<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>oruç &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/oruc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Mar 2024 08:39:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>oruç &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Asrı Saadette Ramazan</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asri-saadette-ramazan/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asri-saadette-ramazan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selehattin DUMAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Mar 2024 08:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=19082</guid>

					<description><![CDATA[Asrı Saadete doğru, ufkumuza doğru bakalım. Geçmişimiz olduğu kadar geleceğimiz de olan çağa… On yılı aşkındır Müslüman olmuş topluluğun tevhit ile tanışarak hidayete ermesinin üzerinden geçen sürede dini emir ve yasaklar vahiyle bildirilmeye devam ediyor. Sahabe adını almış olan güzide topluluk her biri vahyin elçisinin etrafında pervane. Söylese dinlesek, öğretse yapsak, emretse yerine getirsek hatta öl dese ölsek makamında bir öncü nesil. Erkam’ın evinde gizlice dinlediler, ayak izlerini takip ettiler. Açlığa, zorluğa, boykota ve tüm saldırılara beraberce sabır gösterdiler. Yurtlarına veda edip hicret ettiler. Her biri Allah’ın emri, Resulünün eşliği ile yaşandı. Yeni bir yurt edindiklerinde de Suffa’da dini, Allah’ı, Ahireti, cennet ve cehennemi öğrendiler. Onlar secde ile tanışalı on dört yıl olmuştu ki en aşında kendilerine hidayeti getiren kitabın indirildiği günlerin yıldönümü öncesinde Oruç ibadeti ile tanıştılar. Her şeyden vazgeçenler için yemeden içmeden vaz geçmek de neymiş ki. Hele ki sonunda aralarına gönderdiği peygamber ile beraber yaşamayı lütfedenin emri gelmiş ise. Çok geçmeden kısa bir süre sonra ise hayatlarını ortaya koyacakları Bedir meydanına koştular. İlk ramazan orucunu tuttukları günlerde bir de savaş verdiler. Nefisleriyle, düşmanla ölesiye bir savaş, korkusuzca, yiğitçe can verdiler, can aldılar. Tek arzuları vardı. Hakkı üstün tutmak. Hak üzere kula kulluğu bitirip gerçek ilaha ulaştırmak bütün &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Asrı Saadete doğru, ufkumuza doğru bakalım. Geçmişimiz olduğu kadar geleceğimiz de olan çağa… On yılı aşkındır Müslüman olmuş topluluğun tevhit ile tanışarak hidayete ermesinin üzerinden geçen sürede dini emir ve yasaklar vahiyle bildirilmeye devam ediyor. Sahabe adını almış olan güzide topluluk her biri vahyin elçisinin etrafında pervane. Söylese dinlesek, öğretse yapsak, emretse yerine getirsek hatta öl dese ölsek makamında bir öncü nesil. Erkam’ın evinde gizlice dinlediler, ayak izlerini takip ettiler. Açlığa, zorluğa, boykota ve tüm saldırılara beraberce sabır gösterdiler. Yurtlarına veda edip hicret ettiler. Her biri Allah’ın emri, Resulünün eşliği ile yaşandı. Yeni bir yurt edindiklerinde de Suffa’da dini, Allah’ı, Ahireti, cennet ve cehennemi öğrendiler. Onlar secde ile tanışalı on dört yıl olmuştu ki en aşında kendilerine hidayeti getiren kitabın indirildiği günlerin yıldönümü öncesinde Oruç ibadeti ile tanıştılar.</p>



<p>Her şeyden vazgeçenler için yemeden içmeden vaz geçmek de neymiş ki. Hele ki sonunda aralarına gönderdiği peygamber ile beraber yaşamayı lütfedenin emri gelmiş ise. Çok geçmeden kısa bir süre sonra ise hayatlarını ortaya koyacakları Bedir meydanına koştular. İlk ramazan orucunu tuttukları günlerde bir de savaş verdiler. Nefisleriyle, düşmanla ölesiye bir savaş, korkusuzca, yiğitçe can verdiler, can aldılar. Tek arzuları vardı. Hakkı üstün tutmak. Hak üzere kula kulluğu bitirip gerçek ilaha ulaştırmak bütün insanlığı… “Beni rabbim terbiye etti, ne de güzel yaptı eğitimimi.” derken yanındakileri de kendisi eğitti. Tarih insana, yaratanı tarafından eğitilmiş bir peygamberin eğitiminden geçen üstün meziyetli şahsiyetleri göstermek üzere kayıt altına alıyordu zamanı ve zemini. Adaleti, merhameti, sevgi ve şefkati unutmuş bir toplumdan dünyaya bu kavramların örneğini asırlar boyunca dillere destan olacak şekilde öğrenen, anlayan ve yaşayan insanları tanıdı yeryüzü.</p>



<p>İlk oruç emri indiği anı düşünelim. Yiyecek neleri vardı ashabın. Birkaç hurma, bir miktar su olabilir mi? Akşam iftar saati geldiğinde güneşin batışını müteakip evlerde iftar sonrasında nasıl bir heyecan vardı. Yeni bir ibadeti öğrenmiş ve Allah’ın rızasını kazanacak yepyeni bir yol bulmuş olan güzide neslin heyecanı. Okunan Kuran ayetleri o güne kadar gelmiş olanlardan ibaret. Sahabilerden birine Kur’an okumasını istediğini söyleyince Peygamber;</p>



<p>-Kur’an sana indiği halde ben mi sana okuyacağım Ya Rasûlallah? Hayret içerisinde sorunca arkadaşına;</p>



<p>-Ben onu başkasından dinlemeyi seviyorum diyecekti.</p>



<p>Cebrail her sene o güne kadar inen Kur’an ayetlerini kontrol ederek karşılıklı okuyacak Nebi ile.  Ve bu her sene Ramazan ayında tekrar edecek. Vefat senesinde iki defa yapılacak. Karşılıklı Kur’an okuyan herkes bunu ilk yapanların Cebrail ve Hz Peygamber olduğunun bilinciyle ne kadar gururludur?</p>



