<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Meral Akşener &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/meral-aksener/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Mar 2023 08:59:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Meral Akşener &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kılıçdaroğlu, Akşener’i Alnından Öpmesin de Ne Yapsın?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-akseneri-alnindan-opmesin-de-ne-yapsin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-akseneri-alnindan-opmesin-de-ne-yapsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Haldun Sönmezer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 08:59:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18708</guid>

					<description><![CDATA[“En kötü ve tehlikeli düşman, düşmanlığını gizleyen ve hilesini saklı tutandır.”Hazreti Ali (k.v) Siyasette kimin kazanıp kimin kaybettiği hemen anlaşılmaz. Kısa vadede ortaya çıkan sonucun orta ve uzun vadede kimden ne götürüp kime ne getireceği de&#8230; O yüzden de ilk raunttaki gelişmelerin ortaya çıkardığı tabloya göre hüküm vermemek, daha doğrusu bu konuda aceleci olmamak gerekir. Yani her hâlükârda mülâhazat hânesini biraz boş tutmak da fayda var. Siyasette dost ilân edilen kişinin düşman, düşman ilân edileninse dost olma ihtimali, güçlü bir olasılıktır. Siyasetçinin bazen parlattığı kişiyi tasfiye etmek, hasım ilân ettiğini ise öne çıkarmak gibi bir niyeti olabilir. O yüzden de kişinin, söylediklerinden ziyade attığı adımların neye ve kime hizmet ettiğine bakmak gerekir. Zîrâ içinde bulunduğumuz siyasî ortamda usta siyasetçi, hakîkî niyetini gizler. Oyunu ustaca oynar, daha doğrusu oyun içinde oyun oynar. Şu soruyu sorarak başlayalım analizimize: Meral Akşener’in masayı terk etme hamlesinin arka planında gerçekten Kılıçdaroğlu’nun adaylığını engellemek gibi bir niyet mi yatıyordu, yoksa potansiyel iki lider adayının yıpratılarak hem bugün hem de istikbal için alternatif olma ihtimalini ortadan kaldırmak mı? Neticede defalarca seçim kaybetmiş genel başkana göre, seçim kazanmış her iki belediye başkanının da siyasî popülaritesi ve kazanma şansı daha yüksekti. Akşener, başından itibaren her ikisine de -özellikle İmamoğlu- &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-right"><em>“En kötü ve tehlikeli düşman, düşmanlığını gizleyen ve hilesini saklı tutandır.”</em><br><em>Hazreti Ali (k.v)</em></p>



<p>Siyasette kimin kazanıp kimin kaybettiği hemen anlaşılmaz. Kısa vadede ortaya çıkan sonucun orta ve uzun vadede kimden ne götürüp kime ne getireceği de&#8230; O yüzden de ilk raunttaki gelişmelerin ortaya çıkardığı tabloya göre hüküm vermemek, daha doğrusu bu konuda aceleci olmamak gerekir. Yani her hâlükârda mülâhazat hânesini biraz boş tutmak da fayda var.</p>



<p>Siyasette dost ilân edilen kişinin düşman, düşman ilân edileninse dost olma ihtimali, güçlü bir olasılıktır. Siyasetçinin bazen parlattığı kişiyi tasfiye etmek, hasım ilân ettiğini ise öne çıkarmak gibi bir niyeti olabilir. O yüzden de kişinin, söylediklerinden ziyade attığı adımların neye ve kime hizmet ettiğine bakmak gerekir. Zîrâ içinde bulunduğumuz siyasî ortamda usta siyasetçi, hakîkî niyetini gizler. Oyunu ustaca oynar, daha doğrusu oyun içinde oyun oynar.</p>



<p>Şu soruyu sorarak başlayalım analizimize: Meral Akşener’in masayı terk etme hamlesinin arka planında gerçekten Kılıçdaroğlu’nun adaylığını engellemek gibi bir niyet mi yatıyordu, yoksa potansiyel iki lider adayının yıpratılarak hem bugün hem de istikbal için alternatif olma ihtimalini ortadan kaldırmak mı? Neticede defalarca seçim kaybetmiş genel başkana göre, seçim kazanmış her iki belediye başkanının da siyasî popülaritesi ve kazanma şansı daha yüksekti.</p>



<p>Akşener, başından itibaren her ikisine de -özellikle İmamoğlu- yakın durdu ve kamuoyunun huzurunda onları kazanabilecek adaylar olarak lanse etti. Fakat ortak adayın açıklanacağı güne kadar onlardan birinin aday olması gerektiğini deklare etmedi. En azından açıktan; “Benim adayım budur!” demedi. Tam adayın açıklanmasına ramak kala ve Kılıçdaroğlu’nun da adaylığı etrafında bir konsensüs oluşmaya başladığı anda masadan çekilerek belediye başkanlarını kamuoyunun önünde sahaya buyur etti. “İkinizden birisi aday olsun!” demek suretiyle her ikisine de o anda kabul edemeyecekleri bir teklifte bulundu. Artık ona “evet” demek, pişmiş aşa su katmak olurdu ve bunu yapan da eşiğine gelinmiş uzlaşmayı baltaladığı için bir bölen olarak ait olduğu dünya ile Millet İttifakı’nın şimşeklerini üzerine çekerdi.</p>



<p>Ayrıca Akşener’in bu teklifi aynı anda iki kişiye birden yapması da ilginçti. “Aranızda anlaşın, biriniz aday olsun.” teklifi, gerçekte kendi kafasının içinde de kesinleşmiş bir ismin olmadığını gösteriyordu. Başkanlara; “Partinizle aranızdaki köprüleri atın, belediye başkanlığını bırakın.” derken bir de ayrıca; “Biriniz diğeri lehine adaylıktan çekilsin.” îmâsında bulunuyordu. Bir yere kadar birlikte hareket etmek, ondan sonra ise birinin diğeri lehine ferâgat etmesi. Parti, belediye başkanlığı ve hattâ gerekirse kendi iddiasından bile vazgeçmek. Peki, teklifin götürüsü bu kadar ağır olmasına rağmen, getirisi neydi? Mevcut siyasî ortamda tam bir belirsizlik… Fezâya zar atmak, karanlık gökyüzüne kestâne fişeği fırlatmak gibi bir şey.</p>



<p>Kanaatimce Akşener bu seçimde oyun içinde oyun oynadı. Hem boynuna sarıldığı İmamoğlu’nu, hem de yeşil ışık yaktığı Yavaş’ı bozuk para gibi harcadı. Kabul edemeyeceklerini bildiği hâlde, dananın kuyruğu kopmak üzereyken çok riskli bir teklifte bulunarak âdeta her ikisine de “Hayatınızın kumarını oynayın.” dedi. Böylelikle ikisinin de siyasî geleceğine silinmesi zor bir şerh düştü. Ve yine seçim sath-ı mailine girildiği bir ortamda ikisini de Kılıçdaroğlu’nun yanında durmaya, onun kuyruğuna takılıp propagandisti olmaya mecbur etti. Severken dövmek herhalde böyle bir şey olsa gerek. Kılıçdaroğlu, içine sindiremediği bu şahısları değil ihraç etmek, disiplin kuruluna dahi sevk edemezdi. Çünkü bu durum çok gürültü koparır, yeni bir bölünmenin kapısını aralardı. Hele hele birlik ve bütünlüğe ihtiyaç duyulan seçim arifesinde bu, hiç de yapılacak iş değildi. Akşener’in çağrısından sonra ise her ikisi de genel başkanın arkasında saf tuttular. Kılıçdaroğlu’nun partisine veremediği çeki-düzeni, Akşener tek vuruşta verdi ve partiyi seçim öncesi bir bütün hâlinde kendisinin emrine tahsis etti. Buna hiç şüphesiz “altın vuruş” denir. Ortaya çıkan bu sonuçtan sonra Kılıçdaroğlu, Akşener’i alnından öpmesin de ne yapsın?</p>



<p>Siyasette “ben” demeyene yol açılmaz. İmamoğlu ve Yavaş, siyasetin kavşak noktasında onu diyememiş, genel başkanın arkasına düşmeyi tercih etmişlerdir. Kritik anda veremedikleri karar, bundan sonraki siyasî hayatlarında hep sorgulanacak, liderlik açısından bir nakise olarak görülecektir. Kılıçdaroğlu kaybetse bile, seçim sonrası her iki adayın da liderlik iddiasını sürdürebilme şansı zayıftır. Birinci sınıf siyasetçi olmadıkları, riski göze alamadıkları görülmüştür. Onları bu duruma düşürense Meral Ablalarıdır. Daha doğrusu bir başka partinin genel başkanıyla kurdukları sıra dışı ve siyasî teâmüle aykırı yakınlıktır.</p>



<p>1993 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Süleyman Demirel’i destekleyen Erdal İnönü, Demirel’in seçilip Çankaya’ya çıkmasından kısa bir süre sonra&nbsp;&nbsp;&nbsp; siyaseti bırakma kararı almıştı. O dönem İnönü’nün bu kararına ilişkin türlü spekülasyonlar yapıldı. Hattâ İSKİ’den kötü kokular geldiğini fark edip skandal patlamadan evvel gemiyi terk ettiği bile söylendi. Her sözün bir ölçüde doğruluk payı olabilirdi. Ama gerçek sebep, merkez sağın liderini Çankaya’ya taşımış bir şahsın artık sol kulvarda siyaset yapmasının zorluğuydu. Bu, onun için büyük bir handikaptı ve bundan sonra da hep onunla yargılanacaktı. İnönü de bunu görmüş ve o kamburla yola devam etmektense siyasete veda kararı almıştı.</p>



<p>Buradan söylüyorum, eğer Kılıçdaroğlu seçimi kaybederse, iki belediye başkanı da dâhil olmak üzere Altılı Masa’nın tüm sakinleri kaybedecek, hattâ takip eden günlerde de bazıları siyasetten elenecektir. Fakat Kılıçdaroğlu seçimi kazanırsa, bu seçimin tek kazananı yalnızca kendisi olur. Zîrâ kendisi dışındaki yedi siyasî aktör, o kazansa bile yine seçimlerin kaybedeni sayılarak az zaman sonra bir köşeye itileceklerdir. Gültekin Uysal dışında kalan masanın diğer dört isminin (Akşener, Karamollaoğlu, Davutoğlu, Babacan) kayıpları ise daha fazla olacaktır. Geçmişteki hizmetlerine rağmen bu şahısların bundan sonra sağın içinde kendilerine yer bulabilmesi zordur. Prestijleri gittikçe zayıflayacaktır. Mevkilerine mütenasip bir alâka görmeyeceklerini, zamanla bir köşeye itileceklerini de sözlerimize ekleyelim. Aklın önünde koşturan hırs ve öfke ne ahmak bir dost… İnsanoğlunun gözlerini kör ediyor.</p>



<p>Yakın gelecekte Davutoğlu ve Babacan, partilerinin kapısına kilit vurup bir köşeye çekilerek hâtıralarını yazar. Özellikle Davutoğlu hâtıralarında siyasetin nasıl yozlaştığından, insanların vefasızlığından bahseder. Bundan böyle hiçbir siyasî ikbal hesabı olamayacak Karamollaoğlu ise; “Âhir ömrümde ben bu çukura nasıl düştüm?” diye hayıflanır. Akşener de benzer bir muhasebeyi kendi dünyasında yapacaktır muhakkak. Onu sağ seçmen nezdinde diğerlerine göre daha affedilebilir kılansa, seçim öncesinde giriştiği masayı devirme teşebbüsü olacaktır. Tabiî bu hafifletici sebep, ceza nokta-i nazarından bir iyi hâl indirimine sebep olur mu, bilinmez…</p>



<p>Seçimleri Erdoğan’ın kazanması ise kendisi açısından toplu bir siyasî temizlik anlamına geliyor. Ve o ihtimal de uzak değil. Ortaya çıkan siyasî çatlak, Millet İttifakı’ndaki huzursuzluklar, Erdoğan’ın seçimleri kazanması hâlinde böyle bir sonucu doğurma ihtimalini taşıyor. 2002 senesinde bu millet, sandıkta beyaz bir ihtilâl yapmış, sistem partileriyle onların temsil ettiği yoz siyaset anlayışını tasfiye etmişti. 14 Mayıs sonrasında da yirmi yıl öncesindekine benzer bir siyasî atmosferin doğması mümkündür.&nbsp;</p>



