<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Necip Fazıl &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/necip-fazil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 May 2019 07:43:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Necip Fazıl &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Benim Gözümde Menderes</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/benim-gozumde-menderes/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/benim-gozumde-menderes/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2019 07:43:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[27 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Menderes]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10769</guid>

					<description><![CDATA[Ah Menderes,daha neler bilemedin sen, neler!&#8230; BİRİNCİSİ: Üzerinde toplanan bütün hıncın tam manasıyla sivil olmandan ileri geldiğini bilemedin ve ona göre davranamadın! İKİNCİSİ Harbiye&#8217;den başlayarak ordunun içine girmek,oraya yeni bir mana,ve bir çift göz ve kulak yerleştirmek gerektiğini,yoksa orduyu müdahalesiz ve kendi başına bırakmanın onca bir nevi düşmanlık sayılacağını bilemedin ve ona göre davranamadın!&#8230; ÜÇÜNCÜSÜ Tanzimattan beri gelen sahte inkılaplara &#8216;dur!&#8217; demeyi,bu davada asıl sorumlu Halk Partisini topyekun eseri ve tesiriyle iptal etmeyi,Allah&#8217;ın sana biçtiği memuriyete göre Türk&#8217;ün ruh köküne dayalı gerçek inkılabın ne olduğunu göstermeyi bilemedin ve ona göre davranamadın!.. DÖRDÜNCÜSÜ Toprak ve köylü sermayesine yönelici milli iktisat politikası takip etmenin,mason,yahudi ve kozmopolitler elindeki karanlık sermaye merkezlerini kudurtacağını ve aynen olduğu gibi,seni zaif düşürmek için partini hiziplere böldüreceğini ve seni zıtlarınla halkalayacağını bilemedin ve ona göre davranamadın!.. BEŞİNCİSİ Hesap sormayanlara mutlaka hesap sorulacağını,üstelik,aynen olduğu gibi, kendisinden hesap sorulmayanın kendi öz suçunu hesap sormayana devr ve havale edeceğini,onu aslında kendi suçiyle suçlandıracağını bilemedin ve ona göre davranamadın!.. ALTINCISI Ruhlara hakim olunmadıkça ve orada bir imar sahası açılmadıkça madde imarının basit ve haris gözlere mirasyedilik gibi görüneceğini ve içtimai sınıfları yeni refah şartları istemeye doğru tahrik edeceğini,ortalığa bir açgözlük havası yayılacağını ve bazı sınıfların bu hava içinde müthiş yağmacılık hissine kapılacaklarını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ah Menderes,daha neler bilemedin sen, neler!&#8230;<br />
BİRİNCİSİ:<br />
Üzerinde toplanan bütün hıncın tam manasıyla sivil olmandan ileri geldiğini bilemedin ve ona göre davranamadın!<br />
İKİNCİSİ<br />
Harbiye&#8217;den başlayarak ordunun içine girmek,oraya yeni bir mana,ve bir çift göz ve kulak yerleştirmek gerektiğini,yoksa orduyu müdahalesiz ve kendi başına bırakmanın onca bir nevi düşmanlık sayılacağını bilemedin ve ona göre davranamadın!&#8230;<br />
ÜÇÜNCÜSÜ<br />
Tanzimattan beri gelen sahte inkılaplara &#8216;dur!&#8217; demeyi,bu davada asıl sorumlu Halk Partisini topyekun eseri ve tesiriyle iptal etmeyi,Allah&#8217;ın sana biçtiği memuriyete göre Türk&#8217;ün ruh köküne dayalı gerçek inkılabın ne olduğunu göstermeyi bilemedin ve ona göre davranamadın!..<br />
DÖRDÜNCÜSÜ<br />
Toprak ve köylü sermayesine yönelici milli iktisat politikası takip etmenin,mason,yahudi ve kozmopolitler elindeki karanlık sermaye merkezlerini kudurtacağını ve aynen olduğu gibi,seni zaif düşürmek için partini hiziplere böldüreceğini ve seni zıtlarınla halkalayacağını bilemedin ve ona göre davranamadın!..<br />
BEŞİNCİSİ<br />
Hesap sormayanlara mutlaka hesap sorulacağını,üstelik,aynen olduğu gibi, kendisinden hesap sorulmayanın kendi öz suçunu hesap sormayana devr ve havale edeceğini,onu aslında kendi suçiyle suçlandıracağını bilemedin ve ona göre davranamadın!..<br />
ALTINCISI<br />
