<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>PKK &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/pkk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Dec 2022 14:38:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>PKK &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Suriye Operasyonu Nereye Doğru Gidiyor…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/suriye-operasyonu-nereye-dogru-gidiyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/suriye-operasyonu-nereye-dogru-gidiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ALTIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 14:38:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18585</guid>

					<description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığının 20 Kasım gecesi ‘’hesap zamanı’’ etiketiyle başlattığı ‘Pençe-Kılıç Hava Harekatı’ tüm dünya gündeminde yer aldı. Bu harekatın emrini ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Endonezya dönüşü uçakta verdi. 17 Mart tarihli “yeni doğalgaz rotası beş benzemezi bir araya getirdi’’ başlıklı yazımda aslında Suriye operasyonuna ilişkin öngörülerimi ifade etmiştim. Öncelikle genel kanının aksine, operasyonun kararının İstiklal Caddesindeki patlamadan sonra alındığını düşünmüyorum. Daha önce de yazdığım gibi Türkiye uzun zamandır bu operasyonu planlıyordu. Şartların tam olarak oluşması, doğru diplomasinin alan açması gibi gereklilikleri tamamlandıktan sonra operasyon başladı. Burada şartlardan kastımız tabi ki ‘İstiklal Caddesindeki bombalı eylem’ değil.&#160; Bu eylemin operasyon yapabilmek için devletçe düzenlendiğini düşünmek akıl tutulmasından ziyade ihanetle ancak tanımlanabilir. Türkiye’nin, terör operasyonu yapmak için böyle bir sebebe ihtiyaç duymayacağı aşikar. &#160;‘Zeytindalı’ veya ‘Barış Pınarı’ operasyonları öncesi taksimde bomba mı patladı? &#160;Terörle mücadele için ihtiyacımız olan tek şey var o da iradedir. Operasyon zaten planlıydı ancak neden bugün yapıldığı sorusuna verilecek cevabı aramak burada daha doğru olur. &#160;Seçilen zamanın taksim patlamasıyla ilgisi olmadığını Suriye’deki diğer taraflar açısından açıklayalım. Rusya geçtiğimiz haftalarda, &#160;işgal ettiği Herson şehrinden çekildi. Gün gelecek Kırım’dan da çekilecek o ayrı bir yazının konusu ama Herson’dan çekilmesini bir işaret olarak düşünmeliyiz. Rusya Herson’dan çekilerek kuvvet tasarrufu, sıklet merkezi prensibine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Milli Savunma Bakanlığının 20 Kasım gecesi ‘’hesap zamanı’’ etiketiyle başlattığı ‘Pençe-Kılıç Hava Harekatı’ tüm dünya gündeminde yer aldı. Bu harekatın emrini ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Endonezya dönüşü uçakta verdi.</p>



<p>17 Mart tarihli “yeni doğalgaz rotası beş benzemezi bir araya getirdi’’ başlıklı yazımda aslında Suriye operasyonuna ilişkin öngörülerimi ifade etmiştim. Öncelikle genel kanının aksine, operasyonun kararının İstiklal Caddesindeki patlamadan sonra alındığını düşünmüyorum. Daha önce de yazdığım gibi Türkiye uzun zamandır bu operasyonu planlıyordu. Şartların tam olarak oluşması, doğru diplomasinin alan açması gibi gereklilikleri tamamlandıktan sonra operasyon başladı. Burada şartlardan kastımız tabi ki ‘İstiklal Caddesindeki bombalı eylem’ değil.&nbsp; Bu eylemin operasyon yapabilmek için devletçe düzenlendiğini düşünmek akıl tutulmasından ziyade ihanetle ancak tanımlanabilir. Türkiye’nin, terör operasyonu yapmak için böyle bir sebebe ihtiyaç duymayacağı aşikar. &nbsp;‘Zeytindalı’ veya ‘Barış Pınarı’ operasyonları öncesi taksimde bomba mı patladı? &nbsp;Terörle mücadele için ihtiyacımız olan tek şey var o da iradedir. Operasyon zaten planlıydı ancak neden bugün yapıldığı sorusuna verilecek cevabı aramak burada daha doğru olur. &nbsp;Seçilen zamanın taksim patlamasıyla ilgisi olmadığını Suriye’deki diğer taraflar açısından açıklayalım.</p>



<p>Rusya geçtiğimiz haftalarda, &nbsp;işgal ettiği Herson şehrinden çekildi. Gün gelecek Kırım’dan da çekilecek o ayrı bir yazının konusu ama Herson’dan çekilmesini bir işaret olarak düşünmeliyiz. Rusya Herson’dan çekilerek kuvvet tasarrufu, sıklet merkezi prensibine göre hareket edeceğini gösterdi. Bu demek oluyor ki bir merkezde kuvvetini toplayacak ve orası savaşın sıklet merkezi olacak (ki bence burası Kırım).&nbsp; Bunun için de diğer cephelerden kuvvet tasarrufu yapacak. &nbsp;Kuvvet tasarrufu yapabilmek için Suriye’den bir kısım askerini zaten çekmişti, zamanla biraz daha çekilecek. Rusya’nın ardından Suriye’de anafor gibi bir boşluk oluşacak. Bu operasyon o boşluğu Rusya çekilmeden doldurma operasyonudur. &nbsp;Sonuçta Putin için terk edeceği bu alanı Türkiye’ye bırakmak ABD’ye bırakmaktan daha rasyonel bir çözümdür. Bu sayede Ukrayna savaşında Türkiye’nin tarafsızlığını elde etmiş olur.&nbsp; Türkiye’nin operasyonu öncesi hava sahasını açmasının sebebi budur. Ayrıca operasyon yapılan bölgelerin de çoğunlukla Rusya’nın kontrolünde bulunan yerler olması bu tezi güçlendiriyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Batı cephesinden de Türkiye’deki terör sevicilerin beklentisini karşılayacak bir tepki gelmedi. ABD sadece&nbsp; ‘Türkiye kendini savunuyor’ minvalinde bir açıklama yaptı. Bunun sebebi de Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini veto etme hakkını saklı tutuyor olmasıdır. Türkiye, bu ülkelerin teröre verdiği destek yüzünden NATO üyeliklerini engelleme kartını elinde tutuyorken, onlar açısından Türkiye’nin terörle mücadelesine tepki göstermek doğru bir seçim olmazdı. İstiklaldeki patlamadan birkaç gün önce İsveç başbakanı Ankara’daydı ve İsveç parlamentosu da aynı günlerde yeni terörle mücadele yasasını görüşüyordu.</p>



<p>Suriye hükümeti Türkiye’nin daha önceki operasyonlarını işgal, içişlerine müdahale gibi sebeplerle BM ye taşıyordu ancak bu kez bu konuda bir adım atmadı. Bu güne kadar Suriye’nin,&nbsp; BM’deki Türkiye aleyhine bütün tezlerine Rusya ile birlikte batı da destek veriyordu, ancak Ukrayna’daki durum ve NATO’daki veto hakkı sebebiyle ilk defa batının da Rusya ve Suriye hükümeti aleyhinde, Türkiye’nin yanında olması ihtimali belirdi. Böylece BM nezdinde Türkiye’nin yapacağı operasyon bir zemine oturabilirdi.</p>



<p>Diğer yandan sayın cumhurbaşkanının operasyon öncesi iki önemli görüşmesi oldu. Bunlardan biri Mısır devlet başkanı Sisi ile görüşmesiydi. Türkiye medyasında sıkça dile getirilen deniz anlaşmaları tezinin aksine bu görüşmenin Suriye ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Mısır ve Yunanistan zaten münhasır ekonomik bölge anlaşması yaptı. Bu anlaşmadan feragat edip Türkiye ile yeni bir anlaşma yapması imkânsız. &nbsp;Mısır ve Suriye’nin 1958’de birleşerek ‘Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni kurduğunu Suriye’nin 1961 yılındaki darbeden sonra mısırdan ayrıldığını hatırlamak bu iki ülkenin birbirine ne kadar yakın olduğu konusunda bize fikir verir.&nbsp; Bu temas, Türkiye’nin Suriye’de daha uzun vadeli planlarının olduğuna dair bir işaret olarak algılanmalı. Bir diğer önemli görüşme ise İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz’ın Türkiye ziyaretiydi. Sayın Cumhurbaşkanımızın da kabulüne çıktığı ziyaret sonrası Gantz, Türkiye’yi savunma alanında ve tüm bölgenin istikrarını sağlamada küresel bir aktör olarak gördüğünü söyledi. &nbsp;Bu görüşmenin de Suriye ile ilgili olduğunu düşünüyorum. &nbsp;ziyaret edenin savunma bakanı olması zaten başlı başına bir anlam ifade ediyor. &nbsp;Daha önceki yazılarımda belirttiğim üzere ilerleyen zamanda Şam ile İsrail arasında kalan Dera-Süveda bölgesine de İsrail’in bir operasyon düzenleyeceğini düşünüyorum. O yüzden İsrail savunma bakanının Türkiye’nin muhtemel operasyonu ile ilgili Ankara’ya geldiğini ve ziyaret sonrası yapılan açıklamalardan da bu konuda hemfikir olduğumuzu anlıyorum.</p>



