<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>müslüman dünya &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/musluman-dunya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Jun 2019 13:04:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>müslüman dünya &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Müslüman Dünyanın Çıkış Yolu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/musluman-dunyanin-cikis-yolu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/musluman-dunyanin-cikis-yolu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jun 2019 13:04:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman dünya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11558</guid>

					<description><![CDATA[Allah, din, iman, kitap, peygamber, cennet, cehennem, Ebu Cehil, Mekke, Kudüs, Gazze, Uhud, fetva… Bunların siyasetle, seçimle, milletin kullanacağı/kullandığı oyla bir alakasının olmadığı anlaşılmış olmalıdır. Daha önce yönetenler ne yapmış, durumdan memnun muyuz, değil miyiz, partilerin mevcut durumu nedir, adaylar kim, nasıl bir yönetim istiyoruz ve onlardan ne bekliyoruz, onlar ne diyorlar, meseleye yaklaşım tarzları nasıl, hangisi daha fazla güven veriyor, hangisi daha rasyonel, hangisi daha iyi hizmet edebilir, buna ilişkin elimizdeki veriler neler vesaire… Siyasetin, seçimin, kullanılacak/kullanılan oyun bunlarla alakası var – dini hoyratça kullanmanın lüzumu yok! Avrupa’daki siyasi tartışmalara bakın, neler konuşuluyor, kim ne diyor, bir de Türkiye’ye bakın, seviye farkı çok açık. Türkiye’de siyasetin felsefesi olmadığı için görüp göreceğimiz bunun ötesine geçmez. Avrupa’da siyaset bir kültürdür ayrıca, Antik Yunan’a kadar uzanan derin felsefi ve kültürel köklere sahiptir. İslam-Türk, Fars, Arap siyasi geleneğinden olumlu gelişme beklemek için elimizde yeterli veri ne yazık ki yok. Batı medeniyeti çökecek, kapitalizm çökecek -bunu söyleyen arkadaşların kendileri de kapitalist bu arada-, kaç mevsim geçti böyle yalanlarla. Batı çökünce sanki dünya hâkimiyeti kendilerine geçecekmiş gibi konuşuyorlar üstelik, eğlenceli insanlar. Sürdürülebilirlik konusunda en ufak bir fikirleri dahi yok. Herhangi bir konu ya da alanda yasayı çözdüğünüz, oluş-bozuluş nasıl vuku bulur, yani kâinatta, tabiatta, toplumda, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah, din, iman, kitap, peygamber, cennet, cehennem, Ebu Cehil, Mekke, Kudüs, Gazze, Uhud, fetva… Bunların siyasetle, seçimle, milletin kullanacağı/kullandığı oyla bir alakasının olmadığı anlaşılmış olmalıdır. Daha önce yönetenler ne yapmış, durumdan memnun muyuz, değil miyiz, partilerin mevcut durumu nedir, adaylar kim, nasıl bir yönetim istiyoruz ve onlardan ne bekliyoruz, onlar ne diyorlar, meseleye yaklaşım tarzları nasıl, hangisi daha fazla güven veriyor, hangisi daha rasyonel, hangisi daha iyi hizmet edebilir, buna ilişkin elimizdeki veriler neler vesaire… Siyasetin, seçimin, kullanılacak/kullanılan oyun bunlarla alakası var – dini hoyratça kullanmanın lüzumu yok!<span id="more-4402"></span></p>
