<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rektör &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/rektor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Feb 2021 09:55:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>rektör &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Boğaziçi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bogazici/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bogazici/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Boynukara]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2021 09:55:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Atama]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16689</guid>

					<description><![CDATA[Onsuz İstanbul, İstanbul değildir. Her şeye rağmen yeşil alanları, yalıları, yeme içme mekanları ile herkesin görmek istediği, görenlerin de tadını çıkardığı altın gerdanlık… Boğaziçi Üniversitesi ülkemizin iyi üniversitelerinden biri. Sürekli olarak buradaki öğrencilerin Türkiyenin en zeki öğrencilerinin bulunduğu yer olarak vurgulanması haksızlık. Aynı düzeyde epeyce üniversitemiz var. Bunları tek tek sayacak değiliz. Ama basit bir örnek verebiliriz. Tıp Fakülteleri en yüksek puanla öğrenci alan yerler ve halen 110 civarında Tıp Fakültemiz var. Yani zeki öğrenciler sadece burada toplanmıyor. Son olaylar dolayısıyla zeka tarafının vurgulanması kısmen ve göreceli olarak doğrudur. Varsayalım ki hepsi Türkiye’nin en zeki öğrencileri. Bu Boğaziçinde yaşanan olayların ana nedeni değildir ve olayların çözümüne bir katkısı da yoktur. Olay politik bir mecraya taşınmış durumdadır. Bundan sonrası partilerin tutumlarıyla biçimlenecektir. Atama konusuna gelince; atama yasaldır. İki yüz küsur üniversiteye atamalar aynı yöntemle yapılmaktadır. Cumhurbaşkanı uygun bulduğu birini iş başına getirmektedir. Iktidar partisi eski milletvekilleri, eski mkyk üyeleri, eski il veya ilçe başkanları vs. rektör olarak atanabilmektedir. Bir mani var mı? Yoktur Malum, daha önce üniversitelerde sıkıntılı da olsa bir seçim vardı. Bunun da sağlıklı işlemediği görüldü; karalamalar, iftiralar, suçlamalar, dargınlıklar yaşandı. İktidar-muhalefet rektör atamalarını neden bu kadar önemser? Birinci kaygı, bence, kadrolaşmadır. Bu da her konuda sınırsız yetki sahibi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Onsuz İstanbul, İstanbul değildir. Her şeye rağmen yeşil alanları, yalıları, yeme içme mekanları ile herkesin görmek istediği, görenlerin de tadını çıkardığı altın gerdanlık…</p>



<p>Boğaziçi Üniversitesi ülkemizin iyi üniversitelerinden biri. Sürekli olarak buradaki öğrencilerin Türkiyenin en zeki öğrencilerinin bulunduğu yer olarak vurgulanması haksızlık. Aynı düzeyde epeyce üniversitemiz var. Bunları tek tek sayacak değiliz. Ama basit bir örnek verebiliriz. Tıp Fakülteleri en yüksek puanla öğrenci alan yerler ve halen 110 civarında Tıp Fakültemiz var. Yani zeki öğrenciler sadece burada toplanmıyor. Son olaylar dolayısıyla zeka tarafının vurgulanması kısmen ve göreceli olarak doğrudur.</p>



<p>Varsayalım ki hepsi Türkiye’nin en zeki öğrencileri. Bu Boğaziçinde yaşanan olayların ana nedeni değildir ve olayların çözümüne bir katkısı da yoktur.</p>



<p>Olay politik bir mecraya taşınmış durumdadır. Bundan sonrası partilerin tutumlarıyla biçimlenecektir.</p>



<p>Atama konusuna gelince; atama yasaldır. İki yüz küsur üniversiteye atamalar aynı yöntemle yapılmaktadır. Cumhurbaşkanı uygun bulduğu birini iş başına getirmektedir. Iktidar partisi eski milletvekilleri, eski mkyk üyeleri, eski il veya ilçe başkanları vs. rektör olarak atanabilmektedir. Bir mani var mı? Yoktur</p>



