<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ömür &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/omur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Feb 2021 15:07:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>ömür &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Keşfedilmemiş Ganimet</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kesfedilmemis-ganimet/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kesfedilmemis-ganimet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2021 15:07:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16858</guid>

					<description><![CDATA[Hayat, ömür, zaman iç içe girmiş insanın varlığını devam ettiren ve ayrılmaz parçası olan üç unsurdur. Esasında üçü de birdir, fakat birbirine bağlı aynı zamanda ayrı ayrı kavramlardır. Önce, hayat var olmuştur. Hayata ömür düşer, ömür de zamanla birlikte devam ettirir hayatiyetini. Hayat, ömür ve zaman üç saç ayağı gibidir. Üçü de birbirine girmiş halde bir bütün olmuşlardır. Biri olmadı mı diğerlerinin de olması düşünülemez. Yalnız ömür, hayat ve zamandan farklılık arz edebilir. Farklı olabilir, çünkü; her varlığın kendine has bir ömrü vardır. Bir varlık dünyaya gelir hayat sahibi olur. Hayatını belirlenmiş zaman aralığında devam ettirir. Sonra belirlenmiş zamanı bitince hayata veda eder. Bir canlının dünyaya geliş ve gidiş arasındaki geçen süreye ömür deriz. Her bir canlının bir ömrü vardır. Gelir, ömrünü tamamlayınca gider. Hayat ve zaman devam ettikçe içlerinde nice ömürler sürüp gidecek ve bu hal kıyamete kadar hayat, zaman ve ömür bütünleşmiş olarak devam edecektir. Bu bütünleşmiş üçlünün başı hayattır. Hayat olmazsa ömür olmaz, zamanın da en önemli özelliği olan ölçülebilirliği bir anlam ifade etmez. Hayat, elle tutulur, gözle görülür bir nesne veya varlık değildir. O bizzat varlıkları içinde barındıran ve sürekliliği ile altıncı duyumuz olan his ile idrak edilebilen bir mefhumdur. Hayatı tarif etmeye çalışsak tam manası &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hayat, ömür, zaman iç içe girmiş insanın varlığını devam ettiren ve ayrılmaz parçası olan üç unsurdur. Esasında üçü de birdir, fakat birbirine bağlı aynı zamanda ayrı ayrı kavramlardır. Önce, hayat var olmuştur. Hayata ömür düşer, ömür de zamanla birlikte devam ettirir hayatiyetini. Hayat, ömür ve zaman üç saç ayağı gibidir. Üçü de birbirine girmiş halde bir bütün olmuşlardır. Biri olmadı mı diğerlerinin de olması düşünülemez. Yalnız ömür, hayat ve zamandan farklılık arz edebilir. Farklı olabilir, çünkü; her varlığın kendine has bir ömrü vardır. Bir varlık dünyaya gelir hayat sahibi olur. Hayatını belirlenmiş zaman aralığında devam ettirir. Sonra belirlenmiş zamanı bitince hayata veda eder. Bir canlının dünyaya geliş ve gidiş arasındaki geçen süreye ömür deriz. Her bir canlının bir ömrü vardır. Gelir, ömrünü tamamlayınca gider. Hayat ve zaman devam ettikçe içlerinde nice ömürler sürüp gidecek ve bu hal kıyamete kadar hayat, zaman ve ömür bütünleşmiş olarak devam edecektir.</p>



<p><br>Bu bütünleşmiş üçlünün başı hayattır. Hayat olmazsa ömür olmaz, zamanın da en önemli özelliği olan ölçülebilirliği bir anlam ifade etmez. Hayat, elle tutulur, gözle görülür bir nesne veya varlık değildir. O bizzat varlıkları içinde barındıran ve sürekliliği ile altıncı duyumuz olan his ile idrak edilebilen bir mefhumdur. Hayatı tarif etmeye çalışsak tam manası ile tarif edemeyiz. Hayat tüm alemlerin başlangıcı ve sonu, varlıklara can veren ve yaşamlarını idame ettiren en önemli hayatiyete sahip bir olgudur. Görüldüğü üzere hayatı yine hayat ile tarif ediyoruz. Fakat asıl hayat sahibi olan ve hayatı yaratan Cenab-ı Halık’a yöneldiğimizde ve sığındığımızda hayatı anlayabiliriz. Çünkü, gerçek hayat sahibi ve hayatı yaratan O’dur. O öyle bir hayat sahibidir ki var olmak ve can taşımak için hiçbir şeye muhtaç değildir. Bizim yaşantımızdaki muhtaç olduğumuz yeme-içme, giyinme gibi en küçüğünden en büyüğüne kadar ihtiyaç duyulan şeylere Allah muhtaç değildir. Bilakis biz tüm muhtaçlığımızla Allah’a muhtacız. Hayat Allah’tan sudur eder yani Allah, Hayat ismi ile hayatı yaratır. Böylece bizler can buluruz ve ömür denen hayat zamanımızı sürdürür gideriz vesselam.</p>



