<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muharrem İnce &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/muharrem-ince/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Aug 2020 10:20:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Muharrem İnce &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnce CHP&#8217;yi Böler Mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ince-chpyi-boler-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ince-chpyi-boler-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2020 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem İnce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15420</guid>

					<description><![CDATA[Siz bakmayın CHP yönetim kadrosunun &#8216;bölücü&#8217; söylemine. Bunlar HDP ye bile &#8216;bölücü&#8217; dememişler. Bunların derdi vatan bölünürse bölünsün ama CHP bölünmesin. Ne de olsa ekmek kapıları. CHP memlekete hizmet siyasetinin değil, kendine hizmet siyasetinin temsilcisidir. O yüzden bir kaç belediye ele geçirseler tamam. Baksanıza bir oturuşta adam başı 6500 lira yemişler. Ne mide varmış di mi?Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı olmasa da olur. Hoş, olsa iyi olur da… O biraz kalın; kolay değil yani. Gerçi olsa kaymaklı ekmek kadayıfı. Ben bunların vatan millet aşkı, Atatürk sevgisi ile siyaset yaptığına inananların hala var olmasına şaşıyorum. O nedenle CHP bölünmez, bölünemez. Bunlar zaten bir menfaat yumağı oluşturmuşlar. Muharrem beyde de CHP yi bölebilecek vizyon yok zaten. Perşembe günü konuşacakmış. Konuşur o kadar. Arkasını getiremez. Çünkü aynı kaptan yiyor bunlar. Rahmi Turan&#8217;ın asparagasında da yağmış gürlemiş, çete mete atıp tutmuştu. Sonra ne oldu; tıs. Partim zarar görmesin falan. Yav seni ateşe atanlar zarar marar düşünmemiş . Bunda da böyle olur. Hele bir yola çıksın. Bakacak CHP bölünmez bir menfaat topuna dönüşmüş, o da çark eder, partim zarar falan diye fedakar ayaklarına yatar. Yav sen Ekrem gibi Hacıbayram&#8217;a gitmedin, düpedüz Ayasofya&#8217;nın açılışına gittin. Ama Sultanahmet&#8217;e gittim diye kıvırdın. Neden Ayasofya&#8217;nın açılış günü Eminönü&#8217;ne ya da Aksaray&#8217;a gitmedin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Siz bakmayın CHP yönetim kadrosunun &#8216;bölücü&#8217; söylemine. Bunlar HDP ye bile &#8216;bölücü&#8217; dememişler. Bunların derdi vatan bölünürse bölünsün ama CHP bölünmesin. Ne de olsa ekmek kapıları. CHP memlekete hizmet siyasetinin değil, kendine hizmet siyasetinin temsilcisidir. O yüzden bir kaç belediye ele geçirseler tamam. Baksanıza bir oturuşta adam başı 6500 lira yemişler. Ne mide varmış di mi?<br>Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı olmasa da olur. Hoş, olsa iyi olur da… O biraz kalın; kolay değil yani. Gerçi olsa kaymaklı ekmek kadayıfı. Ben bunların vatan millet aşkı, Atatürk sevgisi ile siyaset yaptığına inananların hala var olmasına şaşıyorum.</p>



<p>O nedenle CHP bölünmez, bölünemez. Bunlar zaten bir menfaat yumağı oluşturmuşlar. Muharrem beyde de CHP yi bölebilecek vizyon yok zaten. Perşembe günü konuşacakmış. Konuşur o kadar. Arkasını getiremez. Çünkü aynı kaptan yiyor bunlar. Rahmi Turan&#8217;ın asparagasında da yağmış gürlemiş, çete mete atıp tutmuştu. Sonra ne oldu; tıs. Partim zarar görmesin falan. Yav seni ateşe atanlar zarar marar düşünmemiş .</p>



<p>Bunda da böyle olur. Hele bir yola çıksın. Bakacak CHP bölünmez bir menfaat topuna dönüşmüş, o da çark eder, partim zarar falan diye fedakar ayaklarına yatar. Yav sen Ekrem gibi Hacıbayram&#8217;a gitmedin, düpedüz Ayasofya&#8217;nın açılışına gittin. Ama Sultanahmet&#8217;e gittim diye kıvırdın. Neden Ayasofya&#8217;nın açılış günü Eminönü&#8217;ne ya da Aksaray&#8217;a gitmedin de Sultanahmet&#8217;e gittin o zaman. Utanıyor musun yani Ayasofya açılışına gitmekten. CHP kitlesi bunu onaylamaz diye mi düşünüyorsun. E o CHP kitlesi bir Ayasofya açılış cumasını onaylamazsa yeni partiyi hiç mi hiç onaylamaz. Sana da kös kös kuyruğunu kısıp partim zarar görmesin diye kıvırmak düşer.</p>



<p>Diyelim ki Muharrem bey parti kurdu. Seçime de girdi. Cumhurbaşkanlığı da ikinci tura kaldı. Yani Erdoğan başkanı mı destekleyecek Muharrem. O dese ki destekleyelim onun partisine hasbel kader katılanlar destekleyecek mi bakalım. Yine gidip &#8216;muhafazakar&#8217; Erdoğan&#8217;a karşı daha az &#8216;muhafazakar&#8217; Abdullah Gül&#8217;e oy verecek.</p>



<p>Şirinler, Nevşinler de tutturmuş Erdoğan CHP yi bölmek için düğmeye bastı. CHP Merkezi de aynı frekansta. Zaten onlar bunun yolunu aylar öncesinden yaptılar. Muharremi de yaftaladılar. Sarayda gizli toplantı da düzenlediler. Kamuoyuna da servis ettiler. Sazanlar zaten bu olayın ardı arkası çıksın diye beklemedeydi. Muharrem&#8217;i de helanın önüne oturtunca onun da sigortaları attı.</p>



<p>İşin esası CHP bölünse ne olur, bölünmese ne olur. Yani bölünürse cumhurbaşkanlığı elden gidecek diye bir kaygısı mı var CHP nin. Hepi topu %25. Ama ordan kopar burdan ayır diye yapılan hesaplar çökecek diye telaş. Asıl mesele de Muharrem&#8217;i bitirmek. O çıbana neşter vurmak. Boşuna oturtmadılar onu helanın önüne. Ya buna isyan edecek ya o kokuyu sineye çekecek.</p>



<p>AK Parti de hiiiç boşuna sevinmesin bölünür mölünür diye. Emine Ülker Tarhan da daha önceleri böyle gerekçelerle gidip Anadolu Partisi kurmuştu. Seçime bile giremedi, Kayboldu gitti. Gerçi bu tür durumlarda sevinmek siyaseten hakkıdır. Onlar Gül&#8217;dü, Babacan&#8217;dı, Davutoğlu&#8217;ydu diye fitne fücur üretirken böyle bir gayya kuyusuna düşmüş olmaları iyidir. İyidir ama gerisi gelecek değildir. AK parti kendi işine baksın, vatandaşına daha çok sarılsın, bunların riyakarlıklarını daha çok yüzlerine vursun. AK Parti Türkiye&#8217;nin yüz akıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ince-chpyi-boler-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sen Parti Kuramazsın</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sen-parti-kuramazsin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sen-parti-kuramazsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2020 07:28:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem İnce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15351</guid>

