kırmızı kan hücrelerinin) normal ömürlerini tamamlamadan yıkıma uğrayarak kan dolaşımından uzaklaşması) bildirilmiştir.<br>-Muhtemelen kanama süresinin uzadığı, burun kanaması, dişeti kanaması, kütanöz kanama veya ürogenital kanama gibi kanamalar. Bu etki, kullanımdan sonra 4 ila 8 gün kadar sürebilir<br><br>ÇOK SEYREK YAN ETKİLER:<br>Beyin kanaması: Özellikle hipertansiyonu (yüksek tansiyon) kontrol edilemeyen ve veya münferit vakalarda potansiyel olarak yaşamı tehdit edebilecek antikoagulanlar (kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar) ile eş zamani tedavi gören hastalarda beyin kanaması gibi ciddi kanamalar bildirilmiştir.<br>-Hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü),<br>-Gut; Düşük dozlarda aspirin ürik asit atılımını azaltır ve bu durum eğilimi olan hastalarda gut (eklemlerde ani ve şiddetli gelişen ağrı, hassasiyet, kızarıklık, şişme ve sıcaklık artışı nöbetlerine neden olan bir hastalık) ataklarına neden olabilir.<br>-Karaciğer fonksiyonlarında bozulma, yüksek karaciğer değerleri.<br>-Böbrek fonksiyon bozukluğu ve akut böbrek yetmezliği,<br>-Eritema eksudativum multiforme (simetrik, sabitlenmiş, kırmızı ciltten kabarık lezyonların ani ortaya çıkışı olarak adlandırılan cilt reaksiyonları).<br><br>BİLİNMEYEN YAN ETKİLER<br><br>Baş ağrısı, baş dönmesi, işitme bozukluğu, kulak çınlaması ye zihin karışıklığı aşırı doz belirtileri olabilir. Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.<br><br>Kullanma Talimatında yer alan veya almayan herhangi bir yan etki meydana gelmesi durumunda hekiminiz, eczacınız veya hemşireniz ile konuşunuz…<br>…<br>Demek ki neymiş?<br>Dilipak’ın tavsiye ettiği (yanlış anlaşılmasın biz de tavsiye diyoruz) Aspirinin bile mide kanaması, mide delinmesi, beyin kanaması ve anaflaktik şok gibi ölümcül yan etkileri olabiliyormuş. Gut, karaciğer ve böbrek yetmezliği yapabiliyormuş vs…<br><br>E niye kullanıyoruz o zaman? Çünkü faydası zararından fazla, ayrıca bunlar illa olacak diye bir kural yok, ama düşük bir olasılık da olsa kural gereği yazılmak-bildirilmek zorunda ki meydana geldiğinde tedbir alınsın, bu aşı için de böyle ilaç için de…<br><br>Ayrıca Aspirin de gavurların ilacı, yerli değil ki, Alman Bayer firmasının, Bayer’in Aspirin haplarına da çip yerleştirmediği ne malum?</p>



<p>Ah tutarlılık ah…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aspirin-kucukusta-ve-dilipak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Covid-19 Aşısı Bize Ne Kazandırıyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/covid-19-asisi-bize-ne-kazandiriyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/covid-19-asisi-bize-ne-kazandiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2021 10:03:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17377</guid>

					<description><![CDATA[Son günlerde ülkemizde de kullanılan mRNA (Pfizer) aşısı ile ilgili muhtelif spekülasyonlar yapılmakta ve Aşı Onam formunda yer alan allerji konusundaki bir ikaz gerekçe gösterilerek aşının ölüme neden olduğu/olabileceği söylenmektedir. Bu doğru değildir. Ama formdaki ifade böyle anlaşılabilmektedir. Bu nedenle formdaki bu ifadenin değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü ölümcül yan etkinin görülebileceği belirtilmekte ama bunun çok nadir (milyonda bir) görüldüğü ve daha da önemlisi tedavi edilebildiği belirtilmemektedir Nitekim bugüne kadar buna bağlı bir ölüm vakası görülmemiştir. Dolayısıyla vatandaş yanlış bilgilendirilmekte, gereksiz yere ürkütülmektedir (bu vakalar ancak tedavi edilmezse ölümcül olur tedavisi de epinefrin injeksiyonudur).Peki BioNTech/Pfizer aşısının bu en ciddi yan etkisi nedir ve bundan korkmalı mıyız?Ve aşının bize kazandırdıkları nelerdir?Bunu ABD&#8217;de yapılan şu çalışmanın somut verileri ile yanıtlayalım;HASTALIK GRUBU:3 Ocak 2021 itibariyle, ABD’de 20.346.372 Covid-19 vakası ve 349.246 ilişkili ölüm bildirilmiştir. Yani vakaların %1,7’si ölmüştür. Ayrıca hastalığı hafif atlatanlarda bile kalıcı semptomlar ve ciddi komplikasyonlar rapor edilmiştir. Hastalığın ömür boyu sürecek sekellerinin ne olduğu/olacağı da tam olarak bilinmemektedir (1).AŞI GRUBU:23 Aralık 2020 itibariyle ABD’de 1.893.360 BioNTech aşısı uygulanmış ve yalnızca 21 vakada ciddi alerji (anaflaksi) gelişmiştir(yani milyonda 1.1). Ve çoğunun (17’sinde) geçmişinde alerji hikayesi bulunan bu vakaların hepsi de tedavi edilmiş, evine salkmenb gönderilmiştir. Hiçbir vaka ölmemiştir (1). Alerji gelişme süresi aşıdan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son günlerde ülkemizde de kullanılan mRNA (Pfizer) aşısı ile ilgili muhtelif spekülasyonlar yapılmakta ve Aşı Onam formunda yer alan allerji konusundaki bir ikaz gerekçe gösterilerek aşının ölüme neden olduğu/olabileceği söylenmektedir. Bu doğru değildir. Ama formdaki ifade böyle anlaşılabilmektedir. Bu nedenle formdaki bu ifadenin değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü ölümcül yan etkinin görülebileceği belirtilmekte ama bunun çok nadir (milyonda bir) görüldüğü ve daha da önemlisi tedavi edilebildiği belirtilmemektedir Nitekim bugüne kadar buna bağlı bir ölüm vakası görülmemiştir. Dolayısıyla vatandaş yanlış bilgilendirilmekte, gereksiz yere ürkütülmektedir (bu vakalar ancak tedavi edilmezse ölümcül olur tedavisi de epinefrin injeksiyonudur).<br><br>Peki BioNTech/Pfizer aşısının bu en ciddi yan etkisi nedir ve bundan korkmalı mıyız?<br>Ve aşının bize kazandırdıkları nelerdir?<br><br>Bunu ABD&#8217;de yapılan şu çalışmanın somut verileri ile yanıtlayalım;<br><br>HASTALIK GRUBU:<br>3 Ocak 2021 itibariyle, ABD’de 20.346.372 Covid-19 vakası ve 349.246 ilişkili ölüm bildirilmiştir. Yani vakaların %1,7’si ölmüştür. Ayrıca hastalığı hafif atlatanlarda bile kalıcı semptomlar ve ciddi komplikasyonlar rapor edilmiştir. Hastalığın ömür boyu sürecek sekellerinin ne olduğu/olacağı da tam olarak bilinmemektedir (1).<br><br>AŞI GRUBU:<br>23 Aralık 2020 itibariyle ABD’de 1.893.360 BioNTech aşısı uygulanmış ve yalnızca 21 vakada ciddi alerji (anaflaksi) gelişmiştir(yani milyonda 1.1). Ve çoğunun (17’sinde) geçmişinde alerji hikayesi bulunan bu vakaların hepsi de tedavi edilmiş, evine salkmenb gönderilmiştir. Hiçbir vaka ölmemiştir (1). Alerji gelişme süresi aşıdan sonra ortalama 13 dakikadır (2-150 dk).<br><br>Zaten aşı yaptıranların 30 dakika hastanede beklemesi de bu nedenle önerilmektedir. Geçmişinde alerji hikayesi bulunanlar biraz daha fazla (2-3 saat) bekleyebilir. Anaflaksi gelişmesi halinde epinefrin iğnesi ile kolayca tedavi edilmektedir (2,3).<br><br>Sonuç;<br>Virüsü kapan her 100 kişiden 75-80&#8217;i hastalığı hafif-orta şiddette geçirmekte ise de ciddi iş gücü kayıpları ve ailece stres yaşanmakta, 15-18&#8217;i hastaneye, 4-5&#8217;i yoğun bakıma yatmakta, pahalı, uzun ve zahmetli tedaviler gerekmekte ve 1,7’si de yapılan tüm tedavilere rağmen ölmektedir. Bu oran, ülke nüfusuna göre 1 milyonda 17 bin, 10 milyonda 170 bin, 100 milyonda ise 1,7 milyon insanın ölümü demektir.<br><br>Buna karşı aşı yapılan nüfusta ise hastalık yok denecek kadar az, hastaneye yatış ve ölüm ise %0.<br><br>Hastalık yok, iş kaybı yok, stres yok, hastaneye yatış yok, yoğun bakım yok, ölüm yok…<br>Aşının 1 milyonda 1 görülen yan etkisi de rahatlıkla tedavi edilebiliyor.<br><br>Karar sizin.<br><br>Not: Aşının genetiğimizi değiştireceği ile ilgili iddialar da tamamen spekülasyondur. Bununla ilgili hiçbir bilimsel veri/delil yoktur. Ama sigaranın genetiğimizi değiştirdiği ve bu genetik değişikliğin nesilden nesile intikal ettiği kesindir ve bununla ilgili bilimsel yayınlar mevcuttur.<br><br>1-CDC COVID-19 Response Team; Food and Drug Administration. Allergic Reactions Including Anaphylaxis After Receipt of the First Dose of Pfizer-BioNTech COVID-19 Vaccine &#8211; United States, December 14-23, 2020 MMWR Morb Mortal Wkly Rep. 2021 Jan 15;70(2):46-51.<br>doi: 10.15585/mmwr.mm7002e1.<br>2-CDC. COVID-19 vaccination: clinical considerations. Interim clinical considerations for use of mRNA COVID-19 vaccines currently authorized in the United States. Atlanta, GA: US Department of Health and Human Services, CDC; 2020. https://www.cdc.gov/vaccines/covid-19/info-by-product/clinical-considerations.html<br>3-CDC. COVID-19 vaccination: clinical considerations. Interim considerations: preparing for the potential management of anaphylaxis after COVID-19 vaccination. Atlanta, GA: US Department of Health and Human Services, CDC; 2020. https://www.cdc.gov/vaccines/covid-19/info-by-product/pfizer/anaphylaxis-management.htm</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/covid-19-asisi-bize-ne-kazandiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşıyı Nasıl Bulacağız?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asiyi-nasil-bulacagiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asiyi-nasil-bulacagiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan ÜNLÜ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 May 2021 07:44:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17247</guid>

