<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mektup &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/mektup/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Dec 2021 16:28:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>mektup &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kılıçdaroğlu’nun Mektupları</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-mektuplari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-mektuplari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2021 08:26:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[market]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17939</guid>

					<description><![CDATA[Hele bak sen! Market sahiplerine mektup yazmış ve onlardan on temel gıdaya zam yapmamalarını istemiş…İktidara gelince de zararlarını tazmin edeceği sözünü vermiştir. Aslında, Kılıçdaroğlu bu mektubunu market sahiplerine gerçekten indirim yapmalarını istemek için değil de, gıda ürünlerine yaptıkları fahiş fiyat artışlarını meşrulaştırmak için yazmış olduğu anlaşılmaktadır. Market sahipleri Kılıçdaroğlu istedi diye mi zam yapmışlardı ki, O istedi diye fiyatları indirmiş olsunlar…Bu mektupla O, üreticinin tarlasından 1.5 liraya satın aldıkları domatesi marketlerinde 10 liraya satan ve 9 kat kazanan market sahiplerinin yaptıkları fahiş kârı meşrulaştırmak istemiştir. Üstelik 9 kat kazandıkları üründen yapacakları indirim nedeniyle uğrayacakları zararı da iktidar olmaları halinde tazmin edeceğini söylemektedir. Güler misin, ağlar mısın! Fırsatçılığın ve stokçuluğun Cumhurbaşkanımız veya partisi Ak Parti’nin sorunu değil de, iktidardan iktidara liderden lidere değişmeyecek milli bir sorun olduğunu görememesi ne acı değil mi! Bugün Kılıçdaroğlu mektubuyla meşrulaştırdığı fahiş fiyat artışlarını yarın iktidar olduğunda nasıl geri aldıracak? Buna imkan var mı ki! Kimi kandırıyor…! Toplumda iki kişiden birin oyunu almış çok güçlü bir lider olan Cumhurbaşkanımız fahiş zam, faiz, döviz ve altın lobileriyle baş etmeye zorlanıyor da, ya altı partinin bir araya gelmesiyle oluşacak bir topluluğun sadece sayısal olarak destek verdiği bir kişi olarak Kılıçdaroğlu bu mücadeleyi nasıl verecek? İmkanı var mı bunun? &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hele bak sen! Market sahiplerine mektup yazmış ve onlardan on temel gıdaya zam yapmamalarını istemiş…İktidara gelince de zararlarını tazmin edeceği sözünü vermiştir.</p>



<p>Aslında, Kılıçdaroğlu bu mektubunu market sahiplerine gerçekten indirim yapmalarını istemek için değil de, gıda ürünlerine yaptıkları fahiş fiyat artışlarını meşrulaştırmak için yazmış olduğu anlaşılmaktadır.</p>



<p>Market sahipleri Kılıçdaroğlu istedi diye mi zam yapmışlardı ki, O istedi diye fiyatları indirmiş olsunlar…Bu mektupla O, üreticinin tarlasından 1.5 liraya satın aldıkları domatesi marketlerinde 10 liraya satan ve 9 kat kazanan market sahiplerinin yaptıkları fahiş kârı meşrulaştırmak istemiştir. Üstelik 9 kat kazandıkları üründen yapacakları indirim nedeniyle uğrayacakları zararı da iktidar olmaları halinde tazmin edeceğini söylemektedir. Güler misin, ağlar mısın!</p>



<p>Fırsatçılığın ve stokçuluğun Cumhurbaşkanımız veya partisi Ak Parti’nin sorunu değil de, iktidardan iktidara liderden lidere değişmeyecek milli bir sorun olduğunu görememesi ne acı değil mi! Bugün Kılıçdaroğlu mektubuyla meşrulaştırdığı fahiş fiyat artışlarını yarın iktidar olduğunda nasıl geri aldıracak? Buna imkan var mı ki! Kimi kandırıyor…!</p>



<p>Toplumda iki kişiden birin oyunu almış çok güçlü bir lider olan Cumhurbaşkanımız fahiş zam, faiz, döviz ve altın lobileriyle baş etmeye zorlanıyor da, ya altı partinin bir araya gelmesiyle oluşacak bir topluluğun sadece sayısal olarak destek verdiği bir kişi olarak Kılıçdaroğlu bu mücadeleyi nasıl verecek? İmkanı var mı bunun? Üstelik aralarında bir de PKK ilişkili HDP de olacak! İktidarını şimdilik imkansız görsem de, olması halinde bile Kılıçdaroğlu’nun siyasi gücü sadece partisinin aldığı oyu kadardır. O da yüzde 24’tür. Yani seçmenin dörtte biri…!</p>