<p>Malum, daha önce üniversitelerde sıkıntılı da olsa bir seçim vardı. Bunun da sağlıklı işlemediği görüldü; karalamalar, iftiralar, suçlamalar, dargınlıklar yaşandı.</p>



<p>İktidar-muhalefet rektör atamalarını neden bu kadar önemser? Birinci kaygı, bence, kadrolaşmadır. Bu da her konuda sınırsız yetki sahibi kılınan rektörler marifetiyle yapılmaktadır. Sorun bugüne özgü değildir, bu düzenlemeyi yapan da mevcut iktidar değildir. YÖK&#8217;ün kuruluşundan beri devam eden bir uygulamadır. Darbe sonrası çıkarılan 2547 sayılı yasa ile amaç şirazesinden (sağ-sol çıkan) çıkan universiteleri zapt-u rapt altına almaktı ve amaçlanan da oldu.</p>



<p>Sonrasındaki bütün iktidarlar bu &#8220;anti-demokratik&#8221; kurumu lağvetme vaatlerinde bulundular. Buna mevcut iktidar da dahildir. Ancak iktidar-muhalefet partileri için getirisi götürüsünden fazla olan bu yasayı küçük ilaveler veya çıkarmalarla uygulamakta bir sakınca görmediler.</p>



<p>Peki bir öğretim üyesi neden rektör olmak ister? İtibarlı bir makam sahibi olmak. Yönetme arzusunu tatmin etmek. Zaman zaman akrabaya eşe dosta el uzatabilmek (gazete haberleri ortada). Asıl önemlisi ise, özellikle Tıp Fakültesi olan üniversitelerde döner sermayeden rektörlere ciddi bir maddi katkının sağlanması. Aksi halde bir Üniversitenin rektörlüğü için 84 aday neden başvursun?</p>



<p>Hizmet mi? Bir bilim insanı olarak hizmet etmenin önünde bir engel yok ki. Aziz Sencer&#8217;in ya da Özlem Türeci ve Uğur Şahin&#8217;nin tek başlarına yaptıkları &#8220;hizmeti&#8221; kaç idareci yapabilmiştir!</p>



<p>Şunu açık yüreklilikle söylemek gerekir. Bu makamlar rant makamı olmaktan çıkarılır, demokratik bir yönetim biçimi benimsenirse, hizmet için yanıp tutuşanların sayısı yüzde yetmiş, üniversitedeki akademik kurullar yetkilendirilirse yüzde doksan düşer. Hatta rektör olunduğunda gelirin az da olsa düşmesi söz konusu olursa, gerçekten hizmet aşkı olanlar dışında kimse aday olmayacaktır.</p>



<p>Boğaziçinde olan ne? Bu bir rektör atamasından farklı bir durum. Atama sadece bir vesile. Rektörün istifa etmesi sorunu çözer mi? Hiç sanmam. Bu (haklı ya da haksız olup olmadığına karar vermek bana düşmez) birikmiş bir öfke veya muhalefetin dışa vurumudur.<br></p>



<p>Sükunetle ve suhuletle bir çözüme ulaştırılması ülkemiz hayrına olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bogazici/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rektöre Tepki Faydalı Olabilir!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/rektore-tepki-faydali-olabilir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/rektore-tepki-faydali-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2021 08:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16552</guid>