					<description><![CDATA[Bir önceki köşe yazımda, “Aşıyı Biz Neden Bulamadık” başlığıyla geldiğimiz noktada zihniyet çarpıklığına dikkat çekmiş, bu durumun da daha çok eğitim ve kültür alanından kaynaklandığını tespit ederek çözüme dönük bazı ipuçları vermeye çalışmıştım. Bugünkü yazımda bu konuyu biraz daha açarak irdelemeye çalışacağım. Zira, bu konu asırların getirdiği birtakım sorunları üzerinde barındıran, devletimizin ve milletimizin bekası için üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konudur. Batılı devletler, dogmatik unsurlar ve çarpık uygulamalarla dolu Hıristiyanlık karşısında çareyi din ile bilimi; kilise ile sanayiyi birbirinden ayırmakta buldu. Neticede kilisenin tasallutundan kurtulan bilim insanları aklın ışığında yeni keşifler ve buluşlarla modernizmin yolunu açtılar. Aynı zihniyeti ve yaklaşımı bizim için de arzulayan Batı, bu yolla İslam’ı kendi dinleriyle bir tutup akılları sıra Müslümanları da geri kalmışlıktan kurtaracaklarını ima ediyorlardı. Oysa unuttukları bir şey vardı. O da İslam’ın kutsal kitabı olan Kur’an’a kendi kitapları İncil’de olduğu gibi dışarıdan müdahale edilmemiş olması yani beşer sözü katılmamış olmasıydı. Bundan dolayı İslam, her türlü entrikaya rağmen asırlarca ayakta durabildi. Tek sorun, o yüce kitabın değişen ve gelişen çağlara uygun yorumlanmasındaydı. Bu yüce kitaba göre, alemlerinin rabbinin değişmez yasaları vardı. Bu yasaları, yasa koyucu olan Rab gerek afaki (kozmolojik) gerekse enfüsi (kişisel ve toplumsal) olarak insanlık alemine sunacaktı ve öyle de oldu. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir önceki köşe yazımda, “Aşıyı Biz Neden Bulamadık” başlığıyla geldiğimiz noktada zihniyet çarpıklığına dikkat çekmiş, bu durumun da daha çok eğitim ve kültür alanından kaynaklandığını tespit ederek çözüme dönük bazı ipuçları vermeye çalışmıştım.</p>



<p>Bugünkü yazımda bu konuyu biraz daha açarak irdelemeye çalışacağım. Zira, bu konu asırların getirdiği birtakım sorunları üzerinde barındıran, devletimizin ve milletimizin bekası için üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konudur.</p>



<p>Batılı devletler, dogmatik unsurlar ve çarpık uygulamalarla dolu Hıristiyanlık karşısında çareyi din ile bilimi; kilise ile sanayiyi birbirinden ayırmakta buldu. Neticede kilisenin tasallutundan kurtulan bilim insanları aklın ışığında yeni keşifler ve buluşlarla modernizmin yolunu açtılar.</p>



<p>Aynı zihniyeti ve yaklaşımı bizim için de arzulayan Batı, bu yolla İslam’ı kendi dinleriyle bir tutup akılları sıra Müslümanları da geri kalmışlıktan kurtaracaklarını ima ediyorlardı.</p>



<p>Oysa unuttukları bir şey vardı. O da İslam’ın kutsal kitabı olan Kur’an’a kendi kitapları İncil’de olduğu gibi dışarıdan müdahale edilmemiş olması yani beşer sözü katılmamış olmasıydı.</p>



<p>Bundan dolayı İslam, her türlü entrikaya rağmen asırlarca ayakta durabildi. Tek sorun, o yüce kitabın değişen ve gelişen çağlara uygun yorumlanmasındaydı.</p>



<p>Bu yüce kitaba göre, alemlerinin rabbinin değişmez yasaları vardı. Bu yasaları, yasa koyucu olan Rab gerek afaki (kozmolojik) gerekse enfüsi (kişisel ve toplumsal) olarak insanlık alemine sunacaktı ve öyle de oldu. (Fussilet/53)</p>



<p>Bu anlamda, tabiatın kevni yasalarını koyan ile toplumların teşri yasalarını koyan Zat aynı olması hasebiyle bilimleri ayırmanın; birini dini ilan ederken öbürünü ladini (din dışı) ilan etmenin hiçbir anlamı yoktu.</p>



<p>Bir bilim insanımızın ifadesiyle; bilimler arasında bir üstünlük derecesi kurmak ve hatta bilimleri dini bilimler ve din dışı bilimler diye ayırmak yanlıştı. (Şaban Ali Düzgün, Aydınlanmanın Keşif Araçları, s. 136)</p>



<p>Kur’an bırakın bilimleri birbirinden ayırmayı, ilmin artması ile Allah’ı hakkıyla tanıma arasında doğrudan bir ilişki kuruyor ve Allah&#8217;ın kulları içerisinde O’dan en çok haşyet duyanların bilginler olduğunu deklare ediyordu. (Fatır, 28)</p>



<p>İslam bilginlerinin ittifakla belirttiği gibi akıl, bütün insanlara Allah tarafından verilen evrensel bir hidayet kaynağı idi. İmam Cafer’in deyimiyle, “peygamber insanın dışındaki akıl; akıl insanın içindeki peygamber” idi.</p>



<p>İslam bilim geleneğinde, &#8220;alim&#8221; ve &#8220;bilim adamı&#8221; sıfatlarının kullanımında bir ayrışma yoktu. Örneğin ilk kelamcılar, aynı zamanda ilk fizikçilerdi. İslam filozofları, aynı zamanda bir tıpçı yahut matematikçi idi. (Düzgün, a.g.e., 182)</p>



<p>Peki ne oldu da bu bağlantı koptu? Bu bağlantı sağlam olduğu dönemlerde zirve yapan İslam alemi, bağlantı koptuğunda nasıl bir düşüşe sürüklendi?</p>



<p>Sorunun cevabı aslında kedisinde gizli. Kendince doğru yolu bulan Batının bize yutturduğu zokayı maalesef yuttuk. Yani biz de onların yaptığı gibi ‘din ile bilimi; cami ile cemiyeti; mektep ile medreseyi; akıl ile vahyi birbirinden ayırırsak kurtuluşa ereriz’ anlayışına kapıldık.</p>



<p>Nitekim, Kur’an ve dini ilimleri ilahiyatın konusu yaparken; fen ve teknoloji ilimlerini ladini (beşeri) ilimler kategorisine soktuk.</p>



<p>Geçmişte çocuklarımızı medreselere vererek onları ‘dinsizlik’ten koruyacağımızı düşündük. Aydınlanmanın dinden ve dini değerlerden uzaklaşıp bilime yönelmekte olduğu zehabına kapıldık.</p>



<p>O yüzden bir imamı/din görevlisini gördüğümüzde dini hatırlarken, bir bilim insanını gördüğümüzde seküler bir payeyi hatırlar olduk.</p>