					<description><![CDATA[Kusura bakma Muharrem bey ama kursan da tutturamazsın. Öbür tarafta efsunlu bir kitle var. Bunlar &#8216;Tayyip düşmanlığı&#8217; ile bilenmiş. Zamanında nasıl olup da DSP&#8217;yi birinci parti yapıp CHP&#8217;yi de baraj altında bıraktılar hala kendime izah edemem. Gerçi o zaman CHP&#8217;yi değişime götüremeyen Ecevit idi, Baykal ekibi de senin şu anda savunduğun &#8216;öz CHP&#8217; değerlerini savunuyordu. Talih Ecevit&#8217;e yar olmadı. Son deminde bir başbakanlık gördü sonra bu efsunlu kitle onu yerle bir etti. Sen boş ver &#8216;öz CHP&#8217; yi. CHP&#8217;nin özü de sözü de birdir. Ona gönül verenlerin gözü kördür. İçleri hırsla doludur. Bizim takım bir maç kazansın şu Tayyip&#8217;e karşı şampiyon olmasa da yeter derdindedir. Sırf seni kurultayda tuvaletin dibine oturttular diye parti kurmaya kalkınca o efsunlu kitlenin yaşasın &#8216;öz Atatürkçülük&#8217; diye ayağa kalkıp peşinden geleceğini sanırsan yanılırsın. Bununla genel merkezin gözünü de korkutamazsın. Onlar seni tuvaletin dibine oturttularsa hiç umurlarında olmadığından. Parti de kursan İYİ partiden, MHP&#8217;den, AK Parti&#8217;den oy alırsın bu CHP&#8217;den alamazsın. Baksana bir DSP&#8217;nin haline. Ne durumda &#8216;fikir kulübü&#8217; gibi. Fikir de yok ama olsun; sende de yok. Yani sen şimdi partindeki FETÖ hegemonyasına bayrak mı açıyorsun? Klıçdaroğlu&#8217;nun sürüklediği cümle alem Türkiye düşmanları ile ittifak yolundan çekip çıkarmak mı istiyorsun? Partiyi içindeki mezhepsel egemenlikten mi kurtarmak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kusura bakma Muharrem bey ama kursan da tutturamazsın. Öbür tarafta efsunlu bir kitle var. Bunlar &#8216;Tayyip düşmanlığı&#8217; ile bilenmiş. Zamanında nasıl olup da DSP&#8217;yi birinci parti yapıp CHP&#8217;yi de baraj altında bıraktılar hala kendime izah edemem. Gerçi o zaman CHP&#8217;yi değişime götüremeyen Ecevit idi, Baykal ekibi de senin şu anda savunduğun &#8216;öz CHP&#8217; değerlerini savunuyordu. Talih Ecevit&#8217;e yar olmadı. Son deminde bir başbakanlık gördü sonra bu efsunlu kitle onu yerle bir etti.</p>



<p>Sen boş ver &#8216;öz CHP&#8217; yi. CHP&#8217;nin özü de sözü de birdir. Ona gönül verenlerin gözü kördür. İçleri hırsla doludur. Bizim takım bir maç kazansın şu Tayyip&#8217;e karşı şampiyon olmasa da yeter derdindedir. Sırf seni kurultayda tuvaletin dibine oturttular diye parti kurmaya kalkınca o efsunlu kitlenin yaşasın &#8216;öz Atatürkçülük&#8217; diye ayağa kalkıp peşinden geleceğini sanırsan yanılırsın.</p>



<p>Bununla genel merkezin gözünü de korkutamazsın. Onlar seni tuvaletin dibine oturttularsa hiç umurlarında olmadığından. Parti de kursan İYİ partiden, MHP&#8217;den, AK Parti&#8217;den oy alırsın bu CHP&#8217;den alamazsın. Baksana bir DSP&#8217;nin haline. Ne durumda &#8216;fikir kulübü&#8217; gibi. Fikir de yok ama olsun; sende de yok. Yani sen şimdi partindeki FETÖ hegemonyasına bayrak mı açıyorsun? Klıçdaroğlu&#8217;nun sürüklediği cümle alem Türkiye düşmanları ile ittifak yolundan çekip çıkarmak mı istiyorsun? Partiyi içindeki mezhepsel egemenlikten mi kurtarmak istiyorsun? Hiç de biri. Sırf helanın yanına oturttuların intikamı için yapıyorsun.</p>



<p>Kusura bakma Muharrem Bey ama bu maya tutmaz. Orası, o efsunlu kitlenin içindekiler azala azala, yerlerine eski sağ partilerin ve AK Parti&#8217;nin döküntüleri doldurula doldurula kuruyup gidecek. Ne Türkiye&#8217;nin geleceğinde yeri var, ne de oranın fikrinde Türkiye&#8217;ye bir gelecek var.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sen-parti-kuramazsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akla ziyan bir adam</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/akla-ziyan-bir-adam/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/akla-ziyan-bir-adam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Nov 2019 10:38:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem İnce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13123</guid>