<p>“Ya tarih yazacağız, ya da tarih olacağız.” diyen Akşener kanaatimce tarih yazmıştır. Yakın vadede tarih bile olsa CHP’nin geleceğine ipotek koymayı başarmıştır. Ayrıca seçim sonrası ortaya çıkacak siyasî manzaranın oluşmasına da katkı sağlamıştır. Bu da bir tarih yazmadır. Üç gün içinde sadece seçilme ihtimali zayıf olan bir şahsın adaylığını garantilemekle kalmamış, istikbalde CHP liderliğine oynama şansı olan iki lider adayının da bu yoldaki hayallerine sünger çekmiştir. Kendilerine tevdî olunan vazife, seçim gezilerinde genel başkanın yanında durup vizyonunu parlatmak olan her ikisinin de bundan böyle liderlik kulvarında koşma ihtimalleri yoktur. Akşener’in manevrası öncesi iddia sahibi olan her iki şahıs da bugün artık genel başkanın kapıkulu, seçim gezilerinde ona aktif destek sunmakla görevli birer emir çavuşu mesâbesindedir.</p>



<p>Sanırım şu anda her ikisi de; <em>“Akılsız dostun olacağına akıllı düşmanın olsun.”</em> atalar sözünün mü, yoksa <em>“En kötü ve tehlikeli düşman, düşmanlığını gizleyen ve hilesini saklı tutandır.”</em> kelâm-ı kibârının mı içine düştükleri durumu açıklayabilecek özellikte olduğunu düşünmekle meşguldür. Benimse içimde, gizli bir kumpasa kurban gittiklerine dâir bir his var. Çünkü siyasette tesadüflere yer yoktur.</p>



<p>Bu altüst oluş içinde tek çözemediğimse şudur: Oyunun sonunda kaybedecek olanlardan birisi de büyük ihtimalle Akşener. Acaba kendisi bu neticeyi göremiyor mu? Bu Ali Cengiz oyununun kendisine de zarar vereceğinin farkında değil mi? Farkında olmadığını düşünmek abesle iştigaldir. O hâlde bu durumun geriye tek bir îzâhı kalıyor. Attığı adımları kulağına fısıldayan başka bir aklın devrede olup Akşener’in de ona tâbi olması. Yani hem masaya veda ederken hem de yeniden masaya dönerken kendisine ne yapacağını servis edip bu durumu hazırlayan derin bir aklın onu yönlendirmesi. O zaman da birilerinin iddia ettiği gibi İyi Parti’nin bir proje partisi olduğu güçlü bir ihtimal olarak beliriyor. Evet, proje ama kimin projesi?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-akseneri-alnindan-opmesin-de-ne-yapsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Masayı Kim Dağıttı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/masayi-kim-dagitti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/masayi-kim-dagitti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Mar 2023 11:19:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Altılı Masa]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18677</guid>

					<description><![CDATA[CHP’liler Meral Akşener’i yoğun bir saldırıya tabi tutuyorlar, “nasıl böyle yapar, masayı dağıttı, bizi sattı vs” diyerek. Ancak benim görebildiğim şu; Meral Akşener masayı dağıtmadı, masanın dağıldığını -önceki sözleri ile tutarlı olacak şekilde &#8211; ilan etti sadece. Çünkü; Meral Akşener kamuoyuna yaptığı açıklamalarda yani açık ve seçik bir şekilde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına onay vermeyeceğini ima etti mi? Etti, hem de defalarca. Akşener millet ittifakının seçtiği İmamoğlu veya Yavaş aday olarak önerilirse itiraz etmeyiz dedi mi? Dedi, yani gönlünden bu iki ismin geçtiğini beyan etti mi? Etti. Yine kendisi açıkça bu masanın noter olmadığını, dayatılan isimlere onay vermeyeceğini ifade etti mi? Etti, hem de kamuoyuna açık bir şekilde. Ahmet Davutoğlu “altılı masada bütün kararlar oybirliğiyle alınacak, bir kişi bile itiraz etse masa dağılır” dedi mi? Dedi Kemal Kılıçdaroğlu Davutoğlu‘nun bu sözünü teyid etti mi? Evet etti. O halde 1,5 yıldır adayı konuşmayıp (bu talip olunacak kız için 1,5 yıl araştırma yapıp damadın kim olacağını belirlememeye benzer) yumurta kapıya dayandığında “adayımız (olmaz, itiraz ederiz denen) Kemal Kılıçdaroğlu’dur ve bu artık tartışılamaz” dayatması yapılınca Akşener ne yapmalıydı? Daha önce kamuoyuna açıkça deklare ettiği kendi beyanlarını çiğneyerek evet mi demeliydi yoksa o halde ben yokum mu demeliydi? Dün olan bundan ibarettir benim gördüğüm, daha &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>CHP’liler Meral Akşener’i yoğun bir saldırıya tabi tutuyorlar, “nasıl böyle yapar, masayı dağıttı, bizi sattı vs” diyerek. Ancak benim görebildiğim şu; Meral Akşener masayı dağıtmadı, masanın dağıldığını -önceki sözleri ile tutarlı olacak şekilde &#8211; ilan etti sadece. Çünkü;</p>



<p>Meral Akşener kamuoyuna yaptığı açıklamalarda yani açık ve seçik bir şekilde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına onay vermeyeceğini ima etti mi? Etti, hem de defalarca.</p>



<p>Akşener millet ittifakının seçtiği İmamoğlu veya Yavaş aday olarak önerilirse itiraz etmeyiz dedi mi? Dedi, yani gönlünden bu iki ismin geçtiğini beyan etti mi? Etti.</p>



<p>Yine kendisi açıkça bu masanın noter olmadığını, dayatılan isimlere onay vermeyeceğini ifade etti mi? Etti, hem de kamuoyuna açık bir şekilde. </p>



<p>Ahmet Davutoğlu “altılı masada bütün kararlar oybirliğiyle alınacak, bir kişi bile itiraz etse masa dağılır” dedi mi? Dedi </p>



<p>Kemal Kılıçdaroğlu Davutoğlu‘nun bu sözünü teyid etti mi? Evet etti.</p>



<p>O halde 1,5 yıldır adayı konuşmayıp (bu talip olunacak kız için 1,5 yıl araştırma yapıp damadın kim olacağını belirlememeye benzer) yumurta kapıya dayandığında “adayımız (olmaz, itiraz ederiz denen) Kemal Kılıçdaroğlu’dur ve bu artık tartışılamaz” dayatması yapılınca Akşener ne yapmalıydı? Daha önce kamuoyuna açıkça deklare ettiği kendi beyanlarını çiğneyerek evet mi demeliydi yoksa o halde ben yokum mu demeliydi? </p>



<p>Dün olan bundan ibarettir benim gördüğüm, daha da önemlisi bu pekçok isim tarafından tahmin edilen, mukadder görülen bir durum değil miydi? Muharrem İnce mesela, bu masanın tam da bu gerekçeyle dağılacağını açık ve net bir şekilde ilan etmemiş miydi? hadi Cumhur İttifakının bu konudaki beyanlarını geçelim, çünkü onlar muhalif ama Muharrem İnce CHP’yi içerden bilmiyor mu? </p>



<p>Bunlar fal veya astroloji değildi ki, Kılıçdaroğlu’nun adaylığında ısrarcı olması halinde kaçınılmaz sonun böyle olacağı ayan beyan açıktı.Şimdi bundan sonra ne olur, millet ittifakının adayı cumhurbaşkanı seçilir mi seçilemez mi bu ayrı bir tartışma konusu fakat şu da aynı şekilde açık; 5+1’li masanın adayı seçildiği takdirde benzer tartışmalar seçimden hemen sonra (altı ay bilemediniz bir yıl içerisinde) yine gerçekleşecektir. Çünkü siyasette iç politikada dış politikada ekonomide tarımda şehircilikte kentleşmede vs ülkenin bunca meselesi içerisinde beşli veya altılı masadaki bütün başkanların oybirliğiyle karar almaları mümkün değildir, de-ğil-dir, bu olasılık neredeyse %100’e yakındır ama gerçekleştiğinde nasıl bir kaos çıkacak onu kestirmek mümkün değil, çünkü seçilen cumhurbaşkanı resmen ve fiilen yetkili olacak, “siz ne yaparsanız yapın ben yoluma devam ederim” diyebilir (çünkü artık onlara muhtaç değil) veya parlamento aritmetiği buna müsaitse tekrar seçim kararı alınabilir vs. Tabii tüm bunlar millet ittifakı adayının seçimi kazanması halinde meydana gelecek olan olasılıklar, varsayımsal olarak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/masayi-kim-dagitti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akşener’in Adaylık Planı!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aksenerin-adaylik-plani/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aksenerin-adaylik-plani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 09:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Altılı Masa]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18286</guid>

					<description><![CDATA[1. Hayatın içindeki siyasetin diploma veren bir okulu yoktur. Bu bakımdan hayatın içindeki siyaset, hayatın içinde öğrenilir. Bunun için de, hayatın içindeki siyasette yaşa bakılmaz, başa bakılır. Siyasetin içindeki baş: Siyasete ne kadar erken başlamışsa Siyasî yeteneği ne kadar varsa Kimi karizmatik özelliklere ne kadar sahipse Siyasette o kadar başarılı olur. * 2. Altı + bir’li masanın iki büyük partisinin başkanlarına yukarıda verdiğimiz ölçüler içinde baktığımızda; Akşener’in Kılıçdaroğlu’ndan çok önde olduğu görülür. Her ne kadar, 1948 doğumlu olan Kılıçdaroğlu, 1956 doğumlu olan Akşener’den sekiz yaş büyük olsa da; Akşener’in TBMM’ye girişi Kılıçdaroğlu’ndan yedi yıl öncedir. Türk Siyasetinin usta aktörü Demirel’in ifadesiyle ‘siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır’. Dolayısıyla Akşener’in Kılıçdaroğlu’na göre yedi yıllık önceliği, Demirel’in verdiği ölçülere göre 2555 defa 24 saattir. Kılıçdaroğlu’nun bu mesafeyi kapatıp da Akşener’in önüne geçmesi mümkün değildir. Bu kısmı çok uzatmadan şu kadarını söyleyeyim: Kılıçdaroğlu, siyasi yetenek ve karizmatik özellikler bakımından da Akşener’den çok geridedir. Nitekim, bir kaset kumpasıyla CHP’nin başına geçtiğinden bu yana, hiçbir siyasi başarı gösterememiş, hiçbir seçim kazanamamış, CHP’nin oyunu hiç artıramamıştır. Oysa, Akşener kurucusu olduğu iyi partiyi, üstüne koyarak, yönetmektedir. * 3. Siyasette veya devlet yönetiminde, çok özel şartlar ve kimi hesaplar ya da çok nadir görülen hasbî davranışlar dışında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1. Hayatın içindeki siyasetin diploma veren bir okulu yoktur.</p>



<p>Bu bakımdan hayatın içindeki siyaset, hayatın içinde öğrenilir.</p>



<p>Bunun için de, hayatın içindeki siyasette yaşa bakılmaz, başa bakılır.</p>



<p>Siyasetin içindeki baş:</p>



<p>Siyasete ne kadar erken başlamışsa Siyasî yeteneği ne kadar varsa</p>



<p>Kimi karizmatik özelliklere ne kadar sahipse</p>



<p>Siyasette o kadar başarılı olur.</p>



<p>*</p>



<p>2.  Altı + bir’li masanın iki büyük partisinin başkanlarına yukarıda verdiğimiz ölçüler içinde baktığımızda; Akşener’in Kılıçdaroğlu’ndan çok önde olduğu görülür.</p>



<p>Her ne kadar, 1948 doğumlu olan Kılıçdaroğlu, 1956 doğumlu olan Akşener’den sekiz yaş büyük olsa da; Akşener’in TBMM’ye girişi Kılıçdaroğlu’ndan yedi yıl öncedir.</p>



