<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>osman kavala &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/osman-kavala/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Oct 2021 14:01:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>osman kavala &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Elçiye Zeval Olur Mu…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/elciye-zeval-olur-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/elciye-zeval-olur-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ALTIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2021 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Bildiri]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükelçi]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17807</guid>

					<description><![CDATA[Peşinen söyleyelim olmaz. Ancak elçi büyükse ve kusuru da elçiden büyükse… Aslında bu hafta Cumhurbaşkanımızın Afrika ziyaretini yazmayı planlıyordum. Ancak Büyükelçiler rol çaldı. ABD Ankara Büyükelçiliği resmi sitesinden yapılan 10 Büyükelçiliğin imzaladığı ana teması ‘Osman Kavala’yı serbest bırakın’ olan açıklama bir anda gündem oldu. Türkçe olan açıklamada, ‘Osman Kavala’nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti’ diye başlıyor. Ama bu açıklamayı duyurdukları İngilizce tweet ‘bugün itibariyle Osman kavala 4 yıldır tutuklu’ diye başlıyor. Yani açıklamayı tutuklandığı günün yıldönümünde yapmışlar.&#160; Daha önce de çok kez dile getirmişlerdi. Ama bu açıklama konuyu ne kadar yakın takip etiklerinin göstergesi oldu. Açıklamadaki bir diğer ilginç detay ise ülke bayraklarını ülke isimlerine göre alfabetik sıralamışlar ama Türkçe. Almanya ile başlayan liste Amerika Birleşik Devletleri ile devam ediyor. Son sırada Yeni Zelanda var. Hâlbuki bu ülkeler Germany, USA, New Zelland olarak yazılırdı. Bu detayları geçelim içeriğe gelelim. En başta üslup çok küstahça. ‘Hakkında devam eden dava Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğüne gölge düşürmektedir’ diye makul yumuşak bir girişle başlamak istemişler ancak yabancı diplomatların kendini müfettiş gibi görme alışkanlığı bu cümleyle dışa vurmuş. Demokrasiyi sadece siz biliyorsunuz veya sadece sizin inandığınız bir değer. Hatta bize de siz öğrettiniz. Şimdi de ödev kontrolü yapan öğretmen edasıyla demokrasinize gölge düşüyor diye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Peşinen söyleyelim olmaz. Ancak elçi büyükse ve kusuru da elçiden büyükse…</p>



<p>Aslında bu hafta Cumhurbaşkanımızın Afrika ziyaretini yazmayı planlıyordum. Ancak Büyükelçiler rol çaldı. ABD Ankara Büyükelçiliği resmi sitesinden yapılan 10 Büyükelçiliğin imzaladığı ana teması ‘Osman Kavala’yı serbest bırakın’ olan açıklama bir anda gündem oldu. Türkçe olan açıklamada, ‘Osman Kavala’nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti’ diye başlıyor. Ama bu açıklamayı duyurdukları İngilizce tweet ‘bugün itibariyle Osman kavala 4 yıldır tutuklu’ diye başlıyor. Yani açıklamayı tutuklandığı günün yıldönümünde yapmışlar.&nbsp; Daha önce de çok kez dile getirmişlerdi. Ama bu açıklama konuyu ne kadar yakın takip etiklerinin göstergesi oldu. Açıklamadaki bir diğer ilginç detay ise ülke bayraklarını ülke isimlerine göre alfabetik sıralamışlar ama Türkçe. Almanya ile başlayan liste Amerika Birleşik Devletleri ile devam ediyor. Son sırada Yeni Zelanda var. Hâlbuki bu ülkeler Germany, USA, New Zelland olarak yazılırdı.</p>



<p>Bu detayları geçelim içeriğe gelelim. En başta üslup çok küstahça. ‘Hakkında devam eden dava Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğüne gölge düşürmektedir’ diye makul yumuşak bir girişle başlamak istemişler ancak yabancı diplomatların kendini müfettiş gibi görme alışkanlığı bu cümleyle dışa vurmuş. Demokrasiyi sadece siz biliyorsunuz veya sadece sizin inandığınız bir değer. Hatta bize de siz öğrettiniz. Şimdi de ödev kontrolü yapan öğretmen edasıyla demokrasinize gölge düşüyor diye ders veriyorsunuz.</p>