<p>Avrupa’daki siyasi tartışmalara bakın, neler konuşuluyor, kim ne diyor, bir de Türkiye’ye bakın, seviye farkı çok açık. Türkiye’de siyasetin felsefesi olmadığı için görüp göreceğimiz bunun ötesine geçmez. Avrupa’da siyaset bir kültürdür ayrıca, Antik Yunan’a kadar uzanan derin felsefi ve kültürel köklere sahiptir. İslam-Türk, Fars, Arap siyasi geleneğinden olumlu gelişme beklemek için elimizde yeterli veri ne yazık ki yok.</p>
<p>Batı medeniyeti çökecek, kapitalizm çökecek -bunu söyleyen arkadaşların kendileri de kapitalist bu arada-, kaç mevsim geçti böyle yalanlarla. Batı çökünce sanki dünya hâkimiyeti kendilerine geçecekmiş gibi konuşuyorlar üstelik, eğlenceli insanlar. Sürdürülebilirlik konusunda en ufak bir fikirleri dahi yok. Herhangi bir konu ya da alanda yasayı çözdüğünüz, oluş-bozuluş nasıl vuku bulur, yani kâinatta, tabiatta, toplumda, siyasette, ekonomide vesaire bir şey nasıl olur, nasıl bozulur, dolayısıyla nasıl devam eder ya da son bulur, bunu idrak ettiğiniz zaman o işi sürdürürsünüz.</p>
<p>Siyasi-ideolojik dindarların “çökecek” diye tutturdukları Batı, sürdürebilirlik konusunda üst düzey bilgi ve beceri sahibi. Kader, kısmet, şans, kumar diye zar atmıyor, yasayı biliyor, resmi kurumları, düşünce kuruluşları, sanayisi çalışıyor, bilgi teknolojileri üretiyor, modern tarım yapıyor, felsefe, sanat ve bilimin peşini bırakmıyor, gerekli gördüğü yere de askeri gücüyle giriyor. Sonunda olan bu coğrafyanın insanına oluyor.</p>
<p>Batı dediğimiz dünya, birtakım kurallar belirlemiş, ehliyet, liyakat, hukuk vs. gibi. Bunlar bir nevi kutsal, ne olursa olsun bu kuralları çiğnemiyor ve böylece kendi içinde devamlılığı sağlıyor. Kısacası Batı’nın çökeceği falan yok, bu gidişle olan bize olacak.</p>
<p>Coğrafya hayati öneme sahip. Tarihte denizciler kazandı, karacılar kaybetti, yani genel durum bu. Osmanlı’nın geçici Akdeniz hâkimiyeti kimseyi aldatmasın, Osmanlı bir deniz imparatorluğu ya da denizci imparatorluk değildi, İnebahtı’da (Lepanto) işi bitti. Dünyanın dörtte üçü su, Türkler bozkırlı, Kürtler dağlı, Arap coğrafyası çöl, Farslar da denizci değil, bu kültürün yolu buraya kadar.</p>
<p>Rasyonalite &gt; sekülarite &gt; modernite – Müslüman dünyanın çıkış yolu. Bütün gailelerden kurtuluruz, işimize, önümüze bakarız. Herkese kimsenin kimseye muhtaç olmayacağı kadar helal rızık (iş, emeğin hakkı, adaletli gelir dağılımı), sosyal güvence, ulusal güvenlik, kaliteli ve ücretsiz eğitim, bağımsız ve tarafsız yargı (hukuk-adalet), devlet-kamu görevinde ehliyet ve liyakat, düşünce, din ve vicdan hürriyeti, özel yaşama saygı, son olarak dinin siyasetin ve devlet idaresinin konusu ve aracı haline getirilmemesi, modern toplum, modern ülke, modern devlet budur – herkes bağımsız, büyük, güçlü ve güzel bir ülkenin onurlu vatandaşları olarak gönlünce yaşar. Elbette kolay değil lakin mümkün, önce biraz akıl, bilgi ve beceri, sonra da azim ve karar lazım.</p>
<p>Her yere imam-hatip okulu açmak ya da mevcut okulları imam-hatip okuluna çevirmek faydalı oldu mu? 30 yıl önce bu kadar imam-hatip okulu yoktu ülkede, toplum olarak daha Müslüman idik, siyasi-ideolojik dindarlığın neticesi deist, ateist, agnostik sayısının uçuşa geçmesi oldu. İnsanları rahat bırakırsanız, su akıp yatağını bulacak. Bir noktanın altını özellikle çizmek gerek: Din konusunda kafası çalışan, meselenin özünü kavrayan insanların çoğu işin okulunu okumamıştır.</p>
