<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nimet &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/nimet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Mar 2026 13:47:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Nimet &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cahil, Şaşkın, Şükürsüz</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cahil-saskin-sukursuz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cahil-saskin-sukursuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet BELENKUYU]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 13:31:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Nimet]]></category>
		<category><![CDATA[şükür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=20112</guid>

					<description><![CDATA[Başlıkta tanımlanan kim dersiniz? Modern insan. Çünkü içinde bulunduğu konum ve konforun şuurunda değil. Bugün ucuzluğu ile bilinen ulusal marketlere gittiğinde veya semt pazarına uğradığında alabileceğin ürün çeşitliliği, geçmişte padişahların ulaşamayacağı derecede. Evindeki doğalgaz, giydiğin giysiler, sahip olduğun binek araçları veya toplu taşıma araçları, tarihte olmadığı kadar insanoğlunun lehine. Peki sana gelen / verilen bu rahatlığın, konforun arka planını hiç düşündün mü? Aldığın en ucuz telefonun arkasında onlarca mühendis, yüzlerce çalışan var. O telefonda yer alan metal ve petrokimya ürünleri, çipler için birçok insan emek vermiş. Çok sayıda Çinli, Tayvanlı işçinin emeği üzerine, gemilerle onlarca tayfanın emeğiyle aylarca yolculuk yapıp, ülkene gelmiş ve dağıtım noktalarından markete kadar taşınmış. Aldığın o tropikal meyveyi yine yoksul çiftçiler ve işçiler üretmiş, fabrikalarda işlenip paketlenmiş ve çeşitli nakliye araçları ile marketlerdeki raflara gelmiş. Evinde ocağında, kombinde kullandığın doğalgaz, Sibirya’nın steplerinde, İran’ın çöllerinde yine onlarca, yüzlerce işçinin emeği ile çıkarılıyor, boru hatlarıyla, tankerle taşınıyor, gece gündüz acil müdahale için nöbet bekleyen insanlar yardımıyla sana ulaşıyor. Aldığın o küçük kutudaki ton balığı, adını bilmediğin denizlerde, adını bilmediğin balıkçıların emekleriyle hazırlanıp, paketleme, nakliye işlerini yapan yüzlerce çalışan tarafından sana ulaştırılıyor. Ve medya sana o telefon markasının sahibinin, o gemilerin armatörlerinin, o doğalgaz devlerinin sahibi milyarderlerin hayatını servis &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başlıkta tanımlanan kim dersiniz?</p>
<p>Modern insan. Çünkü içinde bulunduğu konum ve konforun şuurunda değil.</p>
<p>Bugün ucuzluğu ile bilinen ulusal marketlere gittiğinde veya semt pazarına uğradığında alabileceğin ürün çeşitliliği, geçmişte padişahların ulaşamayacağı derecede. Evindeki doğalgaz, giydiğin giysiler, sahip olduğun binek araçları veya toplu taşıma araçları, tarihte olmadığı kadar insanoğlunun lehine.</p>
<p>Peki sana gelen / verilen bu rahatlığın, konforun arka planını hiç düşündün mü?</p>
<p>Aldığın en ucuz telefonun arkasında onlarca mühendis, yüzlerce çalışan var. O telefonda yer alan metal ve petrokimya ürünleri, çipler için birçok insan emek vermiş. Çok sayıda Çinli, Tayvanlı işçinin emeği üzerine, gemilerle onlarca tayfanın emeğiyle aylarca yolculuk yapıp, ülkene gelmiş ve dağıtım noktalarından markete kadar taşınmış.</p>
<p>Aldığın o tropikal meyveyi yine yoksul çiftçiler ve işçiler üretmiş, fabrikalarda işlenip paketlenmiş ve çeşitli nakliye araçları ile marketlerdeki raflara gelmiş.</p>
<p>Evinde ocağında, kombinde kullandığın doğalgaz, Sibirya’nın steplerinde, İran’ın çöllerinde yine onlarca, yüzlerce işçinin emeği ile çıkarılıyor, boru hatlarıyla, tankerle taşınıyor, gece gündüz acil müdahale için nöbet bekleyen insanlar yardımıyla sana ulaşıyor.</p>
<p>Aldığın o küçük kutudaki ton balığı, adını bilmediğin denizlerde, adını bilmediğin balıkçıların emekleriyle hazırlanıp, paketleme, nakliye işlerini yapan yüzlerce çalışan tarafından sana ulaştırılıyor.</p>
<p>Ve medya sana o telefon markasının sahibinin, o gemilerin armatörlerinin, o doğalgaz devlerinin sahibi milyarderlerin hayatını servis ettiği ve sürekli gelişmiş ülkelerin azınlıkta olan lüksünü gösterdiği için, sen içinde bulunduğun, rahatın konforun farkında değilsin.</p>
<p>Medyanın ve inançsızların pompaladıkları maddeye tapınma ve tüketim çılgınlığında, hırsından gözün bir şeyi görmüyor. Daha da rahat ve konforlu yaşamak hakkın değil mi? Elbette hakkın. Daha çok çalış, üret ve sahip ol. Ama medyanın sana gösterdiği, milyarderlerin, uyuşturucu baronlarının, borsa spekülatörlerinin o lüks hayatına ahlaklı ve kolay yoldan ulaşamayacağını bil.</p>
<p>Ve yine önce sağlıklı olduğun için ve sana verilen bunca nimet için bir şükret, bu kadar kör ve nankör olma. Sonra çalışmaya, adaletsizlikleri ortadan kaldırmaya ve iyilikleri yaymak için mücadeleye devam et.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cahil-saskin-sukursuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nimet, İnsana Ölümsüzlük Hissi Vermemelidir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/nimet-insana-olumsuzluk-hissi-vermemelidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/nimet-insana-olumsuzluk-hissi-vermemelidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2020 07:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Nimet]]></category>
		<category><![CDATA[Rızık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16461</guid>