<p><br>Hayat Allah’ın bize lütfettiği en büyük nimetlerden birisidir (En büyük nimet imandır). Hayat, iki kısma ayrılır. Cenab-ı Erhamerrahimîn ilk yarattığı ve kıyamete kadar hatta ahirette ebedi olacak olan tüm canlı varlıkları kapsayan hayat. İkincisi ise, hayat içindeki varlıkların sürdürdükleri bireysel ömürleridir. Her bir canlının kendine ait bir hayatı ve hayatın bağlı olduğu bir zamanı vardır. Hayat ömürle biçimlenir, zamanla anlam kazanır.</p>



<p><br>Ömür ve zamana gelince bu ikisi, hayatın içinde birbirinden ayrılmaz iki parçanın bir bütün halidir. Her canlının bir ömrü vardır. Ömür ise zamana kayıtlanmıştır. Vakti geldiğinde can bulup bir bedene girerek hayata adım atmış olur. Ve böylece ömür başlar. Canlının hayatındaki zaman ilerledikçe ömür de geri sayarak tükenir dakika dakika, saniye saniye. Bir bakmışsın vakit gelmiş ömre biçilen zaman tükenmiş. Böylelikle canlının hayatı, zamanı ve ömrü sona ermiş.</p>



<p><br>Şimdi gelelim asıl meseleye, keşfedilmemiş ganimete. Esasında hepimiz biliyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz. Hayatımızın en büyük hazinesi diyoruz. Önemi hakkında ve bizim için ne kadar büyük bir değere haiz olduğu, hayatımızın telafisi olmayan nimeti olduğu hakkında, binlerce gerek hikayeler gerekse nasihatler yazmışız. Bu kadar bizim için öneme sahip olan ömürdür. Ömür ve ömrümüzün devam ettiği zamanın her bir dakikası ve saniyesi sahip olduğumuz en büyük hazinedir. Bunu çok iyi bildiğimiz halde ya farkına varamıyoruz ya da kıymetini tam olarak idrak edemiyoruz. Bu sebeple zamanımızı boş yere harcıyor ve ömrümüzü heba ediyoruz.</p>



<p><br>Ömür, hayata gizlenmiş, hayat da zamana bağlanmıştır. Zaman, telafisi olmayan bir hengamedir. Kur&#8217;an’da Allah birçok sureye Duha, Fecr, leyl, Asr ve Felak gibi zamana yemin ederek başlar. Hatta yemin ile başlayan bu zaman kavramları surelere isim olmuştur. Cenab-ı Mevla zamanın her konumuna sabah, gece, gündüz, güneşin doğuşu vb. atıflarda bulunmuş ve yemin etmiştir. Zamanın her durumunu Kur’an işliyor ve yemin ediyorsa zaman, bizim için hayatımızın en değerli hazinesidir. Her bir geçmiş zaman yitirilmiş bir hazinedir. Ömrümüzdeki gelecek zaman ise keşfedilmemiş ganimetlerdir. Zaman hiç durmadan ilerlerler. İlerledikçe hayat ve ömür için saatin yelkovan ve akrepleri geriye gider. Kar, damla damla eridiği gibi ömür ve hayat, saniye saniye zamanını tüketir.</p>



<p><br>Görüldüğü üzere yaşadığımız her bir an mücevherdir. Eğer bu geçen zaman zarfında geleceğimize yönelik yatırımlar yapmazsak yani bu mücevheri har vurup harman savurarak elimizden kaçırırsak, zamanın girdaplarında kaybedersek geleceğimiz olan ganimeti keşfedemeyiz. Maalesef ihtiyarlayınca ve bilhassa hesap gününde keşkeleri yaşarız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kesfedilmemis-ganimet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ömür Dediğin</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/omur-dedigin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/omur-dedigin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Nov 2018 14:29:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=5225</guid>

