<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Polonya &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/polonya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Aug 2020 10:37:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Polonya &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Polonya Kadar Olamamışız!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/polonya-kadar-olamamisiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/polonya-kadar-olamamisiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2020 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Polonya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15382</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Sözleşmesine karşı olan muhafazakâr çevrelerde oldukça popüler hale gelen bir isim var; Polonya Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro.Evet, bizim muhafazakar-İslamcı abilerimiz/ablalarımız, bu aşırı sağcı, ırkçı, faşist, katı Hristiyan/Katolik, İslam düşmanı ve hatta AB’yi İslam kültürünü dayatmakla itham edecek kadar komplocu-paranoyak bir siyasetçiyi (evet, yanlış okumadınız, AB’yi Polonya’ya İslam kültürünü dayatmakla itham ediyor) öve öve bitiremiyorlar.Ağlar mısın, güler misin? Bu abiler/ablalar, bilmiyorlar mı ki, nasıl bizde de bağnaz, katı, softa, komplocu-paranoyak tipler var, aynı tipler Hıristiyanlar içinde de var, hatta onlarda daha çok var. Onlar da -tıpkı bizimkiler gibi- sapla samanı karıştırır, kavramları tahrif eder ve her şeyi komplolar üzerinden yorumlarlar. Niye atlarlar ki hemen böyle isimlere? Mesela bakın Ziobro ne demiş sözleşme için;“İstanbul Sözleşmesi kabullenemeyeceğimiz ideolojik dayatmalar içeriyor. Mesela bunlardan biri ‘toplumsal cinsiyet’ düşüncesi. Buna göre cinsiyet doğuştan değil, herkesin sosyokültürel kararına göre belirleniyor; doğduğumuz cinsiyet önemsiz, önemli olan tercih ettiğimiz cinsiyet. Bunu yanlış buluyoruz ve reddediyoruz.”Bu sözlerin aynısını -toplumsal cinsiyet ile biyolojik cinsiyeti karıştıran- bizimkiler de söylüyor, ne var ki bunda? Yani bu yanlış yorumu bizim komplocular dile getirince yanlış diyor ve itiraz ediyoruz da aşırı sağcı, faşist, ırkçı, İslamofobik, komplocu bir Avrupalı söyleyince doğru mu diyeceğiz? Bu ne saçmalık böyle?Şimdi gelelim asıl meseleye;Ziobro&#8217;nun hassas olduğu konulardan biri LGBT, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul Sözleşmesine karşı olan muhafazakâr çevrelerde oldukça popüler hale gelen bir isim var; Polonya Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro.<br><br>Evet, bizim muhafazakar-İslamcı abilerimiz/ablalarımız, bu aşırı sağcı, ırkçı, faşist, katı Hristiyan/Katolik, İslam düşmanı ve hatta AB’yi İslam kültürünü dayatmakla itham edecek kadar komplocu-paranoyak bir siyasetçiyi (evet, yanlış okumadınız, AB’yi Polonya’ya İslam kültürünü dayatmakla itham ediyor) öve öve bitiremiyorlar.<br><br>Ağlar mısın, güler misin?</p>