					<description><![CDATA[Biz bunlara da atalarına da nimet verdik. Öyle ki ömür onlara uzun geldi. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?Enbiya Sûresi 44 İnsan nimet sahibi olunca daha da bir dikkat etmelidir. Zira nimetin bir de görünmeyen yüzü vardır. Kişi nimetin Allah’tan geldiğini unutursa, nimetin insanı ebedi kılacağını zannederse, nimetten bir gün ayrılacağını bilmezse o takdirde bu nimet onun başına bela olur. Nimet iken külfet olur. İnsan ne kadar nimet sahibi olursa olsun, günü geldiğinde bu nimetten ayrılacağının şuurunda olmalıdır. Ya nimet ondan ayrılacak ya da ölünce nimetten mahrum kalacak! Başka da bir son yok! Nimet kimsenin ömrünü uzatmaz, kimseyi ebedi kılmaz, kimseyi ölümsüz yapmaz. Ama insan, nimete taparcasına bağlandığı zaman ömrün nasıl geçtiğini bile bilmez. Ne ara bu kadar yılları eskittiğini bilmez. Nimetle oyalanırken neleri unuttuğunu göremez. Kendi helaki, kendi nimetinden olmuş da haberi bile olmayacak!İnsan, ömrün uzun olduğunu zanneder. Ömür uzun değildir. İnsanlar geçmişe bakınca geçmişi birkaç günden ibaret zannederler. Ölünce de dünya hayatı birkaç gün gibi gözükecek. Bitmez dediğimiz ömür bir çırpıda bitiverecek. İnsan bakmalı etrafına! Eksilmeyen bir şey var mı? Dün olup da bugün kalan ne var? Topraklar eksiliyor, mallar el değiştiriyor, iklim ve tabiat değişiyor, nehirler kuruyor, nehirlerin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Biz bunlara da atalarına da nimet verdik. Öyle ki ömür onlara uzun geldi. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?<br>Enbiya Sûresi 44</p>



