<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>prens salman &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/prens-salman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 Feb 2019 06:23:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>prens salman &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AB Suudi Arabistan&#8217;ı Kara Listeye Aldı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ab-suudi-arabistani-kara-listeye-aldi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ab-suudi-arabistani-kara-listeye-aldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Feb 2019 06:23:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Kaşıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8531</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa Komisyonu Suudi Arabistan, Panama ve birkaç ülkeyi daha terörizmin finansmanı ve kara para aklama konusundaki gevşek kontroller nedeniyle AB&#8217;ye tehdit oluşturan ülkeler kara listesine eklediğini açıkladı. Avrupa Birliği (AB), Suudi Arabistan&#8217;ı kara para aklamayla ve terörizmin finansmanıyla mücadele standartlarına uymadığı için kara listeye aldı AB Komisyonu, kara para ve terörizmin finansmanı ile mücadelede yetersiz kalan 23 ülkeyi kapsayan liste açıkladı. Listede, Afganistan, Amerikan Samoası, Bahamalar, Botsvana, Kuzey Kore, Etiyopya, Gana, Guam, İran, Irak, Libya, Nijerya, Pakistan, Panama, Porto Riko, Samoa, Suudi Arabistan, Sri Lanka, Suriye, Trinidad ve Tobago, Tunus, ABD Virgin Adaları ile Yemen yer aldı. yenisafak]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa Komisyonu Suudi Arabistan, Panama ve birkaç ülkeyi daha terörizmin finansmanı ve kara para aklama konusundaki gevşek kontroller nedeniyle AB&#8217;ye tehdit oluşturan ülkeler kara listesine eklediğini açıkladı.</strong></p>
<p>Avrupa Birliği (AB), Suudi Arabistan&#8217;ı kara para aklamayla ve terörizmin finansmanıyla mücadele standartlarına uymadığı için kara listeye aldı</p>
<p>AB Komisyonu, kara para ve terörizmin finansmanı ile mücadelede yetersiz kalan 23 ülkeyi kapsayan liste açıkladı.<br />
Listede, Afganistan, Amerikan Samoası, Bahamalar, Botsvana, Kuzey Kore, Etiyopya, Gana, Guam, İran, Irak, Libya, Nijerya, Pakistan, Panama, Porto Riko, Samoa, Suudi Arabistan, Sri Lanka, Suriye, Trinidad ve Tobago, Tunus, ABD Virgin Adaları ile Yemen yer aldı.</p>
<p>yenisafak</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ab-suudi-arabistani-kara-listeye-aldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suudi Arabistan&#8217;dan ABD Blöfü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/suudi-arabistandan-abd-blofu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/suudi-arabistandan-abd-blofu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 10:06:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6281</guid>

					<description><![CDATA[Suudi Arabistan, ABD Senatosu&#8217;nun gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman&#8217;ı sorumlu tutan kararının &#8216;asılsız ve kanıtsız iddialar sonucunda alındığını&#8217; ileri sürdü. ABD&#8217;ye haraç öder gibi para ödeyen Suudi Arabistan, Başkan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın takipçisi olduğu Kaşıkçı cinayetinde ABD&#8217;li senatötleri ikna edemedi. Senato Kaşıkçı&#8217;nın katilinin Prens Selman olduğu konusunda mutabık kaldı. ABD&#8217;nin bölgede maşalığına soyunan Suudi Arabistan&#8217;ın Kaşıkçı cinayeti hakkında ABD Senatosu&#8217;nun verdiği karar tasarısından sonra &#8220;orta yollu&#8221; bir yazılı açıklama ile ABD&#8217;yi eleştirdi. Suudi yönetiminin yaptığı açıklamada ABD&#8217;ye &#8220;&#8216;Dost ülke ABD&#8217;, &#8216;İran&#8217;a karşo ABD&#8217;nin yanındayız&#8217;, &#8216;ABD ile çalışmakta istekliyiz'&#8221; sözleri dikkat çekti. Suudilerin açıklamalarında ikili ilişkilerin önemine vurgu yapıldı. Açıklamada, &#8220;Suudi Arabistan, ABD Senatosu&#8217;nun yakın zamanda ortaya koyduğu, asılsız, gerçek dışı iddialara dayanan, Riyad&#8217;ın iç işlerine ölçüsüz bir müdahaleye varan ve Suudi Arabistan Krallığı&#8217;nın bölgesel, uluslararası rolüne zarar veren tutumunu reddetmektedir.&#8221; ifadelerine yer verildi. Riyad&#8217;ın &#8220;ABD ile çalışma konusunda istekli&#8221; olduğuna işaret edilen açıklamada, &#8220;dost bir ülkenin yasama organından gelen karar karşısında endişe duyulduğu&#8221; aktarıldı. Suudi Arabistan&#8217;ın &#8220;iç işlerine müdahaleyi, yönetimini, kralını ve veliaht prensini töhmet altında bırakacak ve küçük düşürecek her türlü suçlamayı reddettiği&#8221; kaydedildi. Riyad&#8217;ın, &#8220;bölgeyi vekilleri aracılığıyla istikrarsızlaştıran İran&#8217;ın şer aktiviteleri karşısında Washington&#8217;ın yanında yer aldığına&#8221; dikkat çekilen açıklamada, Kaşıkçı cinayetinin &#8220;adli boyutun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Suudi Arabistan, ABD Senatosu&#8217;nun gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman&#8217;ı sorumlu tutan kararının &#8216;asılsız ve kanıtsız iddialar sonucunda alındığını&#8217; ileri sürdü.</strong></p>
<p>ABD&#8217;ye haraç öder gibi para ödeyen Suudi Arabistan, Başkan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın takipçisi olduğu Kaşıkçı cinayetinde ABD&#8217;li senatötleri ikna edemedi. Senato Kaşıkçı&#8217;nın katilinin Prens Selman olduğu konusunda mutabık kaldı. </p>
<p>ABD&#8217;nin bölgede maşalığına soyunan Suudi Arabistan&#8217;ın Kaşıkçı cinayeti hakkında ABD Senatosu&#8217;nun verdiği karar tasarısından sonra &#8220;orta yollu&#8221; bir yazılı açıklama ile ABD&#8217;yi eleştirdi. Suudi yönetiminin yaptığı açıklamada ABD&#8217;ye &#8220;&#8216;Dost ülke ABD&#8217;, &#8216;İran&#8217;a karşo ABD&#8217;nin yanındayız&#8217;, &#8216;ABD ile çalışmakta istekliyiz'&#8221; sözleri dikkat çekti. Suudilerin açıklamalarında ikili ilişkilerin önemine vurgu yapıldı.    </p>
<p>Açıklamada, &#8220;Suudi Arabistan, ABD Senatosu&#8217;nun yakın zamanda ortaya koyduğu, asılsız, gerçek dışı iddialara dayanan, Riyad&#8217;ın iç işlerine ölçüsüz bir müdahaleye varan ve Suudi Arabistan Krallığı&#8217;nın bölgesel, uluslararası rolüne zarar veren tutumunu reddetmektedir.&#8221; ifadelerine yer verildi.       </p>
<p>Riyad&#8217;ın &#8220;ABD ile çalışma konusunda istekli&#8221; olduğuna işaret edilen açıklamada, &#8220;dost bir ülkenin yasama organından gelen karar karşısında endişe duyulduğu&#8221; aktarıldı.       </p>
<p>Suudi Arabistan&#8217;ın &#8220;iç işlerine müdahaleyi, yönetimini, kralını ve veliaht prensini töhmet altında bırakacak ve küçük düşürecek her türlü suçlamayı reddettiği&#8221; kaydedildi.      </p>
<p>Riyad&#8217;ın, &#8220;bölgeyi vekilleri aracılığıyla istikrarsızlaştıran İran&#8217;ın şer aktiviteleri karşısında Washington&#8217;ın yanında yer aldığına&#8221; dikkat çekilen açıklamada, Kaşıkçı cinayetinin &#8220;adli boyutun dışında bir noktaya getirilmesi girişiminin kabul edilmeyeceği&#8221; vurgulandı.   </p>
<p><strong>ABD Senatosu, Veliaht Prensi sorumlu tuttu </strong></p>
<p>Suudi Arabistan&#8217;ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülen Suudi gazeteci Kaşıkçı konusunda Veliaht Prens bin Selman&#8217;ı sorumlu tutan ortak karar tasarısı, ABD Senatosu&#8217;nda geçen hafta kabul edilmişti.       </p>
<p>Tasarıda, Senato&#8217;nun Kaşıkçı cinayetinin talimatının Veliaht Prens tarafından verildiğine inandığı belirtilirken, Riyad yönetimine &#8220;Kaşıkçı cinayetine dahli bulunan herkesten hesap sorması&#8221; çağrısı yapılmıştı.      </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/suudi-arabistandan-abd-blofu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD Kabul Etti Suçlu Prens Selman</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abd-kabul-etti-suclu-prens-selman/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abd-kabul-etti-suclu-prens-selman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2018 06:28:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6157</guid>