<p>Esad ile görüşme konusu son dönemde çok gündemde olduğu için bu konudaki düşüncemizi de belirtelim. Kurtuluş savaşında İzmir’de Türk ordusu yunanlıları denize döktükten sonra Atatürk’ün emriyle kuzeye doğru bir harekata başlar. Çanakkale önlerine geldiğinde İngilizlerle karşılaşır. Bunun üzerine Mudanya mütarekesi düzenlenir. Mudanya mütarekesine Yunanlılar davet edilmez.&nbsp; Zaten Yunanistan’ı temsilen İngiltere masadadır. Şimdi de Esad ile görüşmenin bir getirisi, katkısı, gereği yoktur. Zira kendisi karar verici konumda bile değildir. Suriye’de muhatabınız Esad’ı temsilen Rusya’dır. &nbsp;Bugün Esad’ı mağdur gösterenler babası Hafız Esad’ın yıllarca PKK ve Abdullah Öcalan’ı beka vadisinde besleyip büyüttüğünü hatırlamıyorlar mı acaba? Rusya’nın çekilirken Esad’a bırakacağı miras Türkiye ile diyalog kapısını açmış olmasıdır. Esad ile görüşme fikrinin temeli de Rusya’nın bu konudaki talebidir. Türkiye’nin uzun vadede Suriye’de muhatabı da Esad olmayacaktır. Tüm bu gelişmelerden anladığımız üzere Türkiye geniş kapsamlı bir harekâtı uzun süredir planlamaktadır.&nbsp; Hava harekâtında seçilen bölgelere bakınca tahminimizden de büyük bir alanı kapsayacak bu harekât sonrasında da bölgede kalıcı olacaktır. Suriye topraklarına barış Türk ordusu eliyle gelecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/suriye-operasyonu-nereye-dogru-gidiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süleyman Soylu Seninleyiz!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/suleyman-soylu-seninleyiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/suleyman-soylu-seninleyiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 May 2021 08:31:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[İç işleri]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17312</guid>

					<description><![CDATA[Ne yazık ki, mafya başı olmak suçundan aranan birinin söyledikleri muhalefet için can simidi oldu. Kendisi henüz yakalanmadan ve sorgulanmadan suçlu birinin söyledikleri üzerinden savcıların harekete geçmesi isteniyor. Başka isimlerden bahsedilse de hedeflerinde sadece İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu var… Çünkü Süleyman Soylu Ak Parti için Cumhurbaşkanımızdan sonra en ciddi ikinci siyasi güçtür…Onu da alabilirlerse Ak Parti&#8217;yi ciddi manada zayıflatacaklarına inanıyorlar. Süleyman Soylu gücünü, PKK ve FETÖ gibi irili ufaklı terör örgütlerini kökünden kazımak ve aynı zamanda çıkan gürültüden anlaşıldığına göre ise mafya ile hesaplaşmada önemli yol kat etmesinden almaktadır. Muhalefet partilerinin yöneticileri öyle anlaşılıyor ki, Süleyman Soylu&#8217;nun terör örgütlerine verdiği zararın oluşturduğu tepkiyi kendi lehlerine oya tahvil etmek istiyorlar. İşte, ülkemizin siyasi bakımdan sorunu tam da budur! Lafı sağa sola eğip bükmeye gerek yoktur. Süleyman Soylu&#8217;nun, devletimizin güvenliğinden sorumlu olması nedeniyle PKK ve FETÖ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine verdiği zararlardan öfke duyanların çoğunlukla oy verdiği HDP&#8217;ye kucak açmak, onunla örtülü veya açık biçimde siyasi ilişki kurmak, siyasi alanını genişletmek Bakana değil de ülkemize zarar vermektir. Dağda silahlı güçlerimizle sıkıştırdıklarının ve dünyayı dar ettiklerinin silahsız siyasi uzantılarına kucak açılamaz. Açılmamalıdır… PKK ilişkili HDP&#8217;nin , Millet İttifakı&#8217;nın iktidar olması için anahtar parti görevi üstlenmesi demek ülke yönetimini ele geçirmesi demektir. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ne yazık ki, mafya başı olmak suçundan aranan birinin söyledikleri muhalefet için can simidi oldu. Kendisi henüz yakalanmadan ve sorgulanmadan suçlu birinin söyledikleri üzerinden savcıların harekete geçmesi isteniyor. Başka isimlerden bahsedilse de hedeflerinde sadece İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu var…</p>



<p>Çünkü Süleyman Soylu Ak Parti için Cumhurbaşkanımızdan sonra en ciddi ikinci siyasi güçtür…Onu da alabilirlerse Ak Parti&#8217;yi ciddi manada zayıflatacaklarına inanıyorlar. Süleyman Soylu gücünü, PKK ve FETÖ gibi irili ufaklı terör örgütlerini kökünden kazımak ve aynı zamanda çıkan gürültüden anlaşıldığına göre ise mafya ile hesaplaşmada önemli yol kat etmesinden almaktadır.</p>



<p>Muhalefet partilerinin yöneticileri öyle anlaşılıyor ki, Süleyman Soylu&#8217;nun terör örgütlerine verdiği zararın oluşturduğu tepkiyi kendi lehlerine oya tahvil etmek istiyorlar. İşte, ülkemizin siyasi bakımdan sorunu tam da budur!</p>



<p>Lafı sağa sola eğip bükmeye gerek yoktur. Süleyman Soylu&#8217;nun, devletimizin güvenliğinden sorumlu olması nedeniyle PKK ve FETÖ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine verdiği zararlardan öfke duyanların çoğunlukla oy verdiği HDP&#8217;ye kucak açmak, onunla örtülü veya açık biçimde siyasi ilişki kurmak, siyasi alanını genişletmek Bakana değil de ülkemize zarar vermektir. Dağda silahlı güçlerimizle sıkıştırdıklarının ve dünyayı dar ettiklerinin silahsız siyasi uzantılarına kucak açılamaz. Açılmamalıdır…</p>



<p>PKK ilişkili HDP&#8217;nin , Millet İttifakı&#8217;nın iktidar olması için anahtar parti görevi üstlenmesi demek ülke yönetimini ele geçirmesi demektir. Bu sorunlu durum, partilerin, siyasilerin gündelik çıkarlarının hatırına asla hoş görülemez.</p>



<p>CHP ve İyi Parti başta olmak üzere Millet İttifakı&#8217;nın HDP ile ilişkisini, seçimlerde TRT&#8217;de okutulan Öcalan mektubuna dayandırmak istemeleri de elde edilmek istenen sonuçlar itibarıyla aynı değildir. Terörist başının mektubuyla da olsa Ak Parti&#8217;ye oy verilmesini istemesi, devletimizin PKK ile verdiği amansız silahlı mücadelenin devam etmesinin gerekliliğine oy verilmesini istemek anlamına da gelmektedir. Bu yüzden parti taasubu bir yana, Güneydoğu&#8217;da Ak Parti&#8217;nin oyunun yükselmesi bu yönüyle değerlendirilmelidir.</p>



<p>Oysa HDP&#8217;ye oy verenler ise tam tersine silahlı mücadeleyi bırakmamamızı ve yeniden teröre zemin açılmasını sağlamak amacıyla muhalefet partilerinin arasına girmek istemektedirler. HDP&#8217;nin Ak Parti&#8217;den kaçması, nefret etmesi PKK ile verdiği amansız mücadelesi nedeniyledir. HDP&#8217;nin, millet ittifakı ile birlikte hareket etmesinin nedeni PKK terörüyle silahlı mücadeleyi sekteye uğratmak içindir.</p>



<p>Dolayısıyla Öcalan mektubu PKK terör örgütünü silahlı mücadele ile yok edin mesajıdır. HDP&#8217;nin Millet İttifakı İçine girmek istemesi de bunun tam tersi durumdur. Amaçları bakımından değerlendirecek olursa Öcalan mektubundan, PKK ilişkili HDP ortaklığına meşruiyet çıkmaz.</p>



<p>Bu yüzden, Bakanımız Süleyman Soylu ile beraberiz…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/suleyman-soylu-seninleyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HDP Kapatılsa Kimin İşine Gelir?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hdp-kapatilsa-kimin-isine-gelir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hdp-kapatilsa-kimin-isine-gelir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2021 10:32:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16898</guid>

					<description><![CDATA[MHP uzun zamandır HDP kapatılsın kampanyası yürütüyor. Şimdilerde AK Parti de bu fikre yakın görünüyor. Millet ittifakı partileri demokrasi bahanesiyle buna karşı. Olaya seçim stratejisi açısından bakıyorlar. Fezlekeler konusunda da aynı durum söz konusu. ABD ve AB den de HDP ye hatırı sayılır bir destek gelecektir muhtemelen. İşin aslı parti kapatmalar sudan sebeplerle olduğunda gerçekten demokratik sorundur. Ama ortada kriminal bir durum varsa başka. Bir parti örgütlü bir suç mekanizmasına dönüşmüşse elbette kapatılır. Yakın zamanda Yunanistan&#8217;da Altın Şafak partisi kapatıldı. Çünkü silahlı eylemler içindeydiler ve cinayetler işlediler. Parti kapatmak idari değil, hukuki bir karardır. Bu bedenle parti kapatma davası yargının görevidir. Nitekim yargı, HDP hakkında inceleme başlatmıştır. Eğer örgütlü suç unsurları varsa harekete geçecek. Peki siyasiler neden bunu konuşuyor? Çünkü eğer HDP kapatılırsa siyasi sonuçları olacak. Kimileri bundan yarar, kimileri zarar görecek. Bence en başta HDP yarar görecek. Çünkü bu parti kendi kendini yeterince kriminalize etmiştir. Öyle bir saplantının içindedir ki kendileri bile bir çıkış yolu üretecek durumda değiller. Kendilerine en son verilen yasal ve barışçı siyaset imkanını Kandil&#8217;in yönlendirmesine uyarak ellerinin tersiye ittiler. Siyaseten azalarak bitmek yerine kapatılarak &#8216;mağdur&#8217; duruma düşürülmüş pozisyonu almak daha bir işlerine geliyor sanki. İkinci olarak CHP nin ve İYİ Partinin ve de Saadet&#8217;in sırtından &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>MHP uzun zamandır HDP kapatılsın kampanyası yürütüyor. Şimdilerde AK Parti de bu fikre yakın görünüyor. Millet ittifakı partileri demokrasi bahanesiyle buna karşı. Olaya seçim stratejisi açısından bakıyorlar. Fezlekeler konusunda da aynı durum söz konusu. ABD ve AB den de HDP ye hatırı sayılır bir destek gelecektir muhtemelen.</p>



