<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa Öztürk &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/mustafa-ozturk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Jan 2019 07:04:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Mustafa Öztürk &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hak Dini Kur&#8217;an Dili&#8217;ni Öneriyorum</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hak-dini-kuran-dilini-oneriyorum/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hak-dini-kuran-dilini-oneriyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jan 2019 07:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Öztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7588</guid>

					<description><![CDATA[Tefsir yazmakla meşgul olduğunuzu biliyoruz. Okuyucularımıza okumalarını önerdiğiniz meal ve tefsir var mıdır? Malum, bir meal çalışmam var; tefsir çalışmanın ilk cildi de yayımlandı. Şu an itibariyle ikinci cildi tamamlamakla meşgulüm. “En iyi meal ve tefsir bana aittir” demem mümkün değil. Bununla birlikte her iki çalışmaya da çok yoğun bir emek sarf ettiğimi söyleyebilirim. Okuyuculara İbn Âşûr’un et-Tahrîr ve’t-Tenvîr adlı tefsirini öneririm; fakat bu eser henüz Arapçadan Türkçeye çevrilmemiştir. Dolayısıyla Arap diline vâkıf olmayanların bu eserden istifadesi mümkün değildir. Türkçe tefsirler arasında Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili’ni tavsiye edebilirim. Ancak bu eserin dili sadeleştirilmemiş hâliyle pek çok okuyucu tarafından zor anlaşılır niteliktedir. Sadeleştirilmiş hâli ise Yazır’ın eseri olmaktan çıkmış gibidir. Not: Yörünge dergisinin Prof. Dr. Mustafa Öztürk ile yaptığı söyleşiden yaptığımız iktibasların 10. Bölümünü yayınlayarak soru-cevap faslını bu gün sonlandırıyoruz. Öztürk’ün görüşlerine cevap mahiyetinde olacak bize ulaşan yazılara da önümüzdeki günlerde sitemizde yer vereceğiz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tefsir yazmakla meşgul olduğunuzu biliyoruz. Okuyucularımıza okumalarını önerdiğiniz meal ve tefsir var mıdır?</strong></p>
<p>Malum, bir meal çalışmam var; tefsir çalışmanın ilk cildi de yayımlandı. Şu an itibariyle ikinci cildi tamamlamakla meşgulüm. “En iyi meal ve tefsir bana aittir” demem mümkün değil. Bununla birlikte her iki çalışmaya da çok yoğun bir emek sarf ettiğimi söyleyebilirim. Okuyuculara İbn Âşûr’un <em>et-Tahrîr ve’t-Tenvîr</em> adlı tefsirini öneririm; fakat bu eser henüz Arapçadan Türkçeye çevrilmemiştir. Dolayısıyla Arap diline vâkıf olmayanların bu eserden istifadesi mümkün değildir. Türkçe tefsirler arasında Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili’ni tavsiye edebilirim. Ancak bu eserin dili sadeleştirilmemiş hâliyle pek çok okuyucu tarafından zor anlaşılır niteliktedir. Sadeleştirilmiş hâli ise Yazır’ın eseri olmaktan çıkmış gibidir.</p>
<p><strong>Not: Yörünge dergisinin Prof. Dr. Mustafa Öztürk ile yaptığı söyleşiden yaptığımız iktibasların 10. Bölümünü yayınlayarak soru-cevap faslını bu gün sonlandırıyoruz. Öztürk’ün görüşlerine cevap mahiyetinde olacak bize ulaşan yazılara da önümüzdeki günlerde sitemizde yer vereceğiz.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hak-dini-kuran-dilini-oneriyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaybi Konularda Sağlama Yapmak Mümkün Değildir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/gaybi-konularda-saglama-yapmak-mumkun-degildir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/gaybi-konularda-saglama-yapmak-mumkun-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jan 2019 19:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Öztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7458</guid>