					<description><![CDATA[Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman&#8217;ı sorumlu tutan tasarı, ABD Senatosunda kabul edildi. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Corker tarafından sunulan ve gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman&#8217;ı sorumlu tutan ortak karar tasarısı, ABD Senatosunda kabul edildi. 2 Ekim&#8217;de Suudi Arabistan&#8217;ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülen Suudi gazeteci Kaşıkçı konusunda Muhammed bin Selman&#8217;ın sorumlu tutulmasını öngören tasarı, bugün Senatoya sunulduktan sonra sesli oylamada kabul edildi. Tasarıda, Senatonun Kaşıkçı cinayetinin Veliaht Prens Selman tarafından emredildiğine inandığı belirtilirken, Riyad yönetimine de &#8220;Kaşıkçı cinayetine dahli bulunan herkesten hesap sorması&#8221; çağrısında bulunuldu. Suudi Arabistan&#8217;da tutuklu bulunan insan hakları savunucuları Rawaf ve Samar Bedevi&#8217;nin serbest bırakılması çağrısının da yer aldığı tasarıda, Riyad&#8217;ın Çin ve Rusya&#8217;dan silah alımının ABD ile ilişkilerini zora soktuğu da belirtildi. Tasarıda ayrıca, ABD&#8217;nin Yemen&#8217;deki insani krizin devam etmesinde rolü olan Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun askeri eylemlerine verdiği desteğin de derhal kesilmesi talep edildi. Bu tasarıyla ABD Senatosu, Muhammed bin Selman&#8217;ı Cemal Kaşıkçı cinayetinden resmi olarak sorumlu tutmuş oldu. Yemen tasarısı da geçti Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın savaş yetkilerini kısıtlayan ve ABD&#8217;nin Yemen&#8217;de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona verdiği desteğin durdurulmasını öngören yasa tasarısı da Genel Kurulda oylanmış ve 41&#8217;e &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman&#8217;ı sorumlu tutan tasarı, ABD Senatosunda kabul edildi.</p>
<p>ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Corker tarafından sunulan ve gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman&#8217;ı sorumlu tutan ortak karar tasarısı, ABD Senatosunda kabul edildi.</p>
<p>2 Ekim&#8217;de Suudi Arabistan&#8217;ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülen Suudi gazeteci Kaşıkçı konusunda Muhammed bin Selman&#8217;ın sorumlu tutulmasını öngören tasarı, bugün Senatoya sunulduktan sonra sesli oylamada kabul edildi.</p>
<p>Tasarıda, Senatonun Kaşıkçı cinayetinin Veliaht Prens Selman tarafından emredildiğine inandığı belirtilirken, Riyad yönetimine de &#8220;Kaşıkçı cinayetine dahli bulunan herkesten hesap sorması&#8221; çağrısında bulunuldu.</p>
<p>Suudi Arabistan&#8217;da tutuklu bulunan insan hakları savunucuları Rawaf ve Samar Bedevi&#8217;nin serbest bırakılması çağrısının da yer aldığı tasarıda, Riyad&#8217;ın Çin ve Rusya&#8217;dan silah alımının ABD ile ilişkilerini zora soktuğu da belirtildi.</p>
<p>Tasarıda ayrıca, ABD&#8217;nin Yemen&#8217;deki insani krizin devam etmesinde rolü olan Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun askeri eylemlerine verdiği desteğin de derhal kesilmesi talep edildi.</p>
<p>Bu tasarıyla ABD Senatosu, Muhammed bin Selman&#8217;ı Cemal Kaşıkçı cinayetinden resmi olarak sorumlu tutmuş oldu.</p>
<p>Yemen tasarısı da geçti</p>
<p>Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın savaş yetkilerini kısıtlayan ve ABD&#8217;nin Yemen&#8217;de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona verdiği desteğin durdurulmasını öngören yasa tasarısı da Genel Kurulda oylanmış ve 41&#8217;e karşı 56 oyla kabul edilmişti.</p>
<p>Her iki tasarının da ABD Başkanı Trump&#8217;ın önüne gitmeden önce Temsilciler Meclisinde de kabul edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Temsilciler Meclisinde dün yapılan ve 203&#8217;e karşı 206 oyla kabul edilen &#8220;tarım yasa tasarısının&#8221; içine Meclis Başkanı Paul Ryan tarafından son anda Yemen&#8217;le ilgili bir madde eklenmişti.</p>
<p>Söz konusu maddeyle 2018 yılının sonuna kadar Temsilciler Meclisine Yemen&#8217;deki savaş bağlamında herhangi bir tasarının getirilmesinin de önü kesilmişti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abd-kabul-etti-suclu-prens-selman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cemal Kaşıkçı&#8217;nın son sözlerine ilişkin ses kayıtlarının dökümü sızdırıldı:</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cemal-kasikcinin-son-sozlerine-iliskin-ses-kayitlarinin-dokumu-sizdirildi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cemal-kasikcinin-son-sozlerine-iliskin-ses-kayitlarinin-dokumu-sizdirildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2018 06:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Kaşıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=5831</guid>

					<description><![CDATA[Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı&#8217;nın öldürüldüğü ana ilişkin ses kayıtlarının ilk dökümü sızdırıldı. Ses dökümünde Kaşıkçı&#8217;nın yanı sıra adli tıp uzmanı Salah el Tubaigy&#8217;nin ve suikast timinin lideri olduğu düşünülen Abdülaziz Mutrib&#8217;in sözlerine yer verildi. 2 Ekim&#8217;de ülkesinin İstanbul Başkonsolosluğunda vahşice öldürülen Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı&#8217;nın ölüm anına ilişkin ses kaydının dökümü sızdırıldı. Amerikan CNN kanalının sızdırdığı döküm, Kaşıkçı&#8217;nın öldürülmesinin acemice yapılmış bir iş olmadığını, önceden planlanmış bir infaz olduğunu gözler önüne serdi. Kendisini öldürmek isteyen bir grup insanla çekişmeye girdiği anlaşılan Cemal Kaşıkçı&#8217;nın son sözlerinin &#8220;Nefes alamıyorum.&#8221; olduğu belirlendi. Kaşıkçı&#8217;nın cesedinin testere ile parçalara ayrıldığını gösteren kayıtlar, sürecin gidişatıyla ilgili bir dizi telefon görüşmesi yapıldığını da ortaya koydu. Sızdırılan ses kaydı dökümünün Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman&#8217;ı Kaşıkçı cinayetiyle ilişkilendirmemekte kararlı olan ABD Başkanı Trump yönetimini baskı altına almasının kaçınılmaz olduğunu öne süren CNN, Suudi Arabistan&#8217;ın Kaşıkçı cinayetine ilişkin bu güne dek yaptığı açıklamaların da aksini ispatlayabileceğini iddia etti. &#8220;Ülkene geri dönüyorsun&#8221; Cemal Kaşıkçı&#8217;nın 2 Ekim&#8217;de ülkesinin İstanbul Başkonsolosluğuna girişiyle başlayan ses kaydı dökümü, Türk nişanlısıyla evlenebilmek için rutin bir başvuru yapacağını düşünen Kaşıkçı&#8217;nın, binaya girer girmez daha önceden tanıdığı bir adamı görmesiyle birlikte planlarının umduğu gibi gitmeyeceğini gösterdi. CNN&#8217;in kendi kaynağına dayandırdığı bilgiye göre, Mahir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı&#8217;nın öldürüldüğü ana ilişkin ses kayıtlarının ilk dökümü sızdırıldı. Ses dökümünde Kaşıkçı&#8217;nın yanı sıra adli tıp uzmanı Salah el Tubaigy&#8217;nin ve suikast timinin lideri olduğu düşünülen Abdülaziz Mutrib&#8217;in sözlerine yer verildi.</p>
<p>2 Ekim&#8217;de ülkesinin İstanbul Başkonsolosluğunda vahşice öldürülen Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı&#8217;nın ölüm anına ilişkin ses kaydının dökümü sızdırıldı.</p>
<p>Amerikan CNN kanalının sızdırdığı döküm, Kaşıkçı&#8217;nın öldürülmesinin acemice yapılmış bir iş olmadığını, önceden planlanmış bir infaz olduğunu gözler önüne serdi.</p>
<p>Kendisini öldürmek isteyen bir grup insanla çekişmeye girdiği anlaşılan Cemal Kaşıkçı&#8217;nın son sözlerinin &#8220;Nefes alamıyorum.&#8221; olduğu belirlendi.</p>
<p>Kaşıkçı&#8217;nın cesedinin testere ile parçalara ayrıldığını gösteren kayıtlar, sürecin gidişatıyla ilgili bir dizi telefon görüşmesi yapıldığını da ortaya koydu.</p>
<p>Sızdırılan ses kaydı dökümünün Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman&#8217;ı Kaşıkçı cinayetiyle ilişkilendirmemekte kararlı olan ABD Başkanı Trump yönetimini baskı altına almasının kaçınılmaz olduğunu öne süren CNN, Suudi Arabistan&#8217;ın Kaşıkçı cinayetine ilişkin bu güne dek yaptığı açıklamaların da aksini ispatlayabileceğini iddia etti.</p>
<p><strong>&#8220;Ülkene geri dönüyorsun&#8221;</strong><br />
Cemal Kaşıkçı&#8217;nın 2 Ekim&#8217;de ülkesinin İstanbul Başkonsolosluğuna girişiyle başlayan ses kaydı dökümü, Türk nişanlısıyla evlenebilmek için rutin bir başvuru yapacağını düşünen Kaşıkçı&#8217;nın, binaya girer girmez daha önceden tanıdığı bir adamı görmesiyle birlikte planlarının umduğu gibi gitmeyeceğini gösterdi.</p>
<p>CNN&#8217;in kendi kaynağına dayandırdığı bilgiye göre, Mahir Abdülaziz Mutrib&#8217;i karşısında gören Cemal Kaşıkçı kendisinin Başkonsoloslukta ne işi olduğunu sorunca, &#8220;Ülkene geri dönüyorsun.&#8221; cevabını aldı.</p>
<p>&#8220;Bunu yapamazsınız.&#8221; sözüyle Mutrib&#8217;e tepki gösteren Cemal Kaşıkçı, kendisine Başkonsolosluğun girişine kadar eşlik eden Türk nişanlısına &#8220;Dışarı çıkmazsam arkadaşlarımı bilgilendir.&#8221; sözlerine atıfla &#8220;Dışarıda insanlar bekliyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Diyaloğun kesildiği bu anda, CNN&#8217;in kaynağına göre, birkaç kişi Kaşıkçı&#8217;nın üzerine saldırıyor. Gürültülerin duyulduğu bu saniyelerde Cemal Kaşıkçı&#8217;nın nefes almak için mücadele ettiği duyuluyor.</p>
<p>Suudi yetkililerin Kaşıkçı&#8217;nın ölümüne dair yaptıkları tutarsız birçok açıklamadan birindeki &#8220;Kaşıkçı&#8217;nın kavga esnasında kazayla boğulduğuna&#8221; ilişkin ifadeye rağmen, ses kaydı dökümü, Kaşıkçı&#8217;nın tekrar tekrar nefes alamadığını söylediğini ortaya koydu.</p>