Ruhlara hakim olunmadıkça ve orada bir imar sahası açılmadıkça madde imarının basit ve haris gözlere mirasyedilik gibi görüneceğini ve içtimai sınıfları yeni refah şartları istemeye doğru tahrik edeceğini,ortalığa bir açgözlük havası yayılacağını ve bazı sınıfların bu hava içinde müthiş yağmacılık hissine kapılacaklarını ve haklarını gasbedilmiş sayacaklarını bilemedin ve ona göre davranamadın!..<br />
YEDİNCİSİ<br />
Tepeden ve etrafındaki zıt kutupları tasfiye ve tesviye edip partini yekparelikle bütün aykırılıkların üstünden silindir gibi geçmeyi, tezatsız bir kadro kurmayı bilemedin ve ona göre davranamadın!..<br />
SEKİZİNCİSİ<br />
Partisini bağlı milliyetçi ve mukaddesatçı gençliği kendi elinle boğmak yerine,ne yapıp,dere,tepe,bunları dörtlü ümit yaprağı ararcasına bulmak ve demetlemek icap ettiğini bilemedin ve ona göre davranamadın!<br />
DOKUZUNCUSU<br />
Sana hesap soranlara &#8221;asıl hesap soracak olan benim!&#8221; diye ölmeyi bilerek kahramanlaşmayı bilemedin ve ona göre davranamadın!..&#8221;<br />
Benim Gözümde Menderes</p>
<p>Necip Fazıl KISAKÜREK</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/benim-gozumde-menderes/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pratik Türk Zekasının Timsal Şahsiyeti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/pratik-turk-zekasinin-timsal-sahsiyeti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/pratik-turk-zekasinin-timsal-sahsiyeti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 May 2019 10:21:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10742</guid>

					<description><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek, bir davadan daha beraat etmiş, mahkemeden ayrılmak üzeredir. Hakim, yanına gelir ve kendisine samimi bir eda ile temennisini iletir: &#8220;Necip Bey, inşaallah sizi bir daha burada görmeyeceğim.&#8221; Bunun üzerine Üstad, şöyle der: &#8220;Hayrola, Hakim Bey! Emekliye mi ayrılıyorsunuz yoksa? &#8221; Pratik Türk zekâsının timsâl şahsiyetlerinden olan üstadımızı doğum ve ölüm yıl dönümünde rahmetle anıyoruz. Rûhu şâd, mekânı cennet olsun. Doğum 26 Mayıs 1904 Ölüm: 25 mayıs 1983 . Mahmut Haldun Sönmezer]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Necip Fazıl Kısakürek, bir davadan daha beraat etmiş, mahkemeden ayrılmak üzeredir. Hakim, yanına gelir ve kendisine samimi bir eda ile temennisini iletir: &#8220;Necip Bey, inşaallah sizi bir daha burada görmeyeceğim.&#8221; Bunun üzerine Üstad, şöyle der: &#8220;Hayrola, Hakim Bey! Emekliye mi ayrılıyorsunuz yoksa? &#8221;</p>
<p>Pratik Türk zekâsının timsâl şahsiyetlerinden olan üstadımızı doğum ve ölüm yıl dönümünde rahmetle anıyoruz. Rûhu şâd, mekânı cennet olsun.</p>
<p>Doğum 26 Mayıs 1904<br />
Ölüm: 25 mayıs 1983<br />
.<br />
Mahmut Haldun Sönmezer</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10743" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/05/f4f0d637-482a-48d9-92c7-56ab61a08521.jpg" alt="" width="598" height="960" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/05/f4f0d637-482a-48d9-92c7-56ab61a08521.jpg 598w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/05/f4f0d637-482a-48d9-92c7-56ab61a08521-187x300.jpg 187w" sizes="(max-width: 598px) 100vw, 598px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/pratik-turk-zekasinin-timsal-sahsiyeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Necip Fazıl&#8217;ı Rahmetle Anarken</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/necip-fazili-rahmetle-anarken/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/necip-fazili-rahmetle-anarken/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 May 2019 12:44:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10738</guid>