<p>Bu abiler/ablalar, bilmiyorlar mı ki, nasıl bizde de bağnaz, katı, softa, komplocu-paranoyak tipler var, aynı tipler Hıristiyanlar içinde de var, hatta onlarda daha çok var. Onlar da -tıpkı bizimkiler gibi- sapla samanı karıştırır, kavramları tahrif eder ve her şeyi komplolar üzerinden yorumlarlar. Niye atlarlar ki hemen böyle isimlere? Mesela bakın Ziobro ne demiş sözleşme için;<br><br>“İstanbul Sözleşmesi kabullenemeyeceğimiz ideolojik dayatmalar içeriyor. Mesela bunlardan biri ‘toplumsal cinsiyet’ düşüncesi. Buna göre cinsiyet doğuştan değil, herkesin sosyokültürel kararına göre belirleniyor; doğduğumuz cinsiyet önemsiz, önemli olan tercih ettiğimiz cinsiyet. Bunu yanlış buluyoruz ve reddediyoruz.”<br><br>Bu sözlerin aynısını -toplumsal cinsiyet ile biyolojik cinsiyeti karıştıran- bizimkiler de söylüyor, ne var ki bunda? Yani bu yanlış yorumu bizim komplocular dile getirince yanlış diyor ve itiraz ediyoruz da aşırı sağcı, faşist, ırkçı, İslamofobik, komplocu bir Avrupalı söyleyince doğru mu diyeceğiz? Bu ne saçmalık böyle?<br><br>Şimdi gelelim asıl meseleye;<br>Ziobro&#8217;nun hassas olduğu konulardan biri LGBT, diğeri ise mülteciler ve İslam. Bu tip insanlar hassas oldukları konularda pireyi deve yapar ve her şeyi komlo teorisi ile izah ederler, bizimkiler gibi. Tabi ki kavramları ve konuları tahrif ederek, abartarak ve carpıtarak…<br>.<br>Bakın mesela Ziobro neredeyse bütün konuşmalarında İslam ve mülteci tehlikesinden bahseder.<br>Örneğin 2015 yılında yapılan seçimin ardından koalisyon hükümetinin adalet bakanı olarak şöyle demişti;<br><br>“Seçimden farklı bir sonuç çıksaydı, şimdiye kadar ülkede İslami bölge kurulmuş olacaktı, ülkeye hiçbir şekilde mülteci kabul etmeyeceğiz<br><br>Gördünüz mü? Seçimi kazanmasalarmış Polonya’da İslami bölgeler kurulacakmış. Ama dahası var, mesela geçtiğimiz Nisan ayında bir TV yayınında şöyle dedi;<br><br>“Bazı AB kurumları gerçeklikle bağlarını tamamen koparmış durumda. Polonya, Çekya ve Macaristan gibi mültecileri kabul etmemekte haklıdır. Biz egemenliğimizi, AB’nin bize dayattığı yabancı İslam kültürüne karşı koruyoruz.”<br><br>Okudunuz değil mi? AB’yi İslam kültürünü dayatmakla itham ediyor.<br>Ey İslamcı abiler/ablalar! Gördünüz değil mi? Meğer AB İslam kültürünü dayatan bir birlik, siz niye bilemediniz bugüne kadar bunu? O halde artık bunu da bilmiş olun!<br><br>Ya, işte böyle. Polonya’da İslamofobi oldukça yaygın. 2015 yılında aşırı sağcıların düzenlediği bir mitingde İslam karşıtı konuşmalar yapılmış ve Kuran karşıtı sloganlar atılmıştı.<br>Polonya halkı Avrupa’nın en dindar (katı Hıristiyan) halkı, aynı zamanda Avrupa’da İslamofobinin en geniş halk desteğine sahip olduğu bir ülke. “Her zaman İncil, asla Kuran” diye sloganların atıldığı kitlesel mitingler yapılır.<br><br>Salzburg Üniversitesi’nden siyaset bilimci Farid Hafez Polonya’lı aşırı sağcıları şöyle özetliyor: “Irksal olarak saf, Müslümanlardan, Yahudilerden ve eşcinsellerden arınmış bir Polonya istiyorlar. Bu hareketlerin takipçilerine göre, Suriyeli göçmen akını George Soros’un bir komplosu. Soros da Avrupa’da şeriat kurallarını ve eşcinselliği hakim kılmak, Avrupa’yı İslamileştirmek için komünistlerle iş birliği halinde.”<br><br>Nasıl, iyi değil mi?