<p>Çaresiz çırpınmalar sonrası, Kaşıkçı&#8217;nın anlaşılabilir son sözleri &#8220;Nefes alamıyorum.&#8221; oldu. Fakat burada sonlanmayan ses kaydı, daha birçok gürültü kaydedecekti.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5835" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/101220180241551933560_3.jpg" alt="" width="780" height="438" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/101220180241551933560_3.jpg 780w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/101220180241551933560_3-300x168.jpg 300w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/101220180241551933560_3-768x431.jpg 768w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/101220180241551933560_3-330x186.jpg 330w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/101220180241551933560_3-720x405.jpg 720w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/101220180241551933560_3-318x180.jpg 318w" sizes="(max-width: 780px) 100vw, 780px" /></p>
<p><strong>Çığlık, boğulma, testere, kesim</strong><br />
Ses kaydı ilerledikçe, Cemal Kaşıkçı&#8217;nın henüz ölmemiş olduğu anlaşıldı. Ses dökümünün diyalog içermeyen ilerleyişi, artık yalnızca yaşanan dakikaları anlatan altyazıları gösteriyordu.</p>
<p>&#8220;Çığlık.&#8221;<br />
&#8220;Çığlık.&#8221;<br />
&#8220;Nefes darlığı.&#8221;<br />
&#8220;Testere.&#8221;<br />
&#8220;Kesim.&#8221;</p>
<p>Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı Adli Tıp Şefi Dr. Salah Muhammed el Tubaigy, yaşanan vahşeti odadaki diğer insanların midelerinin kaldırabilmesi adına kendilerine &#8220;Kulaklığınızı takın ve benim gibi müzik dinleyin.&#8221; sözleriyle tavsiyede bulunuyordu.</p>
<p><strong>En az üç telefon görüşmesi</strong><br />
Ses kaydı dökümü, infaz timinin lideri olduğu düşünülen Mahir Abdülaziz Mutrib&#8217;in en az üç telefon görüşmesi yaptığını ortaya koydu.</p>
<p>Cemal Kaşıkçı&#8217;nın net olarak hangi dakikada öldüğünün anlaşılamadığı ses kaydına göre, Mutrib odada yaşanan her şeyi anbean (Riyad&#8217;da olduğu sanılan) bir kişiye rapor ediyordu.</p>
<p>&#8220;Seninkine söyle, işlem tamam, halledildi.&#8221; sözünün duyulduğu kayıttaki &#8220;seninki&#8221; sözcüğü, CNN&#8217;in kaynağına göre bir patronu temsil ediyordu.</p>
<p><strong>CIA Direktörü Haspel Senato&#8217;yu bilgilendirmişti</strong><br />
Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü Gina Haspel, Kaşıkçı cinayetine ilişkin senatörleri bilgilendirmişti.</p>
<p>Toplantının ardından basına açıklamalarda bulunan senatörler, Kaşıkçı cinayetinin emrinin Veliaht Prens Muhammed&#8217;in verdiğine dair şüphelerinin kalmadığını belirtmişti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cemal-kasikcinin-son-sozlerine-iliskin-ses-kayitlarinin-dokumu-sizdirildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çak Beşin Maliyeti İki Milyar Dolar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cak-besin-maliyeti-iki-milyar-dolar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cak-besin-maliyeti-iki-milyar-dolar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 10:01:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<category><![CDATA[Putin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=5521</guid>

					<description><![CDATA[G20 Zirvesi’nin başında, Kaşıkçı cinayeti nedeniyle tepkilerin odağında yer alan Suudi Prens Selman’ın, Rus lider Putin coşkulu şekilde tokalaşması dikkat çekmişti. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kiril Dmitriyev, Rusya-Suudi Arabistan ortak fonu aracılığıyla 2019’da Rusya’ya 2 milyar dolarlık ek yatırım yapılmasının planlandığını açıkladı. Prens Selman ile Putin&#8217;in Arjantin&#8217;deki samimi tokalaşmasından saatler sonra Rusya&#8217;dan Suudi Arabistan&#8217;dan 2 milyar dolarlık ek yatırım planlandığına dair açıklama geldi. Rus haber ajansı ise Putin&#8217;in 2019&#8217;da Suudi Arabistan&#8217;ı ziyaret edeceğini duyurdu Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kiril Dmitriyev, Rusya-Suudi Arabistan ortak fonu aracılığıyla 2019’da Rusya’ya 2 milyar dolarlık ek yatırım yapılmasının planlandığını açıkladı. Dmitriyev, Arjantin‘deki G20 Zirvesi kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın Rusya’ya yönelik yatırımlarının artacağını belirtti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman‘ın, G20 kapsamında bir görüşme gerçekleştirdiklerini anımsatan Dmitriyev, “Bu görüşmede Suudi Arabistan’ın Rusya’daki yatırımlarının önemli bir boyuta ulaştığı teyit edildi.” dedi. Gelecek yıla ilişkin Rus ekonomisine ek yatırımların yapılmasının planlandığını anlatan Dmitriyev, “Rusya-Suudi Arabistan ortak fonu aracılığıyla Rusya’daki altyapı projelerine 2019’da 2 milyar dolarlık ek yatırım yapılması planlanıyor.” diye konuştu. G20 Zirvesi’nin başında, Kaşıkçı cinayeti nedeniyle tepkilerin odağında yer alan Suudi Prens Selman’ın, Rus lider Putin coşkulu şekilde tokalaşması dikkat çekmişti. Öte yandan, Rusya’nın TASS haber ajansı, Vladimir Putin’in 2019’da Suudi Arabistan’a bir ziyaret &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>G20 Zirvesi’nin başında, Kaşıkçı cinayeti nedeniyle tepkilerin odağında yer alan Suudi Prens Selman’ın, Rus lider Putin coşkulu şekilde tokalaşması dikkat çekmişti. <strong>Rusya</strong> Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kiril Dmitriyev, Rusya-Suudi Arabistan ortak fonu aracılığıyla 2019’da Rusya’ya 2 milyar dolarlık ek yatırım yapılmasının planlandığını açıkladı.</p>
<p>Prens Selman ile Putin&#8217;in Arjantin&#8217;deki samimi tokalaşmasından saatler sonra Rusya&#8217;dan Suudi Arabistan&#8217;dan 2 milyar dolarlık ek yatırım planlandığına dair açıklama geldi. Rus haber ajansı ise Putin&#8217;in 2019&#8217;da Suudi Arabistan&#8217;ı ziyaret edeceğini duyurdu</p>
<p><strong>Rusya</strong> Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kiril Dmitriyev, Rusya-Suudi Arabistan ortak fonu aracılığıyla 2019’da Rusya’ya 2 milyar dolarlık ek yatırım yapılmasının planlandığını açıkladı.</p>
<p>Dmitriyev, <strong>Arjantin</strong>‘deki G20 Zirvesi kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın Rusya’ya yönelik yatırımlarının artacağını belirtti.</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı <strong>Vladimir Putin</strong> ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi <strong>Muhammed bin Selman</strong>‘ın, G20 kapsamında bir görüşme gerçekleştirdiklerini anımsatan Dmitriyev, “Bu görüşmede Suudi Arabistan’ın Rusya’daki yatırımlarının önemli bir boyuta ulaştığı teyit edildi.” dedi.</p>
<p>Gelecek yıla ilişkin Rus ekonomisine ek yatırımların yapılmasının planlandığını anlatan Dmitriyev, “Rusya-Suudi Arabistan ortak fonu aracılığıyla Rusya’daki altyapı projelerine 2019’da 2 milyar dolarlık ek yatırım yapılması planlanıyor.” diye konuştu.</p>
<p>G20 Zirvesi’nin başında, Kaşıkçı cinayeti nedeniyle tepkilerin odağında yer alan Suudi Prens Selman’ın, Rus lider Putin coşkulu şekilde tokalaşması dikkat çekmişti.</p>
<p>Öte yandan, Rusya’nın TASS haber ajansı, Vladimir Putin’in 2019’da Suudi Arabistan’a bir ziyaret gerçekleştireceğini duyurdu ancak ziyaretle ilgili başka ayrıntı belirtilmedi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cak-besin-maliyeti-iki-milyar-dolar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Prens Kaç Gülen Eder?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bir-prens-kac-gulen-eder/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bir-prens-kac-gulen-eder/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Nov 2018 10:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed bin Salman]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4902</guid>

					<description><![CDATA[Musa Özuğurlu Soruyor Gülen sadece Türkiye özelinde bir koz. Selman ise Trump’ın büyük yatırım yaptığı, ABD’nin stratejik ortağı SA’nın müstakbel kralı. İkisi arasında kıyaslama yapmak abesle iştigalden başka bir şey değil. Bir cinayetten yola çıkılarak Türkiye’nin SA’ya baskıda bulunabileceğini öne sürmek daha da büyük bir yanılgı. “Trump Bin Selman’a baskıyı azaltması mukabilinde Fethullah Gülen’i Türkiye’ye verecek” iddiası Türk basınında pek bir heyecan yarattı. Amerikan NBC kanalı, Amerikan yönetiminden dört isme dayandırdığı haberinde “Amerikan yönetiminin Türkiye’nin Muhammed Bin Selman’a (MbS) baskısından endişe duyduğu” imasında bulunmuş. Demek ki (haber doğruysa) ABD yönetiminin hepsi olmasa da bazı isimleri Türkiye’nin gerçekten Suudi Arabistan’a baskı yapabileceğine inanıyor. Bunun ötesinde ABD’nin bu baskıyı azaltmak için Fethullah Gülen’i Türkiye’ye verebileceğini ya da en azından sınır dışı edebileceğini düşünüyor. NBC’nin haberi üfürmedir ya da değildir bu bir açıdan kendi sorunları ama bizi asıl endişelendirmesi gereken Kaşıkçı cinayeti çerçevesinde kendimize fazla güç vehmetme tavrının sürmesi. Türkiye gerçekten Suudi Arabistan’a (SA) baskı yapabilecek durumda ve ABD bunu önlemek için Türkiye’nin Brunson’a yaptığının benzerini yapar mı? Böyle bir ihtimal neredeyse yok. Türkiye’nin SA’ya baskı uygulayabilmesi için yaptırım gücü var mı? Varsa şimdi tam zamanıdır. Ankara Kaşıkçı cinayetinden daha iyi sebep mi bulacak? Ama ses kaydının ilerleyen dakikalarının sızdırılmasından ibaret hamleler gösteriyor &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Musa Özuğurlu Soruyor</strong></p>