<p>Benden Kur’an’dan başka bir şey yazmayın diyecek Müslümanlara. Onlar ne buyursa yazmak isteyecekler. O mübarek ağızdan süzülen her sözü, her sesi, yaşanan her anı akıllarına yazmaya çalışacaklar bir müddet. Ama içlerinden birine “Sen ne duyarsan yaz.” dediğinde emin olamayıp;</p>



<p>-Ya Rasûlallah her ne duyarsam mı? diye önceki emrin tedirginliği ile soracak. Cevaben;</p>



<p>-Evet.</p>



<p>Ve mübarek ağzını işaret ederek ona;</p>



<p>-Bu ağızdan haktan başka bir şey çıkmaz buyuracak…</p>



<p><em>Ramazan ayı, bütün insanların iyiliği, kurtuluşu için bir hidayet rehberi olan, Allah&#8217;tan gelen, Allah&#8217;ın peygamberiyle öğrettiği, hakkı bâtıldan, imanı küfürden, helâli haramdan ayıran apaçık delilleri, şeriatı içeren Kur’an’ın indirildiği aydır.</em></p>



<p>Bütün insanlığın insan şerefine yakışır bir şekilde yaşaması uğruna indirilmiş kitabın tebliğcisi ve etrafını saran arkadaşları… Ayetleri onar onar öğrenip hayatına uygulayan, sonra yeni bir on ayet öğrenen sahabenin Ramazan ayı… Seferde hazarda ibadetin tadını doyasıya yudumlayan, savaş halinde kardeşinin, peygamberinin yanında vuruşup, önünde siper olan bir yudum suyu kardeşine ikram ederek cennete uçan öncüler.</p>



<p><em>Sizden kim bu ayda devamlı ikametgâhında bulunursa, o ayın başından sonuna kadar, aksatmadan oruç tutsun.</em></p>



<p>Oruçlunun ağız kokusu misk gibidir diye ferman buyurarak ibadetin bedene sunduğu sıhhate, ruha sağladığı dinginliğe değil iman dolu kalbe sağladığı takvaya işret eden Peygamber ile oruç tutmak. Ne kutlu bir Ramazan’dır o.</p>



<p><em>Kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, oruç tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar. Allah dinî hükümler koymakla, size kolaylık getirmek istiyor, sizi zora, sıkıntıya sokmak istemiyor.</em></p>



<p>Ne acılara karşı sabır göstermişler onlar. Açlık mı zor gelecek. Allah yolunda onun emriyle aç kalmak değil bir gün ya da onun bir kısmı tüm hayat boyunca emredilse yapmaktan imtina etmeyecek Ashap ile oruç tutulan bir ramazan hayal edelim. Ama eğer bir hastalık durumu, bir yolculuk zorluğu, sefer zahmeti varsa kulum üzülme sonra aynı günler sayısınca tutarsan ben kabul ederim diyen Rabbin huzurunda oruç tutmak ve Ramazanı o şuurla yaşamak kim bilir ne kadar güzeldir. Hayal etmesi bile inanılmaz keyifli, huzur verici… Öyle değil mi?</p>



<p><em>Allah orucun sayısını tamamlamanızı, size Kur’an’da ve Resulünün sünnetinde öğrettiği şekilde şer&#8217;î mükellefiyetleri ifa edip hamdederek, Allahı sık sık tekbir ile anmanızı ve büyüklüğüne saygı göstermenizi istiyor. Umulur ki, şükredersiniz.</em></p>



<p>Elhamdülillah ki Müslümanız. Şükürler olsun ki ne yememize ne de içmemize ya da aksini yapmamıza ihtiyacı olmayan her şeyin sahibi rabbimiz bizden böyle küçücük bir vaz geçişe karşılık olarak nimet vereceğinin müjdesini veriyor. Gönderdiği peygamberinin izinden gittiğimiz takdirde, ona itaat edip emirlerini yerine getirip, ayak izlerini takip ederek yasakladıklarından kaçındığımızda bize cennet vereceği müjdesinin habercisi kitabının indiği ayda şükür secdeleri yapacağız yeniden. Aç kalarak sınırsız nimetlerle dolu cennet kazanacağız. Ne mutlu bize&#8230; </p>



<p>Allah’ın Peygamberi ile bir ramazan geçirme hayali ile nice bereketli Ramazanlara…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asri-saadette-ramazan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayı ve Değişim</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ramazan-ayi-ve-degisim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ramazan-ayi-ve-degisim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet SÜRMELİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2021 07:12:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17181</guid>