<p>Son olarak, “Neden hep Müslümanlara yükleniyorsun?” diye soruluyor. Ne söylüyorsak, ülkece dinbazlıktan, yobazlıktan kurtulalım, ayağa kalkalım, çıkış yapalım, ilerleme kaydedelim, cümleten bu rezil durumdan kurtulalım diye söylüyoruz. Evet, belki biraz abesle iştigal ediyoruz, zira bu soruyu soranlarda o akıl gezmiyor.</p>
<p><strong>Atilla Fikri Ergun</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/musluman-dunyanin-cikis-yolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aydınlanma – Kurucu Fikirler ve Müslüman Dünyanın Batı’daki Mirası</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aydinlanma-kurucu-fikirler-ve-musluman-dunyanin-batidaki-mirasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aydinlanma-kurucu-fikirler-ve-musluman-dunyanin-batidaki-mirasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jun 2019 14:44:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman dünya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11173</guid>

					<description><![CDATA[Yahudi-Hristiyan Aydınlanma’sı fikri, yani Aydınlanma’nın Yahudi-Hristiyan kimliği taşıdığı iddiası tarihi gerçeklerle taban tabana zıttır. Ne yazık ki Müslüman dünyada bu iddianın üzerine balıklama atlayıp, “Avrupa, Yahudi-Hristiyan medeniyetidir” deyip, kendi tarihi mirasını bir çırpıda başkalarına mal eden bir anlayış mevcut. Sabit tarihi bir gerçek olarak Aydınlanma, kurucu fikirlerini Müslüman filozof ve bilim adamlarından aldı. Örneğin İbn-i Rüşd’ün tezleri Avrupa üniversitelerinde (Paris, Bologna, Padova ve Oxford’da) kabul edildi ve okutuldu. İbn-i Rüşd’ün, başta gelen üç rasyonalist filozoftan biri olan Spinoza üzerindeki etkisi ayrıca muazzamdır. Aristo ve Maimonides’in (Musa İbn-i Meymun) yanı sıra İbn-i Rüşd’ü keşfeden Spinoza, eleştirel ve bağımsız düşünce savunuculuğuyla Aydınlanma üzerinde kalıcı etki bıraktı. Bu konuda Humberto Garcia’nın Islam and the English Enlightenment 1670-1840/İslam ve İngiliz Aydınlanması 1670-1840 adlı kitabını -ki internetten PDF’si bulunabilir- önereceğim lakin kitabın Türkçe çevrisi yok. Akademisyen Humberto Garcia, -dışarıdan yardım alarak tanıtımını okuduğum ve kısmen tetkik etme imkânı bulduğum- kitabında dönemin düşünürleri tarafından yabancı olarak kabul edilmekten çok uzak olan İslam cumhuriyetçiliğinin, Radikal Aydınlanma tartışmalarında, Şanlı Devrim, Fransız Devrimi ve diğer anayasal kriz anlarında olduğu kadar ulusal ve politik tartışmalarda da belirleyici bir rol oynadığı tespitinde bulunuyor. Garcia, İslam düşüncesi ve kültürünün 18. yüzyılda İngiliz Aydınlanma söylemlerinin şekillenmesinde belirleyici rol oynadığının altını çiziyor. Özetle meseleye objektif yaklaşma &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yahudi-Hristiyan Aydınlanma’sı fikri, yani Aydınlanma’nın Yahudi-Hristiyan kimliği taşıdığı iddiası tarihi gerçeklerle taban tabana zıttır. Ne yazık ki Müslüman dünyada bu iddianın üzerine balıklama atlayıp, “Avrupa, Yahudi-Hristiyan medeniyetidir” deyip, kendi tarihi mirasını bir çırpıda başkalarına mal eden bir anlayış mevcut.<span id="more-4387"></span></p>