<p><strong>Gülen sadece Türkiye özelinde bir koz. Selman ise Trump’ın büyük yatırım yaptığı, ABD’nin stratejik ortağı SA’nın müstakbel kralı. İkisi arasında kıyaslama yapmak abesle iştigalden başka bir şey değil. Bir cinayetten yola çıkılarak Türkiye’nin SA’ya baskıda bulunabileceğini öne sürmek daha da büyük bir yanılgı.</strong></p>
<p>“Trump Bin Selman’a baskıyı azaltması mukabilinde Fethullah Gülen’i Türkiye’ye verecek” iddiası Türk basınında pek bir heyecan yarattı.</p>
<p>Amerikan NBC kanalı, Amerikan yönetiminden dört isme dayandırdığı haberinde “Amerikan yönetiminin Türkiye’nin Muhammed Bin Selman’a (MbS) baskısından endişe duyduğu” imasında bulunmuş. Demek ki (haber doğruysa) ABD yönetiminin hepsi olmasa da bazı isimleri Türkiye’nin gerçekten Suudi Arabistan’a baskı yapabileceğine inanıyor. Bunun ötesinde ABD’nin bu baskıyı azaltmak için Fethullah Gülen’i Türkiye’ye verebileceğini ya da en azından sınır dışı edebileceğini düşünüyor.</p>
<p>NBC’nin haberi üfürmedir ya da değildir bu bir açıdan kendi sorunları ama bizi asıl endişelendirmesi gereken Kaşıkçı cinayeti çerçevesinde kendimize fazla güç vehmetme tavrının sürmesi.</p>
<p>Türkiye gerçekten Suudi Arabistan’a (SA) baskı yapabilecek durumda ve ABD bunu önlemek için Türkiye’nin Brunson’a yaptığının benzerini yapar mı?</p>
<p>Böyle bir ihtimal neredeyse yok.</p>
<p>Türkiye’nin SA’ya baskı uygulayabilmesi için yaptırım gücü var mı? Varsa şimdi tam zamanıdır. Ankara Kaşıkçı cinayetinden daha iyi sebep mi bulacak? Ama ses kaydının ilerleyen dakikalarının sızdırılmasından ibaret hamleler gösteriyor ki Türkiye’nin yapabileceği fazla bir şey yok. SA Türkiye’ye sermaye, Türkiye SA’ya her yıl binlerce hacı gönderdikçe nasıl olsun ki?</p>
<p>O halde Erdoğan’ın MbS’yi hedefe koymasına ne demeli? Bu hikaye Kaşıkçı cinayeti ile başlamış değil, hikaye SA’nın Katar hamlesi ile başladı ve Türkiye’nin MbS yönetimine girecek olan SA ile gelecekteki ilişkilerini ilgilendiriyor.</p>
<p>Erdoğan, baba “hadimül harameyn” Selman’a “başımızın üstünde yeriniz var” demeyi sürdürdükçe kendisine karşı ilk adımı atmış olan MbS’nin iktidar koltuğuna oturmasını önleyebilir mi?</p>
<p>Selman iktidar koltuğuna oturacak mı? Hariçten okunan gazellerin etkisi yok, bu sorunun cevabı SA hakim sülalesi içinde Sudeyriler ile Şımmeriler arasındaki iktidar kavgasında ve bu kavgada Batı’nın kimleri tercih edeceğinde yatıyor. O tercih de yapılmış zaten. Türkiye’nin şu anda yaptığı aile içi kavgada taraf olmak ve kendisine taraftar toplamaya çalışmaktan ibaret. Bu kavgada belirleyici taraf olacak Batı ülkeleri için kriterler içinde ise Kaşıkçı vahşeti ya da Türkiye’nin kaygılarının ilk sıralarda yer tutmadığı Batı başkentlerinde yapılan açıklamalardan belli.</p>
<p>Bütün bunlar bir yana Türkiye, iktidara yakın gazete ve köşe yazarları tarafından “tefsir edilen” açıklamaların dışında somut bir adım attı mı? Örneğin tek bir SA diplomatı “istenmeyen kişi” ilan edildi mi?</p>
<p>Resmi açıklamalarda yapılan varsa yoksa cinayeti kimlerin işlediğinin ortaya çıkarılması için ısrar edilmesi. İyi ama ne olacak? Bu zaten biliniyor! Israrın sebebi içeride yaşanan sorunlar olmasın sakın? İktidar açısından durum şu: Sadece İstanbul’da işlendiği için Türkiye’ye uluslararası alanda söz hakkı veren bu cinayet memlekette var olan dağ gibi sorunları perdelemek için çok işe yaradı ve bir süre daha işe yarayacak gibi görünüyor. Cinayet başka bir ülkede işlenseydi bu da olmayacaktı.</p>
<p>“Kaşıkçı cinayetinde çok başarılı bir diplomasi yürüttüğü” iddia edilen Türkiye boşa zaman harcıyor. Bundan sonra SA iç siyasetinde yaşanacaklar Türkiye’nin yönlendirdiği değil, gidişatta bir şekilde yer alacağı gelişmeler olacak ve -tekrar vurgulamak lazım- bu olası gelişmelerin Kaşıkçı cinayeti ile uzaktan yakından ilgisi yok.</p>
<p>NBC’nin haberinde yer alan ve asıl heyecan yaşanmasına sebep olan ikinci isim Fethullah Gülen. Yerel seçimlerden hemen önce Türkiye’ye inen bir uçaktan Gülen’in çıkması nelere yol açardı? Sahi Gülen dosyası ne oldu? Türk yetkililer ile ABD’li mevkidaşları ya da yetkilileri arasında gerçekleşen son buluşmalarda Gülen’den bahseden olduğunu duydunuz mu?</p>
<p>Bu bir yana ABD yönetimi SA’ya aslında “var olmayan” baskısını azaltması karşılığında Gülen gibi “değerli bir enstrümanı” Türkiye’ye neden iade etsin? ABD’yi Gülen’in iadesine zorlayacak bir durum/gelişme, Türkiye’nin elinde bir koz var mı?</p>
<p>Gülen ABD için önemli. Birincisi Gülen’in halen her an Erdoğan’ın sinirlerini zıplatacak bir işlevi var. İkincisi Türkiye ABD’yi Gülen konusunda daha “teknik düzeyde” ikna edebilmiş değil, belli ki verilen dosyalarda ABD’nin Türkiye’yi oyalayabilmesine olanak sağlayacak bir hayli “boşluk” var. Ama en önemlisi şu:</p>
<p>ABD ya da herhangi bir birimi 15 Temmuz sürecinin içindeydi ya da değildi bunun artık önemi yok. Gülen ABD’nin gözünde “eski ortağına karşı -adı darbe girişimi ya da başka bir şey olsun- hareket etmiş, şimdi ise muhalif bir isim ve üstelik hiç de küçümsenmeyecek bir potansiyel barındırıyor.” Aynı ABD gelecekte Erdoğan’a karşı her zaman kullanabileceği böyle bir kozu harcamak ister mi?</p>
<p>Tabii böyle olması Gülen’e uluslararası bir koz olma değerini kazandırmıyor. Gülen gelecekte iade ya da sınır dışı edilebilir ama bu NBC ya da Türk basınının vehmettiği gibi MbS’ye baskının azaltılması karşılığında gerçekleşecek bir durum değil.</p>
<p>O sadece Türkiye özelinde bir koz. Selman ise Trump’ın büyük yatırım yaptığı, ABD’nin stratejik ortağı SA’nın müstakbel kralı. İkisi arasında kıyaslama yapmak abesle iştigalden başka bir şey değil. Bir cinayetten yola çıkılarak Türkiye’nin SA’ya baskıda bulunabileceğini öne sürmek daha da büyük bir yanılgı.</p>
<p>Kaşıkçı açıklamaları, haberlerinden yola çıkılarak yazılan “dış politikada başarı masallarını” bırakıp daha dün Libya’da düştüğümüz duruma ve nedenlerine, Doğu Akdeniz’de yaşanan çok ciddi gelişmelere bakmak daha gerçekçi olmaz mı?</p>
<p>Kaynak: www.gazeteduvar.com.tr</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bir-prens-kac-gulen-eder/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet Olmayı Beceremeyen Suudiler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/devlet-olmayi-beceremeyen-suudiler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/devlet-olmayi-beceremeyen-suudiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2018 09:57:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[BAE]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Kaşıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Veliaht Prens]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4788</guid>

					<description><![CDATA[Prof. Dr. Cemal Fedayi Yazdı Prens MbS, Faysal’dan sonra Suudi Arabistan’ı devlet yapmak isteyen ikinci şahıstır. Fakat yöntemi Faysal’ın tam tersidir. Faysal İslam ülkeleri ile birleşerek ve ABD’ye başkaldırarak bunu yapmak istemişti. Prens ise İslam ülkeleriyle kavga ederek ve ABD’ye/İsrail’e boyun eğerek bunu yapmak istiyor. Faysal amacına ulaşamamıştı ama şerefli bir ölümle ölmüştü. Bu gidişle, aşikâr ki, Prens de amacına ulaşamayacak ama şerefsiz bir ölümle ölecek. Bilge Kral’dan Katil Prens’e: Suudilerin devlet olma çabası Cemal Kaşıkçı cinayetine tarihi perspektiften baktığımda şunu görüyorum: Suudiler, başından (1932) beri devlet olmaya çalışıyorlar ve fakat bir türlü bunu başaramıyorlar… Tarihen sabittir ki, Suudiler kendi iradeleri ve kendi çabalarıyla Suudi Arabistan’ı kurmuş değiller. Bunu en iyi onlar biliyor. İngiliz emperyalizmi 1932 yılında, kullanım süresi dolan Şerif Hüseyin’i tahtından indirdi ve yerine Abdülaziz bin Suud’u oturttu. İngiltere açısından, bir kukla gitmiş daha kullanışlı bir kukla gelmişti. 1945’ten sonra kuklacı değişti: İngiltere, emperyalist bayrağı ABD’ye devretti. Kuklanın pozisyonu ise değişmedi; değişen sadece efendi oldu. Kabul etmek gerekir ki, hiç kimse gönüllü olarak köleliği, kontrol edilmeyi istemez. Suudiler de başından itibaren bu durumdan kurtulmak istediler. Kukla bir “siyasi örgüt” olmaktan kurtulup “devlet” olmaya çabaladılar. Bu yolda ilk ciddi çıkışı Kral Faysal yaptı. Açıkça ve cepheden ABD emperyalizmine kafa tuttu. Çölün ortasından şerefli bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. Cemal Fedayi Yazdı</strong></p>
<p>Prens MbS, Faysal’dan sonra Suudi Arabistan’ı devlet yapmak isteyen ikinci şahıstır. Fakat yöntemi Faysal’ın tam tersidir. Faysal İslam ülkeleri ile birleşerek ve ABD’ye başkaldırarak bunu yapmak istemişti. Prens ise İslam ülkeleriyle kavga ederek ve ABD’ye/İsrail’e boyun eğerek bunu yapmak istiyor. Faysal amacına ulaşamamıştı ama şerefli bir ölümle ölmüştü. Bu gidişle, aşikâr ki, Prens de amacına ulaşamayacak ama şerefsiz bir ölümle ölecek.</p>
<p><strong>Bilge Kral’dan Katil Prens’e: Suudilerin devlet olma çabası</strong></p>