<p>Türk Siyasetinin usta aktörü Demirel’in ifadesiyle ‘siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır’.</p>



<p>Dolayısıyla Akşener’in Kılıçdaroğlu’na göre yedi yıllık önceliği, Demirel’in verdiği ölçülere göre 2555 defa 24 saattir.</p>



<p>Kılıçdaroğlu’nun bu mesafeyi kapatıp da Akşener’in önüne geçmesi mümkün değildir.</p>



<p>Bu kısmı çok uzatmadan şu kadarını söyleyeyim:</p>



<p>Kılıçdaroğlu, siyasi yetenek ve karizmatik özellikler bakımından da Akşener’den çok geridedir.</p>



<p>Nitekim, bir kaset kumpasıyla CHP’nin başına geçtiğinden bu yana, hiçbir siyasi başarı gösterememiş, hiçbir seçim kazanamamış, CHP’nin oyunu hiç artıramamıştır.</p>



<p>Oysa, Akşener kurucusu olduğu iyi partiyi, üstüne koyarak, yönetmektedir.</p>



<p>*</p>



<p>3. Siyasette veya devlet yönetiminde, çok özel şartlar ve kimi hesaplar ya da çok nadir görülen hasbî davranışlar dışında hiç kimse kimseyi kendisine tercih etmez.</p>



<p>Bunu biz başlangıçtan bu yana kendi tarihimizde, baba-oğul, kardeş-kardeş, amca-yeğen kavgaları olarak çokca görürüz.</p>



<p>Bu bakımdan, 6+1’li masanın çevresinde toplanan parti genel başkanlarının hiç birisinin ‘cumhur başkanlığı adaylığı için’ bir başkasını tercih etmesi mümkün değildir.</p>



<p>Meğer, CHP’li Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın aylar öncesinde ifade ettiği gibi:</p>



<p>‘Adayı uluslararası karar vericiler belirleyip’ 6+1’li masanın üzerine koyarlarsa…</p>



<p>Evet, böyle bir durum dışında, 6+1’li masada, tabir yerindeyse, son güne kadar birden fazla cumhurbaşkanı adayı olacaktır.</p>



<p>Nitekim bir yıl sonra girilecek ilk seçimde %0.3 oy alması bile mümkün görünmeyen Davutoğlu:</p>



<p>‘Gelecek Partisi’nin kendi Cumhurbaşkanı adayı olacaktır’ demiştir.</p>



<p>*</p>



<p>4. Evet, 6+1’li masanın ikinci büyük partisinin genel başkanı olan Akşener kendisini ‘cumhurbaşkanı’ adaylığına götürecek yolun taşlarını ustaca döşemektedir.</p>



<p>Şimdi bunun nasıl olduğuna bakalım.</p>



<p>İyi Parti Ankara Milletvekili</p>



<p>İbrahim Halil Oral:</p>



<p>Kılıçdaroğlu için &#8216;Alevi kimliği Sünniler için endişe&#8217; verici diyor.</p>



<p>Anadolu insanının ‘düğün değil, bayram değil, eniştem beni niye öptü’ demesi gibi, ilahiyat kökenli tecrübeli bir milletvekili, amiyane tabirle durduk yerde, üstelik İYİ Partideki disiplinin ne kadar sert uygulandığını bildiği halde, böyle bir sözü Akşener’den izinsiz eder mi?</p>



<p>Elbet etmez, edemez.</p>



<p>Kimin için eder?</p>



<p>Mahir Kaynak hocanın ölçüsüyle cevap verelim:</p>



<p>‘Bu söz kimin işine yarıyorsa, onun için eder.’</p>



<p>Sahi bu söz kimin işine yarıyor?</p>



<p>*</p>



<p>5. Biraz geriye gidelim ve Akşener’in cumhurbaşkanlığına adaylığına giden yolun taşlarını nasıl da ustalıkla döşediğine bakmaya devam edelim.</p>



<p>Bildiğim kadarıyla Demirel’in siyasi tedrisinden geçen Akşener, hiçbir özelliği olmadan İBBB olarak milletin önüne çıkarılan İmamoğlu’nun devreden çıkarılması gerektiğini bilir.</p>



<p>Bunun için yapılacakları yapmaya başlar.</p>



<p>İşte şöyle…</p>



<p>Meral Akşener:</p>



<p>“Ablam İmamoğlu&#8217;nun yüzünde &#8216;Rabbi Yessir&#8217; görmüş, dedi.</p>



<p>Daha önce İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu&#8217;nu, Fatih Sultan Mehmet&#8217;e benzeten Meral Akşener, ablasının da İmamoğlu ile ilgili düşüncelerini böyle paylaştı.”</p>



<p>Ve ‘yüzünde Rabbi Yessir’ olan İmamoğlu Akşener’den aldığı bu ‘gaz’ ile Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıktı ve müstakbel ‘cumhurbaşkanı adayı’ olarak siyasi gezilerine Karadeniz’den başladı.</p>



<p>Uzatmadan söyleyelim ki, ‘vız gelir, tırıs gider’ sözüyle, kendi adaylığını başladığı gibi bitirdi.</p>



<p>Ne der Koca Yunus:</p>



<p>‘Söz ola kestire başı’</p>



<p>*</p>



<p>6. Sıraya bakmadan taşlar döşenmeye devam etsin…</p>



<p>Meral Akşener&#8217;den Mansur Yavaş açıklaması:</p>



<p>‘İsminin anılmasından onur duyarız.’</p>



<p>Sanki buna karşılık verir gibi…</p>



<p>İYİ Parti lideri Akşener&#8217;i ziyareti sonrası konuşan Yavaş:</p>



<p>&#8220;Kendimi kamu görevlisi olarak görüyorum, devam edeceğim&#8221; dedi.</p>



<p>Böylece iki müstakbel cumhurbaşkanı adayını devreden çıkaran Akşener şu sözleriyle</p>



<p>Kılıçdaroğlu’nu heveslendirdi:</p>



<p>‘Herkesin aday gösterdiği bir kişi reddedilir mi?’</p>



<p>Reddedilmez!</p>



<p>Fakat, ama, lâkin…</p>



<p>İbrahim Halil Oral’ın diliyle tekrar edecek olursak:</p>



<p>‘Kılıçdaroğlu’nun Alevî kimliği, sünniler için endişe verici.’</p>



<p>Oysa sünnilerin böyle bir meselesi yoktur.</p>



<p>Nitekim CHP seçmeninin %70-80’i sünni olduğu halde, Alevî olduğu söylenen ve genel başkan olalı beri CHP’nin oylarını hiç artıramayan Kılıçdaroğlu’nu 12 yıldır başlarında tutmaktadırlar.</p>



<p>Evet, sünniler için Alevilik endişe verici bir durum değildir.</p>



<p>Ama Akşener Kılıçdaroğlu’nu devreden çıkarabilmek için bu argümanı kullanmıştır.</p>



<p>*</p>



<p>7.  Ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaşın dile getirdiği ‘uluslararası karar vericilere’ selam çakmak gerektiğini bilen Akşener bu selamı yıllar önce çakmış ve yakın zamanda da bu selamı tekrarlamıştır.</p>



<p>İşte şöyle…</p>



<p>Akşener dört yıl önce yaptığı bir Anıtkabir ziyaretinin çıkışında ‘buraya iman tazelemek için geldik’ dedi.</p>



<p>Hac farizasını yapan bir kişi, ne Anıtkabire ne de bir başka kabire iman tazelemek için gidilmeyeceğini bilmez mi?</p>



<p>Bilir!</p>



<p>Öyleyse niye eder bu sözü?</p>



<p>‘Uluslararası karar vericilere selam çakmak için’.</p>



<p>Başka bir izahı yok!</p>



<p>Gelelim Akşener’in ‘uluslararası karar vericilere’ çaktığı son selama…</p>



<p>Bilindiği gibi Akşener tarih eğitimi almış birisi.</p>



<p>Üstelik doktora yapmış.</p>



<p>Ve genel geçer tabirle ‘sağ kulvarda’ siyaset yapıyor.</p>



<p>Böyle bir siyasetçi, sünni müslümanların üzerine asla toz kondurmadığı…</p>



<p>Üstad Necip Fazıl’ın ‘Ulu Hakan’ dediği…</p>



<p>İttihatçı Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın:</p>



<p>“Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?</p>



<p>Târihler ismini andığı zaman,</p>



<p>Sana hak verecek, ey koca Sultan;</p>



<p>Bizdik utanmadan iftira atan,</p>



<p>Asrın en siyâsî Padişâhına”</p>



<p>Diyerek, ruhundan istimdat ettiği, özür dilediği…</p>



<p>En zor şartlarda 33 yıl Osmanlı Cihan Devletini yöneten bir padişaha dil uzatır mı?</p>



<p>Uzatmaz!</p>



<p>Uzatmaması gerekir.</p>



<p>Öyleyse niye dil uzattı?</p>



<p>Cevap açık:</p>



<p>‘Uluslararası karar vericilere’ selam çakmak ve aradığınız aday benim demek için.</p>



<p>Ne demişti ABD Başkanı Biden:</p>



<p>“Erdoğan&#8217;a karşı muhalefeti savunmaları gerektiğini belirterek, ‘Erdoğan&#8217;ı darbeyle değil seçimle devireceğim’ dedi.”</p>



<p>Anlaşılacağı gibi Biden, Kılıçdaroğlu, Akşener dahil, herkesin bir planı varken, elbet Allah’ın da bir planı var…</p>



<p>İşte şöyle:</p>



<p>“…Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu.<br>Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.”<br>(Enfal, 30)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aksenerin-adaylik-plani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Netanyahu Benzetmesi Kasıtlı mıydı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/netanyahu-benzetmesi-kasitli-miydi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/netanyahu-benzetmesi-kasitli-miydi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 May 2021 09:35:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Sedat Peker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17335</guid>

					<description><![CDATA[Akşener&#8217;in Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ı, bir apartheid devleti olan İsrail&#8217;in bebek katili Siyonist başbakanına benzetmesi kabul edilebilir bir siyasi dil değildir. Hani irticalen sarf etseydi, o cümleyi sürçü lisan etti maksadı aşan bir ifade kullandı diye yorumlayabilirdik. Kaldı ki sürçü lisan bile olsa maksadını aşan bir ifade bile olsa her hâlükârda âkil bir siyasetçinin özür dilemesi gerekirdi. İrticalen değil yazılı metinden okuduğu için bu ifadenin oraya&#160;maksatlı yerleştirildiği&#160;anlaşılıyor. Hadi diyelim metin yazarları Akşener&#8217;e böyle bir kumpas kurdular; tecrübeli siyasetçi dedikleri Akşener&#8217;in bu oyuna gelmemesi gerekirdi. Hadi gözünden kaçtı diyelim. O takdirde farkına varınca özür dilemesi gerekirdi. Hâlâ bir özür duymadık. Akşener, Başkan Erdoğan&#8217;ı açıkça çocuk katili birine benzeterek ABD güdümündeki terör örgütü PKK&#8217;nın söylemini tekrarlamış oldu. Hadi siyasetçi inadı diyelim özür dilemedi; peki&#160;dün hakaret ettiği Başkan Erdoğan&#8217;ın ertesi günü memleketine gitmek de ne demek oluyor? Bunun apaçık bir tahrik olduğunu tahmin etmeyecek kadar da mı öngörüsüz İP yönetimi? Nitekim beklenen oldu. Akşener gösterilen tepkiyi tecrübeli bir siyasetçi gibi olgunlukla karşılamak yerine daha sert tepki verdi. Gerisi malum. Şimdi bunların hepsini bir araya getirince ortaya&#160;provokasyondan öte bir sonuç çıkmıyor. Hem ağır hakarette bulunacaksın, hem özür dilemeyeceksin, hem de ertesi gün hiçbir şey yokmuş gibi Başkan Erdoğan&#8217;ın memleketine gidip&#160;sokağın fitilini ateşleyeceksin, sonra da AK Parti&#8217;yi suçlayacaksın! Ümit Özdağ&#8217;ın&#160;iddialarını ihtiyatla karşılıyordum &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Akşener&#8217;in Türkiye <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ı</strong>, bir apartheid devleti olan İsrail&#8217;in bebek katili Siyonist başbakanına benzetmesi kabul edilebilir bir siyasi dil değildir.</p>