					<description><![CDATA[Vakit gelince vazifeli Melek gelir, vazifesini yapar, perde kapanır, bir daha dönmemek üzere dünyaya arkanızı dönüp ahiret yolculuğuna çıkarsınız. Çok sevdiğimiz dünya ile alakamız kesilmiştir. Sevdiklerimiz, ümit bağladığımız çocuklarımız kabrin derinliklerine elleri ile indirir bizi, en yakınlarımızdan başlanarak üzerimiz toprakla kapatılır. Bizi bırakıp dönerler, kalırız amelimizle baş başa; ‘’Mal ve çocukların fayda vermediği gündür, Allah’a salim bir kalple gelinmişse ne ala’’ İnsan doğduğunda kendisi ağlarken etrafındakiler sevinir. Yakınlarına müjde verilir, küçük kucaktan kucağa alınıp sevilir. Ebeveyne ‘’sağlıkla büyüsün, Salih evlat olsun’’ dilekleri iletilir. Kulağına merasimle ezan okunur ve bir isim konur, artık bir ismi vardır küçüğün; Onunla çağrılır. Çabuk büyüsün diye özenle seçilmiş besinler verilir. Ayrıcalıklıdır, müsamaha gösterilir, kırıp döktükleri hoş görülür. İlk telaffuz ettiği yarım ve komik kelimeler, ayağa kalkma girişimleri, ilk adım, yaptığı şaklabanlıklar… Hepsi evin neşe kaynağıdır, yorgunluğu unutturur. Derken bebeklik dönemi kapanıp çocukluk dönemine adım atılır… Eğitim dönemi başlar; Ana sınıfı, ilkokul, orta, lise, özel ders-dershane gibi kapıların hepsi çalınır, bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz ebeveynler. Yeter ki çocuğum okusun der… Dünün çocuğu artık yetişkindir, ‘’artık çocuk değilsin’’ ifadeleri ile uyarılar başlar. Bu da kendisinden bir şeyler beklendiğinin işaret fişeği anlamına gelir. Artık bir yetişkindir dünkü çocuk; Sorumluluk alacak, eve ekmek getirecek, yarınları için hazırlık yapacak, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vakit gelince vazifeli Melek gelir, vazifesini yapar, perde kapanır, bir daha dönmemek üzere dünyaya arkanızı dönüp ahiret yolculuğuna çıkarsınız. Çok sevdiğimiz dünya ile alakamız kesilmiştir. Sevdiklerimiz, ümit bağladığımız çocuklarımız kabrin derinliklerine elleri ile indirir bizi, en yakınlarımızdan başlanarak üzerimiz toprakla kapatılır. Bizi bırakıp dönerler, kalırız amelimizle baş başa; ‘’Mal ve çocukların fayda vermediği gündür, Allah’a salim bir kalple gelinmişse ne ala’’</p>
<p>İnsan doğduğunda kendisi ağlarken etrafındakiler sevinir. Yakınlarına müjde verilir, küçük kucaktan kucağa alınıp sevilir. Ebeveyne ‘’sağlıkla büyüsün, Salih evlat olsun’’ dilekleri iletilir. Kulağına merasimle ezan okunur ve bir isim konur, artık bir ismi vardır küçüğün; Onunla çağrılır. Çabuk büyüsün diye özenle seçilmiş besinler verilir. Ayrıcalıklıdır, müsamaha gösterilir, kırıp döktükleri hoş görülür.<br />
İlk telaffuz ettiği yarım ve komik kelimeler, ayağa kalkma girişimleri, ilk adım, yaptığı şaklabanlıklar… Hepsi evin neşe kaynağıdır, yorgunluğu unutturur. Derken bebeklik dönemi kapanıp çocukluk dönemine adım atılır…<br />
Eğitim dönemi başlar; Ana sınıfı, ilkokul, orta, lise, özel ders-dershane gibi kapıların hepsi çalınır, bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz ebeveynler. Yeter ki çocuğum okusun der…<br />
Dünün çocuğu artık yetişkindir, ‘’artık çocuk değilsin’’ ifadeleri ile uyarılar başlar. Bu da kendisinden bir şeyler beklendiğinin işaret fişeği anlamına gelir. Artık bir yetişkindir dünkü çocuk; Sorumluluk alacak, eve ekmek getirecek, yarınları için hazırlık yapacak, kendisi de artık anne ya da baba adayı olduğunu unutmayacak.<br />
İlgi, alaka, imtiyaz, el üstünde tutulmalar yerini uyarılara, hatırlatmalara ve hayatın acı gerçekleri ile boğuşma dönemine bırakır. Evlenme, çoluk-çocuğa karışma derken yaşadığı bir dönemi kendi çocuklarında gözlemleme ve ‘’ah nerede o eski günler’’ hayıflanmaları…<br />