<p>Cemal Kaşıkçı cinayetine tarihi perspektiften baktığımda şunu görüyorum: Suudiler, başından (1932) beri devlet olmaya çalışıyorlar ve fakat bir türlü bunu başaramıyorlar… Tarihen sabittir ki, Suudiler kendi iradeleri ve kendi çabalarıyla Suudi Arabistan’ı kurmuş değiller. Bunu en iyi onlar biliyor. İngiliz emperyalizmi 1932 yılında, kullanım süresi dolan Şerif Hüseyin’i tahtından indirdi ve yerine Abdülaziz bin Suud’u oturttu. İngiltere açısından, bir kukla gitmiş daha kullanışlı bir kukla gelmişti. 1945’ten sonra kuklacı değişti: İngiltere, emperyalist bayrağı ABD’ye devretti. Kuklanın pozisyonu ise değişmedi; değişen sadece efendi oldu.</p>
<p>Kabul etmek gerekir ki, hiç kimse gönüllü olarak köleliği, kontrol edilmeyi istemez. Suudiler de başından itibaren bu durumdan kurtulmak istediler. Kukla bir “siyasi örgüt” olmaktan kurtulup “devlet” olmaya çabaladılar. Bu yolda ilk ciddi çıkışı Kral Faysal yaptı. Açıkça ve cepheden ABD emperyalizmine kafa tuttu. Çölün ortasından şerefli bir ses yükseltti. Kudüs’ü ve İslam Birliğini dava etti. Fakat başarılı olamadı. Hanedan içinden bir kukla/tetikçi tarafından öldürüldü. Faysal esasında sadece ABD’ye kafa tutmamıştı; topyekûn Batı’ya başkaldırmıştı. İsrail‘e rest çekmiş; Kudüs’ü savunmuştu. Daha da ileri giderek İslam Birliği’ni kurmaya yeltenmişti. Hâsılı Faysal, Batı’nın piyonu rolüne itiraz etmiş ve Suudi Arabistan’ı gerçek ve onurlu bir devlet haline getirmek istemişti. Bir taraftan da dağınık ve tesirsiz İslam ülkelerini birleştirmek istemişti. Gelelim meselenin bam teline. İşbu cesur ve bilge kral bir defasında, hac sırasında Mekke’de bulunan İslam ülkelerinin temsilcilerine şunu söylemişti: “İslam dünyasında bir buçuk devlet vardır; biri Türkiye, yarımı İran…” Meselenin özü burada: Kendisi de bir devlet kurmak istiyordu ama bunu başaramadı.</p>
<p>Gelelim, Suudi Arabistan’ın fiili kralı Prens Muhammed Bin Selman’a… Prens MbS, Faysal’dan sonra Suudi Arabistan’ı devlet yapmak isteyen ikinci şahıstır. Fakat yöntemi Faysal’ın tam tersidir. Faysal İslam ülkeleri ile birleşerek ve ABD’ye başkaldırarak bunu yapmak istemişti. Prens ise İslam ülkeleriyle kavga ederek ve ABD’ye/İsrail’e boyun eğerek bunu yapmak istiyor. Faysal amacına ulaşamamıştı ama şerefli bir ölümle ölmüştü. Bu gidişle, aşikâr ki, Prens de amacına ulaşamayacak ama şerefsiz bir ölümle ölecek. Tıpkı Saddam gibi, Kaddafi gibi… Bazılarına göre Prens iyi niyetlidir. Olabilir; ama Hitler de iyi niyetliydi; Saddam ve Kaddafi de… Cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir. “İyi niyetli ve reformcu Prens” önce kendi ülkesi içinde kavga etti. En başta babasına kötülük yaptı. Sessiz bir darbe ile babasını sembolik bir konuma indirdi; kendisini fiili kral yaptı. Sonra Hanedanın diğer prensleriyle kavga etti. Hepsini bir otele doldurup işkenceden geçirdi. Bir harami gibi “ya paranızı ya canınızı!” dedi. 35 milyar dolar karşılığında çoğunu serbest bıraktı. MbS, siyaseten kendisine rakip olabilecek prensleri ise öldürmek suretiyle yok etti. Muhalif prenslerin kimisini “helikopter kazası” ile kimisini “trafik kazası” ile bertaraf etti. Kimisini de zindana attı. MbS, hanedan içi operasyonlardan sonra oklarını dışarıya çevirdi: Ülke içindeki bütün muhalif unsurları ve medyayı kanlı yöntemlerle susturdu; sivil toplumu ve medyayı tamamen kendi kontrolü altına aldı. Cemal Kaşıkçı gibi özgürlüğünden taviz vermeyen gazeteciler ile muhalif prensler Batı ülkelerine kaçtılar.</p>
<p>Katil Prens, ülke içinde estirdiği terörden sonra bölge ülkeleriyle kavgaya tutuştu. Yemen’de katliamlar yaptı, Katar’a boykot uyguladı, Lübnan’ın başbakanını alıkoydu, Türkiye’yle sürtüştü, İran’la üstü kapalı savaşa tutuştu. Bütün bunlarla yetinmeyip ülke dışına kaçan muhalifleri öldürmeye başladı. En son, vahşice ve barbarca yöntemlerle Kaşıkçı’yı katletti. İşte bu son cinayeti, onun baltayı taşa vurduğu andır. Bu anda bütün büyüsü bozuldu; karizması çizildi. Milyon dolarlar harcayarak inşa ettirdiği “reformcu prens” imajı yerle bir oldu. Reformcu prensin yerini “katil prens” aldı. Prens MbS artık fiilen bitmiştir; biyolojik olarak yaşasa da fiilen ölmüştür. Kral Faysal, tarihin defterine “Bilge Kral” olarak geçti; Prens ise “Katil Prens” olarak geçecek. Ne hazin bir son!</p>
<p>Gelelim Kaşıkçı meselesine: Resmi soruşturma hâlâ devam ettiği için meselenin mahiyetini resmen ve hukuken henüz bilmiyoruz. Ancak olayların gelişiminden ve sızan bilgilerden olayın mahiyetini anlayabiliyoruz. Benim kanaatime göre Kaşıkçı cinayeti ABD’nin bir operasyonu değil. Doğrudan doğruya Prens MbS’nin icraatı. Prens bir katliam çetesi (Kaplan Takımı) kurmuş ve bu suretle muhalifleri öldürmeye başlamıştır. Son kurban da Kaşıkçı olmuştur. Bu cinayeti ABD tezgâhlamadı ama ABD istihbaratı başından beri bu cinayetin olacağını biliyordu ve gelişmeleri sessizce takip ediyordu. Prens’in bu hatayı yapmasını ve tamamen ABD’ye mahkûm olmasını bekliyordu. Nitekim ABD’nin istediği cinayet oldu ve ABD, cinayetin üstünü örtmek için Prens’ten daha fazla para ve daha fazla itaat istedi. Prens bütün bunları kabul etti ama öldürülen kişi Washington Post yazarı bir gazeteci olduğu için ABD cinayetin üstünü tamamen örtemedi; konu kamuoyuna mal oldu. Medya bu işin peşini bırakmadı. Kamuoyu tepkisinden çekinen ABD, kerhen ve üstü kapalı olarak cinayeti Suudi Arabistan’ın işlediğini kabul etmek zorunda kaldı. Ancak yine de açıkça Prens’i suçlamadı. “Arbede sırasında öldü” senaryosuna inanmaya devam etti. ABD bu cinayeti, cinayet öncesinde ABD ile hafiften sürtüşmeye başlayan Prens’i hizaya getirme yolunda ustaca kullandı.</p>
<p><strong><em>&#8220;Prens MbS, Faysal’dan sonra Suudi Arabistan’ı devlet yapmak isteyen ikinci şahıs. Ancak İslam ülkeleriyle birleşerek değil kavga ederek ve ABD’ye boyun eğerek bunu yapmak istiyor.&#8221;</em></strong></p>
<p>Son olarak cinayetten kısa bir süre önce Prens’in ABD ile hafif yollu sürtüşmesine değinelim. Bu önemli; çünkü Prens’in devlet olma ukdesini yansıtıyor. Trump, ekim ayının başında, tam da Kaşıkçı cinayetinin icra sürecinde, bir seçim konuşmasında çok kaba bir üslupla Suudi Arabistan hakkında şunları söyledi: “Biz olmazsak iki hafta bile dayanamazsınız… Ödeme yapmalısınız…” Trump açık bir şekilde Suudi Arabistan’ın gerçek anlamda bir devlet olmadığını, ABD ordusu sayesinde ayakta durduğunu ve bunun karşılığını ödemesi gerektiğini söyledi. Prens ise bu çıkışa şöyle cevap verdi: “Suudi Arabistan tarihte 1744’ten bu yana mevcut. Sanıyorum, ABD’den 30 yılı aşkın süre önce vardı&#8230;  Trump’ın son açıklamaları çok isabetli değil…” Bu sözlerde Prens’in devlet olma arzusunu görüyoruz. Bu yolda tarihi bile çarpıtmaktan çekinmiyor. 1932 tarihini 1744’e kadar götürüyor. Güya Suudi Arabistan, ABD’den önce kurulan bir devletmiş. Prens, bu çocukların bile güleceği tarihi girişten sonra, hafiften bir rest çekiyor ABD’ye: “Suudi Arabistan güvenliği karşılığında herhangi bir bedel ödemeyecektir. ABD’den aldığımız tüm silahların parasını ödedik. Bunlar bedavadan gelen silahlar değil.”  Bu sözleriyle çok ileri gittiğini fark eden Prens, konuşmasının devamında yelkenleri yeniden suya indiriyor:   “Herhangi bir dost, iyi ya da kötü şeyler söyleyebilir… ABD Başkanı ile çalışmayı seviyorum. İki ülke arasındaki ilişkiler yüzde 99 iyi ilerlerken, yüzde 1 kötü bir mesele gündeme geldi.”</p>
<p>Özetle; ABD bu cinayetin gerçekleşeceğini başından beri biliyordu ve bunu engellemedi. Hatta, bu pis işin Washington’da değil de İstanbul’da icra edilmesi için Kaşıkçı’yı İstanbul’a yönlendiren de ABD’nin resmi makamlarıdır. ABD bu cinayetten azami derecede nemalanmak istiyor. Fakat medyanın olayın peşini bırakmaması ve Türkiye’nin akl-ı selim politikası karşısında tam da istediği kadar nemalanamadı. Hatta Türkiye’nin açıkça ABD’yi suçlamasından korktuğu için Türkiye’ye yönelik yaptırımları kaldırmak zorunda kaldı. Suudi Arabistan üst yönetimi de Türkiye’ye karşı daha alttan alan bir politika geliştirmeye başladı. Hâlbuki cinayet öncesi dönemde Suudi Arabistan’ın resmi dış politikası, Türkiye’yi rakip olarak görüyor ve Türkiye’yi Ortadoğu’dan uzaklaştırmayı öngörüyordu. Şu anda S. Arabistan bu politikasını tamamen terk etmek zorunda kaldı. Kabul etmek gerekir ki, Türkiye bu süreçte çok başarılı bir sınav verdi. Klasik diplomasiyi ve kamu diplomasisini çok başarılı bir şekilde yürüttü.</p>
<p>Daha önceki bir yazımda da belirtiğim gibi Prens MbS, Kaddafi ve Saddam’ın yolundan gidiyor. Batı’yı doğru analiz edemiyor. Şunu göremiyor: Batı, iyice örselenen Prens’i bir süre daha kullanacak; son kullanma tarihi gelince de buruşturup çöpe atacak. ABD (ve İngiltere) şimdiden MbS’nin alternatiflerini hazırlamaya başladı bile. Yıllardır Londra’da yaşayan, mevcut kralın kardeşi Prens Ahmed Bin Abdülaziz, ABD ve İngiltere’nin güvenlik garantisiyle Riyad’a döndü. Batı bir taraftan da eski Veliahd Prens Muhammed Bin Nayif’i yeniden parlatmaya başladı. MbS, iyice kullanılamaz duruma geldiğinde, Batı bu iki prensten birini sahaya sürecek. Yeni bir Faysal gelinceye kadar bu traji-komik müsamere devam edecek.</p>