					<description><![CDATA[Muharrem İnce diyor ki, “Bana kumpas kuruldu&#8230;” Bir de “diyemedikleri” ya da “demek istedikleri” var&#8230; Bunu da, karine yoluyla dediklerinden çıkarıyoruz. Dediği şu: “Bana kumpası Kemal Kılıçdaroğlu kurdu.” Kılıçdaroğlu’na bakarsanız, hiç oralı değil. Gazeteci Talat Atilla’nın imalarına rağmen (aldığı bilgiyi Kemal Kılıçdaroğlu’na doğrulattığını, daha sonra Rahmi Turan’la paylaştığını söylüyor) suskunluğunu koruyor. Peki, Muharrem İnce’nin söyledikleri doğrulanırsa, yani “kumpas”ın arkasındaki ismin Kılıçdaroğlu olduğu ortaya çıkarsa bu “suskunluk” bir “itiraf”la taçlanır mı? Daha doğrusu, Kılıçdaroğlu, “Kusura bakmayın. Yaptım bir iş, yüzüme gözüme bulaştırdım. Türkiye kamuoyundan ve Sayın İnce’den özür diliyorum!” der mi? Çok beklersiniz. Normal insanlar, gaf yaptıklarında ya da başkalarına haksızlık olacak bir beyanda bulunduklarında çıkıp özür dilerler ya da haksızlık ettikleri kişi ve kişiler tarafından “affedilmelerini” talep ederler. Bunlar “normal” insanlar içindir&#8230; Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyoruz&#8230; İftirayı ve “yalan”ı sistematik hale getirmiş, rahatça iftira atabilsin diye kendisi için “iftira fonu” kurulmuş bir adam&#8230; (Cumhurbaşkanı Erdoğan’a milyonu bulan tazminat kaybetti.) Bu adam, aynı zamanda, ana muhalefet partisinin lideri&#8230; Seçim kazanırsa iktidara gelecek, ülkeyi yönetecek&#8230; Gelgelelim, aynı zamanda hakkında söylenebilecek bütün olumsuz sıfatları tüketmiş (çünkü ne söylerseniz söyleyin, artık etki etmiyor), yüzü ve utanması olmayan bir adam&#8230; Kendisi de boş durmuyor tabii&#8230; Sıkıştığında mahkemeye koşuyor. Ülkesi aleyhindeki her kampanyaya balıklama atlıyor (geçen hafta, kredi derecelendirme kuruluşlarının “olumlu” raporlarından sonra devreye girmiş, yabancı yatırımcının Türkiye’de can ve mal güvenliği olmadığını söylemişti); balıklama atlıyor ve bu kampanyalara içerik ve malzeme üretiyor&#8230; Bu durumu “faş” edenleri de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muharrem İnce</strong> diyor ki, <strong>“Bana kumpas kuruldu&#8230;”</strong></p>
<p>Bir de <strong>“diyemedikleri”</strong> ya da <strong>“demek istedikleri”</strong> var&#8230; Bunu da, karine yoluyla dediklerinden çıkarıyoruz.</p>
<p>Dediği şu: <strong>“Bana kumpası Kemal Kılıçdaroğlu kurdu.”</strong></p>
<p>Kılıçdaroğlu’na bakarsanız, hiç oralı değil.</p>
<p>Gazeteci <strong>Talat Atilla</strong>’nın imalarına rağmen <em>(aldığı bilgiyi Kemal Kılıçdaroğlu’na doğrulattığını, daha sonra <strong>Rahmi Turan</strong>’la paylaştığını söylüyor) </em>suskunluğunu koruyor.</p>
<p>Peki, Muharrem İnce’nin söyledikleri doğrulanırsa, yani <strong>“kumpas”</strong>ın arkasındaki ismin Kılıçdaroğlu olduğu ortaya çıkarsa bu <strong>“suskunluk”</strong> bir <strong>“itiraf”</strong>la taçlanır mı?</p>
<p>Daha doğrusu, Kılıçdaroğlu, <strong>“Kusura bakmayın. Yaptım bir iş, yüzüme gözüme bulaştırdım. Türkiye kamuoyundan ve Sayın İnce’den özür diliyorum!” </strong>der mi?</p>
<p>Çok beklersiniz.</p>
<p>Normal insanlar, gaf yaptıklarında ya da başkalarına haksızlık olacak bir beyanda bulunduklarında çıkıp özür dilerler ya da haksızlık ettikleri kişi ve kişiler tarafından <strong>“affedilmelerini”</strong> talep ederler.</p>
<p>Bunlar <strong>“normal”</strong> insanlar içindir&#8230;</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyoruz&#8230;</p>
<p>İftirayı ve <strong>“yalan”</strong>ı sistematik hale getirmiş, rahatça iftira atabilsin diye kendisi için <strong>“iftira fonu”</strong> kurulmuş bir adam&#8230; <em>(Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong>’a milyonu bulan tazminat kaybetti.)</em></p>
<p>Bu adam, aynı zamanda, ana muhalefet partisinin lideri&#8230;</p>
<p>Seçim kazanırsa iktidara gelecek, ülkeyi yönetecek&#8230;</p>
<p>Gelgelelim, aynı zamanda hakkında söylenebilecek bütün olumsuz sıfatları tüketmiş <em>(çünkü ne söylerseniz söyleyin, artık etki etmiyor)</em>, yüzü ve utanması olmayan bir adam&#8230;</p>
<p>Kendisi de boş durmuyor tabii&#8230;</p>
<p>Sıkıştığında mahkemeye koşuyor.</p>
<p>Ülkesi aleyhindeki her kampanyaya balıklama atlıyor <em>(geçen hafta, kredi derecelendirme kuruluşlarının “olumlu” raporlarından sonra devreye girmiş, yabancı yatırımcının <strong>Türkiye’de can ve mal güvenliği olmadığını</strong> söylemişti)</em>; balıklama atlıyor ve bu kampanyalara içerik ve malzeme üretiyor&#8230;</p>
<p>Bu durumu <strong>“faş”</strong> edenleri de mahkemeye veriyor.</p>
<p>Kendisiyle yapılan bir söyleşide, bir soru üzerine, şöyle söylemişti: <strong>“Hayır, bugüne kadar kimseyi mahkemeye vermedim. Hakaret kastı taşıyanlar dâhil&#8230;”</strong></p>
<p>Düpedüz “yalan” söylemişti.</p>
<p>Mesela bu satırların yazarını, <strong>“Neden Türkiye’nin düşmanlarıyla iş tutuyorsunuz Kemal Bey?” </strong>diye sorduğu için, aylarca adliye kapılarında süründürmüştü.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, sadece durumunu faş edenleri değil, tıynetini hatırlatanları da mahkemeye veriyor.</p>
<p>Ki, kişiye şeref kazandırmayacak bir tıynettir bu: Yalancılık.</p>
<p>Bir arkadaşımız <em>(<strong>Hasan Öztürk</strong>)</em>, Kemal Bey’e “yalancı” dediği gerekçesiyle aylarca yargılandı&#8230;</p>
<p>Mahkemece tescil edilmiş ve Kemal Bey’i tanımlayan bir hususiyet oysa bu&#8230; <strong>“Kemal Bey yalan söylüyor”</strong> dediğinizde bu durum o kadar da yadırganmıyor, insanları irkiltmiyor.</p>
<p>Çünkü neredeyse her konuda yalan söylüyor.</p>
<p>Her fırsatta yalan söylüyor.</p>
<p>Bunu <strong>“sistematik”</strong> hale getirmiş durumda&#8230;</p>
<p>Mesela, <strong>“5 günlük askerden darbeci olur mu kardeşim?”</strong> açıklaması.</p>
<p>Hiçbir kayıtta, hiçbir resmî varakada 5 günlük askerin mevkuf bulunduğu yazmıyor&#8230;</p>
<p>Kaldı ki, 5 günlük asker <em>(henüz <strong>“yeminini”</strong> ikmal etmediği için)</em> dış göreve gönderilmez, eline silah verilmez. Askerlik yapmış herkes bilir bunu. Ama Kemal Bey nedense <em>(neden acaba?)</em> yalan söylemeyi tercih ediyor.</p>
<p>Daha da kötüsü, <strong>15 Temmuz</strong> akşamı eline silah verilip dışarı çıkarılanların tamamına yakınının serbest bırakıldığı bilgisini kamuoyundan gizliyor.</p>
<p>Bunu niye yapıyor?</p>
<p>Benim bir cevabım var ama bunu detaya dökemem. Şu hasta halimle mahkemelerle uğraşamam.</p>
<p>Şu kadarını söyleyebilirim:</p>
<p>Görevini yapıyor.</p>
<p>Görevlerinden biri yabancı sermayeyi Türkiye’den kaçırtmaksa, bir diğeri de oluşturduğu Türkiye tablosunu <strong>“yalanlarla”</strong> tahkim etmek!</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/akla-ziyan-bir-adam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kaynakgate&#8217;: Hacı Muharrem&#8217;e kumpası kim kurdu?!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kaynakgate-haci-muharreme-kumpasi-kim-kurdu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kaynakgate-haci-muharreme-kumpasi-kim-kurdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2019 07:49:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem İnce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13102</guid>