					<description><![CDATA[Vahiy anlayışınızı merak ederek soruyorum. Tarihselcilik ve evrenselcilik sizin için ne ifade ediyor? Sorunlara çözüm üreteyim derken önerilerinizin toplumda çokça tartışılmasını çözüm yerine sorun üretmek olarak görenler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizin ve farklı fikirlerinizin sağlamasını yapabiliyor musunuz? &#160; Kur’an ve tefsir alanındaki fikir ve önerilerimi “sorun çözeyim derken sorun üretmek” gibi görenler, böyle düşünmekte serbesttir. Çünkü ilmî mahfillerde yazılıp çizilen ve belli bir ilmî alt yapı donanımına sahip olan insanların merak edip okuduğu eserlerimden kasıtlı olarak bazı pasajların kesilip bin bir tezvirat eşliğinde ortalığa saçılması, benim suçum değil. Ben bugün tartışma konusu olan fikirlerimin hemen hiçbirini ne Kanal 24’teki Sözden Öte programında ne televizyon ekranda halkın sinir uçlarına dokunacak şekilde dile getirmiş değilim. Lakin bir sempozyum veya çalıştayda halkın bildikleriyle sınırlı çerçevede görüş beyan edecek de değilim. Bu özel ilmî ortamlarda dillendirilen görüşlerin sosyal medya mecralarında dolaşıma sokulması ve halkın genel dinî bilgi düzeyini de dikkate alarak kışkırtıcı bir propaganda yapılması, sonuçta “Sorun çözeyim derken sorun üretiyor” algısına yol açmaktadır ve söz konusu propagandayı tezgahlayan çevreler de tam olarak böyle bir algının oluşmasını amaçlıyorlar. Savunduğum fikirleri tuluat cinsinden fikirler olarak serdetmiyorum. Yıllar boyu zihnimde dönüp dolaşıp olgunlaştıktan sonra dile getiriyorum. Bunun yanında görüşlerin sağlamasını yapma şartını da herkesten &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vahiy anlayışınızı merak ederek soruyorum. Tarihselcilik ve evrenselcilik sizin için ne ifade ediyor? Sorunlara çözüm üreteyim derken önerilerinizin toplumda çokça tartışılmasını çözüm yerine sorun üretmek olarak görenler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizin ve farklı fikirlerinizin sağlamasını yapabiliyor musunuz?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kur’an ve tefsir alanındaki fikir ve önerilerimi “sorun çözeyim derken sorun üretmek” gibi görenler, böyle düşünmekte serbesttir. Çünkü ilmî mahfillerde yazılıp çizilen ve belli bir ilmî alt yapı donanımına sahip olan insanların merak edip okuduğu eserlerimden kasıtlı olarak bazı pasajların kesilip bin bir tezvirat eşliğinde ortalığa saçılması, benim suçum değil. Ben bugün tartışma konusu olan fikirlerimin hemen hiçbirini ne Kanal 24’teki Sözden Öte programında ne televizyon ekranda halkın sinir uçlarına dokunacak şekilde dile getirmiş değilim. Lakin bir sempozyum veya çalıştayda halkın bildikleriyle sınırlı çerçevede görüş beyan edecek de değilim. Bu özel ilmî ortamlarda dillendirilen görüşlerin sosyal medya mecralarında dolaşıma sokulması ve halkın genel dinî bilgi düzeyini de dikkate alarak kışkırtıcı bir propaganda yapılması, sonuçta “Sorun çözeyim derken sorun üretiyor” algısına yol açmaktadır ve söz konusu propagandayı tezgahlayan çevreler de tam olarak böyle bir algının oluşmasını amaçlıyorlar.</p>
<p>Savunduğum fikirleri tuluat cinsinden fikirler olarak serdetmiyorum. Yıllar boyu zihnimde dönüp dolaşıp olgunlaştıktan sonra dile getiriyorum. Bunun yanında görüşlerin sağlamasını yapma şartını da herkesten önce kendim için gerekli görüyorum. Bugüne değin savunduğum fikirlerin kâhir ekseriyetinin sağlamasını yaptım diyebilirim. Ancak Kur’an vahyinin mahiyeti gibi gaybî konularda sağlama yapmanın mümkün olmadığını söylemeliyim.</p>