<p>Kaynak: www.karar.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/devlet-olmayi-beceremeyen-suudiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD, Veliaht Prensi Aklamaya Mı Çalışıyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abd-veliaht-prensi-aklamaya-mi-calisiyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abd-veliaht-prensi-aklamaya-mi-calisiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2018 10:46:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<category><![CDATA[Veliaht Prens]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4474</guid>

					<description><![CDATA[ABD Güvenlik Danışmanı John Bolton, ses kayıtlarında Kaşıkçı&#8217;nın öldürülme operasyonu ile Suudi Veliaht Prens Muhammed bir Selman arasında hiçbir ilgi işareti olmadığını söyledi. Pazartesi günü Birleşik Arap Emirliklerine yaptığı kısa bir ziyaretin ardından Singapur’a geçen ABD Güvenlik Danışmanı John Bolton burada, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğunda öldürülmesinin ses kayıtlarında operasyon ile Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman arasında bir bağlantı olup olmadığı bir soru üzerine, &#8220;Suudi gazetecinin Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğunda öldürülmesinin ses kayıtlarını dinleyenlerin bu operasyonla veliaht Prens Muhammed bin Selman arasında ilişki bulunduğunu gösteren bir işaret bulunmadığını söylediler&#8221; dedi. Bolton, &#8220;Veliaht Muhammed bin Selman suçsuz&#8221; dedi. Bolton, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu dava ile ilgili bütün detayların ortaya çıkartılmasını istediğini tekrarladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD Güvenlik Danışmanı John Bolton, ses kayıtlarında Kaşıkçı&#8217;nın öldürülme operasyonu ile Suudi Veliaht Prens Muhammed bir Selman arasında hiçbir ilgi işareti olmadığını söyledi.</strong></p>
<p>Pazartesi günü Birleşik Arap Emirliklerine yaptığı kısa bir ziyaretin ardından Singapur’a geçen <a href="https://m.haberturk.com/yer/abd">ABD</a> Güvenlik Danışmanı John Bolton burada, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğunda öldürülmesinin ses kayıtlarında operasyon ile <a href="https://m.haberturk.com/yer/suudi-arabistan">Suudi Arabistan</a> Veliaht Prens Muhammed bin Selman arasında bir bağlantı olup olmadığı bir soru üzerine, &#8220;Suudi gazetecinin Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğunda öldürülmesinin ses kayıtlarını dinleyenlerin bu operasyonla veliaht Prens Muhammed bin Selman arasında ilişki bulunduğunu gösteren bir işaret bulunmadığını söylediler&#8221; dedi. Bolton, &#8220;Veliaht Muhammed bin Selman suçsuz&#8221; dedi.</p>
<p>Bolton, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu dava ile ilgili bütün detayların ortaya çıkartılmasını istediğini tekrarladı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abd-veliaht-prensi-aklamaya-mi-calisiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>18 Kişinin Tutuklandığını Düşünmüyoruz</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/18-kisinin-tutuklandigini-dusunmuyoruz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/18-kisinin-tutuklandigini-dusunmuyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Nov 2018 14:59:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Polemik]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Kaşıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Veliaht Prens]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4442</guid>

					<description><![CDATA[GAZETECİ FATİH ÖKE: Türk Arap Medya Derneği Genel Koordinatörü Fatih Öke, Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı cinayetine karıştığı gerekçesi ile tutukladığını söylediği 18 kişiden bazılarının aslında tutuklanmadığı yönünde duyumlar aldıklarını söylüyor. Öke, “Kendi devlet yetkililerini suçlu bile olsalar teslim etmeye yanaşmayacaklardır. Büyük ihtimalle olayın ateşi geçinceye kadar ‘Çömel bekle’ taktiği uygulayacaklar. Fakat biz Türk Arap Medya Derneği olarak bu cinayeti unutturmamaya çalışacağız” diyor. Cemal Kaşıkçı Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’na girdikten sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Kaşıkçı’nın hem dostu hem de üyesi olduğu Türk Arap Medya Derneği ilk andan itibaren dünya medyasının dikkatini bu olaya çekmeye çalıştı, yabancı basın mensuplarını bilgilendirdi. Derneğin Genel Koordinatörü Fatih Öke ile Kaşıkçı olayını konuştuk. Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul Suudi Konsolosluğu’na girip çıkmamasının hemen ardından olaya dahil olanlardan biri Türk Arap Medya Derneği oldu. Nasıl haberdar oldunuz? Olaylar nasıl gelişti? Cemal Bey’in nişanlısı Hatice Hanım, Cemal Bey ile yakın dost olduklarını bildiği için dernek başkanımız Turan (Kışlakçı) Bey’i aramış. Bu görüşmeden 10 dakika sonra Turan Bey beni aradı. O esnada eve gidiyordum. Hemen geri döndüm. Levent’e ulaşıncaya kadar, yolda 3-4 medya kuruluşunun temsilcisini aradım. İlk olarak Washington Post’a ulaştım ve “Yazarınız konsolosluğa girdi, çıkmadı” diye haber verdim. Ardından Anadolu Ajansı, El Cezire ve diğer arkadaşlarla görüştüm. İlk anda &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GAZETECİ FATİH ÖKE:</strong></p>
<p><strong>Türk Arap Medya Derneği Genel Koordinatörü Fatih Öke, Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı cinayetine karıştığı gerekçesi ile tutukladığını söylediği 18 kişiden bazılarının aslında tutuklanmadığı yönünde duyumlar aldıklarını söylüyor. Öke, “Kendi devlet yetkililerini suçlu bile olsalar teslim etmeye yanaşmayacaklardır. Büyük ihtimalle olayın ateşi geçinceye kadar ‘Çömel bekle’ taktiği uygulayacaklar. Fakat biz Türk Arap Medya Derneği olarak bu cinayeti unutturmamaya çalışacağız” diyor.</strong></p>
<p>Cemal Kaşıkçı Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’na girdikten sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Kaşıkçı’nın hem dostu hem de üyesi olduğu Türk Arap Medya Derneği ilk andan itibaren dünya medyasının dikkatini bu olaya çekmeye çalıştı, yabancı basın mensuplarını bilgilendirdi. Derneğin Genel Koordinatörü Fatih Öke ile Kaşıkçı olayını konuştuk.</p>
<p><em><strong>Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul Suudi Konsolosluğu’na girip çıkmamasının hemen ardından olaya dahil olanlardan biri Türk Arap Medya Derneği oldu. Nasıl haberdar oldunuz? Olaylar nasıl gelişti?<br />
</strong></em></p>
<p>Cemal Bey’in nişanlısı Hatice Hanım, Cemal Bey ile yakın dost olduklarını bildiği için dernek başkanımız Turan (Kışlakçı) Bey’i aramış. Bu görüşmeden 10 dakika sonra Turan Bey beni aradı. O esnada eve gidiyordum. Hemen geri döndüm. Levent’e ulaşıncaya kadar, yolda 3-4 medya kuruluşunun temsilcisini aradım. İlk olarak Washington Post’a ulaştım ve “Yazarınız konsolosluğa girdi, çıkmadı” diye haber verdim. Ardından Anadolu Ajansı, El Cezire ve diğer arkadaşlarla görüştüm. İlk anda çok güçlü bir ses duyurduk. Gazeteci arkadaşlar hemen konsolosluğun önünde toparlandı. Beklemeye başladık. Çünkü o esnada, Lübnan Başbakanı Hariri’yi Riyad’da alıkoydukları gibi Cemal Bey’i de içeride alıkoyuyorlar, bir süre sonra hiç bir şey olmamış gibi salıverirler diye düşünüyorduk. Vakit ilerleyince Hatice Hanım’ı eve yolladık. Gece saat 3 gibi biz de gidelim dedik. El Cezire ve Anadolu Ajansı’ndan arkadaşlar bize “Siz gidebilirsiniz. Merak etmeyin biz burada nöbetteyiz” dediler. Dışarı çıkarsa görüntü alalım düşüncesinden öte orada olma ihtiyacı hissettiler. Bu çok önemli bir dayanışmaydı. Bunu asla unutmayacağız. Ertesi gün sabah 9’da Suudi Konsolosluğu önündeydim. 15-20 tane basın mensubu gelmişti. Endişe duyduğumuzu belirten bir basın açıklaması yaptık. Bir gün sonra basın açıklaması yapacağız diye duyurduğumuzda 100 civarında gazeteci vardı. 4. gün sayı 400’e çıkmıştı. Gelen yabancı basın mensupları derneğimize uğrayıp bilgi aldılar. Gezi Parkı olaylarında bile böyle uluslararası bir basın ilgisi olduğunu hatırlamıyorum.</p>
<p><strong>BASIN ÇOK İLGİ GÖSTERDİ</strong></p>
<p><em><strong>Bunun sebebi Kaşıkçı’nın basın mensubu olması mı yoksa siyasi dengeler mi?</strong></em></p>
<p>Biz ilk andan itibaren stratejik bir karar aldık ve Kaşıkçı’yı Suudi gazeteci, Suudi vatandaşı, eski diplomat, bürokrat vb. olarak değil, Washington Post köşe yazarı olarak duyurduk. O esnada Amerika’da yaklaşmakta olan bir seçim vardı. Trump’ın Suudilerle ilişkisi çok iyiydi. Trump üzerinde baskı oluşturabilmemiz için Kaşıkçı’yı Amerikalı bir basın mensubu, Amerika’da yaşayan önemli bir muhalif ses olarak tanıtmamız lazımdı. Gazete ve televizyonlara röportaj vermemiz söz konusu olduğunda da Amerikan toplumuna doğrudan mesaj verebilecek ABC gibi kanalları tercih ettik.</p>
<p><strong>KAMU DİPLOMASİSİ DERSİNDE OKUTULMALI</strong></p>
<p><em><strong>Türk hükümetinin krizi yönetim biçimini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></em></p>