<p>Dikkat çeken başka bir husus ise bu listede İngiltere yok. İngiliz Büyükelçi belli ki Londra’dan aldığı talimatla imza atmaktan imtina etmiş. İngiltere ile yakınlığımız son dönemde özellikle Rus basınında sık sık dile getiriliyordu. Öyle görünüyor ki İngiltere’yi bundan sonra dış politikada daha sık telaffuz edeceğiz.</p>



<p>Bildirinin sonu tam bir fecaat, ‘derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyoruz’ şeklinde. Türkiye’nin cevabı ise şöyle oldu: ‘Çağrınızı duyduk ve şimdi size yol veriyoruz.’ Zaman zaman devlet başkanları da birbirlerinden bu tarz şeyler rica ediyorlar. Cumhurbaşkanımızın BM Genel Kurulu sebebiyle Amerika da bulunduğu sürede yeni açılan Türk Evi’nde de birçok ziyaretçisi olmuştu. Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky, o ziyaretlerin birinde Donbas’ta sudan sebeplerle tutuklu bulunan 50 Ukrayna vatandaşının serbest bırakılmasını Rusya Devlet Başkanı Putin’den rica etmesi için Cumhurbaşkanımızdan aracılık yapmasını istemiş. &nbsp;Ukrayna basınında buna dair haberler çıktı. Ancak Moskova Büyükelçiliğimiz derhal serbest bırakılması için çağrıda bulunmadı. Hiçbiri bu derece infial yaratmadı. Bu açıklamanın altında yatan duygu ve anlayış hastalıklıdır. Tepeden bakan denetleyen hakir gören sorunlu bir bakış açısı bu.&nbsp; Derhal tedavi edilmeli,&nbsp; tedavisi mümkün değilse de daha fazla zarar vermeden kesip atılmalı.</p>



<p>İlk sorulması gereken soru şu ki; Bu sizin göreviniz mi? Yargıya parmak sallamak… AİHM kararlarını referans göstermişler ama AİHM kararlarının takipçiliğini yaparken dahi bunu böyle hadsiz bir açıklamayla talimata dönüştürmeye çalışmak büyükelçinin görevi mi? &nbsp;Tecrübeli diplomatların bu açıklamanın sonuçlarını hesap etmemesi imkansız. Neden olacağı tepkiyi bildikleri halde. İddia ettikleri gibi AİHM kararlarını savunmak için yapıyor olsalar bile bu açıklamayla Osman Kavala’nın serbest kalmayacağını da hesap ediyorlardır. Peki bunu neden yaptılar?&nbsp; İntihar bombacısı gibi konuyu gündemde tutmak için kendilerinden vaz mı geçtiler? O kadar mı önemsiyorlar Kavala’yı? Sanmıyorum. Yoksa birkaç açıklama yapılıp konu kapanır mı sandılar? Bunu da sanmıyorum. Emin olduğum tek şey olayın taraflarına yani Kavala’ya, Türkiye’ye ve kendilerine de zarar verecek bir krizi bile isteye yarattılar. Bundan kim faydalanacak zamanla göreceğiz. Bununla birlikte bugün bunlardan kim medet umuyorsa şapkasını önüne koyup düşünmeli. Bugün davula öbür gün tokmağa sahip çıkarlar. Sebep ne olursa olsun bu tavır cezasız kalmamalı. Hepsi birden aynı gün ‘istenmeyen kişi’ ilan edilip sınır dışı edilmeliler ve edilecekler de. Kavgada yumruk sayılmaz artık bunları sınır dışı etmenin vereceği geçici zararı hesaplamaktansa sınır dışı etmemenin vereceği tarihi zarar hesap edilmeli. Bir daha kimsenin konunun haklılık düzeyine ilişkin tartışma olmaksızın böyle tehditkâr bir tavrı Türk Devleti’ne gösteremeyeceği öğretilmelidir. Dışişleri Bakanlığımız doğal bir refleksle konuyu diplomasi sınırlarında kalarak çözmek gayretinde, çabayı takdir ediyorum ancak mesulü olmadıkları krizin içinde boğulmalarına da gerek yoktur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/elciye-zeval-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osman Kavala, Kürd Şerif Paşa&#8217;nın İzindeydi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/osman-kavala-kurd-serif-pasanin-izindeydi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/osman-kavala-kurd-serif-pasanin-izindeydi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cemal Toptancı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2020 08:49:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kürd Şerif Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14537</guid>