					<description><![CDATA[Tarihi dönüştürecek salih toplumu[1] kurmak için insana düşmanlık eden şeytanı, Allah (c.c.), bu ay içerisinde etkisiz hale getirmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) bu gerçeği şu şekilde haber vermektedir: “Ramazan ayı girdiği zaman semanın (rahmet) kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlara bukağı vurulur.”[2] Şeytanı etkisiz hale getirebilmek, salih kullar oluşturmak ve tarihi dönüştürecek bir ruh haline kişiyi kavuşturmak amacıyla Allah Teâlâ, bu ayda insanlara oruç tutmayı farz kılmıştır. Bu oruç tutma ibadetini Yüce Allah sadece Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ümmetine değil, Hz. Âdem (a.)’den itibaren tüm Müslümanlara emretmiştir. Bilinen meşhur oruç ayeti bunun en güzel kanıtıdır: “يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ” “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı kulluk bilincinizi kuşanmanız, (takva sahibi olmanız) için sizlere de farz kılınmıştır.”[3] Konuyla ilgili olarak Hz. Ali (r.) da şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Hiçbir ümmeti istisna etmeksizin Allah (c.c.), orucu bütün ümmetlere farz kılmıştır. Bundan dolayı o, en eski ibadettir. Sanmayın ki Allah (c.c.), orucu sadece size farz kılmıştır.”[4]Geçmiş ümmetlere de farz kılınan oruç, insanların yeryüzündeki konumlarını iyi bilememe yüzünden değişikliğe uğratılmıştır; daha açık bir ifadeyle insanlar ibadetlerin vasfıyla oynamışlardır. Kuran’ın diliyle, tahrif edilmiştir. Zemahşerî’nin (v.h. 538) verdiği bilgiye göre Hıristiyanlar, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tarihi dönüştürecek salih toplumu[1] kurmak için insana düşmanlık eden şeytanı, Allah (c.c.), bu ay içerisinde etkisiz hale getirmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) bu gerçeği şu şekilde haber vermektedir: “Ramazan ayı girdiği zaman semanın (rahmet) kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlara bukağı vurulur.”[2] Şeytanı etkisiz hale getirebilmek, salih kullar oluşturmak ve tarihi dönüştürecek bir ruh haline kişiyi kavuşturmak amacıyla Allah Teâlâ, bu ayda insanlara oruç tutmayı farz kılmıştır. Bu oruç tutma ibadetini Yüce Allah sadece Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ümmetine değil, Hz. Âdem (a.)’den itibaren tüm Müslümanlara emretmiştir. Bilinen meşhur oruç ayeti bunun en güzel kanıtıdır: “يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ” “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı kulluk bilincinizi kuşanmanız, (takva sahibi olmanız) için sizlere de farz kılınmıştır.”[3] Konuyla ilgili olarak Hz. Ali (r.) da şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Hiçbir ümmeti istisna etmeksizin Allah (c.c.), orucu bütün ümmetlere farz kılmıştır. Bundan dolayı o, en eski ibadettir. Sanmayın ki Allah (c.c.), orucu sadece size farz kılmıştır.”[4]<br>Geçmiş ümmetlere de farz kılınan oruç, insanların yeryüzündeki konumlarını iyi bilememe yüzünden değişikliğe uğratılmıştır; daha açık bir ifadeyle insanlar ibadetlerin vasfıyla oynamışlardır. Kuran’ın diliyle, tahrif edilmiştir. Zemahşerî’nin (v.h. 538) verdiği bilgiye göre Hıristiyanlar, önce onu sıcak ve uzun günlere gelen Ramazan ayından çıkarmak suretiyle daha kısa ve serin, belirli bir aya sabitleştirmişler, sonra da on gün evveline, on gün sonuna ilave de bulunarak sayıyı artırmışlardır. Ehl-i Kitab’ın, orucun vasfını değiştirmesi,[5] Allah’a (c.c.) ait olan alana kulun müdahale etmesidir ki bu doğru bir davranış değildir. İnsana ibadetlerin özüne dokunma hakkı, zamanını ve sıfatlarını belirleme yetkisi verilmemiştir. İbadetlerin keyfiyetini belirlemek yalnızca Allah’a mahsustur. İbadetlerin keyfiyetiyle oynamak veya ibadet teşri’ etmek tanrılık iddiasında bulunmaktır. İnsan kendinde bu yetkiyi görür de ibadet alanları belirleyecek olursa, bu alanda çok büyük bir kaos ve keyfilikler yaşanır. Peygamberler bile Allah Teâlâ’nın emrettiği ibadetlerin beyanını ve temsilini öğretmişlerdir. Hatta Ehlikitap bu tahrif çerçevesinde sahuru terk ettikleri için Peygamber Efendimiz şu izahatı yapmıştır: “Bizimle Kitap ehlinin orucu arasındaki fark, bizim sahurda yemek yememizdir.”[6] Bu meyanda Peygamber Efendimiz şu tembihatı yapmıştır: “Sahur yapınız. Çünkü sahurda bereket vardır.”[7]</p>



<p><br>Orucun Ramazan ayı içerisinde tutulması ile Ramazan kelimesinin etimolojik yapısı arasında ilgi kuranlar vardır: Ramazan, güneşin şiddetinden dolayı yanıp tutuşmaktır.[8] Kişi bu ayda açlığın şiddetinden ve güçlüğünden dolayı yandığı için istiare yoluyla oruç ayına bu isim verilmiştir.[9] Fakat Ebu Hureyre (r.), “Ramazan” kelimesinin sözlük anlamıyla hareket edip yapılan ibadetin vasfıyla ilgi kurmayı adeta hoş karşılamamış ve şöyle bir açıklamada bulunma zorunluluğunu hissetmiştir: “(Ramazan ayına) Ramazan demeyiniz. Çünkü Ramazan, Allah’ın (c.c.) isimlerinden bir isimdir. Fakat bu aya, Ramazan ayı deyiniz.”[10] Müfessir Mücahid de (v.h.103) bu aya, sadece “Ramazan” demeyi hoş karşılamamıştır.[11] Belki de, kelime manasından yola çıkarak anlam vermenin içeriğinde, orucu zor gösterme, Allah (c.c.) rızası için yapılan bir ibadeti yüksünme durumu söz konusudur. Ayrıca, sadece sözlük anlamından yola çıkılarak yapılan dar tanımın kişiye kazandırdığı üstün bir vasıf da yoktur. Ama Ramazan ayını; “Ramazan” kelimesinin Allah’ın(c.c.) isimlerinden birisi olduğu hakikatinden yola çıkarak tanımlarsak, Müslümanın, Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak için tutmuş olduğu oruçla; “Allah’ın ahlakıyla ahlaklandığı bir ay” gibi anlam vererek, bu ayın kişiye kazandırdığı keyfiyeti de tespit etmiş oluruz.</p>



<p><br>Allah’ın(c.c.) isimlerinden, kul olarak gerekli payı almak ve alınan bu payı içimizde ilahi aşka dönüştürmek suretiyle Allah’ın ahlakıyla ahlaklanabiliriz. Bu üstün ahlakı yakalamamıza vesile olan şey de oruçtur. Arapçadaki “Savm” kelimesin karşılığıdır. Düzenli olarak Ramazan ayı içerisinde tutulmaya başlanmasının Medine’ye hicretin ikinci yılında olduğunu İslam bilginleri söylese de, Müslümanlar, İslam’ın ilk yıllarında veya Mekke’sinde her aydan üç gün oruç tutarak bu ibadeti şartları içerisinde yerine getiriyorlardı.[12] Müslümanlar Muharrem orucunu da daha Mekke’deyken biliyorlardı. Daha sonra, Medine döneminde hicretten bir buçuk yıl sonra tüm sıfatları Allah(c.c.) tarafından belirlenerek ve Ramazan ayının içerisine yerleştirilerek bugünkü tuttuğumuz şekilde oruç farz kılınmıştır. Her konuda ümmetine rehberlik eden Hz. Peygamber(s.a.v.), oruç ile ilgili teferruatı da ümmetine beyan etmiştir.</p>