					<description><![CDATA[Rahmi Turan: Saray’a yakın çok güvenilir bir haber “kaynağım” bir CHP’linin Erdoğan’la Külliye’de buluştuğunu söyledi. Erdoğan; “CHP’nin başına geç seni desteklerim” demiş… Rahmi Turan (Israr eder): Yazdık, ortalık ayağa kalktı. Saray’a yakın olan “kaynağıma” bir daha sordum ‘haber doğru mu?’ diye. “Yüzde yüz doğru” dedi… Kılıçdaroğlu: Evet, Erdoğan’la görüşen CHP’li haberini biliyorum. “Kaynağı” doğrudur. Ama isim veremem… Gazetecilerden Rahmi Turan’a soru: Kim o siyasetçi?.. “Kaynağın” kim?.. Rahmi Turan: “Kaynağımı” söyleyemem. (Bu arada Muharrem İnce Kılıçdaroğlu’nu arayıp sorar: Oraya giden şeref yoksunu kim?.. “Kaynak” kim?.. Cevap alamaz…) Rahmi Turan (baskılara dayanamaz ve açıklar): Külliye’ye giden Muharrem İnce… Muharrem İnce: Eğer böyle bir görüşme gerçekleştirdiysem ve bununla ilgili bir bilgi belge varsa Taksim’de kendimi yakarım. “Kaynağı” açıklayın! Talat Atilla (durup dururken): Haber “kaynağı” ben değilim. Bunu söyleyenleri mahkemeye vereceğim!.. Rahmi Turan (Külliye’ye yakın!) haber “kaynağını” açıklar: “Talat Atilla” Talat Atilla: Evet “kaynak” benim. Bu haberi Kılıçdaroğlu’na doğrulattım! Benim de bir “kaynağım” var ama. “Kaynağım” CHP’li. Şimdi, Kemal Beyin ve doğrulattığım CHP’li “kaynağın” konuşmasını bekliyorum… Kılıçdaroğlu: CHP örgütlerine yönelik ciddi kumpaslar var. Kim kime sandalye, yumruk atarsa yakasından tutup dışarı atın. Erdoğan’a çağrım var. Televizyonda tartışmak istiyorum!?!.. “Kaynak”?! Rahmi Turan: Allah cezanı versin Talat Atilla. Sana güvendik!.. Nasıl “kaynak”mışsın?.. Muharrem İnce: Bu kumpası &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahmi Turan: Saray’a yakın çok güvenilir bir haber “kaynağım” bir CHP’linin Erdoğan’la Külliye’de buluştuğunu söyledi. Erdoğan; “CHP’nin başına geç seni desteklerim” demiş…</p>
<p>Rahmi Turan (Israr eder): Yazdık, ortalık ayağa kalktı. Saray’a yakın olan “kaynağıma” bir daha sordum ‘haber doğru mu?’ diye. “Yüzde yüz doğru” dedi…</p>
<p>Kılıçdaroğlu: Evet, Erdoğan’la görüşen CHP’li haberini biliyorum. “Kaynağı” doğrudur. Ama isim veremem…</p>
<p>Gazetecilerden Rahmi Turan’a soru: Kim o siyasetçi?.. “Kaynağın” kim?..</p>
<p>Rahmi Turan: “Kaynağımı” söyleyemem.</p>
<p>(Bu arada Muharrem İnce Kılıçdaroğlu’nu arayıp sorar: Oraya giden şeref yoksunu kim?.. “Kaynak” kim?.. Cevap alamaz…)</p>
<p>Rahmi Turan (baskılara dayanamaz ve açıklar): Külliye’ye giden Muharrem İnce…</p>
<p>Muharrem İnce: Eğer böyle bir görüşme gerçekleştirdiysem ve bununla ilgili bir bilgi belge varsa Taksim’de kendimi yakarım. “Kaynağı” açıklayın!</p>
<p>Talat Atilla (durup dururken): Haber “kaynağı” ben değilim. Bunu söyleyenleri mahkemeye vereceğim!..</p>
<p>Rahmi Turan (Külliye’ye yakın!) haber “kaynağını” açıklar: “Talat Atilla”</p>
<p>Talat Atilla: Evet “kaynak” benim. Bu haberi Kılıçdaroğlu’na doğrulattım! Benim de bir “kaynağım” var ama. “Kaynağım” CHP’li. Şimdi, Kemal Beyin ve doğrulattığım CHP’li “kaynağın” konuşmasını bekliyorum…</p>
<p>Kılıçdaroğlu: CHP örgütlerine yönelik ciddi kumpaslar var. Kim kime sandalye, yumruk atarsa yakasından tutup dışarı atın. Erdoğan’a çağrım var. Televizyonda tartışmak istiyorum!?!.. “Kaynak”?!</p>
<p>Rahmi Turan: Allah cezanı versin Talat Atilla. Sana güvendik!.. Nasıl “kaynak”mışsın?..</p>
<p>Muharrem İnce: Bu kumpası bana, CHP içindeki çete kurdu. Yazın aynı teknede tatil yaptılar. Kumpasın “kaynağı” onlar.</p>
<p>Talat Atilla: Kılıçdaroğlu’ndan açıklama bekliyorum. Konuşmazsa konuşacağım.</p>
<p>Kılıçdaroğlu: …???</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Velhasıl ‘kaynak kim’ hâlâ öğrenemedik arkadaşlar…</p>
<p>Sizin de bildiğiniz bir kaynak varsa, lütfen bildiriniz!..</p>
<p>Hikmet Genç/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kaynakgate-haci-muharreme-kumpasi-kim-kurdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP’nin “İnce” Bir Yanı Yok, Kendinizi Aldatmayın!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chpnin-ince-bir-yani-yok-kendinizi-aldatmayin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chpnin-ince-bir-yani-yok-kendinizi-aldatmayin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2019 11:55:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Haşmet babaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem İnce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9135</guid>