<p>Sabit tarihi bir gerçek olarak Aydınlanma, kurucu fikirlerini Müslüman filozof ve bilim adamlarından aldı. Örneğin İbn-i Rüşd’ün tezleri Avrupa üniversitelerinde (Paris, Bologna, Padova ve Oxford’da) kabul edildi ve okutuldu. İbn-i Rüşd’ün, başta gelen üç rasyonalist filozoftan biri olan Spinoza üzerindeki etkisi ayrıca muazzamdır. Aristo ve Maimonides’in (Musa İbn-i Meymun) yanı sıra İbn-i Rüşd’ü keşfeden Spinoza, eleştirel ve bağımsız düşünce savunuculuğuyla Aydınlanma üzerinde kalıcı etki bıraktı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-4390" src="https://atillafikriergun.files.wordpress.com/2019/06/islam-ve-ingiliz-aydinlanmasi.jpg?w=640" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" srcset="https://atillafikriergun.files.wordpress.com/2019/06/islam-ve-ingiliz-aydinlanmasi.jpg 200w, https://atillafikriergun.files.wordpress.com/2019/06/islam-ve-ingiliz-aydinlanmasi.jpg?w=100 100w" alt="" data-attachment-id="4390" data-permalink="https://atillafikriergun.wordpress.com/2019/06/13/aydinlanma-kurucu-fikirler-ve-musluman-dunyanin-batidaki-mirasi/islam-ve-ingiliz-aydinlanmasi/#main" data-orig-file="https://atillafikriergun.files.wordpress.com/2019/06/islam-ve-ingiliz-aydinlanmasi.jpg" data-orig-size="200,300" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="islam-ve-ingiliz-aydinlanmasi" data-image-description="" data-medium-file="https://atillafikriergun.files.wordpress.com/2019/06/islam-ve-ingiliz-aydinlanmasi.jpg?w=200" data-large-file="https://atillafikriergun.files.wordpress.com/2019/06/islam-ve-ingiliz-aydinlanmasi.jpg?w=200" />Bu konuda Humberto Garcia’nın <em>Islam and the English Enlightenment 1670-1840/İslam ve İngiliz Aydınlanması 1670-1840</em> adlı kitabını -ki internetten PDF’si bulunabilir- önereceğim lakin kitabın Türkçe çevrisi yok. Akademisyen Humberto Garcia, -dışarıdan yardım alarak tanıtımını okuduğum ve kısmen tetkik etme imkânı bulduğum- kitabında dönemin düşünürleri tarafından yabancı olarak kabul edilmekten çok uzak olan İslam cumhuriyetçiliğinin, Radikal Aydınlanma tartışmalarında, Şanlı Devrim, Fransız Devrimi ve diğer anayasal kriz anlarında olduğu kadar ulusal ve politik tartışmalarda da belirleyici bir rol oynadığı tespitinde bulunuyor.</p>
<p>Garcia, İslam düşüncesi ve kültürünün 18. yüzyılda İngiliz Aydınlanma söylemlerinin şekillenmesinde belirleyici rol oynadığının altını çiziyor. Özetle meseleye objektif yaklaşma gayreti gösteren Batılı düşünür ve akademisyenler, tarihi mirasımızı, onu reddederek bir çırpıda başkalarının malı haline getiren zihniyetten daha iyi biliyor.</p>
<p>Batı medeniyetinin temellerini oluşturan iki önemli eserin, iki Rönesans başyapıtının ortasında Müslümanların bulunması ilginç değil mi? Atina Okulu’nda İbn-i Rüşd, Araf’ta İbn-i Rüşd, İbn-i Sina ve Selahaddin.</p>
<p>Batı, Müslüman dünyadan aldığı kurucu fikirlerle kendi aydınlanmasını gerçekleştirip, ileriye doğru önemli adımlar atarken, İslam Âlemi, felsefe ve bilim karşıtı yaklaşımın vaziyete hâkim olmasıyla birlikte entelektüel ve kültürel bir krizin içine girmiş, despot yönetimler ve dini bağnazlık, Müslüman bilimi ve felsefesini yok etmiştir.</p>