<p>İşin aslı parti kapatmalar sudan sebeplerle olduğunda gerçekten demokratik sorundur. Ama ortada kriminal bir durum varsa başka. Bir parti örgütlü bir suç mekanizmasına dönüşmüşse elbette kapatılır. Yakın zamanda Yunanistan&#8217;da Altın Şafak partisi kapatıldı. Çünkü silahlı eylemler içindeydiler ve cinayetler işlediler.</p>



<p>Parti kapatmak idari değil, hukuki bir karardır. Bu bedenle parti kapatma davası yargının görevidir. Nitekim yargı, HDP hakkında inceleme başlatmıştır. Eğer örgütlü suç unsurları varsa harekete geçecek. Peki siyasiler neden bunu konuşuyor? Çünkü eğer HDP kapatılırsa siyasi sonuçları olacak. Kimileri bundan yarar, kimileri zarar görecek.</p>



<p>Bence en başta HDP yarar görecek. Çünkü bu parti kendi kendini yeterince kriminalize etmiştir. Öyle bir saplantının içindedir ki kendileri bile bir çıkış yolu üretecek durumda değiller. Kendilerine en son verilen yasal ve barışçı siyaset imkanını Kandil&#8217;in yönlendirmesine uyarak ellerinin tersiye ittiler. Siyaseten azalarak bitmek yerine kapatılarak &#8216;mağdur&#8217; duruma düşürülmüş pozisyonu almak daha bir işlerine geliyor sanki.</p>



<p>İkinci olarak CHP nin ve İYİ Partinin ve de Saadet&#8217;in sırtından büyük bir yük kalkmış olacak. Artık bizim HDP ile işimiz yok saklanmasına ihtiyaç duymayacaklar. Öyle bir parti olmayınca &#8216;vatandaş oyunu veriyor&#8217; denilip işin içinden çıkılacak. HDP ağırlıklı olarak CHP de olmak üzere Millet İttifakı belediyeleri içinde gizli bir örgütlülüğe dönüşecek. CHP oyları en az %5 artacak; belki de %30 u geçecek. Bu da Kılıçdaroğlu başkanlığındaki FETÖ cü kliğin CHP içindeki elini güçlendirecek.</p>



<p>Cumhur ittifakının bu işten bir kârı olmaz. Belki cüzi bir miktar HDP oyu yön değiştirebilir.Hal böyle iken iktidar bloğu partileri HDP nin kapatılmasını neden istiyor o zaman? Çünkü bu aynı zamanda bu partilere oy veren seçmenin büyük bölümünün talebidir. Bu kesimde bıçak kemiğe dayanmıştır. &#8216;PKK istese sizi tükürüğüyle boğar&#8217; küstahlığının meclis içinde olması, devletten maaş ve siyasi parti payı alması bu kesim için tahammül edilemez duruma gelmiştir. Cumhur İttifakı partileri de tabanlarının sesine kulak vermek zorundadırlar.</p>



<p>HDP nin kapatılma istemi Cumhur İttifakı partileri dışından da destek bulmaktadır. Bir kamu oyu araştırması yapılsa %50 nin epey üzerinde &#8216;kapatılsın&#8217; hükmü çıkar kanısındayım. Konu artık yargıdadır. Karar mercii odur. Bakalım yargı &#8216;Türk milleti adına&#8217; ne karar verecek?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hdp-kapatilsa-kimin-isine-gelir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;nın Sobelendiği An</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/amerikanin-sobelendigi-an/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/amerikanin-sobelendigi-an/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2021 06:56:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16763</guid>

					<description><![CDATA[PKK elindeki 13 rehineyi canice katlettiğinde ortaya FETÖ türü bir yalan salındı. Aslında onları öldüren PKK değildi. Bu işi rehineleri kurtarıyoruz diye operasyon yapan Türk silahlı güçleri yapmıştı. Mağara bilerek bombalanmış, rehineler bu bombalamada ölmüş ve suç PKK ya yüklenmişti. Yani PKK masum, Türkiye devleti güçleri caniydi. Amerika&#8217;dan da bu yalanı teyit eder biçimde bir açıklama geldi; &#8216;Eğer PKK yapmışsa kınıyoruz&#8217; türünden. Sonrasında kanıtlar ortaya çıktı. Otopsi raporları; sağ ele geçirilen bir teröristin itirafları; şehitlerin ailelerinin açıklamaları; Ve en nihayetinde milli savunma ve içişleri bakanlarının mecliste, olayın iç yüzünü anlatan bugünkü açıklamaları. Bunların üzerine Türkiye&#8217;den Amerikan açıklamasına yönelik sert ve yoğun tepkiler. Bu durum karşısında Amerika çark etti. Olayı PKK nın yaptığını kabul ettiklerini söylediler. Hatta Amerikan elçisi, Milli Savunma Bakanına taziye ziyaretinde bulunmayı talep etti. Neydi bu telaşın ve geri adım atmanın sebebi? Bana göre -kim bilir ne tür kirli hesaplarla- atıldı bu geri adım. Çünkü apaçık boşa düşmüşlerdi. Büyük ihtimalle bu işin talimatı Amerika&#8217;dan verildi. Olayın sorumluluğunun Türkiye&#8217;nin üzerine yıkılması planı da oradan geldi. Bu yalan önce batı ülkelerinde yayıldı. Ardından onların hınk deyicileri pozisyonundaki HDP milletvekilleri ve PKK yı aklama çabası içinde olanlarca dillendirildi. Türkiye devleti de bu yalanı yayamaya çalışanlara karşı müsamahasız bir takibat başlattı. Pek &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>PKK elindeki 13 rehineyi canice katlettiğinde ortaya FETÖ türü bir yalan salındı. Aslında onları öldüren PKK değildi. Bu işi rehineleri kurtarıyoruz diye operasyon yapan Türk silahlı güçleri yapmıştı. Mağara bilerek bombalanmış, rehineler bu bombalamada ölmüş ve suç PKK ya yüklenmişti. Yani PKK masum, Türkiye devleti güçleri caniydi. Amerika&#8217;dan da bu yalanı teyit eder biçimde bir açıklama geldi; &#8216;Eğer PKK yapmışsa kınıyoruz&#8217; türünden.</p>



<p>Sonrasında kanıtlar ortaya çıktı. Otopsi raporları; sağ ele geçirilen bir teröristin itirafları; şehitlerin ailelerinin açıklamaları; Ve en nihayetinde milli savunma ve içişleri bakanlarının mecliste, olayın iç yüzünü anlatan bugünkü açıklamaları. Bunların üzerine Türkiye&#8217;den Amerikan açıklamasına yönelik sert ve yoğun tepkiler.</p>



<p>Bu durum karşısında Amerika çark etti. Olayı PKK nın yaptığını kabul ettiklerini söylediler. Hatta Amerikan elçisi, Milli Savunma Bakanına taziye ziyaretinde bulunmayı talep etti. Neydi bu telaşın ve geri adım atmanın sebebi?</p>



<p>Bana göre -kim bilir ne tür kirli hesaplarla- atıldı bu geri adım. Çünkü apaçık boşa düşmüşlerdi. Büyük ihtimalle bu işin talimatı Amerika&#8217;dan verildi. Olayın sorumluluğunun Türkiye&#8217;nin üzerine yıkılması planı da oradan geldi. Bu yalan önce batı ülkelerinde yayıldı. Ardından onların hınk deyicileri pozisyonundaki HDP milletvekilleri ve PKK yı aklama çabası içinde olanlarca dillendirildi. Türkiye devleti de bu yalanı yayamaya çalışanlara karşı müsamahasız bir takibat başlattı. Pek çok kişi ve sosyal medya hesabı mercek altına alındı. Göz altına alınanlar oldu.</p>



<p>Bu yalan ilk değildi ki. Rahmetli Cemal Kaşıkçı&#8217;nın katlinde de böyle yapılmak istendi. Dahası; 7 Şubat MİT operasyonunda, 17-25 Aralıkta, Uludere katliamında, MİT TIR ları olayında, Türkiye&#8217;nin DEAŞ&#8217;a yardım ettiği yalanında, ve de 15 Temmuz hain darbe girişimine tiyatro diyerek de böyle yapılmak istendi. Hatta Rus uçağının düşürülmesi olayında da. Bütün bunlar planlı olarak bir merkez tarafından yapılıyor. Kimi zaman FETÖ, kimi zaman PKK, kimi zaman başka kullanışlı ahmaklar kullanılıyor. Şimdiye kadar çok şükür Türkiye bütün bu komploları açığa çıkarmayı, boşa düşürmeyi başardı. Ama bunları planlayan ve uygulamaya koyanlarda bırakın utanma ve arlanmayı, onun yerine büyük bir pişkinlik, aymazlık ve ahlaksızlık var.</p>



<p>Bu işlerin arkasında Türkiye&#8217;ye kefen biçmeye çalışan Amerika&#8217;daki bir klik var. Bunların sahadaki en tanınmış ismi Bred Mc Gurk. CENTCOM da bu işin içinde. Hatta şimdiki yeni ABD dışişleri bakanı Antony Blinken de Türkiye için &#8216;sözde müttefik&#8217; diyerek bu kervana katılmıştır. Yeni başkan Biden&#8217;ın ise ülkemiz hakkındaki art niyetlerini daha seçilmeden önce yaptığı açıklamalarda öğrenmiş idik.</p>