<p>Vahiy her şeyden önce mutlak imana taalluk eden bir meseledir. Hz. Peygamber’e Allah’ın Kur’an’ı vahyettiği bilgi ve ispatla değil, iman yani itimatla ilgilidir. Kur’an’ın ilâhî bir kelam olduğuna ya iman edersiniz ya da inkâr edersiniz. Biz buna kesin iman eden kimselerdeniz; ancak vahyin Hz. Peygamber’e intikal şekli hususunda İslâmî gelenekte de mevcut olan görüş ve kanaatler üzerinde düşünüp belli bir görüşü tercih etmek gibi bir imkâna da sahibiz. Tercih ettiğimiz görüş “şâz” olabilir; isabetli olabileceği gibi isabetsiz de olabilir; fakat özellikle birçok teolojik ve felsefi problemin daha ikna edici bir şekilde çözümlenebilmesine katkıda bulunduğunu düşünmemiz söz konusu olduğunda, İslâmî gelenek içerisinde şâz kabul edilen bir görüşü de tercih edebiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/gaybi-konularda-saglama-yapmak-mumkun-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an-Sünnet İlişkisi Et ve Tırnak İlişkisi Gibidir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kuran-sunnet-iliskisi-et-ve-tirnak-iliskisi-gibidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kuran-sunnet-iliskisi-et-ve-tirnak-iliskisi-gibidir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2019 11:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Öztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7351</guid>

					<description><![CDATA[PROF.DR. MUSTAFA ÖZTÜRK, SORULARI CEVAPLIYOR-5 Değerli hocam malumunuz ümmetin 300 yıllık sorunları var. Sizi, bu sorunları çözmek için biteviye bir gayret içinde görüyoruz. Nereye varmak istiyorsunuz? Yapmak istediğiniz nedir? Kur’an’da durum-değer ayetlerinin tasnifini nasıl ve neye göre yapıyorsunuz? Kur’an Müslümanlığı kavramlaştırılması doğru mudur? Kur’an-Sünnet ilişkisi hakkında ne düşünürsünüz? İslam düşüncesinin genel ve derin bir kriz içinde olduğunu düşünüyorum. Buna bağlı olarak dinin modern Müslüman toplumların hayatlarında hak ettiği yeri ve değeri bulmadığını gözlemliyorum. Dahası, dinî alanda geleneğin fetişleştirildiğini ve içinde yaşadığımız çağ ile doğru olduğuna inandığımız dinî düşünce ve kabullerin çok kere birbiri ile kesişmediğini görüyorum. Bu yüzden, ortaya koyduğum tüm ilmi ve fikri çabanın dine gerçek hayatta sahici bir anlam ve değer bulmasıyla ilgili olduğunu belirtmek istiyorum. Durum-değer ayetlerinin tasnifini kendi pratik hayatınızdan hareketle kendinizin de pekâlâ yapabileceğiniz kanaati taşıyorum. Öte yandan, Kur&#8217;an Müslümanlığı kavramlaştırılmasına hiç sıcak bakmadığımı, zira İslam dininin temelde Kur&#8217;an, Sünnet ve sahabe neslince temsil edilen kurucu ümmet şeklindeki sacayağından oluştuğuna inanıyorum. Kur&#8217;an-Sünnet ilişkisini et-tırnak ilişkisi gibi görüyorum. Ancak burada Sünnet derken hadis-rivayet malzemesinden çok daha kapsamlı olarak Hz. Peygamber&#8217;in rehberliğini kastediyorum. Bu vesileyle hepimizin İslam ve Müslümanlıkla ilgili köken bağının öncelikle Hz. Peygamber&#8217;e iman yani ona itimada dayandığını belirtmek isterim.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PROF.DR. MUSTAFA ÖZTÜRK, SORULARI CEVAPLIYOR-</strong><strong>5</strong></p>
<p><strong>Değerli hocam malumunuz ümmetin 300 yıllık sorunları var. Sizi, bu sorunları çözmek için biteviye bir gayret içinde görüyoruz. Nereye varmak istiyorsunuz? Yapmak istediğiniz nedir? Kur’an’da durum-değer ayetlerinin tasnifini nasıl ve neye göre yapıyorsunuz? Kur’an Müslümanlığı kavramlaştırılması doğru mudur? Kur’an-Sünnet ilişkisi hakkında ne düşünürsünüz?</strong></p>