<p>İnsan nimet sahibi olunca daha da bir dikkat etmelidir. Zira nimetin bir de görünmeyen yüzü vardır. Kişi nimetin Allah’tan geldiğini unutursa, nimetin insanı ebedi kılacağını zannederse, nimetten bir gün ayrılacağını bilmezse o takdirde bu nimet onun başına bela olur. Nimet iken külfet olur. İnsan ne kadar nimet sahibi olursa olsun, günü geldiğinde bu nimetten ayrılacağının şuurunda olmalıdır. Ya nimet ondan ayrılacak ya da ölünce nimetten mahrum kalacak! Başka da bir son yok!</p>



<p>Nimet kimsenin ömrünü uzatmaz, kimseyi ebedi kılmaz, kimseyi ölümsüz yapmaz. Ama insan, nimete taparcasına bağlandığı zaman ömrün nasıl geçtiğini bile bilmez. Ne ara bu kadar yılları eskittiğini bilmez. Nimetle oyalanırken neleri unuttuğunu göremez. Kendi helaki, kendi nimetinden olmuş da haberi bile olmayacak!<br>İnsan, ömrün uzun olduğunu zanneder. Ömür uzun değildir. İnsanlar geçmişe bakınca geçmişi birkaç günden ibaret zannederler. Ölünce de dünya hayatı birkaç gün gibi gözükecek. Bitmez dediğimiz ömür bir çırpıda bitiverecek.</p>



<p>İnsan bakmalı etrafına! Eksilmeyen bir şey var mı? Dün olup da bugün kalan ne var? Topraklar eksiliyor, mallar el değiştiriyor, iklim ve tabiat değişiyor, nehirler kuruyor, nehirlerin yanındaki ağaçlar ve canlılar yok oluyor, insanın yaşıtları birer birer gidiyor!</p>



<p>Sahi bizimle doğanlar, bizimle büyüyenler, bizimle yaşlananlar da öldükten sonra bu dünyada tek başımıza ne yapacağız? Ne tanıyanımız olacak ne gençliğimiz ne gücümüz ne dişimiz ne midemiz ne doğru dürüst atan bir kalbimiz olacak! Sahi dost düşman herkes birer birer göçerken bu dünyadan ölümü biz mi yeneceğiz? Kim galip gelecek bu savaştan?</p>



<p>Rabbim bizlere hayırlı bir ömür, bereketli bir ömür, salih ameller ve İslam üzere ölmeyi nasip etsin!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/nimet-insana-olumsuzluk-hissi-vermemelidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En Büyük Körlük, Nankörlüktür; O da Küfürdür</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/en-buyuk-korluk-nankorluktur-o-da-kufurdur/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/en-buyuk-korluk-nankorluktur-o-da-kufurdur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beşir İSLAMOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2020 06:54:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Nimet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16233</guid>

					<description><![CDATA[Nankörlük; inkar etmek, yalanlamak, yok saymak, vefasız olmak gibi anlamlara gelen Arapça (enkera) bir kelimedir. Kur’an’da münkir olarak geçmektedir.“Bu, -çok değerli öğütleri ihtiva eden- sana indirdiğimiz bir Kitap’tır. Yoksa onun münkiri mi (inkarcısı mı) olmak istiyorsunuz!” (Enbiya 50)“İnkar etmek”; hakikati ve nimeti görmemek, yok saymak ve kabul etmemek demektir ki bu da küfrün karşılığıdır. Türkçede nankör; iyilik gördüğü kimseye yanlış yapan ve aldığı yardımı yok sayan iyilikbilmez kişiye denir. Küfür de “örtmek, gizlemek; nankörlük etmek” gibi manalara gelir. Dini terim olarak küfür; Allah’ın ayetlerini (yazılı ve kevni), verdiği nimetleri ve hakikati inkar etmek ve yok saymaktır. Kur’an’da; şirk (ortak koşmak), nifak (ikiyüzlülük), cahd (bilerek inkâr etmek), zulüm (haksızlık etmek), tuğyan (haddi aşmak, azmak), tekzib (yalanlamak), ism (günah işlemek) fısk (belli bir sınırı aşmak, hak yoldan ayrılmak) kavramları da küfrün yandaşları ve inanmayanları nitelemek için kullanılmıştır. (Bak. İsl. Ansk.) Kur’an’da, şükretmeyip nankörlük edenler için küfür kelimesi kullanılırken (Bakara 152), tohumu toprağa atıp gizleyen çiftçiler için de küffar kelimesi kullanılmaktadır. (Hadid 20) Nankörlük, Allah’ın nimetlerine karşı olduğu gibi, insanların iyiliklerine karşı da olabilmektedir. İnsanların iyiliklerine karşı nankörlük (körlük) yapıldığında –daha çok- “vefasızlık” denilirken, Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük (körlük) yapıldığında da “şükürsüzlük” denir. Esasen nankörlük, iyiliğin sahibini, küfür de hem nimetin, hem de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Nankörlük; inkar etmek, yalanlamak, yok saymak, vefasız olmak gibi anlamlara gelen Arapça (enkera) bir kelimedir. Kur’an’da münkir olarak geçmektedir.<br>“Bu, -çok değerli öğütleri ihtiva eden- sana indirdiğimiz bir Kitap’tır. Yoksa onun münkiri mi (inkarcısı mı) olmak istiyorsunuz!” (Enbiya 50)<br>“İnkar etmek”; hakikati ve nimeti görmemek, yok saymak ve kabul etmemek demektir ki bu da küfrün karşılığıdır.</p>