					<description><![CDATA[Çağdaş Türk şiirinin büyük üstatlarından Büyük Doğu dergisinin kurucusu, şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983’te bu dünyaya veda etmiş ve Ankara’da Bağlum Mezarlığında medfun şeyhi Abdülhakim Arvasî (Abdülhakim Üçışık) hazretlerinin uzun yıllar görev yaptığı Kaşgâri Dergâhının yakınında Eyüpsultan Mezarlığında defnedilmişti. Necip Fazıl, modern Türk edebiyatında hece şiirinin başta gelen temsilcilerinden biridir. Şiiri ve poetikası modern edebiyatımızda bir aşamadır. Dünya görüşü sebebiyle şiirdeki gücü uzun yıllar görmezlikten gelinmiştir. Hece şiirinin topluca değerlendirildiği yazılarda bile adından söz edilmemesi ilginçtir. Bazılarına göre Müslümanlığı seçmekle şiirine yazık etmiştir. Bazılarına göre ise büyük bir mücadele adamıdır ve Müslümanların onurunu temsil etmektedir. Bir taraftan yokluğa mahkûmiyet, bir taraftan kahramanlaştırma! Oysa Necip Fazıl gerçeği, bu iki yaklaşım biçimi arasında kaybolup gitmektedir. Hece şiiri, Cumhuriyetin resmî şiirdir ve eski şiire, aruza karşı bir alternatiftir. Fransız sembolizminin biçimsel özellikleriyle halk şiiri duyarlığının bir çeşit sentezidir. Hece şiirinin temel özelliği, dilde halk şiirinin dilini kullanmak ve temada memleket meselelerini işlemektir. Popüler olduğu dönemlerde saf şiir anlayışını temsil eden Ahmet Haşim ve Yahya Kemal görmezlikten geliniyordu. Diğer taraftan Yedi Meş’aleciler de gizliden gizliye resmî edebiyata karşı tepkiliydi ve orta yolu bulmak istiyordu. Hece şiiri, böyle bir atmosferde özgün örneklerini Faruk Nafiz, Ahmet Kutsi, Necip Fazıl, Ahmet Muhip, Cahit &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağdaş Türk şiirinin büyük üstatlarından <em>Büyük Doğu</em> dergisinin kurucusu, şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983’te bu dünyaya veda etmiş ve Ankara’da Bağlum Mezarlığında medfun şeyhi Abdülhakim Arvasî (Abdülhakim Üçışık) hazretlerinin uzun yıllar görev yaptığı Kaşgâri Dergâhının yakınında Eyüpsultan Mezarlığında defnedilmişti.</p>
<p>Necip Fazıl, modern Türk edebiyatında hece şiirinin başta gelen temsilcilerinden biridir. Şiiri ve poetikası modern edebiyatımızda bir aşamadır. Dünya görüşü sebebiyle şiirdeki gücü uzun yıllar görmezlikten gelinmiştir. Hece şiirinin topluca değerlendirildiği yazılarda bile adından söz edilmemesi ilginçtir. Bazılarına göre Müslümanlığı seçmekle şiirine yazık etmiştir. Bazılarına göre ise büyük bir mücadele adamıdır ve Müslümanların onurunu temsil etmektedir. Bir taraftan yokluğa mahkûmiyet, bir taraftan kahramanlaştırma! Oysa Necip Fazıl gerçeği, bu iki yaklaşım biçimi arasında kaybolup gitmektedir.</p>
<p>Hece şiiri, Cumhuriyetin resmî şiirdir ve eski şiire, aruza karşı bir alternatiftir. Fransız sembolizminin biçimsel özellikleriyle halk şiiri duyarlığının bir çeşit sentezidir. Hece şiirinin temel özelliği, dilde halk şiirinin dilini kullanmak ve temada memleket meselelerini işlemektir. Popüler olduğu dönemlerde saf şiir anlayışını temsil eden Ahmet Haşim ve Yahya Kemal görmezlikten geliniyordu. Diğer taraftan Yedi Meş’aleciler de gizliden gizliye resmî edebiyata karşı tepkiliydi ve orta yolu bulmak istiyordu. Hece şiiri, böyle bir atmosferde özgün örneklerini Faruk Nafiz, Ahmet Kutsi, Necip Fazıl, Ahmet Muhip, Cahit Sıtkı ve Ziya Osman’la verdi. Edebiyatta memleketçilik düşüncesi, modası çabuk geçen bir hareket olduğundan kısa zamanda yerini idealist ve ideolojik anlayışlara bıraktı.</p>
<p>Necip Fazıl, 1927’de yazdığı “Kaldırımlar” ve “Otel Odaları” adlı şiirleriyle heceye yeni bir hareketlilik getirdi. Tema olarak yeni şeyler söylüyor ve çağdaş insanın psikolojik dünyasına hitap ediyordu. Hece tekniğini Faruk Nafiz ve Ahmet Kutsi’den daha ustaca kullanıyor, üstelik onlar gibi resmî edebiyat da yapmıyordu. Hece şiiri âdeta Necip Fazıl’la bağımsızlığına kavuşmuştu. Daha ilk şiirlerinde izlerini belli eden soyut temalar, 1940’lara yaklaşırken metafizik ve mistik bir boyut kazanmaya başladı. Ardından bohem yaşantıyı bırakıp Müslümanlığa yöneldi. Şiir çizgisi değişmeye başladı ve “sanatta Allah’ı arama çabası” hayatının sonuna kadar ana hedefi oldu. Resmî vezinle gayriresmî bir şiir yazdı ve böylece kahramanlaşma serüveni başlamış oldu. Öte taraftan da Cumhuriyet hükûmetlerinin uyguladığı sıkı lâiklik politikalarıyla mücadele etti; dergi çıkardı (<em>Büyük Doğu</em>), Anadolu’yu dolaşarak konferanslar verdi. Düşüncelerinden dolayı yargılandı ve cezaevinde yattı. Bütün bunlar onun aksiyon yönü ve mücadeleci kişiliğini bayraklaştırdı.</p>