<p>[1] Bak: Enbiya, 105<br>[2] Tirmizi, Kitabu’s-Savm, c. III, s. 67; Malik, Muvatta, c. I, s. 310; Nesai, Sıyam, Had. no:3, c, IV, s. 126-7<br>[3] Bakara, 2/183<br>[4] Zemahşerî, Keşşaf, c. I, s. 223; Alûsî, Ruhu’l-Meânî, c. I, s. 193.<br>[5] Zemahşerî, a.g.e., c. I, s. 224.<br>[6] Nesai, Sıyam, Had. no: 27, c. IV, s. 146.<br>[7] Nesai, Sıyam, Had. no: 18, c. IV, s. 140.<br>[8] İsfehanî, Müfredat, c. I, s. 366.<br>[9] Zemahşerî, a.g.e., c. I, s. 224.<br>[10] İbni Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, c. I. s. 205.<br>[11] Taberî, Camiu’l-Beyan, c. II, 150.<br>[12] İbni Kesir, a.g.e. c. I, s. 202; Âlusî, a.g.e., c. I, s. 404.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ramazan-ayi-ve-degisim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beklenen Misafir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/beklenen-misafir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/beklenen-misafir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2021 13:40:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17107</guid>

					<description><![CDATA[Şehirde büyük bir hazırlık var. Herkesi bir telaş sarmış ki sormayın gitsin. Evler baştan aşağıya temizleniyor. Hanımlar mutfağı yiyeceklerle doldurup taşırıyor. Erkekler ise, kimileri işten izin alıyor, kimileri iş çıkışlarını erkene alıyor. Bütün ev halkı ile cümbür cemaat akşam yemeğini yemek için hepsi evlerine erkenden geliyor. Çarşı-Pazar hareketleniyor. Esnaflar vitrinlerini yeni ürünlerle donatıyor. Tezgahlarını al benili hale getiriyorlar. Dükkanlarını erken açıp geç kapatıyorlar. Halk, çarşı-pazarı dolduruyor, zannedersin ki alış-veriş çılgınlığı başlamış. Kollar poşetleri taşımaktan bitap düşmüş. Neredeyse poşetlerin ağırlığından kollar uzadı uzayacak. Şehir yönetimi ise, mesai saat çizelgelerini değiştiriyor. Mesaileri geç başlatıp erkene alıyorlar. Anlayacağınız şehirde, komple bir hazırlık, bir telaş, bir heyecan. Tüm bunlar gelecek bir misafir için. Evet, bir misafir için şehir baştan aşağıya idarecileri, halkı, esnafı ve çoluk çocuğu tümünde bir hazırlık, bir heyecan, bir telaş alabildiğine almış başını gitmiş. Öyle bir hazırlık ki, şehir, sil baştan yeni kurallar, yeni düzen, sıfırdan bir hayat kuruluyor ve hayata başlanıyor. Bir misafir için bunca hazırlık da neyin nesi? Bu misafir, öyle sıradan birisi değil. Haşmetli, ulu, zengin, merhamet sahibi, cömert, müşfik, ve yanında da kendisi gibi ve o özelliklerini tamamlayan birçok yardımcıları var. Senede bir defa gelir, bir ay durur ve şehri her bakımından zenginleştirir ve bereketlendirir gider. Bu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şehirde büyük bir hazırlık var. Herkesi bir telaş sarmış ki sormayın gitsin. Evler baştan aşağıya temizleniyor. Hanımlar mutfağı yiyeceklerle doldurup taşırıyor. Erkekler ise, kimileri işten izin alıyor, kimileri iş çıkışlarını erkene alıyor. Bütün ev halkı ile cümbür cemaat akşam yemeğini yemek için hepsi evlerine erkenden geliyor. Çarşı-Pazar hareketleniyor. Esnaflar vitrinlerini yeni ürünlerle donatıyor. Tezgahlarını al benili hale getiriyorlar. Dükkanlarını erken açıp geç kapatıyorlar. Halk, çarşı-pazarı dolduruyor, zannedersin ki alış-veriş çılgınlığı başlamış. Kollar poşetleri taşımaktan bitap düşmüş. Neredeyse poşetlerin ağırlığından kollar uzadı uzayacak. Şehir yönetimi ise, mesai saat çizelgelerini değiştiriyor. Mesaileri geç başlatıp erkene alıyorlar.</p>



<p><br>Anlayacağınız şehirde, komple bir hazırlık, bir telaş, bir heyecan. Tüm bunlar gelecek bir misafir için. Evet, bir misafir için şehir baştan aşağıya idarecileri, halkı, esnafı ve çoluk çocuğu tümünde bir hazırlık, bir heyecan, bir telaş alabildiğine almış başını gitmiş. Öyle bir hazırlık ki, şehir, sil baştan yeni kurallar, yeni düzen, sıfırdan bir hayat kuruluyor ve hayata başlanıyor. Bir misafir için bunca hazırlık da neyin nesi?</p>



<p>Bu misafir, öyle sıradan birisi değil. Haşmetli, ulu, zengin, merhamet sahibi, cömert, müşfik, ve yanında da kendisi gibi ve o özelliklerini tamamlayan birçok yardımcıları var. Senede bir defa gelir, bir ay durur ve şehri her bakımından zenginleştirir ve bereketlendirir gider. Bu bir ay süresince, o şehirde kendisi ve yaverleri ile birlikte evlere konuk olurlar. Ağırlandıkları evlere cömertliklerinden o ev halkına hediyeler, ikramlar bırakarak giderler. Ev bereketlenir. 11 aylık ihtiyaç karşılanır. Çarşıdaki tüm esnafa uğrayarak vitrin ve tezgahlardaki tüm malları alıp çarşıyı pazarı bereketlendirir.<br>Evet, tüm hazırlıklar tamam. Dört gözle merhamet ve ikram sahibi misafiri bekliyorlar. Fakat şehir kendisini nasıl karşılayacak, nasıl hazırlıklar yapıyorlar ve nasıl bekliyorlar öğrenmek için misafir gelmeden yaverlerini gizlice gönderiyor. Ayrıca kendisinden önce habercilerini gönderiyor. Gelmem yakındır hazırlığınızı yapın diye.</p>