<p>Bu nedenle Türkiye Amerika&#8217;ya savaş ilan edecek değil. Ama önümüzde sıkıntılı uzun bir süreç var. Onlar oyun kuracak biz bozacağız. Ne zamana kadar? Türkiye&#8217;nin kolay lokma değil, sert bir kaya olduğunu anlayıp kendi dertleri ile uğraşmaya düşünceye kadar. Hak karşısında batılın kazandığı görülmemiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/amerikanin-sobelendigi-an/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun Tutukluluk Süreci Hukuka Zarar Veriyor!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/uzun-tutukluluk-sureci-hukuka-zarar-veriyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/uzun-tutukluluk-sureci-hukuka-zarar-veriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2020 07:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16516</guid>

					<description><![CDATA[ASALA’nın nöbeti devrettiği 1984 yılından beri Türkiye&#160;PKK terör örgütü&#160;ile mücadele ediyor. Terör örgütleri sıradan şiddet örgütlerinden öte siyasi hedefleri olan yapılanmalardır.&#160;PKK,&#160;bölgedeki 4 ülkeden toprak koparıp bir devlet kurma planının en önemli parçasıdır. Binlerce insanın ölümüne sebep olmuş bir&#160;terör örgütüdür. Türkiye&#160;yaptığı üç askeri operasyonla Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen ikinci İsrail senaryosunu boşa çıkarmıştır. Buna rağmen ABD, FETÖ’Yü koruyup kollaması yetmiyormuş gibi PKK’nın Suriye koluna&#160;Suriye Demokratik Güçleri(SDG) adını vererek meşruiyet kazandırma çabalarını sürdürmektedir. Yani ABD teröre açıkça destek vermektedir! Avrupa’nın ABD’den pek farkı olduğu söylenemez.&#160;Terör örgütü PKK’ya en büyük desteği Avrupa ülkeleri vermekte,&#160;teröristlere kucak açıp onlara mali ve siyasi destek sağlamaktadır. İnterpol kayıtlarında aranan binlerce teröristi Avrupa açıktan koruyup kollamaktadır. Suçluların iadesi anlaşmasına ve binlerce delil gösterilmesine rağmen Avrupa teröristleri ne iade ediyor ne de yargılıyor. Tam tersine koruyor, kolluyor, besliyor ve bölgeye gidip terör eylemleri yapmasına yardımcı oluyor. HDP’nin tutuklu eski eş başkanı&#160;Demirtaş&#160;da terör eylemlerini destekliyor,&#160;‘PKK olmasaydı Kürtler olmazdı’&#160;kabilinden sözlerle terörü aklıyor, terörist başının heykelini dikme vadinde bulunuyor,&#160;arkasını terör örgütüne dayadığını&#160;açıkça söylüyor, militanlarını isyana teşvik ediyor, 53 masum insanın linç edilmesine sebep oluyor. Doğal olarak da hakkında davalar açılıp tutuklanıyor; delillerin çokluğundan sebep inceleme uzuyor; mahkeme kararı gecikiyor; dava vekilleri iç hukuk yollarını tüketmeden AİHM’e müracaat ediyor;&#160;AİHM de ihlal kararı&#160;veriyor. Tabiatıyla &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ASALA</strong>’nın nöbeti devrettiği 1984 yılından beri Türkiye&nbsp;<strong>PKK terör örgütü</strong>&nbsp;ile mücadele ediyor.</p>



<p>Terör örgütleri sıradan şiddet örgütlerinden öte siyasi hedefleri olan yapılanmalardır.&nbsp;<strong>PKK,</strong>&nbsp;bölgedeki 4 ülkeden toprak koparıp bir devlet kurma planının en önemli parçasıdır. Binlerce insanın ölümüne sebep olmuş bir&nbsp;<strong>terör örgütüdür.</strong></p>



<p><strong>Türkiye&nbsp;</strong>yaptığı üç askeri operasyonla Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen ikinc<strong>i İsrail senaryosunu boşa çıkarmıştır.</strong></p>



<p>Buna rağmen ABD, FETÖ’Yü koruyup kollaması yetmiyormuş gibi PKK’nın Suriye koluna&nbsp;<strong>Suriye Demokratik Güçleri</strong>(SDG) adını vererek meşruiyet kazandırma çabalarını sürdürmektedir.</p>



<p><strong>Yani ABD teröre açıkça destek vermektedir!</strong></p>



<p>Avrupa’nın ABD’den pek farkı olduğu söylenemez.&nbsp;<strong>Terör örgütü PKK’ya en büyük desteği Avrupa ülkeleri vermekte,</strong>&nbsp;teröristlere kucak açıp onlara mali ve siyasi destek sağlamaktadır.</p>



<p>İnterpol kayıtlarında aranan binlerce teröristi Avrupa açıktan koruyup kollamaktadır.</p>



<p>Suçluların iadesi anlaşmasına ve binlerce delil gösterilmesine rağmen Avrupa teröristleri ne iade ediyor ne de yargılıyor. Tam tersine koruyor, kolluyor, besliyor ve bölgeye gidip terör eylemleri yapmasına yardımcı oluyor.</p>



<p>HDP’nin tutuklu eski eş başkanı&nbsp;<strong>Demirtaş&nbsp;</strong>da terör eylemlerini destekliyor,&nbsp;<strong>‘PKK olmasaydı Kürtler olmazdı’&nbsp;</strong>kabilinden sözlerle terörü aklıyor, terörist başının heykelini dikme vadinde bulunuyor,&nbsp;<strong>arkasını terör örgütüne dayadığını</strong>&nbsp;açıkça söylüyor, militanlarını isyana teşvik ediyor, 53 masum insanın linç edilmesine sebep oluyor.</p>



<p>Doğal olarak da hakkında davalar açılıp tutuklanıyor; delillerin çokluğundan sebep inceleme uzuyor; mahkeme kararı gecikiyor; dava vekilleri iç hukuk yollarını tüketmeden AİHM’e müracaat ediyor;&nbsp;<strong>AİHM de ihlal kararı</strong>&nbsp;veriyor.</p>



<p>Tabiatıyla terörle mücadele eden&nbsp;<strong>yürütme</strong>, bu kararın siyasi olduğunu Türkiye’nin terörle mücadelesini olumsuz etkileyeceğini söyleyerek&nbsp;<strong>itiraz ediyor</strong>.</p>



<p>Bence de&nbsp;<strong>bu kararın uygulanması emperyalizmin üzerimize saldığı terörle mücadeleyi olumsuz etkileyecek teröristlere ve siyasi destekçilerine cesaret verecektir.</strong></p>



<p>Bu karar Avrupa’nın teröre verdiği desteğin hukuk düzeyinde somutlaşmış halidir. Onun için&nbsp;<strong>AİHM kararı eşittir teröre destek</strong>&nbsp;diyorum.</p>



<p>Bu karara sadece hükümet değil, bu ülkede teröre karşı duran herkesin, her kurumun, her kuruluşun ve her oluşumun itiraz etmesi gerekir.</p>



<p>Ama birçok meselede olduğu gibi bu konuda da&nbsp;<strong>CHP&nbsp;</strong>bizi şaşırtmadı. Terörü destekleyen Avrupa adına&nbsp;<strong>kendi ülkesini tehdit etmeyi yeğledi.</strong></p>



<p>Tıpkı Türkiye’nin S-400 alımına ABD ile birlikte&nbsp;<strong>‘S-400’den vazgeçmeliyiz</strong>.’ dediği gibi; tıpkı Arap Birliği’nin ağzıyla,&nbsp;<strong>‘Türkiye’nin Suriye’deki varlığı meşru değildir.</strong>’dediği gibi; tıpkı Yunanistan ağzıyla ‘<strong>Türkiye Doğu Akdeniz’i geriyor.’</strong>&nbsp;dediği gibi; tıpkı Fransa ağzıyla&nbsp;<strong>‘Türkiye Libya’da çizgiyi aştı.</strong>’ dediği gibi; tıpkı FETÖ ağzıyla&nbsp;<strong>‘Türkiye IŞID’e silah gönderiyor’ dediği</strong>&nbsp;gibi; tıpkı Ermenistan ağzıyla<strong>&nbsp;‘Türkiye Karabağ’a cihatçı gönderiyor’ dediği</strong>&nbsp;gibi AİHM kararında da Türkiye’nin yanında değil karşısında durarak ve kendi ülkesini açıkça tehdit ederek teröre destek mahiyetindeki kararı savundu.</p>



<p>27 Aralık 2020’ de Prof. Dr.&nbsp;<strong>Kemal Üçüncü’nün</strong>&nbsp;Oda TV ‘de yazdığı gibi, bu politikasıyla&nbsp;<strong>CHP emperyalizme hizmet etmektedir.</strong></p>



<p>İğneyi kendimize batıracak olursak, Türkiye gerek imzaladığı sözleşmeler gerekse anayasanın 90. Maddesi mucibince AİHM kararlarını iç hukukun üstünde tuttuğunu kabul etmiştir.</p>



<p>Teröre vereceği desteği bir kenara bırakarak konuya bakacak olursak AİHM kararını Türkiye’nin uygulaması gerekir.</p>



<p>Doğru, doğru ama&nbsp;<strong>teröre destek sonucu çıkacak bir karara Türkiye’nin itiraz etmesi ve direnmesi de o kadar doğru ve gereklidir.</strong></p>