					<description><![CDATA[İsyancı Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan, vatana ihanet suçundan şu anda cezaevinde yatan, Osman Kavala’ya bakarken, şimdiki misak-i milli sınırlarımız dışında kalan Yunanistan’ın Kavala şehri Osmanlı’dan beri uğursuz bir coğrafya olarak görürüm. Bir de şu Paris şehrini!&#160;&#160;&#160;&#160; Hani Avrupalı sosyetik kadınların kendisine yakışıklı Şerif dedikleri Kürd Şerif Paşa’nın Dünya Barış Konferansında Ermeni Bogos Nubar Paşa ile 16 0cak 1919’da imzaladıkları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir Ermenistan-Kürdistan devletinin kuruluşuna imza atılan Paris. Kavala ve Paris! Osman Kavala’da bana uğursuz görünen Paris doğumlu. Kavalalı isyancı Osmanlı valisi Mehmet Ali Paşa’nın damadır Kürd Şerif Paşa, Osmanlının İsveç’te Büyükelçisi olarak görev yapmaktadır. Osman Kavala’nın Meral Akşener’le olan akrabalıkları gibi, onlarda akrabadır. Paris’te Osmanlı delegasyonu olarak katıldığı Dünya Barış Konferansı’nda sanki Kürdlerin temsilcisiymiş gibi Fransa ve İngiltere tarafından kabul görür. İngilizler ve Fransızlar onu Osmanlı Kürdlerinin temsilcisi sayarak Ermeni Bogos Nubar Paşa ile sözkonusu konferansta masaya oturturlar. Bölünecek Osmanlının Anadolu topraklarında, bir Ermenistan ve Kürdistan Devletinin kurulması için anlaşmaya imza attırırlar. Ne garip değil mi? Geçen hafta da yine aynı bölgede Kürdistan’ın kurulması için İsveç İşçi Partisinden 4’ü Türkiyeli 13 parlamenter de önerge vermişti. Bu dört parlamenterden biri olan Sultan Kayhan, İstanbul Büyükşehir Belediyesini ziyaret etmişler, bu ziyarette hazır bulunanlar Ekrem İmamoğlu’nun dışında CHP Genelbaşkanı Kemal &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İsyancı Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan, vatana ihanet suçundan şu anda cezaevinde yatan, Osman Kavala’ya bakarken, şimdiki misak-i milli sınırlarımız dışında kalan Yunanistan’ın Kavala şehri Osmanlı’dan beri uğursuz bir coğrafya olarak görürüm.</p>



<p>Bir de şu Paris şehrini!&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Hani Avrupalı sosyetik kadınların kendisine yakışıklı Şerif dedikleri Kürd Şerif Paşa’nın Dünya Barış Konferansında Ermeni Bogos Nubar Paşa ile 16 0cak 1919’da imzaladıkları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir Ermenistan-Kürdistan devletinin kuruluşuna imza atılan Paris.</p>



<p>Kavala ve Paris!</p>



<p>Osman Kavala’da bana uğursuz görünen Paris doğumlu.</p>



<p>Kavalalı isyancı Osmanlı valisi Mehmet Ali Paşa’nın damadır Kürd Şerif Paşa, Osmanlının İsveç’te Büyükelçisi olarak görev yapmaktadır.</p>



<p>Osman Kavala’nın Meral Akşener’le olan akrabalıkları gibi, onlarda akrabadır.</p>



<p>Paris’te Osmanlı delegasyonu olarak katıldığı Dünya Barış Konferansı’nda sanki Kürdlerin temsilcisiymiş gibi Fransa ve İngiltere tarafından kabul görür.</p>



<p>İngilizler ve Fransızlar onu Osmanlı Kürdlerinin temsilcisi sayarak Ermeni Bogos Nubar Paşa ile sözkonusu konferansta masaya oturturlar.</p>



<p>Bölünecek Osmanlının Anadolu topraklarında, bir Ermenistan ve Kürdistan Devletinin kurulması için anlaşmaya imza attırırlar.</p>