<p>Halbuki işin aslı; ne din bilimin alternatif idi, ne de bilim dinin zıddı ve muhalifi idi. İkisi de aynı kaynaktan fışkıran farklı gözelerin görünümünden ibaretti.</p>



<p>Asırlar var ki bu anlamda kaht-ı rical (kaliteli insan) sıkıntısı çeken Osmanlı devletinde arayışlar hiç durmadan devam etti. Cumhuriyet’le birlikte kurulan ilahiyat fakülteleri ve sonrasında kurulan İmam-hatip Liseleriyle çözüm aranmaya çalışıldı.</p>



<p>Günümüzde hala tartışılan konuların başında gelen; kimilerine göre “laiklik elden gidiyor”, kimilerine göre de “din elden gidiyor” paranoyasının arka planında yatan da bu zihniyettir.</p>



<p>Şimdilerde daha iyi idrak ediyoruz ki aslında elden giden ne laikliktir ne de dindir. Elden giden maalesef, yanlış ve eksik eğitim programları ve müfredatlarıyla yetiştirilen evlatlarımızdır, yani geleceğimizdir.</p>



<p>Çözüm ise, diğer yazımda da ifade ettiğimi gibi tedaviyi ve reçeteyi bizim bünyemize hiç uygun olmayan yerlerde aramak yerine; kendi referanslarımıza ve tarihi gerçekliklerimize uygun olan bir zemin üzerinden aramaktır.</p>



<p>Bu zeminde akıl ile vahiy, din ile bilim, fikir ile zikir, seccade ile laboratuvar buluşacak; dinsiz bilim insanları yerine dindar bilim insanları, bağnaz din görevlileri yerine münevver/aydın ilim insanları yetişecektir.</p>



<p>Bunun için de dediğim gibi din ve dindarlık anlayışımızı; ibadetlerin tasnifi ve topluma yansıyan bakış açımızı; insani değer ve erdemlerin toplumsal hayattaki yeri ve önemi noktasını yeniden gözden geçirmekte fayda görüyorum.</p>



<p>Şunu unutmayalım; ferdi olarak yaptığımız ibadetlerin ecri kendimizedir ve Allah ile bizim aramızdadır. Toplumsal ibadetlerin, hayır ve iyiliklerin, toplum yararına yapılan hizmetlerin ecri ve geri dönüşü ise kendimizden öte tüm insanlığadır.</p>



<p>Merak etmeyin, bu bakış açısı ve zihniyet değişimi bizi aşıyı buldurmaya yetecektir.</p>



<p>Laboratuvarda insanlık için hizmet üreten dindar nesiller, geçirdiği bu zaman diliminin ibadet olduğu bilinciyle kozmolojik ayetleri gün yüzüne çıkarmaya devam edeceklerdir.</p>



<p>Selam ve dua ile…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asiyi-nasil-bulacagiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Corona ve Corona’ya Karşı Alınan Önlemler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/corona-ve-coronaya-karsi-alinan-onlemler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/corona-ve-coronaya-karsi-alinan-onlemler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salih Diriklik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2021 09:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[Covid]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17075</guid>

					<description><![CDATA[Kovid-19 saygınından korunmada vücut direncinin (bağışıklık sistemi sağlamlığının) önemli bir rolü olsa da, asla tek başına koruma sağlayacak bir güvence değil. Sürekli uyarısı yapılan maske-mesafe kuralı da aynı şekilde. Aşılanma derseniz, antikor oluşturması amaçlanan virüs ve ona çok yakın mutasyon türlerine karşı etkili, ama yapısı çok aykırı yepyeni türdeki mutasyon virüslere karşı koruyamayacak bir uygulama. Ekranlarda şov yapma döneminin henüz başlamadığı ilk salgın döneminde akil insanlar bizlere çok daha yararlı bilgiler sunmaktaydılar. Eminim, bugüne kadar Corona belasının bulaşmadığı insanların büyük kısmı da geçen 14 ay içinde bu uyarıları dikkatle uygulayan kişilerdir. Çünkü bazılarının &#8220;grip de bir virüs canım&#8221; diye küçümsediği Corona etkeni, en riskli ortamda bile anında sizi hasta edecek sayıda vücudunuza giremez; öncelikle vücuda giren öncü virüslerin uygun bir ortamda hızla çoğalarak belli bir sayıya ulaşmaları gerekir. İlk dönem sıklıkla vurgulanan ve asla unutmamamız gereken uyarılar ise şöyle: 1- Virüsün vücuda giriş ve yerleşip ürediği yer öncelikle burundur. Girişten sonraki ilk 4 saat virüsün buradaki üreme sürecidir. Virüs ancak belli sayıya ulaştıktan sonra önce ağız içine, sonra da akciğerlere iner. Bu sebeple dış ortamda bulunan veya riskli insanlarla temas sonrasında tercihen 2 saatte bir, ama asla 4 saati geçmeyecek süreler içinde (elbette elleri dikkatlice sabunladıktan sonra) mutlaka ağız içi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kovid-19 saygınından korunmada vücut direncinin (bağışıklık sistemi sağlamlığının) önemli bir rolü olsa da, asla tek başına koruma sağlayacak bir güvence değil. Sürekli uyarısı yapılan maske-mesafe kuralı da aynı şekilde. Aşılanma derseniz, antikor oluşturması amaçlanan virüs ve ona çok yakın mutasyon türlerine karşı etkili, ama yapısı çok aykırı yepyeni türdeki mutasyon virüslere karşı koruyamayacak bir uygulama.</p>



<p><br>Ekranlarda şov yapma döneminin henüz başlamadığı ilk salgın döneminde akil insanlar bizlere çok daha yararlı bilgiler sunmaktaydılar. Eminim, bugüne kadar Corona belasının bulaşmadığı insanların büyük kısmı da geçen 14 ay içinde bu uyarıları dikkatle uygulayan kişilerdir. Çünkü bazılarının &#8220;grip de bir virüs canım&#8221; diye küçümsediği Corona etkeni, en riskli ortamda bile anında sizi hasta edecek sayıda vücudunuza giremez; öncelikle vücuda giren öncü virüslerin uygun bir ortamda hızla çoğalarak belli bir sayıya ulaşmaları gerekir.</p>



<p><br>İlk dönem sıklıkla vurgulanan ve asla unutmamamız gereken uyarılar ise şöyle:<br></p>



<p>1- Virüsün vücuda giriş ve yerleşip ürediği yer öncelikle burundur. Girişten sonraki ilk 4 saat virüsün buradaki üreme sürecidir. Virüs ancak belli sayıya ulaştıktan sonra önce ağız içine, sonra da akciğerlere iner. Bu sebeple dış ortamda bulunan veya riskli insanlarla temas sonrasında tercihen 2 saatte bir, ama asla 4 saati geçmeyecek süreler içinde (elbette elleri dikkatlice sabunladıktan sonra) mutlaka ağız içi ve buruna 4-5 kere derin su çekip tükürmek/sümkürmek gerekir.</p>



<p><br>2- Bizi virüse karşı tek başına koruyacağına güvenmemek şartıyla, bol sebze-meyve, zencefil-zendeçal, sarımsak vs gibi (zaten herkesin bildiği) bağışıklık sistemi kuvvetlendirici malzemeler belli ölçü dahilinde tüketilmelidir.</p>



<p><br>3- Bu malzeme desteği yanında endişe, aşırı sıkıntı, hastalık korkusu vs. gibi bağışıklık sistemini dolaylı yoldan zayıflatıp kişide moralman çöküntüye sebep olacak etkenlerden kaçınmak ve manevi gücümüzü ve tevekkül duygumuzu kuvvetlendirmek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/corona-ve-coronaya-karsi-alinan-onlemler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teravih Namazını Camide Kılmadan Camide Kılma Sevabını Alanlar Oldu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/teravih-namazini-camide-kilmadan-camide-kilma-sevabini-alanlar-oldu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/teravih-namazini-camide-kilmadan-camide-kilma-sevabini-alanlar-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 08:01:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[Teravih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17064</guid>