<p>İslam düşüncesinin genel ve derin bir kriz içinde olduğunu düşünüyorum. Buna bağlı olarak dinin modern Müslüman toplumların hayatlarında hak ettiği yeri ve değeri bulmadığını gözlemliyorum. Dahası, dinî alanda geleneğin fetişleştirildiğini ve içinde yaşadığımız çağ ile doğru olduğuna inandığımız dinî düşünce ve kabullerin çok kere birbiri ile kesişmediğini görüyorum. Bu yüzden, ortaya koyduğum tüm ilmi ve fikri çabanın dine gerçek hayatta sahici bir anlam ve değer bulmasıyla ilgili olduğunu belirtmek istiyorum. Durum-değer ayetlerinin tasnifini kendi pratik hayatınızdan hareketle kendinizin de pekâlâ yapabileceğiniz kanaati taşıyorum. Öte yandan, Kur&#8217;an Müslümanlığı kavramlaştırılmasına hiç sıcak bakmadığımı, zira İslam dininin temelde Kur&#8217;an, Sünnet ve sahabe neslince temsil edilen kurucu ümmet şeklindeki sacayağından oluştuğuna inanıyorum. Kur&#8217;an-Sünnet ilişkisini et-tırnak ilişkisi gibi görüyorum. Ancak burada Sünnet derken hadis-rivayet malzemesinden çok daha kapsamlı olarak Hz. Peygamber&#8217;in rehberliğini kastediyorum. Bu vesileyle hepimizin İslam ve Müslümanlıkla ilgili köken bağının öncelikle Hz. Peygamber&#8217;e iman yani ona itimada dayandığını belirtmek isterim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kuran-sunnet-iliskisi-et-ve-tirnak-iliskisi-gibidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgüvensizlik Sorunu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ozguvensizlik-sorunu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ozguvensizlik-sorunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2018 21:03:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Öztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7022</guid>

					<description><![CDATA[PROF.DR. MUSTAFA ÖZTÜRK, SORULARI CEVAPLIYOR-1 Müslüman Türkiye toplumunun genelinde İlahiyatçılara karşı soğuk bir yaklaşım var. Özellikle İslami cemaatler diye tabir ettiğimiz gelenekle irtibatlı Müslüman gruplardan İlahiyatçılara dinî endişelerden dolayı sert eleştiriler geliyor. Hatta bu kesimin bazı temsilcileri İlahiyat fakültelerinin kapatılması gerektiğini dahi savunuyorlar. Sizce İslâmî cemaatler gerçekte ne istiyor? Türkiye’deki örgütlü dinî yapılar ve gruplarla öteden beri yıldızı hiç barışmamış biri olarak bu sorunuza belki çok sağduyulu bir cevap veremeyebilirim. Ama yine de gözlem ve tespite dayalı şahsî kanaatime göre cemaatler dinî alanda mutlak nüfuz ve iktidar istiyorlar. Yine bu grup ve cemaatler İlahiyat fakültelerini özellikle Ankara İlahiyat fakültesinin kuruluş hikâyesi üzerinden değerlendirerek bunları laik rejime hizmet eden kurumlar olarak görüyorlar. Bu sebeple, bir taraftan kendilerini İlahiyat fakültelerine karşı alternatif dinî merciiler olarak takdim ederken bir taraftan da sistematik şekilde öğrenci ve öğretim elemanı yetiştirerek bu fakülteler üzerinde vesayet kurmayı hedefliyorlar. Birçok İlahiyatçı akademisyenin toplumsal taban olarak Cumhuriyet tarihinin özellikle Tek Parti döneminde aşağılanan, kimi zaman da sıkı takibata uğrayan dindar-muhafazakâr kesime mensup olması ve aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk yıllarında dinî alana uygulanan tazyik neticesinde kayıt dışı yapılanmalar şeklinde vücut bulup hayatiyetlerini uzun yıllar boyunca bu minvalde sürdürme mücadelesi veren dinî grup ve cemaatlerle çok sıkı bir bağının bulunması ilahiyat &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PROF.DR. MUSTAFA ÖZTÜRK, SORULARI CEVAPLIYOR-1</strong></p>