<p>Uzmanların açıklamasından anlıyoruz ki bu kararın uygulanmaması CHP’nin iddia ettiği gibi Türkiye’yi mahvetmeyecektir. Uygulanmaması halinde Türkiye’nin başına silah dayatılmayacaktır. İspanya ve Yunanistan’ın da benzer kararları uygulamadığı bilinmektedir. En fazla&nbsp;<strong>Avrupa Bakanlar Konseyi</strong>&nbsp;toplanacak ve kararın uygulanıp uygulanmayacağını sorgulayacaktır.</p>



<p>Türk yargısı da o zamana kadar gereken adımları atacak/atmalı ve AİHM kararını anlamsız kılacak hükmü verecektir/vermelidir.</p>



<p>Cumhurbaşkanının Avrupa ile ilişkileri geliştirme mesajı; 2021 yılının hukuk reformu yılı olacağını ilan etmesi, Türkiye’yi haksız konuma düşürecek bir uygulamaya izin verilmeyeceğinin işaretidir.</p>



<p>Evet uzun tutukluluk yargımızın en önemli sorunlarından biridir.</p>



<p>Ama terör de ülkenin güvenliğini tehdit eden en önemli sorunların başında gelmektedir.</p>



<p>Ve teröre destek verecek her adıma Türkiye bir şekilde engel olmak zorundadır.</p>



<p>Hülasa, AİHM kararı da terörle mücadeleyi olumsuz etkileyecek bir karardır ve dahi teröre destekle eş anlamlıdır! Türkiye itirazında yerden göğe kadar haklıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/uzun-tutukluluk-sureci-hukuka-zarar-veriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kutsanmış ortak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kutsanmis-ortak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kutsanmis-ortak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jan 2020 08:14:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13548</guid>

					<description><![CDATA[Ne diyordu Sezai Temelli? Bugün Türkiye’nin en bereketli toprakları burası. Buralar vadedilmiş topraklar. Musa bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi. Nerede diyordu? Diyarbakır’da. Neymiş? Vadedilmiş toprakmış. Peki kim bu Temelli? HDP’nin Eş Genel Başkanı. Nedir bu HDP? PKK’nın siyasi uzantısı. Hoplamaya zıplamaya lüzum yok! Ben demiyorum, kendileri de inkâr etmiyor zaten! Başka? CHP’nin ortağı. Şimdi buraya bir nokta koyalım, yeniden döneceğiz. FETÖ-PKK ilişkisini 15 Temmuz sonrası ayan beyan görme fırsatımız oldu. Zira patronları da hedefleri de aynıydı. Neydi o hedef? Türkiye’nin bölünüp parçalanması ve dahi işgal edilmesi. FETÖ-HDP ilişkisini de gördük. 31 Mart seçimlerine giderken, gerek Pensilvanya’nın gerekse Kandil’in ‘bu seçim son şansımız’ diyerek Millet İttifak’ına oy istemelerini unutmadık. Adeta çırpındılar. Başka? Irkçı Yahudi Evi Partisi lideri eski Eğitim Bakanı Naftali Bennett ne diyordu PKK için? Onlara dua ediyoruz. İsrail Adalet Bakanı Ayalet Shaked ise “Suriye’nin kuzeyinde devlet kurulması İsrail’in güvenliği için önceliktir” diyordu. Ne devletiydi bu? Tabii ki PKK terör devleti! Barış Pınarı Harekatı sırasında İsrailli üst düzey bir yetkili İndependent Arapça’ya “İsrail olarak Türk askerlerine karşı askeri bir eylemde bulunamayız ama Türk askerine karşı PKK’ya silah sağlamak başta olmak üzere farklı destekler verebiliriz” açıklamasını yapmıştı. Şimdi buna bir de FETÖ’nün İsrail aşkını ekleyelim ve o şekilde bir daha bakalım. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Ne diyordu Sezai Temelli?</p>
<p><strong>Bugün Türkiye’nin en bereketli toprakları burası. Buralar vadedilmiş topraklar. Musa bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi.</strong></p>
<p>Nerede diyordu?</p>
<p>Diyarbakır’da.</p>
<p>Neymiş?</p>
<p>Vadedilmiş toprakmış.</p>
<p><strong>Peki </strong>kim bu Temelli?</p>
<p>HDP’nin Eş Genel Başkanı.</p>
<p>Nedir bu HDP?</p>
<p>PKK’nın siyasi uzantısı.</p>
<p>Hoplamaya zıplamaya lüzum yok! Ben demiyorum, kendileri de inkâr etmiyor zaten!</p>
<p>Başka?</p>
<p>CHP’nin ortağı.</p>
<p>Şimdi buraya bir nokta koyalım, yeniden döneceğiz.</p>
<p>FETÖ-PKK ilişkisini 15 Temmuz sonrası ayan beyan görme fırsatımız oldu. Zira patronları da hedefleri de aynıydı. Neydi o hedef? Türkiye’nin bölünüp parçalanması ve dahi işgal edilmesi.</p>
<p>FETÖ-HDP ilişkisini de gördük. 31 Mart seçimlerine giderken, gerek Pensilvanya’nın gerekse Kandil’in ‘<strong>bu seçim son şansımız</strong>’ diyerek Millet İttifak’ına oy istemelerini unutmadık. Adeta çırpındılar.</p>
<p>Başka?</p>
<p>Irkçı Yahudi Evi Partisi lideri eski Eğitim Bakanı Naftali Bennett ne diyordu PKK için?</p>
<p><strong>Onlara dua ediyoruz.</strong></p>
<p>İsrail Adalet Bakanı Ayalet Shaked ise “<strong>Suriye’nin kuzeyinde devlet kurulması İsrail’in güvenliği için önceliktir</strong>” diyordu.</p>
<p>Ne devletiydi bu?</p>
<p>Tabii ki PKK terör devleti!</p>
<p>Barış Pınarı Harekatı sırasında İsrailli üst düzey bir yetkili İndependent Arapça’ya “İsrail olarak Türk askerlerine karşı askeri bir eylemde bulunamayız ama Türk askerine karşı PKK’ya silah sağlamak başta olmak üzere farklı destekler verebiliriz” açıklamasını yapmıştı.</p>
<p>Şimdi buna bir de FETÖ’nün İsrail aşkını ekleyelim ve o şekilde bir daha bakalım. Yahu gizli saklı bir şey yok. Her şey ortada.</p>
<p>Bitmedi devam edelim.</p>
<p>1946 yılında Filistin Filistinlilerindi. Ülkenin haritasına bakıldığında İsrail diye bir şey yoktu. Aradan 75 yıl geçti. Aynı haritaya bugün bakıldığında Filistin diye bir şey yok.</p>
<p>Terör devleti İsrail’in işgalciliği 2020 yılına geldiğimizde Filistin sınırlarını da aştı. ABD, Suriye’nin en sulak en verimli en bereketli topraklarını yani Golan Tepeleri bölgesini İsrail’e verdiğini duyurdu.</p>
<p>Yakında Asi Nehri’nin doğduğu Lübnan’daki Beka Vadisi’ni de verirler. Zira orası da çok verimli. Hali hazırda orada da İsrail askerleri yer tutmuş durumda.</p>
<p>Şimdi dönelim en başa. Sezai Temelli Diyarbakır’dan ne diye bağırıyordu?</p>
<p><strong>Bugün Türkiye’nin en bereketli toprakları burası. Buralar vadedilmiş topraklar. Musa bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi.</strong></p>
<p>Ve son bir not.</p>
<p>PKK tarihinin en ağır darbesini yedi. Güvenlik güçlerimiz eli kanlı o terör örgütünü yerle bir etti.</p>
<p>İsrail, Amerika, derin Avrupa ve diğer muktedirler PKK’nın yok olmasını engelleyemiyorlar. Hal böyle olunca onlar da PKK’nın başaramadığı görevi bu kez tamamen siyasi uzantısına devrettiler.</p>
<p><strong>Yani HDP’ye.</strong></p>
<p><strong>Yani Millet İttifakı’nın KUTSANMIŞ ortağına.</strong></p>
<p>Turgay Güler/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kutsanmis-ortak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PKK silah bırakacak, YPG devam edecek…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/pkk-silah-birakacak-ypg-devam-edecek/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/pkk-silah-birakacak-ypg-devam-edecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2019 08:37:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13253</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin beka mücadelesi önündeki en büyük risk, Ortadoğu’yu harmanlayan Amerika ile Rusya’nın bölge devletlerinin, kendi egemenlik bölgelerini sağlama alacak şekilde parçalanmasına karar vermeleridir. ABD, Irak’ın işgalinden bu yana, siyonizmin talepleri doğrultusunda Ortadoğu’da yeni bir haritanın ve “Kürdistan” adıyla ortaya çıkacak ikinci bir İsrail’in peşindedir. Suriye’de belki kendisinin bile planlamadığı belirleyici güce ulaşmış Rusya, özellikle Doğu Akdeniz satrancında Suriye-Libya hattında kontrol kurmak için ABD’nin bu planına “evet” diyebilir. Artık, Suriye’nin Akdeniz kıyılarını Esed, dolayısıyla Rusya’dan kimsenin alamayacağını biliyoruz. Fiilen parçalanmış Libya’nın Bingazi kanadı Rusya için yeterlidir. Böyle bir gelişme halinde ABD-AB hattında şekillenen Atlantik stratejisinin B Planı’nı şimdiden aktaralım:PKK, Türkiye topraklarındaki yenilgiyi resmen kabul eder, silah bıraktığını açıklar, SDG/YPG adıyla Irak-Suriye hattında devletleşme sürecine devam eder!.. Kandil’den bu tür bir açıklama yapıldığı an itibariyle, AB ve ABD’nin terör listesini yenileyeceğinden, PKK’yı derhal o listeden çıkaracağından emin olabilirsiniz. Zaten, şu anda NATO müttefiklerimizle (!) yaşadığımız durum budur. Amerikan Başkanı Trump ile telefonda görüşen, Macron, Johnson veya Merkel tarafından muhatap alınan Ferhat Abdi Şahin boş yere mi üretildi sanıyorsunuz, emperyalizmin sürdürdüğü bir plandan, kanlı bir yenilgi almadan vaz geçtiği görülmüş değildir. Kuşkunuz olmasın, PKK’nın silah bırakma kararıyla birlikte terör elebaşı Washington’da kırmızı halıda karşılanır, Avrupa başkentlerinde diplomasi turuna çıkar, bu arada, Diyarbakır HDP önündeki ana-babalar da eğer evlatları sağsa kamuoyu vicdanını rahatlatan bir kavuşma yaşarlar. Emperyalizmin, PKK’nın silah bırakma kararına, Türk iç siyasetinde başlattığı mühendislik çalışması için de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin beka mücadelesi önündeki en büyük risk, Ortadoğu’yu <em>harmanlayan </em>Amerika ile Rusya’nın bölge devletlerinin, <strong>kendi egemenlik bölgelerini sağlama alacak şekilde parçalanmasına </strong>karar vermeleridir.</p>
<p>ABD, Irak’ın işgalinden bu yana, <em>siyonizmin talepleri doğrultusunda</em> Ortadoğu’da yeni bir haritanın ve <strong>“Kürdistan”</strong> adıyla ortaya çıkacak <em>ikinci bir İsrail’in</em> peşindedir. Suriye’de belki kendisinin bile planlamadığı belirleyici güce ulaşmış Rusya, özellikle Doğu Akdeniz satrancında Suriye-Libya hattında kontrol kurmak için ABD’nin bu planına <strong>“evet”</strong> diyebilir.</p>
<p>Artık, Suriye’nin Akdeniz kıyılarını Esed, dolayısıyla Rusya’dan kimsenin alamayacağını biliyoruz.</p>
<p><em>Fiilen parçalanmış</em> Libya’nın Bingazi kanadı Rusya için yeterlidir.</p>
<p>Böyle bir gelişme halinde ABD-AB hattında şekillenen <em>Atlantik stratejisinin</em> <strong>B</strong> <strong>Planı</strong>’nı şimdiden aktaralım:<strong>PKK, Türkiye topraklarındaki yenilgiyi resmen kabul eder, silah bıraktığını açıklar, SDG/YPG adıyla Irak-Suriye hattında devletleşme sürecine devam eder!..</strong></p>
<p><strong>Kandil’den bu tür bir açıklama yapıldığı an itibariyle, AB ve ABD’nin terör listesini yenileyeceğinden, PKK’yı derhal o listeden çıkaracağından emin olabilirsiniz.</strong></p>
<p><strong>Zaten, şu anda NATO müttefiklerimizle (!) yaşadığımız durum budur.</strong></p>
<p>Amerikan Başkanı <strong>Trump</strong> ile telefonda görüşen, <strong>Macron, Johnson</strong> veya <strong>Merkel</strong> tarafından muhatap alınan <strong>Ferhat Abdi Şahin</strong> boş yere mi üretildi sanıyorsunuz, <em>emperyalizmin sürdürdüğü bir plandan, kanlı bir yenilgi almadan vaz geçtiği görülmüş değildir.</em></p>
<p>Kuşkunuz olmasın, PKK’nın silah bırakma kararıyla birlikte terör elebaşı Washington’da kırmızı halıda karşılanır, Avrupa başkentlerinde diplomasi turuna çıkar, bu arada, Diyarbakır HDP önündeki ana-babalar da eğer evlatları sağsa kamuoyu vicdanını rahatlatan bir kavuşma yaşarlar.</p>
<p><strong>Emperyalizmin, PKK’nın silah bırakma kararına, Türk iç siyasetinde başlattığı mühendislik çalışması için de ihtiyacı vardır.</strong></p>
<p><strong>Karar, HDP’nin siyasi meşruiyetinin güçlenmesine, 2023’e doğru CHP-İP ve kurulmakta olan yeni partiler ile birlikte “resmi ve açık” ittifak içinde olmasına da zemin oluşturacaktır.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’yi 15 Temmuz gecesi, ordusu içine yerleştirdiği işbirlikçiler ile esir alamayan emperyalizmin, siyasette hayli atak formüller geliştireceği yeni bir döneme giriyoruz.</strong></p>
<p><strong>ABD bir yere gitmiyor, bilin…</strong></p>
<p>Türk medyasında yeterince analiz edilmedi, ABD Savunma Bakanı <strong>Esper </strong>ile Genelkurmay Başkanı <strong>Gen.Miley’</strong>in Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komisyonu’nda söyledikleri önemlidir. İkisi de, Amerikan askerinin Suriye’de <em>“yıllarca”</em> kalması gerektiğini, <em>DEAŞ’ın askeri açıdan yenilgiye uğramasının, ideolojik olarak varlığının ortadan kalktığı anlamına gelmediğini söylediler.</em></p>
<p>Amerikan ordusunun Deyr Zor’daki petrol alanlarını kontrol etmesi, Esed rejimini ciddi bir gelirden mahrum ederken, kurulması planlanan terör devletinin doğal kaynağını da garanti altına alıyor, bunu da anlamış olduk.</p>
<p><strong>Esper</strong>’in şu sözleri noktayı koydu:  <strong>ABD’nin Ortadoğu politikası, bölgenin terörizme güvenli bölge olmaması, Amerika’ya düşman bir gücün kontrolü altına girmemesi ve dünya enerji piyasalarında istikrar sağlama esasına dayanmaktadır.</strong></p>
<p>Anladığımız, <strong>ABD’nin, bu stratejik zemin doğrultusunda tam kontrolünde, kolay cepheye sürülebilir yeni bir müttefik devlet oluşturma</strong> kararlılığıdır.</p>
<p>Zorlamayla kurduracakları o devlet, yarın, Rusya’nın kontrolüne geçer mi sorusuna, yüksek ihtimal, <strong>“günü geldiğinde düşünürüz”</strong> diyerek cevap vereceklerdir.</p>
<p>1980’lerin başında Afganistan’da El-Kaide’yi yapılandıran strateji uzmanı <strong>Brezezinski,</strong> <strong>“Bu radikal dini unsurlar yarın Amerika’ya savaş açarsa”</strong> sorusunu, <strong>“şu anda birinci önceliğimiz Sovyetler’i yenmektir, öyle bir gelişme olduğunda çareyi o gün düşünürüz”</strong> diyerek cevaplamış, işin sonu, 11 Eylül 2001’de İkiz Kuleleler’in yıkılmasına kadar varmıştı…</p>
<p>Sorun büyüyecek, yüzyıla yayılacak, belli…</p>
<p>Ardan Zentürk/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/pkk-silah-birakacak-ypg-devam-edecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yemişim Amerika&#8217;yı&#8217;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yemisim-amerikayi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yemisim-amerikayi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2019 07:37:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13080</guid>