					<description><![CDATA[Bunlar kimlerdir bilir misin? Bunlar, teravih namazı camide kılınacak diye sevinen kimselerdir. Bu sevinci yaşadılar. Camide teravihin tadı başkadır. Zira evde kılmak nefse ağır geliyor. Ama topluca kılınınca hafif geliyordu. Camide teravih hasretiyle yanıp tutuşanlar vardı. Bir de salgın ve tedbir değil de sırf teravihler camide kılınacak diye üzülenler oldu. Onlar kendilerini biliyorlar. Şimdilik onların dediği oldu. Teravihler belki ilk bir kaç hafta belki de tüm Ramazan ayı boyunca camide kılınmayacak. Tedbirler konusunda işin ehli bir şeyler söylüyor. Keşke başka şeyler hakkında da söyleselerdi. Keşke bilim kurulu ülkenin dört yanından toplanan ve sonra da ülkenin dört bir yanına dağılan maskesiz, mesafesiz siyasi cemaatlere de iki çift laf etseydi… Ama iki çift laf hep bizim hakkımız. Camilerde teravihin kılınmayacak olmasıtedbirler kapsamında alındığı için şikayet edecek ya da üzülecek değilim. Zira kapatılan veya kısıtlanan sadece camiler değil. Diğer kalabalık yerlerin de cemaati kapanma kapsamında. Bence konu sadece camiden ibaret değil. Zira okullar da aynı sıkıntıları çekti. Yarın okul başlanacak denildi. Sonra durduruldu. Haftaya yüz yüze başlanacak denildi. Sonra yine durduruldu. Okullar açıldı. İki gün sonra yine durduruldu. Yani kapanma ve kısıtlanma sadece camiler için değil. Özellikle öğretmen arkadaşlar çok gitgeller yaşadılar. Kahveler, halı sahalar, lokantalar için de aynısı oldu. Ama hepinizin malumu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bunlar kimlerdir bilir misin? Bunlar, teravih namazı camide kılınacak diye sevinen kimselerdir. Bu sevinci yaşadılar. Camide teravihin tadı başkadır. Zira evde kılmak nefse ağır geliyor. Ama topluca kılınınca hafif geliyordu. Camide teravih hasretiyle yanıp tutuşanlar vardı.</p>



<p>Bir de salgın ve tedbir değil de sırf teravihler camide kılınacak diye üzülenler oldu. Onlar kendilerini biliyorlar. Şimdilik onların dediği oldu. Teravihler belki ilk bir kaç hafta belki de tüm Ramazan ayı boyunca camide kılınmayacak.</p>



<p>Tedbirler konusunda işin ehli bir şeyler söylüyor. Keşke başka şeyler hakkında da söyleselerdi. Keşke bilim kurulu ülkenin dört yanından toplanan ve sonra da ülkenin dört bir yanına dağılan maskesiz, mesafesiz siyasi cemaatlere de iki çift laf etseydi… Ama iki çift laf hep bizim hakkımız.</p>



<p>Camilerde teravihin kılınmayacak olması<br>tedbirler kapsamında alındığı için şikayet edecek ya da üzülecek değilim. Zira kapatılan veya kısıtlanan sadece camiler değil. Diğer kalabalık yerlerin de cemaati kapanma kapsamında.</p>



<p>Bence konu sadece camiden ibaret değil. Zira okullar da aynı sıkıntıları çekti. Yarın okul başlanacak denildi. Sonra durduruldu. Haftaya yüz yüze başlanacak denildi. Sonra yine durduruldu. Okullar açıldı. İki gün sonra yine durduruldu. Yani kapanma ve kısıtlanma sadece camiler için değil. Özellikle öğretmen arkadaşlar çok gitgeller yaşadılar.</p>



<p>Kahveler, halı sahalar, lokantalar için de aynısı oldu.</p>



<p>Ama hepinizin malumu ki, bazı kesimlerin dokunulmazlığı var. Bu kadarını da normal (!) görmek lazım. Onlara bilim kurulu dahi ses edemez. Bence biz de siz de ses etmeyin… Tarih boyunca bu böyledir…</p>



<p>Rabbimiz bazı amellere niyet edip de onu yapamayanlara tam sevap vermiştir.</p>



<p>Rabbimiz şöyle buyurmuştur:</p>



<p>Kim Allah&#8217;a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah&#8217;a aittir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.</p>



<p>Nisa Sûresi 100.</p>



<p>Her kim teravihi camide cemaat ile kılınacak diye sevindi ise sonrasında camide teravihe izin verilmediği için kılamadıysa şüphesiz onun mükafatı Allah&#8217;a aittir…</p>



<p>Teravih, seni özledik. Tez gel!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/teravih-namazini-camide-kilmadan-camide-kilma-sevabini-alanlar-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Covid 19&#8217;a Hayranım!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bu-covid-19a-hayranim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bu-covid-19a-hayranim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2021 11:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Covid]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16889</guid>

					<description><![CDATA[Covid kurulunun dış bağlantıları nedeniyle evlere hapsedilmiş olsak da; Covid19’u takdir etmiyor da değilim.Neden mi bu takdirim?Bill Gates ve ekibinin aşısıyla beraber ürettiği bu Covid19 denilen mahluk öncelikle çok adaletli ve insaflı…Sanırım bu özelliğini Adalet ve Kalkınma Partisinden aldı.Çok merhametli ve muhabbetli…Sanırım bu özelliğini de Cumhuriyet Halk Partisinden aldı.Çok kibar ve nezaketli…Sanırım bu özelliğini de İYİ Partiden aldı.Çok demokratik…Bu özelliğini de Halkın Demokrasi Partisinden almış olmalı…İkili ilişkileri ve diplomasiyi de sanırım Kraliçenin partilerinden almış olmalı…Bütün bunları niye mi söylüyorum?Şunun için…Covid19 hangi dine mensup olurlarsa olsunlar:Hiç kimseyi ibadet hanelerinde öldürmüyor!Hiç kimseyi eğlence mekânlarında öldürmüyor!Hiç kimseyi okulda, medresede, tekkede dergahda öldürmüyor!Hiç kimseyi otelde motelde, handa hamamda öldürmüyor!Hiç kimseyi tarlada tabanda, kırda bayırda öldürmüyor!Hiç kimseyi kahvede, kafede, yemekhanede, yatakhanede öldürmüyor!Hiç kimseyi düğünde dernekde öldürmüyor.Hiç kimseyi evinde, yatağında, mutfağında öldürmüyor!Hiç kimseyi ne kışın ayazında kayak yaparken; ne de yazın sıcağında plajlarda güneşlenirken öldürmüyor!Hiç kimseyi sokakta, caddede, ara yolda, ana yolda, otobanda öldürmüyor!Hiç kimseyi uçakta, trende, metroda, otobüste, minibüste, yatta öldürmüyor!Ve mutlaka Covid kurulunun şefkatli kollarının olduğu hastahanelerde öldürüyor!Hani Atatürk ‘beni Türk hekimlerine emanet edin’ demişti ya!Tıpkı onun gibi, Covid19 da bu sözden ilham almış olmalı ki, hastahane dışında kimseyi öldürmüyor!Hastahane dışında kimsenin ağız tadını bozmuyor!Yurt içinde, yurt dışında illa hastahanelerin hijyenik ortamında, hekimlerin şefkatli &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Covid kurulunun dış bağlantıları nedeniyle evlere hapsedilmiş olsak da; Covid19’u takdir etmiyor da değilim.<br>Neden mi bu takdirim?<br>Bill Gates ve ekibinin aşısıyla beraber ürettiği bu Covid19 denilen mahluk öncelikle çok adaletli ve insaflı…<br>Sanırım bu özelliğini Adalet ve Kalkınma Partisinden aldı.<br>Çok merhametli ve muhabbetli…<br>Sanırım bu özelliğini de Cumhuriyet Halk Partisinden aldı.<br>Çok kibar ve nezaketli…<br>Sanırım bu özelliğini de İYİ Partiden aldı.<br>Çok demokratik…<br>Bu özelliğini de Halkın Demokrasi Partisinden almış olmalı…<br>İkili ilişkileri ve diplomasiyi de sanırım Kraliçenin partilerinden almış olmalı…<br>Bütün bunları niye mi söylüyorum?<br>Şunun için…<br>Covid19 hangi dine mensup olurlarsa olsunlar:<br>Hiç kimseyi ibadet hanelerinde öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi eğlence mekânlarında öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi okulda, medresede, tekkede dergahda öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi otelde motelde, handa hamamda öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi tarlada tabanda, kırda bayırda öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi kahvede, kafede, yemekhanede, yatakhanede öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi düğünde dernekde öldürmüyor.<br>Hiç kimseyi evinde, yatağında, mutfağında öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi ne kışın ayazında kayak yaparken; ne de yazın sıcağında plajlarda güneşlenirken öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi sokakta, caddede, ara yolda, ana yolda, otobanda öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi uçakta, trende, metroda, otobüste, minibüste, yatta öldürmüyor!<br>Ve mutlaka Covid kurulunun şefkatli kollarının olduğu hastahanelerde öldürüyor!<br>Hani Atatürk ‘beni Türk hekimlerine emanet edin’ demişti ya!<br>Tıpkı onun gibi, Covid19 da bu sözden ilham almış olmalı ki, hastahane dışında kimseyi öldürmüyor!<br>Hastahane dışında kimsenin ağız tadını bozmuyor!<br>Yurt içinde, yurt dışında illa hastahanelerin hijyenik ortamında, hekimlerin şefkatli kollarına teslim olmuş kimseleri öldürüyor!<br>Eğer kişi Covid’i evinde geçiriyorsa, onu da kesinlikle öldürmüyor!<br>İşte bütün bunlar ve elbet daha fazlası için Covid19’a hayranlığım her geçen gün biraz daha artıyor.<br>Oysa kalp sektesini düşünün bir kez!<br>Orası, burası, şurası demez, yakaladığı yerde öldürür!<br>Evet kalp hastalığı hiç terbiye görmemiş!<br>Ama bu Covid19 hakikaten başka!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bu-covid-19a-hayranim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtalyan Doktor: -Roberto Petrella, Covid-19-</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/italyan-doktor-roberto-petrella-covid-19/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/italyan-doktor-roberto-petrella-covid-19/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2020 09:58:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16298</guid>