					<description><![CDATA[Görüyorsunuz&#8230; Kılıçdaroğlu&#8217;nun &#8220;başarı hikayesi yok&#8221; açıklamasının üzerinden on gün geçti. Muharrem İnce çıkıp &#8220;ne ilgisi var?&#8220; diye sordu mu? Hayır! &#8220;Eylül&#8217;den beri açıklıyorum, teşkilat içinde eğilim yoklaması yapılırsa İstanbul&#8217;a aday olurum demiştim, teklifim kabul edilmedi, ben de aday olmadım&#8221; dedi mi? Hayır! &#8220;Genel Başkanla görüşmelerimde başarı hikayesi konusu hiç gündeme gelmedi&#8221; dedi mi? Hayır! Oysa siyaseti takip edenler bunların konuşulduğunu biliyor. Peki ne oldu? Üç gün kadar sustu İnce. Sonra dili açıldı. Patatesten patlıcana, her konuda konuşuyor. Ama kamuoyunun ondan açıklama beklediği konuda çıtı çıkmıyor. Bazıları &#8220;1 Nisan&#8217;ı bekliyor, hesabını o zaman görecek&#8221; diyormuş. İnanır mıyız? Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasındaki suskunluğu nedeniyle açıklama bekleyen seçmenine &#8220;şizofrenler&#8221; diyen İnce, 1 Nisan&#8217;da ondan harekete geçmesini bekleyenlere ne der acaba? ***Geçen gün Mansur Yavaş&#8217;ın önceki yerel seçimde yaşadığı yenilgi karşısında mızıkçılık yaptığına değinirken Mehmet Özhaseki doğru tutum olarak Muharrem İnce&#8217;yi göstermiş; &#8220;İnce yiğitçıktı, adam kazandı, dedi geçti&#8221; demiş. Yanlış oysa! Olaylara üstünkörü bakıyor, sonra aklımızda kalanı gerçek sanıyoruz. İnce bu açıklamayı kamuoyuna yapmadı, bir gazeteciye özel mesajında böyle yazdı. &#8220;Gel bakalım Muharrem&#8220;den en fazla bu kadarı çıkardı zaten. Nitekim gazeteci İsmail Küçükkaya bu ifadeyi kamuoyuna açınca, İnce&#8217;den şöyle bir açıklama geldi: &#8220;Haber yapacağını düşünmemiştim, demek ki gazetecilerle dostluk yaparken dikkatli olmak gerekiyormuş.&#8221; Söyleyin&#8230; Bu mudur, yiğitlik? ***Şuna net olarak inanıyorum&#8230; CHP&#8217;lilerin içine sürüklendikleri hipnotik ruh halini ve kişilik problemlerini hâlâ anlamamış olanlar varsa&#8230; Anlamak için Muharrem İnce&#8217;ye bakmalılar! Daha geçen gün burada &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Görüyorsunuz&#8230;<br />
Kılıçdaroğlu&#8217;nun &#8220;<b>başarı hikayesi</b> <b>yok</b>&#8221; açıklamasının üzerinden on gün geçti.<br />
<b>Muharrem</b><b> </b><b>İnce </b>çıkıp &#8220;<b>ne</b><b> </b><b>ilgisi var?</b>&#8220;<b> </b>diye sordu mu? Hayır!<br />
&#8220;Eylül&#8217;den beri açıklıyorum, teşkilat içinde eğilim yoklaması yapılırsa İstanbul&#8217;a aday olurum demiştim, teklifim kabul edilmedi, ben de aday olmadım&#8221; dedi mi?<br />
Hayır!<br />
&#8220;Genel Başkanla görüşmelerimde başarı hikayesi konusu hiç gündeme gelmedi&#8221; dedi mi? Hayır!<br />
Oysa siyaseti takip edenler bunların konuşulduğunu biliyor.<br />
Peki ne oldu?<br />
Üç gün kadar sustu İnce.<br />
Sonra dili açıldı.<br />
<b>Patatesten patlıcana,</b><b> </b><b>her konuda konuşuyor.</b><br />
<b>Ama kamuoyunun</b><b> </b><b>ondan açıklama</b><b> </b><b>beklediği konuda</b><b> </b><b>çıtı çıkmıyor.</b><br />
Bazıları &#8220;1 Nisan&#8217;ı bekliyor, hesabını o zaman görecek&#8221; diyormuş.<br />
İnanır mıyız?<br />
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasındaki suskunluğu nedeniyle açıklama bekleyen seçmenine &#8220;<b>şizofrenler&#8221; </b>diyen İnce, 1 Nisan&#8217;da ondan harekete geçmesini bekleyenlere ne der acaba?</p>
<p><center><b>***</b></center>Geçen gün Mansur Yavaş&#8217;ın önceki yerel seçimde yaşadığı yenilgi karşısında mızıkçılık yaptığına değinirken <b>Mehmet</b> <b>Özhaseki </b>doğru tutum olarak Muharrem İnce&#8217;yi göstermiş; &#8220;<b>İnce yiğit</b><b>çıktı, adam kazandı,</b> <b>dedi geçti&#8221; </b>demiş.<br />
<b>Yanlış oysa!</b><br />
Olaylara üstünkörü bakıyor, sonra aklımızda kalanı gerçek sanıyoruz.<br />
İnce bu açıklamayı kamuoyuna yapmadı, bir gazeteciye özel mesajında böyle yazdı.<br />
<b>&#8220;Gel</b><b> </b><b>bakalım</b><b> </b><b>Muharrem</b>&#8220;den en fazla<b> </b>bu kadarı çıkardı zaten.<br />
Nitekim gazeteci İsmail Küçükkaya bu ifadeyi kamuoyuna açınca, İnce&#8217;den şöyle bir açıklama geldi: &#8220;Haber yapacağını düşünmemiştim, demek ki gazetecilerle dostluk yaparken dikkatli olmak gerekiyormuş.&#8221;<br />
Söyleyin&#8230;<br />
Bu mudur, yiğitlik?</p>
<p><center><b>***</b></center>Şuna net olarak inanıyorum&#8230;<br />
<b>CHP&#8217;lilerin içine</b><b> </b><b>sürüklendikleri hipnotik</b><b> </b><b>ruh halini ve kişilik</b><b> </b><b>problemlerini </b>hâlâ<b> </b>anlamamış olanlar<b> </b>varsa&#8230;<br />
<b>Anlamak</b><b> </b><b>için</b><b> </b><b>Muharrem</b><b> </b><b>İnce&#8217;ye</b><b> </b><b>bakmalılar!</b><br />
Daha geçen gün burada yazdıklarımı hatırlarsınız&#8230;<br />
Muharrem İnce&#8217;nin dert etmediği şeyi ben niye dert edeyim, demiştim.<br />
Ve özellikle vurgulamıştım.<br />
Kılıçdaroğlu&#8217;na takılmayı, eğlenmeyi, espriyi artık bırakın!<br />
Seçmen tabanının zihnini iyice <b>&#8220;boşaltan&#8221;</b> Kılıçdaroğlu ve partisinin yaptığı hamlelerin bir <b>milli güvenlik meselesi</b>ne dönüşmesi çok ciddi bir meseledir.</p>
<p>Haşmet Babaoğlu/Sabah</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chpnin-ince-bir-yani-yok-kendinizi-aldatmayin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;CHP&#8217;li Aday İstanbul&#8217;da Kazanamaz&#8221;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chpli-aday-istanbulda-kazanamaz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chpli-aday-istanbulda-kazanamaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Oct 2018 14:00:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem İnce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=3686</guid>

