<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Provakasyon &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/provakasyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2021 11:47:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Provakasyon &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sağduyu Lütfen!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sagduyu-lutfen/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sagduyu-lutfen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2021 11:47:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Provakasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17593</guid>

					<description><![CDATA[Suriyeli mülteciler ve Afgan kaçak göçmenler meselesi ülkemizin gündemini yoğun şekilde meşgul etmektedir. Tartışmanın bir tarafı, sorunu olduğu gibi görmek ve okumak yerine, din kardeşliği üzerinden temennilerini beyan etmekte ve buna göre yorumlayıp ülkemizde kalmalarını istemekte, diğer taraf ise ülkemizin çıkarları açısından değerlendirip aynen Batı, ABD ve Rusya gibi “kabul etmeyelim öldürülseler bile ülkelerine geri gönderelim” dayatmasındadırlar. Sorun; ne Ak Parti adına televizyonlarda konuşan Resul Tosun’un dediği gibi Ensar ve Muhacir kardeşliği üzerinden dini yorumla çözülebilecek bir sorundur, ne de İyi Parti ve CHP’nin yaklaşımı ile “kovalım gitsinler” tarzında bir yaklaşım içinde halledilmesi mümkündür. Asgari insanlık şartı değil midir, ölümden kaçana kapı açmak? Hele de aralarında çocuk, yaşlı ve kadınlar varsa… Tarihte millet olarak hep öyle yapmışız, sahip çıkmışız yolda kalana, acize, ölümden kaçana…Şimdi de öyle yapmalıyız! Sorunun bir yönü budur. Diğer yönü ise, ülkemize gelen bu kişilerin ülkemizde oluşturdukları nimet külfet dengesidir. Miras, dünyevi çıkar veya başka nedenlerle kardeşin kardeşi üzdüğü, komşunun komşuyu incittiği, eşlerin bile birbirlerine tahammüllerinin tükendiği, yaşlı baba veya annelerin bakım evlerine verildiği bir dönemde mülteciler meselesini din kardeşliği üzerinden okumak ve anlamlandırmaya çalışmak gaflettir. Keşke öyle bir nesil yetiştirilseydi! Hicret, Ensar ve Muhacir kavramları İslam’a ait kavramlardır. Tartışılan bu sorun, amaç, yol, metot, kişiler, şartlar, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Suriyeli mülteciler ve Afgan kaçak göçmenler meselesi ülkemizin gündemini yoğun şekilde meşgul etmektedir. Tartışmanın bir tarafı, sorunu olduğu gibi görmek ve okumak yerine, din kardeşliği üzerinden temennilerini beyan etmekte ve buna göre yorumlayıp ülkemizde kalmalarını istemekte, diğer taraf ise ülkemizin çıkarları açısından değerlendirip aynen Batı, ABD ve Rusya gibi “kabul etmeyelim öldürülseler bile ülkelerine geri gönderelim” dayatmasındadırlar.</p>



<p>Sorun; ne Ak Parti adına televizyonlarda konuşan Resul Tosun’un dediği gibi Ensar ve Muhacir kardeşliği üzerinden dini yorumla çözülebilecek bir sorundur, ne de İyi Parti ve CHP’nin yaklaşımı ile “kovalım gitsinler” tarzında bir yaklaşım içinde halledilmesi mümkündür.</p>



<p>Asgari insanlık şartı değil midir, ölümden kaçana kapı açmak? Hele de aralarında çocuk, yaşlı ve kadınlar varsa… Tarihte millet olarak hep öyle yapmışız, sahip çıkmışız yolda kalana, acize, ölümden kaçana…Şimdi de öyle yapmalıyız! Sorunun bir yönü budur. Diğer yönü ise, ülkemize gelen bu kişilerin ülkemizde oluşturdukları nimet külfet dengesidir.</p>



<p>Miras, dünyevi çıkar veya başka nedenlerle kardeşin kardeşi üzdüğü, komşunun komşuyu incittiği, eşlerin bile birbirlerine tahammüllerinin tükendiği, yaşlı baba veya annelerin bakım evlerine verildiği bir dönemde mülteciler meselesini din kardeşliği üzerinden okumak ve anlamlandırmaya çalışmak gaflettir. Keşke öyle bir nesil yetiştirilseydi!</p>