<p>Hani irticalen sarf etseydi, o cümleyi <strong>sürçü lisan</strong> etti <strong>maksadı aşan bir ifade</strong> kullandı diye yorumlayabilirdik. Kaldı ki sürçü lisan bile olsa maksadını aşan bir ifade bile olsa her hâlükârda <strong>âkil bir siyasetçinin özür dilemesi gerekirdi</strong>.</p>



<p>İrticalen değil yazılı metinden okuduğu için bu ifadenin oraya&nbsp;<strong>maksatlı yerleştirildiği</strong>&nbsp;anlaşılıyor. Hadi diyelim metin yazarları Akşener&#8217;e böyle bir kumpas kurdular; tecrübeli siyasetçi dedikleri Akşener&#8217;in bu oyuna gelmemesi gerekirdi.</p>



<p>Hadi gözünden kaçtı diyelim.</p>



<p>O takdirde farkına varınca özür dilemesi gerekirdi.</p>



<p>Hâlâ bir özür duymadık.</p>



<p>Akşener, Başkan Erdoğan&#8217;ı açıkça çocuk katili birine benzeterek ABD güdümündeki terör örgütü PKK&#8217;nın söylemini tekrarlamış oldu.</p>



<p>Hadi siyasetçi inadı diyelim özür dilemedi; peki&nbsp;<strong>dün hakaret ettiği Başkan Erdoğan&#8217;ın ertesi günü memleketine gitmek de ne demek oluyor?</strong></p>



<p>Bunun apaçık bir tahrik olduğunu tahmin etmeyecek kadar da mı öngörüsüz İP yönetimi?</p>



<p>Nitekim beklenen oldu. Akşener gösterilen tepkiyi tecrübeli bir siyasetçi gibi olgunlukla karşılamak yerine daha sert tepki verdi. Gerisi malum.</p>



<p>Şimdi bunların hepsini bir araya getirince ortaya&nbsp;<strong>provokasyondan öte bir sonuç çıkmıyor.</strong></p>



<p>Hem ağır hakarette bulunacaksın, hem özür dilemeyeceksin, hem de ertesi gün hiçbir şey yokmuş gibi Başkan Erdoğan&#8217;ın memleketine gidip&nbsp;<strong>sokağın fitilini ateşleyeceksin</strong>, sonra da AK Parti&#8217;yi suçlayacaksın!</p>



<p><strong>Ümit Özdağ&#8217;ın</strong>&nbsp;iddialarını ihtiyatla karşılıyordum ama bütün bunlar Özdağ&#8217;ı doğrulayan gelişmeler olarak duruyor karşımızda.</p>



<p>Kimse kusura bakmasın bu süreç&nbsp;<strong>İP&#8217;nin bir proje partisi olduğu iddiasını güçlendirmekten başka bir amaca hizmet etmemiştir.</strong></p>



<p>Artık Akşener&#8217;in özür dilemesi bile bu sabıkasını temizlemez.</p>



<p>Bence&nbsp;<strong>siyaseti bırakmalıdır!</strong></p>



<p><strong>MUHALEFETİN PEKER SEVDASI</strong></p>



<p>Öte yandan muhalefetin bir başka çaresizliğine şahit oluyoruz.</p>



<p>Açık bir operasyon görüntüsü veren suç örgütü liderinin videolarına muhalefetin dört elle sarıldığını görüyoruz.</p>



<p>Manzara 17/25 Aralık manzarasını andırıyor. 17/25 Aralık sürecinde ABD kuklası FETÖ, hükümete karşı bir operasyon çekmişti. Şimdi de ABD kuklası bir ülkede sahibi Türkiye aleyhtarı bir otelden, ABD kuklası FETÖ ve PKK&#8217;ya karşı canla başla mücadele eden iktidarın en başarılı bakanına operasyon çekiliyor.</p>



<p>İşin garip tarafı da muhalefet partileri ağızbirliği etmişçesine içişleri bakanının istifasını istiyorlar.</p>



<p>Aslında Başkan&nbsp;<strong>Erdoğan&#8217;ın istifasını istiyorlar</strong>. Çünkü bu sistemde siyasi sorumlu tek başına cumhurbaşkanıdır. Bakanlar elbette ki önemlidir ama başkanlık sisteminde bakanlar başkanın sekreterleri mesabesindedirler.</p>



<p>Erken seçim çağrıları da aslında aynı amaca hizmet etmektedir.</p>



<p>Muhalefet eski sistem alışkanlıklarından kurtulamadığı için anlamsız bir erken seçim çağrısı yapmaktan ve bir suç örgütü liderinin söylemlerine sığınmaktan öteye milleti ikna edecek bir program sunabilmiş değiller.</p>



<p>Bilerek ya da farkına varmadan&nbsp;<strong>Biden&#8217;in Erdoğan&#8217;ı düşürme projesinin</strong>&nbsp;birer parçası gibi hareket ediyorlar.</p>



<p>Emperyalistler artık kullanacakları insanların hepsiyle anlaşma yapma ihtiyacı hissetmiyorlar. Kullanmak istedikleri şahısların etrafında öyle bir ortam oluşturuyorlar ki kişi istemeden onların emellerine hizmet etmiş oluyor.</p>



<p>Muhalefet partilerinin düştüğü durum gibi.</p>



<p>İP dâhil yeni kurulan partilerin düştüğü durum bundan çok da farklı değil.</p>



<p>Efendim muhalefet tabii ki iktidarı eleştirecek diyorlar. Elbette eleştirecekler. Haklarıdır</p>



<p>Lakin eleştirilerini emperyalist FETÖ&#8217;nün ağzıyla ve PKK&#8217;nın söylemiyle yaptıkları zaman bu ülkeye değil emperyalizme hizmet etmiş olurlar.</p>



<p>Muhalefet partilerinden hangisi ülke sorunlarına çözüm üretecek bir program koydu söyleyebilir misiniz?</p>



<p>İki konuda birleşmişler&nbsp;<strong>Erdoğan nefreti ve eski sistem hasreti!</strong></p>



<p>Siyaset bu mu?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/netanyahu-benzetmesi-kasitli-miydi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Danışıklı Dövüş</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/danisikli-dovus/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/danisikli-dovus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2021 11:46:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İP]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16940</guid>

					<description><![CDATA[İmamoğlu bir tüvit attı çarşı karıştı. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP liler safa yatıyor. &#8216;Ne var bunda&#8217; demeye getiriyorlar. İYİ Parti cephesinde de Akşener başta olmak üzere önemli bir kesim bunu olağan karşılıyor. Ama bir kesim de içine sindiremiyor. Millet ittifakı, Millet İttifakı olalı böyle zulüm görmedi gibi bir durum var. Bir ayrışma var gibi kamuoyuna yansıyor ama acaba öyle mi? Kayıkçı dövüşünü kenara alıp olaya gerçekler açısından bakmaya çalışacağım. Amerika, Biden&#8217;ın açıkça ifade etmekten bile çekinmediği gibi Erdoğan&#8217;ı düşürme ve Türkiye&#8217;de kendine kul-köle bir iktidar oluşturma amacını artık perdeleme gereği bile görmüyor. Nasıl yapacaklar bunu? &#8216;Muhalefetle işbirliği&#8217; yaparak. Şimdi bir de siyasi aritmetiğe bakalım. Erdoğan&#8217;ı düşürmek için %50 yi geçmek şart. CHP-HDP ile oluyor mu bu? Hayır. CHP-İYİ Parti ile oluyor mu; o da hayır. CHP-HDP-İYİ parti ile oluyor mu? O da hayır ama şans artıyor. Saaadet, DEVA, Gelecek Partisi gibi &#8216;ufaklıkları&#8217; da toplarsan, zaten mini minnacık sözde &#8216;sol&#8217; da buna dünden teşne; böyle bir yamalı bohça ile bunu yapabilme ihtimalleri beliriyor. Darbe de yapmaya gözleri yemediğine göre bundan başka da çareleri yok. Bu gerçekleşsin, AK parti iktidarı bir kere devrilsin de ondan sonrası kolay. Bu tablo ile ülke nasıl yönetilecek diye kafa yormayın. Amerika halleder. Darbe ile iktidar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İmamoğlu bir tüvit attı çarşı karıştı. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP liler safa yatıyor. &#8216;Ne var bunda&#8217; demeye getiriyorlar. İYİ Parti cephesinde de Akşener başta olmak üzere önemli bir kesim bunu olağan karşılıyor. Ama bir kesim de içine sindiremiyor. Millet ittifakı, Millet İttifakı olalı böyle zulüm görmedi gibi bir durum var. Bir ayrışma var gibi kamuoyuna yansıyor ama acaba öyle mi?</p>



<p>Kayıkçı dövüşünü kenara alıp olaya gerçekler açısından bakmaya çalışacağım. Amerika, Biden&#8217;ın açıkça ifade etmekten bile çekinmediği gibi Erdoğan&#8217;ı düşürme ve Türkiye&#8217;de kendine kul-köle bir iktidar oluşturma amacını artık perdeleme gereği bile görmüyor. Nasıl yapacaklar bunu? &#8216;Muhalefetle işbirliği&#8217; yaparak.</p>



<p>Şimdi bir de siyasi aritmetiğe bakalım. Erdoğan&#8217;ı düşürmek için %50 yi geçmek şart. CHP-HDP ile oluyor mu bu? Hayır. CHP-İYİ Parti ile oluyor mu; o da hayır. CHP-HDP-İYİ parti ile oluyor mu? O da hayır ama şans artıyor. Saaadet, DEVA, Gelecek Partisi gibi &#8216;ufaklıkları&#8217; da toplarsan, zaten mini minnacık sözde &#8216;sol&#8217; da buna dünden teşne; böyle bir yamalı bohça ile bunu yapabilme ihtimalleri beliriyor. Darbe de yapmaya gözleri yemediğine göre bundan başka da çareleri yok. Bu gerçekleşsin, AK parti iktidarı bir kere devrilsin de ondan sonrası kolay. Bu tablo ile ülke nasıl yönetilecek diye kafa yormayın. Amerika halleder. Darbe ile iktidar düşürüp de yerine kendine açıktan uşak yönetimler kurabilen Amerika bunu mu yapamayacak.</p>



<p>Tabi bu oyunu hayata geçirmenin zorlukları var. İYİ Parti tabanının önemli bir bölümü HDP yi PKK nın siyasi uzantısı; HDP nin de büyük çoğunluğu İYİ Partiyi &#8216;ırkçı-faşist&#8217; görüyor. Üst düzey yöneticiler bir araya gelse bile tabanları bu gayrimeşru evliliğe ikna etmek zor. Fire verme ihtimali çok yüksek. İşte bunun için bu iki parti arasında ısınma turları düzenleniyor. Çöpçatanlığı da CHP yapıyor. &#8216;Kahvaltıya gel yumurta rafadan&#8217; türü muhabbetler aslında kızı oğlana yanaştırma denemeleri.</p>



<p>Şu son tüvit olayında da bence şeytani bir oyun var. Bu tüvit konuşularak atıldı. Akşener&#8217;in, HDP lilerin, CHP lilerin hayda hayda bu işten önceden bilgisi var. İYİ Partiden çatlak ses çıkabileceğini de hesaba kattılar. Zayıf bir ihtimal ama o çatlak ses de oyunun bir parçası olabilir. Çünkü İYİ parti tabanı bu tüviti sineye çekmez. Orayı yumuşatmak lazım. O nedenle İYİ partiden buna bir gürleyen olmalıydı. Zamanla nasılsa sular durulur.</p>