					<description><![CDATA[CHP, kendi tabanı sevdiği ve benimsediği için değil kendi düşüncesindeki her hangi bir adayın kazanma ihtimali bulunmadığı için Abdüllatif Şener’i tartışıyor. Tıpkı ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde kökten CHP’li bir aday yerine muhafazakar  Ekmeleddin İhsanoğlu’nu tercih ettiği gibi ve tıpkı son seçimde Abdullah Gül üzerinde çalıştığı gibi şimdi de Abdüllatif Şener’i tartışıyor. Resul Tosun konuyu bugün köşesine taşıdı: İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır Yerel seçimler yaklaşıyor. Partilerde aday belirleme hazırlıkları devam ediyor. Bu arada özellikle İstanbul büyükşehir adaylığı ve muhtemel adaylar tartışılıyor. İstanbul adayının tartışılması da haklı olarak ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’ mottosuna dayanıyor. Doğrudur Ankara resmi başkenttir ama bu ülkenin fiili başkenti İstanbul’dur. Türkiye’nin en ücra köyüne kadar bütün ülkeyi etkileyecek tek şehir İstanbul’dur. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır, kaybeden Türkiye’yi kaybeder. ***  İstanbul’da şu anda AK Partili bir başkan var. Daha doğrusu İstanbul 1994 yılından beri Erdoğan’nın karizmasıyla kazanılan bir şehirdir. Erdoğan’dan sonra gelen adaylar Erdoğan’ın adayı olduğu için kazanmışlardır. O yüzden İstanbul’da aday olacak muhalefet adaylarının hedefinde Erdoğan vardır. Muhalefet çevreleri İstanbul’a getirecekleri hizmet projeleriyle değil Erdoğan’ı mağlup etme dürtüsüyle hareket etmektedirler. Bu düşüncelerini hiç de gizlemiyorlar. ***  Tıpkı cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi İstanbul büyükşehir belediye başkanlığında da şimdiden ittifak arayışları tartışılıyor. Son bomba CHP’nin İstanbul için Abdullatif Şener’i düşündüğü istikametinde. Dün Ahmet Kekeç kendi üslubuyla Şener’den bahsetti. Ben Levanten dükkanındaki besmele levhasından farksız bir konumda olmayan ve Erdoğan’a muhalefetiyle temayüz eden Şener’den bahsetmeyeceğim. ***  Ben Şener’in gündeme gelmesinin perde arkasındaki gerçeği önemsiyorum. CHP, kendi tabanı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>CHP,</b> kendi tabanı sevdiği ve benimsediği için değil kendi düşüncesindeki her hangi bir adayın kazanma ihtimali bulunmadığı için Abdüllatif Şener’i tartışıyor. Tıpkı ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde kökten CHP’li bir aday yerine muhafazakar  Ekmeleddin <b>İhsanoğlu</b>’nu tercih ettiği gibi ve tıpkı son seçimde <b>Abdullah Gül</b> üzerinde çalıştığı gibi şimdi de Abdüllatif <b>Şener’</b>i tartışıyor.</p>
<p>Resul Tosun konuyu bugün köşesine taşıdı:</p>
<p><strong>İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır</strong></p>
<p>Yerel seçimler yaklaşıyor. Partilerde aday belirleme hazırlıkları devam ediyor.</p>
<p>Bu arada özellikle <b>İstanbul büyükşehir adaylığı</b> ve muhtemel adaylar tartışılıyor.</p>
<p>İstanbul adayının tartışılması da haklı olarak <b>‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’ </b>mottosuna dayanıyor.</p>
<p>Doğrudur <b>Ankara resmi başkenttir</b> ama bu ülkenin <b>fiili başkenti İstanbul’dur.</b></p>
<p><b>Türkiye</b>’nin en ücra köyüne kadar bütün ülkeyi etkileyecek tek şehir İstanbul’dur.</p>
<p>İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır, <b>kaybeden Türkiye’yi kaybeder.</b></p>
<p align="center"><b>*** </b></p>
<p>İstanbul’da şu anda <b>AK Partili</b> bir başkan var.</p>
<p>Daha doğrusu İstanbul 1994 yılından beri <b>Erdoğan’nın karizmasıyla</b> kazanılan bir şehirdir. Erdoğan’dan sonra gelen adaylar Erdoğan’ın adayı olduğu için kazanmışlardır.</p>
<p>O yüzden İstanbul’da aday olacak <b>muhalefet</b> adaylarının hedefinde <b>Erdoğan vardır.</b></p>
<p>Muhalefet çevreleri İstanbul’a getirecekleri hizmet projeleriyle değil <b>Erdoğan’ı mağlup etme dürtüsüyle</b> hareket etmektedirler.</p>
<p>Bu düşüncelerini hiç de gizlemiyorlar.</p>
<p align="center"><b>*** </b></p>
<p>Tıpkı cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi İstanbul büyükşehir belediye başkanlığında da şimdiden ittifak arayışları tartışılıyor.</p>
<p>Son bomba CHP’nin İstanbul için <b>Abdullatif Şener’i</b> düşündüğü istikametinde.</p>
<p>Dün <b>Ahmet Kekeç</b> kendi üslubuyla Şener’den bahsetti.</p>
<p>Ben <b>Levanten dükkanındaki besmele levhasından farksız bir konumda olmayan ve Erdoğan’a muhalefetiyle temayüz eden Şener’den</b> bahsetmeyeceğim.</p>
<p align="center"><b>*** </b></p>
<p>Ben <b>Şener</b>’in gündeme gelmesinin perde arkasındaki gerçeği önemsiyorum.</p>
<p><b>CHP,</b> kendi tabanı sevdiği ve benimsediği için değil kendi düşüncesindeki her hangi bir adayın kazanma ihtimali bulunmadığı için <b>Şener’i tartışıyor</b>.</p>
<p>Tıpkı ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde kökten CHP’li bir aday yerine muhafazakar  <b>İhsanoğlu</b>’nu tercih ettiği gibi ve tıpkı son seçimde <b>Abdullah Gül</b> üzerinde çalıştığı gibi şimdi de <b>Şener’</b>i tartışıyor.</p>
<p>Bunun anlamı şudur: <b>Bu ülkede artık kökten CHP’li bir adayın büyük seçim kazanması mümkün değildir!</b></p>
<p align="center"><b>*** </b></p>
<p>Çünkü bu millet yüzde seksenlere varan bir oranda muhafazakar bir millettir.</p>
<p><b>CHP’</b>nin 90 senedir bu millete dayattığı <b>düşünce maya tutmamıştır.</b></p>
<p><b>Bu milletin çimentosu</b> CHP’nin seslendirdiği düşünce değil, ruh kökündeki <b>imandır, İslam’dır.</b></p>
<p>CHP’nin büyük seçimler için sürekli muhafazakar aday &#8211;<b>İhsanoğlu, Gül, Yavaş, Şener</b>&#8211; arama gayreti <b>CHP düşüncesinin iflas ettiğini itiraf</b> anlamına gelir.</p>
<p>Gerçek budur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chpli-aday-istanbulda-kazanamaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemal Bey Uzatmaları Oynuyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kemal-bey-uzatmalari-oynuyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kemal-bey-uzatmalari-oynuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Zengin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 21:51:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem İnce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2493</guid>