<p>Ne garip değil mi?</p>



<p>Geçen hafta da yine aynı bölgede Kürdistan’ın kurulması için İsveç İşçi Partisinden 4’ü Türkiyeli 13 parlamenter de önerge vermişti.</p>



<p>Bu dört parlamenterden biri olan Sultan Kayhan, İstanbul Büyükşehir Belediyesini ziyaret etmişler, bu ziyarette hazır bulunanlar Ekrem İmamoğlu’nun dışında CHP Genelbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Sultan Kayhan’ın çok samimi arkadaşı İstanbul CHP il Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile beraber poz verdikleri resim medya ile paylaşılmıştı.</p>



<p>Dikkatlice baktığımda yine bana ilginç gelen şey, 1992 yılında Genel Kurmay’da bir subay’ın Fethullah Gülen’in yeğeni Kemal Gülen’e Fetöya hediye olarak verdiği Mustafa Kemal ile Ermeni asıllı Fetö’nün babası&nbsp; Ramis’in fotoğrafı önünde bu pozu vermişlerdi.</p>



<p>Ekrem İmamoğlu’nun bu fotoğrafı oldukça sevdiğini ve çok marjinal görüntülerle sergilediğine de sık sık tanık oldum.</p>



<p>Mesela Diyarbekir Büyükşehir Belediye Başkanının yerine kayyım atandığı zaman da&nbsp; bu fotoğrafın bir kopyasını oradaki dostlarına götürerek hediye etmişti.&nbsp;</p>



<p>Neyse biz asıl meselemize tekrar dönelim.</p>



<p>Hani şu bizim Avrupalı sosyete kadınların salonlarda gördüğünde yakışıklı buldukları için aşık oldukları ve kendisine dillerinde ‘BO ŞERİF’ Güzel Şerif dedikleri Kürd Şerif paşanın Paris’te imzaladığı o rezil anlaçmaya tekrar dönelim.</p>



<p>Bu rezaleti ve ihaneti duyan Kürd halkı, onu rezil edercesine Şerif Paşa’nın kendilerini asla temsil etmediğini onu tanımadıklarını başta Cemiyet-i Akvam olmak üzere, Avrupa ülkelerine çektikleri telgraflar neticesinde delegasyondan ayrılmak zorunda kalır.</p>



<p>Avrupalı kadınların BO Şerif Paşa’sı (!) ölünceye kadar Kürd halkına küskün kalır.</p>



<p>Şerif Paşa, yerleştiği ve ikinci eşinin memleketi İtalya’da Osmanlı’nın yıkılışını hızlandıran faaliyetlerin içinde de bulunur.</p>



<p>Mesela günümüzde Türkiye’nin bölünmesini isteyen ve o şekilde neşriyat yapan Birgün Gazetesi’nin finansörü hain Osman Kavala gibi, kendisi de Paris’te Jön Türklerin çıkardığı Meşveret Gazete’sini finanse eder.</p>



<p>Bu konu da Diyarbekir’li İttihatçı Dr. İshak Sukuti’nin, Tunalı Hilmi’ye yazdığı mektuplarda deşifre edilir.</p>



<p>Kürd Şerif Paşa Jön Kürdlüğünün ötesinde, birde varlıklı bir aile ferdi olarak Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın da damadı olduğundan yıkıcı tüm faaliyetlerin aktörüdür.</p>



<p>Demek oluyor ki, o zamanların Soros’u yabancı değil, bizzat yerlidir.</p>



<p>Osman Kavala’da nede olsa hain Kavala ruhu taşıyan biri olarak, damatları Şerif Paşa’nın izinde yürüyebilir değil mi?</p>



<p>Öyle öyle…</p>



<p>Üstlendiği rol budur.</p>



<p>Damatları Şerif Paşa Kürdlerin sırtından Ermenistan’ı kurmada başarılı olamadığı için günümüzde Ermenistan’ı kurma görevi kendisine verilmiştir.</p>



<p>Bunun için HDP kendisine sahiplenmektedir.</p>



<p>İyi Parti genel başkanı bütün bu ihanetler gün yüzüne çıktığı kuzeni Osman Kavala için sessiz kalmaktadır</p>



<p>Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri; “Osman Kavala’nın İstanbul’da gözaltına alınması çok rahatsız edici. Avrupa Parlamento’sunda serbest bırakılması için acil çağrı başlatılmasını telif edeceğim” ifadesini kullanıyordu.</p>