<p>Necip Fazıl; şiiri, mistik arayışları, düşünce dünyası ve mücadelesiyle tarihe mal olmuş bir şahsiyettir. Hemen her konuda yazmış ve görüşleri tartışmasız kabul edilmiştir. Temsil kabiliyeti yüksek bir sanatçı, yazar ve mücadele adamı olması sebebiyle Müslüman çevreler tarafından neredeyse bütün zamanların kahramanı ilân edilmiş ve çok geniş çevreler üzerinde etkili olmuştur.</p>
<p>Evet, Necip Fazıl’ın hece şiirine getirdiği soluk önemlidir ve hece şiirini sivilleştiren bir girişim olarak kaydedilmelidir. İslâm düşüncesine herhangi bir katkısından söz edilemezse de mücadelesiyle Müslüman çevrelerin önünü açmıştır. Mücadelesi, bireysel değil sosyolojik boyutludur. O, Mehmet Âkif ve Yahya Kemal’den farklıdır. Çünkü bir özlemin değil, bir arayışın insanıdır ve bu yönüyle yenidir.</p>
<p>Mehmet Erdoğan</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/necip-fazili-rahmetle-anarken/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Asalak Gibi Yapışan Elitler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-erdogan-asalak-gibi-yapisan-elitler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-erdogan-asalak-gibi-yapisan-elitler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2018 08:02:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6642</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8216;Kaymağını yedikleri bu ülkeye adeta asalak gibi yapışan elitler, Türkiye&#8217;nin kültür hayatının çoraklaşmasının da başlıca müsebbipleridir.&#8217; dedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, &#8220;Türkiye&#8217;nin düşünce ve yazı hayatı çok uzun yıllar her türlü keyfiliğin, her türlü bağnazlığın sergilendiği bir alan olmuştur. Eserin özgünlüğünden ziyade ideolojisine bakan, yazarın kimliğini eserinin önüne koyan bir kesim, tekellerine aldığı bu alanda kendi hizipleri, kendi küçük grupları dışında hiç kimseye hayat hakkı tanımamıştır.&#8221; dedi. Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı&#8217;nda gerçekleştirilen &#8220;Necip Fazıl Ödülleri&#8221; töreninde yaptığı konuşmada, bu yıl 5&#8217;incisi düzenlenen programın hayırlara vesile olmasını dileyerek, ödülleri takdim ettikleri ilim, edebiyat ve sanat erbabını gönülden tebrik ettiğini söyledi. Sözlerinin başında &#8220;Sultanü&#8217;ş Şuara&#8221; Üstat Necip Fazıl Kısakürek&#8217;i bir kez daha minnetle, özlemle ve hasretle yad ettiğini belirten Erdoğan, &#8220;Üstat &#8216;ben söylemezsem kimse söylemez, ben olmazsam kimse olmaz, ben yapmazsam kimse yapmaz, ben yazmazsam kimse yazmaz&#8217; inancıyla ömrünü son nefesine kadar kutlu bir davaya adamıştı.&#8221; diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm hayatını &#8220;fikir Mehmetçikleri&#8221; yetiştirme mücadelesiyle geçiren Üstada Allah&#8217;tan rahmet niyaz ettiğini dile getirerek, Star Medya Yayıncılık&#8217;ın tüm mensuplarına da Üstadın mirasına ve aziz hatırasına sahip çıktıkları için teşekkürlerini sunduğunu vurguladı. Necip Fazıl gibi büyük dava, fikir ve edebiyat adamlarının hatıralarını yaşatma misyonunun sadece bir kesimin, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8216;Kaymağını yedikleri bu ülkeye adeta asalak gibi yapışan elitler, Türkiye&#8217;nin kültür hayatının çoraklaşmasının da başlıca müsebbipleridir.&#8217; dedi.</strong></p>
<p>Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, &#8220;Türkiye&#8217;nin düşünce ve yazı hayatı çok uzun yıllar her türlü keyfiliğin, her türlü bağnazlığın sergilendiği bir alan olmuştur. Eserin özgünlüğünden ziyade ideolojisine bakan, yazarın kimliğini eserinin önüne koyan bir kesim, tekellerine aldığı bu alanda kendi hizipleri, kendi küçük grupları dışında hiç kimseye hayat hakkı tanımamıştır.&#8221; dedi.</p>