<p>Bence ileride kamu diplomasisi ile ilgili derslerde okutulması gereken bir durum. O kadar başarılı bir çalışma oldu ki bunu yürütenleri tebrik etmek lazım. Bu Türkiye’nin bir iç olayı değildi. Arap dünyasının da bir olayı değildi. Her fırsatta fikir özgürlüğünden dem vurulan bir dünyada, fikirlerinden dolayı, bir insanın canına vahşice kastedildi. Bunu Türk basını da dünyaya duyurulabilirdi ama olayın çok daha hızlı ve etkili yayılması için en doğru olan uluslararası basın üzerinden gitmekti. Türkiye bu insan hakkı ihlalini, fikir özgürlüğü ihlalini dünya kamuoyuna en hızlı ve en etkili şekilde taşıdı. Eminim ki bu olayda İletişim Başkanlığı’nın çok büyük payı var. O yüzden Fahrettin Altun Bey’i tebrik etmek gerek.</p>
<p><strong>SUUDİLERİN PLANI ASLINDA İYİYDİ</strong></p>
<p><em><strong>Hatice Hanım o gün konsolosluğun önünde Cemal Bey’i beklemeseydi, ses kaydı olmasaydı, nasıl gelişirdi olaylar?</strong></em></p>
<p>Biz şimdi olayların gelişimine bakıp, “Suudiler büyük hata yaptı, böyle plan olur mu” diyoruz ya aslında birkaç ufak detay dışında çok iyi bir plan yapılmıştı. Burada kilit nokta Suudilerin Kaşıkçı’nın elçiliğe yalnız geleceğini düşünmeleriydi. Tahmin ediyorum kritik hatayı önce Kaşıkçı’nın telefonuna ulaşıp sonra Kaşıkçı’yı etkisiz hale getirmek yerine, önce etkisiz hale getirip telefonunu sonra aramaları oldu. Eğer telefonunu ele geçirselerdi, Cemal Bey 2-3 ülkede yaşıyordu, buradaki bağlantısına Amerika’ya gittim, Amerika’daki bağlantısına Londra’dayım, Londra’daki bağlantısına İstanbul’dayım diyerek bir süre ortadan kaybolmasını çok rahat sağlayabilirlerdi. Bir süre sonra Washington Post yazarımız kayboldu diye ayağa kalkacaktı. Ardından Suudi idaresi vatandaşımız kayboldu diyecekti ve Türkiye çok zor durumda kalacaktı.</p>
<p><strong>20 DAKİKA SONRA ÇIKTI DEMİŞLERDİ</strong></p>
<p><strong><em>Suudi Arabistan’ın krizi yönetememesi konusunda ne düşünüyorsunuz?</em></strong></p>
<p>Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, bunu Suudi Arabistan içinde bir grup yaptıysa gerçekten Kral’ın haberi yok demektir. Kral’ın haberi yoksa bir çok kişinin de haberi yoktur. Bu çok gizli bir operasyon olabilir. Ben 6,5 yıl Suudi Arabistan’da yaşadım. Suudi Gururu diye bir kavram vardır. Bütün Ortadoğu bilir. Suudiler kolay kolay hata yaptık demezler. Ben Suudi basınında, Suudi hükümetinin yaptığı “Evet Cemal Kaşıkçı konsolosluğumuzda öldürülmüştür” açıklamasına hiç rastlamadım. Bu büyük ihtimalle Suudi Arabistan tarihindeki ender açıklamalardan bir tanesi. Bu noktaya onları Türkiye’nin elindeki kanıtlar getirdi. Kanıtları görmeden önce kabul etmeleri beklenemezdi. Tabi üst düzeyden bir yalanlama geldi, o da çok ikna edici değildi. Cemal Kaşıkçı 20 dakika sonra konsolosluktan çıktı dendi. Bunu diyorsa ya 20 dakika sonra çıktığı bilgisi ona verilmiştir, ya da kameralarda o şekilde görüneceğini biliyordur yani plandan haberdardır. Kriz idare edilemedi çünkü bu büyük bir kriz. Çok bariz bir şekilde, kendi diplomatik bölgelerinde biri katlediliyor. Bu bütün teamüllere aykırı bir durum. Suudiler açısından düşünüldüğünde o diplomat arkadaşların yerinde olmak istemezdim. Umuyoruz ki Suud yetkilileri doğru isimleri tespit ederler ve doğru şekilde cezasının kesilmesini sağlarlar.</p>
<p><strong>ÇÖMEL BEKLE TAKTİĞİ UYGULUYORLAR</strong></p>
<p><em><strong>Suudi Arabistan cinayetle alakalı tutuklanan 18 kişiyi Türkiye’ye vermek istemiyor…</strong></em></p>
<p>Aslında bu 18 kişinin hepsinin tutuklandığına emin değiliz. Bazılarının tutuklanmadığına dair duyumlar aldık. Ayrıca kendi devlet yetkililerini suçlu bile olsalar teslim etmeye yanaşmayacaklardır. Bence doğru olan elbette Türkiye’nin talebi. Büyük ihtimalle olayın ateşi geçinceye kadar “Çömel bekle” taktiği uygulayacaklar. Fakat biz Türk Arap Medya Derneği olarak bu cinayeti unutturmamaya çalışacağız. Çünkü bu katliam unutturulursa bundan sonra kimse gazetecilik yapamaz. Bunun dünya çapındaki son gazeteci cinayeti olması lazım. Bir gazeteci kendi konsolosluğuna bir kağıt almak için gittiğinde öldürülemez! Böyle bir şey olamaz! Bu iş unutulursa gazetecilere olan saldırılar da devam edecektir.</p>
<p><strong>BİR MÜSLÜMANIN ÖLDÜRÜLMESİNİ ERDOĞAN SİNEYE ÇEKMEZ</strong></p>
<p><em><strong>Amerika da Suudi Arabistan da olayı örtme taraftarı. Türkiye ise ısrarla olayın üstüne gidiyor. Türkiye sessiz kalsa maddi manevi birçok kazanımı olabileceği yönünde yorumlar var. Siz ne diyorsunuz bu konuda?</strong></em></p>
<p>Önceki görevlerim sebebiyle çok ülke gezdim. Çok fazla İslam şehrine gittim. Bu şehirlerde sokaktaki insanlarla bir arada oldum. Recep Tayyip Erdoğan sadece Türkiye’nin değil İslam dünyasının en önemli isyan figürlerinden biri. Düzene karşı gelen bir kahraman. Yapmış olduğu şeyler hiçbir liderin daha önce yapmadığı, Güney Tayland’daki Müslümanların bile ağlayarak anlattığı şeyler. “Türkiye’den geldim” dediğim zaman “Sen Erdoğan’ın yanından geliyorsun, onun elçisisin” diyerek benim elime yapışan 60-70 yaşında insanlar biliyorum. Bu insanı hayrete düşüren muazzam bir alaka. Bu yüzden İslam aleminde, mazlumların günlünde çok büyük bir kredisi var sayın Cumhurbaşkanımızın. Ben bu büyük krediyi birkaç milyar dolar için satacağına inanmıyorum. Çünkü o bir umut. Bir gün bir Müslüman, Türkiye’de bir Müslüman öldürüldü ve Erdoğan bunu sineye çekti diye bir şey duyarsa yıkılır. O insanın yıkılmaması için bugün bu ayakta duruşu gerçekleştirmeye çalışıyoruz ülke olarak.</p>
<p><strong>PROJELERİYLE ADINI YAŞATACAĞIZ</strong></p>
<p><em><strong>Cemal Kaşıkçı ile derneğinizin hayata geçirmek istediği bazı projeler varmış. Ne gibi projelerdi bunlar?</strong></em></p>
<p>Bir düşünce kuruluşu kurmak istiyordu. Bunun Arap dünyasından düşünce insanlarını bir araya getirecek bir köprü olacağını düşünüyordu. Genç gazetecileri teşvik için burs ve ödül verme gibi projeleri vardı.</p>
<p><em><strong>Neden Türkiye’de yapmak istiyordu bunları? Amerika ve İngiltere’de de yaşıyordu.</strong></em></p>
<p>Arap Baharından sonra birçok Arap gazeteci, birçok düşünce insanı yaşamak için daha güvenli bir yer olarak Türkiye’yi tercih etti. İlla başlarına bir şey gelmesine gerek yoktu. Bir kısmı Suriye iç savaşı sonrası geldi, kimisi de İstanbul’u çok önemli bir merkez olarak gördüğü için geldi. Hesaplarımıza göre İstanbul’da yaşayan 1800 Arap gazeteci var. Bunların 900 kadarı aktif olarak çalışıyor. Bunların dışında hiçbir yerde çalışmayan ama dünyadaki televizyon kanallarına konuk olan, danışmanlık yapan, muhabirlik yapan gazeteciler de var. İstanbul şu an Birinci Dünya Savaşı sonrasının Londra’sı Paris’i gibi. O zamanlar oralara da çok fazla miktarda Arap düşünce insanı göç etmişti. Şimdi burası da öyle, göç almaya da devam ediyor. Bu nedenle İstanbul şu anda Arap dünyasının gazetecilik merkezi. Buradan yükselen ses her yerden duyulabiliyor. Türk Arap Medya Derneği de zaten bunu gördüğü için kuruldu ve hızlı bir şekilde büyüdü. 1000’e yakın üyemiz var. Düzenli toplantılar yapıyoruz. Türkler için Arapça, Araplar için Türkçe dersleri veriyoruz. Arap gazetecileri Türkiye hakkındaki konularda bilgilendiriyoruz. Mesela seçim olacağı zaman “Türkiye’de seçim nasıl olur” başlığı ile bir brifing verdik. Dernek bu manada Arap dünyasını Türk gazetecilere, Türkiye’yi de Arap gazetecilere anlatmak, aynı zamanda bölgenin sorunlarına yönelik bir takım söylemler geliştirmek için çok önemli bir araç. İstanbul Arap gazeteciler için önemli bir cazibe merkezi ve Türk Arap Medya Derneği de bir platform. Bütün bunları Kaşıkçı da gördü.</p>
<p><em><strong>Türk Arap Medya Derneği bundan sonra ne yapacak bu konuda? </strong></em><br />
Bizim hedefimiz Cemal Kaşıkçı’nın bizimle başlatmak isteyip de başlatamadığı projelerini hayata geçirmek. Düşünce kuruluşu kurmak, öğrencilere burs vermek, genç gazetecilere teşvik için ödüller vermek, Arap dünyasına yönelik gazetecilik programları… Bize bahsettiği o projelerini geliştirip, uluslararası ortaklar bularak hayata geçireceğiz. Adını bir simge haline getireceğiz. Dünya çapında yapılan girişimlere de destek veriyoruz. Cemal Kaşıkçı dostları adı altında bir dernek kuruldu. Onlara da destek verdik. Yapmak isteyen herkese de elimizden geldiği kadar destek vereceğiz. Bu işi unutturmamanın yanında Cemal Kaşıkçı adını da yaşatacağız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/18-kisinin-tutuklandigini-dusunmuyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prens Salman&#8217;ın Yerine Prens Ahmed mi Geçecek?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/prens-salmanin-yerine-prens-ahmed-mi-gececek/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/prens-salmanin-yerine-prens-ahmed-mi-gececek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Oct 2018 08:14:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Prens Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<category><![CDATA[Veliaht Prens]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=3567</guid>