					<description><![CDATA[Amerikalılardan sonra Ruslar da kıvırmaya başladı. Onlar da sözlerine sahip çıkmıyorlar; YPG’lilerle birlikte fotoğraflar veriyorlar. Şaşırtıcı mı, çok değil. Büyük hayal kırıklığına mı uğradık, tabii ki hayır. Şaşıranlar, meselelere sığ bakıp, dış politikayı ahbap-çavuş ilişkisine indirgeyenlerdir. Konuları basitleştirip, “Yemişim Amerika’yı” ya da “Erdoğan-Putin kol kola” türünden değerlendirmeler yapanlardır. Görülüyor ki, meseleler öyle basit değil işte. Suriye’de herkesin ayrı bir hesabı var. Herkes kendi menfaatlerinin gerektirdiği gibi davranıyor. Küresel birtakım değerler de sadece kağıt üzerinde. PKK-YPG bizim için terörist. Türkiye’yi tehdit ediyor, bizi vuruyor. ABD ve Rusya’yı değil. Onlar için ise gerektiğinde kullanılacak bir aparat. Amerika zaten tepe tepe kullanıyor. Rusya ise “ileride bana da lazım olur” düşüncesiyle bir köşede tutuyor. Bunlar terör olayları gerçekleştiriyorlarmış. Kundaktaki bebekleri bile öldürüyorlarmış. İnsanlık dışı eylemlerin altına imza atıyorlarmış… Kimin umurunda? Vursun, kırsın, öldürsün, ama kendilerine zarar vermesin! Yıllardır onları “vekil savaşçılar” olarak kullanıyorlar zaten. *** Peki bu şartlar altında biz nasıl mücadele edeceğiz onlarla? Cevabı açık ve net: Bugüne kadar yaptığımızı yapacağız. Ne tamamen Amerika’ya yaslanıp dümen suyunda hareket edeceğiz; ne de “Putin bizimle beraber” deyip, ABD’ye posta koyma hevesine kapılacağız! Bu dengeyi ortaya koyarken de gücümüzün gölgesini bölgeye yansıtacağız. Biz de böyle yapıyoruz zaten! Tarih de bize bunu tavsiye ediyor… Bir tarafta 1940’lı yıllarda bizden Kars, Ardahan ve Artvin’i talep eden ve köşeye sıkıştırmak isteyen Ruslar var. Diğer tarafta da sürekli olarak Sovyet tehlikesini gösterip, mektuplar yazarak tehdit eden ve yararlanmaya çalışan Amerikalılar. Ufak tefek ayrıntılar istisna edilirse, yok aslında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Amerikalılardan </strong>sonra<strong> Ruslar </strong>da kıvırmaya başladı. Onlar da sözlerine sahip çıkmıyorlar; <strong>YPG</strong>’lilerle birlikte fotoğraflar veriyorlar.</p>
<p>Şaşırtıcı mı, çok değil. Büyük hayal kırıklığına mı uğradık, tabii ki hayır.</p>
<p>Şaşıranlar, meselelere sığ bakıp, dış politikayı ahbap-çavuş ilişkisine indirgeyenlerdir. Konuları basitleştirip, <strong>“Yemişim Amerika’yı”</strong> ya da <strong>“Erdoğan-Putin kol kola”</strong> türünden değerlendirmeler yapanlardır.</p>
<p>Görülüyor ki, meseleler öyle basit değil işte. <strong>Suriye</strong>’de herkesin ayrı bir hesabı var. Herkes kendi menfaatlerinin gerektirdiği gibi davranıyor. Küresel birtakım değerler de sadece kağıt üzerinde. <strong>PKK-YPG</strong> bizim için terörist. <strong>Türkiye’</strong>yi tehdit ediyor, bizi vuruyor. <strong>ABD</strong> ve <strong>Rusya</strong>’yı değil. Onlar için ise gerektiğinde kullanılacak bir aparat. <strong>Amerika</strong> zaten tepe tepe kullanıyor. <strong>Rusya</strong> ise <strong>“ileride bana da lazım olur”</strong> düşüncesiyle bir köşede tutuyor.</p>
<p>Bunlar terör olayları gerçekleştiriyorlarmış. Kundaktaki bebekleri bile öldürüyorlarmış. İnsanlık dışı eylemlerin altına imza atıyorlarmış…</p>
<p>Kimin umurunda?</p>
<p>Vursun, kırsın, öldürsün, ama kendilerine zarar vermesin! Yıllardır onları <strong>“vekil savaşçılar”</strong> olarak kullanıyorlar zaten.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Peki bu şartlar altında biz nasıl mücadele edeceğiz onlarla?</p>
<p>Cevabı açık ve net: Bugüne kadar yaptığımızı yapacağız. Ne tamamen <strong>Amerika</strong>’ya yaslanıp dümen suyunda hareket edeceğiz; ne de <strong>“Putin bizimle beraber”</strong> deyip, <strong>ABD</strong>’ye posta koyma hevesine kapılacağız! Bu dengeyi ortaya koyarken de gücümüzün gölgesini bölgeye yansıtacağız.</p>
<p>Biz de böyle yapıyoruz zaten!</p>
<p>Tarih de bize bunu tavsiye ediyor…</p>
<p>Bir tarafta <strong>1940</strong>’lı yıllarda bizden <strong>Kars, Ardahan</strong> ve <strong>Artvin</strong>’i talep eden ve köşeye sıkıştırmak isteyen <strong>Ruslar</strong> var. Diğer tarafta da sürekli olarak <strong>Sovyet</strong> tehlikesini gösterip, mektuplar yazarak tehdit eden ve yararlanmaya çalışan <strong>Amerikalılar.</strong> Ufak tefek ayrıntılar istisna edilirse, yok aslında birbirlerinden farkları.</p>
<p>Ne <strong>ABD</strong>, ne de <strong>Rusya</strong> bizim kara kaşımıza, kara gözümüze âşık!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ne dedi:</strong></p>
<p><strong>-ABD ve Rusya verdikleri sö</strong>zü tutmadılar. Türkiye, Suriye’de yeni bir operasyona girişebilir.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın</strong> da yaptığı açıklamalarla <strong>Türkiye</strong>’nin kararlılığının altını çizdi.</p>
<p>Ne <strong>ABD</strong>’nin ne de <strong>Rusya</strong>’nın işine geliyor bu! Buna rağmen gerekirse <strong>Türkiye</strong> yapacak bu operasyonu. Bugüne kadar hep öyle oldu çünkü.</p>
<p>Kimse <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>’ın <strong>“Müttefikimiz ABD”</strong> ya da <strong>“Dostum Putin”</strong> sözlerine takılmasın. <strong>Kılıçdaroğlu</strong> ve <strong>CHP</strong>’nin dillendirdiği gibi <strong>ABD</strong> ve <strong>Trump</strong>’a karşı çok sert ifadeler kullanmasını beklemesin.</p>
<p>Ülke menfaatleri bağırıp çağırarak korunmaz ki! Akılcı olan ilişkileri çok fazla gerginleştirmeden istediğini almaktır. Bunu yaparken ilişkiler gerilse de hemen yumuşatmaya çalışmaktır. O yüzden <strong>Kılıçdaroğlu</strong>’nun işaret ettiği yoldan gidilirse, vay <strong>Türkiye</strong>’nin haline! Yandı gülüm keten helva. Ne sahada, ne masada belimiz doğrulur. Milletlerarası ilişkilerde sürekli dostluk ve sürekli düşmanlık yoktur. Dış politika zorlu bir satranca benzer. Ustalık ve manevra gerektirir. Buna rağmen ağzı olan konuşuyor işte…</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yemisim-amerikayi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşte sabıka dosyası</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/iste-sabika-dosyasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/iste-sabika-dosyasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Nov 2019 09:05:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12976</guid>