					<description><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektörü tanımıyorum. AK Partili olması sebebiyle tepki gösteriliyor. Tabii herhangi bir partili olmak suç değildir. AK Partili olmak da. Fakat AK Parti muhalifi çevreler bu atama üzerinden Cumhurbaşkanının yetkilerini eleştirme fırsatı yakaladıkları için veryansın ediyorlar. Evvelki gün bir tartışma programında “böyle bir atama sistemi dünyanın hiçbir yerinde yok” diyerek gözümüzün içine baka baka yalan söyleyen bir ukalayı dinleyince bu konuya temas etmenin faydalı olacağını düşündüm. Eskiden üniversitedeki öğretim üyelerinin seçtiği 6 aday YÖK’e bildiriliyor, YÖK de bu sayıyı 3’e indirerek tercihi Cumhurbaşkanına bırakıyordu. Cumhurbaşkanı da içlerinden biri atıyordu. 29 Ekim’de 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan&#160;676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname&#160;ile sistem YÖK’ün sunacağı 3 adaydan birinin cumhurbaşkanı tarafından atanması şeklinde değiştirildi. İşte bunu eleştirerek dünyada eşi benzeri yok diyorlar. Benzer bir tartışma 2006 yılında da gündeme geldiğinde ben o zaman şunları yazmıştım: “Gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde üniversite özerkliğinden maksat akademik ve bilimsel özerkliktir. Dünyadan habersiz kimi milli irade muhalifleri üniversitelerin idari özerkliğini savunurken kantarın topuzunu kaçırıyorlar ve idari özerkliği kastederek ‘çağdaş dünyada üniversiteler özerktir’ iddiasını ortaya atıyorlar. Oysa çağdaş dünyada tam tersidir.&#160;Çağdaş dünyada üniversitelerde bilimsel özerklik vardır.&#160;Yönetim açısından da merkezi ya da yerel denetime tabidirler. Çoğu ülkede üniversiteler halkın seçmiş olduğu hükümete bağlıdır. İşte birkaç misal. AB üyesi&#160;İspanya&#8217;da, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektörü tanımıyorum. AK Partili olması sebebiyle tepki gösteriliyor.</p>



<p>Tabii herhangi bir partili olmak suç değildir. AK Partili olmak da. Fakat AK Parti muhalifi çevreler bu atama üzerinden Cumhurbaşkanının yetkilerini eleştirme fırsatı yakaladıkları için veryansın ediyorlar.</p>



<p>Evvelki gün bir tartışma programında “böyle bir atama sistemi dünyanın hiçbir yerinde yok” diyerek gözümüzün içine baka baka yalan söyleyen bir ukalayı dinleyince bu konuya temas etmenin faydalı olacağını düşündüm.</p>



<p>Eskiden üniversitedeki öğretim üyelerinin seçtiği 6 aday YÖK’e bildiriliyor, YÖK de bu sayıyı 3’e indirerek tercihi Cumhurbaşkanına bırakıyordu.</p>



<p>Cumhurbaşkanı da içlerinden biri atıyordu.</p>



<p>29 Ekim’de 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan&nbsp;<strong>676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname</strong><a href="https://www.star.com.tr/yazar/rektor-atamalari-yazi-1599321/#0" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>&nbsp;</strong></a>ile sistem YÖK’ün sunacağı 3 adaydan birinin cumhurbaşkanı tarafından atanması şeklinde değiştirildi.</p>



<p>İşte bunu eleştirerek dünyada eşi benzeri yok diyorlar.</p>



<p>Benzer bir tartışma 2006 yılında da gündeme geldiğinde ben o zaman şunları yazmıştım:</p>



<p>“Gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde üniversite özerkliğinden maksat akademik ve bilimsel özerkliktir. Dünyadan habersiz kimi milli irade muhalifleri üniversitelerin idari özerkliğini savunurken kantarın topuzunu kaçırıyorlar ve idari özerkliği kastederek ‘çağdaş dünyada üniversiteler özerktir’ iddiasını ortaya atıyorlar.</p>



<p>Oysa çağdaş dünyada tam tersidir.&nbsp;<strong>Çağdaş dünyada üniversitelerde bilimsel özerklik vardır.&nbsp;</strong>Yönetim açısından da merkezi ya da yerel denetime tabidirler. Çoğu ülkede üniversiteler halkın seçmiş olduğu hükümete bağlıdır.</p>



<p>İşte birkaç misal.</p>



<p>AB üyesi<strong>&nbsp;İspanya&#8217;da</strong>, üniversite özerkliği öğretim üyelerinin araştırma yapma özgürlüğü olarak tanımlanmıştır. Bizdeki YÖK&#8217;e tekabül eden Üniversiteler Konseyi&#8217;ne hükümetin bir üyesi olan&nbsp;<strong>Eğitim ve Bilim Bakanı</strong>&nbsp;başkanlık eder.</p>