<p><strong>Müslüman Türkiye toplumunun genelinde İlahiyatçılara karşı soğuk bir yaklaşım var. Özellikle İslami cemaatler diye tabir ettiğimiz gelenekle irtibatlı Müslüman gruplardan İlahiyatçılara dinî endişelerden dolayı sert eleştiriler geliyor. Hatta bu kesimin bazı temsilcileri İlahiyat fakültelerinin kapatılması gerektiğini dahi savunuyorlar. Sizce İslâmî cemaatler gerçekte ne istiyor?</strong></p>
<p>Türkiye’deki örgütlü dinî yapılar ve gruplarla öteden beri yıldızı hiç barışmamış biri olarak bu sorunuza belki çok sağduyulu bir cevap veremeyebilirim. Ama yine de gözlem ve tespite dayalı şahsî kanaatime göre cemaatler dinî alanda mutlak nüfuz ve iktidar istiyorlar. Yine bu grup ve cemaatler İlahiyat fakültelerini özellikle Ankara İlahiyat fakültesinin kuruluş hikâyesi üzerinden değerlendirerek bunları laik rejime hizmet eden kurumlar olarak görüyorlar. Bu sebeple, bir taraftan kendilerini İlahiyat fakültelerine karşı alternatif dinî merciiler olarak takdim ederken bir taraftan da sistematik şekilde öğrenci ve öğretim elemanı yetiştirerek bu fakülteler üzerinde vesayet kurmayı hedefliyorlar.</p>
<p>Birçok İlahiyatçı akademisyenin toplumsal taban olarak Cumhuriyet tarihinin özellikle Tek Parti döneminde aşağılanan, kimi zaman da sıkı takibata uğrayan dindar-muhafazakâr kesime mensup olması ve aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk yıllarında dinî alana uygulanan tazyik neticesinde kayıt dışı yapılanmalar şeklinde vücut bulup hayatiyetlerini uzun yıllar boyunca bu minvalde sürdürme mücadelesi veren dinî grup ve cemaatlerle çok sıkı bir bağının bulunması ilahiyat akademyasında “din içinde din” ya da “dine karşı din” diye ifade edilebilecek çatışma ve ayrışma zeminleri oluşturmuştur. Bu olgunun çarpıcı tezahürlerini belli bir dinî grup ve cemaate mensubiyeti bulunan İlahiyatçı akademisyenler ile İlahiyat öğrencilerinde gözlemlemek mümkündür.</p>
<p>Bu durum kimi zaman resmi İlahiyat çatısı altında cemaat, tarikat menşeli asıl kimlik ve aidiyetini gizleme, temekkün şartı oluştuğunda ya da yeterli güç tedariki hâsıl olduğunda ise kendi cemaatinin çıkarlarına hizmet etme şeklinde dışa vurmuştur. Yine aynı durum çok kere de İlahiyatçı akademisyenin kendi cemaatinden bağımsız hareket etmemesi, kendi adına görüş bildirmemesi ve hep cemaat hiyerarşisindeki üst merciilerden gelecek talimatlar uyarınca tutum ve davranış tarzını belirlemesi gibi sonuçlar doğurmuştur ki 17-25 Aralık sürecinde tanık olunan İlahiyatçı suskunluğu bir yönüyle cemaat ve tarikat menşeli bu alt kimlikler ve mensubiyetlerle, diğer bir yönüyle de Tek Parti döneminden beri sık sık uygulanmış olan dinî alana baskı politikasının kalıcı yan etkilerinden biri olan ürkeklik, korkaklık ve özgüvensizlik travmasıyla alakalı bir husustur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ozguvensizlik-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cennet Ayetleriyle Alay Etmek Mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cennet-ayetleriyle-alay-etmek-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cennet-ayetleriyle-alay-etmek-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 09:28:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Öztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4656</guid>