<p>Bunun için tutukluluk haline isyan eden Saadet Partili Temel Karamollaoğlu onun bu durumu nedeniyle, ülkemizi çok komik ve seviyesi düşük sözcüklerle ABD’nin işkence yuvası “Guantanamo’ya” benzetiyordu.</p>



<p>Onun için HDP’nin Ermeni asıllı Milletvekili Garo Paylan; “Bir kamuoyu baskısına ihtiyaç var. Osman Kavala’nın yalnız olmadığını, arkadaşlarımızın yalnız olmadığını hep beraber göstermeliyiz” diyor.</p>



<p>Onun için basına yaptığı açıklamada CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına isyan ederek;” Osman Kavala olayından söz ediyorum.&nbsp;Mahkeme beraat kararı veriyor. Cezaevi aracındayken Erdoğan konuşuyor. Dün onu beraat ettirmeye kalktılar diyor.&nbsp;Erdoğan yargıya gözdağı veriyor.&nbsp; Bu lafı eden adamda adalet duygusu yoktur. Hemen harekete geçildi cezaevi aracındayken tekrar götürüldü.&nbsp;Anayasa madde 138, hiçbir organ, makam yargı yetkisinin kullanılmasında hâkim ve savcılara talimat gönderemez.&nbsp; Anayasa ise askıda. 20 Temmuz darbe dönemini yaşıyoruz.&nbsp;Baktığınızda Gezi davasında ise Osman Kavala&#8217;nın finansör olduğuna yönelik bir delil bulunamadı.&nbsp;Ama Kavala içerde.&nbsp;“Kim kabul eder bunu.” diyor.</p>



<p>Onun için Türkiye’ye gelen, Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komitesi üyeleri, David McAllister ve Sergey Lagodinsky “Maalesef Kavala davasında yaşananlar Türkiye’de yaşanan yargı bağımsızlığı sorununu ortaya koydu.&nbsp;</p>



<p>Türkiye AİHM kararların uygulamalı ve Kavala’yı da, Demirtaş’ı da serbest bırakmalı” mesajını verdiler.</p>



<p>Millet İttifakı dedikleri bir ihanete çanak tutan oluşumun hedefinde, bu ülkenin Osman Kavala gibi hainlerin sırtından bölünmesi amacı sırıtmıyor mu?&nbsp;</p>



<p>Siz bırakın İP ile HDP’nin ne dediklerini.</p>



<p>Gelin gündeme “Seni Başkan Yaptırmayacağız” ihanet sözcüğünün mucidi, Osman Kavala’nın ülkemize ve bütünlüğümüze yapmak istediği ihanet için bölücü projesi penceresinden bakalım.</p>



<p>Ve siz seçilmiş birlikten yana olan&nbsp; TBMM çatısı altında milletvekilliği yapan Kürd orijinli milletvekilleri, bölgede faaliyet yürüten odalar denekler ve vakıflar gelin dedelerinizi örnek alın aşağıda Cemiyet-i Akvama, Meclisi Mebusan’a ve basın dünyasına aşağıda örneği verilen mektuplar gibi, bütün amaçları iç savaş olan kardeş kanı dökülmesini arzulayan bedbahtların arzularını kursaklarında bırakalım. &nbsp;</p>



<p>&nbsp;</p>



<p>İkdam Gazetesi</p>



<p>Sayı:8273, Sayfa:1</p>



<p>22.Şubat 1336</p>



<p>7.Mart 1920</p>



<p class="has-text-align-center">Kürdler ve Osmanlılık</p>



<p class="has-text-align-right">&nbsp;İkdam Ceride-i Muteberesine</p>



<p class="has-text-align-right">(Saygın gazeteye)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evvelki günkü gazeteler, Paris’te, Şerif Paşa ile Ermeni Heyet-i Murahhasası reisi (Yetkili komisyon)</p>



<p>Boğos Nubar Paşa arasında, Kürdistan ve Ermenistan hakkında bir itilaf akdedildiğini yazarak Kürd efkar-ı</p>



<p>umumiyesinden (Kamuoyundan) istizahatta (Açıklama iistiyorlardı) bulunuyorlardı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dört buçuk asırdan beri vahdet-i İslamiyenin (İslam birliğinin) fedakâr ve cesur hâdim (Hizmetçi)</p>