<p><strong>Avusturya</strong>&#8216;da da durum aynıdır. Üniversitenin özerkliğinden maksat bilimsel ve akademik özerkliktir. Üniversiteler idari yönden&nbsp;<strong>Federal Ulaştırma ve Bilim Bakanlığı&#8217;na&nbsp;</strong>bağlıdır.</p>



<p><strong>Hollanda&#8217;</strong>da üniversiteler&nbsp;<strong>Eğitim, Kültür ve</strong>&nbsp;<strong>Bilim Bakanlığı&#8217;na</strong>&nbsp;bağlıdır. Rektörü seçen de Denetleme Kurulu&#8217;nun üyelerini atayan da<strong>&nbsp;bu bakandır.</strong></p>



<p><strong>İtalya&#8217;da</strong>&nbsp;YÖK&#8217;e tekabül eden Üniversite Değerlendirme Milli Konseyi&#8217;nin başkanı yine hükümet üyesi bir&nbsp;<strong>bakandır</strong>.</p>



<p><strong>Fransa</strong>&#8216;da yükseköğretimin planlaması, koordinasyonu, öğrenci kapasitelerinin tespiti, diplomaların onayı, öğretim elamanı istihdamına dair usul ve esasları&nbsp;<strong>Milli Eğitim Bakanlığı</strong>&nbsp;tespit eder.&nbsp;<strong>Rektörleri</strong>&nbsp;üniversitelerin üst kurul üyeleri seçer&nbsp;<strong>Milli Eğitim Bakanı atar</strong>.</p>



<p><strong>Almanya</strong>&#8216;da rektörleri atama yetkisi&nbsp;<strong>Eyalet Eğitim Bakanı&#8217;na</strong>&nbsp;aittir. Seçilen rektörü veto yetkisi vardır.</p>



<p><strong>Portekiz</strong>&#8216;de üniversiteler doğrudan&nbsp;<strong>Eğitim Bakanlığı&#8217;na</strong>&nbsp;bağlıdır. Üniversite profesörleri tarafından seçilen rektörü yine&nbsp;<strong>Eğitim Bakanı</strong>&nbsp;atar.</p>



<p><strong>İtalya</strong>&#8216;da yükseköğretim sorumluluğu Bilimsel Araştırmalar ve Teknoloji Bakanlığı&#8217;nda, eğitimin diğer kademeleri ise Eğitim Bakanlığı yetkisindedir. Üniversitelerde her seviyedeki atamayı Bilimsel Araştırmalar ve Teknoloji Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı ve Ulusal Üniversiteler Konseyi üyelerinden oluşan bir komite yapar.</p>



<p><strong>İngiltere</strong>&#8216;de yükseköğretim&nbsp;<strong>Eğitim ve İstihdam Bakanlığı&#8217;na</strong>&nbsp;bağlıdır.</p>



<p><strong>Lüksemburg</strong>&#8216;da rektör, rektör yardımcısı seçimi, ücretlerin belirlenmesini yine&nbsp;<strong>bakan</strong>&nbsp;onaylar.” (25 Mart 2006, Yeni Şafak)</p>



<p>Görüldüğü gibi Avrupa’da atama işinde bırakın Cumhurbaşkanını, Başbakana bile ihtiyaç hissedilmiyor, bu işler Bakanlıklar düzeyinde hallediliyor.</p>



<p>Dolayısıyla bizde YÖK’ün önerdiği 3 isimden birinin Cumhurbaşkanı tarafından atanması öyle garipsenecek bir sistem değilmiş.</p>



<p>Ayrıca memnun kaldıkları biri atansaydı aynı tepkiyi gösterirler miydi?</p>



<p>Aslında telaş sistemden değil, Cumhurbaşkanı ve atadığı isimlerin&nbsp;<strong>kimliklerinden ve düşünce yapılarından&nbsp;</strong>kaynaklanıyor.</p>