<p>Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı&#8217;nda gerçekleştirilen &#8220;Necip Fazıl Ödülleri&#8221; töreninde yaptığı konuşmada, bu yıl 5&#8217;incisi düzenlenen programın hayırlara vesile olmasını dileyerek, ödülleri takdim ettikleri ilim, edebiyat ve sanat erbabını gönülden tebrik ettiğini söyledi.</p>
<p>Sözlerinin başında &#8220;Sultanü&#8217;ş Şuara&#8221; Üstat Necip Fazıl Kısakürek&#8217;i bir kez daha minnetle, özlemle ve hasretle yad ettiğini belirten Erdoğan, &#8220;Üstat &#8216;ben söylemezsem kimse söylemez, ben olmazsam kimse olmaz, ben yapmazsam kimse yapmaz, ben yazmazsam kimse yazmaz&#8217; inancıyla ömrünü son nefesine kadar kutlu bir davaya adamıştı.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm hayatını &#8220;fikir Mehmetçikleri&#8221; yetiştirme mücadelesiyle geçiren Üstada Allah&#8217;tan rahmet niyaz ettiğini dile getirerek, Star Medya Yayıncılık&#8217;ın tüm mensuplarına da Üstadın mirasına ve aziz hatırasına sahip çıktıkları için teşekkürlerini sunduğunu vurguladı.</p>
<p>Necip Fazıl gibi büyük dava, fikir ve edebiyat adamlarının hatıralarını yaşatma misyonunun sadece bir kesimin, bir grubun, bir kurumun sınırları içine hapsedilemeyeceğine inandığını dile getiren Erdoğan, &#8220;Böylesine abide isimlerin fikri mirasları ne kadar mecrada yaşatılır ve yükseltilirse ülkemiz ve milletimiz için olduğu kadar onların ömürlerini vakfettikleri davaları için de o derece büyük bir kazanç ortaya çıkar&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014 yılında büyük umutlarla başlatılan Necip Fazıl Ödülleri&#8217;nin adına ve ağırlığına mütenasip bir şekilde kültür ve edebiyat dünyasındaki saygın yerini gün geçtikçe daha da pekiştirmesinden memnuniyet duyduğunu vurgulayarak, bu başarıda Star Medya&#8217;nın meseleye sahip çıkmasının, bu ödülleri hak ettiği konuma taşıma cehdinin çok büyük payının bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Her yıl bir kuyumcu titizliğinde ülkenin yetiştirdiği değerleri kelam ve kalem erbabını hakkaniyetli bir şekilde tespit eden ödül jürisinin emeklerinin de takdire şayan olduğunu belirten Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın da güçlü desteğiyle Necip Fazıl Ödüllerinin kendi sahasında bir mihenk taşına dönüştüğünü kaydetti.</p>
<p><strong>&#8220;Kaymağını yedikleri bu ülkeye asalak gibi yapışan elitler&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Erdoğan, bunların hepsinin önemli ve değerli olduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Ancak Necip Fazıl Ödüllerinin esas başarısı fikir ve sanat dünyamızın özgürleşmesine, zenginleşmesine, çeşitlenmesine yaptığı katkıdır. Bu ödüller asıl büyük değişimi, asıl büyük inkılabı burada gerçekleştirmiştir. Çünkü Türkiye&#8217;nin düşünce ve yazı hayatı çok uzun yıllar, her türlü keyfiliğin, her türlü bağnazlığın sergilendiği bir alan olmuştur. Eserin özgünlüğünden ziyade ideolojisine bakan, yazarın kimliğini eserinin önüne koyan bir kesim, tekellerine aldığı bu alanda kendi hizipleri, kendi küçük grupları dışında hiç kimseye hayat hakkı tanımamıştır. Bu kesimin senelerce baş tacı ettiği, ödüle boğduğu birçok ismin tek alameti farikası, fikirlerin orijinalliğinden, eserlerinin kalitesinden, oyunculuklarının gücünden ziyade kendileriyle aynı marjinal ideolojik kabileye mensubiyetleridir. Millete tepeden bakan, kendi insanını hor, hakir gören, kaymağını yedikleri bu ülkeye adeta asalak gibi yapışan elitler, Türkiye&#8217;nin kültür hayatının çoraklaşmasının da başlıca müsebbipleridir.&#8221;</p>