<p>Diyelim ki İYİ Partiden ayağa kalkanlar bu işin dışındaydılar da hissettikleri gibi, ya da tabanları açısından zorlanacaklarını düşündükleri için böyle fevrilik gösterdiler. CHP de &#8216;Atatürk mü; Mustafa Kemal mi?&#8217; tartışması nasıl sönümlendi ise bu da öyle sönümlendirilmeye çalışılacak. 2023 e kadar böyle böyle bir kaç olay daha yapılıp rahmetlinin deyimiyle &#8216;kadayıfın altı&#8217; kızartılmaya çalışılacak.</p>



<p>Ben bu oyunun görünen aktörlerin dışından geliştirildiği kanısındayım. Bu akıl ne İmamoğlu&#8217;nda var ne de Kılıçdaroğlu&#8217;nda. Hatta ne de Akşener&#8217;de. HDP de ise hiç yok. Onlar çoktandır başkalarının aklıyla hareket ediyor zaten. FETÖ Aklı bu. Daha doğrusu CIA aklı. Amerika stratejisini bu tür taktiklerle adım adım hayata geçirmeye çalışıyor. O bohçaya yama üstüne yama atmaya uğraşıyor. Bunun için şimdiden &#8216;muhalefetle işbirliği&#8217; içinde 2023 e giden yola azap ve ihanet taşları döşemeye uğraşıyor. Bunlardaki akıl, şeytanda yok. Ama şeytan varsa hayr da var. Türkiye 2023 de kaderini oylayacak. Ya istiklal ya kölelik…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/danisikli-dovus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İYİ Parti’nin Geleceği ya da “Kurultay Sonuçlarını” Nasıl Okumalıyız?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/iyi-partinin-gelecegi-ya-da-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/iyi-partinin-gelecegi-ya-da-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adelina Sfishta]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2020 08:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15825</guid>

					<description><![CDATA[Haziran 2015’ten sonra, “Milliyetçi Merkezin” tek temsilcisi olan MHP, “Dindar Merkezin” en güçlü temsilcisi AKP’nin lideri Erdoğan’ı, “kararlaştırılmış ortak güç merkezinin direği” yapmaya karar verdi. Ya da, müştereken “Milliyetçi-Dindar Merkez” oluşturulmaya karar verildi. Ve böylece belirlenmiş “karar” çerçevesinde, Kasım 2015 seçimlerine girildi. AKP, Haziran 2015’te % 41 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te % 50’lere ulaştı. MHP ise; Haziran 2015’te % 16 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te %12’ye geriledi. Devlet Bahçeli; “devletin bekası için” partisinin geleceğini de Erdoğan’ın başarısına bağlamış oldu. Bahçeli’nin yeni stratejisi; “Erdoğan’ın mutlaka iktidarda tutulması” ya da “Erdoğan liderliğinde devletçi bir siyaset etrafında kilitlenilmesi” olarak özetlenebilir. Ortaya “Milliyetçi-Dindar-Devletçi-Güvenlikçi” bir “koalisyon” ortaya çıktı. Bahçeli’nin “MHP ve onun Liderliğini” Erdoğan etrafında konumlandırması da, MHP tabanında tartışmaları beraberinde getirdi. Kimileri “Devlet beyin vardır bir bildiği” diyerek bu kararı destekledi, Erdoğan’ın siyasetini onaylamayan MHP’li çoğunluk ise “yeni lider” arayışına girdi. Meral Akşener de bu dönemde “siyasi lider” olarak ortaya çıktı ve “sivrildi”. MHP Genel Başkanlığına talip olduğunda, Türkiye’deki “muhalif kitleleri heyecanlandıran kadın lider Meral Akşener”, kamuoyu yoklamalarında % 14-16 civarında bir “teveccühe” sahipti. Polis barikatları önünde, parmaklıklara tutunmuş fotoğrafını unutmam. Toplumsal muhalefetin “ümidi”, çıkış yolunun yeni “deniz feneri” gibiydi. MHP Kurultayında kazanmasına rağmen, AKP’nin “yargı üzerindeki etkisi” devreye sokuldu, Cemal Enginyurt’un daha &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Haziran 2015’ten sonra, “Milliyetçi Merkezin” tek temsilcisi olan MHP, “Dindar Merkezin” en güçlü temsilcisi AKP’nin lideri Erdoğan’ı, “kararlaştırılmış ortak güç merkezinin direği” yapmaya karar verdi.</p>



<p>Ya da, müştereken “Milliyetçi-Dindar Merkez” oluşturulmaya karar verildi.</p>



<p>Ve böylece belirlenmiş “karar” çerçevesinde, Kasım 2015 seçimlerine girildi.</p>



<p>AKP, Haziran 2015’te % 41 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te % 50’lere ulaştı. MHP ise; Haziran 2015’te % 16 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te %12’ye geriledi.</p>



<p>Devlet Bahçeli; “devletin bekası için” partisinin geleceğini de Erdoğan’ın başarısına bağlamış oldu.</p>



<p>Bahçeli’nin yeni stratejisi; “Erdoğan’ın mutlaka iktidarda tutulması” ya da “Erdoğan liderliğinde devletçi bir siyaset etrafında kilitlenilmesi” olarak özetlenebilir.</p>



<p>Ortaya “Milliyetçi-Dindar-Devletçi-Güvenlikçi” bir “koalisyon” ortaya çıktı.</p>



<p>Bahçeli’nin “MHP ve onun Liderliğini” Erdoğan etrafında konumlandırması da, MHP tabanında tartışmaları beraberinde getirdi. Kimileri “Devlet beyin vardır bir bildiği” diyerek bu kararı destekledi, Erdoğan’ın siyasetini onaylamayan MHP’li çoğunluk ise “yeni lider” arayışına girdi.</p>



<p>Meral Akşener de bu dönemde “siyasi lider” olarak ortaya çıktı ve “sivrildi”.</p>



<p>MHP Genel Başkanlığına talip olduğunda, Türkiye’deki “muhalif kitleleri heyecanlandıran kadın lider Meral Akşener”, kamuoyu yoklamalarında % 14-16 civarında bir “teveccühe” sahipti.</p>



<p>Polis barikatları önünde, parmaklıklara tutunmuş fotoğrafını unutmam.</p>



<p>Toplumsal muhalefetin “ümidi”, çıkış yolunun yeni “deniz feneri” gibiydi.</p>



<p>MHP Kurultayında kazanmasına rağmen, AKP’nin “yargı üzerindeki etkisi” devreye sokuldu, Cemal Enginyurt’un daha sonra “itiraf” ettiği gibi, kurultay yasal saydırılmadı, iptal ettirildi.</p>



<p>Akşener ve arkadaşları da İYİ Parti’yi kurarak, siyasete yeni bir partide devam etme kararı aldı.</p>



<p>Her yeni partinin kuruluş aşamasındaki iddiayı Meral Akşener de ortaya koydu. “Biz Merkez Partisiyiz” diyerek, Türk siyasetinin merkezine talip olma stratejisini benimsedi. Ekim 2017.</p>



<p>Ancak; ne kadroların, ne de ortaya konan fikirlerin, “merkezle” alakası yoktu. Sosyal hadiselere tek pencereden bakan, ırkçılık derecesinde Türkçü, dini değerleri “bayram namazı kılmak zanneden” ulusalcı, Kürt meselesini “ordu çözer” diyen güvenlikçi, eski DYP çizgisinden gelen “tabanı kalmamış vitrinlikler”, ülkücü mücadelenin içinden gelmiş bir ekipler, yani “karma karışık” bir kadrosu vardı, Meral Akşener’in.</p>



<p>Meral Akşener’in “parası” da yoktu. Parti, emekli maaşları, alınan borçlar vb. ile yürütülmeye çalışılıyordu.</p>



<p>Maddi sıkıntılar ve “Akşener’in üzerinde oynana oyunlar” Akşener’i çıkmaz sokaklara itmiş ve bize anlamsız görünen bu tür kararları da almış olabilir.</p>



<p>Ancak, “toplumsal muhalefete” liderlik etmesi beklenen liderin; yönünü kestiremediğini, siyaset stratejisini netleştiremediğini, parti içi güç dengeleri arasında savrulduğunu da söylemeliyim. Akşener’in borçlarını ödeyebildiğinde “şimdi kendimi genel başkan hissettim” sözünü unutmam. Hakkını teslim etmek gerek, gerçekten zor günler yaşadı.</p>



<p>Haziran 2018 seçimlerinde; MHP % 11, İYİ P ise % 10 oy aldı. Devlet Bahçeli, hem “Erdoğan’ı başkan seçtirdi” hem MHP’nin oy oranını korudu.</p>



<p>İYİ P’nin aldığı oyların; % 4’ünün MHP’den, % 3’ünün CHP’den, % 1’inin AKP’den, % 1 kadarının ise merkez sağ oylardan olduğu değerlendiriliyor analistlerce. MHP’nin de; AKP’ye giden eski MHP’li oyları geri alarak, eksiğini tamamladığı belirtiliyor.</p>



<p>İYİ P; milliyetçiliğe ve laikliğe önem veren, şehirli-daha ziyade sahil şehirlerindeki, bir seçmen kitlesine oturdu. MHP ise; dindar milliyetçi, kasabalı milliyetçi, Orta Anadolu profilli milliyetçi-dindar zeminine oturdu.</p>



<p>Bu seçim sonuçları ve oluşan seçmen profili, Meral Akşener için ne anlam ifade etmeliydi?</p>



<p>Meral Akşener’in sonraki duruşuna ve siyaset tarzına baktığımızda, Mart 2019 yerel seçimleri gibi, “bir ayağı milliyetçilikte olan bir merkez sağ parti olma” çizgisinin korunduğu görülüyor. Parti kadroları da bunu yansıtıyordu.</p>



<p>İYİ P; arzu edildiği ölçüde, merkez sağa yerleşemedi. Ya da eskinin merkez sağı dağıldığı için, bu tür seçmen bulamadı. CHP’li ve şehirli MHP’lilerle sınırlı gözüktü.</p>



<p>Kürtlerden anlamlı bir oya da ulaşamadı Meral Akşener. “Merkez sağı da temsil etmenin” en önemli siyasi karakteristiklerden biri olan, “Kürt meselesine çözüm üretilmesi” konusunda Akşener, yeteri kadar “cesaretli” olamadı. Bu konuda “arka kapı siyasetini” tercih etti. MHP’nin baskısını hep üzerinde hissetti.</p>



<p>AKP-MHP ve Ulusalcılar koalisyonunun, 2018 yılından bu yana, Türkiye toplumuna enjekte ettiği “milliyetçi-devletçi söylem”, ister istemez toplumda “milliyetçi eğilimleri” artırdı.</p>



<p>Bazı araştırmacılar; “iyi bir milliyetçi liderlik ile”, söz gelimi “Süleyman Soylu” gibi bir figürle, % 25’lere ulaşacak bir “milliyetçi-devletçi siyaset” tabanının varlığından söz etmekte.</p>



<p>Burada şunu ifade etmek gerekir. “Milliyetçilik” her toplum için çok önemli. Küresel entegrasyonun arttığı günümüzde dahi, “milliyetçiliğin sağlayacağı, küresel yarışta yer alma duygusu” henüz gelişmemiş ülkelerde bir manevela işlevi görüyor.</p>



<p>Ancak; bunun nasıl bir milliyetçilik anlayışı olacağı çok önemli.</p>



<p>Türkiye gibi, “imparatorluk bakiyesi toplumlarda” söz konusu milliyetçiliğin çok iyi tanımlanması gerekir. Toplumun bir kısmını ayrıştırabilecek “zehirli milliyetçiliklerden” kaçınmak şart. Toplumun tamamını kucaklayıcı “pozitif milliyetçilik”, toplumun bütün katmanlarına, ortak hedefler verebilecek “müşterek vizyonlu milliyetçilik” anlayışı önemli.</p>



<p>Etnik bir tanımlama olmamalı. “Türk Milliyetçiliği”, “Atatürk Milliyetçiliği” gibi, toplumun bir kısmı tarafından “benimsenmeyecek” tanımlar yapılmamalı.</p>



<p>Yazının konusu bu olmadığı için, “nasıl bir milliyetçilik” meselesini sonraya bırakalım.</p>