					<description><![CDATA[Sert tepki gösterdik, “Teröristi Meclis’e nasıl sokar ve güzelleme yaparsın” sorusunu sorduk; ama bu ilk değil ki! CHP’li Veli Ağbaba’nın TSK tarafından Barış Pınarı Operasyonu çerçevesinde etkisiz hale getirilen Özge Aydın’ı TBMM’ye sokup konuşturması son örnek. CHP’liler bunu hep yapıyor… Daha önce de DHKP-C üyesi Eylem Yücel ve Mulla Zincir, Meclis’e girip, CHP’li vekil Mahmut Tanal’a görüşmüşlerdi. Daha sonra da üzerinde kesici alet bulunan bir kalemle güvenlik görevlilerine saldırmışlardı. Terörist cenazelerine katılan, terör örgütü mensupları ile yan yana fotoğraf veren CHP’li milletvekillerini saymıyorum bile. Maalesef CHP’li vekiller bunu hep yapıyor. Dün de böyleydi, bugün de aynı. Mektup 29 Kasım 1977 tarihli. CHP senatörü Niyazi Ünsal bir mektup yazıyor. İçindeki ifadeler dehşet verici, tüyler ürpertici. Aynen söyle diyor: “Hapisten çıkardığımız adamlar yanımıza gelmekten çekiniyorlar. Altı ayı bir gün geçen ceza alan adamlar devlet hizmetinde kalamazken, ben 15 yıl ceza alan adamı, 4,5 yıl ceza alan adamı öğretmen yaptırdım.” CHP’nin senatörü bu! Hapisten terörist çıkarıyor, sabıkalı isimlerin devlet memuriyetinde görevlendirilmesini sağlıyor. Öğretmen yapıp çocuklarımızı onlara emanet ediyor. Bu yasa dışı eylemle de övünüyor. Mektubun hikayesi de ilginç: Bugün CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Tunç Soyer’in “işkenceci” unvanlı babası Hakim Albay Nurettin Soyer, Ünsal’ı MHP’li sanıyor. Mektubu 1980 darbesinin ardından suçlamak için MHP ve Ülkücü Kuruluşlar İddianamesine koyuyor. Skandal o şekilde ortaya çıkıyor. Demem o ki… Dünden bu güne hiçbir değişiklik yok. CHP’de hamam da aynı, tas da… Öğrencilik dönemimizde yasa dışı sol örgütlerin bombalı ve silahlı saldırılarına uğrardık &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sert tepki gösterdik,<strong> “Teröristi Meclis’e nasıl sokar ve güzelleme yaparsın” </strong>sorusunu sorduk; ama bu ilk değil ki! <strong>CHP</strong>’li <strong>Veli Ağbaba</strong>’nın <strong>TSK</strong> tarafından <strong>Barış Pınarı Operasyonu</strong> çerçevesinde etkisiz hale getirilen Özge Aydın’ı <strong>TBMM</strong>’ye sokup konuşturması son örnek.</p>
<p>CHP’liler bunu hep yapıyor…</p>
<p>Daha önce de <strong>DHKP-C</strong> üyesi <strong>Eylem Yücel</strong> ve <strong>Mulla Zincir, Meclis</strong>’e girip, <strong>CHP</strong>’li vekil <strong>Mahmut Tanal</strong>’a görüşmüşlerdi. Daha sonra da üzerinde kesici alet bulunan bir kalemle güvenlik görevlilerine saldırmışlardı.</p>
<p>Terörist cenazelerine katılan, terör örgütü mensupları ile yan yana fotoğraf veren <strong>CHP</strong>’li milletvekillerini saymıyorum bile. Maalesef <strong>CHP</strong>’li vekiller bunu hep yapıyor. Dün de böyleydi, bugün de aynı.</p>
<p>Mektup <strong>29 Kasım 1977</strong> tarihli. <strong>CHP </strong>senatörü <strong>Niyazi Ünsal</strong> bir mektup yazıyor. İçindeki ifadeler dehşet verici, tüyler ürpertici.</p>
<p>Aynen söyle diyor:</p>
<p><strong>“Hapisten çıkardığımız adamlar yanımıza gelmekten çekiniyorlar. Altı ayı bir gün geçen ceza alan adamlar devlet hizmetinde kalamazken, ben 15 yıl ceza alan adamı, 4,5 yıl ceza alan adamı öğretmen yaptırdım.”</strong></p>
<p><strong>CHP</strong>’nin senatörü bu! Hapisten terörist çıkarıyor, sabıkalı isimlerin devlet memuriyetinde görevlendirilmesini sağlıyor. Öğretmen yapıp çocuklarımızı onlara emanet ediyor. Bu yasa dışı eylemle de övünüyor.</p>
<p>Mektubun hikayesi de ilginç: Bugün <strong>CHP</strong>’nin<strong> İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı</strong> olan <strong>Tunç Soyer</strong>’in <strong>“işkenceci”</strong> unvanlı babası <strong>Hakim Albay Nurettin Soyer, Ünsal</strong>’ı <strong>MHP’</strong>li sanıyor. Mektubu <strong>1980</strong> darbesinin ardından suçlamak için <strong>MHP</strong> ve Ülkücü Kuruluşlar İddianamesine koyuyor. Skandal o şekilde ortaya çıkıyor.</p>
<p>Demem o ki…</p>
<p>Dünden bu güne hiçbir değişiklik yok. <strong>CHP</strong>’de hamam da aynı, tas da…</p>
<p>Öğrencilik dönemimizde yasa dışı sol örgütlerin bombalı ve silahlı saldırılarına uğrardık biz. Karakola şikâyet için gittiğimizde karşımızda <strong>CHP</strong>’li milletvekillerini bulurduk hep. O teröristlere destek için karakollara koşarlardı.</p>
<p align="center">***</p>
<p><strong>Ankara Gazeteciler Cemiyeti, 1970</strong>’li yıllarda <strong>“kavgaya son”</strong> adı altında bir kampanya düzenledi. <strong>Başkan Beyhan Cenkçi</strong> ellerin silah değil, kalem tutması için programlar organize etti.</p>
<p>Bunlardan biri de <strong>TRT</strong>’de yapıldı. Dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ramiz Ongun ile <strong>Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü </strong>bir<strong> “açık oturumda” </strong>yan yana getirildi. Programı gazeteci Örsan Öymen yönetiyordu. <strong>Ramiz Ongun, “Biz kavgadan yana değiliz”</strong> dedi. <strong>Kürkçü’</strong>ye elini uzattı. Ama o el sıkılmadı. <strong>Dev Genç Başkanı Kürkçü “devrim”</strong> dedi, <strong>“sokak”</strong> dedi, <strong>“kavga”</strong> dedi; gerilimi daha da artırdı. Provokatif tavırları ile olayların daha çok alevlenmesini sağladı.</p>
<p><strong>CHP</strong>, o dönemde <strong>Dev-Genç</strong>’i destekliyor, en azından onlara sıcak bakıyordu. Bugün de <strong>HDP</strong>’de icra-i faaliyet eden <strong>Ertuğrul Kürkçü</strong> gibi isimlerle kol kola yürüyor; onlarla ittifak yapıyor.</p>
<p>Neymiş?..</p>
<p><strong>CHP</strong> hiç değişmemiş değil mi?</p>
<p>Daha onlarca örnek konulabilir <strong>CHP</strong>’nin sabıka dosyasına. Sadece son dönemde gösterdiği <strong>YPG</strong> sevdası, sıkıntıyı ortaya koymak için yeter de artar bile!</p>
<p>O yüzen bu ülkede huzur isteniyorsa eğer… Önce <strong>CHP</strong>’nin ciddi bir özeleştiri yapıp, kendisine çeki-düzen vermesi gerekli! Türkiye çok farklı olur o zaman!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/iste-sabika-dosyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ne ortaklığı? CHP, HDP/PKK&#8217;yı tanımaz bile!..</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ne-ortakligi-chp-hdp-pkkyi-tanimaz-bile/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ne-ortakligi-chp-hdp-pkkyi-tanimaz-bile/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Nov 2019 07:25:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12960</guid>