<p>Muharref gelenek, iman-akıl çatışması yaratarak Müslüman dünyanın çöküşünü hazırladı. Anlamı çarpıtılmış imanın ifade ettiği mânâ meçhule (meçhul, Ar. cehl’den) inanmak, güvenmek, bel bağlamaktır, yani bilinmeyene, tanınmayana, belli olmayana itimat, itikat, buna da ahmaklık deniyor.</p>
<p>Müslüman dünyanın tarihte Merv, Bağdat, Kurtuba, Semerkant gibi entelektüel merkezleri vardı, bilgi ve düşünce bu merkezlerden yayılıyordu. Müslüman Doğu’nun günümüzde bilgi ve düşüncenin üretildiği, dünyaya etki eden entelektüel merkezleri olmadığı gibi felsefe, bilim ve sanat alanında en azından kendi içinde vaziyeti kurtaracak bir akademisi dahi yok. Müslüman dünya yokların toplamı.</p>
<p>Bir kez daha aydınlanacağız, bu zorunlu ve kaçınılmaz. Batı’daki mirasımıza sahip çıkıp, eski yöntemlerin işe yarar olanlarıyla yeni yöntemleri birleştirerek, kendimizi bir kez daha kuracağız. Ya da kendi cenaze namazımızı kılacağız ve bizi gömecekler, üçüncü bir yol ya da seçenek yok.</p>
<p>Müslüman dünya, tarihin seyrini değiştiren Aydınlanma’ya sahip çıkmalı, zira kurucu fikirleri kendisine ait.</p>
<p><strong>Atilla Fikri Ergun</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aydinlanma-kurucu-fikirler-ve-musluman-dunyanin-batidaki-mirasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müslüman Dünya Terörize Olursa Kaybeder</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/musluman-dunya-terorize-olursa-kaybeder/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/musluman-dunya-terorize-olursa-kaybeder/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Mar 2019 08:46:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9184</guid>

					<description><![CDATA[Akıl vicdan yoksunu insanlara din yaramaz, kendi akılsızlıklarının, aşırılıklarının, caniliklerinin, ihtiraslarının aleti yapar, zehirlerler. Dine siyasi-ideolojik elbise giydirdiğiniz zaman ise sonuç tam bir felaket olur. Radikalizm ve fundamentalizm, bütün dinleri zehirlemiştir, insanlığın baş belasıdır. Biri üstünlük miti uydurmuş, biri çarmıh hikâyesi yazmış, biri de “Allah’ın dinini yeryüzüne hâkim kılmak” adı altında kendi ihtiraslarını din yapmış. Siz kimsiniz? Allah’ın size ihtiyacı mı var? “Ben üstünüm, seçilmişim, diğerleri benim kölem olacak” diyenin başına gelenler tarihte pişmiş tavuğun başına gelmedi, sürüldüler, köle oldular, süründüler, katledildiler, bütün uluslar üzerlerinden silindir gibi geçti. Sen mi üstünsün? Şimdi palazlanınca kendilerini kaybettiler, vuruyorlar, kırıyorlar, öldürüyorlar. Çarmıh hikâyesi yazan akl-ı evvel, İsa’yı kuş tüyü yatakta öldürmeyi akıl etseydi, herhalde bütün insanlık için daha hayırlı olacaktı. “Allah’ın dinini yeryüzüne hâkim kılmak” adı altında her yere, her şeye sahip olmak isteyen kifayetsiz muhterise gelince, sen önce aklını kullanmasını öğrenip, geri kalmışlığını gider de ondan sonra konuşalım. Yobaz her yerde yobaz, cani her yerde canidir, siyasi-ideolojik dinin zombileştirdiği insanlar her yerde aynıdır, sokaktaki insanları, ibadethaneleri, okulları, pazar yerlerini, her yeri, herkesi hedef alabilirler. Buna kısaca terör ya da tedhiş diyoruz. Yeni Zelanda’da camiye, Mısır’da kiliseye saldırıp