					<description><![CDATA[CHP’nin sorunu ‘teşhis’te değil, ‘tedavi’ aşamasında ortaya çıkıyor. Hastalık da ilaç da nice zamandır biliniyor. Sıkıntı, bu parti bu ilâcı neden içmez, tedaviyi neden kabul etmez sorusunda düğümleniyor. CHP ile ilgili en doğru tespiti o partiyle senelerce haşır neşir olmuş, o kadrolarla birlikte çalışmış, partiyi girdiği çıkmazdan kurtarma gayretlerine destek vermiş ama sonunda pes etmiş sosyal demokrat kökenli bir akademisyen yapmıştı: “Bu partinin bir kurtuluşu yoktur. O ideolojik çekirdek, o partiyi ne ondurur ne kondurur. CHP meselesini zaman içinde tarih çözecektir.” Adı, CHP ile anılan Bülent Ecevit gibi karizmatik bir siyasetçi bile o ideolojik çekirdeği kıramayacağını görmüş, partiyi kalıcı şekilde dönüştüremeyeceği kanaatine varınca 12 Eylül’den sonra sonu gelmeyen ısrarlara rağmen bir daha CHP’ye dönmemiş, gidip Demokratik Sol Parti adıyla yeni bir parti kurmuştu. ‘CHP Nasıl Kurtulur?’ Meşrutiyet devirlerinde meşhur, ‘İslâm, terakkiye mâni mi” sorusu vardı, yeni zamanların sorusu ise ‘CHP nasıl kurtulur?’ (Zamanın münevverleri birincinin cevabını doğru düzgün verebilmiş olsalardı belki de bugün ikincisiyle meşgul olmayabilirdik.) ‘CHP Nasıl Kurtulur’ sorusu, çok partili hayatımızda neredeyse CHP’nin kendisi kadar eskidir. Çarpıcı bir örnek şudur: 1960’ların başında CHP’nin önde gelen isimlerinden Turan Güneş, YÖN dergisinde yazdığı yazılarla ‘CHP nasıl kurtulur?’ sorusuna cevap ararken bundan kırk yıl sonra oğlu Hurşit Güneş de aynı sorunun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP’nin sorunu ‘teşhis’te değil, ‘tedavi’ aşamasında ortaya çıkıyor. Hastalık da ilaç da nice zamandır biliniyor. Sıkıntı, bu parti bu ilâcı neden içmez, tedaviyi neden kabul etmez sorusunda düğümleniyor.</strong></p>
<p>CHP ile ilgili en doğru tespiti o partiyle senelerce haşır neşir olmuş, o kadrolarla birlikte çalışmış, partiyi girdiği çıkmazdan kurtarma gayretlerine destek vermiş ama sonunda pes etmiş sosyal demokrat kökenli bir akademisyen yapmıştı: “Bu partinin bir kurtuluşu yoktur. O ideolojik çekirdek, o partiyi ne ondurur ne kondurur. CHP meselesini zaman içinde tarih çözecektir.” Adı, CHP ile anılan Bülent Ecevit gibi karizmatik bir siyasetçi bile o ideolojik çekirdeği kıramayacağını görmüş, partiyi kalıcı şekilde dönüştüremeyeceği kanaatine varınca 12 Eylül’den sonra sonu gelmeyen ısrarlara rağmen bir daha CHP’ye dönmemiş, gidip Demokratik Sol Parti adıyla yeni bir parti kurmuştu.</p>
<p><strong>‘CHP Nasıl Kurtulur?’</strong></p>
<p>Meşrutiyet devirlerinde meşhur, ‘İslâm, terakkiye mâni mi” sorusu vardı, yeni zamanların sorusu ise ‘CHP nasıl kurtulur?’ (Zamanın münevverleri birincinin cevabını doğru düzgün verebilmiş olsalardı belki de bugün ikincisiyle meşgul olmayabilirdik.)</p>
<p>‘CHP Nasıl Kurtulur’ sorusu, çok partili hayatımızda neredeyse CHP’nin kendisi kadar eskidir. Çarpıcı bir örnek şudur: 1960’ların başında CHP’nin önde gelen isimlerinden Turan Güneş, YÖN dergisinde yazdığı yazılarla ‘CHP nasıl kurtulur?’ sorusuna cevap ararken bundan kırk yıl sonra oğlu Hurşit Güneş de aynı sorunun etrafında bir kitap yazıyordu. İşin garibi, 1960’larda Turan Güneş’in tespitleri ile 2000’li yıllarda oğlunun tespitleri hemen hemen aynıdır. Daha pek çok yazarçizer, siyasetçi ve akademisyen CHP’deki sorunu doğru tespit etmiştir. Bu partinin bir ‘devlet partisi’ olarak doğuşu, jakoben ve elitist kimliği, toplumu değil devleti öncelemesi, parti elitlerinin halka tepeden bakışı, ‘oligarşik yapının sözcülüğünü yapması’ vs.</p>
<p>CHP’nin sorunu ‘teşhis’te değil, ‘tedavi’ aşamasında ortaya çıkıyor. Hastalık da ilaç da nice zamandır biliniyor. Sıkıntı, bu parti bu ilâcı neden içmez, tedaviyi neden kabul etmez sorusunda düğümleniyor. CHP bu haliyle halkın ancak belli bir coğrafyadaki dar bir kesiminden, o da ümit vadettiği için değil, yaşam tarzı endişeleri için bir güvence olarak görüldüğü için oy alabiliyor.</p>
<p><strong>Sorun Liderlik mi?</strong></p>
<p>CHP’ye, hastalığını tedavi edecek ilâcı içerecek bir lidere, o lideri destekleyecek nitelikli kadrolara, o lider ile kadroya yön verecek bir yol haritasına ve yenilikçi bir parti programına ihtiyaç var. Yani lider-kadro-program şeklinde ‘üçayaklı bir çıkış stratejisi’ gerekiyor.</p>
<p>Bu programın mevcut Türkiye şartlarında üzerinde yükseleceği iki sütun ise özgürlük ve adalet arayışı olmalı. Türkiye’nin dün olduğu gibi bugün de temel ihtiyacı, doğru ekonomi politikalarıyla desteklenmiş olan özgürlük ve adalet arayışıdır. Lider en önemli ayaktır, zira Türkiye, ‘karizmatik liderler ülkesi’dir. Türkiye’de siyasetin çok partili dönemini, beş adam üzerinden anlatabilirsiniz: Sağda Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan; solda ise Bülent Ecevit.</p>
<p>CHP’yi ayağa kaldıracak olan da ‘doğru liderlik’tir. Bir ‘lider’ çıkar, bu çelik çekirdeği kırar ve partiyi büyük kitlelere açar. Bülent Ecevit liderliğindeki CHP bunu, 1973-1977 seçimlerinde başardı. Çok partili hayata geçişten sonra %33’e ulaşarak, ilk kez seçim yarışını sağ partilerin önünde bitirdi. Bir sonraki seçimde de oylarını yüzde 41’e çıkartmayı başardı.</p>
<p><strong>Yamalı Bohça</strong></p>
<p>CHP içindeki arayışlar deyince, ‘Kuruluş kodlarına’ dönmekten bahsedenleri de partinin daha ideolojik bir zemine oturmasını arzulayanları da görüyoruz. Herkes kendi kafasına göre bir CHP istiyor. Bir derneğe, örgüte üye olması gerekenler nasıl olmuşsa gelip Türkiye’yi yönetmeye aday bir partiye girmiş, bu kesimler şimdi de partinin, kendi dar görüşlerine göre şekillenmesini istiyor. Bunlar kendilerine ‘sol kanat, ‘Kemalist’, ‘Özgürlükçü sol’ benzeri isimler vermiş olsa da nihayet partiyi dernek kalıbına dökmeye niyetliler. Bunlara ek olarak -veya bunların arasında &#8211; pekâlâ HDP’de siyaset yapması gereken isimler de var.</p>
<p>Bunların karşısında ise parti yönetimini ele geçirmiş, küçük olsun bizim olsun mantığıyla hareket eden, herhangi bir değişimde koltuğunu kaybedeceğinden korkan, CHP’nin bu ‘canlı cenaze’ halinden rahatsızlık duymayan eyyamcı kadroları görüyoruz. Bugün kurultay talep edenler, aynaya bakmadan ‘partide koltuk sevdalıları var’ diye konuşan isimler bunlar. Muharrem İnce ise bu odakların dışında bir çizgiyi temsil ediyordu. Dolayısıyla ne parti içindeki iktidar sahipleri ne de öteki ‘muhalifler’ onu sevdi.</p>
<p><strong>Muharrem İnce Farkı</strong></p>
<p>Muharrem İnce bu canlı cenazeyi uyandırmak, biraz kıpırdatabilmek, hatta ayağa kaldırabilmek için senelerdir çırpınan bir isim olarak zaten kamuoyunun gözünün önündeydi. Ancak 24 Haziran’a kadar sahne alma şansını hiç yakalayamamıştı. Projektörler üzerine çevrildiğinde hem CHP seçmeni hem de CHP dışındaki seçmen uzun yıllar sonra ilk kez bu partinin içinden çıkmış sahici bir siyasetçi performansıyla karşılaştı. Muharrem İnce farkını görebildiğiniz noktaları sıralayalım: Birincisi, siyasetçi taklidi yapmayan hem partinin hem hayatın içinden çıkıp gelmiş sahici bir siyasetçi gördük. Samimi ve inandırıcı bir üslûpla konuşuyor, insanlara dokunabiliyor, onları ikna edebiliyordu. Hatta genel başkanın söylediği şeylerin aynıları bile İnce’nin ağzında ötekindeki gibi eğreti durmuyordu.</p>
<p>İkincisi, yeni şeyler söylüyordu. Kamuda başörtüsünden Kürt meselesine kadar parti yönetiminden o güne kadar pek duymadığımız şeyler telaffuz ediyor, özgürlükçü bir dil kullanıyordu.</p>