<p>Bu akşamın kendisi için farklı olduğunu, kendisini tarihe, üniversite yıllarına götürdüğünü dile getiren Erdoğan, &#8220;Milli Türk Talebe Birliği&#8217;nin Milli Gençlik Gecelerini düzenlediği günlere, gecelere götürüyor. O zaman tabii Cemal Reşit Rey yoktu, burası spor, sergi sarayıydı ve bu sarayda Milli Gençlik Gecesini yapıyor ve burada Üstadı dinliyorduk ve bu fakire de Üstadı takdim etme görevi verilmişti. Ben de kendisini burada takdim etmiştim. O gece bir başka geceydi ve gittiğimiz her Milli Gençlik Geceleri zaten oradaki spor salonlarını tıklım tıktım dolduruyordu, İstanbul böyle, İzmir öyle, Ankara öyle. Böyle bir yolculukta devam eden bu süreç, fakire spor sergi sarayını da Habitat 1 toplantısı için bu hale dönüştürmesi görevini vermişti ve burayı yıktık, bu hale getirdik, Habitat 2 Zirvesi burada yapıldı. Belediye başkanlığımın birinci yılıydı, şimdi de burada Üstadı anıyoruz, elhamdülillah.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;Belli çevrelerin karakter suikastine maruz kalmıştır&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Üstat Necip Fazıl son nefesini verinceye kadar statüko ve kalemşorlarının hedefi olmuştur&#8221; diyen Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Tam 8 kez hapse giren Üstat, 79 yaşında darı bekaya, yine ardında bir mahkumiyet kararı bırakarak göçmüştür. Fakat Üstat, yılmamıştır ve bir keresinde hakim efendi &#8216;artık bıktık senden sürekli buraya geliyorsun, gidiyorsun.&#8217; Üstadın cevabı çok ilginçtir, &#8216;Siz burada hancı, ben bu davada yolcu oldukça ben bu hana daha çok uğrarım&#8217; diyordu. Mesele bu, davaya inanmak bu, bu yolda yolculuk bu. Üstat, sırf milletin değerleriyle, tarihiyle, kutsallarıyla barışık kimliğinden dolayı sürekli belli çevrelerin karakter suikastine maruz kalmıştır. Şiirinin gücüne, eserlerini kalibresine rağmen sırf baskılara boyun eğmediği için takunyalı, gerici, süper mürşit denilerek tahfif edilmiştir. O dönemin kimi gazetelerine baktığınızda, Üstadın yazılarından dolayı her mahkemeye çıkışını müjde edasıyla veren manşetler görürsünüz. Aynı dönemin köşe yazarlarına baktığınızda fikirle kalemle kelamla bileğini bükemedikleri Necip Fazıl&#8217;ı hakaretlerle alt etmeye çabalayan zavallıları görürsünüz. Yine o dönemi incelediğinizde Necip Fazıl&#8217;ı susturmaya yönelik her baskıyı, her yargı kararını, her hukuksuz teşebbüsü sevinç naralarıyla karşılayan işporta aydınları görürsünüz. Tabii bir de ilim ve fikir yoksunu çapulcuların egemenliğine girmeyi reddeden bir Necip Fazıl Kısakürek&#8217;i görürsünüz. &#8221;</p>
<p>Tüm bu saldırılar ve hoyratlıklar karşısında şiirleriyle kitaplarıyla konferanslarıyla dinleyenlerin yüreğine mızrak gibi saplanan sözleriyle abideleşen bir Necip Fazıl olduğunu belirten Erdoğan, &#8220;&#8216;İslamiyet denilince burnuma çorap kokusu gelir&#8217; diyen din ve millet düşmanlarını, &#8216;O koku sizin ciğerinizdeki ufunetin kokusu, ciğerinizden geliyor&#8217; diyerek susturan bir Necip Fazıl vardır.&#8221; dedi.</p>
<p>Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, &#8220;Bir dönem ülkemizde sanat ve kültür alanında uygulanan politikalar adeta milletimizin hayat damarlarının beslenme kaynaklarını kesmiştir. Asırlık kültür hazinelerimiz tasfiye edilmesi gereken bir gerilik numunesi olarak görülmüş, gelenekli sanat dallarımız yerine belli bir ideolojiyi yansıtan sanat dalları ikame edilmeye çalışılmıştır.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Necip Fazıl Ödülleri&#8221;nin verildiği  törende Erdoğan, &#8220;Allah ve ahlak demenin yasak olduğu günlerde, küfür kilerinden ekmek yemektense, İslam çilehanesinde aç kalmayı canına minnet gören&#8221; bir Necip Fazıl olduğunu anlattı.</p>
<p>Necip Fazıl Ödülleri&#8217;ni, medyanın kendi kendine iadeyi itibar gayreti yanında, milletin, üstadın mücadelesi karşısındaki minnettarlığının bir nişanesi olarak gördüğünü aktaran Erdoğan, bu ödüllerin kültür ve sanat dünyasını yıllarca çölleştiren, tek tipleştiren, ideolojik bağnazlıktan kurtuluşunun temsilcisi olduğunu söyledi. </p>
<p>Erdoğan, ülkenin kendi köklerine, kendi değerlerine sahip çıkma konusundaki kararlılığının ifadesi olan ödüllerin, aynı zamanda milletin kendi münevveriyle hiçbir komplekse kapılmadan kucaklaşmasının sembolü olduğunu ifade etti. </p>
<p>Bu bakımdan Necip Fazıl Ödülleri&#8217;nin ihdasını, devamlılığını ve başarısını son derece önemsediğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu: </p>