<p>Hicret, Ensar ve Muhacir kavramları İslam’a ait kavramlardır. Tartışılan bu sorun, amaç, yol, metot, kişiler, şartlar, duygularıyla o günlerle aynı mıdır? Mekke’de dinlerini yaşayamadıkları için hicret eden sahabeler, Medine’ye kardeşleri Ensar’ın yanına gittiklerinde amaçları dinlerini daha iyi yaşayabilme zemini bulmalarıydı. Daha da önemlisi Medineli Ensar, Mekkeli Muhacirlerin yükünü gönül rızalarıyla ve Allah rızasına dayalı olarak üstlenmişlerdir. Dinde kardeşlik örneği olarak tarihe geçme yönü işte tam da burasıdır. Kanuni bir düzenleme ile olmamasıdır. Suriyeli ve Afganlı kardeşlerimiz Türkiye’ye dinlerini daha iyi yaşayabilmek için mi gelmektedirler? Bu tanımlamaya göre bizlere Ensar, Suriyeli ve Afganlı kardeşlerimize de Muhacir denilebilir mi? Vakıa da Hicret midir?</p>



<p>O halde tartıştığımız bu konu dini olmaktan çok daha fazla siyasi bir konudur. Siyaset üretenler ise; ne Ak Parti eski Milletvekili Resul Tosun’un her akşam televizyonlarda anlattığı gibi duygularına yenik düşerek sorunun çözümünü sadece din kardeşliğine indirgemeli, ne de dünyadaki imajımıza da çok ağır zarar verecek şekilde CHP’nin Bolu Belediye Başkanın yaptığı gibi düşmanca bir yaklaşım içinde olmalıdır. Süreç içerisinde anlaşıldı ki soruna ilişkin muhalefet partilerinin “öldürmesi için Esad’a teslim edelim” dışında başka da bir projeleri yoktur.</p>



<p>Bu noktada Ak Parti’ye çok iş düşmektedir. Çok acilen, mültecilerin ülkemizde oluşturduğu nimet külfet dengesini adil bir yaklaşımla ele alıp vatandaşımıza eşit oranda paylaşmalıdır. Onlar bu ülkenin nimetlerinden eşit olarak istifade etmiyorlar mı?</p>



<p>Şimdiye kadar ne yazık ki böyle olmamıştır. Gelen zengin müşteri ülkemizin zenginini daha da zengin etmiş, gelen yoksul mülteci ise ülkemizin yoksul kesiminin üzerindeki yükü artırmıştır. Nasıl mı?<br>Çok olmaları nedeniyle ev ve dükkan kiralarını asgari olarak ikiye katladılar. Buna göre kiracı vatandaşımız, Suriyeliler ülkemize geldi diye oturduğu eve bir kira da onlar için ödemektedir. Diğer taraftan ev sahibi bir dairesiyle iki daire geliri elde etmiş oldu. Aynı husus müteahhitler için de geçerlidir. Bir daire fiyatı iki daire fiyatına yükselmiştir. Bu durumda da vatandaşımız daire alacaksa bir daire parası da Suriyeli kardeşlerimiz için ödemek durumunda kalmaktadır. Şu anki uygulama kısaca, yoksul mülteci yoksul vatandaşımıza yük olmakta, zengin mülteci ise zengin vatandaşımızı daha da zengin hale getirmektedir. Nimet ve külfet dengesi yoktur!</p>



<p>Yevmiye ile çalışan vatandaşlarımız da öyle…</p>



<p>Gelen mülteciler çok daha ucuza çalıştıkları için iş dünyası daha çok kazanmak için onları tercih etmektedirler. Bu da ülkemiz insanı için işsizliğin artması demektir? Nimet külfet dengesi yoktur!</p>



<p>Ak Parti eski Milletvekili Resul Tosun’un bu konuda ki yaklaşımı da doğru değildir. Fabrikalar Türk işçi bulamıyorlar önermesi üzerinden hareket etmektedir ama kendileri de iyi biliyorlar ki, İstanbul ‘da ev kiraları mültecilerin çokluğu nedeniyle asgari ücret miktarına dayanmıştır. Onlar bir evde birkaç aile birlikte oturabilmektedirler ama bu biz de mümkün değildir.</p>