<br>‘’AB İslam kültürünü dayatan bir birlik, Suriyeli göçmen akını Soros’un bir komplosu, zaten Soros, Avrupa’da eşcinselliği ve şeriatı hakim kılmak, Avrupa’yi İslamlaştırmak isteyen biri, bunun için komünistlerle işbirliği yapıyor’’<br><br>İşte Ziobro da bu aşırı sağ kitleyi temsil eden bir politikacı/bakan. İslamcı abiler/ablalar Ziobro’nun İslam ile ilgili bu görüşlerine de katılıyorlar mı? E o kadar methettiklerine göre herhalde katılıyorlardır, değil mi?<br>Ya hu o zaman ne diye bizi habire AB ve Soros komploları ile korkutuyorlar!<br>Madem AB ve Soros’un amacı İslam şeriatını hakim kılmakmış, niye korkalım ki bundan?<br><br>Hadi onlar korksunlar, çünkü onlar Katolik, Katolik nikahında boşanmak yasak, aileyi böyle koruyorlsr! Ama İslam gelirse boşanma yasağı kalkacak aileleri çökecek! Lakin bizde/İslamda böyle bir yasak yok ki, o halde biz de mi boşanmayı yasaklayarak ailemizi koruma altına alalım? &#8220;Bi Polonya gibi olamadık&#8221; derken kasdınız bu mu yoksa?<br><br>Ah akıl, akıl, sen ne büyük bir nimetsin, kullanmasını bilene…<br>Kur&#8217;anın Allah kelamı olduğuna dair delillerden biri de -benim için- şu ayettir;<br><br>Allah katında -yeryüzündeki- canlıların en şerlisi, aklını kullanmayanlardır, -ki onlar hakikate karşı- sağır ve dilsizdirler.(Enfal 8/22)<br><br>Onu bunu yapan değil, akletmeyen. Muhteşem.</p>



<p>*Bu yazı için &#8220;serbestiyet&#8221; sitesinden istifade edilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/polonya-kadar-olamamisiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polonya &#8211; Çalınan Devrim</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/polonya-calinan-devrim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/polonya-calinan-devrim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Hakan ÇAKICI]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 06:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Polonya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14460</guid>

					<description><![CDATA[Lesch Walesa kendisinin de çalıştığı Gdansk tersanenin önündeki arkadaşlarına; adeta mikrofonlara kükreyerek &#8220;Biz aynı ekmeği bölüşüyoruz&#8221; derken herkes 35 yıldır ülkeyi yöneten Moskova&#8217;nın tankları ne zaman göndereceğini merak ediyordu.Walesa, &#8220;Dayanışma&#8221; partisinin Ofisini, bir elinde Haç, diğer elinde bir buket çiçekle açtığında Polonya&#8217;nın da Katolik dünyasının da gönlünü fethetmişti. Bir yıl içerisinde üye sayısı 10 milyonu buldu. &#8220;Sosyalleştirilen (kamusallaştırılan) işletmeler ekonomide temel unsur olmalıdır. Denetim işçi konseylerinin elinde olmalıdır. Kimse işsiz ve kimsesiz kalmamalıdır&#8221; sloganı Dayanışma Partisinin temel sloganları idi.Moskova&#8217;nın sabrı Aralık 1981&#8217;de bitti. Sıkıyönetim ilan edildi. Tanklar karların içinde fabrikaları, madenleri ve şehirleri işgal etti. Time Dergisi, &#8220;Asker ve polis direnen işçilere zor kullandı. Katowicw&#8217;de madenciler balta ve levyelerle karşı koymaya çalıştılar. En az 7 ölü yüzlerce yaralı.