<p>ve taraftarları olarak yaşamış ve dini ananasine sadakati gaye-i hayat bilmiş olan Kürdler, beşyüz bine karib (Yakın) şühedasının kanı kurumadan, şişlere geçirilen yetimlerinin, gözleri oyulan ihtiyarlarının hatıralarını teesürlerle anarken, İslâmiyetin zararına olarak tarihve hayati düşmanlarıylaitilaf akdetmek suretiyle salabet-i diniyeleri (Güçlü dini bağlılıkları) hilafında iftirak-cûyane âmalî (Emelleri) takib edemezler.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Binaenaleyh Kürd vicdan-ı milliyesinin (Milli vicdanının) bu tarz tehassüsüne (Duygularına) mugâyir (Aykırı) hareket eden zevatı da tanımazlar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve yegâne (Tek) emelleri de vahdet-i dinî ve milliyelerini (Dini ve milli birliklerini) muhafaza olduğundan keyfiyetin izahatına delâlet (İşaret) buyurulmasını muhterem gazetenizden istirham ederiz.&nbsp;</p>



<p>Sâdat-i Berzenciye’den&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ulema-yı&nbsp; Ekrad’tan&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hizan sâdat-ı kiramından</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dava vekili&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İhtiyat binbaşısı</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ahmet Arif&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Said-i Kürdî&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Muhammed Sıddık</p>



<p> </p>



<p> </p>



<p>Sebilürreşad Dergisi</p>



<p>Sayı : 461</p>



<p>4 Mart 1336</p>



<p>17 Mart 1920</p>



<p class="has-text-align-center">Kürdler ve İslamiyet</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu hususta en ziyade söz söylemek salâhiyetini haiz bulunan ve Kürdlerin salabet-i diniye</p>



<p>(Güçlü dini bağlılıkları), necabet-i ırkiye (Soy asaletleri) ve celadet-i İslâmiyesini (İslâmi kahramanlıkları) bihakkın temsil eden ve Dârü’l-Hikmetil-İslâmiye azasından, Kürd eşraf ve mütehayyızanından (İtibar sahipleri) bulunan fazıl-ı şehîr Bediüzzaman Said el-Kûrdî efendi hazretleri buyuruyorlar ki;</p>



<p>&nbsp;Boğos Nubar ile Şerif Paşa arasında akd edilen mukaveleye en müskit (Susturucu) en beliğ (Pek açık) cevap, vilayat-ı Şarkiye’de Kürd aşairi (Aşiretler), rüesası (Reisleri) tarafından çekilen telgraflardır. Kürdler camia-yı İslâmiyeden ayrılmağa asla tahammül edemezler. Bunun aksini iddia edenler, mutlaka makasıd-ı mahsusa (Art niyetler) tahtında hareket eden ve Kürdlük namına söz söylemeğe salahiyettar olmayan beş on kişiden ibarettir.</p>



<p>Kürdlük davası pek manasız bir iddiadır. Çünkü, her şeyden evvel Müslümandırlar., hem de salabet-i dininiyeyi (Dine olan güçlü bağlılıkları) taassub&nbsp; (sıkı sıkıya bağlılık) derecesine îsal eden (Ulaşan) hakiki Müslümanlardan.  Kürdistan’a verilecek muhtariyetten bahsediliyor. Kürdler ecnebi himayesinde bir muhtariyeti kabul etmektense ölümü tercih ederler.&nbsp; Eğer, Kürdlerin serbestiyeti-i inkişafını düşünmek lazım gelirse bunu Boğos Nubar’la Şerif Paşa değil, Devlet-i Âliye düşünür. Hülâsa; Kürdler bu hususta kimsenin tavassut ve müdahalesine muhtaç değildirler.</p>



<p>Kaynaklar:<br>1-İkdam Gazetesi<br>2-Sebilürreşad</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="http://eflatunkitap.com/cozulme-238636"><img decoding="async" width="730" height="93" src="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/Yazarin_Kitaplarinijpg.jpg" alt="" class="wp-image-14416" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/Yazarin_Kitaplarinijpg.jpg 730w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/Yazarin_Kitaplarinijpg-300x38.jpg 300w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /></a></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/osman-kavala-kurd-serif-pasanin-izindeydi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osman Kavala serbest bırakılsın mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/osman-kavala-serbest-birakilsin-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/osman-kavala-serbest-birakilsin-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Dec 2019 08:01:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13264</guid>