<p><br>Bu misafir dünyada ne kadar şehir varsa hepsine yardımcıları ile birlikte uğrar misafir olur. Maalesef bazı şehirler misafirin kıymetini bilmezler bırakın hazırlığı geldiğinde de hiç oralı olmazlar bile. Misafir gelmiş gitmiş hiç haberi olmazlar. O misafirin maddi ve manevi bereketlerinden hissedar olamadan hayatlarını sürdürür giderler. Bu misafirin değerini anlamak ilk önce onu karşılamaktan ve ziyaretine hazırlık yapmaktan geçer. Ne kadar iyi hazırlanırsak ve ne kadar güzel karşılarsak misafirimizin o kadar değerini, kıymetini anlarız ve kendisinden o kadar istifade ederiz, bereketleniriz ve nasipleniriz.</p>



<p><br>Peki, kim bu misafir ve yardımcıları? Zenginliği cömertliği nereden geliyor? Bitmek tükenmek bilmeyen hazinesinin kaynağı ne? Cömertliğini, merhametini tamamlayan yardımcıları kim? Bütün bunları benim gibi sizler de merak ettiniz değil mi?</p>



<p><br>Hepimizin merak ettiği, konuk olduğu mekanları bereketlendiren, feyizlendiren misafir; içinde bin aydan daha hayırlı bir gecenin bulunduğu, oruç ibadetinin farz kılındığı, hayırlı bir işin farz mesabesinde olduğu, farzın da 70 kat sevabının verildiği, sabır hasletini barındırdığı, kendisine sabredenlerin mükafatı cennet olduğu, rızıkların arttırıldığı, bol bol yardım ve ihsana giriftar olunduğu, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından azad olunan, on bir ayın sultanı adıyla, şanıyla Ramazan ayıdır.<br>Ramazan gelir gelmesine fakat, kimilerine rahmetini, bereketini bırakarak, günahlarının affedilmesine vesile olarak gider. Kimilerine de uğrar fakat bereketini, rahmetini yağmur çiselemesi gibi günahtan yaralı gönüllere merhem olmadan çekip gider. Kimilerine de hiç uğramadan, hiç bereketini, ihsanını bulaştırmadan çekip gider.</p>



<p><br>Ramazandan istifade etmenin en önemli yolu, başta hazırlanmak. Ramazan daha beden şehrimizi ziyaret etmeden O’nun gelişine maddi ve manevi hazırlık yapmalıyız. Maddi hazırlık, çarşı-pazar dolaşılarak evimizi iftariyelerle donatmak değildir. Bedenimizi Ramazan’a alıştırmak için Recep ve Şaban aylarında oruç tutabiliriz. İşlerimize Ramazan’ın geldiğini yansıtmalıyız. Artık dünya işlerini bir kenara bırakıp ahirete yoğunlaşmalıyız. Bu sebeple İzin alabiliyorsak alalım. Alamıyorsak da iş çıkışlarımızı İftarda evimizde olabilecek şekilde düzenleyelim. İftarı ailece aşmanın huzurunu mutluluğunu yaşayalım.</p>



<p><br>Manevi hazırlık ise, her şeyden önce kendimizi masivadan uzaklaştırmaya gayret etmeliyiz. Günahlardan kaçabildiğimiz kadar kaçmalıyız. Mü’minlerin süsü takva elbisesini giyerek başta tüm kötü işlerden, kötü ahlaktan, fiillerden kendimizi imtina etmeliyiz. Bol bol sevap, hayır hasenat işlemeliyiz. Hasılı ramazan gelmeden kendimize çekidüzen vermeliyiz. Ramazan’ın ruhaniyetine kendi ruhumuzu hazırlamalıyız.</p>



<p><br>Bu hazırlıkları Ramazan’ın gelmeden önce haberci olarak gönderdiği Recep ve Şaban aylarında yapmalıyız. Bu aylarda ne kadar çok hazırlanırsak Ramazan bize hoş gelir ve biz de hoşça karşılarız.</p>



<p><br>En başta bereket, merhamet sahibi bir misafirin bir şehre ziyarete geleceğinden bahşetmiştik. Bu sebeple tüm şehir halkı büyük bir hazırlığın içine girdiğini ifade etmiştik. Genelde bu hazırlıklar çarşı-pazar ve ev merkezliydi.</p>



<p><br>Bildiğiniz gibi o haşmetli bereketli misafir Ramazan, şehir insan, çarşı-pazar alışverişi de iftar ve sahur alışverişleridir.</p>



<p><br>Ramazan rahmetiyle bereketiyle bizlerin beden şehrine ziyaret ediyor. Şehir nasıl halk ve birçok birimlerden, yapılardan oluşuyorsa insan da birçok azalardan oluşuyor. Her bir organı ayrı bir birimdir. Ramazan da her organımız için ibadet vardır. Bu sebeple ramazana sadece mutfak olarak hazırlık değil tüm beden ve azalarımızla hazırlık yapıp karşılayalım ve ramazanı öyle tüm ruhumuzla veda edelim vesselam.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/beklenen-misafir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük Misafir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/buyuk-misafir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/buyuk-misafir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2021 09:35:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17098</guid>