<p>Gelelim Meral Akşener konusunda duyulan bazı tereddütlere.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Meral Akşener, Cumhur İttifakı’na katılacak mı, Millet İttifakı ile yola devam mı edecek?”</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Meral Akşener, devleti mi önceleyecek, milleti mi?”</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Meral Akşener, Kürt meselesinin çözümünde; güvenlikçi çözümden mi, sosyolojik çözümden mi yana?”</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Millet İttifakının ortak cumhurbaşkanı adayına razı olacak mı, kendi adaylığında ısrar edecek mi?”</p>



<p>Yukarıdaki belirsizlikler, Meral Akşener’in gideceği istikamet konusunda şüpheye düşülmesine neden oluyor.</p>



<p>İYİ P; “milliyetçi-devletçi mi”, “demokrat-toplumcu mu” olacak?</p>



<p>Akşener’in duruşu tam kestirilemiyor. Ne toplumdan, ne de devletten ayağını çekiyor. İki ayağı farklı yerde.</p>



<p>Partinin kadroları da bu iki ana istikameti yansıtan özellikler taşıyor.</p>



<p>“Milliyetçi-Ülkücü-Devletçiler” ile “Demokrat-Toplumcular” iki güçlü grubu oluşturuyor. Ancak İYİ P’nin milliyetçi tabanının “daha demokrat olabileceği” işaretleri olduğunu belirtelim.</p>



<p>Son kurultayda, merkez sağdan gelen, yüzleri topluma ve demokrasiye daha dönük olan grup, milliyetçiler tarafından tasfiye edildi.</p>



<p>Bu tasfiye; sıradan “particilerin ayak oyunu mu?” yoksa, Meral Akşener’in bilinçli bir tercihi mi, bilemiyorum. Kulis yazılarına baktığımda, Meral Akşener’in bilinçli tercihi olduğu gözüküyor.</p>



<p>Biz, bilinçli bir tercih olduğunu varsayarak, analizimizi sürdürelim.</p>



<p>İYİ Parti; bundan böyle “milliyetçilerin otağı” olacaksa, parti omurgası “devletçi bir çizgiye oturtulmuş” anlamı da taşıyabilir. Bu da bizi “Akşener, Erdoğan’a destek verecek” sonucuna sürükler. Bu olabilir mi? Olabilir.</p>



<p>Milliyetçiler; “toplumcu milliyetçilik” ile “devletçi milliyetçilik” arasında bir tercih yapabilirler ve bu partiye başka bir anlam katabilir, MHP’ye kıyasla.</p>



<p>Akşener’in “devletçi yüzü” olduğunu düşünmüşümdür. Demokrasi adına da hep bundan endişe duymuşumdur.</p>



<p>Akşener’in İYİ P kadrolarını “daha fazla milliyetçileştirmesi” başka anlamlar da taşıyabilir. Bu ihtimali de hiç yabana atmamak gerek.</p>



<p>Millet İttifakı’nın hedefi; “Cumhur İttifakı’nı zayıflatmak” ve “Millet İttifakı’nı iktidara taşımak”. Yani, halen siyasi bloklaşmadaki güç mücadelesi böyle kurgulanmış durumda.</p>



<p>Türkiye’nin en kötü zamanları yaşamasına rağmen, Cumhur İttifakı’nın bileşenlerinin oyları belirli bir seviyenin altına indirilemiyor. Toplamları, ortalama % 44-46 arası. CHP’nin oyları % 25-26’yı geçemiyor. Millet İttifakı, HDP’yi ittifaka alamıyor. Gelecek Partisi ve Deva Partisi beklenen atılımı yapamadı, ikisinin toplamı % 4-5’lerde. Saadet Partisi’ne AKP’den anlamlı bir seçmen kayması gerçekleşmiyor. Bu durumda Millet İttifakı’nın % 50 artı biri bulması mucizelere bağlı. Çokluğa rağmen iktidar olamayabilirler.</p>



<p>İşte bu noktada, başka bir oyun planı işe yarayabilir.</p>



<p>Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı daha fazla eritilemediğine göre (AKP’nin kemik oyları % 30’un altına inmiyor), “Küçük ortağın üzerine oyna” taktiği, işe yarayabilir.</p>



<p>Devlet Bahçeli’nin iyice yaşlanmış olması da bu taktiğin uygulanmasını kolaylaştırabilir.</p>



<p>Türkiye genelinde % 20’lere yakın “milliyetçi oy tabanı” var. Bu oyların önemli bir kısmı İYİ P’de toplanabilir. Bunun için İYİ P’nin daha fazla milliyetçileştirilmesi işe yarayabilir.</p>



<p>Milliyetçi görünümü artırılan İYİ P ile MHP tabanını eritmek.</p>



<p>İYİ P’nin iktidar olma şansı arttığında, benim hiç şüphem yok, daha çok “milliyetçi” Meral Akşener’in yanına gelecektir. Bu Cumhur İttifakı’ndan en az % 5-6 daha oy koparabilmek anlamı taşır. Cumhur İttifakı % 38-40’lara düşer, iktidardan gideceği ortaya çıkacağı için AKP’deki çözülmeyi de tetikler.</p>



<p>Meral Akşener’in “yeni stratejisi” bu mu? Yoksa benim “hüsnü kuruntum mu?” Açıkçası emin değilim.</p>



<p>İYİ P bu yolla kendi oy potansiyelini % 15 ve üzerine taşıyabilir. İYİ P, “toplumcu-milliyetçi” çizgi benimseyerek, milliyetçilik de daha pozitif bir çizgiye çekilmiş olur.</p>



<p>“Toplumcu-Milliyetçilik” ile ırkçılıktan uzaklaşılır, toplumun tamamına hitap edilmeye gayret edilir.</p>



<p>En önemlisi ise, Millet İttifakı; hem cumhurbaşkanlığını, hem de parlamento çoğunluğunu “garantiler”.</p>



<p>Meral Akşener’in, “devletçi-milliyetçi” veya “toplumcu-milliyetçi” tercihi, nerede duracağını da belirleyecektir.</p>



<p>Benim kanaatim, Akşener “toplumcu-milliyetçi” bir çizgiyi tercih edeceği yönünde.</p>



<p>Ancak “devletçi-milliyetçi” bir çizgiyi tercih etmesi de ihtimalden uzak değil.</p>



<p>Kaynak: adelinasfishta.blogspot.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/iyi-partinin-gelecegi-ya-da-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fiiliyatta Karşılığı Olmayan Bir Teklif</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/fiiliyatta-karsiligi-olmayan-bir-teklif/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/fiiliyatta-karsiligi-olmayan-bir-teklif/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2020 06:58:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14746</guid>

					<description><![CDATA[İYİ Parti (İP) üzerine yapışan, FETÖ şaibesinden ve HDP ile aynı ittifakta yer alma ithamından kurtulabilmiş değil. MHP liderinin&#160;son açıklaması İP’nin FETÖ ilişkisinin bir şaibe olmadığına vurgu yapmaktadır. Hatta İP Genel başkanının teklif ettiği ‘Memleket Masası’&#160;fikrinin FETÖ menşeli olduğuna dikkat çekmektedir. Öte yandan İP liderinin&#160;HDP’nin PKK uzantısı&#160;olduğunu ilan ederek attığı adıma HDP’li S.&#160;Süreyya Önder’in&#160;verdiği cevap bir anda İP’i gündemin birinci sırasına taşımış oldu. Aslında&#160;‘memleket masası’&#160;teklifi kulağa hoş gelen, siyasi hoşgörüyü besleyen bir fikir gibi duruyor. Ama masa etrafına toplanacak siyasiler ve tutumları düşünüldüğünde&#160;fiiliyatta karşılığı olmayan&#160;bir siyasi hamle olarak durduğu görülür. Sanki çözülmeyen bir sorun varmış da anahtarı muhalefet partilerinin elindeymiş de onlar iyi niyetle cumhurbaşkanına fikirlerini söyleyeceklermiş gibi bir hava pompalandı. Fikirlerini zaten her gün medya aracılığıyla söylüyorlar. Ve de söylerken aslında cumhurbaşkanıyla bir araya gelemeyeceklerini de vurguluyorlar. Üstelik cumhurbaşkanının kendilerini&#160;muhatap almasını imkânsız kılacak bir dil&#160;kullanıyorlar. Mesela Başkan Erdoğan,&#160;‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kırmızı çizgimizdir.’ diyen İP genel başkanıyla ne görüşecektir? Hem sistemi reddeceksin hem de o sistemin başıyla aynı masada oturacaksın olacak şey mi? Aynı durum CHP için de geçerli. Hiçbir CHP yetkilisinin ‘cumhurbaşkanım’ bile diyemediği sürekli ‘saray rejim’ ‘tek adam’ diyerek aşağıladığı Başkan Erdoğan ile neyi konuşacak? İP Genel Başkanı memleket masasını Suriye sorununda da istediğini hatırlatarak kendini aklamaya çalışıyor. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İYİ Parti (İP) üzerine yapışan, FETÖ şaibesinden ve HDP ile aynı ittifakta yer alma ithamından kurtulabilmiş değil.</p>



<p><strong>MHP liderinin</strong>&nbsp;son açıklaması İP’nin FETÖ ilişkisinin bir şaibe olmadığına vurgu yapmaktadır. Hatta İP Genel başkanının teklif ettiği ‘<strong>Memleket Masası’</strong>&nbsp;fikrinin FETÖ menşeli olduğuna dikkat çekmektedir.</p>



<p>Öte yandan İP liderinin&nbsp;<strong>HDP’nin PKK uzantısı</strong>&nbsp;olduğunu ilan ederek attığı adıma HDP’li S.&nbsp;<strong>Süreyya Önder’in</strong>&nbsp;verdiği cevap bir anda İP’i gündemin birinci sırasına taşımış oldu.</p>



<p>Aslında&nbsp;<strong>‘memleket masası’</strong>&nbsp;teklifi kulağa hoş gelen, siyasi hoşgörüyü besleyen bir fikir gibi duruyor.</p>



<p>Ama masa etrafına toplanacak siyasiler ve tutumları düşünüldüğünde&nbsp;<strong>fiiliyatta karşılığı olmayan&nbsp;</strong>bir siyasi hamle olarak durduğu görülür.</p>



<p>Sanki çözülmeyen bir sorun varmış da anahtarı muhalefet partilerinin elindeymiş de onlar iyi niyetle cumhurbaşkanına fikirlerini söyleyeceklermiş gibi bir hava pompalandı.</p>



<p>Fikirlerini zaten her gün medya aracılığıyla söylüyorlar. Ve de söylerken aslında cumhurbaşkanıyla bir araya gelemeyeceklerini de vurguluyorlar. Üstelik cumhurbaşkanının kendilerini&nbsp;<strong>muhatap almasını imkânsız kılacak bir dil</strong>&nbsp;kullanıyorlar.</p>



<p>Mesela Başkan Erdoğan,&nbsp;<strong>‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kırmızı çizgimizdir.</strong>’ diyen İP genel başkanıyla ne görüşecektir? Hem sistemi reddeceksin hem de o sistemin başıyla aynı masada oturacaksın olacak şey mi?</p>



<p>Aynı durum CHP için de geçerli. Hiçbir CHP yetkilisinin ‘cumhurbaşkanım’ bile diyemediği sürekli ‘saray rejim’ ‘tek adam’ diyerek aşağıladığı Başkan Erdoğan ile neyi konuşacak?</p>



<p>İP Genel Başkanı memleket masasını Suriye sorununda da istediğini hatırlatarak kendini aklamaya çalışıyor.</p>



<p>Cumhurbaşkanıyla görüşebilmek için önce ona en azından saygılı davranmak gerekmez mi? Her gün saldıracaksın sonra da gel memleket masası kur diyeceksin. Bu tamamıyla siyasi bir tuzaktır ve bir&nbsp;<strong>siyaset kurdu olan Başkan Erdoğan</strong>&nbsp;tabii ki bu tuzağa düşmemiştir!</p>



<p>İP bu gerçeği görmeli ve siyaset dilini gözden geçirmelidir. Arada bir bazı icraatları beğendiklerini söyleyip ondan sonra sürekli cumhurbaşkanını istihfaf eden, sistemi kırmızı çizgi ilan eden siyaset, kamuoyuna samimiyet olarak yansımıyor.</p>