					<description><![CDATA[Şöyle yazdılar; “AKP sözcüleri, CHP’nin PKK/YPG/HDP’yle ittifak yaptığını söyleyip algı operasyonu yapıyor. Ama dün PKK’lılar İsviçre’de CHP toplantısını bastı…” Yazan Sözcü. “Beyni” sadece “fotoğraf” olarak kullanıyorlar diye kızıyoruz ama.., Belki de başka şansları yoktur. Zira hiç sormadık “var mıdır yok mudur” diye!.. CHP’nin PKK/YPG/HDP’yle ittifak yaptığını söyleyip algı operasyonu yapıyormuş AKP sözcüleri. Düşünmesini durdurduğunuz, mankurtlaştırdığınız okuyucu kitleniz yutuyor mu bunu acaba?.. N’apacaz şimdi? Çocuğa anlatır gibi tekrarlayıp duracak mıyız?.. CHP ve HDP/PKK kendi oy potansiyellerini gözeterek yerine göre adaylarını çekip birbirlerine jest yapmadılar mı?.. “YPG terör örgütü değildir”, “YPG bize mi saldıracak?!..” diyen CHP Genel Başkanı değil miydi?.. Sezai Temelli; “Mansur Yavaş da İmamoğlu da bilecek ki seçilmişse ‘HDP oylarıyla’ seçilmiştir.” diye uyarmadı mı? (Hangi CHP’li itiraz etti buna peki?!..) HDP/PKK İzmir İl Eş Başkanı Kadir Baydur, Soyer’i destekleyeceklerini, CHP için mahalle mahalle gezeceklerini söylemedi mi?.. Keza Kılıçdaroğlu kayyım atamaları için “darbe dönemi uygulama” diyerek HDP/PKK’ya sahip çıkmadı mı?.. İmamoğlu kayyım atamalarına tepki gösterip Diyarbakır’da HDP/PKK’yı kucaklamadı mı? Hızını alamayıp, Fransa’da HDP/PKK’lı belediye başkanlarına selam çakarak Türkiye’yi şikayet etmedi mi?.. Ve nihayet HDP/PKK Eş Başkanı Buldan; “Büyük bir ittifak kurmuştuk. Başta İstanbul olmak üzere birçok yerde aday göstermedik. Bugün yaşananlara ses çıkarmayanlar, bizden gerektiği zamanda cevabı mutlaka alacaklardır” dememiş miydi?.. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="left">Şöyle yazdılar;</p>
<p align="left">“AKP sözcüleri, CHP’nin PKK/YPG/HDP’yle ittifak yaptığını söyleyip algı operasyonu yapıyor. Ama dün PKK’lılar İsviçre’de CHP toplantısını bastı…”</p>
<p align="left">Yazan Sözcü.</p>
<p align="left">“Beyni” sadece “fotoğraf” olarak kullanıyorlar diye kızıyoruz ama.., Belki de başka şansları yoktur. Zira hiç sormadık “var mıdır yok mudur” diye!..</p>
<p align="left">CHP’nin PKK/YPG/HDP’yle ittifak yaptığını söyleyip algı operasyonu yapıyormuş AKP sözcüleri.</p>
<p align="left">Düşünmesini durdurduğunuz, mankurtlaştırdığınız okuyucu kitleniz yutuyor mu bunu acaba?..</p>
<p align="left">N’apacaz şimdi? Çocuğa anlatır gibi tekrarlayıp duracak mıyız?..</p>
<p align="left">CHP ve HDP/PKK kendi oy potansiyellerini gözeterek yerine göre adaylarını çekip birbirlerine jest yapmadılar mı?..</p>
<p align="left">“YPG terör örgütü değildir”, “YPG bize mi saldıracak?!..” diyen CHP Genel Başkanı değil miydi?..</p>
<p align="left">Sezai Temelli; “Mansur Yavaş da İmamoğlu da bilecek ki seçilmişse ‘HDP oylarıyla’ seçilmiştir.” diye uyarmadı mı? (Hangi CHP’li itiraz etti buna peki?!..)</p>
<p align="left">HDP/PKK İzmir İl Eş Başkanı Kadir Baydur, Soyer’i destekleyeceklerini, CHP için mahalle mahalle gezeceklerini söylemedi mi?..</p>
<p align="left">Keza Kılıçdaroğlu kayyım atamaları için “darbe dönemi uygulama” diyerek HDP/PKK’ya sahip çıkmadı mı?..</p>
<p align="left">İmamoğlu kayyım atamalarına tepki gösterip Diyarbakır’da HDP/PKK’yı kucaklamadı mı?</p>
<p align="left">Hızını alamayıp, Fransa’da HDP/PKK’lı belediye başkanlarına selam çakarak Türkiye’yi şikayet etmedi mi?..</p>
<p align="left">Ve nihayet HDP/PKK Eş Başkanı Buldan; “Büyük bir ittifak kurmuştuk. Başta İstanbul olmak üzere birçok yerde aday göstermedik. Bugün yaşananlara ses çıkarmayanlar, bizden gerektiği zamanda cevabı mutlaka alacaklardır” dememiş miydi?..</p>
<p align="left">Neymiş efendim?..</p>
<p align="left">CHP- PKK/HDP ittifakı diye bir şey yokmuş, hepsi algı operasyonuymuş?!</p>
<p align="left">Bak, görmüş müyüz? PKK’lılar İsviçre’de CHP toplantısını basmışmış!</p>
<p align="left">HDP/PKK’lılar, CHP salonunu basmadı canım.</p>
<p align="left">Daha üç beş gün önce HDP/PKK Eş Başkanı; “İttifak kurmuştuk, yanlış yaptınız, cevabını alacaksınız” diye uyarmıştı ya.., İşte o yüzden oradaydılar. Yani haklarını(!) aramaya, cevap vermeye gittiler!</p>
<p align="left">CHP’ye kızdılar, “Verdiğin sözü tut” dediler HDP/PKK’lılar…</p>
<p align="left">Artık ne söz vermişlerse, bilemiyoruz!..</p>
<p>Bak yine algı operasyonu yaptık!..</p>
<p>Hikmet Genç/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ne-ortakligi-chp-hdp-pkkyi-tanimaz-bile/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