Gayretle taçlanmış nasip, Allah&#8217;ın imtihan vesilesi kıldığı imkânlar, kimileri için bol, kimileri için de kıt tayin edilmiştir. İmkân verilen akıllılar nimetin şükrünü edaya gayret eder. Kendisine tevdi edilen emanetin ağırlığı ile tir tir titrer. Gafil olanlar da verilenlerle övünür, şımarır, imtihanı kaybeder. Kimisi cennetini, kimisi de cehennemini inşa eder.<br />
Ömür yeterse çocukların okulu, düğünü derken çocuklar tek tek yuvadan uçar gider. Herkes evine çekilince iki ihtiyar kalır baş başa…<br />
Kalanlara ibret olur mu bilemem; Kimi bebek, kimi genç, kimi de olgunluk devresinde hayata veda eder. Kimileri de hayatın çetin kışına bırakılır bu fenada…<br />
Yaşlılıkla gelen sıkıntılar, hastalıklar, yalnızlık hüznü belleri büker. İlgi, alaka, şefkat ve merhametin merhem gibi ihtiyaç olduğu hazan dönemidir artık…<br />
Büyükleriniz, arkadaşlarınız, uzak-yakın komşularınız mukadderatın gereği bu darı fenada ki nöbetini tamamlayıp, pençeyi mevte takılıp darı bekaya göçmüşlerdir.<br />
Hal hatır soranlarınız azalmıştır. Hatırlanmak mutlu eder sizi. Unutulmaya, vefasızlığa üzülüp yıkıldığınız, ‘’ah-vah’’ların elde sermaye kaldığı ‘’erzelil ömür’’ denilen hayatın en acı ve acımasız devresidir. Yediklerinizin lezzet yerine elem verdiği, uykuya hasretle geçirdiğiniz geceler, hayatın, kamburlaşmış belinizi çatırdattığı kış mevsimidir. Ömrünüzü uğruna harcadığınız sevgili dünya çekilmez bir ıstıraba dönüşmüştür.<br />
Vakit gelince vazifeli Melek gelir, vazifesini yapar, perde kapanır, bir daha dönmemek üzere dünyaya arkanızı dönüp ahiret yolculuğuna çıkarsınız. Çok sevdiğimiz dünya ile alakamız kesilmiştir. Sevdiklerimiz, ümit bağladığımız çocuklarımız kabrin derinliklerine elleri ile indirir bizi, en yakınlarımızdan başlanarak üzerimiz toprakla kapatılır. Bizi bırakıp dönerler, kalırız amelimizle baş başa; ‘’Mal ve çocukların fayda vermediği gündür, Allah’a salim bir kalple gelinmişse ne ala’’<br />
Bir müddet ayrılık hasretinin duygusallığı ile merhuma methiyeler dizilir, müşterek hatıralar yad edilir. Hatimler, Yasinler, dua merasimleri, hatta mermerden süslü bir mezar, methiyelerin dizildiği makber…<br />
Ayrılık şoku atlatıldıktan sonra merasimler kesilir, mezar ziyaretleri seyrekleşir. Haftalık mezarlık ziyaretleri aylık, sonra yerini yıllık ziyaretlere bırakır. Derken bu sene müsait olamadık rahmetliğin mezarını ziyarete gidemedik mazeretleri ve son ziyaret…<br />
Bazı hatıralarınıza binaen bir müddet; ‘’Rahmetlik şöyle derdi, böyle yapardı’’ gibi anılarla muhabbet arasında anılırsınız belki…<br />
Emek verdiğiniz, sizinle hatıraları olan nesil de göçünce, bıraktığınız eserler ve mezar taşınızdır dünyadaki son şahidiniz. Bunlar da ömrünü tamamlayıp, çürüyüp devrilince tamamen kopar bu fena ile bağınız…<br />
Kaç kişi babasının dedesini hatırlar, ismini bilir, dua eder, onun adına hayır hasenat yapar, mezarını ziyaret edip Fatihalar okur?<br />
Ölümle dünyadan kopar, zamanla gönüllerden ve zihinlerden silinir gideriz. Bu hal ve ahval bu dünyaya ait olmadığımızı yüzümüze haykırır, lakin gaflet, hırs ve nisyan perde olur idrakimize…<br />
Âdemoğulları ebediyete namzet yaratılmışız. Yeryüzüne yerleşmeye gelmedik. Ahiretin tarlası olan dünyayı ekeceğiz-biçeceğiz sonra bu fenadan göçüp gideceğiz.<br />
Ölüm paydosu ile, çalışmak ve kazanmak son bulur. Telafi için geriye dönüş de yoktur. Son pişmanlığın para etmediği yerdir ahiret. Dünyada iken yaptığımız tercihle yerimizi biz rezerve ederiz. ‘’Ah akılsız başım’’ deyip dövünmenin de faydası yoktur orada.<br />
Merhum Mısri şöyle özetler ahvali;<br />
‘’Her gün binayı ömrümün düştü bir taşı<br />
Binası viran oldu can yatur gafil bi haber<br />
Bir ticaret kılmadım nakd-i ömür oldu heba<br />
Yola geldim lakin cümle kervan göçmüş bi haber’’<br />
ABDULGANİ TEKİN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/omur-dedigin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