&#8221; diye manşet attı.1988&#8217;de yeniden toparlanan işçiler tüm ülkede greve gittiler. Ama bu sefer Rusya&#8217;da Gorbaçov ve dağılmış bir ekonomi vardı. Moskova seçimlere gidilmesini kabul etti.Walesa seçimleri, 261 sandalyeden 260&#8217;ını alarak kazandı.Ancak Walesa’nın devraldığı Polonya 40 milyar dolar borçlu, enflasyonun % 600 olduğu bir ülkeydi. Maaşları ödeyebilmesi için tek çaresi vardı ve Batı&#8217;dan yardım istedi. IMF yardım yapmayı, ekonominin başına kendi atayacağı birini getirmeleri karşılığında kabul etti. O gün Walesa kâhince bir açıklamada bulundu: &#8220;Bizim talihsizliğimiz kazanmış olmamızdır!&#8221;Chicago Okulunun elinde olan IMF ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Lesch Walesa kendisinin de çalıştığı Gdansk tersanenin önündeki arkadaşlarına; adeta mikrofonlara kükreyerek &#8220;Biz aynı ekmeği bölüşüyoruz&#8221; derken herkes 35 yıldır ülkeyi yöneten Moskova&#8217;nın tankları ne zaman göndereceğini merak ediyordu.<br>Walesa, &#8220;Dayanışma&#8221; partisinin Ofisini, bir elinde Haç, diğer elinde bir buket çiçekle açtığında Polonya&#8217;nın da Katolik dünyasının da gönlünü fethetmişti. Bir yıl içerisinde üye sayısı 10 milyonu buldu. &#8220;Sosyalleştirilen (kamusallaştırılan) işletmeler ekonomide temel unsur olmalıdır. Denetim işçi konseylerinin elinde olmalıdır. Kimse işsiz ve kimsesiz kalmamalıdır&#8221; sloganı Dayanışma Partisinin temel sloganları idi.<br>Moskova&#8217;nın sabrı Aralık 1981&#8217;de bitti. Sıkıyönetim ilan edildi. Tanklar karların içinde fabrikaları, madenleri ve şehirleri işgal etti. Time Dergisi, &#8220;Asker ve polis direnen işçilere zor kullandı. Katowicw&#8217;de madenciler balta ve levyelerle karşı koymaya çalıştılar. En az 7 ölü yüzlerce yaralı.&#8221; diye manşet attı.<br>1988&#8217;de yeniden toparlanan işçiler tüm ülkede greve gittiler. Ama bu sefer Rusya&#8217;da Gorbaçov ve dağılmış bir ekonomi vardı. Moskova seçimlere gidilmesini kabul etti.<br>Walesa seçimleri, 261 sandalyeden 260&#8217;ını alarak kazandı.<br>Ancak Walesa’nın devraldığı Polonya 40 milyar dolar borçlu, enflasyonun % 600 olduğu bir ülkeydi. Maaşları ödeyebilmesi için tek çaresi vardı ve Batı&#8217;dan yardım istedi. IMF yardım yapmayı, ekonominin başına kendi atayacağı birini getirmeleri karşılığında kabul etti. O gün Walesa kâhince bir açıklamada bulundu: &#8220;Bizim talihsizliğimiz kazanmış olmamızdır!&#8221;<br>Chicago Okulunun elinde olan IMF ve Dünya Bankası, Polonya&#8217;ya Şok Doktrininin prizmasından bakıyordu. Polonya&#8217;nın ekonomisinin başına Bolivya&#8217;yı Felaket Kapitalizme geçiren Jeffry Sachs görevlendirildi. Sachs&#8217;ın ardında kendisi de aslen bir Polonya Yahudi’si olan George Soros vardı.<br>Dayanışma liderleri, halkın nezdindeki itibarlarını, kendi tabanlarına büyük acılar yaşatacak politikalarla harcamayı düşünmüyorlardı. Ancak diğer taraftan yeraltı faaliyetlerinde, hapishanelerde ve sürgünde geçen yıllarda tabanlarına yabancılaşmışlardı.<br>Polonya Başbakanı Tadeusz Mazowiecki 12 Eylül 1989&#8217;da parlamentonun önüne çıktı. Topluma ekonomik kararları açıklamaya çalışacağı konuşmanın ortalarında fenalaştı, rengi sarardı, nefesi daraldı, &#8220;Kendimi iyi hissetmiyorum&#8221; dediği duyuldu. Olduğu yere yığıldı. Mazowiecki o gün &#8220;devletin elindeki tüm ağır sanayinin özelleştirileceğini (Batılılara satılacağını-AHÇ) borsa ve serbest piyasanın yaratılacağını ve topluma sunulan yardımlarda bütçe kesintilerine gidileceğini” duyuracaktı. Başbakanın hali, adeta bir rüyanın, toplumun beraberce kurduğu bir hayalin bitişinin ilanıydı.