					<description><![CDATA[Sıcağın en şiddetli, en hararetli olduğu öğle saatleri idi. Öğle sıcağı arttıkça artmış insanın beynini fokurdatıp hararetleri zirveye çıkarmıştı.Kendi kendine söyleniyordu. ‘tam zamanını buldun dışarı çıkacak. Bu sıcak vakitte çarşıya mı gelinir? Kaç defa söyledim büyük misafir gelmeden hazırlığını yap diye. Sallandın sallandın, misafir geldi kapına çattı. Misafiri ağırlamak için şimdi susuzluktan dudağın çatlamış, dilin pörsürmüş, bir karış sallanır vaziyette çarşıyı gez bakalım. Bu sana müstahaktır. Böyle daha nice sözlerle kendine kızıyor. Misafire hazırlığa geç kaldığı için hayıflanıyordu. Bu çektiği eziyete rağmen misafir için yapılan hazırlıklardaki çekilen sıkıntılardan, zevk ve tadına doyulmaz bir lezzet alıyordu. Bu misafir için her şeye katlanılınır. Çünkü misafirin, onun kalbinde müstesna bir yeri vardı. Bu misafir kimdi ki böylesine önemli ve değerli? Tüm sıkıntılar, ıstırap huzura dönüşüyor. Bu misafirin kim olduğunu ileride öğrenebiliriz.Böyle can sıkıcı sıcak havada dışarıda olmanın kızgınlığı, fakat güzel bir iş yapmanın sevincini yaşamak arasında bir haldeyken Mehmet Efendinin baharat dükkânının önünde buldu kendini. Ne zamandan beri gelmemişti buraya. O çeşit çeşit baharatların kokusu burnunun direğini kırıyordu. Susuz olduğu kadar açtı da. Açlık kokulara karşı, bilhassa yemek kokularına karşı daha duyarlı yapar insanı. Eee, hürmetli misafiri var. Tabi ki bu misafiri şanına layıkıyla ağırlamak gerekir. Yemekler, çorbalar, tatlılar yapılacak. Misafirin onuruna büyük &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sıcağın en şiddetli, en hararetli olduğu öğle saatleri idi. Öğle sıcağı arttıkça artmış insanın beynini fokurdatıp hararetleri zirveye çıkarmıştı.<br>Kendi kendine söyleniyordu. ‘tam zamanını buldun dışarı çıkacak. Bu sıcak vakitte çarşıya mı gelinir? Kaç defa söyledim büyük misafir gelmeden hazırlığını yap diye. Sallandın sallandın, misafir geldi kapına çattı. Misafiri ağırlamak için şimdi susuzluktan dudağın çatlamış, dilin pörsürmüş, bir karış sallanır vaziyette çarşıyı gez bakalım. Bu sana müstahaktır. Böyle daha nice sözlerle kendine kızıyor. Misafire hazırlığa geç kaldığı için hayıflanıyordu.</p>



<p><br>Bu çektiği eziyete rağmen misafir için yapılan hazırlıklardaki çekilen sıkıntılardan, zevk ve tadına doyulmaz bir lezzet alıyordu. Bu misafir için her şeye katlanılınır. Çünkü misafirin, onun kalbinde müstesna bir yeri vardı. Bu misafir kimdi ki böylesine önemli ve değerli? Tüm sıkıntılar, ıstırap huzura dönüşüyor. Bu misafirin kim olduğunu ileride öğrenebiliriz.<br>Böyle can sıkıcı sıcak havada dışarıda olmanın kızgınlığı, fakat güzel bir iş yapmanın sevincini yaşamak arasında bir haldeyken Mehmet Efendinin baharat dükkânının önünde buldu kendini. Ne zamandan beri gelmemişti buraya. O çeşit çeşit baharatların kokusu burnunun direğini kırıyordu. Susuz olduğu kadar açtı da. Açlık kokulara karşı, bilhassa yemek kokularına karşı daha duyarlı yapar insanı.</p>



<p><br>Eee, hürmetli misafiri var. Tabi ki bu misafiri şanına layıkıyla ağırlamak gerekir. Yemekler, çorbalar, tatlılar yapılacak. Misafirin onuruna büyük sofralar kurulacak, eş-dost ve akrabalar çağrılacak ve hep birlikte yenilip içilecek.<br></p>



<p>Attar Mehmet efendinin sevecen ve sıcak sesi o güzel hayal sislerini bir anda dağıttı.</p>



<p><br>Ooo! Hoş geldin. Şerefler verdiniz. Ne zamanlardır neredeydiniz a dostum? Özlettiniz kendinizi. Gel gel bir sarılayım bir hasret giderelim şöylece.<br>Bu samimi karşılamayla dükkâna girer. Mehmet Efendi<br>Hangi rüzgâr attı? Bu sürpriz ziyareti neye borçluyuz? Geldin de ne iyi ettin gönlümüzü sürur eyledin. Sahi ne sebeple çıktınız bu sıcakta? Sizin hiç âdetiniz değildi böyle sıcak havada çarşıya çıkıp alışveriş yapmak. Maşallah nerdeyse çarşıyı satın almışsınız.</p>



<p><br>Baya uzun zamandan beri görmediği arkadaşının görme sevinci, biraz onun âdeti dışında alışverişe çıkmasının hayretiyle soruları peş peşe sıraladı.<br>Hiç sorma azizim. Hanemize, yuvamıza büyük ve ihtiramlı bir misafir geldi de onu hoşça ağırlamak için.</p>



<p><br>İyi ama, kendini baya harap etmişsiniz. Sıcaktan bitap düşmüşsünüz. İçinizin yangınlığı yüzünüze aksetmiş. Ben size soğuk bir şeyler söyleyeyim. Buz gibi bir ayran ısmarlayayım da biraz hararetiniz gitsin.<br>O bitkin halinden beklenmedik bir çevik hareketle ellerini hayır dercesine kaldırıp ‘Teşekkür ederim bir şey içmeyceğim’ dedi.<br>Onun bu ani çıkışına bir anlam vermeyen hatta şaşıran Mehmet Efendi:<br>Ne misafiriymiş bu? Sizi böyle aç, susuz bırakıyor. Kim ki bu misafir onun uğruna böyle eziyetler çekiyorsunuz? Adı, şanı neymiş bu misafirin?<br>Bu misafir öyle bildiğimiz misafirlerden değil. Senede bir kere gelir gönüllerimizi, evlerimizi, sokakalarımızı bir ay şenlendirir. Her kese aynı zamanda gelir ve gider. Sahi size gelmedi mi?</p>