					<description><![CDATA[Covid-19 ile ilgili safsatalar (infodemi) en az pandemi kadar yoruyor bizi. O kadar saçma sapan bilgiler/videolar yayılıyor ki inanılır gibi değil. En son dolaşıma sokulan video, Roberto Petrella adında bir İtalyan jinekoloğa ait.Videoyu ilk gördüğümde -doktor gözüyle- ‘’Kim inanır ki bu saçmalıklara?’’ dedim ama öyle olmuyormuş. Bu video ile ilgili aldığım mesaj/soru sayısı yüze yaklaştı. Bence Sağlık Bakanlığı bu işe bir el atmalı artık. Bu safsatalara cevap veren bir birim mi kurulur yoksa özel bir ekip mi bilemem ama bir şey yapılmalı. Zira hekim gözüyle bakınca biz bunları saçma buluyor ve dikkate almıyoruz ama halk öyle bakmıyor olaya.Bazıları -maalesef- DİN konusunda ‘’Arapça yazan kara kaplı herhangi bir kitaptaki her bilgiyi&#8221;, TIP konusunda da ‘’Gavurca (İng, Alm, Fr, İtly) konuşan beyaz önlüklü herkesi&#8221; doğru sanıyor.Aslında Petrella’nın söylediklerinin saçma-sapan sözler olduğunu anlamak için doktor olmaya gerek yok(tu). Okuma yazması olan herkes azıcık aklını kullanırsa bunu görür(dü). Ne diyor mesela?‘’Covid-19 testleri %90 pozitif çıkar, sakın yaptırmayın bu testi.’’ diyor.İyi de her gün yapılan test ve pozitif çıkan vaka sayısını zaten hepimiz görüyoruz. Örneğin dün (31 Kasım 2020) açıklanan verilere göre, yapılan test sayısı 176.656, pozitif çıkan vaka sayısı 31.219. Yani pozitiflik oranı %17,6. Hani nerede %90 pozitiflik?Üstelik bu oran oldukça yoğun bir döneme &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Covid-19 ile ilgili safsatalar (infodemi) en az pandemi kadar yoruyor bizi. O kadar saçma sapan bilgiler/videolar yayılıyor ki inanılır gibi değil. En son dolaşıma sokulan video, Roberto Petrella adında bir İtalyan jinekoloğa ait.<br><br>Videoyu ilk gördüğümde -doktor gözüyle- ‘’Kim inanır ki bu saçmalıklara?’’ dedim ama öyle olmuyormuş. Bu video ile ilgili aldığım mesaj/soru sayısı yüze yaklaştı. Bence Sağlık Bakanlığı bu işe bir el atmalı artık. Bu safsatalara cevap veren bir birim mi kurulur yoksa özel bir ekip mi bilemem ama bir şey yapılmalı. Zira hekim gözüyle bakınca biz bunları saçma buluyor ve dikkate almıyoruz ama halk öyle bakmıyor olaya.<br><br>Bazıları -maalesef- DİN konusunda ‘’Arapça yazan kara kaplı herhangi bir kitaptaki her bilgiyi&#8221;, TIP konusunda da ‘’Gavurca (İng, Alm, Fr, İtly) konuşan beyaz önlüklü herkesi&#8221; doğru sanıyor.<br><br>Aslında Petrella’nın söylediklerinin saçma-sapan sözler olduğunu anlamak için doktor olmaya gerek yok(tu). Okuma yazması olan herkes azıcık aklını kullanırsa bunu görür(dü). Ne diyor mesela?<br><br>‘’Covid-19 testleri %90 pozitif çıkar, sakın yaptırmayın bu testi.’’ diyor.<br><br>İyi de her gün yapılan test ve pozitif çıkan vaka sayısını zaten hepimiz görüyoruz. Örneğin dün (31 Kasım 2020) açıklanan verilere göre, yapılan test sayısı 176.656, pozitif çıkan vaka sayısı 31.219. Yani pozitiflik oranı %17,6. Hani nerede %90 pozitiflik?<br><br>Üstelik bu oran oldukça yoğun bir döneme ait. Yaz aylarında bu oran haftalardır %1-2 seviyelerinde seyretti mesela.<br><br>Bunları görmek ve Petrello&#8217;nun yalancı bir şarlatan olduğunu anlamak için doktor olmaya gerek mi var?<br><br>Petrella dakikalarca konuşuyor ve diyor ki; ‘’size çok önemli bir belge göstereceğim, bütün İtalya dikkat etsin, çok önemli bu, herkese söyleyin, yayın…vs’’ Sanıyorsun ki bir laboratuvar belgesi gösterecek ve ortalık yıkılacak! Ama bir sürü laf salatası arasında gösterdiği bir gazete haberi. Peki ne yazıyor orada? &#8220;Fransa hükümeti 11 Mayıs’ta haftada 700 bin Covid-19 testi yapmayı hedeflediğini açıklamış&#8221; (yani günde ortalama 100 bin). Belgeye bak, belgeye!! Şok, şok, şok!<br><br>Bizim şu andaki günlük test sayımız 176 bin civarında mesela, yani 100 binin çok çok üzerinde, ne olmuş yani?<br><br>Ama Mayıs ayında test kapasitesi bu kadar yüksek değildi, Fransa’da da bizde de, bu yüzden her ülke bu sayıyı artırmaya çalışıyordu, örneğin 11 Mayıstaki test sayımız 32.722, vaka sayımız 1,114 idi, ama şimdi 100 binin üzerine çıktık. Böyle olunca ne oluyor? Toplumdaki vakaları daha erken tespit ediyorsun.<br><br>Yani bu iyi bir şey. Fransa da o tarihte bunu hedeflemiş(muhtemelen de yapmıştır). Ama Petrello’ya göre buradaki amaç tüm çocuklara test yapmak ve testlerin yüzde 90’ı pozitif çıkacağı için herkesi aşılamak. Böylece nüfusun yüzde %’80’ni yok etmek! Öyle diyor.<br><br>Her gün gördüğümüz bu rakamlara rağmen ‘’testlerin %90’ı pozitif çıkar’’ diyen yani gözümüzün içine baka baka -utanmadan- yalan konuşan bir adamın söylediklerine cevap vermek eziyet verici bir durum, ama buna mecbur kalıyoruz ne yazık ki.<br><br>Petrello, tıbba/bilime aykırı sözleri yüzünden İtalyan sağlık kurumları tarafından hakkında birkaç kez soruşturma açılan (bu yönüyle meşhur olan) bir doktor. Bunu internetten kısa bir araştırma ile görüyoruz. Böyle saçma açıklamaları niye yaparlar bilemiyorum ama bu da meşhur olmanın (sivrilmenin, dikkat çekmenin) yeni bir yolu galiba. Sayıları az da olsa hemen hemen her ülkede varlar, biz de de Avrupa’da da Amerika’da da, kısaca insanın olduğu her yerde.<br><br>Ama ilginçtir, çok da sadık fanatikleri oluyor. O kadar ki, iki kere ikinin dört edeceğini bilmeyen (test pozitiflik oranı), bu kadar basit bir bilgiye bile sahip olmayan, gözümüzün içine baka baka çok şey biliyormuş edasıyla &#8220;2×2=5 eder&#8221; diyen bu şarlatanların 3 bilinmeyenli denklemleri çok iyi çözdüklerini düşünüyor ve her söylediklerine inanıyorlar!<br>İnanıyor ve savunuyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/italyan-doktor-roberto-petrella-covid-19/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Covid-19 ile İlgili Bazı Sorular ve Cevaplar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/covis-19-ile-ilgili-bazi-sorular-ve-cevaplar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/covis-19-ile-ilgili-bazi-sorular-ve-cevaplar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2020 08:44:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Covid]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16252</guid>