<p>Aslında İP seçmeni de grubu da milliyetçi muhafazakâr bir kimliğe sahiptir.</p>



<p>Fakat öyle görülüyor ki, o tabana yabancı olan CHP ile ittifakı, hele de PKK uzantısı HDP’nin CHP ile gizli ittifakı, İP tabanını da tavanını da rahatsız etmektedir. HDP ile aynı cümlede yar almaktan rahatsız oluyorlar. Haklılar da.</p>



<p>Zaten garip olan İP’in CHP’nin başını çektiği ittifak içinde yer almasıdır.</p>



<p>Her ne kadar MHP’nin tavrı İP’e karşı sert olsa da yuvaya dönmek istediklerinde kapıyı kapatacağını zannetmiyorum.</p>



<p>CHP ile ittifak kurup&nbsp;<strong>PKK uzantısıyla gizli ortak gibi</strong>&nbsp;<strong>durmak</strong>&nbsp;mı daha onurludur, MHP’ye dönmek mi?</p>



<p>Bence ikincisi.</p>



<p>Toplam oyları seçim barajını dahi geçemeyecek olan yeni partilerle havanda su dövmek yerine yuvalarına dönmeleri daha isabetli bir siyaset olur.</p>



<p>Bence onlar bu gerçeği görmeli AK Parti ve MHP de tüm muhafazakârları ve milliyetçileri (İP, SP, GP, DEVA, vb. seçmenlerini )kuşatacak bir siyaset dili ve eylemi takip etmelidir.</p>



<p>Bu arada MHP liderinin teklif ettiği yasal düzenlemeler de önemlidir.</p>



<p>MHP lideri, Siyasi Partiler Kanunu değiştirilmesini;&nbsp;<strong>Seçim Kanununda</strong>&nbsp;düzenlemeler yapılmasını;&nbsp;<strong>TBMM İç Tüzüğü’nün</strong>&nbsp;yeniden yazılmasını;&nbsp;<strong>Milletvekili Dokunulmazlığıyla</strong>&nbsp;ilgili beklentilerin karşılanmasını;&nbsp;<strong>Siyasi Etik Kanununun</strong>&nbsp;çıkarılmasını ve Kamu kurumu niteliğindeki&nbsp;<strong>mesleki kuruluşlarla</strong>&nbsp;ilgili kanuni düzenlemelerin süratle gerçekleştirilmesini teklif etti. Evet, bu düzenlemeler yapılmalı ama çağdaş demokrasilerdeki yasalar örnek alınmalıdır!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/fiiliyatta-karsiligi-olmayan-bir-teklif/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırrı Kime Konuştu?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sirri-kime-konustu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sirri-kime-konustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korkut Daban]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 05:56:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Sırrı Süreyya Önder]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14457</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde HDP&#8217;li Sırrı Süreyya Önder&#8217;in bir videosu sosyal medyada yayınlandı. Videoyu izleyemeyeler için kısa bir açıklama yapalım. Sırrı Süreyya Önder röportaj verdiği videoada açık ve net bir şekilde son seçimlerde Meral Akşener&#8217;in İYİ Parti’sinin seçim bölgesi ve stratejileri konusunda kendilerinden yardım istemek hususunda bir aracı gönderdiklerini açıkladı.Yanlış duymadınız sahada Milliyetçi Söylemler ile Anadolu’muzun temiz yürekli insanlarının duygularına hitap ederek oy devşirme peşinde olan Meral Hanımın İYİ Partisi maalesef ipi Kandilin elinde olan ve sırtını PKK&#8217;ya dayadığını iddia eden HDP ile iş birliği yapıyor olması mide bulandırıcı gelebilir.Ancak seçim öncesi bizler bu durumu defaten kamuoyu ile paylaşmıştık. Maalesef halkımız anlık duygusal bir tepki ile İYİ Partiye bir defalığına da olsa oy vermiş oldu. Aslında bu durum bizlere 2002 yılındaki Cem UZAN&#8217;ın Genç Parti örneğini hatırlattı.Peki bu saatten sonra ne olacak diye sorabilirsiniz. Açıkçası İYİ Parti içerisinde yer alan samimi vatan sevdalısı vekillerin artık bu konuya bir el atmaları gerekiyor. Aksi halde çok net bir şey söyleyebilirim. Bir sonraki seçimlerde İYİ Parti siyasetin tozlu raflarında yerini alacaktır. Bu millet yaptığı hatadan dönmesini bilecek kadar feraset sahibi olduğunu her fırsatta göstermiştir. Bu millet 1999 seçimlerinde iktidar yaptığı DSP&#8217;yi bir sonraki seçimde baraj altında bırakmıştır.Buradan hareketle bu kirli ittifakın asıl hedefi olan Erdoğan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçtiğimiz günlerde HDP&#8217;li Sırrı Süreyya Önder&#8217;in bir videosu sosyal medyada yayınlandı. Videoyu izleyemeyeler için kısa bir açıklama yapalım. Sırrı Süreyya Önder röportaj verdiği videoada açık ve net bir şekilde son seçimlerde Meral Akşener&#8217;in İYİ Parti’sinin seçim bölgesi ve stratejileri konusunda kendilerinden yardım istemek hususunda bir aracı gönderdiklerini açıkladı.<br>Yanlış duymadınız sahada Milliyetçi Söylemler ile Anadolu’muzun temiz yürekli insanlarının duygularına hitap ederek oy devşirme peşinde olan Meral Hanımın İYİ Partisi maalesef ipi Kandilin elinde olan ve sırtını PKK&#8217;ya dayadığını iddia eden HDP ile iş birliği yapıyor olması mide bulandırıcı gelebilir.<br>Ancak seçim öncesi bizler bu durumu defaten kamuoyu ile paylaşmıştık. Maalesef halkımız anlık duygusal bir tepki ile İYİ Partiye bir defalığına da olsa oy vermiş oldu. Aslında bu durum bizlere 2002 yılındaki Cem UZAN&#8217;ın Genç Parti örneğini hatırlattı.<br>Peki bu saatten sonra ne olacak diye sorabilirsiniz. Açıkçası İYİ Parti içerisinde yer alan samimi vatan sevdalısı vekillerin artık bu konuya bir el atmaları gerekiyor. Aksi halde çok net bir şey söyleyebilirim. Bir sonraki seçimlerde İYİ Parti siyasetin tozlu raflarında yerini alacaktır. Bu millet yaptığı hatadan dönmesini bilecek kadar feraset sahibi olduğunu her fırsatta göstermiştir. Bu millet 1999 seçimlerinde iktidar yaptığı DSP&#8217;yi bir sonraki seçimde baraj altında bırakmıştır.<br>Buradan hareketle bu kirli ittifakın asıl hedefi olan Erdoğan meselesine değinmek istiyorum. Çözüm süreci boyunca devletin içerisindeki ihanet yapılanmalarına rağmen Erdoğan PKK&#8217;ya silah bıraktırmak için çok ciddi gayret gösterdi. Bunu kimse inkar edemez. Hatta iktidarını kaybetmek pahasına akan kanı durdurmak istediğini her fırsatta dile getirdi.<br>Güneydoğu insanına &#8220;Kürt halkının düşmanı olmadığını, örgütün silah bırakmasını siyaset yapabileceğini ve dağa çıkarılan binlerce gencin ölmemesi için elinden gelen gayreti gösterdi. Bölgeye Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmadık hizmetler yaptı. Kürt Halkına deyim yerinde ise kaybetmiş olduğu itibarını iade etti.<br>Öyle ki Devletin Başkanı olarak 80 darbesinde Diyarbakır Askeri Cezaevinde yapılan işkencelerden ötürü üzüntülerini dile getirmek suretiyle ilk kez Devlet adına özür diledi. Bu Devletin Ana kimliği idi diyebiliriz. Ancak Erdoğan&#8217;ın Çözüm Süreci boyunca ortaya koyduğu tüm bu sağduyulu yaklaşımına rağmen karşı cepheden en ufacık bir olumlu yanıt çıkmadı. Üstüne üstlük içerden FETÖ mensubu asker ve polisler dışarıdan Terör Örgütünün mensupları intihar saldırıları ve hendek olayları olmak üzere her türlü vahşi eylemlerine devam ettiler.<br>Diyarbakır’da 2014 Ekim ayında PKK yandaşlarının sözde Kobani eylemleri protestosunda, yoksul ailelere Kurban eti dağıtan henüz 16 yaşında olan Yasin BÖRÜ isminde bir gencimizi önce binadan aşağı atıp sonra başını taşla ezip, türlü işkencelerden geçirmek sureti ile vahşice şehit ettiler.<br>Diyarbakır Sur ilçesini âdeta harabeye çevirdiler. Devlet Ana yine bir tane sivilin burnu kanamasın diye onlarca asker ve polisini şehit verdi. Şanlıurfa, Gaziantep, Kayseri, Ankara ve İstanbul&#8217;da yüzlerce asker polis ve sivil halkı bombalı saldırılar sonucu şehit ettiler. Başta Erdoğan olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti yüksek bir çaba ve gayret gösterdi. Tek amaç silahların susması, huzur ve güven ortamının sağlanması idi.<br>Devletin tüm bu barışçıl yaklaşımına karşılık FETÖ ve PKK şımarık çocuklar misali geri adım atmadan alçakça saldırılarını sürdürdüler. Deyim yerinde ise artık Kamuoyunun ve Devletin sabrı tükenmek üzereydi. Açıkçası Erdoğan Hükümeti<br>&#8220;Günah bizden gitti&#8221; diyerek Devletin biraz daha sert yönü olan Baba Kimliğini ortaya koymak durumunda kalmıştı. Devlet gerek şehirlerde gerekse kırsalda PKK ile mücadelede kullandığı teknoloji ve istihbarat çalışmalarıyla 1980&#8217;li yıllardan bu yana hiç olmadık bir şekilde olumlu sonuçlar elde etmişti. Irak ve Suriye&#8217;den sızan terör mensupları sürekli olarak karakollarımıza baskınlar düzenlemek suretiyle askerlerimizi şehit ediyordu.<br>Bu millete Bayram Sabahı şehit acısı yaşattılar. Unuttuk mu tabii ki hayır. Ülkemizde girilemeyen coğrafi alanlar olduğu iddia ediliyordu. Örgütün kampları ve yaşam alanları yerle bir edildi. Deyim yerinde ise kaçacak delik bırakılmadı.<br>Örgütün üst düzeyde aranan yöneticileri etkisiz hale getirildi. Özellikle Hakan Fidan yönetimindeki Milli İstihbarat Teşkilatı yurtiçi ve yurtdışı operasyonlar ile örgüte ağır darbeler vurdu. Artık PKK mensupları Suriye’ye doğru kaçmak zorunda kalmıştı. Suriye’de YPG ismi ile devlete meydan okumaları da boşa çıktı. Türk Silahlı Kuvvetleri sınır tanımayan bir şekilde Suriye topraklarında âdeta YPG ve PYD&#8217;ye nefes aldırmadı.<br>Başlangıçta güvenip bel bağladıkları YPG/PYD&#8217;de Suriye topraklarında âdeta duman edildi. Tüm bu başarılara rağmen Erdoğan karşıtları deyim yerinde ise Şer Cephesi bir çatı altında toplanmaktaydı. Ağızlarında sakız hine gelmiş &#8220;Habur ve Şiwan Perver ile söylenen Megri Megri&#8221; sözleri idi. Asıl acı olan 40 yıldır PKK&#8217;nın kan kusturduğu yöre halkının bu ifadelere kanması idi.<br>Öyle ki Erdoğan tüm samimiyeti ile &#8220;Kürt Kardeşlerim&#8221; ifadesini kullanmakla yetinmemiş bölgeye ve bölge halkına âdeta pozitif ayrımcılık yapmış idi. Şehit sayımız azalmakla birlikte binlerce örgüt elemanı etkisiz hale getirilmişti. Örgütte ciddi bor çözülme başlamış. Etkin pişmanlık ve aftan yararlanmak için yüzlerce örgüt mensubu Devlete teslim olmayı seçmişti. Tüm bu insan üstü gayretine rağmen Şer İttifakı Erdoğan&#8217;ın PKK ile iş birliği yaptığı yalanını söylemekten vaz geçmediler!<br>Bugün geldiğimiz noktada ilahi adalet yeniden tecelli etti diyebiliriz. Sırrı Süreyya Şer İttifakının sırrını ifşa etti 🙂 Seçim öncesi İYİ Parti’yle birlikte Kandilin talimatıyla strateji oluşturduklarını itiraf etti. Seçim bölgelerinde nasıl çalışacaklarına dair talimatları Kandile sorduğunu ifşa etti! Ve öküz öldü galiba!<br>Gerçekten de merak ediyorum, bu alçak iş birliğini Türkiye Kamuoyuna ve size gönülden destek veren seçmenlerinize nasıl açıklayacaksınız? En önemlisi ise ömrünü ve her şeyini Milletine ve Devletine adamış Erdoğan&#8217;a söyleyecek bir sözünüz veya itirafınız olacak mı? Sırrı kime konuştu?<br>Selam ve dua ile…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sirri-kime-konustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Babacan ve Davutoğlu Akşener’in Şamar Oğlanı Mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/babacan-ve-davutoglu-aksenerin-samar-oglani-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/babacan-ve-davutoglu-aksenerin-samar-oglani-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Aug 2019 11:34:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ali babacan]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12149</guid>