<p>İki kişiden birinden oy almış çok güçlü bir lider olan Cumhurbaşkanımız bu milli mücadeleyi vermekte zorlanıyor da, dört kişiden birinden oy almış Kılıçdaroğlu bunu nasıl yapacak? Açık söylüyorum, bu adamlar Kılıçdaroğlu’nu şamar oğlanına döndürürler! Öyle anlaşılıyor ki haksız kazancı normalleştiren bu lobiler, arkasında halk desteği olmayan Kılıçdaroğlu benzeri siyasi bakımdan çok güçsüz birinin ülkemizi yönetmesini istiyorlar. Sayısal çoğunluk olsun ama siyasi çoğunluğu olmasın! Bu yönetim şekli merhum Necmettin Erbakan hocamızın iktidarına benzer. İktidar olması için sayısal olarak destek verse de DYP, hükümetin içinde siyasi bakımdan Refah Partisi’nin siyasi rakibi gibi hareket ediyordu. Bu da büyük huzursuzluğa neden olmuştu.</p>



<p>Ondan çok daha zayıfı ve sorunlu olanı, altı bileşenli ve birbirinin zıddı olan partilerin oluşturduğu millet ittifakı iktidarı olur ki- rabbim korusun- tahammül edilmesi imkansız bir siyasi boşluğa ve kaosa neden olacaktır. Çünkü ortada çok güçlü bir lider olmayacak, sadece sayısal destek olan fakat hedef birliği olmayan topluluk olacak…</p>



<p>Böyle bir yapı mı ülkemizin ağır sorunlarıyla baş edecek!</p>



<p>İmtihanımız çok ağır olur!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-mektuplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elçiye Zeval Olur Mu…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/elciye-zeval-olur-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/elciye-zeval-olur-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ALTIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2021 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Bildiri]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükelçi]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17807</guid>

					<description><![CDATA[Peşinen söyleyelim olmaz. Ancak elçi büyükse ve kusuru da elçiden büyükse… Aslında bu hafta Cumhurbaşkanımızın Afrika ziyaretini yazmayı planlıyordum. Ancak Büyükelçiler rol çaldı. ABD Ankara Büyükelçiliği resmi sitesinden yapılan 10 Büyükelçiliğin imzaladığı ana teması ‘Osman Kavala’yı serbest bırakın’ olan açıklama bir anda gündem oldu. Türkçe olan açıklamada, ‘Osman Kavala’nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti’ diye başlıyor. Ama bu açıklamayı duyurdukları İngilizce tweet ‘bugün itibariyle Osman kavala 4 yıldır tutuklu’ diye başlıyor. Yani açıklamayı tutuklandığı günün yıldönümünde yapmışlar.&#160; Daha önce de çok kez dile getirmişlerdi. Ama bu açıklama konuyu ne kadar yakın takip etiklerinin göstergesi oldu. Açıklamadaki bir diğer ilginç detay ise ülke bayraklarını ülke isimlerine göre alfabetik sıralamışlar ama Türkçe. Almanya ile başlayan liste Amerika Birleşik Devletleri ile devam ediyor. Son sırada Yeni Zelanda var. Hâlbuki bu ülkeler Germany, USA, New Zelland olarak yazılırdı. Bu detayları geçelim içeriğe gelelim. En başta üslup çok küstahça. ‘Hakkında devam eden dava Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğüne gölge düşürmektedir’ diye makul yumuşak bir girişle başlamak istemişler ancak yabancı diplomatların kendini müfettiş gibi görme alışkanlığı bu cümleyle dışa vurmuş. Demokrasiyi sadece siz biliyorsunuz veya sadece sizin inandığınız bir değer. Hatta bize de siz öğrettiniz. Şimdi de ödev kontrolü yapan öğretmen edasıyla demokrasinize gölge düşüyor diye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Peşinen söyleyelim olmaz. Ancak elçi büyükse ve kusuru da elçiden büyükse…</p>



<p>Aslında bu hafta Cumhurbaşkanımızın Afrika ziyaretini yazmayı planlıyordum. Ancak Büyükelçiler rol çaldı. ABD Ankara Büyükelçiliği resmi sitesinden yapılan 10 Büyükelçiliğin imzaladığı ana teması ‘Osman Kavala’yı serbest bırakın’ olan açıklama bir anda gündem oldu. Türkçe olan açıklamada, ‘Osman Kavala’nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti’ diye başlıyor. Ama bu açıklamayı duyurdukları İngilizce tweet ‘bugün itibariyle Osman kavala 4 yıldır tutuklu’ diye başlıyor. Yani açıklamayı tutuklandığı günün yıldönümünde yapmışlar.&nbsp; Daha önce de çok kez dile getirmişlerdi. Ama bu açıklama konuyu ne kadar yakın takip etiklerinin göstergesi oldu. Açıklamadaki bir diğer ilginç detay ise ülke bayraklarını ülke isimlerine göre alfabetik sıralamışlar ama Türkçe. Almanya ile başlayan liste Amerika Birleşik Devletleri ile devam ediyor. Son sırada Yeni Zelanda var. Hâlbuki bu ülkeler Germany, USA, New Zelland olarak yazılırdı.</p>