<p>Sorun, nimet ve külfet dengesi kurulamayışıdır. Bu yünüyle de vakıa dini değil, siyasidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sagduyu-lutfen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğaziçi&#8217;nde Neler Oluyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bogazicinde-neler-oluyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bogazicinde-neler-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korkut Daban]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2021 07:14:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[Provakasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16731</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın her yerinde Yükseköğretim Kurumları toplumsal manada saygı duyulan ve&#160; her daim ülkenin değişimi ve gelişimi konusunda Lokomotifi olma özelliği taşıyan önemli müesseselerdir. Yaklaşık on gündür ülke gündeminde Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde &#8220;Sözde Demokratik Gösteriler&#8221; adı altında çoğunluğu öğrenci dahi olmayan bir grup tarafindan gerçekleştirilen provakasyon kokan eylemler tartışılıyor. Dünyanın her yerinde özellikle Demokratik Teamüllere uygun gösteriler ve yürüyüşler yapılır. Bu eylem modelleri gayet kanuni ve insani usuller olarak kabul görmektedir. Bu çağda tartışılacak bir konu olmadığı noktasında hepimiz hemfikiriz! Oysa ülkemizde son dönemlerde yapılan Sözde Demokratik Eylemler yakından mercek altına alınırsa gerçek amaçların ve meselenin asıl iç yüzü ayan beyan ortaya çıkacaktır. İsterseniz bu konuyu maddeler halinde inceleyelim. Her Demokratik Eylem girişiminde olduğu üzere öncelikle; 1- Hedef yani Amaç olmalıdır. Boğaziçi Eylemlerinde herhangi bir Amaç göremiyoruz. Herhangi bir grubun &#8220;Silahlı Terör Örgütü&#8221; gibi Rektörlük Binasını işgal girişimi dünyanın her yerinde suç teşkil eder. 2- Üslup, yani varsa bir sorun ve itiraz bunun için gerekirse bir kaç Akademisyen ile birlikte Basın Açıklaması yapılır. Rektör Atamasına neden karşı olduğu kamuoyu önünde izah edilirek savunma yapılır. 3- Gerekçe, aslında bu tür eylemlerin olmazsa olmazı neden orada toplandığıdır. Rektör Atamasına neden karşı olduğunu bilmek. Kime neye hizmet ettiğinizin farkında olmak. Asla unutulmaması gereken ise farkında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünyanın her yerinde Yükseköğretim Kurumları toplumsal manada saygı duyulan ve&nbsp; her daim ülkenin değişimi ve gelişimi konusunda Lokomotifi olma özelliği taşıyan önemli müesseselerdir.</p>



<p>Yaklaşık on gündür ülke gündeminde Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde &#8220;Sözde Demokratik Gösteriler&#8221; adı altında çoğunluğu öğrenci dahi olmayan bir grup tarafindan gerçekleştirilen provakasyon kokan eylemler tartışılıyor.</p>



<p>Dünyanın her yerinde özellikle Demokratik Teamüllere uygun gösteriler ve yürüyüşler yapılır. Bu eylem modelleri gayet kanuni ve insani usuller olarak kabul görmektedir.</p>



<p>Bu çağda tartışılacak bir konu olmadığı noktasında hepimiz hemfikiriz!</p>



<p>Oysa ülkemizde son dönemlerde yapılan Sözde Demokratik Eylemler yakından mercek altına alınırsa gerçek amaçların ve meselenin asıl iç yüzü ayan beyan ortaya çıkacaktır.</p>



<p>İsterseniz bu konuyu maddeler halinde inceleyelim.</p>



<p>Her Demokratik Eylem girişiminde olduğu üzere öncelikle;</p>



<p>1- Hedef yani Amaç olmalıdır. Boğaziçi Eylemlerinde herhangi bir Amaç göremiyoruz. Herhangi bir grubun &#8220;Silahlı Terör Örgütü&#8221; gibi Rektörlük Binasını işgal girişimi dünyanın her yerinde suç teşkil eder.</p>



<p>2- Üslup, yani varsa bir sorun ve itiraz bunun için gerekirse bir kaç Akademisyen ile birlikte Basın Açıklaması yapılır. Rektör Atamasına neden karşı olduğu kamuoyu önünde izah edilirek savunma yapılır.</p>



<p>3- Gerekçe, aslında bu tür eylemlerin olmazsa olmazı neden orada toplandığıdır. Rektör Atamasına neden karşı olduğunu bilmek. Kime neye hizmet ettiğinizin farkında olmak. Asla unutulmaması gereken ise farkında bile olmadan bir grubun piyonu haline gelmemektir. Amaç birlikteliği yoksa yapılan gösteri herhangi bir değer taşımaz ve sonuç alınmaz.</p>