<p>&#8220;Bu başarıda emeği, alın teri, katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Necip Fazıl Ödülleri&#8217;nin açtığı gedikten yürüyen genç sanatçılarımız, şairlerimiz, romancılarımız, düşünce adamlarımız, sınırları ve çağları aşan kaliteli çalışmalara imza atacaklardır, ben buna inanıyorum. Gelecek nesillere üstadın hayalini kurduğu güçlü bir Türkiye&#8217;yi inşallah bu eserlerle bırakacağımıza inanıyorum. Bugün yine ülkemizin kültür hazinesini zenginleştiren eserlere imza atan kültür ve sanat erbabımıza ödüllerini takdim ettik. Şiir dalında ödüle layık görülen, &#8216;Saçların hangi ülkenin ırmaklarında ıslanır, ikindi gölgesi oralarda da uzun mu, oralarda da seven zorlanır, sevilen vurulur mu? &#8216; mısralarının sahibi Sayın Arif Ay&#8217;ı tebrik ediyorum. Yarım asra yakındır kaderi acı ve hüzünle yoğrulmuş coğrafyamızdan emsalsiz mısralar çıkaran Arif Ay&#8217;a bu ödülün verilmesini oldukça isabetli buluyorum. Arif Ay&#8217;ın yakın tarihimizin mağduriyetlerini anlattığı &#8216;Dosyalar&#8217; adlı şiir kitabı, üstat Necip Fazıl&#8217;ın &#8216;Son Devrin Din Mazlumları&#8217; kitabının adeta şiirleşmiş halidir. Milletin nabzını tutan ve kayda geçiren en kapsamlı alanların başında hiç şüphesiz, roman ve hikaye gelir. Gerek hikayede yeni teknikler kullanmasıyla gerekse üslubuyla ödüle layık görülen Sayın Aykut Ertuğrul&#8217;u yine gönülden tebrik ediyorum. Aykut kardeşimin gönül imbiğinden damıtacağı yeni hikayeleriyle hayatımıza, gençlerimize ayna tutmayı sürdüreceğine inanıyorum.Yahya Kemal Beyatlı&#8217;nın, Köprülü&#8217;ye &#8216;sen Ahmet Yesevi&#8217;ye bak, bizim köklerimizi orada bulacaksın&#8217; dediği söylenir. Fuat Köprülü Hoca&#8217;nın, &#8216;Türk edebiyatında ilk mutasavvıflar&#8217; adlı araştırmasından bu yana Anadolu&#8217;yu kimlerin nasıl mayaladığı, nasıl ihya ettiği hakkında çok kıymetli araştırmalar yapılmış, eserler verilmiştir. Fikir Araştırma dalında ödüle layık görülen Sayın Ahmet Yaşar Ocak Hocamız bu sahada en velud ilim adamlarımızdandır. Kendisi Ahmet Yesevi Hazretlerinin uyandırdığı çerağaların o yaktığı ocakların izini sürmüş, bir ömür boyunca bunun çilesini çekmiş bir fikir işçisidir. Hocamızı da tebrik ediyor, çalışmalarının devamını diliyorum. İlk Eser dalında ödül alan Sayın Yasemin Karahüseyin ve Sayın Fatih Baha Aydın kardeşlerimi de tebrik ediyorum.Üstadın gençliğe hitabesindeki çağrıya kulak verdiklerini ispat eden bu iki genç yeteneğe başarılarla dolu bir hayat diliyorum.&#8221;</p>
<p>&#8220;Türk musikisinin abidevi isimleri yıllarca geri plana itilmiştir&#8221;</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Ödülleri&#8217;nin yerelin sınırlarını aşarak uluslararası boyut kazanmasını arzu ettiklerini dile getirdiğini hatırlatarak, &#8220;Geçen seneden itibaren de yurt dışından ülkemizin kültür hayatına katkı sunan ilim adamlarımıza ödül vermeye başladık.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Bir Adam Yaratmak&#8221; kitabını Arapçaya Prof. Dr. Muhammed Harb&#8217;ın çevirdiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Harb Hocamız bir mülakatında, &#8216;Türkleri sevmemiz için  pek çok sebebimiz var&#8217; diyen kardeşime ülkem ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.  Merhum Yahya Kemal, &#8216;çok insan anlayamaz eski musikimizden ve ondan anlayamayan bir şey anlamaz bizden&#8217;  diyerek medeniyetimizin büyük mirasına dikkat çeker. Ancak bir dönem ülkemizde sanat ve kültür alanında uygulanan politikalar adeta milletimizin hayat damarlarının beslenme kaynaklarını kesmiştir. Asırlık kültür hazinelerimiz tasfiye edilmesi gereken bir gerilik numunesi olarak görülmüş, gelenekli sanat dallarımız yerine belli bir ideolojiyi yansıtan sanat dalları ikame edilmeye çalışılmıştır. Klasik Batı Müziği bir çağdaşlık sembolü olarak yüceltilirken, Itri , Dede Efendi, Hacı Arif Bey gibi Türk musikisinin abidevi isimleri yıllarca geri plana itilmiştir. Hatta ve hatta bir dönem, alaturka tabiriyle aşağılanan Türk Klasik Musikisinin okullarda öğretilmesi, radyolarda çalınması yasaklanmıştır.&#8221;  </p>