<p>Üçüncüsü, ‘iktidar talebi’yle ilgiliydi. Muharrem İnce gerçekten iktidar istediğine, yönetmek istediğine insanları inandırdı. Etyen Mahçupyan, ‘Kaybedenler Kulübü’ kitabında, CHP hakkında şöyle bir tespitte bulunmuştu: “CHP, kendisinden siyaset yapması beklenmeyen ama AK Parti’yi siyasetin dışına itmesi beklenen bir parti…”</p>
<p>Muharrem İnce, işte siyaset yapmadan AK Parti’nin sırtının yere getirilemeyeceğini fark eden bu bilinçle konuşan bir CHP’liydi.</p>
<p>Dördüncü fark, siyasette CHP’nin yerine bakışla ilgiliydi.</p>
<p>Türkiye’nin kutuplaşma sorununun bir ayağında Erdoğan’ın bu stratejiyle safları sıkılaştırma politikası varsa öteki ayağında CHP’nin vizyonsuz liderliği vardı. Erdoğan bunu, oyunu %50 ve üzeri bir tabana oturtmak için yapıyordu. Kılıçdaroğlu ise aynı yola %25’in altına düşmemek için giriyordu. Çünkü CHP yönetimin zaten daha yukarılara çıkabilmek gibi bir beklentisi yoktu, hedefi %25’in altına düşmemekti.</p>
<p>Muharrem İnce, bu mutabakatı kabul etmedi, %25’e razı olmayacağını açıkça gösterdi. Muharrem İnce’nin, Erdoğan ile mücadele etmeye niyeti ve mücadele edebileceğine inancı vardı. %25’lerin çok üzerinde oy alabileceğine samimiyetle inanmış görünüyordu, bunun için mücadele etti ve amacına ulaştı.</p>
<p>Beşinci farkı, bozgunculuğa, oyunbozanlığa, çamura yatma siyasetine prim vermemesiydi. Seçim gecesi çamura yatmaya kalkmayıp ‘adam kazandı’ diyebilmesi, bu partide Deniz Baykal ve Kılıçdaroğlu yıllarında görmeye alışık olmadığımız bir tavır. Bu tavrın o gece, seçim yenilgisinin belli olmasından sonra çamura yatmaya hazırlanan ‘etraf’ı da çoğu sosyal medyada mevzilenmiş parti militanlarını da rahatsız etti. Ancak bu tavır siyasette, Muharrem İnce’nin artı hanesine yazılmıştır.</p>
<p>Seçim sonrası Erdoğan’ı tebrik etmesi, bunu izah ederken ‘Erdoğan’a oy vermiş 26 milyon insanın bir hatırı yok mu? Ben yarın bu insanlardan oy isteyeceğim’ demesi, takdir edilmesi gereken bir tavırdır. Bu olgun tavırla seçimin ertesi günü, ‘Diktatörün nesini tebrik edeceğim!’ diye konuşabilen, seçimden sonraki ilk grup toplantısında seçimin meşruiyeti üzerinde tartışma yaratmaya kalkan Kılıçdaroğlu’nun tavrını karşılaştırın. İkisi arasındaki fark, partiyle aday arasındaki dört milyon farkı izah etmeye yeter.</p>
<p><strong>Aday Oyu- Parti Oyu Farkı</strong></p>
<p>Partiyle adayın aldığı oyların arasındaki farka değinirken bir gerçeğin altını çizelim: Muharrem İnce, partisinden daha çok oy almasının önemli bir sebebi, meydanlarda partisinin görüşlerini değil, kendi görüşlerini seslendirmiş olmasıydı. Habertürk’teki söyleşisinde, “Görüşlerimin partide iktidara gelmesi, bunların partinin görüşleri olmasını istiyorum” diyerek açıkça söyledi. Muharrem İnce, kampanya süresince partisinin bazı yanlış politikalarından kendisini ayrıştırabilmeyi başardı. Partisinin görüşlerinden uzaklaştığı her konuda oylarını artırabildi. Partisinin görüşleriyle paralel çizgide olduğu konularda ise yerinde saydı.</p>
<p><strong>%35’e Ulaşabilir miydi?</strong></p>
<p>%35 gerek bugün için gerekse 51 günlük bir kampanyayla erişilmesi kolay bir hedef değildir ama İnce, bazı hassas konularda daha doğru bir dil tutturabilseydi, aldığı oyun üzerine çıkabilirdi. %35’lere doğru gidebilmenin yolu, ‘apolet tartışmasını uzatmamak’tan ya da ‘vakit kalmadığı için 8-10 ile daha gidebilmekten’ geçmiyordu.</p>
<p>Evet, Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’ndan farklı olarak ‘öteki mahallelere’ de hitap edebilen bir isim ama bunu vesayet ve dış politika gibi iki can alıcı alanda yeterince yapmadı, hatta hiç yapmadı.</p>
<p>Muharrem İnce’nin 27 Nisan muhtırası, Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararı, Yargıtay Başsavcılığı’nın AK Parti’ye açtığı kapatma davası gibi hukuksuzluklara haksızlıklara bir itirazını duymadık. Bunları onayladığı için mi ses çıkartmadı? Zannetmiyoruz ama itirazı yükseltme cesaretini de göstermeliydi.</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bu tür özeleştiriler bekleyen yok ama bunlar Muharrem İnce’ye yakışırdı. Ayrıca dış politikanın, Türkiye’deki seçmenin, bilhassa AK Parti seçmeninin zihin ve duygu dünyasındaki yerini doğru algıladığını düşünmüyorum. 15 Temmuz darbesinin, Fetullah Gülen’e kucak açan, PKK’ya beş bin TIR silah veren bir Amerika gerçeğinin bu toplumda yarattığı öfke seline hitap eden bir dil kullanamadı. Genel başkanı gibi, bu konularda rakip aktörlerin söylemini kullanmadı ama toplumun büyük kesimlerine güven verecek tutarlı bir duruş da sergileyemedi. Bu sebeple Türkiye’yi kuşatan irili ufaklı şer odaklarına karşı Türkiye’yi savunma tekeli, Erdoğan’ın elinde kaldı.</p>
<p><strong>Kurultayı Şimdi İsteme Partiyi Böler mi?</strong></p>
<p>Muharrem İnce’nin, partisinden sekiz puan yukarıda oy almış olması, Tayyip Erdoğan’ı mutlaka rahatsız etmiştir. Ancak galiba Erdoğan’dan daha fazla CHP içindeki kadroları rahatsız etti.</p>
<p>Kılıçdaroğlu yönetimi, kurultayı toplamamak için direniyor. Bahane hazır: Yerel seçimler yaklaşırken kurultay arayışlarıyla partiyi karıştırmayalım. Aslında zımnen söyledikleri şudur: “Yaklaşan yerel seçimlerde belediye başkan adaylarını yine biz belirleyelim. Seçimi zaten kaybedeceğiz, ama kazandığımız birkaç yerde belediye başkanları bizim adamlarımız olsun.”</p>
<p>Türkiye genelinde seçimi kaybetseler de Ankara’da Çankaya’yı; İstanbul’da Kadıköy’ü, Beşiktaş’ı İzmir’de Büyükşehir ‘i Konak’ı vs kazanacaklarını biliyor ya, yeter! Zaten Hazine yardımı akıyor. Salı günleri Meclis’te Tayyip Erdoğan’a hakaret etmek serbest, üstelik haber kanalları bu konuşmayı canlı yayınlarken yapma imkânı var. Böylece tabana da nasıl aslanlar gibi muhalefet yaptığımız göstermiş oluyoruz. Muharrem Bey, partiden dört milyon fazla oy aldı diye şimdi bu düzene çomak sokması revâ mı?</p>
<p>CHP, hakikaten hayattan hiçbir şey öğrenmeyen, ne büyüyen ne küçülen, içindeki arayışlara da dışarıdan gelen telkinlere de sağır, ruhsuz, donmuş bir canlı cenaze veya garip bir siyasal organizma olarak orada öylece duruyor. Bu haliyle bile %20-25’lik oy tabanını tuttuğu için de dışarıdaki yeni sol arayışların da önünü tıkama vazifesi görüyor.</p>
<p><strong>Direnebilmesi Siyasetin Kanununa Aykırı</strong></p>
<p>Bülent Ecevit, paşa torunu, Robert Kolej mezunu, Hint şairlerinden çeviriler yapan bir entelektüeldi. Öyle olduğu halde bu millet Ecevit’e, ‘Karaoğlan’ demiş, dağlara taşlara onun adını yazmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu ise Tunceli’nin Hozat’ında yoksul bir babanın oğlu olarak doğmuş, sıkıntılar içinde okumuş, dibine kadar bir Anadolu çocuğu olmasına rağmen büyük seçmen kitlelerinin ne yüreğine ne kafasına seslenebildi.</p>
<p>Türk seçmeni Muharrem İnce’de bir ışık gördü. Muharrem Bey’den bir ‘Karaoğlan’ çıkmayabilir, hatta gücü, Türkiye’nin sorunlarını çözmeye yetmeyebilir ama CHP’nin sorunlarını pekâlâ çözebileceğini gördük.</p>
<p>Millet belki Muharrem Bey’i, Ecevit’e yaptığı gibi başına taç etmez ama ona Kemal Bey’e durduğu gibi mesafeli durmayacağını gösterdi. Kurultay, yerel seçimden ister önce ister sonra toplansın, 24 Haziran’dan sonra Kılıçdaroğlu için artık siyasette bir manevra alanı kalmamıştır. Kemal Bey koltuğunda oturmaya devam etse bile toplumsal meşruiyetini kaybetmiştir.</p>
<p>Muharrem İnce mayası toplumda tutmuştur, toplum ona bir şans vermiştir. Dokuz seçim kaybetmiş, onuncuyu da kaybedeceği bugünden belli bir Kemal Bey’in buna direnebilmesi, siyasetin kanununa<br />
aykırı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kemal-bey-uzatmalari-oynuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