					<description><![CDATA[SUUDİ HANEDANINDA KRİTİK GELİŞME Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi (DEUK) tarafından yayımlanan ‘wsws.org’ da Bill Van Auken’in 29 Ekim 2018’de yazdıklarına bakılırsa “CIA müdürü, Kaşıkçı’nın işkence kaseti hakkında Trump’a bilgi verdi’. Hatta bilgi vermekle kalmadı, Riyad’da, CIA’in organize ettiği ve “reformcu” veliaht prensin yerine kraliyet ailesinin başka bir gerici üyesini geçiren bir saray darbesini de meslektaşı ile görüştü. (Bkz. http:www.wsws.org/tr/articles/2018/10/29/gina-o29.html) Nitekim bu gelişmeyi doğrulayan haber, ajanslara düştü. İngiltere’nin başkenti Londra’da sürgün hayatı yaşayan Kral Selman bin Abdulaziz’in üvey kardeşi Prens Ahmed bin Abdulaziz’in ülkesine geri döndüğü bizzat Suudi Arabistan resmi kaynaklarınca BBC üzerinden açıklandı. Prens Ahmed’in ülkesine dönüş kararını almadan önce ABD ve İngiltere’nin prensin can güvenliğinin sağlanması için girişimde bulunduğu anlaşılıyor. Prens Ahmed, hanedan içindeki konumu nedeniyle Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın yerine geçebilecek bir kişi kabul ediliyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürülmesinin ardından uluslararası kamuoyunun eleştiri oklarının hedefiydi. Prens Ahmed 2012’de İçişleri Bakanı olmuş, 5 ay sonra yerine yeğeni Muhammed bin Nayif atanmıştı. Prens Ahmed’in “kendi isteğiyle görevi bıraktığı” açıklanmıştı. Ancak geçtiğimiz aylarda Suudi Arabistan darbe girişimi iddialarıyla çalkalanırken muhalif Prens Halid bin Ferhan’ın kurucu kralın iki oğluna; Prens Ahmed bin Abdülaziz ile Prens Mukrin bin Abdülaziz’e &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div><strong><span style="color: #333333; font-family: PT Sans, sans-serif;">SUUDİ HANEDANINDA KRİTİK GELİŞME</span></strong></div>
<div></div>
</div>
<div>Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi (DEUK) tarafından yayımlanan ‘<a href="http://www.wsws.org/">wsws.org</a>’ da Bill Van Auken’in 29 Ekim 2018’de yazdıklarına bakılırsa “CIA müdürü, Kaşıkçı’nın işkence kaseti hakkında Trump’a bilgi verdi’. Hatta bilgi vermekle kalmadı, Riyad’da, CIA’in organize ettiği ve “reformcu” veliaht prensin yerine kraliyet ailesinin başka bir gerici üyesini geçiren bir saray darbesini de meslektaşı ile görüştü. (Bkz. <a href="http://www.wsws.org/tr/articles/2018/10/29/gina-o29.html">http:www.wsws.org/tr/articles/2018/10/29/gina-o29.html</a>) Nitekim bu gelişmeyi doğrulayan haber, ajanslara düştü. İngiltere’nin başkenti Londra’da sürgün hayatı yaşayan Kral Selman bin Abdulaziz’in üvey kardeşi Prens Ahmed bin Abdulaziz’in ülkesine geri döndüğü bizzat Suudi Arabistan resmi kaynaklarınca BBC üzerinden açıklandı.</div>
<div>
<p>Prens Ahmed’in ülkesine dönüş kararını almadan önce ABD ve İngiltere’nin prensin can güvenliğinin sağlanması için girişimde bulunduğu anlaşılıyor. Prens Ahmed, hanedan içindeki konumu nedeniyle Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın yerine geçebilecek bir kişi kabul ediliyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürülmesinin ardından uluslararası kamuoyunun eleştiri oklarının hedefiydi.</p>
<p>Prens Ahmed 2012’de İçişleri Bakanı olmuş, 5 ay sonra yerine yeğeni Muhammed bin Nayif atanmıştı. Prens Ahmed’in “kendi isteğiyle görevi bıraktığı” açıklanmıştı. Ancak geçtiğimiz aylarda Suudi Arabistan darbe girişimi iddialarıyla çalkalanırken muhalif Prens Halid bin Ferhan’ın kurucu kralın iki oğluna; Prens Ahmed bin Abdülaziz ile Prens Mukrin bin Abdülaziz’e yönetimi devirmeleri çağrısı yapmıştı. ”Selman’ın akıldışı, dengesiz ve ahmak yönetimi geri dönüşü olmayan noktayı da geçti. Darbe yapıp kraliyeti kurtarın.” demişti.Ahmed ile Mukrin’in saflarını birleştirmeleri halinde kraliyet ailesi, güvenlik servisleri ve ordu üyelerinin yüzde 99’unun onların arkasında duracağını’ savunmuştu.</p>
<p>Suudi Arabistan Kralı Selman’ın kardeşi, Prens Ahmed bin Abdülaziz es-Suud, Yemen’deki savaşın sorumlusu olarak ağabeyi ve yeğenini gösteriyor. Bununla birlikte İngiltere’nin Suudi Arabistan’a silah ihracatının 2015’den bu yana 4 milyar sterline ulaşmasına Hatta İngiliz subayların Suudi Arabistan’ın Yemen’deki harekâtına fiilen katılmasına, Suudi ordusuna danışmanlık hizmeti vermesine rağmen sürgünde yaşadığı İngiltere’ye bir eleştirisi yok.</p>
<p>Prens Ahmed’in gaspedilen hakları nedeniyle Kral olan ağabeyine açıktan isyan bayrağı açan ilk isim olacağı bekleniyordu. Neden mi? Çünkü çarşambanın gelişi perşembeden belliydi. Kasım 2017’de Riyad’dan ayrılmadan önce ülkenin Veliahdını belirleyen kurum olarak bilinen Biat Heyeti’nin en güçlü üç isminden biri olan Prens Ahmed Bin Abdulaziz’in, geçtiğimiz yıl Haziran ayında Muhammed Bin Nayif’in azledildiği toplantıda Muhammed Bin Selman’ın Veliaht olmasına karşı çıkmıştı. Prens Ahmed Bİn Abdulaziz’in, Riyad’da olduğu dönemde kardeşi Kral Selman tarafından davet edildiği resepsiyonlara da katılmayı reddetmişti. Yurt dışına çıktığında özgürlüğün getirdiği güven duygusuyla “Yemen’deki durumun sorumlusu Suudi Arabistan değil sorumlu Prens Muhammed bin Selman’dır” demişti. Bu tenkidinin ardından sosyal medyada “Kral olarak Ahmed bin Abdulaziz’e biat ediyoruz” mesajları yayınlanmıştı.</p>
<p>Prens Ahmed, kurucu Kral Abdulaziz’in otuz birinci oğlu. Prens Ahmed, Kral Abdülaziz’in ikinci eşi Hassa bint Ahmed Al Sudairi’den-Sudayri ailesinden Ahmed’in kızı Hassa- 1942’de Riyad’da doğdu. Ahmed ayrıca Sudairi kardeşlerin en küçüğü. O ve kardeşleri “7 Sudeyri” lakabıyla diğerlerinden ayrı isimlendirildi. 1900 ile 1969 arasında yaşayan Hassa, İbn Suud’un en sevdiği karısıydı. Kraldan 11 çocuk dünyaya getirmişti ve bu çocukların yedisi erkekti. Genç Prens, on bir yaşındayken babası Kral Abdulaziz’in 1953’te ölümünden sonra annesi ve erkek kardeşleri tarafından yetiştirildi. Ahmed bin Abdulaziz, ilk ve ikinci eğitimini Princes Okulu’nda aldı ve 1961’e kadar Riyad’daki Anjal Enstitüsü’ne gitti. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde (USC) İngilizce ve Fen dersleri aldı ve siyaset bilimi alanında lisans derecesiyle 1968’de mezun oldu. Prens Ahmed, üniversite sonrasında doğrudan işe girdi. Kral Faysal tarafından Mekke Vilayeti Müsteşarı atandı.</p>
<p>Kral Halid 1975’te içişleri bakan yardımcılığına Prens Ahmed’i seçti. Görev alanı operasyonel güvenlik güçlerinin sevk ve idaresiydi. Günümüzde Suudi ordusu üzerindeki nüfuzu bu görev yıllarından kaynaklı. Prens Ahmed, Doğu Güvenlik Bölgesinde özel güvenlik gücü kurmak, yeniden düzenlemek, hükümet reform programlarını tanıtmak ve Şii azınlık Krallığı’nda yaşam tarzını iyileştirmek için büyük bir görev üstlendi. Suudi Arabistan’da İran Devrimi’nin ve Şii muhaliflerin ayaklanmaları ve etkileri sonrasında petrol endüstrisinin güvenliğini korumakla görevliydi. Prens, aynı zamanda dini liderlerin güvenlik güçleriyle ilişkilerin koordinasyonundan sorumluydu. Hac döneminde Mekke’deki asayişi sağlıyordu. Endüstriyel güvenlik ve ulusal güvenlik için hazırlık komitesinde başkan yardımcılığını üstlenmişti. Ahmed bin Abdülaziz’in iki evliliğinden beş kızı ve yedi oğlu var.</p>
<p>Prens Ahmed, Suudi içişleri bakan yardımcılığı (1975-2012) görevinde bulundu. Kurucu kralın en güçlü oğullarından biri olan Prens Ahmed, Kral Salman sonrası için en güçlü aday olarak görülüyor ve Muhammed bin Salman’ın ihtiraslarına en büyük tehdidi oluşturuyor.</p>
<p>Geçtiğimiz Kasım ayında, başta Velid bin Talal olmak üzere 11 Suudi Prensin, onlarca bakanın ve iş adamının katledilme planının yapıldığı “Prensler Katliamı” diye bilinen olayın gerçekleşmesinden bir saat önce Amerika’ya gitmek üzere Suudi Arabistan’dan ayrılmayı yani kaçmayı başardı.</p>
<p>Önümüzdeki günler, Riyad saraylarındaki Suudi iç çatışması bakımından önemli gelişmelere gebe görünüyor, özellikle de Prens Ahmed’in kendini veliahtlığa hazırlarken 2012’de içişleri bakanlığındaki görevinden alınması bilindiğinden bunun önemi daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır..</p>
<p>Kaşıkçı cinayeti mevcut Suudi rejimini, kral ve mankurt oğlunu uluslararası platformlarda oldukça zor durumda bıraktı. Ancak Rus gazeteci Vladimir Solovyov’ın iddia ettiği gibi İngiliz istihbarat servislerinin cinayeti önceden biliyor olması ve göz yumması, neyin hazırlığı olabilir? Suudi Arabistan’da taht kavgalarını körükleyerek şartların olgunlaşmasına katkı sundukları bir gerçek. Küresel kraliyetçiler ve emperyalist odakların, enerji kaynaklarındaki denetimlerini kaybetmemek adına Suudi rejimine can suyu arayışlarında varılan uzlaşma neticesinde Londra’da yaşayan Prens Ahmed Bin Abdulaziz, Riyad’a gönderildi. Düşünülen çözüm Sudayri Yedilisi’nin gücü yeniden elde etmesini sağlamak. Darbe başladı. Türkiye oyun kurucu mu? Aktör mü? Yoksa taşeron mu?</p>
<p>Ömür Çelikdönmez<br />
Twitter:@oc32oc32</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/prens-salmanin-yerine-prens-ahmed-mi-gececek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