					<description><![CDATA[SORU 1- Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ), Covid-19 tedavisinde etkili bir ilacın bulunmadığını açıkladı. O halde buna rağmen neden bazı ilaçlar kullanılıyor?CEVAP 1- DSÖ’nün açıklaması yanlış da değil yeni de değil. Salgının başından beri virüsleri öldüren bir ilacın/antibiyotiğin bulunmadığını söyleyip duruyoruz. Antibiyotikler bakterileri öldürür ama virüsleri öldüremez. Zaten eğer elimizde virüsleri öldüren bir ilaç/antibiyotik olsa idi bu paniği yaşamazdık. Hayatı bu kadar kısıtlamaya gerek kalmazdı o zaman, bu ilacı verir ve tedavi ederdik hastaları. Ama yok böyle bir ilaç. Bu nedenle Covid-19’a karşı en etkili çözüm virüsle karşılaşmamak, virüse yakalanmamaktır. Yani MASKE, MESAFE ve HİJYENDİR. DSÖ’nün söylediği de budur ve doğrudur..SORU 2 &#8211; Madem böyle bir etkili ilaç yok o halde Covid-19’da kullanılan bu ilaçlar ne? Neden kullanılıyor bunlar?CEVAP 2 &#8211; Bu ilaçların bir bölümü –özellikle ülkemizde de kullanılan Favipiravir- virüsü öldüremiyor ama çoğalmasını ve hücrelere tutunmasını baskılıyor. Bu da hastalığın daha hafif seyretmesini sağlıyor. Tedavi süresi kısalıyor. Virüsün akciğerlere inmesini ve zatürre yapmasını önlüyor. Yoğun bakım ihtiyacını azaltıyor. Peki %100 mü bu etkileri? Elbette ki hayır ama istatistiksel olarak anlamlı bulunacak kadar etkili. Bir ilacın kullanılması için illa da %100 etkinlik gerekmiyor (zaten böyle bir ilaç yok gibi), bunun için -kontrol/plasebo grubuna karşı- %20-30 ilave etkinlik bile yetiyor. Tabi yan etkilerinin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>SORU 1- Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ), Covid-19 tedavisinde etkili bir ilacın bulunmadığını açıkladı. O halde buna rağmen neden bazı ilaçlar kullanılıyor?<br>CEVAP 1- DSÖ’nün açıklaması yanlış da değil yeni de değil. Salgının başından beri virüsleri öldüren bir ilacın/antibiyotiğin bulunmadığını söyleyip duruyoruz. Antibiyotikler bakterileri öldürür ama virüsleri öldüremez. Zaten eğer elimizde virüsleri öldüren bir ilaç/antibiyotik olsa idi bu paniği yaşamazdık. Hayatı bu kadar kısıtlamaya gerek kalmazdı o zaman, bu ilacı verir ve tedavi ederdik hastaları. Ama yok böyle bir ilaç. Bu nedenle Covid-19’a karşı en etkili çözüm virüsle karşılaşmamak, virüse yakalanmamaktır. Yani MASKE, MESAFE ve HİJYENDİR. DSÖ’nün söylediği de budur ve doğrudur..<br><br>SORU 2 &#8211; Madem böyle bir etkili ilaç yok o halde Covid-19’da kullanılan bu ilaçlar ne? Neden kullanılıyor bunlar?<br>CEVAP 2 &#8211; Bu ilaçların bir bölümü –özellikle ülkemizde de kullanılan Favipiravir- virüsü öldüremiyor ama çoğalmasını ve hücrelere tutunmasını baskılıyor. Bu da hastalığın daha hafif seyretmesini sağlıyor. Tedavi süresi kısalıyor. Virüsün akciğerlere inmesini ve zatürre yapmasını önlüyor. Yoğun bakım ihtiyacını azaltıyor. Peki %100 mü bu etkileri? Elbette ki hayır ama istatistiksel olarak anlamlı bulunacak kadar etkili. Bir ilacın kullanılması için illa da %100 etkinlik gerekmiyor (zaten böyle bir ilaç yok gibi), bunun için -kontrol/plasebo grubuna karşı- %20-30 ilave etkinlik bile yetiyor. Tabi yan etkilerinin de kabul edilebilir sınırlarda olması gerekiyor. Ki öyleler zaten. Aksi halde ruhsat alamazlar.<br><br>Covid-19 hastalarında kullanılan Favipiravir&#8217;in etkili olabilmesi için doz yüklemesi gerekiyor, bu ilacın birinci gün 12 saat arayla 8&#8217;er tablet alınmasının nedeni budur ve bunda bir yanlışlık yoktur Çünkü çalışmalar bu şekilde bir doz yüklemesi yapılan hastalarda daha iyi sonuçlar alındığını (daha etkili ve faydalı) olduğunu gösteriyor. Ayrıca bu ilaç virüsün replikasyon yani çoğalma döneminde (hastalığın ilk günlerinde) kullanılınca daha etkili oluyor. Bu nedenle &#8221;benim durumum iyi, şikayetim yok, ilaç almama gerek yok&#8221; denmemeli, tablo bozulunca ilacın etkisi de azalıyor çünkü. Doktorların önerileri harfiyen tatbik edilmelidir, zira doktorlar kendi tercihlerini değil, Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nın belirlediği tedavi protokollerini (algoritmayı) uyguluyorlar. Ayrıca bakanlık, yeni veriler geldikçe bu tedavi şemalarını güncelliyor. Yani lehte ve aleyhte bir bulgu hemen yansıtılıyor bu protokollere. Bakanlığa/Doktorlarınıza güvenin.<br><br>SORU 3- ‘’Covid-19’da ölüm sebebi hastalıktan daha çok kullanılan ilaçlardır, başta kalp krizi olmak üzere bu ilaçların yan etkileridir’’ deniyor. Bu doğru mu?<br>CEVAP 3- Hayır, doğru değil. Ölüm nedeni bu ilaçlar değil, Covid-19 enfeksiyonunun neden olduğu komplikasyonlardır. Özellikle koagülopati (yani pıhtılaşma problemleri) ve sitokin fırtınası değimiz durum. Covid-19 sistemik bir vaskülit yapar, damarlarda pıhtılara neden olur, dolayısıyla kalp krizini de tetikler, çünkü koroner damarlarda pıhtılar oluşur. Kalp krizine neden olan olay da budur zaten. Nitekim bu durum (yani Covid-19’un pıhtılaşma sorunlarına neden olduğu) bilindiği için salgının başından beri Heparin ve Aspirin gibi –antikoagülan ilaçlar- kullanılıyor. Hatta bu ilaçlara belli bir yaşın üzerinde iyileştikten sonra bile 6 ay devam ediliyor. Ama buna rağmen bazı hastalarda başlayan kötü süreç durdurulamıyor ve hasta kaybediliyor.<br>Yani Covid-19 tedavisinde kullanılan ilaçların bir bölümü virüsün çoğalmasını ve hücreye tutunmasını önlemeye yönelik iken bir bölümü de virüsün sebep olduğu komplikasyonları önlemek için kullanılıyor. Tablo bazen öyle karmaşık hale geliyor ki, normalde hastalığa yakalanmamak için direnci yüksek olsun istenen bu hastalarda, bağışıklık sistemi –Deksametazon gibi bazı ilaçlarla- baskılanıyor. Çünkü en sık ölüm sebebi sitokin fırtınası dediğimiz bu durumdur. Bu, bağışıklık sisteminin virüse karşı aşırı bir şekilde savunma yapması demek. Bu aşırı savunma –otoimmun reaksiyon- esnasında bağışıklık sistemi virüsü öldüreyim derken kendi dokularımızı da öldürüyor, harap ediyor. Bu yüzden Deksametazon gibi ilaçlardan –doğru zamanda ve doğru hastalarda- kullanılırsa çok olumlu yanıtlar alınabiliyor. Yani öyle bir hastalık ki, bağışıklık sisteminin güçlü olması kurtarıcı da olabiliyor, öldürücü de.<br><br>SORU 4- Sosyal medyada ‘’Benim annem/babam hastaneye yatırılırken gayet iyi idi ama hastaneye yattıktan sonra kötüleşti, hatta öldü’’ diyenler var. Bu doğru mu? Doğru ise neden böyle oluyor?</p>