<br>2 yıl sonra sanayi üretimi %30 düşmüştü. Ucuz Avrupa mallarının piyasaya girişi ile işsizlik katlanmış 1989 yılına gelindiğinde yoksulluk sınırın altında yaşayan Polonyalı sayısı %59&#8217;u bulmuştu.<br>Walesa, &#8220;Daha 1980&#8217;lerde Kapitalizmi kurmak için yola çıkmıştık&#8221; teranesine sarılmıştı. Onunla birlikte mücadele eden ve 8,5 yıl komünist rejimin hapishanelerinde yatan Karol Modzelewski ona, öfke ile cevap verdi: &#8220;Kapitalizm için bırakın 8,5 yıl yatmayı, ne bir ay ne de bir hafta yatardım&#8221;.<br>Polonya&#8217;da herkesin sorduğu soru şuydu : &#8220;Nasıl oldu da kendi hareketleri komünist yönetimden bile daha kötü bir hayat standardı getirmişti?&#8221;<br>Walesa 1993 yılında seçimlere girerken ülke çapında 6.000&#8217;den fazla grev vardı. Parlementoda %5&#8217;den daha az sandalye kazandı.</p>



<p>Komünistlerin Felaket Kapitalistleri ile kol kola dansı: Çin<br>1989 yılında Pekin&#8217;de Tiananmen Meydanı’nda kitlesel protestolar korkunç bir katliamla ezilmeye başladığında bütün dünya, Komünist İktidarın &#8220;özgürlük, demokrasi ve liberalizm isteyen&#8221; idealist gençleri biçtiğine ikna edilmişti.<br>Hâlbuki hikâye çok farklıydı:<br>80&#8217;lerin başında Çin Başkanı Deng Xiaoping &#8220;Şok Doktrinin&#8221; ve Şili Diktatörü’nün akıl hocası Milton Friedman&#8217;ı Çin&#8217;e davet etti. 1983&#8217;te Çin ülke kapılarını yabancı sermayeye açıp işçileri koruyan yapıyı dağıtırken 400.000 kişilik Silahlı Halk Polisi oluşturmanın emrini de vermişti. Silahlı Halk Polisi’nin cephaneliği Amerikan helikopterleri ve elektrikli çoban sopaları ile dolduruldu. Oluşturulan bir kaç birim, &#8220;Halk Ayaklanmalarını Bastırma&#8221; konusunda eğitim almak için Polonya&#8217;ya gönderildi.<br>Fiyat denetimleri kaldırıldı ve fiyatlar işsizlikle birlikte yukarı doğru fırladı. Ülke en küçük bir insani talebi bile dile getirmeye korkutulmuş düşük ücrete razı insanlar ordusu haline getirildi.<br>Komünist Parti gençlik kolları, işçiler, öğrenciler, küçük esnaf, öğretmenlerden oluşan çok geniş yelpazeli grup Friedman ve ekibinin Vahşi Kapitalist düzene geçiş için uygulanan &#8220;ŞOK Terapi&#8221;sini protesto etmek için Tiananmen Meydanına toplandılar.<br>Tanklar üzerlerinden geçti.<br>Parti, yüzlerce dese de tankların üzerlerinden geçtiği insan sayısı 2 ile 7 bin arasındaydı. 40 bin kişi tutuklandı. Yüzlerce kişi hapishanelerde infaz edildi.<br>Katliamdan sonra Henry Kissinger 5 Haziran 1989&#8217;da Wall Street Journal&#8217;a yazdığı makalede &#8220;Hiç bir yönetim on binlerce göstericinin bir meydanı haftalarca işgal etmesine izin veremez&#8221; diyerek Çin yönetimine desteğini açıkladı.<br>Tiananmen bir gerçeği ortaya çıkarmıştı: Otoriteryan komünizm ile Chicago Okulunun kapitalizmi arasında çarpıcı bir benzerlik vardı. İkisi de aynı taktiği kullanıyordu: Bütün direnenlerin beynini sıfırlamak ve korkutarak muhalefeti ortadan kaldırmak.<br>Devam Edecek…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/polonya-calinan-devrim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ne Büyük Bir Düşüş</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ne-buyuk-bir-dusus/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ne-buyuk-bir-dusus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Nov 2018 11:23:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Jan Paderevsky]]></category>