<p>Ben bu hususta sonuç olarak rektörlerin uygulamalarına bakılması gerektiği kanaatindeyim. Haksızlık ve adaletsizlik yapan rektör kim tarafından atanırsa atansın hak ettiği müeyyidenin uygulanması gereğine inanıyorum.</p>



<p>Nitekim nepotizm yapan kimi rektörleri hiç kimse savunmadı savunamaz da. Görevlerinden alındılar.</p>



<p><strong>Boğaziçi’ni dünyadaki en iyi ilk 500 üniversite arasına sokmayı</strong>&nbsp;hedefleyen bir rektöre atanır atanmaz gösterilen tepkiyi&nbsp;<strong>siyasi bir tepki</strong>&nbsp;olarak değerlendiriyor ve bu tepkininde<strong>&nbsp;faydalı</strong>&nbsp;olduğuna inanıyorum.<strong>Rektör</strong>&nbsp;bu tepkileri göz önünde bulundurarak&nbsp;<strong>örnek bir yönetim</strong>&nbsp;sergileyebilir/<strong>sergilemelidir</strong>!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/rektore-tepki-faydali-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rektör</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/rektor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/rektor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2021 07:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16541</guid>

					<description><![CDATA[Prof. Dr. Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanması tartışmalara neden oldu. Görebildiğim kadarı ile bu tartışmalar/eleştiriler şu 2 noktada toplanıyor;1-Rektörün atanarak belirlenmesi,2-Üniversite dışından olması.Birincisi, Türkiye’de rektörler hiçbir zaman seçimle belirlenmedi, her zaman Cumhurbaşkanı tarafından atandı. Ancak birkaç yıl öncesine kadar sözde bir seçim yapılıyordu. Sözde diyorum çünkü Cumhurbaşkanı sadece kendisinin oyunu alan bir ismi bile rektör olarak atayabiliyordu. Bunun geçmiş dönemde özellikle Sezer döneminde örnekleri çoktur. Yapılan seçimin (sıralamanın) CB açısından hiçbir bağlayıcılığı yoktu. Ama ne oluyordu? Bu seçimler nedeniyle üniversitelerde dalgalanmalar, tartışmalar, kamplaşmalar, gerginlikler vs yani üniversitelere yakışmayacak tarzda olaylar yaşanıyordu. Hatta atanan bazı rektörler kendisine oy vermeyen öğretim üyelerine zulmediyor, dışlıyor, projelerini onaylamıyor ve akademik faaliyetlerine engel oluyordu. Yani böyle yapanlar da oluyordu. Rektörlük seçimleri öncesinde de kendisine oy verecek isimleri üniversiteye almaya/doldurmaya çalışıyordu, vs… Peki su-i misalden emsal olur mu? Olmaz tabi. Ama sanki eskiden rektörler seçimle geliyordu da şimdi atama ile geliyor gibi davranmak da doğru değil. Ben şu andaki sistem ideal/doğru demiyorum, sadece vakıayı naklediyorum. Ama eğer bu ikisi arasında tercih yapmam gerekirse mevcut durumu tercih ederim. En azından üniversitelerde tartışma ve kamplaşma/hizipleşme yaşanmıyor. Gereksiz kırgınlıklar, küslükler olmuyor, boş yere enerji harcanmıyor, vakit ısrafı olmuyor, işe yaramayan seçim için harcanan vakit de masraflar da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Prof. Dr. Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanması tartışmalara neden oldu. Görebildiğim kadarı ile bu tartışmalar/eleştiriler şu 2 noktada toplanıyor;<br><br>1-Rektörün atanarak belirlenmesi,<br>2-Üniversite dışından olması.