<p><br>Mehmet Efendi hayreti bir kat daha da artarak şaşkın şaşkın arkadaşına bakıp titrek sesle, ‘ne ne herkese mi uğruyor. Bana uğramadı. Kim bu?’ der.<br>Bu büyük ve merhametli misafir Ramazan A…</p>



<p><br>Daha sözlerini tamamlayamadan Mehmet Efendi sözünü keser. ‘Tamam tamam’ der. Başını eğer. Mahcup, ramazandan bi haber olmanın utancıyla söyleyecek hiçbir şey bulamayarak başı önde eğik öyle uzun zaman kalakaldı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/buyuk-misafir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hoşgeldin Kutlu Misafir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hosgeldin-kutlu-misafir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hosgeldin-kutlu-misafir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 16:33:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10245</guid>

					<description><![CDATA[Ramazanı, en iyi sokaklar anlatır&#8230; İftar öncesi tatlı koşuşturmaları, elinde ekmekle eve giden insanların saatlerine sık sık bakışlarını… Çocukların öğleye kadar tuttukları oruç heyecanını anlatır ve yaşatır size mahalle araları. Yaşlıların, kulaklarının kapıda gözlerinin pencerede olduğunu, o bilir. Bir sokak en iyi anlayandır Ramazanı. Nihayetinde, bir yenisine daha kavuştuk. Sokağımız da sevindi tabi. On bir ayın sultanını evimize de gönlümüze de misafir etmeye hazırlandık. Kendimizi sınadık, nefsimizden arındık. Akşamın olmasını dört gözle beklemeye koyulduk. Sahurun sevabından nasiplenmeye niyet ettik. İftar sofralarımızı süslerken, mahrum olanları anlamaya yer bildik. Güzel dualar sayesinde şenlendik, neşelendik. Ve bir yenisine daha kavuştuk çok şükür. Nedir, bu güzelliği bize sunan? Nedir Ramazan? Ezan sesini can kulağıyla beklemenin adıdır Ramazan. Paylaşmaktır, sabırdır, sofra önündeyken yemeden bekleyebilmektir… Kur’an’dır, İslam’dır, Müslümana yakışır yaşamaktır Ramazan. Açın halinden anlamak, yardımlaşmak, nimetlerin şükrüne varmak, sevap kapılarını aralamaktır Ramazan. Nasıl yaşanır ki hakkıyla Ramazan? Önceki Ramazanların bir başka olduğunu çoğumuz bilirdik veya duyardık büyüklerden&#8230; Anlatılmaz yaşanır türden bir huzur yolculuğudur, iftar öncesinden sahura giden… Hal böyle olunca, çocuklarımızı da mahrum bırakmamalıyız o eski lezzetlerden. Onlara da bu manevi iklimi sunmak için, elimizden geleni yapmaktır bize düşen. Anlatmakla kalmayıp, yaşatmak gerekir; her iftarı, her sahuru, her teravih namazını… Her mahalle başında ezan bekleyişlerini… Hiç &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazanı, en iyi sokaklar anlatır&#8230; İftar öncesi tatlı koşuşturmaları, elinde ekmekle eve giden insanların saatlerine sık sık bakışlarını… Çocukların öğleye kadar tuttukları oruç heyecanını anlatır ve yaşatır size mahalle araları. Yaşlıların, kulaklarının kapıda gözlerinin pencerede olduğunu, o bilir. Bir sokak en iyi anlayandır Ramazanı.<br />
Nihayetinde, bir yenisine daha kavuştuk. Sokağımız da sevindi tabi. On bir ayın sultanını evimize de gönlümüze de misafir etmeye hazırlandık. Kendimizi sınadık, nefsimizden arındık. Akşamın olmasını dört gözle beklemeye koyulduk. Sahurun sevabından nasiplenmeye niyet ettik. İftar sofralarımızı süslerken, mahrum olanları anlamaya yer bildik. Güzel dualar sayesinde şenlendik, neşelendik.<br />
Ve bir yenisine daha kavuştuk çok şükür. Nedir, bu güzelliği bize sunan? Nedir Ramazan?</p>
<p>Ezan sesini can kulağıyla beklemenin adıdır Ramazan. Paylaşmaktır, sabırdır, sofra önündeyken yemeden bekleyebilmektir… Kur’an’dır, İslam’dır, Müslümana yakışır yaşamaktır Ramazan. Açın halinden anlamak, yardımlaşmak, nimetlerin şükrüne varmak, sevap kapılarını aralamaktır Ramazan.<br />
Nasıl yaşanır ki hakkıyla Ramazan?<br />
Önceki Ramazanların bir başka olduğunu çoğumuz bilirdik veya duyardık büyüklerden&#8230; Anlatılmaz yaşanır türden bir huzur yolculuğudur, iftar öncesinden sahura giden… Hal böyle olunca, çocuklarımızı da mahrum bırakmamalıyız o eski lezzetlerden. Onlara da bu manevi iklimi sunmak için, elimizden geleni yapmaktır bize düşen. Anlatmakla kalmayıp, yaşatmak gerekir; her iftarı, her sahuru, her teravih namazını… Her mahalle başında ezan bekleyişlerini… Hiç bir sokağı gözü yaşlı bırakmadan&#8230; Çünkü o, çok sever ayların en hayırlısını.<br />
&#8216;Tok açın halinden anlamaz.&#8217; demiş ya atalarımız. Açlığı yaşarsak, aç olan kardeşlerimizi daha iyi anlarız elbet. Bereket ayında, midemizin de dinlenmesini oruçla sağlarken; manen olduğu gibi şifa da bulur bedenler&#8230; Dostlarımızla şenlendireceğimiz İftar sofralarının güzelliği, ayrıca yaşamaya değer. Oruç tutan insanlara hizmet etmekse, bir başka güzel. Her yönüyle nasiplenelim inşallah, Ramazan-ı Şerif’ten.</p>
<p>Bayramlıklarımızı giymek için sabırsızlanırdık hep… Şimdi muhtaç çocukları giydirerek onların sevinçlerine ortak olmakla da, içimizdeki o sevinci taze tutmak elimizde. Öyle büyük mağfiret ayı ki Ramazan; her adım, her kapı, her nefes sevap kazanmaya bir vesile. Büyüklerimizi ziyaret edip, kendi yaşlılığımızı düşmek&#8230; Bir kardeşine dua etmek… Dilini gıybetten, elini haramdan, kalbini riyadan korumak…<br />
Ramazan ayı hoşnut tutulmazsa, her şey üzülür… Sokaklar üzülür yoksa; kimse anlamasın diye ağladığını yağmurla birlikte gözyaşı döker. Çünkü bir sokak çok iyi bilir Ramazanın kıymetini. Gece olunca derin bir uykuya dalar… Sahurun olmasını bekler. Davulcunun manisiyle uyanır, evlerden yanan lambalar, onun gözleridir. Evlerin sessiz sevinçlerini, sok…</p>
<p>Hacı Arıcı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hosgeldin-kutlu-misafir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahmet Ayı &#8220;Ramazana Girerken&#8221;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/rahmet-ayi-ramazana-girerken/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/rahmet-ayi-ramazana-girerken/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2019 12:23:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hacı arıcı]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10189</guid>