		<category><![CDATA[Polonya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=5063</guid>

					<description><![CDATA[Bir zamanlar Polonya&#8217;nın en ünlü piyanisti ve bestecisiydi. Hem de Chopin&#8217;i en iyi yorumlayanlardan biri&#8230;Sonra diplomat oldu. Dahası siyasete girdi ve Polonya&#8217;nın başbakanlığına seçildi. Bir gün başbakan olarak gittiği Fransa gezisi sırasında Paris Üniversitesi müzik bölümünde okuyan bir genç yanına geldi: &#8220;Siz o ünlü piyanist Jan Paderevsky değil misiniz? diye sordu. Paderevsky: &#8220;Evet o benim&#8221; diye yanıtladı. &#8220;Fakat şimdi?&#8221; &#8220;Şimdi Polonya&#8217;nın başbakanıyım işte&#8221; deyince genç: &#8220;Yaa öyle mi, ne büyük bir düşüş&#8221; diyerek, kinayeli bir cevap verdi. Paderevsky gencin bu sözünü hayatı boyunca kendine dert etti. Bir gün halka şunları söyledi: &#8220;Piyanonun tuşlarına hükmetmek devlete hükmetmekten zormuş meğer&#8230;! Başbakan iken ırmak geçmeyen yere köprü vaadedersiniz herkes inanır. Halkı kandırarak devlete hükmedebilirsiniz, ama 7 oktavlı bir piyanoda, fa sesine basıp do diye yutturamazsınız. Notalar sizi gerçeğe, yalnızca gerçeğe, matematiksel ölçüye, tartıya, armoniye, melodiye doğru sesi vermek için doğru tuşa basmaya mecbur eder. Müzik sizi yalandan, sahtelikten kurtarır.&#8221;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar Polonya&#8217;nın en ünlü piyanisti ve bestecisiydi. Hem de Chopin&#8217;i en iyi yorumlayanlardan biri&#8230;Sonra diplomat oldu. Dahası siyasete girdi ve Polonya&#8217;nın başbakanlığına seçildi. Bir gün başbakan olarak gittiği Fransa gezisi sırasında Paris Üniversitesi müzik bölümünde okuyan bir genç yanına geldi:<br />
&#8220;Siz o ünlü piyanist Jan Paderevsky değil misiniz? diye sordu. Paderevsky:<br />
&#8220;Evet o benim&#8221; diye yanıtladı.<br />
&#8220;Fakat şimdi?&#8221;<br />
&#8220;Şimdi Polonya&#8217;nın başbakanıyım işte&#8221; deyince genç:<br />
&#8220;Yaa öyle mi, ne büyük bir düşüş&#8221; diyerek, kinayeli bir cevap verdi.<br />
Paderevsky gencin bu sözünü hayatı boyunca kendine dert etti. Bir gün halka şunları söyledi:<br />
&#8220;Piyanonun tuşlarına hükmetmek devlete hükmetmekten zormuş meğer&#8230;! Başbakan iken ırmak geçmeyen yere köprü vaadedersiniz herkes inanır. Halkı kandırarak devlete hükmedebilirsiniz, ama 7 oktavlı bir piyanoda, fa sesine basıp do diye yutturamazsınız. Notalar sizi gerçeğe, yalnızca gerçeğe, matematiksel ölçüye, tartıya, armoniye, melodiye doğru sesi vermek için doğru tuşa basmaya mecbur eder. Müzik sizi yalandan, sahtelikten kurtarır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ne-buyuk-bir-dusus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