<p>Bu detayları geçelim içeriğe gelelim. En başta üslup çok küstahça. ‘Hakkında devam eden dava Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğüne gölge düşürmektedir’ diye makul yumuşak bir girişle başlamak istemişler ancak yabancı diplomatların kendini müfettiş gibi görme alışkanlığı bu cümleyle dışa vurmuş. Demokrasiyi sadece siz biliyorsunuz veya sadece sizin inandığınız bir değer. Hatta bize de siz öğrettiniz. Şimdi de ödev kontrolü yapan öğretmen edasıyla demokrasinize gölge düşüyor diye ders veriyorsunuz.</p>



<p>Dikkat çeken başka bir husus ise bu listede İngiltere yok. İngiliz Büyükelçi belli ki Londra’dan aldığı talimatla imza atmaktan imtina etmiş. İngiltere ile yakınlığımız son dönemde özellikle Rus basınında sık sık dile getiriliyordu. Öyle görünüyor ki İngiltere’yi bundan sonra dış politikada daha sık telaffuz edeceğiz.</p>



<p>Bildirinin sonu tam bir fecaat, ‘derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyoruz’ şeklinde. Türkiye’nin cevabı ise şöyle oldu: ‘Çağrınızı duyduk ve şimdi size yol veriyoruz.’ Zaman zaman devlet başkanları da birbirlerinden bu tarz şeyler rica ediyorlar. Cumhurbaşkanımızın BM Genel Kurulu sebebiyle Amerika da bulunduğu sürede yeni açılan Türk Evi’nde de birçok ziyaretçisi olmuştu. Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky, o ziyaretlerin birinde Donbas’ta sudan sebeplerle tutuklu bulunan 50 Ukrayna vatandaşının serbest bırakılmasını Rusya Devlet Başkanı Putin’den rica etmesi için Cumhurbaşkanımızdan aracılık yapmasını istemiş. &nbsp;Ukrayna basınında buna dair haberler çıktı. Ancak Moskova Büyükelçiliğimiz derhal serbest bırakılması için çağrıda bulunmadı. Hiçbiri bu derece infial yaratmadı. Bu açıklamanın altında yatan duygu ve anlayış hastalıklıdır. Tepeden bakan denetleyen hakir gören sorunlu bir bakış açısı bu.&nbsp; Derhal tedavi edilmeli,&nbsp; tedavisi mümkün değilse de daha fazla zarar vermeden kesip atılmalı.</p>



<p>İlk sorulması gereken soru şu ki; Bu sizin göreviniz mi? Yargıya parmak sallamak… AİHM kararlarını referans göstermişler ama AİHM kararlarının takipçiliğini yaparken dahi bunu böyle hadsiz bir açıklamayla talimata dönüştürmeye çalışmak büyükelçinin görevi mi? &nbsp;Tecrübeli diplomatların bu açıklamanın sonuçlarını hesap etmemesi imkansız. Neden olacağı tepkiyi bildikleri halde. İddia ettikleri gibi AİHM kararlarını savunmak için yapıyor olsalar bile bu açıklamayla Osman Kavala’nın serbest kalmayacağını da hesap ediyorlardır. Peki bunu neden yaptılar?&nbsp; İntihar bombacısı gibi konuyu gündemde tutmak için kendilerinden vaz mı geçtiler? O kadar mı önemsiyorlar Kavala’yı? Sanmıyorum. Yoksa birkaç açıklama yapılıp konu kapanır mı sandılar? Bunu da sanmıyorum. Emin olduğum tek şey olayın taraflarına yani Kavala’ya, Türkiye’ye ve kendilerine de zarar verecek bir krizi bile isteye yarattılar. Bundan kim faydalanacak zamanla göreceğiz. Bununla birlikte bugün bunlardan kim medet umuyorsa şapkasını önüne koyup düşünmeli. Bugün davula öbür gün tokmağa sahip çıkarlar. Sebep ne olursa olsun bu tavır cezasız kalmamalı. Hepsi birden aynı gün ‘istenmeyen kişi’ ilan edilip sınır dışı edilmeliler ve edilecekler de. Kavgada yumruk sayılmaz artık bunları sınır dışı etmenin vereceği geçici zararı hesaplamaktansa sınır dışı etmemenin vereceği tarihi zarar hesap edilmeli. Bir daha kimsenin konunun haklılık düzeyine ilişkin tartışma olmaksızın böyle tehditkâr bir tavrı Türk Devleti’ne gösteremeyeceği öğretilmelidir. Dışişleri Bakanlığımız doğal bir refleksle konuyu diplomasi sınırlarında kalarak çözmek gayretinde, çabayı takdir ediyorum ancak mesulü olmadıkları krizin içinde boğulmalarına da gerek yoktur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/elciye-zeval-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