					<description><![CDATA[Müslümanlar olarak, farz olan Ramazan orucuna bu yıl, inşallah 6 Mayıs Pazartesi günü başlamış olacağız. Pazar akşamı ilk teravih namazı kılınacak ve o gece de ilk sahura kalkılacaktır. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluş olan Ramazan, manevî güzelliklerle dolu, mü’minler için bir rahmet ve mağfiret mevsimidir. Evet Gönül Dostları, Bu güzel mevsimde biz müminler olarak bizler, ne yapmalıyız? Nelere dikkat etmeliyiz? 1.Her şeyden önce; fikren, ruhen ve bedenen temizlenmiş olarak Ramazan ayına dahil olmalıyız. 2.Oruçlarımızı dış ve iç şartlara riayet ederek tutmalıyız. 3.Mümkün mertebe cami ve cemaate devam etmeliyiz. 4.Ellerimizi ve dillerimizi boş iş ve sözlerden korumalıyız. 5.Mealiyle beraber bol bol Kuran-ı Kerim okumalıyız. 6.Fakirlerin hakkı olan zekât, fitre ve diğer sadakalarını mutlaka vermelidir. 7.Vaktimiz müsait ise, camilerde itikâfa girmeliyiz. 8.Ümmetin ve insanlığın barışı ve huzuru için dua etmeli ve Allah’a yalvarmalıyız. 9.İftar vermeli, iftar davetlerine icabet etmeli ve fakat israfa kaçmamalıyız. 10.Ramazan günlerini ömür bahçesinden demet demet gül toplar gibi ibadetlerle süslemeliyiz. 11.İhlas, tevbe, hoşgörü, sevgi, barış, ihsan, cömertlik gibi güzel ahlak kurallarına dikkat etmeli ve onları güçlendirmeliyiz. 12.”İnsanların en hayırlıları, insanlara faydalı olanıdır“ inancıyla kendine ve tüm topluma, özellikle içinde beraber yaşanılan ülke insanlarına ve bilhassa komşulara karşı hayırlı ve faydalı işler yapmalıyız. 13.Müminlerin silahı ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müslümanlar olarak, farz olan Ramazan orucuna bu yıl, inşallah 6 Mayıs Pazartesi günü başlamış olacağız. Pazar akşamı ilk teravih namazı kılınacak ve o gece de ilk sahura kalkılacaktır.<br />
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluş olan Ramazan, manevî güzelliklerle dolu, mü’minler için bir rahmet ve mağfiret mevsimidir.<br />
Evet Gönül Dostları,<br />
Bu güzel mevsimde biz müminler olarak bizler, ne yapmalıyız? Nelere dikkat etmeliyiz?<br />
1.Her şeyden önce; fikren, ruhen ve bedenen temizlenmiş olarak Ramazan ayına dahil olmalıyız.<br />
2.Oruçlarımızı dış ve iç şartlara riayet ederek tutmalıyız.<br />
3.Mümkün mertebe cami ve cemaate devam etmeliyiz.<br />
4.Ellerimizi ve dillerimizi boş iş ve sözlerden korumalıyız.<br />
5.Mealiyle beraber bol bol Kuran-ı Kerim okumalıyız.<br />
6.Fakirlerin hakkı olan zekât, fitre ve diğer sadakalarını mutlaka vermelidir.<br />
7.Vaktimiz müsait ise, camilerde itikâfa girmeliyiz.<br />
8.Ümmetin ve insanlığın barışı ve huzuru için dua etmeli ve Allah’a yalvarmalıyız.<br />
9.İftar vermeli, iftar davetlerine icabet etmeli ve fakat israfa kaçmamalıyız.<br />
10.Ramazan günlerini ömür bahçesinden demet demet gül toplar gibi ibadetlerle süslemeliyiz.<br />
11.İhlas, tevbe, hoşgörü, sevgi, barış, ihsan, cömertlik gibi güzel ahlak kurallarına dikkat etmeli ve onları güçlendirmeliyiz.<br />
12.”İnsanların en hayırlıları, insanlara faydalı olanıdır“ inancıyla kendine ve tüm topluma, özellikle içinde beraber yaşanılan ülke insanlarına ve bilhassa komşulara karşı hayırlı ve faydalı işler yapmalıyız.<br />
13.Müminlerin silahı ve en sağlam zırhı olan dua ibadetini dillerimizden asla düşürmemeliyiz. Özellikle İslam coğrafyasındaki mazlumların kurtuluşuna, ülkemizin birliğine, dirliğine ve huzuruna duamızı eksik etmemeliyiz.<br />
Ramazan’ı Şerifiniz şimdiden hayırlı olsun.<br />
Selam ve dua ile&#8230;<br />
Hacı Arıcı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/rahmet-ayi-ramazana-girerken/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