<p>Türkçede nankör; iyilik gördüğü kimseye yanlış yapan ve aldığı yardımı yok sayan iyilikbilmez kişiye denir.</p>



<p>Küfür de “örtmek, gizlemek; nankörlük etmek” gibi manalara gelir. Dini terim olarak küfür; Allah’ın ayetlerini (yazılı ve kevni), verdiği nimetleri ve hakikati inkar etmek ve yok saymaktır.</p>



<p>Kur’an’da; şirk (ortak koşmak), nifak (ikiyüzlülük), cahd (bilerek inkâr etmek), zulüm (haksızlık etmek), tuğyan (haddi aşmak, azmak), tekzib (yalanlamak), ism (günah işlemek) fısk (belli bir sınırı aşmak, hak yoldan ayrılmak) kavramları da küfrün yandaşları ve inanmayanları nitelemek için kullanılmıştır. (Bak. İsl. Ansk.)</p>



<p>Kur’an’da, şükretmeyip nankörlük edenler için küfür kelimesi kullanılırken (Bakara 152), tohumu toprağa atıp gizleyen çiftçiler için de küffar kelimesi kullanılmaktadır. (Hadid 20)</p>



<p>Nankörlük, Allah’ın nimetlerine karşı olduğu gibi, insanların iyiliklerine karşı da olabilmektedir. İnsanların iyiliklerine karşı nankörlük (körlük) yapıldığında –daha çok- “vefasızlık” denilirken, Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük (körlük) yapıldığında da “şükürsüzlük” denir.</p>



<p>Esasen nankörlük, iyiliğin sahibini, küfür de hem nimetin, hem de hakikatin sahibini görmeyip yok saymaktır. Evet, “nankörlük körlüktür ve dolayısıyla küfürdür”; verilen nimetlerin ve hakikatin üstünü örtmektir.</p>



<p>“İnsanoğlu, Allah’ın verdiği nimetleri saymaya kalksa, sayıp bitirmez; ama yine de insanoğlu nankörlük etmekte ve zulmetmekten vazgeçmemektedir.” (İbrahim 34)</p>



<p>Evet, Allah’ın verdiği nimetlere şükür etmemek, insanların iyiliklerine teşekkür etmemek, büyük bir sorumsuzluk ve ağır bir vebaldir.<br>İnsanlık, insanların birbirlerine olan yardımları, iyilikleri, dayanışmaları, paylaşmaları ile ayakta kalır. Aksi takdirde insanlık ve insanı insan yapan değerler yok olup gider ve hayatın hiçbir anlamı kalmaz.</p>



<p>Evet, insanların birbirleriyle akrabalıkları, arkadaşlıkları ve dostlukları ancak iyiliklerle, sadakatle, kadir kıymet bilmekle, vefalı olmakla sürdürülür. Bu değerleri ortadan kaldırdığınızda, hiçbir akrabalık ve dostluk yani insanlık kalmayacaktır. Onun için yakınlıkların sürdürülmesi için iyiliklerin ve vefanın devam etmesi ve hiçbir şekilde nankörlüklerin olmaması gerekir.</p>