					<description><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Öztürk Tenkitlere Cevap Verdi: Kur’an’daki herhangi bir ayeti alay konusu yapmak küfre girmeyi muciptir. Dolayısıyla böyle bir fiilin faili düpedüz kafirdir. Bu yazıya küfür ve kâfirlik gibi ağır bir konuyla başlamam, yaklaşık 5-10 günden bu yana sosyal medyada, “Cennet Ayetleriyle Alay eden İlahiyat Profesörü Mustafa Öztürk” gibi sakil bir başlıkla çok yoğun bir cemaatçi trol saldırısına ve düpedüz bir linç kampanyasına maruz kalmış olmamdır. Bu linç kampanyasını sevk ve idare eden grup, belki biraz ağır olacak ama Atasoy Müftüoğlu’nun ifadesiyle, psikiyatrik müşahede altında tutulmaları gereken birkaç “din manyağı”dır. Bunlar din adına hemen her türlü şarlatanlığa imza atan, ama cemaat organizasyonu içinde belli bir taraftar kitlesine sahip olmanın kendilerine sağladığı baskı grubu oluşturma imkanıyla gözüne kestirdikleri herkese saldıran, bu arada yetkili merciileri de kışkırtmaya çalışarak kelle avcılığı yapan bir güruhtur. *** Dinî alanda kendilerine mahsus bir özel ahlak (!) yaratan bu güruhun en son çirkef saldırısı, benim Kur’an’daki cennet tasvirleriyle ilgili uzunca bir konuşmamdan birkaç dakikalık bir bölümü kesip “Mustafa Öztürk cennet ayetleriyle dalga geçti” diye sosyal medyada tezvirat yapması ve bunun ardından da siyasi merciilere atıfla “Bunun kellesini isteriz” diye nara atmasıdır. Bu güruhun sosyal medyaya servis ettiği video kesitindeki konuşmalarım Kur’an’daki cennet tasvirlerinin son derece sathi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Mustafa Öztürk Tenkitlere Cevap Verdi:</p>
<p class="p1 selectionShareable">Kur’an’daki herhangi bir ayeti alay konusu yapmak küfre girmeyi muciptir. Dolayısıyla böyle bir fiilin faili düpedüz kafirdir. Bu yazıya küfür ve kâfirlik gibi ağır bir konuyla başlamam, yaklaşık 5-10 günden bu yana sosyal medyada, “Cennet Ayetleriyle Alay eden İlahiyat Profesörü Mustafa Öztürk” gibi sakil bir başlıkla çok yoğun bir cemaatçi trol saldırısına ve düpedüz bir linç kampanyasına maruz kalmış olmamdır. Bu linç kampanyasını sevk ve idare eden grup, belki biraz ağır olacak ama Atasoy Müftüoğlu’nun ifadesiyle, psikiyatrik müşahede altında tutulmaları gereken birkaç “din manyağı”dır. Bunlar din adına hemen her türlü şarlatanlığa imza atan, ama cemaat organizasyonu içinde belli bir taraftar kitlesine sahip olmanın kendilerine sağladığı baskı grubu oluşturma imkanıyla gözüne kestirdikleri herkese saldıran, bu arada yetkili merciileri de kışkırtmaya çalışarak kelle avcılığı yapan bir güruhtur.</p>
<p class="p4 selectionShareable"><span class="s3">***</span></p>
<p class="p5 selectionShareable"><span class="s2">Dinî alanda kendilerine mahsus bir özel ahlak (!) yaratan bu güruhun en son çirkef saldırısı, benim Kur’an’daki cennet tasvirleriyle ilgili uzunca bir konuşmamdan birkaç dakikalık bir bölümü kesip “Mustafa Öztürk cennet ayetleriyle dalga geçti” diye sosyal medyada tezvirat yapması ve bunun ardından da siyasi merciilere atıfla “Bunun kellesini isteriz” diye nara atmasıdır. Bu güruhun sosyal medyaya servis ettiği video kesitindeki konuşmalarım Kur’an’daki cennet tasvirlerinin son derece sathi bir tarzda anlaşılıp yorumlanmasıyla alakalıdır. Oysa söz konusu videonun devamında cennetle ilgili tasvirlerin kendi nüzul bağlamında nasıl anlaşılıp yorumlanması gerektiğine dair uzunca izahat mevcuttur. Eğer ortada bir alay söz konusuysa, bu alay Kur’an’daki cennet tasvirlerinin kendi nüzul bağlamından koparılarak son derece sathî ve zahirci yaklaşımla anlaşılıp yorumlanmasıyla alakalıdır.</span></p>