<br><br>Birincisi, Türkiye’de rektörler hiçbir zaman seçimle belirlenmedi, her zaman Cumhurbaşkanı tarafından atandı. Ancak birkaç yıl öncesine kadar sözde bir seçim yapılıyordu. Sözde diyorum çünkü Cumhurbaşkanı sadece kendisinin oyunu alan bir ismi bile rektör olarak atayabiliyordu. Bunun geçmiş dönemde özellikle Sezer döneminde örnekleri çoktur. Yapılan seçimin (sıralamanın) CB açısından hiçbir bağlayıcılığı yoktu. Ama ne oluyordu? Bu seçimler nedeniyle üniversitelerde dalgalanmalar, tartışmalar, kamplaşmalar, gerginlikler vs yani üniversitelere yakışmayacak tarzda olaylar yaşanıyordu. Hatta atanan bazı rektörler kendisine oy vermeyen öğretim üyelerine zulmediyor, dışlıyor, projelerini onaylamıyor ve akademik faaliyetlerine engel oluyordu. Yani böyle yapanlar da oluyordu. Rektörlük seçimleri öncesinde de kendisine oy verecek isimleri üniversiteye almaya/doldurmaya çalışıyordu, vs… Peki su-i misalden emsal olur mu? Olmaz tabi. Ama sanki eskiden rektörler seçimle geliyordu da şimdi atama ile geliyor gibi davranmak da doğru değil. Ben şu andaki sistem ideal/doğru demiyorum, sadece vakıayı naklediyorum. Ama eğer bu ikisi arasında tercih yapmam gerekirse mevcut durumu tercih ederim. En azından üniversitelerde tartışma ve kamplaşma/hizipleşme yaşanmıyor. Gereksiz kırgınlıklar, küslükler olmuyor, boş yere enerji harcanmıyor, vakit ısrafı olmuyor, işe yaramayan seçim için harcanan vakit de masraflar da ortadan kalkmış bulunuyor vs…(tekrar ediyorum, bu ikisi arasında tercihim böyle diyorum, ideal sistem tartışmasına girmiyorum).<br><br>İkicisi, Prof.Bulu’nun dışarıdan olması meselesi. Akademik faaliyetin en önemli aşaması olan doktora sürecini Boğaziçi Ü.de geçiren biri ne kadar dışarıdan olur tartışılabilir. Ama madem her konuda ADB ve Avrupa’yı referans gösteriyoruz ABD ve AB’de bir çok üniversite rektörünün hariçten olma şartı bulunduğunu (evet, bunun bir şart olduğunu) biliyormuydunuz?<br><br>Evet öyle. Tabi farklı atama ve seçim örnekleri de var, işte bazı örnekler(1).<br><br>Mesela ADB’de Anglo-Sakson modelini uygulayan üniversitelerde rektör, üniversite yönetim kurulunun önerisi ile ama üniversite dışından seçilir. Atamayı da Eğitim bakanı yapar.<br><br>New York State Ü,de Rektör ve “Chancellor” adı verilen üniversite idari yöneticisi mütevelli heyeti tarafından atanır. Tüm idari işleri “Chancellor” adı verilen yönetici yürütür, rektör genellikle akademik faaliyetlerle ilgilenir.<br><br>İskoçya’da rektör üniversite dışından olmak koşuluyla öğrencilerin oylarıyla seçilir. Üniversiteler akredite kriterlerine göre özel kuruluşların denetimine açıktırlar.<br><br>Danimarka’da rektör üniversite konseyi tarafından seçilir ama 11 üyeli kurulun 6’sı dışardandır. Ve başkan dışardan gelen üyelerden olur. Rektör olmak için profesör olma şartı da yoktur. Doçentler de rektör adaylığına başvurabilir. Üniversitelerin mali ve idari denetimi milli eğitim bakanlığı tarafından yapılır.<br><br>Almanya’da rektör adayını üniversite kurulu belirler ama onayı/atamayı eyalet eğitim bakanı yapar. Bakanın veto etme hakkı vardır. Veto durumunda kurul yeni bir aday belirler. Üniversiteler Kanzler adı verilen eyalet eğitim bakanı tarafından denetlenir.