<p>Bunun sağlamasını yapmak çok zor değildir. Terör Örgütü üyesi göstericiler ile yapılan eylemler kısa bir sürede sabun köpüğü misali sona erdi. Belliki ortak bir amaç ve sağlıklı planları yokmuş. Eylemde, bir grup terör örgütüne prim kazandırma gayretinde iken başka bir grup ise hükümeti karalamayı hedef almıştı.</p>



<p>Keza yine eylemde yer alan gençlerin samimi olmak gerekirse yeni atanan rektörü tanımadıklarını özgeçmişini dahi olamadıklarını tahmin edebiliyoruz.</p>



<p>Âdeta birer tetikçi misali kullanıldıkları eylemin her aşamasında gayet net fark ediliyor. Gerçekten yazık ediyorlar bu gençlerimize!</p>



<p>Hukuki anlamda bir hak arayışının en güzel örneği &#8220;Diyarbakır Anneleri&#8221; diyebiliriz. İllegal bir örgütten çocuklarını geri isteyen, ortak bir amaç etrafında toplanmış, belkide İlkokul dahi okumamış annelerin hak arayışı yukarıda saydığımız maddelerin hepsini kapsamaktaydı.</p>



<p>Boğaziçi Eyleminde bu maddelerden hiçbirine maalesef yanıt ve karşılık bulamadık. Dahası Pandemi Döneminde üniversite önünden geçmeyen öğrencilerin eylem adı altında her türlü bulaş riskini yok sayıp tedbirsiz davranmaları daha feci bir durum oluşturdu.</p>



<p>Oysa topluma örnek olmaları gerekiyordu! Üniversiteler akademik ve kültürel manada Ülkelerin çatısı olma özelliği taşımaktadır.</p>



<p>Yine irdelenmesi gereken önemli bir husus ise Anadolu Gençliğinin 12 Eylül 1980 darbesi sonrası zihinsel ve siyasal manada içinin boşaltılması ve çok kolay yönlendirilmesi durumudur. Apolitik yetiştirilen gençlerimiz Üniversite Ortamında illegal yapılar tarafından çok kolay yönlendirilebilmektedir.</p>



<p>Tüm dünyanın ciddî bir salgın ve ekonomik krizle boğuştuğu hattâ can çekiştiği bir ortamda gençlerimizin tek sorunu rektör ataması mıdır acaba?</p>



<p>Konu ile ilgili olarak örnek vermek gerekirse Lisans Eğitimimi aldığım Üniversiteye o dönemde emekli bir general büyük tepkilere rağmen rektör olarak atanmıştı. Ve ne hazindir ki malum rektör döneminde Terör Örgütünün en fazla dağ kadrosuna öğrenci taşıdığı bir tarihti. Legal bir yapı olan Atatürkçü Düşünce Derneği bünyesinde gençleri Örgüte Yönlendiren zihniyet bugün yine kirli ellerini genç beyinlerimizin üzerinde gezdirmektedir.</p>



<p>Gün akıllı ve uyanık olma günüdür. Düşmanlar her türlü taktiği ve açığı gözetmektedirler.</p>



<p>Kurt puslu havayı sever misali. Kaostan beslenen dış güçler daha çok yerli müesseseler üzerinden ülkenizi yıpratmaya gayret gösterirler. Bu yöntem &#8220;Küresel Güçlerin&#8221; asla vazgeçmediği bir taktiktir.</p>



<p>Üniversitelerimiz bir an önce Misyon ve Vizyon noktasında İcat , Değişim ve Gelişim kaygısı taşıyan, Kuluçka yani Üretim Merkezi olma özelliğine geri dönmelidirler.</p>



<p>İstisnalar kaideyi bozmaz muhakkak. Bilimsel Çalışmalarda takdire şayan akademisyenlerimiz malumunuz. Onları her daim takdir etmekle beraber saygı ve hürmet ile selamlıyoruz. Sözümüz Meclisten hem içeri hem dışarı. Üzerine alınması gerekenler mutlaka alınmalıdırlar.</p>



<p>Üniversitelerimiz muhakkak her daim saygı duyduğumuz kurumların başında olmaya devam edecektirler.</p>



<p>Ancak kendi hür iradelerini kullanma feraseti gösteremeyenlerin daha fazla takdir görmeyecekleri kaçınılmaz bir durumdur.</p>



<p>Türkiye&#8217;deki bir üniversitenin Türkiye&#8217;ye karşı bir duruş sergilemesi saygı duyulacak bir durum değildir.</p>