katliam yapan yaratıklar arasında bir fark olduğunu zanneden kimse ahmaktır. İnsanlık, siyasi-ideolojik din bataklığını kurutmak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akıl vicdan yoksunu insanlara din yaramaz, kendi akılsızlıklarının, aşırılıklarının, caniliklerinin, ihtiraslarının aleti yapar, zehirlerler. Dine siyasi-ideolojik elbise giydirdiğiniz zaman ise sonuç tam bir felaket olur. Radikalizm ve fundamentalizm, bütün dinleri zehirlemiştir, insanlığın baş belasıdır.</p>
<p>Biri üstünlük miti uydurmuş, biri çarmıh hikâyesi yazmış, biri de “Allah’ın dinini yeryüzüne hâkim kılmak” adı altında kendi ihtiraslarını din yapmış. Siz kimsiniz? Allah’ın size ihtiyacı mı var? “Ben üstünüm, seçilmişim, diğerleri benim kölem olacak” diyenin başına gelenler tarihte pişmiş tavuğun başına gelmedi, sürüldüler, köle oldular, süründüler, katledildiler, bütün uluslar üzerlerinden silindir gibi geçti. Sen mi üstünsün? Şimdi palazlanınca kendilerini kaybettiler, vuruyorlar, kırıyorlar, öldürüyorlar. Çarmıh hikâyesi yazan akl-ı evvel, İsa’yı kuş tüyü yatakta öldürmeyi akıl etseydi, herhalde bütün insanlık için daha hayırlı olacaktı. “Allah’ın dinini yeryüzüne hâkim kılmak” adı altında her yere, her şeye sahip olmak isteyen kifayetsiz muhterise gelince, sen önce aklını kullanmasını öğrenip, geri kalmışlığını gider de ondan sonra konuşalım.</p>
<p>Yobaz her yerde yobaz, cani her yerde canidir, siyasi-ideolojik dinin zombileştirdiği insanlar her yerde aynıdır, sokaktaki insanları, ibadethaneleri, okulları, pazar yerlerini, her yeri, herkesi hedef alabilirler. Buna kısaca terör ya da tedhiş diyoruz. Yeni Zelanda’da camiye, Mısır’da kiliseye saldırıp katliam yapan yaratıklar arasında bir fark olduğunu zanneden kimse ahmaktır. İnsanlık, siyasi-ideolojik din bataklığını kurutmak mecburiyetindedir.</p>
<p>Müslüman dünya terörize olursa kaybeder. Bu işlerin amacı da budur zaten, müsait ya da yatkın olanları alır kullanırlar, ilk bakışta birkaç manyağın işi gibi görünür, arkasında başka şeyler yatar. Böyle değilse -manipülasyon, göz yumma vs. yoksa- bile işe yarayacak bir terör eylemidir, fırsat bilip, kendi çıkarlarına kullanırlar. Her halükârda bunlar uzun vadeli planların parçalarıdır. Birileri kalkar, Batı’da ya da dünyanın herhangi bir yerinde karşı katliam yapar, karşı tarafın eline iyi bir gerekçe verir, bu sefer televizyondan başka şeyler seyrederiz. Akıllı, itidalli olmak, provokasyona, manipülasyona gelmemek, oltaya takılmamak icap eder.</p>
<p>Bu işlerin en yakın tarihi ve adresi 1990 NATO toplantısıdır. Hiçbir ideoloji düşmansız yaşayamaz, sistemin, talanın, sömürünün devamı bu şekilde sağlanır. İkiz Kuleler’in karşılığı BOP’un fiiliyata dökülmesi, Afganistan ve Irak’ın işgali, Arap Baharı, Libya’nın parçalanması ve Suriye’nin talan edilmesi olmuştur. Yüz yıl önceki belanın daha büyüğü gelip kapımıza dayanmıştır. Mukabele etmenin çok daha farklı ve akıllıca yolları vardır. Kafamızı çalıştırsak iyi ederiz.</p>
<p>Atilla Fikri Ergun – atillafikriergun.wordpress.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/musluman-dunya-terorize-olursa-kaybeder/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