<br><br>İsveç’te rektör, Yönetim Kurulunun görüşü alınarak bakanlar kurulu tarafından atanır. 11 üyeli Yönetim Kurulu’nun 9’unu hükümet atar.<br><br>Fransa’da rektör akademik ve idari personelin seçimi, üniversite konseyinin önerisi ve milli eğitim bakanının onayı ile atanır. Üniversitelerin mali ve idari denetimi bakanlık tarafından yapılır.<br><br>Hollanda’da rektör Bakanlar Kurulunun tespit ettiği aday arasından Kraliçe adına Eğitim ve Bilim Bakanınca atanır. Yönetim Kurulu üniversitenin en üst icraat organıdır ve tamamı merkezi hükümet tarafından atanmış 6 üyeden oluşur.<br><br>İspanya’da rektör tüm üniversite çalışanları ve öğrencilerin oyları ile seçilir.<br><br>Norveç’te rektör ve pro-rektör, öğretim üyeleri, teknik ve yönetici personel ve öğrencilerin oyları ile seçilir, kral tarafından atanırlar. Üniversitelerin mali ve idari denetimini bakanlar kurulu yapar.<br><br>İngiltere’de rektör aday tespit komitesinin belirlediği kişiler arasından üniversite konseyi tarafından atanır. Üniversite yönetim kurullarına akademik profesörler dışında özel sektör temsilcileri ve öğrenciler de üye olarak seçilir ve geniş tabanlı bir üniversite komitesi oluşturulur.<br><br>Harvard Ü’de rektör mezunlar derneği tarafından atanır. Üniversite yönetiminde yetki mezunlar derneğindedir. Rektör akademik, bilimsel çalışmalar ve üniversitenin iş dünyası ile ilişkilerinin geliştirilmesi görevlerini sürdürür. Tüm idari işler yine mezunlar derneği tarafından atanan ve “Provost” adı verilen kişi tarafından yürütülür.<br><br>Özetle ‘’rektörler eskiden seçimle geliyordu şimdi ise atanıyor’’ söylemi doğru değil. Eskiden de atanıyordu şimdi de atanıyor. Ama hariçten olana itiraz bir taassup göstergesi. Neymiş? Böyle bir teamülümüz yokmuş. Böyle bir teamülümüz yoktu da ülkeyi Nobel ile mi doldurduk?<br><br>Üniversitelerde ihtiyacımız olan ‘’kurumsal taassup’’ değildir, atılımdır, atılım. Yeni ve farklı yöntemler denemek lazım.<br><br>Teamüller eğer bizi ileriye taşıyorsa tabi ki koruyalım ama bizi ileriye taşımayan bir teamülü niye ısrarla savunalım ki?<br><br>Artık ihtiyacımız olan sadece bilimsel çalışmalar yapmak değil, bunları üretime dönüştürebilmek. Üretime katkısı olmayan akademik bilginin artık pek fazla bir faydası kalmadı, bizim inovatif ve üretime dönük bilgiye yönelmemiz lazım.<br><br>Bu yüzden artık bir gözü üniversitede bir gözü sanayide olan, uzmanlaştığı alandaki sektörlerle işbirliği yapabilecek, üretime dönük projeleri teşvik edecek, sanayicimizin önüne proje taşıyacak üniversitelere/rektörlere ihtiyacımız var. Üniversitenin dışına çıkmayan, akademik yayın yapmaktan başka bir faaliyeti olmayan, piyasayı/sahayı hiç bilmeyen ve bilmek de istemeyen rektörlere ihtiyacımız yok.<br><br>Bulu nasıl bir rektör olacak bilemem, inşallah atılım yapar, ama benim maksadım o veya bir başka isim değil, atılım…<br><br>Keşke şu klasik taassubi tartışmalarımızı terk edebilsek…<br><br>1-Çankaya İ, Töremen F. Türkiye, Avrupa Birliği Ve Amerika Birleşik Devletleri Üniversite Yönetimlerinin Karşılaştırılması, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2010;7(13), s.151-163</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/rektor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