<p>Bu nedenle değişen ve gelişen Türkiye modelinin artık Üniversiteler için de örnek teşkil edeceğine inanıyorum.</p>



<p>Üniversitelerimiz, Dış Kaynaklı İllegal Örgütlerin arka bahçesi değildir.</p>



<p>Muhalefet yapmayı beceremeyen ideolojilerin arka bahçesi hiç değildir.</p>



<p>Son sözümüz ailelere olsun.</p>



<p>Lütfen gözünüzü açın ve evlatlarımıza sahip çıkalım. Bu gençler muhakkak bu ülkenin geleceği olacaktırlar.</p>



<p>Çocuklarımızı akademik manada sadece sınavlara değil aynı zamanda hayata hazırlamak en büyük sorumluluğumuzdur.</p>



<p>Bu gençler Tarih ve Kültür eksenindede ihmal edilmemelidirler. Köklerinden kopan ve uzaklaşan milletler yok olmaya mahkûmdurlar.</p>



<p>Geçmişi ile bağlarını koparmamış Sevgi ve Muhabbetle yetişen bir nesil, sevgi ve muhabbet üreten nesillere vesile olacaktır muhakkak.</p>



<p>Selâm ve dua ile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bogazicinde-neler-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmamoğlu, Provokasyonunu İBB Binasına Taşıdı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/imamoglu-provokasyonunu-ibb-binasina-tasidi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/imamoglu-provokasyonunu-ibb-binasina-tasidi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2019 16:26:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[Provakasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9544</guid>

					<description><![CDATA[Kendini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ilan eden Ekrem İmamoğlu, sahada yürüttüğü provokasyona İBB binasına da taşıdı. CHP’li belediye meclis üyelerinin Ekrem İmamoğlu için hazırlanan pankartları İBB binasına astığı anlara ilişkin görüntüler, sosyal medyadan paylaşıldı. Yüksek Seçim Kurulundan (YSK) ne mazbata ne de herhangi bir yetki almadığı halde kendini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ilan eden ve günde en az beş kere canlı yayına çıkarak “Mazbatamı verin” diyen Ekrem İmamoğlu, sahada yürüttüğü provokasyonu İBB binasına da taşıdı. İstanbul’daki seçim tutanaklarına yapılan itirazlar sonucunda sayımların hâlen sürdüğü saatlerde İBB binasından çekilen görüntüler, CHP’li belediye meclis üyelerinin Ekrem İmamoğlu için hazırlanan pankartları İBB binasına astığı anları ortaya çıkardı. Edinilen bilgiye göre, söz konusu provokatif eylemle ilgili olarak, binanın bir penceresine asılarak fotoğrafı çekilen pankartlar kısa süre sonra söküldü. İşte provokasyonun görüntüsü: TM Dijital Haber Merkezi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kendini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ilan eden Ekrem İmamoğlu, sahada yürüttüğü provokasyona İBB binasına da taşıdı. CHP’li belediye meclis üyelerinin Ekrem İmamoğlu için hazırlanan pankartları İBB binasına astığı anlara ilişkin görüntüler, sosyal medyadan paylaşıldı.</strong></p>
<p>Yüksek Seçim Kurulundan (YSK) ne mazbata ne de herhangi bir yetki almadığı halde kendini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ilan eden ve günde en az beş kere canlı yayına çıkarak “Mazbatamı verin” diyen Ekrem İmamoğlu, sahada yürüttüğü provokasyonu İBB binasına da taşıdı.</p>
<p>İstanbul’daki seçim tutanaklarına yapılan itirazlar sonucunda sayımların hâlen sürdüğü saatlerde İBB binasından çekilen görüntüler, CHP’li belediye meclis üyelerinin Ekrem İmamoğlu için hazırlanan pankartları İBB binasına astığı anları ortaya çıkardı.</p>
<p>Edinilen bilgiye göre, söz konusu provokatif eylemle ilgili olarak, binanın bir penceresine asılarak fotoğrafı çekilen pankartlar kısa süre sonra söküldü.</p>
<p>İşte provokasyonun görüntüsü:</p>
<p><img decoding="async" src="http://cdn.esmedya.com.tr/Content/Resimler/images/provokasyon-ekrem(1)(1).jpg" alt="" /></p>
<p><strong>TM Dijital Haber Merkezi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/imamoglu-provokasyonunu-ibb-binasina-tasidi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