<p>CEVAP 4- Eğer bir hasta Covid-19 nedeniyle hastaneye yatırıldı ise ‘’iyi’’ değil ‘’kötü’’ veya kötüleşme ihtimali var demektir. Görünüşte iyi olabilir ama tıbben kötüdür (oksijen saturasyonu düşüktür vs). Aksi halde yatırılmaz zaten. Hele de yatak sorunu var iken. Dolayısıyla eğer bir hasta hastaneye yatırıldıktan sonra kötüleşti ise, bu durum, ‘’bu hastanın durumu kötüleşecek, bunu yatıralım’’ diyen doktorların öngörülerinin isabetli olduğunu gösterir. Tabi bu şekildeki hastaların bir bölümü ne yapılırsa yapılsın kurtarılamaz iken bir bölümü yapılan destek tedavileri ile iyileşebilir. Unutulmamalı ki iyileşme yine her halükarda vücudun kendi savunma sistemi sayesinde olur/oluyor, ama bazen bu savunma aşırı savunmaya dönüşürse ne yazık ki ölüm de getirebiliyor, yani her şey bıçak sırtı gibi… Yoğun bakımlarda verilen destek tedavileri de hastanın vital fonksiyonlarının stabil kalması –hayati fonksiyonlarının desteklenmesi- içindir. Yoksa hastaneye yatırılan veya ilaç tedavisi başlanan her hasta mutlaka iyi olacak diye bir garantimiz yok, eğer olsaydı zaten bu kadar panik yapmazdık.<br><br>SORU 5-Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bile ‘’Mevsimsel grip artık Koronavirüs’’ dedi. Covid-19 bir Grip ise niye bu kadar panik yapıyoruz?<br>CEVAP5- Bakan Koca, ‘’Covid-19 bir griptir’’ demedi, ‘’Covid-19, artık her yıl gördüğümüz grip salgını kadar yaygın hale geldi, çok dikkatli olmalıyız’’ demek istedi. Grip influenza virüsü ile olur. Covid-19 ise Coronavirus. Yani farklı bir virüs bu, grip değil. Gripte ölüm oranı binde birin hatta 0,5&#8217;in altında ilen, Covid-19’da %1-2, bu çok yüksek bir oran. Nitekim hangi grip salgınında her gün yüzlerce insan öldü? Hangi grip salgınında yoğun bakımlarımız şimdi olduğu gibi tıka basa doldu? Üstelik bu kadar yeni hastane ve yoğun bakım yatağı ilavesine rağmen (en çok yoğun bakımın bulunduğu İstanbul’da şu anda ciddi bir yoğun bakım sıkıntısı var, hastalar çevre illere gönderiliyor artık).</p>