<p>Necip Fazıl Saygı Ödülü&#8217;nü Türk musikisinin yaşayan çınarlarından Prof. Dr. Nevzat Altığ&#8217;ın aldığına işaret eden Erdoğan, &#8220;Klasik musikinin garip ve yetim olduğu bir dönemde onu sırtlayan, ömrünü bu alana vakfeden, yetiştirdiği öğrencilerle musikimize hayat veren Sayın Prof. Dr. Nevzat Atlığ Hocamızı gönülden tebrik ediyorum. Sayın Hocamıza hizmetleri için şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Rabbimden sağlıklı, hayırlı uzun ömürler niyaz ediyorum.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şair Mehmet Emin Yurdakul&#8217;un şairleri haykırmayan milletleri, &#8220;öksüz ve yetim bir çocuğa&#8221; benzettiğini aktaran Erdoğan, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Milli ve yerli şairlerden mahrum kalmış bir millet, tıpkı bir yetim çocuk gibi mahsundur, mahcuptur, sessiz ve kimsesizdir. Kendi kültür ve inanç kaynaklarından beslenen, bunların ışığında kendi insanının dertlerini, çığlıklarını, feryatlarını, öfkesini ve rüyalarını dizelere nakşeden şairleri olan bir millet ise asla garip kalmaz. Milletin yürek teline ancak kendi insanına tepeden bakmayan, onu hor, hakir görmeyen karakterler dokunabilir, o toplumun sesi ve kelime sancağı olan şiirler kaleme alabilirler. Milletin kalbinde makes bulmayan hiçbir kelimenin, sözün, beyanın veya hedefin kalıcı olması mümkün değildir. Üstadın eserlerinin hala heyecan ve coşku uyandırması kaynağını milletin değerlerinden medeniyet köklerinden almasına borçludur. Onun eserlerinin, şiirlerinin ve fikirlerinin membası Anadolu&#8217;dur, Türkiye&#8217;dir. O ilhamını burada, bu topraklardan, bu milletin şanlı tarihinden almıştır. Türk milletinin hissiyatını, hayallerini, özlemlerini kendi üslubuyla kelimelere döktüğü için de vefatından 35 sene sonra bile üstat aramızdadır, kültür ve fikir hayatımızın baş köşesindedir. Bize düşen üstadın uğruna hayatını adadığı davaya sahip çıkarak onu anlamak, ona yoldaş olmaktır. Üstada yapılacak en büyük kötülüklerden birisi Necip Fazıl Kısakürek&#8217;i tabulaştırarak onu hayatımızın dışına itmek olacaktır. Üstadı yoldaşımız, gönüldaşımız, abimiz, ilham kaynağımız olmaktan çıkarmak demek, onu kederli bir sessizliğe mahkum etmek demektir. Hatasıyla, sevabıyla, zaferleriyle, yenilgileriyle, kitaplarıyla, şiirleriyle, piyesleriyle, cesareti ve azametiyle hasılı 79 yıllık ömrünün her bir anıyla o bizim şairimizdir, bu milletin bir değeridir.&#8221;</p>
<p>Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in önemine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8220;Ne mutlu bize ki Necip Fazıl gibi bir hazineye sahibiz. Ne mutlu bize ki bütün yokların arasında bahanelere sığınmayıp büyük Türkiye idealinin peşinde mücadele veren bir büyük mütefekkire sahibiz. Rabbim hepimize bu hazineden layıkıyla istifadeyi nasip etsin. Gençler; bu hazineden istifade etmeyi sakın ihmal etmeyin.&#8221; dedi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in &#8220;Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan,/Kime ne, aşılmaz duvar bendedir,/Süslenmiş gemiler geçse açıktan,/Sanırım gittiği diyar bendedir./Yaram var, havanlar dövemez merhem;/Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem./Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem/Yollar ki Allah&#8217;a çıkar, bendedir&#8221; şeklindeki dizelerini seslendiren Erdoğan, ödüle layık görülenlerini tebrik etti.</p>
<p>Kısakürek&#8217;in isminin ve davasının yaşatılmasına verdikleri destek dolayısıyla Star gazetesine, Kültür ve Turizm Bakanlığına teşekkür eden Erdoğan, konuşmasını, &#8220;Üstada gönüldaşlık yapmış, onunla teşriki mesaide az da olsa bulunmuş bir kardeşiniz olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da inşallah sizlerin yanında olmaya gayret edeceğiz, Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Hepinizi Allah&#8217;a emanet ediyorum&#8221; diye tamamladı. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-erdogan-asalak-gibi-yapisan-elitler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