<p class="p5 selectionShareable"><span class="s2">Ne yazık ki fikir ve düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bir toplumda yaşıyoruz. Cemil Meriç’in ifadesiyle, “Her aydınlığı yangın sanıp koşan zavallı insanlarım, karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi! Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?” İşte bu yüzden dinî alanda yeni bir fikir/görüş beyan ettiğimizde çok ağır bedeller ödemek zorunda kalıyoruz. Öte yandan, FETÖ gibi bir püsküllü beladan kurtulduk diye sevinirken, bu beladan boşalan yeri başka başka müesses yapıların doldurduğuna tanık oluyoruz. Bu yapılar “İman sempozyumu”ndan “Matüridi sempozyumu”na kadar dinî ilimler sahasındaki hemen her faaliyete mutlaka bir kulp takmayı ve kendilerinden olmayan herkesi sapkınlıkla yaftalamayı kendilerine vazife edinmiş görünüyorlar. Fakat saldırdıkları her insana ve/veya gruba -en son şahsıma yönelik saldırılarında olduğu gibi- mertçe davranmıyorlar. Zira bir-iki saatlik konuşmanın içinden bir-iki dakikalık bir bölümü kesip bunun üzerinden tezvirat yapıyorlar.</span></p>
<p class="p5 selectionShareable"><span class="s2">Bu ülkenin dinî ilimler alanına belli bir dinî grup ya da cemaatin yön verme iradesi sergilemesi ve kendilerini cümle aleme nizam vermeye salahiyetli görmesi hakikaten çok acıdır. Bu faşizan baskıya artık bir dur denilmesi lazımdır. Dinî alandaki tezviratlar ve linç kampanyalarının sona ermesi için benim kellem kopacaksa, varsın feda olsun; ama yeter ki bu ülke kendilerini aforoza yetkili gören zevatın tasallutundan kurtulsun. Aksi halde Amerika’nın Vahşi Batı’sındaki kovboy düzeni gibi “kim kimin hakkından gelirse” şeklindeki bir toplumsal vasatta yaşamaya mecbur kalmak kaçınılmaz olur. </span></p>
<p class="p4 selectionShareable"><span class="s3">***</span></p>
<p class="p5 selectionShareable"><span class="s2">Gelgelelim, Kur’an’ın cennet tasvirlenin nasıl anlaşılması gerektiğine, bu konuyu kısaca izah etmek gerekirse, sözgelimi Fâtır suresi 33. ayette cennetliklerin altın bizelikler ve incilerle süslenip ipek elbise giyecekleri bildirilir. İmam Mâtüridî bir Türk müfessir olarak erkeklerin bu gibi şeylerden pek hoşlanmadığını; fakat söz konusu takıların Araplar için çok cazip şeyler olarak algılandığını söyler. Mâtüridî bunu söylerken acaba cennet ayetleriyle alay mı etmiş olmaktadır? Kanaatimce, Mâtüridî’nin kendi kültür dünyasından hareketle ürettiği bu yorum doğru olmakla birlikte, nakıstır. Esasen ayetteki tasvir, müminlerin cennette adeta krallar gibi ağırlanacaklarını anlatır. Çünkü Kur’an’ın indiği dönemde altın, inci gibi takılar kralların giyim kuşam tarzına özgüdür ki bu husus İbnü’l-Cevzî gibi bazı müfessirlerce de açıkça vurgulanır. Kur’an’da cennetle ilgili olarak “selam”dan da söz edilir. Selam bugünkü anlamıyla cennet mükafaatı olarak algılanacak bir şey değildir. Fakat Mekke döneminde yoğun baskı, tehdit ve şiddet altında yaşayan sahabenin durumu dikkate alındığında, “selam” kelimesinin “her türlü endişe ve korkudan emin ve esenlik içinde olmak” manasında ne kadar önemli ve değerli bir vaat olduğu anlaşılır. Sonuç olarak cennetle ilgili ayetleri kendi nüzul bağlamında geniş bir bakış açısıyla anlayıp yorumlamak lazımdır. Aksi halde Yunus Emre’nin “Cennet cennet dedikleri bir ev ile birkaç huri isteyene virgil anı bana seni gerek seni” şeklindeki ifadelerini, “Cennet hakkında dedikleri kelime-i şenîa küfr-i sarihtir; katilleri mübahtır” şeklinde bir yobazlıkla karşılaşmak mukadder olur ki bugün şahit olduğumuz durum da tam olarak budur.<span class="Apple-converted-space">   </span></span></p>
<p>Kaynak: http://www.karar.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cennet-ayetleriyle-alay-etmek-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