					<description><![CDATA[Bu soru karşısında, “Yargı karar vermelidir” diyerek kenara çekilecek değilim. Kişisel fikrim şudur: Terör örgütleriyle “direkt” ilişkisi yoksa, serbest bırakılmalıdır, tutuksuz yargılanmalıdır. Yani, tutukluluk “ceza”ya dönüştürülmemelidir. Osman Kavala’nın neyle suçlandığını bilmiyorum. Kim olduğunu da bilmiyorum. Daha önce bir “portre” denemesinde bulunmuştum. O denemeden aklımda kalan, şanslı bir tutuklu olduğuydu. Bir işadamı olduğunu biliyoruz. Hem de “solcu” bir işadamı&#8230; İlişkilerini, siyasal aidiyetini, kimlerle iş yaptığını, hangi hayırlı sivil toplum faaliyetlerinde bulunduğunu, hangi yayınevine “finans desteği” sağladığını, hangi ünlü lokantanın sahibi olduğunu ve elbette ünlü kuzenlerini&#8230; Hepsini biliyoruz. Hakkındaki şu “iddialar” çokça yazıldığı ve tekzip de yemediği için tekrarlamakta beis yok: PKK’yı destekleyen, en azından PKK konusunda kırılgan olan bir işadamı&#8230; Bu örgütün elebaşı Abdullah Öcalan’la da, belli ki, yakından tanışıyorlar: Mesaj gönderecek ve mesajına karşılık alacak kadar yakın bir tanışıklık. Bu “yakınlığın”, ayrıca, örgüte siyasal desteği de içerdiğini söyleyebilir miyiz? Söylersek haksızlık etmiş olur muyuz? Çünkü Kavala gibi düşünen, meselelere Kavala gibi bakan aydınlar (neredeyse bütün bir sol entelijansiya) PKK konusunda biraz farklı düşünüyor. Muhtemeldir ki, “özgürlük mücadelesi veren gerilla” gözüyle bakıyorlar örgüte ve bu düşüncelerini bazen “açık kanallara” döküyorlar. Kavala da öyle&#8230; Hem PKK sempatisini gizlemiyor, hem de PKK siyasetiyle paralel görünmekten rahatsızlık duymuyor; belki de bunu “doğal ve olması gereken bir pozisyon” gibi görüyor. Olabilir. Bunun (bir terör örgütüne zımni desteğin) suç olduğunu söylemeye çalışmıyorum&#8230; Bir şeye “sempatiyle” bakmanız, ille de o “şey”den sorumlu tutulmanızı ve tecziyenizi gerektirmiyor. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu soru karşısında, <strong>“Yargı karar vermelidir”</strong> diyerek kenara çekilecek değilim. Kişisel fikrim şudur: Terör örgütleriyle <strong>“direkt”</strong> ilişkisi yoksa, serbest bırakılmalıdır, tutuksuz yargılanmalıdır. Yani, tutukluluk <strong>“ceza”</strong>ya dönüştürülmemelidir.</p>
<p><strong>Osman Kavala</strong>’nın neyle suçlandığını bilmiyorum.</p>
<p>Kim olduğunu da bilmiyorum.</p>
<p>Daha önce bir <strong>“portre”</strong> denemesinde bulunmuştum.</p>
<p>O denemeden aklımda kalan, şanslı bir tutuklu olduğuydu.</p>
<p>Bir işadamı olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Hem de <strong>“solcu”</strong> bir işadamı&#8230;</p>
<p>İlişkilerini, siyasal aidiyetini, kimlerle iş yaptığını, hangi hayırlı sivil toplum faaliyetlerinde bulunduğunu, hangi yayınevine <strong>“finans desteği”</strong> sağladığını, hangi ünlü lokantanın sahibi olduğunu ve elbette ünlü kuzenlerini&#8230;</p>
<p>Hepsini biliyoruz.</p>