<p>SORU 6- Maskeler zararlı mı?<br>CEVAP 6- Hayır. Halk maske ile yeni tanışmış olabilir ama biz cerrahlar her gün maske takar ve ameliyatlarımızı maskeli bir şekilde yaparız (ameliyat bölgesine ağzımızdan mikrop dökülmesin diye). Bu yüzyılı aşkın bir süredir böyle. Maske takmak virüsten korunmak için elbette ki yüzde 100 garanti vermiyor, çünkü tak-çıkar vs yaparken veya elden de bulaşabilir, ama hala en etkili ve en zararsız yöntemdir maske takmak. Bu böyle olmasa idi biz sağlıkçılar hepimiz Covid-19 olmalı idik. Çünkü bizim bu virüsle karşılaşmamış olmamız mümkün değildir. Bu nedenle maske konusundaki spekülasyonlara itibar edilmemelidir. Yüz binlerce doktor, zararlı olan bir şeyi yıllardır kullanır mı? Ama sadece bizim değil karşımızdakinin de maskeli olması gerekir. Bu çok önemli.<br><br>SORU 7- ‘’Aşılar aslında önceden de hazırdı ama şimdi piyasaya sürecekler’’ deniyor. Bu doğru mu?<br>CEVAP 7- Bunun mümkün olmadığını –hatta saçma bir söz olduğunu- artık herkes görmüş olmalı. Çünkü bir aşının geliştirilebilmesi için hayvan testlerinden sonra on binlerce insan üzerinde de güvenli ve etkili olduğu gösterilebilmiş olmalıdır (şu anda ülkemizde de gönüllüler üzerinde yapılan Faz 3 çalışmalarını düşünün). Bu çalışmalar on binlerce insan üzerinde, çok uluslu bir şekilde yani farklı ülkelerde ve çift kör yöntemle yapılmalı (bazı gruplara aşı, bazı gruplara boş aşı vererek ve sonuçları da hangi gruba ne verdiğinizi bilmeden yorumlayarak). Ki etkili ve güvenli olduğunu görmüş/göstermiş olun. Eğer bunları yapmazsanız ruhsat alamazsınız. Eğer bu testlerde ciddi yan etkiler görülürse veya etkinliği düşük bulunursa yine ruhsat alamazsınız. Nitekim ön sonuçları açıklanan hiçbir aşı henüz ruhsat alabilmiş değil. Daha yeni müracaat ettiler bunun için, yani ruhsatlandırma süreci yeni başladı. Dolayısıyla eğer bir aşı (ve ilaç) ruhsat aldı ise etkili ve güvenli demektir. Bu testlerden geçmiş demektir. Panik yapmaya gerek yok. Ayrıca Amerika’da veya Avrupa’da ruhsat alan bir aşı/ilaç, direkt de kullanılmıyor, ilaveten Türkiye’de de ruhsatlandırma yapılıyor. Nitekim aşı çalışmalarına yaklaşık 1 yıldır hepimiz tanık olduk, oluyoruz. Bu işin hiç de böyle söylendiği gibi kolay olmadığını, pat diye ‘’ben aşı buldum’’ denilemediğini hala mı göremedik? (bu arada çok sorulduğu için yazayım, ben ve eşim aşı olacağız, sadece hangi aşıyı tercih edeceğimizi tüm aşıların sonuçları ilan edilince karar vereceğiz, tabi eğer ruhsat alabilirse tabi ki yerli aşıyı tercih ederiz, ama bu diğer aşılar güvenli değil anlamına gelmiyor, ruhsat alan her aşı güvenlidir).<br><br>SORU 8- Aşılarla bize çip takacaklar ve bizi takip edeceklermiş, bu doğru mu?<br>CEVAP 8- Yanlış. Aşılarla böyle bir şey yapılamaz. Çünkü aşı ile verilecek maddeler –izah ettiğimiz üzere- onlarca testten geçerek ruhsat alır. Ruhsat almayan bir madde verilemez. Ayrıca bizi takip etmek isteyenin böyle bir çipe falan ihtiyacı da yok. Bizi rahatlıkla elimizdeki akıllı telefonlarla takip edebilirler (eden de ediyor zaten). Üstelik telefonumuzdaki tüm fotoğraf, video ve seslere ulaşabilecek, ne konuştuğumuzu dinleyebilecek, nereye gittiğimizi ve ne alıp sattığımızı, kimlerle görüştüğümüzü vs görebilecek kadar.<br><br>SORU 9-RNA aşısı ile genetiğimize müdahale edilebilir mi?<br>CEVAP 9- Açıkçası bunu yapmak imkansız denecek kadar zordur. Ayrıca unutulmamalıdır ki bu aşıyı geliştiren firmalar kendi ülkelerindeki bakanlıklardan ve ilgili kurumlardan ruhsat almak zorundadırlar. Bunun için faz 2 ve 3 çalışmalarını kendi ülkelerinde de yaparlar. Yani bu aşıları kendi vatandaşlarında da test ederler. Ruhsat aldıktan sonra da bu aşıları kendi vatandaşlarına yaparlar. Almanya ve Amerika gibi ülkeler eğer var ise kendi vatandaşlarına yapılan genetik müdahalelere onay mı vermiş oluyorlar? Böyle bir şey mümkün olabilir mi?<br>Ayrıca virüsün kendisi zaten RNA parçacığı ve asıl genetik materyalimizi kodlayan da virüsün kendisi. Dolayısıyla bu spekülasyonlara itibar etmemek lazım. Tüm bunlar ruhsat alan bir aşının veya ilacın hiç yan etkisi olmaz demek değildir. Ama bu yan etkiler kabul edilebilir sınırlarda olur. Mesela hali hazırda yan etkisi en az ve en etkili ilaçlardan biri olan penisilin bazen anaflaktik şok yaparak ölüme bile neden olur/olmaktadır. Ama bu tabii çok çok düşük bir olasılıkla gerçekleşir. Bu, yolda yürürken çatıdan düşen bir kiremidin kafanıza vurması gibi bir şey.<br>Ayrıca genetik materyalimize yani DNA&#8217;larımıza zarar veren, DNA&#8217;larımızı kıran, parçalayan bir şey söyleyeyim mi size?<br>Sigara. Evet, püfür püfür içilen sigara. Aziz Sancar hoca kaç kez açıkladı bunu ama nedense hiç kimse gündem etmiyor bu konuyu? Niye? Çünkü bu zaten bilinen bir şey, gizli olan bilgileri! ortaya çıkarmak, herkesin bilmediği gerçekleri! deşifre etmek daha havalı, değil mi? &#8220;Vay be, adam neleri biliyor, neleri deşifre ediyor?&#8221; dedirtmenin cazibesi.<br><br>SORU 10- Aynı gün içerisinde yapılan 2 PCR testinin biri pozitif çıkarken biri negatif çıkabiliyor veya hasta zannedilen birinin PCR testi negatif çıkarken durumu iyi olan birinin PCR testi pozitif çıkabiliyor, bunların sebebi nedir?<br>CEVAP 10- PCR testi %100 pozitif çıkmaz, bu zaten pandeminin başından beri hep söylendi, yaklaşık olarak %70 civarında pozitif çıkar. Neden bu böyle? Çünkü test sürüntü ile elde ediliyor, sürüntü tam yerinden alınamazsa, olması gerektiği gibi alınamazsa, yeterince virüs toplanamazsa, alınan materyaller laboratuvara uygun koşullarda taşınamazsa veya viral RNA laboratuarda sonuç verecek kadar üretilemezse… -hastada virüs var olsa bile- test pozitif çıkmaz. Bu baştan beri bilinen ve uzmanlarca ifade edilen bir şey zaten. Nitekim bu böyle olduğu için testi negatif çıkan ama klinik ve radyolojik olarak Covid-19 olduğu düşünülen, örneğin akciğer tomografisinde buzlu cam görüntüsü bulunan hastalara da Covid tedavisi başlanıyor. Yani PCR testinin negatif olması hastanın Covid-19 olmadığını garanti etmiyor. Dolayısıyla Covid-19&#8217;lu bir hastada aynı gün içinde yapılan PCR testlerinin bir bölümü pozitif, bir bölümü negatif çıkabilir. Yani teknik olarak PCR testinde &#8221;yalancı negatiflik&#8221; söz konusudur. Fakat &#8221;yalancı pozitiflik&#8221; çok çok düşük bir ihtimaldir(kontaminasyon?). Dolayısıyla bir hastada Covid-19 PCR testi negatif ise bu durum hastanın Covid-19 olmadığını garanti etmez ama test sonucu pozitif ise hastanın Covid-19 olduğu kesin gibidir.<br><br>SORU 11- &#8220;Covid-19 aşısını geliştiren Alman Biontech (+Amerikan Pfizer) firması Bill Gates&#8217;in ortak olduğu bir firma imiş. Demek ki bu işin içinde de Bill Gates var. Gates aşılarla dünya nüfusunu azaltmak istiyor&#8221; şeklinde yorumlar var. Bunlar doğru mu?<br>CEVAP 11- Öncelikle Bill Gates&#8217;in &#8221;aşılarla dünya nüfusunu azaltmak lazım&#8221; şeklinde bir beyanı yok(bu konuda bir beyanı var ama kast ettiği başka bir şey, konuyu doğru şekilde nakleden teyit siteleri var, internetten bakılabilir). Ayrıca Bill Gates, kurduğu vakıf üzerinden sadece Biontech firmasına değil, bazı kritik hastalıklar üzerinde tedavi ve aşı çalışmaları yapan ona yakın bilimsel kuruluşa da destek veriyor. Mesela bunlardan biri de HIV yani AIDS virüsü ile ilgili aşı çalışmaları yapan bir araştırma şirketi. Eğer Gates&#8217;in bu desteği sonuç alırsa, yani HIV aşısı bulunursa dünya nüfusu azalacak mı, artacak mı?(HIV ölümcül bir hastalık olduğuna göre). Demek ki Gates&#8217;in dünya nüfusunu azaltmak gibi bir amacı yok. Zaten bunun mantığı da yok. Çünkü Gates bilgisayar programı satan biri. Kazancı ancak nüfus arttıkça artar. En azından azalmamalı. Ancak diyelim ki Gates&#8217;in veya başka birinin gerçekten böyle bir niyeti var. Peki bunu aşılarla nasıl yapacaklar? Bu aşıları her ülke, her Sağlık Bakanlığı, dünya genelindeki tüm devletler tek tek ruhsatlandırmıyor mu? Bilim insanları incelemiyor mu? Böyle bir aşıya hangi ülke ruhsat verir? Gates veya başka birinin böyle bir amacı olacak ve dünyadaki tüm devletler (ki artık çok kutuplu bir dünyadayız ve ABD, Rusya, Almanya, Türkiye, Çin, Japonya vs… nerede ise her ülke bir kutup) ve bu ülkelerdeki üniversiteler, STK&#8217;lar, hükümetler, meclisler vs ellerini kollarını bağlayıp bekleyecek, itiraz etmeyecek ve hatta bunları -bu aşılara ruhsat vererek ve halkına uygulayarak- bizzat kendileri tatbik etmiş olacaklar, öyle mi? Bunlara evet demek, Gates veya benzerlerini mutlak muktedir ilan etmek yani onlara ilahlık atfetmekten başka bir şey değildir. Bundan kaçınılmalıdır.<br><br>SORU 12-Covid-19 salgını ilk olarak Çin&#8217;de çıktı ve diğer ülkelere oradan yayıldı. Ama Covid şimdi Çin&#8217;de yok gibi, tüm dünyada ise artışa geçti. Neden bu böyle? Burada bir oyun mu var?<br>CEVAP 12-Burada anlaşılamayacak hiçbir şey yok. Çin otoriter bir yönetim ve salgını kontrol altına almak için gerekli olan tedbirleri -bireyin özgürlüğü vs gibi konuları hiç takmadan- askeri bir disiplin içinde ve hatta biraz da acımasız bir şekilde tatbik ediyor. Karantinada kalması gereken insanların kapılarını kilitledi/kilitliyor. Örneğin bir havaalanında 2 personel maskesiz temizlik yaptı diye havaalanındaki 14.000 yolcuyu koyun gibi çevirip karantinaya aldılar ve hepsine hızlı test yaptılar, hepsini ancak sonuç negatif gelince saldılar(internetten görüntüleri izleyebilirsiniz). Böyle yapan her ülke tabiki salgını kontrol altına alır. Ama dünyada böyle bir önlem alan(alabilen) başka bir ülke yok. İşte bakın ülkemizde de Avrupa ve ABD&#8217;de de insanlar özgürlüğümüz kısıtlanamaz diye itiraz ediyorlar, hatta maske bile takmıyorlar. Bu durumda neden Çin salgını kontrol altına alırken diğer ülkelerde salgın yeniden tırmanışa geçmesin ki? Bunda şaşılacak ne var? Nitekim sıkı tedbirler uyguladığımız ilk dönemde salgını nerede ise biz de kontrol altına almıştık. Ama tedbirleri gevşetince -ve halk da yapabileceklerini yapmayınca, dikkat etmeyince- salgın tekrar atağa geçti. Bunda şaşılacak bir şey yok.<br><br>KISACA;<br>Biz hekimler, Covid-19’dan korkuyor ve maske, mesafe ve hijyen ile korunmaya çalışıyoruz. Covid-19’u hafife alanlar kadar cesur olamıyoruz. Çünkü Covid-19’a yakalanan hastaların %85-90’ının hastalığı hafif, %5’in ağır ve %2-3’ünün çok ağır atlattığını ve %1-2’sinin de öldüğünü biliyoruz. Bu çok yüksek bir oran. Ama hastalığı atlatanlarda da ciddi sekellerin kaldığını görüyoruz. Ve virüs hemen hemen her organı tutabiliyor; kalp, akciğer, beyin, göz, böbrek, karaciğer, testis vs… bazen hiç umulmadık şekilde gençleri ve hatta çocukları bile öldürüyor. Kısaca bu virüsün kime ne yapacağını tam olarak bilmiyoruz, bunu kestiremiyor ve bu nedenle de korkuyoruz. Ve yoğun bakım kapasitesi en iyi olan ülkelerden biri olmamıza rağmen, yoğun bakımlarımızın da tıka basa dolu olduğunu görüyoruz. Eğer ‘’Hasta olursak hastanelerimiz var ve doktorlar bizi iyileştirir’’ diye düşünüyorsanız, bizim elimizde etkili bir çözümün, yoğun bakımlarda da boş bir yatağın bulunmadığını bilin istiyoruz.<br><br>BİR ÖNERİ;<br><br>Hiç kimseye zorla tedavi yapılamaz. Herkesin tedaviyi reddetme hakkı vardır. Yani isteyen Covid-19 tedavisini de reddedebilir. Aşı da zaten isteğe bağlı olacak. Birey, eğer kimseye zarar vermiyor, hastalığı bulaştırmıyor ve evinde oturuyorsa sorun yok. Ama Covid-19’u hafife alarak, aşı, ilaç, maske vb konularda yanlış bilgiler vererek halkı yanıltıyor, davranışları ve söylemleri ile halkı (aslında hepimizi) tehlikeye sokuyorsa, bu bireylerin, ihtiyaç duymaları halinde Covid-19 tedavileri –buna yoğun bakım masrafları da dahil- SGK kapsamından çıkarılmalıdır. Çünkü binlerce insan bunlar yüzünden hasta olurken ve maalesef bazıları ölürken, bunların sağlık giderlerini yani mali külfetini de SGK (yani bizler) ödüyoruz. Sokakta maskesiz gezmenin bir cezası varsa, halkın sağlığını tehlikeye sokan bu tür faaliyetlerin de bir cezası olmalı. Bunun bilimle, fikir özgürlüğü ile bir ilgisi yok. Eroin ve esrar gibi uyuşturucu maddelerin zararsız olduğunu savunmak ve bunları propaganda etmek fikir özgürlüğü olmuyor (suç sayılıyor) ise halkın sağlığını tehlikeye sokan yanlış ve yanıltıcı bilgileri yaymak niye suç olmasın?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/covis-19-ile-ilgili-bazi-sorular-ve-cevaplar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