<p>Nankörlük, vefasızlık demektir. Vefasızlık; iyiliğe, dostluğa, arkadaşlığa ve insani değerlere karşı kör olmaktır. İnsanların çoğu, yakınları yaşarken kadir kıymet bilmez, sadakat ve vefa göstermezken, öldükten sonra kıymet vermeye başlamaktadırlar ki bu tavır son derece yanlış ve ikiyüzlülüktür. Akrabalık, komşuluk, dostluk, arkadaşlık, hayat devam ettiği sürece kıymetlidir ve sürdürülmesi lazım; kişi, sağlığında o vefa ve kıymeti görmedikten sonra ne işe yarar ki!</p>



<p>Mümin ve insan olarak yaşamak isteyen kimse, önce Allah’ın nimetlerine karşı kayıtsız kalmaz, nankör olmaz; sonra da insanların iyiliklerine karşı lakayt davranmaz ve vefasızlık yapamaz; zira vefa, dostlukları ve mutlulukları artırır, yalnızlıktan kurtarır ve hayata bağlar.</p>



<p>Onun için insanların vefalı olması, birbirlerinin kıymetini bilmesi, hoşgörülü yaklaşması, tatlı dil güler yüz, sevgi-saygı, şefkat-merhamet göstermesi, yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olması ve fedekarlığı önemsemesi kaçınılmaz bir sorumluluktur.</p>



<p>Evet, vefasızlık ve sadakatsizlik nankörlerin işidir, nankörlük ise küfürdür. Hayvanlar bile sahibine sadakat gösterirken insanların birbirlerine sadakatsiz ve nankör davranması kabul edilir bir durum değildir.</p>



<p>Bakınız, Celaleddin Rumi ne güzel bir tespitte bulunmuştur:<br>“Köpeği köpeklikten çıkartıp insana dost yapan &#8220;sadakat ve vefa&#8221; dır. İnsanı insanlıktan çıkartıp köpekten daha aşağı yapanda sadakatsizlik ve vefasızlıktır.”</p>



<p>Sadece insanlara karşı değil, hayvanlara, bitkilere, dağlara, taşlara, kısaca bütün tabiata karşı da vefalı olmayız. Bunlar, Allah’ın bizlere emanetleridir. O emanetlere değil nankörlük, gözlerimiz gibi bakmalıyız, kıymet vermeliyiz.</p>



<p>Bilinmelidir ki vefa, dostlukları artırır, yalnızlıktan kurtarır, mutlulukları artırır ve hayata bağlar. Onun için de insanlar sağ iken birbirlerinin kıymetini bilmeli, hoşgörülü olmalı, tatlı dil güler yüz, sevgi-saygı, şefkat-merhamet göstermeli, yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmalı ve fedekarlığı önemsemelidirler.</p>



<p>Vefa gerçek dostluk demektir. Gerçek dostlar, yıldızlar gibidir; karanlık çökünce ortaya çıkar. Zor zamanlarda ortaya çıkan dostluklar, vefanın ve sadakatin bir ürünüdür. Onun için hem Allah’ın yanında ve hem de insanların önünde “değerli ve erdemli” olmak istiyorsak, nimetlere ve iyiliklere karşı kör ve kayıtsız davranmamalıyız, israf etmemeliyiz, nankör olmamalıyız ve her zaman vefalı olmalıyız.</p>



<p>Bilmeliyiz ki en büyük körlük, nankörlüktür, vefasızlıktır; o da küfürdür. Dolayısıyla Allah’ın nimetlerine gereği gibi şükretmeyen ve insanların iyiliklerine teşekkür etmeyen kimse, halen “insan” olduğunu zannediyorsa, yanılmıştır.</p>



<p>“Beni (nimetlerimi) unutmayın, şükredin ve nankörlük etmeyin ki ben de size kıymet verip sizi yücelteyim.” (Bakara 152)</p>



<p>Selam ve muhabbetlerimle…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/en-buyuk-korluk-nankorluktur-o-da-kufurdur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