<p>Hakkındaki şu <strong>“iddialar”</strong> çokça yazıldığı ve tekzip de yemediği için tekrarlamakta beis yok: <strong>PKK</strong>’yı destekleyen, en azından PKK konusunda kırılgan olan bir işadamı&#8230; Bu örgütün elebaşı <strong>Abdullah Öcalan</strong>’la da, belli ki, yakından tanışıyorlar:</p>
<p>Mesaj gönderecek ve mesajına karşılık alacak kadar yakın bir tanışıklık.</p>
<p>Bu <strong>“yakınlığın”</strong>, ayrıca, örgüte siyasal desteği de içerdiğini söyleyebilir miyiz?</p>
<p>Söylersek haksızlık etmiş olur muyuz?</p>
<p>Çünkü Kavala gibi düşünen, meselelere Kavala gibi bakan aydınlar <em>(neredeyse bütün bir sol entelijansiya)</em> PKK konusunda biraz farklı düşünüyor.</p>
<p>Muhtemeldir ki, <strong>“özgürlük mücadelesi veren gerilla”</strong> gözüyle bakıyorlar örgüte ve bu düşüncelerini bazen <strong>“açık kanallara” </strong>döküyorlar.</p>
<p>Kavala da öyle&#8230;</p>
<p>Hem PKK sempatisini gizlemiyor, hem de PKK siyasetiyle paralel görünmekten rahatsızlık duymuyor; belki de bunu <strong>“doğal ve olması gereken bir pozisyon”</strong> gibi görüyor.</p>
<p>Olabilir.</p>
<p>Bunun <em>(bir terör örgütüne zımni desteğin)</em> suç olduğunu söylemeye çalışmıyorum&#8230;</p>
<p>Bir şeye <strong>“sempatiyle”</strong> bakmanız, ille de o <strong>“şey”</strong>den sorumlu tutulmanızı ve tecziyenizi gerektirmiyor. Ayrıca bunlar yargının konusu. Bize ne, size ne, kime ne&#8230;</p>
<p>Şunu demeye çalışıyorum: Sol entelijansiyanın <strong>“özgürlük mücadelesi veren gerilla”</strong> olarak değerlendirdiği örgüt, devletin uçakları tarafından vuruluyor.</p>
<p>Bu uçaklar da, PKK sempatisini gizlemeyen Osman Kavala tarafından modernize ediliyor(du).</p>
<p>Peki, bu nasıl oluyor(du)?</p>
<p>Kavala’yla ilgili <strong>“dikkat çekici”</strong> ayrıntılardan birini de <strong>Hasan Öztürk</strong> ve <strong>Hilal Kaplan</strong> yazdılar:</p>
<p>Selahattin Demirtaş’ın üç tekrarla Meclis kürsüsünden okuduğu <strong>“Seni Başkan yaptırmayacağız”</strong> sloganının mucidi <em>(daha doğrusu metin yazarı)</em> Osman Kavala’ymış.</p>
<p>Bu iddia da henüz tekzip yemedi.</p>
<p>Dikkat çekici bir ayrıntı daha:</p>
<p>Süreç içinde <em>(ve uluslararası kimi katkılarla)</em> <strong>“çevre eylemi”</strong> olmaktan çıkıp, apaçık bir <strong>“hükümet darbesine”</strong> dönüşen <strong>“Gezi”</strong> nümayişinde de Osman Kavala’nın izlerine rastlıyoruz ve esasında çok da şaşırmıyoruz.</p>
<p>Meselenin, bizi şaşkınlıklardan şaşkınlıklara sürükleyen tarafı şu:</p>
<p>Osman Kavala tutuklandı, <em>(ABD’sinden AB’sine) </em>bütün Batı ülkeleri ve neredeyse hafızanızda yer tutmuş bütün uluslararası sivil toplum kuruluşları tepki gösterdi.</p>
<p>Bu tutuklamayla nerelere dokunuldu, hangi <strong>“masuniyet alanına”</strong> girildi ki, bu kadar büyük tepki gösterildi ve gösteriliyor?</p>
<p>Bilmek isterdim&#8230;</p>
<p>Öylesine <strong>“orantısız”</strong> ve misli görülmemiş bir tepki ki, elan gözaltında tutulan ya da tutuklu bulunan işadamları kıskançlık gösterse yeridir!</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/osman-kavala-serbest-birakilsin-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