					<description><![CDATA[İP’li Meral Akşener, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu üzerinden “dindar” seçmene ulaşmak istediklerini söylüyor. Tek eksikleri buymuş. Bu eksiği tamamladıklarında hedefe daha kolay ulaşacaklarmış. Peki, hedef ne? Hedef, elbette Erdoğan’ı devirmek&#8230; Hatırlayalım: Bugün Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’na mihmandarlık yapan Abdullah Gül, “tam mutabakat” sağlansaydı bu görevi geçen yıl yerine getirecekti; yani kendisini Dışişleri Bakanlığı’na, Başbakanlığa, nihayetinde Cumhurbaşkanlığı’na taşıyan Erdoğan’ı devirecekti. Bunu bir de itiraf etmişti. Hiç utanmamıştı. Kılıçdaroğlu ve müttefiklerinin dümen suyunda gitmeyi “onur sorunu” yapmamıştı. (Yol arkadaşınız, bazen sizin kalitenizi de ele verir.) Bakalım, Meral Akşener’in “şamar oğlanı” ve “çantada keklik” muamelesi yaptığı Babacan-Davutoğlu ikilisi de utanmayacaklar mı? Birazcık izzetinefis taşıyan bir insan, “Akşener kim ki bizim adımıza siyasi projeksiyon yapıyor?” diye sorar ve esasında bu hatunun kimliğini kurcalar. Sevabına bu görevi ben yerine getireyim&#8230; Bakalım “hukuk devleti” deyip duran Babacan-Davutoğlu ikilisi işbu “hukuksuzluklar kraliçesi”ni doğru konumlandırmayı akledecek mi? Meral Akşener, DYP listelerinden milletvekili seçilmeden önce, kamuoyu tarafından tanınan bir isim değildi. Tarih bölümünü bitirdiği, doktora yaptığı, üniversitelerde ders verdiği söyleniyordu ama hakkında ayrıntılı bilgi bulunmuyordu. Talihi, bir kazayla değişti. Tarihe “Susurluk Skandalı” olarak geçen trafik kazasından sonra, İçişleri Bakanı Mehmet Ağar görevinden istifa etti. Yerine, çiçeği burnunda milletvekili meral Akşener getirildi. İçişleri Bakanı olunca, hakkında bilgi akmaya başladı&#8230; Ülkücü olduğu. MHP’de farklı departmanlarda görev yaptığı, bir dönem bazı kriminal şahıslarla ilişki kurduğu&#8230; vs. Bu rivayetler, ilerleyen zamanlarda, somut bilgilerle doğrulanacaktı. Bir iddiaya göre, 1998 yılında MİT kaçak mafya babalarından Çakıcı’nın yerini &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İP’</strong>li <strong>Meral Akşener</strong>, <strong>Ali Babacan</strong> ve <strong>Ahmet Davutoğlu</strong> üzerinden <strong>“dindar”</strong> seçmene ulaşmak istediklerini söylüyor.</p>
<p>Tek eksikleri buymuş.</p>
<p>Bu eksiği tamamladıklarında hedefe daha kolay ulaşacaklarmış.</p>
<p>Peki, hedef ne?</p>
<p>Hedef, elbette <strong>Erdoğan</strong>’ı devirmek&#8230;</p>
<p>Hatırlayalım: Bugün Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’na mihmandarlık yapan <strong>Abdullah Gül</strong>, <strong>“tam mutabakat”</strong> sağlansaydı bu görevi geçen yıl yerine getirecekti; yani kendisini Dışişleri Bakanlığı’na, Başbakanlığa, nihayetinde Cumhurbaşkanlığı’na taşıyan Erdoğan’ı devirecekti.</p>
<p>Bunu bir de itiraf etmişti.</p>
<p>Hiç utanmamıştı.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong> ve müttefiklerinin dümen suyunda gitmeyi <strong>“onur sorunu”</strong> yapmamıştı. <em>(Yol arkadaşınız, bazen sizin kalitenizi de ele verir.)</em></p>
<p>Bakalım, Meral Akşener’in <strong>“şamar oğlanı”</strong> ve <strong>“çantada keklik”</strong> muamelesi yaptığı Babacan-Davutoğlu ikilisi de utanmayacaklar mı?</p>
<p>Birazcık izzetinefis taşıyan bir insan, <strong>“Akşener kim ki bizim adımıza siyasi projeksiyon yapıyor?”</strong> diye sorar ve esasında bu hatunun kimliğini kurcalar.</p>
<p>Sevabına bu görevi ben yerine getireyim&#8230; Bakalım <strong>“hukuk devleti”</strong> deyip duran Babacan-Davutoğlu ikilisi işbu <strong>“hukuksuzluklar kraliçesi”</strong>ni doğru konumlandırmayı akledecek mi?</p>
<p>Meral Akşener, <strong>DYP</strong> listelerinden milletvekili seçilmeden önce, kamuoyu tarafından tanınan bir isim değildi. Tarih bölümünü bitirdiği, doktora yaptığı, üniversitelerde ders verdiği söyleniyordu ama hakkında ayrıntılı bilgi bulunmuyordu.</p>
<p>Talihi, bir kazayla değişti.</p>
<p>Tarihe <strong>“Susurluk Skandalı”</strong> olarak geçen trafik kazasından sonra, İçişleri Bakanı <strong>Mehmet Ağar</strong> görevinden istifa etti. Yerine, çiçeği burnunda milletvekili meral Akşener getirildi.</p>
<p>İçişleri Bakanı olunca, hakkında bilgi akmaya başladı&#8230; Ülkücü olduğu. <strong>MHP</strong>’de farklı departmanlarda görev yaptığı, bir dönem bazı kriminal şahıslarla ilişki kurduğu&#8230; vs.</p>
<p>Bu rivayetler, ilerleyen zamanlarda, somut bilgilerle doğrulanacaktı.</p>
<p>Bir iddiaya göre, 1998 yılında <strong>MİT</strong> kaçak mafya babalarından <strong>Çakıcı</strong>’nın yerini belirliyor. Akşener de, bir akrabası aracılığıyla mafya babasına yerini değiştirmesi mesajını iletiyor.</p>
<p>Bu iddia, sadece iddiada kalmadı. Bir süre sonra bir bant kaydı çıktı ortaya. Kayıtta Çakıcı şunları söylüyordu: <strong>“Şimdi Akşener ile halamın kocası işadamı, anlıyor musun? İzmit&#8217;te çok yakınen tanışıyorlar. Hemen açıyor. Bizim enişteye söylüyor. </strong>&#8216;Alaattin yerini değiştirsin&#8217;<strong>diyor.”</strong></p>
<p>İlerleyen yıllarda bu olay soruldu. Akşener yalanlamadı.</p>
<p>İrtica haberleriyle yürüyen siyaset gündeminin ikinci ve en önemli ayağını devlet içindeki çete faaliyetleri ve faili meçhul cinayetler oluşturuyordu.</p>
<p>Başbakan <strong>Erbakan</strong>’ı <strong>“irtica”</strong>dan sigaya çekenler, <strong>Çiller</strong> ve partisini çete faaliyetlerine göz yummakla, faili meçhul cinayetlere meydan vermekle suçluyordu. <strong>“Sol”</strong> çevrelerden yöneltilen bu suçlamaların odağında ise Akşener bulunuyordu.</p>
<p>İlginçtir, <strong>Refahyol hükümeti</strong> düşürülence, <strong>“çete”</strong> iddiaları gündemden kalktı. Maksat hasıl olmuştu. Silahlı ve silahsız bürokrasinin alesta tuttuğu çevreler <em>(daha çok sol çevreler)</em>için temel motivasyon hükümetten <em>(özellikle Erbakan’dan kurtulmak)</em> olduğu için, çete iddiaları bir süre <strong>“uyumaya”</strong> bırakıldı.</p>
<p>Meral Akşener yıllar sonra çete iddialarıyla ilgili olarak şu açıklamayı yapacaktır: <strong>“Ben, İçişleri Bakanlığı yaptığım dönemde tarihin en uzun, en geniş, en kapsamlı sınır ötesi harekâtına imza atmış bir bakanım. Bazıları diyor ki sosyal medyada &#8216;Meral Akşener MHP’ye genel başkan olmasın, faili meçhullerin sorumlusu O’dur&#8217; diyorlar. Ne derseniz deyin hepsi kabulümdür. Bu ülke için, bu milletin birliği beraberliği için bir şey yapılması gerekiyorsa yapmışımdır, sorumluluğunu da sonuna kadar alıyorum.”</strong></p>
<p>Bu kadarı kifayet eder sanıyorum.</p>
<p>Bir de, <strong>FETÖ</strong>’nün sevdiği ve kolladığı Akşener portresi var ki&#8230; Bunu değerlendirmeyi de Babacan-Davutoğlu ikilisinin ferasetine bırakalım.</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/babacan-ve-davutoglu-aksenerin-samar-oglani-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstemezükçü Mutsuzluğu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/istemezukcu-mutsuzlugu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/istemezukcu-mutsuzlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 10:48:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[istemezük]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12070</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın bir numaralı hava limanı açılıyor adam (ya da kadın) mutsuz. Marmaray açılıyor mutsuz. Döviz kuru düşüyor mutsuz. Faiz düşüyor mutsuz. Enflasyon düşüyor mutsuz. Barış süreci zamanı akan kan duracak diye mutsuz. İstanbul İzmir arası gidiş zamanı yarıya düşecek diye mutsuz. Ama cumhurbaşkanının ayağında galoş görünce bir mutlu bir mutlu&#8230; Ağzı kulaklarında. Galoşu neden giydiğini anlamamış ama olsun. O kadarı bile mutlu etmiş onu. Ne diyelim nasıl yaşıyor bu halde; tırnaklarını kanatana kadar yiyerek&#8230; Firuz Türker]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın bir numaralı hava limanı açılıyor adam (ya da kadın) mutsuz.<br />
Marmaray açılıyor mutsuz.<br />
Döviz kuru düşüyor mutsuz.<br />
Faiz düşüyor mutsuz.<br />
Enflasyon düşüyor mutsuz.<br />
Barış süreci zamanı akan kan duracak diye mutsuz.<br />
İstanbul İzmir arası gidiş zamanı yarıya düşecek diye mutsuz.<br />
Ama cumhurbaşkanının ayağında galoş görünce bir mutlu bir mutlu&#8230;<br />
Ağzı kulaklarında.<br />
Galoşu neden giydiğini anlamamış ama olsun. O kadarı bile mutlu etmiş onu.<br />
Ne diyelim nasıl yaşıyor bu halde; tırnaklarını kanatana kadar yiyerek&#8230;<br />
Firuz Türker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/istemezukcu-mutsuzlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
